GÜNÜN SÖZÜ
"Mutlu olmanın iki yolu vardır; isteklerimizi azaltmak ya da imkanlarımızı çoğaltmak."
Benjamin Franklin
Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...
"Mutlu olmanın iki yolu vardır; isteklerimizi azaltmak ya da imkanlarımızı çoğaltmak."
Benjamin Franklin
Sizi gerçekten mutlu eden nedir? Her yıl
üzerine eklenen yeni sorumluluklarınız ve mutlaka yapılması gereken
işleriniz arttıkça bu soruyu düşünmeye bile fırsat bulamıyor
olabilirsiniz. Unutmamanız gereken, küçük şeylerle mutlu olmak sadece
ruh sağlığınızı değil, fiziksel sağlığınızı da etkiler. Mutlu olmaya
özen gösterirseniz, onu daha kolay elde edersiniz. Önerilere
kulak verelim.Basit adımları takip ederek, hayatınızdaki coşku ve
mutluluğu tekrar kazanabilir, böylelikle fiziksel sağlığınızı da
korumuş olabilirsiniz.
Günlük Eğlencelerinizin Kıymetini Bilin: Eğer gün içerisinde yapılacakların bir listesini çıkarıyorsanız, sizi en çok eğlendirenleri de koymayı ihmal etmeyin. Yatağa uzanıp kitap okumayı, açık havada kahvaltı etmeyi, uzun bir yürüyüşe çıkmayı, oyun oynamayı, fotoğraf çekmeyi veya hiçbir şey yapmadan oturmayı seviyor musunuz? Aslında gün içerisinde bunlardan en az bir veya birkaçına ayırmak için vaktiniz var. Listenizi gözden geçirin, yapılması gerektiğini düşündüğünüz aslında kaç işi gerçekten yapmanız gerekiyor? Günlük aktivitelerinizi tekrar tartmalısınız. Belki aylardır yaptığınız bir şeyi artık yapmaya gerek yok, ancak alışkanlık yüzünden devam ediyor olabilirsiniz. Gereksiz aktiviteler çıkınca eminiz listeniz sizi daha mutlu edecektir.
Güçlü ve Bağımsız Olun: Hepimizin kötü günleri olur. Bitkin hissettiğimiz ve canımızın hiçbir şey yapmak istemediği günler…Ancak öyle günlerde, sorunun tam üzerine gitmek inanın çok faydalı olacaktır. 10 dakika boyunca egzersiz yapın. Bir kere hareket etmeye başlayınca kolay kolay bırakmak istemeyeceksiniz. Bir egzersiz planı yapın ve ona sadık olun. En neşeli günde de, en kötü hissettiğiniz günde de 10 dakikalık bir egzersizi es geçmeyin. Bağışıklık sisteminiz, egzersiz planınızın düzenine göre gelişecek, ve bu sizin ruh halinizi olumlu yapacaktır. Egzersiz yapmak, sizi mutlu eder.Egzersiz sonrası bir kağıda neler hissettiğinizi yazın. Egzersiz planınıza göre ilerleyen günlerde, egzersiz biter bitmez neler hissettiğinizi kısa cümlerle not almaya devam edin.
Stres Konusu: Hiçbir şeyin neşenizi almasını istemezsiniz. Fakat gün içerisinde bunu başarmak size ilk anda kolay gelmeyebilir. Gün içerisinde kısa nefes molaları verin. Evet çok basit; derin nefes alın! 3-4 tekrardan sonra kan akışınızına oksijen katmış olacak, daha sakin ve huzurlu hissedeceksiniz.Ek olarak eğer ki vakit bulabilirseniz, yoga veya masaj deneyin. Yapılan sayısız araştırma sonucunda görülüyor ki, sinirinizi hafifletir, stresi yok eder depresyon ve anksiyete duygularınızı minimuma indirir. 10 dakikalık bir yürüyüş ile, çok şekerli veya tuzlu bir atıştırmanın sizde yaratacağı rahatlama ve mutluluk hissi aynı olacaktır. Sizce hangisi daha sağlıklı?
Elinizdekileri Kullanın: Hepimizin kendimize göre çeşitli becerileri ve ilgi alanları vardır. Gönüllü olarak yapabileceğiniz bir şeyler bulmak için, yakınlardaki okul, klup veya organizasyonları araştırın. Yeteneklerinizi başkalarının iyiliği için kullanmak, mutluluğu iki taraflı getirecektir. Yapabileceklerinizi gözden geçirin, sizin belki de umursamadığınız becerileriniz başkalarının mumla aradıkları olabilir. İnanın sizdeki yetenekleri arayan birçok kişi var. Herkesin yardıma ihtiyacı vardır, neden yardım eden siz olmayasınız?
Etrafınızdakilere Saygı Duyun: Ailenizden veya arkadaşlarınızdan birkaçı ile sohbet etmek gerçekten kolay bulabileceğiniz bir aktivite olabilir. Sizi anlayan insanlarla konuşmak kolaydır. Bu kişi sevgiliniz de olabilir. Kendinizi açmanız ve vereceğiniz güven, günlük sıkıntılarınız ve endişelerinize yeni bir bakış açısıyla bakmanızı sağlayabilecek yorumlar getirebilir. Gülmek ve mutluluk arasındaki ilişki bilimseldir. Güldüğünüz zaman, kan basıncınız düşer ve mutluluk hormonu adı verilen endorfin hormonu artar. Son olarak, işyerinizdeki ilişkileri es geçmeyin. İş arkadaşlarınız sizi yakından tanıyor olabilirler. Birbirinize vereceğiniz destek, stresli zamanlarınız için çok değerli olabilir. Siz onları dinleyin, onlar da sizi dinlesin. İş arkadaşlarınızın sizin hakkında bildiklerini yadsımayın, sahi onları her gün görüyorsunuz öyle değil mi?
Mutlu hissetmek, duygusal hayatın olduğu kadar fiziksel hayatınızın da çok önemli bir parçasıdır. Zamanınıza ve bağımsızlığınıza değer verin, kendi gücünüz ve yeteneklerinizi kullanabileceğiniz alanları seçerseniz, bu sizin hem ruhunuzu hem de vücudunuzu kendine getirecektir.
Yürümek hayatınızı kurtarabilir. Çok açık ve net. Yürüyüşü hayat tarzı
içine katanlar ve günü herhangi bir mesafede yürüyüş yapmadan
bitirmeyenlerin bundan sağladığı faydalar arasında kilo vermek,
depresyonun azalması ve daha enerjik hissetmek bulunuyor.
Yürüyüşün faydalarını okuyunca, gerçekten çok şaşıracaksınız!
1. Keşke Daha Enerjik Olabilsem
Yapılan araştırmalara göre, vücudunuzu hafifçe canlandırmanın
rahatlatıcı ve enerji verici bir etkisi mevcut. Bunun anlamı ne kadar
hareket ederseniz, bir sonraki gün o kadar enerjik oluyorsunuz.
Özellikle akşam saatlerine doğru yapılacak bir kısa yürüyüşün hem
fiziksel hem de uhsal olumlu etkileri mevcut. Yani yürüyüş sonrası
olası yorgunluk, size bir gün sonra daha fazla enerji ile geri dönüyor.
Bir çalışmada günlük düzenli yapmayan ve günde 2km’ye yakın yürüyenler
araştırıldı. Gruplar arasında uyku sorunları bire üç gibi bir oran
olarak saptandı. Yürüyüş, uykuya olumlu etkili.
2. Keşke Daha Sakin Düşünebilsem
Çözmeniz gereken, sizi içten içten rahatsız eden sorunlarınızın olması büyük bir sürpriz değil. Yürüyüşün bu konuda büyük bir getirisi bulunuyor. Sakin olmanız, iyi düşünüp bir karar vermeniz gerektiğinde de , kesinlikle açık havada bir yürüyüşe çıkın. Yürüyüş sonunda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Fiziksel olduğu kadar zihinsel yararı da bulunan yürümenin, bilişsel gelişim denen olguya katkıları uzmanlar tarafından kabul ediliyor. Bunun neticesinde daha ileri yaşlarda olası bunama riski minimuma düşürülmüş oluyor.
3. Keşke Kendimi Aile Geçmişi Hastalıklarından Koruyabilsem
Ailenizin genetik kodlarınız, sizin başınıza gelebilecek hastalıklarda çok az bir rol oynar. Araştırmalar bize göstermektedir ki çoğu zaman, hayatınızı nasıl yaşıyor ve vücudunuza nasıl davranıyorsanız, karşılığını da o derece alıyorsunuz. Kendinize iyi bakmanız sayesinde birçok ciddi hastalık riskini minimuma indirebilirsiniz. Sadece yürümeye vereceğiniz önem sayesinde,
1: Kardiyovasküler hastalıklar risklerini %30 ila %50 arasında azaltırsınız.
2: Osteoartrit ağrılarınız azalır, daha dirayetli ve çevik bir bünyeniz olur.
3: Kolon kanseri riskiniz önemli ölçüde azalır.
4: Yüksek riskli kişilerin şeker hastalığına yakalanmamasına yardımcı
olur ve kanda düşük derecede glikoz oranı ile insülin dengesine
yardımcı olur.
5: Düşük kan basıncı sayesinde kalp krizi riskini azaltır.
Tabii ki en popüler yararlarından biri kilo vermenize yardımcı olmasıdır. Hareket etmeniz doğal olarak daha fazla yağ yakmanızı sağlar. Günden güne yaktığınız her kalori sonrası, kas kitle oranınız artar, ve bunun sayesinde kilo vermeniz de kolaylaşır. Bilmeniz gereken, ne kadar fazla hareket ederseniz, o derece enerjiniz olacak ve hareket etme isteğiniz de artacaktır.
5. Keşke Daha Mutlu Hissedebilsem
Ruhsal açıdan mutlu olmanızın fiziksel sağlığınıza ne derece etki yaptığını defalarca sizinle paylaştık. Yapılan araştırmalar ışığında, yürümenin sizi rahatlattığı, anksiyete ve depresyona karşı size yardımcı olduğu belirlenmiştir. Yürümekten kaçmayın, günlük aktiviteleriniz arasında yer aldıktan sonraki süreci gözlemleyin. Etkilerine çok şaşıracaksınız.
Bu ücretsiz ve reçetesiz ilacın gücüne inanmalısınız. Evet yürümek gerçekten de vücudunuz için mükemmel bir egzersizdir. Ve koşmak dahil diğer egzersiz çalışmalarından daha kolaydır. Yüksek tempoda yürümek sizin için daha iyidir. Ama yürümenin temposunu en iyi siz belirleyebilirsiniz, size uygun olanı seçecek olan yine sizsiniz.
Sabahları yürüyebiliyorsanız yürüyün ama daha önemlisi gün bitmeden akşam saatlerine doğru mutlaka kısa bir yürüyüş yapın. Göreceksiniz vakit buldukça yürüme isteğiniz artacak, kendinizi daha atletik hissedeceksiniz
Üşenmeden atılacak bir adımın size getirisi çok daha fazla olacaktır. Bir adımda hayatınızı kurtarmaya ne dersiniz?
20 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre düzgün beslenme ve stresle başa çıkabilme, genlerle aktarılan rahatsızlıklara yakalanma riskini azaltıyor.
British Medical Journal’da yayınlanan araştırmadan çıkan sonuçlar şöyle:
* Çalışmayı aniden bırakan kişilerde obezite ve bazı kronik rahatsızlıklar meydana geliyor. Bu yüzden, emekli olan kişilerin eve kapanmak yerine toplum içinde aktif rol almasının, sağlık için önemli olduğu belirtiliyor.
* Ağız ve diş bakımının düzgün bir şekilde yapılması, kalp hastalığı riskini azaltıyor.
* Sağlıklı yaşamın
en önemli ipucuysa, hareket etmek. Chicago Üniversitesi’ne göre
yürüyüşe çıkmak zekayı keskinleştiriyor, kas ve kemik yapısını
güçlendiriyor, ruh halini yüksek tutuyor.
* Sabahları lifli besinler tüketmek, kan şekerini dengeliyor.
* Günü daha uzun yaşamak için az uyumak yerine, en az altı saat uyuyup
ömrünüze daha fazla gün ekleyebilirsiniz. Çünkü uyku halindeyken, vücut
kendini daha hızlı yeniliyor.
* Vücudunuzun vitamin ihtacını kapsüller yerine, doğanın kendisinden alın.
* Daha çok gülümseyin. Kahkaha, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
* Alkol, sigara, şeker gibi maddelerden uzak durun.
* Günlük rutininizi değiştirmemeye bakın. Araştırmaya göre yıllarca
aynı saatte yatıp, aynı saatte uyanan kişiler çok daha sağlıklı.
* Ailenizden ve sosyal hayattan uzak kalmayın.
Fakat bahar yaşama ait
doğurganlığı ile farklı gelir. Güzel soluğuyla ve güzel kokularıyla bir
şeyler doğmaktadır. Kendine ait o güzellikler içinde ve görebilip
hissedebiliyorsanız bunları size sunmaktadır. Size ikram etmektedir.
Çünkü siz doğanın bir parçası iseniz bilin ki doğa da sizin bir
parçanızdır.
Tanrının hediyesidir. O güzel ambalajının içinde size ve tüm canlılara sunduğu...
Bir tohumun çiçek açması, bir ağacın yapraklarının çiçekle donanması,
yaşamda yeni bir soluktur. Toprağın kıpır kıpır hale gelmesi güzel bir
merhabadır dünyaya. Daha bir güzel uyanır insanlar doğanın bu düğününe.
Hepiniz davetlisiniz bu güzel düğün sofrasına. Hasta da olsanız,
sağlıklı da olsanız. Hastalar için bir umuttur, bir müjdedir. Bahar
yaşama bağlanmak için sağlam bir bağdır yeşil örgülerle örülmüş.
Doğa sizi sağlığa çağırmaktadır. “Bak ben neler yapıyorum” demektedir. Yeniden doğduğunu müjdelemektedir bağıra bağıra...
Yatağından doğrul, sarıl yaşama!
Hastaya sen de yatağından doğrul, umutla sarıl yaşama demektir. Sen de
yeniden doğ, yaşam güzel, üstüne doğan güne de şükret diye
söylemektedir sessizce. Güzel kokularını ta yatağın, odanın içine kadar
göndermektedir. Kapı aralarından pencerelerinden sızarak sana
sunmaktadır. Artık uyan, sağlığa merhaba der usulca fısıldayarak.
Uyan artık der bahar. Birlikte sağlık, barış ve sevgi şarkıları söyleyelim. Çünkü sağlık kendini iyi hissetmektir
aslında. Metabolizmanız değişir, hormonlarınız size tüm desteğini
verir... Doğa da vücudunuz da size yardım etmeye başlar.
Yeter ki siz, “Ben iyi olacağım, sağlığıma döneceğim” deyin. Bahar
başucunuzdaki bir şefkatli doktor, şefkatli bir hemşiredir. Kuşların
ötüşü de sizin müziğinizdir, doğanın size sunduğu.
Sağlıkla ilgili umutlarımızın arttığını hissedersiniz, yaşamın ve
yaşamanın güzel olduğunu bahar kulağınıza fısıldar bir sevgili gibi...
Sağlıkla ilgili umutların da yeşerdiği bir mevsimdir bahar, doğanın
yeşerdiği gibi. Sevgilerin, duyguların çiçek polenleri gibi dağıldığı,
yeniden bir doğumu müjdeler, bir sağlığı müjdeler insanlara.
Yeniden bir tutunmadır hayata bırakmamacasına. Yeniden sağlığa tutunmadır vazgeçmemecesine.
Size hüzün vermez öten bir kuş, çiçek açan bir dal, gürül gürül akan bir dere...
İçinizdeki çocuğu öldürmeyin
Yaşamınızın hiçbir döneminde içinizdeki çocuğu öldürmeyin. Bırakın o da
siz yaşadıkça yaşasın. O çocuk gözüyle bakın insanlara, doğaya...
İçinizdeki çocuksu barış tüm dünyayı kaplasın. İnsanlara, insanlığa ve
doğaya uzanan el olsun. Tebessüm etmeye çalışın. Gülmenin de sağlık
olduğunu bilin. Kuşların sesleri sizlere eşlik etsin. Sağlığınızla
ilgili umutlarınızı hiçbir zaman kaybetmeyin. O umuttur ki sizi
yarınlara, sağlıklı yıllara bağlar. Hastalıkta yenilgiyi kabul etmek en
kolay yoldur, zor olan onunla mücadele edebilmektir! Ondan ders
alabilmektir.
Rahmetli Tufan Demdin’in güzel bir sözü vardı. Derdi ki;
“Hayatta öyle şeylere üzülün ki kimsenin başına gelmemiş olsun, öyle şeye de sevinin ki kimse ulaşamamış olsun.”
Yaşamı böyle kabul edersek o da iç huzurumuzu sağlar, içimizdeki kavgayı bitirir.
Sağlık beyinle bedenin barışından geçer. Bu barışı sağlamış iseniz
kendi iç barışınızı ve sağlığınızı iyi yönde etkilersiniz. Kendi iç
barışını sağlamış insanlarda toplumsal barışı sağlarlar. Bu cennet
ülkede şu anda en çok ihtiyacımız olan şey de bu.
Haydi baharla birlikte sağlık ve barış şiirleri ve türküleri söyleyelim...
Dr. Eser Alptekin
İnsanların yüzlerinde tebessümün eksildiği bir toplum haline geliyoruz. Özellikle büyük kentlerimizde...
İnsanlar karşılıklı hoşgörüyü kaybetmek üzereler. Kavgadan hoşlanır olduk. Birbirini sevmeyen, birbirinden nefret eden insanların yaşadığı bir ülke haline geliyoruz. Bilerek veya bilmeyerek...
Bu topraklar Mevlana’ların, Yunus Emre’lerin, Karaca Oğlan’ların
yaşadığı ve onların bıraktığı yüce hoşgörü ve sevgi miraslarını
yaşayan, paylaşan bir toprak değil miydi, bir coğrafya değil miydi?
Bu insanları bir araya getiren karşılıklı sevgi ve saygı yok mu oluyor?
Bozulan toplum psikolojisini sadece dünyadaki ve dolayısıyla ülkemizdeki ekonomik krize bağlamak yanlış.
Yıllar önce bir gurup arkadaşla birlikte Hindistan’dayız, Yeni
Delhi’de.. Bir öğlen saatinde oranın en iyi restoranına gittik.
İstanbul’dan gelen üzücü bir haber hepimizi çok mutsuz etmişti. Ve
bizler önümüze getirilen en güzel yemekleri yiyemeden kalktık sofradan.
Hepimizin yüzünden düşen bini bir parça idi...
O sırada dışarıda taşlar üzerine oturmuş 8-10 tane genç Hintli öyle
mutluluk içindeydiler ki. Önlerinde iki çeşit toz biber ve hepsinin
ellerinde ekmek parçaları. O biberlere batırıp keyifle yiyorlardı.
Herhalde o ekonomik şartlar içinde yedikleri onların öğlen yemeğiydi. Fakat çok mutluydular, hem de çok.
Bütün
grup başımızı çevirip hayranlıkla ve imrenerek onlara baktık.Kendileri
için dahi yetersiz olan o ekmek ve biberden bize de ikram etmeye
kalktılar. Hepsi sağlıklıydı, hepsi güler yüzlüydü. Teşekkür edip
ayrıldık. Sonra kendi aramızda şunu düşündük. Cebimizde paramız vardı.
Ve Delhi’nin en iyi restoranına gitmiştik. Oradan yemek yiyemeden
kalkmıştık. Demek ki paran olsa da o bile güzel bir yemek için yeterli
değildi. Hintli gençler bize iyi bir ders vermişlerdi.
Yıllar önce değerli dostum Zülfü Livaneli’nin bir köşe yazısında
okumuştum. Tüm dünyada kişi başına düşen milli gelir tartışılırken
Asya’da küçük bir krallığı olan Bhutan kralı kişi başına düşen
mutluluğu tartışmaya açmıştı.
Acaba kişi başına düşen gelir mi önemliydi, kişi başına düşen mutluluk mu? Kararını sizlere bırakıyorum.
Daha sonraları bu düşünce dünya kamuoyunda uzun süre tartışıldı, bu konuyla ilgili kitaplar yazıldı.
Her gün gazete sayfalarında, televizyonlarda bir şiddet ve nefret
sergileniyor. Siyasi liderler kavga ediyor, kurumlar kavga ediyor,
sanatçılar kavga ediyor. Acaba bizde toplum olarak bundan hoşlanır hale
mi geliyoruz?
Kavga kişiliğimizin olabilecek en çirkin yüzü, bizim bir parçamız mı
olmaya başlıyor? Ve kesinlikle bozulan bu toplum psikolojisi içinde
sağlıkla olmaktan ve sağlıktan söz etmek mümkün değil.
Giderek insanların ruh sağlıkları bozuluyor, bu da tüm hastalıkların tetikleyicisi
Burada toplum önderlerine düşen görev barışçıl söylemlerle topluma
örnek olmaktır. Ve bunu yüreklerinde hissederek yapmalarıdır. Merak
etmesinler bu toplum o mesajları da çok rahatlıkla alır. Onlarda toplum
psikolojisinin düzeltilmesinin mimarları olurlar.
Barış mesajlarını iyi bir ses tonuyla verirseniz yerine ulaşacaktır, özellikle insanların yüreklerineÖ
Belki bu uygulama ile kısa bir sürede anlaşılmayabilirsiniz. Fakat bir
süre sonra Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Karaca Oğlan’ın torunlarının
sizi anladığını göreceksiniz. Yine göreceksiniz ki sadece geçitler,
yollar, binalar yaparak bu insanların gönüllerinde taht kuramazsınız.
Bu insanların arasında sevgiyi ve hoşgörüyü de oluşturmak, inşa etmek unutmayın görevleriniz arasındadır.
Rahmetli babam bizlere çocukken “Yaşamda muhakkak han yapın.” derdi de
biz anlamazdık. Ne hanı? Nereye? Meğerse onun yapılmasını ve
kurulmasını istediği han insanların gönüllerinde kurulacak hanmış...
Bir tebessümü ne kendi yüzünüzden eksik edin ne de diğer insanlar için
esirgemeyin . zarar etmezsiniz merak etmeyin. Çünkü bu insanlar sevgiye
ve güler yüze hasret.
Rahmetli anamın duasıyla bitiriyorum. Tüm çocukları için şu duayı
yapardı. “ Tanrım, çocuklarıma güç, kuvvet, sağlık,imkan ve iman ver.
Fakat birisine kötülük yapacakları zaman, kul hakkı yiyecekleri zaman
bunları kes, geri al.” derdi.
Şimdi bu duayı daha iyi anlıyorum...
HAFTANIN ŞİİRİ:
MUTLULUK
Bulvar sokakları dar geliyordu
Yağmurlu akşamlarında
Işıl ışıl damlalarında
Mutluluğu arayan bir insandım
Mutluluk dağların ardındaki
bir güneş
Prometenin kaybettiği ışıktı
benim için
Bulurken kaybettiğim
Kaybederken bulduğum...
Bulvar sokakları şimdi ışıl ışıl
Ellerim gülüyor, yüzüm gülüyor
Prometeden daha çabuk
davranmış
Işığımı bulmuştum .
Onun aydınlığında tüm evreni
seyrediyordum
Gülen insanıyla...
Gülen doğasıyla...
İnsanın mutlu olması ne güzel
Artık çoban eski yanık havaları
üflemiyor kavalına
Suların akışı bile bir başka türlü
İnsanın mutlu olması ne güzel
Tanrının bile yüzü gülüyor.
Eser ALPTEKİN
1962 Pertevniyal Lisesi
Dr.Eser Alptekin
Mutlu insanlar hüzünlü
akranlarından daha uzun ve daha sağlıklı yaşıyor.
Amerikan
araştırmacılar pesimistlere homurdanmak için bir tane daha neden veren
bir araştırmada optimistlerin pesimistlerden daha uzun ve daha sağlıklı
bir yaşam sürdüklerini söylediler. Amerikan Pittsburgh Üniversitesi
uzmanları, 1994’ten beri 100,000’den fazla 50 yaş ve üzeri kadını
izleyen Women’s Health Initiative(Kadın Sağlığı İnisiyatifi)
çalışmasının katılımcılarının kronik sağlık durumları ve ölüm
oranlarına bakmışlardır. Araştırmanın 8 yıllık takibinden sonra her
zaman kötü şeylerden çok iyi şeylerin olacağını düşünen optimist
kadınların herhangi bir nedenden dolayı pesimistlerden %14 ve kalp
hastalığından dolayı %30 daha az ölüm ihtimali olduğu görülmüştür. Ayrıca iyimser insanların yüksek tansiyona ve diyabete yakalanma
ve sigara içme ihtimali de daha azdır.
Araştırma ekibi ayrıca “insanların iyiliğine inanmayan kötümser insanlar” olarak
adlandırılan diğer insanlara çok az güvenen kadınları da araştırmış ve onları
daha fazla güvenen kadınlarla kıyaslamıştır.
“İnsanların iyiliğine inanmayan kötümser insanlar” grubundaki kadınlar bir
telefon görüşmesinde “Kimseye güvenmemek en emniyetli yoldur” ya da “Genellikle
benim kadar bilmeyen birinden emirler almak zorunda kalıyorum.” gibi görüşlere
katılmıştır.
Uzmanlar bu araştırmayı Chicago’da Amerikan Psychosomatic Society’nin yıllık
toplantısında sunarken bu görüşlerin onaylanmasının insanlara olan güvensizliği
kanıtladığını söylemişlerdir.
Bu tür düşünceler insanları olumsuz bir şekilde etkilemektedir.
İnsanların iyiliğine inanmayan kötümser kadınların diğer kadınlarla
kıyaslandığında(araştırma sürecinde) %16 daha fazla ölüm ihtimali vardır.
Ayrıca pesimist ve insanlara güvenmeyen kişilerin kanserden ölme ihtimali de %23
daha fazladır.
Araştırmacılar, bu incelemenin negatif davranışların negatif sağlık etkilerine
neden olduğunu kanıtlamadığını fakat bulguların bir şekilde bunların arasında
ilişki olduğunu gösterdiğini belirtmektedir.
Araştırmacılar insanların değişip değişemeyeceğini ve bu değişimin sağlığa
yararlı olup olamayacağını görmek amacıyla davranışları hedef alan terapiler
düzenlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaçları olduğunu düşünüyorlar.
Ayrıca pesimist insanlar “Benim kaderim bu, yapabileceğim hiçbir şey yok.” diye
düşündüklerinde bunun gerçekten doğru olduğundan emin olmadıklarını söylüyorlar.
İyimser Olmanın 5 Yolu
Bilimsel araştırmalar, insan ilişkilerinde pozitif davranış
sergileyenler kariyer basamaklarını daha hızlı tırmandığını gösteriyor
İyimserlik, kişisel ve iş başarınızın gizli anahtarıdır İyimserler,
heyecanlı bir yaşama ilişkin net bir vizyona sahiptirler; vizyonlarına
ulaşmak için hedefleri üzerinde tutarlı bir biçimde çalışırlar ve kendi
sorumluluklarını üstlenirler Buna karşılık kötümserlerin, harika bir
yaşama ilişkin net bir vizyonları yoktur ve şikayet etmeye, suçlamaya
ve yakınmaya bayılırlar Nasıl daha iyimser olabilirsiniz?
Kendinizi anında mutlu, emin ve iyimser hissetmenize yardımcı olmak için öncelikle basit bir araştırma yapmak gerekiyor
Çok sayıda araştırma şunu kanıtlıyor ki; iyimserler, sağlık,
zenginlik ve kariyer başarısı gibi konularda kötümserlerden daha iyi
performans gösteriyor
Test uygulanıyor
Pek çok şirket, adaylar arasında seçim yaparken, birtakım testler
uygular Önce, yüksek başarılılar teste tabi tutulurlar Yüksek
başarılılar, tipik olarak iyimserlik testinden yüksek derece alırken,
az başarılılar, iyimserlikte orta ya da düşük derece elde ederler Bu
tekrarlanan bulgu, iyimserlerin kötümserlere göre daha fazla kariyer
başarısı sağladıklarını gösteriyor
Parada daha şanslılar
İlginç bir araştırmaya göre, kendi çabalarıyla milyoner olanlar,
aynı derecede para kazanan ama milyoner statüsüne sahip olmayan
kişilere oranla daha az endişe duyarlar İyimser olmak ile milyoner
olmak arasındaki bağlantı nedir? İyimserler, kötümserlere göre,
milyoner statüsü kazanma konusunda daha avantajlıdırlar Ayrıca, tutumlu
olmak, akıllı yatırımlar yapmak ve finansal hayalleri gerçeğe
dönüştürmek için kararlı bir çalışma sergilerler Buna karşılık
kötümserler, açık ve değecek hedefler belirleme ya da milyoner olmak
için tutarlı adımlar atmada daha başarısızdırlar
BU ÖNERİLERİ SİZ DE UYGULAYABİLİRSİNİZ
1- Dik duruş ve büyük adımlar
İyimser insanlar, dik dururlar, hızlı yürürler ve büyük adım atarlar Kötümser insanlar, gevşek bir duruşa sahiptirler, yavaş yürürler ve küçük adım atarlar Başı dik, omuzları geride, büyük adımlarla son derece hızlı yürüyen birini gördüğünüzü hayal edin Bu kişi kendine güvenir Aksine, başı ve omuzları düşmüş, küçük adımlarla yavaş yürüyen biri ise kasvetli bir ruh haline sahiptir
Dik duruş neden önemlidir? Çünkü, başınızı doğrultabilmek için önce vücudunuzu dik tutmanız gerekir!
2- Neşeli bir ses tonu
Mutlu olmanın en kestirme yolu, neşeli bir ses tonu kullanmaktır Sinirlendiğiniz bir anı düşünün O sırada telefon çaldı Yanıtladınız ve sizi arayan, etkilemek istediğiniz biriydi Hiç şüphe yok ki onu etkilemek için neşeli bir sesle konuşursunuz Sonuç: Ruh halinizin hemen yükseldiğini hissetmeye başlarsınız
Neşeli bir ses, neden çok güçlü bir iyimserlik aracıdır? Psikolojik
araştırmalara göre, kişi o anda yaşadığı duyguyu hisseder Neşeli
davranırsanız, kendinizi neşeli hissedersiniz Neşeli ses, iyimser
davranmanın en hızlı yoludur
3- Mutluluk verici sözcükler
Çeşitli sözcük türleri kullanılabilir: üzücü ve mutluluk verici Kötümserler, üzücü sözcükleri kullanmaktan keyif alırlarken, iyimserler, mutluluk verici sözcüklere odaklanırlar Üzücü sözcükler: Sorun, yorgun, sıkıntılı Mutluluk verici sözcükler: Fırsat, şarj olmak, enerji dolu.
Örneğin, kötümser biri "Sorunum var." der Buna karşılık iyimser biri, "Bir dahaki sefere daha iyisini yapmak için elimde bir fırsat var." der
4- Doğru bir yaklaşıma sahip olun
İyimser biri olmanın en basit yolu, sorunlara değil, çözümlere odaklanmaktır Her sorun çıkışında hemen çözüm yaratın ve bunları eyleme geçirin
Örnekler: Üzücü yaklaşımlar: Sorunlara odaklanmak, zayıf noktalara dayanmak, finansal sıkıntıları düşünmek Mutluluk verici yaklaşımlar: Çözümlere odaklanmak, güçlü noktalara dayanmak, refaha ulaşmayı düşünmek
Çözüm odaklılık neden son derece önemlidir? Çünkü, kafanızda her
seferinde yalnızca bir düşünce olabilir Dolayısıyla, çözümlere
odaklanırsanız, sorunların içinde yüzmez, şikayet etmez, suçlamaz ya da
yakınmazsınız
5- Başkaları için örnek olmalısınız
Biri için örnek olduğunuz zamanları hatırlayın O insana yardım
ederken kendinize de yardım ediyordunuz Atalarımızın dedikleri gibi, "Ne ekersen onu biçersin."
Çalışanlar, iş arkadaşları, aile ve arkadaşlar için harika bir
iyimserlik örneğiyseniz, eşzamanlı olarak kendinizi de iyimser
yaparsınız
Bunu nasıl başarırsınız? İnsanların sizi dik dururken, büyük adım
atarken, neşeli bir ses tonuyla konuşurken, mutluluk verici sözcükler
kullanırken ve çözümlere odaklanırken gördüklerinden emin olun
Herkes iyimser olabilir İnsanlar, bu beş tekniği kullandıklarında, omuzlarından büyük bir yükün kalktığını hissederler Pozitif, mutlu ve kendinden emin olurlar Bu ipuçlarını eyleme geçirmek için, yalnızca bir iki dakikaya ihtiyacınız olacaktır Bunlar daha iyi bir sağlık, daha çok zenginlik ve daha yüksek kariyer başarısı için anahtar olabilir.
Hayatımda ilk önce
SEVMEYİ öğrendim çünkü sevdikçe kendimi hisssettiğimi ögrendim.
AFFETMENİN ne olduğunu anladım ve affetmenin aslında yeni insanlar kazandırdığını gördüm.
Bir gün geçmişime baktığımda PİŞMANLIĞIMDAN üzülmediğimi gördüm, bunları ben yaşadım.
Çünkü..
Birisini HATIRLAMANIN aslında ufak bir telefon görüşmesi kadar basit olduğunu biliyorum artık.
Aslında BANA DEĞER VEREN İNSANLARIN çok yakınımda olduğunu fakat gözlerimin hep uzaklarda olduğunu anladım.
Birisini kırdıktan sonra ÖZÜR DİLEMENİN aslında beni ben yaptığını anladım.
SEN BENİM İÇİN ÖNEMLİSİN kelimesinin verebilecek en büyük hediye olduğunu buldum.
Bir yerden sonra KELİMELERİN mana ifade etmediğini biliyorum.
Sahilde yürür ve düşünürken birinin de beni DÜŞÜNDÜĞÜ duygusu beni sevindiriyor.
MUTLU OLMANIN aslında bir kedinin güzel bir anını yakalamak kadar basit olduğunu anladım.
KAÇIRDIĞIM FIRSATLARIN aslında bana yeni fırsatlar yarattığını gördüm.
Yıldızların benim için parladığını görmeyen gözlerimin, gün geldi
HAYATIMDAN KAYAN YILDIZLARIN gömüldüğü maziyi unutması gerektiğini
anladım.
GÖZLERİN kelimelerden daha önemli olduğunu ve yalan söyleyemediklerini biliyorum.
Hayatımda YANIMDA GÖRMEK istediklerimi yanımda göreceğim, çünkü onların bana değer verdiklerini biliyorum.
TELEFONUN 160 karakterine üzüntünün, mutluluğun, yıkıntının sığdığını gördüm.
YAŞAMIN YAŞAMAYA DEĞER OLDUĞUNU VE İSTERSEM MUTLU OLACAĞIMI ÖGRENDİM.
Deniz Tınarlı
Boşanma davalarının tüm hızıyla arttığı
günümüzde, evliliklerinde mutluluğu yakalayanlar da var. Peki, ömür
boyu mutlu evliliğin sırrı ne? İşte mutlu ve huzurlu bir evlilik için
10 altın kural…
Büyük bir aşkla evlenip 2 ay sonra ayrılanlar, artık bizi şaşırtmıyor. Asıl bizi, evliliklerinin 50′nci yılını kutlayan ve bunca zamana rağmen hala birbirleri için deli olan çiftleri görmek şaşırtıyor. Evet, bunun bir sırrı olmalı… Eğer mutlu ve uzun bir evlilik istiyorsanız, bu 10 altın kuralı mutlaka uygulayın.
Aynı anda sinir olmaz
Çiftlerin arasında bazı anlaşmazlıklar olabilir. Ancak önemli olan,
tarafların aynı zamanlarda çok sinirli hareket etmemeleri. Eğer eşiniz
sinirliyse siz alttan alın. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini
bekleyin. Hem böylece istediklerinizi yaptırma şansınız da artacaktır.
Unutmayın ki “Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır” diye boşuna
söylememişler…
Birbirinize bağırmayın
Bir tartışma esnasında o sesini yükseltti diye siz de sakın bağırmaya
başlamayın. Bağırmak hiçbir şeyi çözmeyecektir. Hiçbir koşulda, eşinize
karşı sesinizi yükseltmeyin. Sevgiden önce aranızdaki saygıyı
koruyabilirseniz, uzun yıllar süren mutlu bir evliliğiniz olur.
Yumuşak eleştiri
Tabii ki eşinizin birtakım hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Bu
konudaki düşüncelerinizi dile getirmekte de özgürsünüz. Ancak önemli
olan, bunu nasıl yaptığınız… “Şu hareketinden nefret ediyorum” yerine,
“Hayatım bence böyle davranmak sana hiç yakışmıyor” diyebilirsiniz.
İktidar savaşı
Eğer tartışmayı mutlaka birinin kazanması gerekiyorsa, bırakın eşiniz
kazansın. Aşkın bir iktidar savaşı olmadığını bilerek hareket edin.
Evlilik bu durumu daha da hassaslaştırır üstelik. Tartışmayı kimin
kazandığı ya da kaybettiği ne kadar önemli sizin için?
Geçmişi bırakın
Hiçbir zaman geçmişte yapılan hataları eşinize hatırlatmayın. Bir
tartışmada, birdenbire konuyla ilgili ya da ilgisiz, eşinizin eskiden
yaptığı bir hatayı gündeme taşımayın.
İhmal etmeyin
Birbirinizden farklı hayatlarınız olabilir, eşiniz maça giderken siz de
eski kız arkadaşlarınızla dışarı çıkabilirsiniz. Ama bir plan yaparken
eşinizin fikrini almıyorsanız, yanlış yoldasınız. Eşinizi her şeyden
önde tutmalısınız.
Yatağa küs girmeyin
Şiddetli bir kavga etmiş olsanız da yatak odanıza, dolayısıyla yatağa
asla dargın girmeyin. Yatmadan önce mutlaka tüm sorunlarınızı halledin.
Yatak odanız, sizin için özel bir dünya. O odaya sorunlarınızı
taşımayın.
İltifat önemli
Gün içinde en azından bir kere hayat arkadaşınıza güzel bir söz
söyleyin. Dünyadaki birçok kişinin onu çekici bulması bir yana, asıl
önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür.
Özür dilemeyi bilin
Eğer yanlış bir şey yaptıysanız, bunu itiraf edin ve özür dileyin.
Ancak tabii ki bunu alışkanlık haline getirmeyin. “Nasılsa özür
diliyorum, konu kapanıyor” diye düşünmeyin.
Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın
Bir düşünün bakalım tartışmalarınız neden çıkıyor? Acaba
sadece karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi? Sizin hiç mi payınız
yok tartışmalarda. Elbette ki vardır. İşe ilk olarak, bunu itiraf
etmekle başlayın isterseniz. Kendinizi eleştirmekten korkmayın.
H2
Bazı besinleri tüketerek ruh durumunuzu iyileştirebileceğinizi;
isterseniz daha seksi hissedebileceğinizi veya daha girişken
olabileceğinizi biliyor muydunuz?
Yöneticinizden izin almak istiyor ve uygun fırsatı bulup söyleyemiyor
musunuz? Ya da sabah trafikte sizi sıkıştıran ve üstüne üstlük hakaret
eden adamda mı kaldı aklınız? Belki de sadece yorgunsunuz... Üstelik
bazen sadece pozitif düşünmek de yetmiyor iyi hissetmek için. Peki bu
durumda gıdaları yardıma çağıracağınızı biliyor muydunuz? Ve bunu
denemek ister misiniz?
Bazı gıdaları tüketerek olumsuz duygulardan kurtulabileceğimiz, belli
besinleri yiyerek mutlu, akıllı, enerjik ve seksi hissedebileceğimiz
size psikolojiye ihanet gibi gelmesin. Çünkü bunların arkasında da
beynin fonksiyonları ve gıdaların hormonlarla dansı yatıyor...
Gıdaların ruh durumumuz üzerindeki etkilerini, akıl ve beden
sağlığımızla ilişkisini sizler için 'Fark Etmeden Diyet Beslenme
Danışmanlığı’ndan Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ve Diyetisyen
Safiye Aksoy'la birlikte hazırladık.
Gıdaların ruh durumuyla dansı
Yediklerimizle ruh halimiz ve enerjimiz arasındaki ilişkiyi anlamak
için biraz beyin fonksiyonlarını bilmemiz gerekiyor. Uzmanlarımız bu
ilişkiyi bizim için şöyle açıklıyor: "Beyin,
sinirler arasında hareket eden ve 'nörotransmitter' adı verilen
kimyasal maddeler aracılığı ile iletişim kurar. Beyin, bu adı verilen
kimyasalları, yediğimiz besinlerden oluşturur. Diyette en hassas ve ruh
halimizi etkileyen nörotransmitterler; serotonin, noradrenalin ve
dopamin'dir. Hormonlar, kalıtım, ilaçlar ve alkol gibi başka etmenler
tarafından da etkilenen bu nörotransmitterlerin yiyeceklerle olan
ilişkisi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün yaptığı bir araştırmada
da ortaya koyulmuştur."
Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ve Diyetisyen Safiye Aksoy, hangi
besin gruplarından tüketerek istediğiniz ruh hallerine ulaşabileceğiniz
konusunda, bilimsel araştırmalarla desteklenmiş ipuçları verdi.
Daha sakin hissetmek için: Yanında protein (et, süt, peynir,
yumurta vs) olmadan tüketilen karbonhidratlar, kendinizi daha sakin
hissetmenizi sağlar. Ne kadar sakin hissedeceğiniz ise günün hangi
saatinde, ne tip ve ne kadar karbonhidrat tükettiğinizle ilgilidir.
Düşük glisemik indeksli karbonhidratlar, (örneğin, dövülmemiş kabuksuz
pirinç, tam tahıllı çavdar ekmeği, tam buğday ekmeği, patates ve
makarna) tüketmek, serotonin salgılanmasını artırdığı için, kişinin
konsantrasyonunda artış ve sakinlik hissine neden olur.
Daha mutlu olmak için: Bunun için şu 3 gıdaya özel önem vermeniz gerekir:
Somon: Somon veya benzeri yağlı balıklar hem ruh halini
iyileştiren B12 vitamini hem de depresyonu önlemede yardımcı olan
omega-3 yağ asidi içerirler. Omega-3 ayrıca beyindeki serotonin
düzeyini yükseltir. B12 vitaminiyle birlikte serotonin, ruh halini
iyileştirir ve rahatsızlık hissini azaltır. Ancak şunu unutmamakta
fayda var; bir öğün balık yediniz diye hemen yüzünüzde güller
açmayacak. Zaten istediğimiz de anlık değil, genel bir mutlu hissetme
hali olduğu için, en doğrusu balığı belirli periyotlarla tüketmek ve
ruh sağlığının yanı sıra beden sağlığımızı da korumak.
Muz: Muz, serotonin düzeyi üzerinde etkili olan B6 vitaminini
içeriyor. Eğer düzenli olarak alkol tüketiyor veya düzenli olarak doğum
kontrol hapları alıyorsanız, vücudun B6 vitamininin azalabileceğini
unutmayın.
Tavuk ciğeri: Tavuk ciğeri beyinde 'iyi hissetme' ile ilgili
kimyasalların üretiminde destekleyici olan folik asit açısından oldukça
zengin bir besindir.
Daha girişken olmak için: Daha atik, girişken ve uyanık olmanızı
sağlamak için en iyi çözüm, protein bakımından zengin, yağ ve
karbonhidrat içeriği düşük besinler (çünkü bunlar vücutta enerji
kaybına neden olurlar) tüketmektir. Kuşluk vakti, beynin enerji
sağlayan 'dopamin' ve 'noradrenalin' kimyasallarının azalmaya başladığı
zamandır. Bu saatlerde protein içeriği yüksek olan balık, kabuklu deniz
ürünleri, derişiz olarak tüketilen kümes hayvanları, yağsız kırmızı et,
az yağlı peynir, kaymağı alınmış veya az yağlı süt, az yağlı yoğurt,
kuru baklagil gibi besinleri yiyerek vücudunuza 'tirozin' isimli bir
aminoasitin alınmasını sağlarsanız, beyin bunu direkt daha girişken,
uyanık ve canlı olmanızı sağlayacak kimyasallara dönüştürmeye hazır
olacaktır.
Bunun yanı sıra içeriğinde 'bor' minerali bulunan yiyecekler de
(örneğin, elma, üzüm suyu, avokado ve brokoli) daha canlı ve atik
olmanıza yardımcı olur. Bor içeren yiyecekler ayrıca el-göz
koordinasyonunu, dikkat toplamayı ve kısa süreli hafızayı etkiler. Bor
açısından zengin olan yiyecekler, aynı zamanda, sağlıklı bir kemik
yapısı ve kan şeker düzeyi de sağlar.
Daha az stres, daha çok pozitif düşünce için: Ruh hali ve iştah
üzerinde etkili olan bir diğer kimyasal grubu da 'endorfînler'dir.
Bunlar pozitif ruh hali sağlayan, acıya hassasiyeti ve stresi azaltan,
adeta vücudun doğal uyuşturucu etkili kimyasallarıdır. Endorfin, kişi
acı, açlık içindeyken veya egzersiz sırasında salgılanır... Endorfin
ile ilişkisi olan bir yiyecek maddesi, çikolatada bulunan 'feniletilamin'dir. Çikolatanın yüksek şeker, yağ, feniletilamin ve kafein
içeriğiyle ruh hali üzerinde olumlu etkisi olduğuna dair birçok kanıt
ortaya çıkarılmış. Uzmanlarımız, çikolatanın içindeki şekerin, kimyasal
serotonin salgılamasını, yağ ve feniletilaminin ise endorfin
salgılamasını tetiklediğini söylüyorlar ve bu kombinasyonun 'optimal
beyin mutluluğu' adı verilen bir etkiye neden olduğunu ekliyorlar.
Tabii aynı zamanda çikolatadaki kafeinin geçici bir
canlandırıcı/uyarıcı etki yaptığını da unutmamak gerek!
Daha seksi hissetmek için: Fındık için 'aganigi' kampanyası uzun
zamandır yapılıyor. Peki küçücük bir fındığın bunu nasıl yaptığını
öğrenmek ister misiniz?
Fındık: L-arginin adı verilen amino asitler bakımından zengin olan fındık ve susam (genital bölge de dahil olmak üzere) tüm vücutta kan dolaşımını hızlandırır. Bu sayede seksi daha çok düşünür ve daha seksi hissederiz. Ayrıca yumurta ve ette de az miktarda L-arginin bulunduğunu hatırlatalım.
Daha enerjik olmak için: Hangimiz günün herhangi bir saatinde
pilimizin bittiği hissine kapılıp, daha enerjik bir ruh haline girmeyi
istemeyiz ki? İşte 'iyi gelecek' gıdalar...
Portakal, elma, soya sütü ve yoğurt: Bu yiyecekler yavaş
sindirilen karbonhidratlardır. Bu sebeple vücut için daha uzun süreli
bir besin kaynağı teşkil edip, enerji sağlarlar.
Ayçekirdeği: İçeriğindeki magnezyum sayesinde kas ve sinirlerin
normal fonksiyonlarını yerine getirebilmelerini sağlar, kalp ritmini
düzenler ve kemikleri güçlendirir. Magnezyumun aynı zamanda enerji
metabolizması ve protein sentezi üzerinde de rolü vardır.
Ton balığı: Ton balığı, egzersiz
sonrasında tüketmek için harika bir seçimdir. İçeriğindeki protein
sayesinde, kasların yenilenmesini sağlar. Bunun yanı sıra vücutta
atiklik kimyasallarının işleyişinde de rolü vardır.
Kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız: C vitamininden zengin
taze meyve ve sebzeler sizin için oldukça yararlı olacaktır. Bu
yorgunluk dönemlerinde dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da
iştahtaki azalmadır. Çünkü böyle dönemlerde bireyler çoğunlukla yemek
yemek bile istemeyebilirler. Bunun için kivi, portakal, çilek,
kuşburnu, yeşilbiber ve havuç gibi taze sebze ve meyveleri tüketerek
yorgunluk hissinin azalmasına yardımcı olabilirsiniz.
Kendinizi çok bezgin hissediyorsanız: İçeriğindeki triptofan
isimli aminoasite bağlı olarak, bu dönemde özellikle kalsiyum açısından
zengin süt, yoğurt ve peynir gibi protein kaynaklı besinlerin
tüketimini artırırsanız, kendinizi daha enerjik hissedebilirsiniz. Yine
C vitamini ihtiyacı bu dönemde artacağı için günlük taze meyve ve sebze
tüketmeye özen gösterin. Bir bardak süt, meyveli yoğurt veya l kase
sütlü tatlı gibi bir alternatifi ara öğünlerinizde tüketerek,
yaşadığınız bezginlik duygusunun azalmasını sağlayabilirsiniz.
Çekingen olduğunuzu düşünüyorsanız: İçeriğindeki fosfor
mineralinin etkisine bağlı olarak, bu gibi dönemlerde yüksek miktarda
balık tüketimine özen göstermelisiniz. Haftada en az 2-3 gün,
mevsiminde taze balık tüketebilirsiniz. Bunun yanında çeşitli
kurubaklagil yemekleri ve tarn buğday içeriğiyle bulgur tüketimini
artırarak, yaşadığınız çekingenlik duygusundan kurtulabilir ve
kendinize olan güveninizin arttığını gözleyebilirsiniz.
Çok öfkeli olduğunuzu düşünüyorsanız: Kafein, vücutta serotonin
hormonunu etkilediğinden, öfkeli olduğunuz dönemlerde kahve
tüketiminizi azaltın. Bunun yanında kırmızı et tüketimini azaltıp,
günlük fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohum tüketimini artırırsanız,
giderek sakinleştiğinizi göreceksiniz.
Kaygılı günler yaşıyorsanız: Yoğun kaygı veya endişe durumunda
vücuttan aşırı sıvı kaybı olur. Bu nedenle kaybedilen sıvının yerine
konulması için içtiğiniz su miktarını artırmalı, hafif bir çorba,
komposto veya taze meyve suları içerek diyetinizi desteklemelisiniz.
Yine vücutta serotonin salınımmı artırıp, kaygınızı yenmenize yardımcı
olması açısından arada beyaz ekmek, makarna, kraker, pirinç gibi
karbonhidratlı besinler de tüketmeniz faydalıdır.
Kendinizi çok bezgin hissediyorsanız: İçeriğindeki triptofan
isimli aminoasite bağlı olarak, bu dönemde özellikle kalsiyum açısından
zengin süt, yoğurt ve peynir gibi protein kaynaklı besinlerin
tüketimini artırırsanız, kendinizi daha enerjik hissedebilirsiniz. Yine
C vitamini ihtiyacı bu dönemde artacağı için günlük taze meyve ve sebze
tüketmeye özen gösterin. Bir bardak süt, meyveli yoğurt veya l kase
sütlü tatlı gibi bir alternatifi ara öğünlerinizde tüketerek,
yaşadığınız bezginlik duygusunun azalmasını sağlayabilirsiniz.
Çekingen olduğunuzu düşünüyorsanız: İçeriğindeki fosfor
mineralinin etkisine bağlı olarak, bu gibi dönemlerde yüksek miktarda
balık tüketimine özen göstermelisiniz. Haftada en az 2-3 gün,
mevsiminde taze balık tüketebilirsiniz. Bunun yanında çeşitli
kurubaklagil yemekleri ve tarn buğday içeriğiyle bulgur tüketimini
artırarak, yaşadığınız çekingenlik duygusundan kurtulabilir ve
kendinize olan güveninizin arttığını gözleyebilirsiniz.
Çok öfkeli olduğunuzu düşünüyorsanız: Kafein, vücutta serotonin
hormonunu etkilediğinden, öfkeli olduğunuz dönemlerde kahve
tüketiminizi azaltın. Bunun yanında kırmızı et tüketimini azaltıp,
günlük fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohum tüketimini artırırsanız,
giderek sakinleştiğinizi göreceksiniz.
Kaygılı günler yaşıyorsanız: Yoğun kaygı veya endişe durumunda
vücuttan aşırı sıvı kaybı olur. Bu nedenle kaybedilen sıvının yerine
konulması için içtiğiniz su miktarını artırmalı, hafif bir çorba,
komposto veya taze meyve suları içerek diyetinizi desteklemelisiniz.
Yine vücutta serotonin salınımmı artırıp, kaygınızı yenmenize yardımcı
olması açısından arada beyaz ekmek, makarna, kraker, pirinç gibi
karbonhidratlı besinler de tüketmeniz faydalıdır.
ekolay.net