| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

1279 "kadın" etiketi kullanan gönderi (sayfa 3)"kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Çocuğum Dil Öğrenmeye Kaç Yaşında Başlamalı?

Çocuğum dil öğrenmeye kaç yaşında başlamalıÇocukların erkenden yabancı dil öğrenmeleri çok önemli. Onları yabancı dille nasıl tanıştırabiliriz?

Her anne babanın sıklıkla sorduğu sorulardan biridir bu: ‘Çocuklar dil öğrenmeye ne zaman başlamalı? Özel bir dönem, kritik bir eşik var mı?’ Peşi sıra da akıllara Ya geç kaldıysak?’ sorusu gelir.

Eğitim bilimciler ve çocuk gelişimciler, dil öğrenmeye kesin şu yaşta başlamak gerekir diyemiyorlar. 

notaBugün gelinen ortak nokta şu ki, ergenlikten önce mutlaka başlanmalı. Bunun sebebi de ergenlikten sonra beynimizin o her tür öğrenmeye açık esnek yapısının biraz katılaşmaya başlaması. Bu katılaşmayı yaşam deneyimlerinin artması olarak düşünün. Bunun getirdiği ön yargılar, endişeler ve hatta yanlış öğrenmeler de var tabii. Bunlar çocuklarımızın kafasında yer etmeye başlamadan önce -ki eşik önceden de dediğimiz gibi ergenlik– onu en az bir yabancı dille tanıştırmamız gerekiyor.

ÇOCUĞUMU BİR DİLLE NASIL TANIŞIRABİLİRİM?

Çocuklar ana dillerini öğrenirken de yeni bir dil öğrenirken de bir “sessiz dönem” geçirirler. Bu dönemde etraflarında neler oluyor gözlemler, her sesi dinlerler ve aynı bir teyp gibi her şeyi kaydederler. Daha sonra da model aldıkları davranış, söz hatta mimikler dahil her şeyi üretmeye başlarlar. Bu dönemler onları yepyeni bir dille tanıştırmak için çok değerli bir fırsat bizim için. Onları mümkün olduğunca, öğrenmesini istediğimiz dile çeşitli yollarla maruz bırakmamız gerekiyor.

BU MODELLER KİM VEYA NE OLABİLİR?

Eğer dil bilen bir anne babaysanız bu model başta siz olabilirsiniz. Öğrendiğiniz İngilizce bir ninniyi veya şarkıyı onu her gece uyuturken söyleyin, yeter de artar bile. Yalnızca bunu yaparak onun tazecik beyninde yepyeni bir kapı açmış olursunuz.

Eğer dil bilmiyorsanız, piyasada veya internet ortamında bulabileceğiniz harika İngilizce şarkılar var. Bebeğiniz veya çocuğunuz oyun oynarken, yemek yerken arkadan bir yerlerden bu şarkılar çaldığında bile dil becerilerinin gelişimine tohum atmış olursunuz.

Eğer erken çocukluk döneminde, artık üretim safhasına geçmiş bir çocuğunuz varsa, orijinal, dublajsız çizgi filmler biçilmiş kaftan. Geçen her sözü anlamasına hiç gerek yok. Önemli olan yabancı dili dinlemesi ve kaydetmesi.

“Sadece dinlemekle olur mu?” demeyin, çünkü uygun bir modelden dinleyeceği her anlamlı söz ileriki konuşma becerilerine bir katkıda bulunuyor.

Yukarıda sıraladığım yöntemleri uyguladığınızda bir anda bülbül gibi yabancı dili konuşmaya başlamayacak tabii ki çocuğunuz, ama ilk adımı atmış olacaksınız.

Evren Gürkaynak 

Doğumdan Sonra Seks Hayatı

Doğumdan sonra seks hayatıAilenize yeni bir üye katılması sizi seksten uzaklaştırmasın. Doğumdan sonra cinsel isteksizlik duygusunu aşmak sizin elinizde…

Dokuz aylık geri sayım sona erdi ve dünyanın en güzel varlığına, bebeğinize kavuştunuz. Peki, bundan sonra eşinizle tıpkı hamilelik öncesi olduğu gibi sorunsuz bir cinsel hayat yaşamanız mümkün mü? Uzmanlar bu soruya, “evet” yanıtını veriyor.

Ancak, kendinizi bu yeni hayata nasıl hazırladığınızla ilgili her şey. Ne de olsa eşinizin yanı sıra tüm ilginizi vermeniz gereken bir bebeğiniz var artık kucağınızda.

Kadın neden seksten uzaklaşır?
Uzmanlara göre, normal doğumdan yaklaşık altı hafta, sezaryenle doğumdan ise üç ya da dört hafta sonra fizyolojik olarak kadınlar cinsel ilişkiye girmeye müsait hale geliyorlar. Ancak, psikolojik olarak kendinizi seks yapmaya hazır hissetmeyebilirsiniz. Zira artık bir annesiniz ve kimliğinizi sadece annelik ile özdeşleştirip kadınlığınızı bir kenarda bırakmış olabilirsiniz.

Annelik duygusunun vermiş olduğu endişe ve sürekli çocuğu düşünme telaşı ile çoğu yeni anne, eşini ikinci plana attığının farkında bile olmaz.

Şu da bir gerçek ki doğumdan sonra kadınlık hormonlarının bir kısmı azaldığından cinsel istek de azalabilir. Ancak, bu geçici bir durumdur.

Süt verme döneminin ortalarına doğru hormonal fonksiyonlar tekrar normale dönmeye başlayacaktır. Sorun uzun vadede devam ederse, cinsel isteksizlik ve ilişki kuramama söz konusu olursa, doktorunuza danışarak hormon tedavisi uygulayabilirsiniz.

Erkek nasıl davanmalı?

Çocuktan sonra cinsellikten uzaklaşma, sadece kadında değil, erkekte de görülebilen bir durumdur.

Karısının sekse karşı ilgisiz olması, ilgisini bebeğine yöneltmesi, erkeği de seksten soğutabilir. Ya da seks yapmayı istediği halde eşinin artık kendisiyle ilgilenmediği ve dışladığı düşüncesiyle mutsuz olabilir.

Çiftin birbirine karşılıklı anlayışla yaklaşması, özellikle erkeğin eşinin bu döneminin geçici olduğunu bilerek sabır göstermesi önemlidir.

Cinsel ilişki olmasa bile sarılıp öpüşmeyi, tensel teması hiçbir şekilde kesmemek, her iki taraf için de doğru olandır.

Eşi normal doğum yapan erkeklerin bazıları, doğum sahnesini düşünerek seksten soğuduklarını ya da eşlerini emzirirken izlemelerinin seks isteğini azalttığını söylese de uzmanlar, bunun cinsel ilişkiden kaçmak için geçerli bir bahane olmadığı konusunda birleşiyorlar. Zira anneliğin başka, cinsel dürtünün başka bir şey olduğunu söylüyorlar.

İletişim kurmayı deneyin
Şunu iyi bilmek gerekiyor ki çocuktan sonra çiftlerin sekse olan ilgilerinin azalması, geçici bir durumdur.

Doğumdan sonraki ilk dönemde ortaya çıksa da zamanla eşler birbirlerine karşı cinsel ilgi duymaya yeniden başlarlar.

Tüm ilişkilerde anahtar niteliği taşıyan “iletişim”, bu sorunda da devreye girmelidir. Eşler birbirlerine baskı yapmadan destek olmak ve sevgi göstermekle süreci kolaylaştırabilirler. Ancak, bebekten sonra hiçbir şekilde cinsellik yaşanamıyorsa, bir uzmandan yardım almak gerekebilir.

Emzirmek, hamile kalmaktan korumaz
Yaygın kanının aksine, emzirme, doğurganlığı geciktirse de kadının ne zaman adet görmeye başlayacağı önceden bilinemeyeceğinden, emzirme dönemi hamile kalınmayacağı anlamına gelmez. Bu dönemde en iyi doğum kontrol yöntemi, erkeğin prezervatif kullanmasıdır.

Doğum sonrası kadının vajina duvarları ve rahmi genişlediğinden diyafram, doğum kontrol yöntemi olarak etkisiz kalabilir. Ancak doğumdan iki, hatta üç ay sonrasında diyafram kullanılabilir.

Emziren kadınların doğum kontrol hapı seçerken dikkatli olmaları ve mutlaka doktora danışmaları gerekiyor. Hap kullanmakta zorlananlar için doktorunuz, enjeksiyon yöntemleri önerebilir.

Kendi İyiliğiniz İçin Yavaşlayın

KadınEnerjinizi artırmak, iş hayatında başarılı olmak, hatta daha iyi bir anne olmak için kendinizi biraz yavaşlatın!

Araba kullanıp ‘bir yandan da’ makyaj yapanlar (çünkü evden aceleyle çıkılmıştır ve hemen işe yetişilmesi gerekiyordur) veya televizyonda haberleri izlerken ‘bir yandan’ bilgisayardaki işlerini halledenler (çünkü bilgisayardaki kişisel işlere ayıracak başka vakit yoktur) veya ev alışverişini yaparken ‘bir yandan da’ telefondan atması gerek mesajları atanlar… Kısacası sürekli ‘bir yandan da’ şeklinde yaşayanlar. Bu yazı sizler için!

Bu modern çağ hastalığından kurtulmanın vakti geldi. Sürekli acele etmek, telaş halinde olmak ufak bir detay gibi gözükse de; yorgunluk, stres, kilo kaybı, cinsel isteksizlik gibi sorunlara neden olabiliyor. Dolayısıyla kendinizi yavaşlatmayı öğrenirseniz ve bunu yaşamınız boyunca uygulayabilirseniz, birçok hastlığa yakalanma riskini azaltabilir, daha iyi ilişkilere sahip olup, daha uzun yaşayabilirsiniz…

Yavaşlayın; enerjiniz artacak
Böylesine hızlı bir tempoda yaşamak, sağlıksız bir şekilde nefes almaya, kesik soluklara; dolayısıyla beyin ve vücut için gerekli olan yeterli seviyede oksijenin alınmamasına neden olur. Bu da halsizliğe, bitkinliğe ve sinirliliğe yol açar... Peki enerjimizi yükseltmek için nasıl yavaşlayabiliriz? Nefesinizi burundan içinize çekerek 1'den 4'e kadar sayın. Ardından yine aynı şekilde sayarak nefesinizi burnunuzdan yavaşça bırakın. Diyaframınıza dikkat edin; nefes alırken yükselip, verirken sönmesine özen gösterin. Bunu gün boyunca aklınıza gelen her zamanda uygulayın.

Yavaşlayın; formunuzu koruyabileceksiniz
Fazla kilolarınızın sebeplerinden birinin hızlı yemek yemek olduğunu biliyor muydunuz? Tabağınızı hızlı bir şekilde silip süpürdüğünüzde, midenize "doydum" sinyalini beyne göndermesi için ihtiyacı olan 20 dakikayı vermemiş oluyorsunuz. Dolayısıyla sinyal beyninize ulaşana kadar siz ihtiyacınız olandan çok daha fazla kaloriyi almış oluyorsunuz. Ayrıca telaş ve acele yüzünden ertelediğiniz öğle veya akşam yemekleri de vücudunuzun kalorileri yağ olarak depolamasına ve kilo almanız neden olur. Peki yemek konusunda nasıl yavaşlayacağız? Yemek yerken televizyon izlemeyerek, cevapsız e-mail'lere cevap yetiştirmeye çalışmayarak; yani teknolojiyi devre dışı bırakıp yediğimiz yemeğin her lokmasını hissederek, ruhumuzu da besleyerek... Düşünsenize, eğer o son birkaç lokmayı ağzınıza atmadan önce doyduğunuzu fark edip, elinizdeki çatalı bırakırsanız, bir günde aldığız kalori miktarından 100 kalori azaltabilirsiniz; ki bu da yılda 5 kg eder.

Yavaşlayın; daha iyi bir anne olacaksınız
Eğer günleriniz bebeğinizin oyuncaklarını toplayıp, evin dağınıklığını düzene sokmak, yemekleri hazırlamak ve ev dışındaki işlerinizi halletmekle geçiyorsa; çocuğunuzu yakından tanıma fırsatını her geçen gün kaybediyorsunuz demektir. Küçük yaşlarında özellikle onlarla iletişim kurarak ilgilenmeniz gerektiğinden, işlerinizi hafifletmeli, yavaşlamalı ve vaktinizi çocuğunuza ayırmanızı tavsiye ederiz. Zaman konusunda sıkışık olmanız çok normal, ama çok kısa süreler yaratarak çocuklarınızla ilgilenmeniz mümkün. Mesela onlar kahvaltı ederken öğle yemeğini hazırlamak üzere tezgah başına geçmek yerine onlarla birlikte masaya oturun; veya onlar oyun oynarken siz de çamaşırları toplamaya kısa bir ara verin ve oyunlarına dahil olun...

Yavaşlayın; iş hayatında daha başarılı olacaksınız
İşteki projelerinizi bitirmek için acele etmek, ardı ardına toplantılara girmek ve aynı anda birçok işi üzerinize almak hem yaratıcılığınızı, hem de üreticiliğinizi yok edecektir. Bu kadar çok işi aceleyle halletmeye çalışmak, derin düşünme yetinize izin vermeyecek, böylece çözüm üretmenizi engelleyecek; hatta hatalar yapmanıza neden olacaktır. Peki iş hayatında daha verimli olmak için nasıl yavaşlamalı? Öncelikle bitirmeniz gereken işlere karar verin ve sıralayın; kendinize sorun "İlk önce hangisini yapmalıyım?". Bu şekilde her işe ayrı odaklanarak, birini başarıyla tamamladıktan sonra diğerine odaklanın.

Yavaşlayın; daha iyi bir seks yaşamınız olacak
Kronikleşmiş acele hastalığı stres hormonlarının artmasına neden olur; böylece vücudun dopamin, yani libidoda önemli rol oynayan doğal kimyasallarının üretimini engeller. Cinsel yaşamızın yerini bir anda uyku dolu geceler alır. Dolayısıyla yavaşlama bu açıdan da önemlidir. Nasıl bir yavaşlama mı? Telaşınıza neden olan zamansızlığın içinde partnerinizle iletişime mutlaka vakit ayırarak. Ne kadar duygusal bir iletişime sahip olursanız, birbirinizi o kadar daha fazla arzularsınız.

İlişkilerdeki Temel Problemlerin Çözümleri

Aşkİlişkilerinde, eninde sonunda birkaç engebeyle karşılaşmayan çift sayısı çok nadirdir. Uzmanlar, eğer bu problemlerin neler olabileceğini önceden kestirebilirseniz, fırtınayı atlatma şansınızın artacağını söylüyor.

Normal olarak bir çiftin hayatlarını birleştirmeden önce belli başlı bazı konuları tartışması beklenir: para, ihtiyaçlar, aile yaşantısı gibi… Tabi ki öncesinde bu konuları konuşmuş olsanız bile, evlilik (veya uzun süreli birlikte yaşanılan bir ilişki) kesinlikle düşündüğünüz gibi olmayacaktır.

‘‘Evlilikteki Dönüş – The Marriage Turnaround’’ kitabının yazarı, evlilik ve aile terapisti Dr. Mitch Temple’a göre, her evlilikte sorunlar çıkmasına rağmen, bu sorunları idare etmede başarılı olan çiftler aşklarını devam ettirebiliyorlar. Evlilik süresince çabalayarak, problemleri çözmeye uğraşarak, ve günlük yaşamdaki karmaşık konuların etrafından ustaca sıyrılmayı öğrenerek başarı kazanıyorlar.

İşte bazı sıkça görülen sorunlar ve bunların nasıl çözüleceği hakkında ipuçları:

İlişki Problemi: İletişim

‘‘Aileleri Kaynaştırmak – Blending Families’’ kitabının yazarı Elaine Fantle Shimberg, ‘‘Bütün ilişki sorunları zayıf iletişim becerisinden çıkar. Cep telefonunuzu kontrol ederken, TV izlerken veya bir indirim mağazasında dolanırken, iletişim kurulamaz.’’ diyor.

Sorun giderici stratejiler:

• ‘‘Zaman yaratın… Evet, gerçek bir buluşma ayarlayın. Eğer birlikte yaşıyorsanız, cep telefonlarınızı titreşime alın, çocuklarınızı yatırın ve ev telefonunuza telesekreter cevap versin.’’ diyor Shimberg. Gerçekten ona zaman ayırın.
• Eğer sesinizi yükseltmeden konuşamıyorsanız, sizi bağırırken görürlerse hoş hissetmeyeceğiniz yerlerde tartışın. Kütüphane, park, restoran gibi… Evet yanlış duymadınız, bağırmak sizi utandırabilir ve bu da sesisini alçatmanızı sağlar . Bu sayede kendinizi zorlayarak da olsa düzgün bir iletişimin ilk adımları atılabilir.
• Bazı tartışma kulları koyun. Bir taraf diyeceklerini bitirmeden söz kesmemek, ‘‘Her zaman böyle yapıyorsun.’’, ‘‘Hiçbir zaman şöyle yapmıyorsun.’’ gibi cümleleri yasaklamak gibi…
• İletişimimin büyük bir kısmının dinlemek olduğunu unutmayın ve vücut dilinizin bunu yansıtmasını sağlayın. Yani kağıtlara bir şeyler karalamayın, saatinize bakıp durmayın, tırnaklarınızı kemirmeyin vb… Kafanızla onaylayın ki karşınızdaki kişi mesajın yerine ulaştığına emin olsun. Eğer gerek duyarsanız cümleyi yineleyin. Örneğin; ‘‘Anladığım şu ki ikimizin de çalışıyor olmasına rağmen senin evde daha fazla iş yaptığını söylemek istiyorsun.’’ gibi. Eğer haklıysanız, karşınızdaki onaylayabilir ve aslında karşınızdakinin asıl demek istediği ‘‘Hey, devamlı arkanı toplamak zorunda bırakarak bana çok daha fazla iş çıkartıyorsun!’’ ise bile bunu daha nazik bir biçimde söyleyebilir.

İlişki Problemi: Seks

Amerika’da yayınlandığı ilk günden itibaren ilişkilere mantıklı çözümler getiren bir kaynak olarak bakılan kitap ‘‘Lütfen Hayatım, Bu Gece Olmaz – Please Dear, Not Tonight’’ yazarı Fay, ‘‘Birbirlerini seven partnerler bile sekste uyumsuz olabilirler. Bu sorunlar bize kadınlarında erkeklerin de aslında cinsellik eğitimi ve kendi seksüel farkındalığının yetersiz olduğu gerçeğini veriyor.’Ancak yine de seks yapmak belki de vazgeçmemiz gereken en son şey. Seks bizi birbirimize yaklaştıran, vücutlarımıza fiziksel ve zihinsel olarak yardım eden hormonları açığa çıkarır ve sağlıklı bir çiftin arasındaki kimyayı canlı tutar.’’ diye de ekliyor.

Sorun giderici stratejiler:

• Fay’e göre çözüm; ‘‘Plan, plan, plan’’. ‘‘Bir günde uzlaşın. İlla ki iki tarafın da yorgun olacağı bir gece olmasına gerek yok” diye öneriyor Fay. ‘‘Seksin tarihi bir kere belli oldu mu, bu durum ilgiyi arttırır.’’ diyor Fay ve bazı şeyler katmanın seksten alınacak keyfi de arttıracağını ekliyor.
• California’lı yüksek lisans sahibi fizyoterapist Allison Cohen ise, ayrıca partnerinize onun neyin tahrik ettiğini sormanızı ve kişisel bir ‘seks listesi’ hazırlamanızı öneriyor. Tabi ki aynı şeyi partnerinizin de yapması kaydıyla. Birbirinizin gerçekte nelerden tahrik olduğunuzu öğrenin. Cevaplar sizi şaşırtabilir. Listeleri karşılaştırın ve iki tarafın da hoşuna gidecek yeni senaryolar üretmekte kullanın.

İlişki Problemi: Para

Para problemleri, yüksek düğün masrafları yüzünden düğün yeminleri edilmeden çok daha önce bile başlayabilir. Amerikan Ulusal Kredi Danışmanlık Vakfı (NFCC), özellikle para sıkıntısı olan çiftlere düğünden önce finansal durumları hakkında uzun bir konuşma yapmalarını öneriyor.

Sorun giderici stratejiler:

NFCC uzmanları, bu çok gereken konuşma için şu tavsiyeleri veriyor:
• Şu andaki finansal durumunuz hakkında dürüst olun. Eğer işler kötüye giderse, aynı hayat tarzını devam ettirmek gelir kaybınız inanılmaz bir dereceye ulaşana kadar sürer.
• Konuya bir savaş gibi yaklaşmayın. Bunun yerine iki taraf için de uygun ve tehdit unsuru içermeyen bir zaman belirleyin.
• Bir tarafın çok harcayan, diğer tarafın da biriktiren karakterde olabileceğini, bu iki durumun da avantajları olduğunu ve karşınızdakinin eğilimlerden bir şeyler öğrenebileceğinizi kavrayın.
• Borç veya gelir saklamayın. Masaya son alınan kredi raporunuzu, banka duyuruları, ödeme emirleri, sigorta poliçeleri, borçlar ve yatırımlar gibi dokümanlarınızı getirin.
• Karşınızdakini suçlamayın.
• Tasarruflarınızı biriktiren ortak bir bütçe hazırlayın.
• Kimin aylık hangi faturaları ödemekten sorumlu olacağına karar verin.
• İki tarafa da belli bir miktar parayı kendi kararıyla harcama konusunda izin verin.
• Uzun ve kısa vadeli hedeflerde uzlaşmaya varın. Kişisel hedeflerin olması iyi bir şey ama ailevi hedeflerinizi de düşünmeniz gerek.
• Eğer gerekli olursa, ebeveynlerinizin yaşlandıklarında bakımıyla ve finansal ihtiyaçlarıyla ilgili neler yapabileceğinizi konuşun.

İlişki Problemi: Evdeki İşlerle İlgili Tartışma

‘‘Günümüz ekonomisi nedeniyle bugünlerde çoğu çift dışarıda, hatta çoğu zaman bir işten fazla işte çalışıyor. Bu yüzden evin gerektirdiği işleri eşit şekilde bölüşmek çok önemli. ‘’ diyor Prof. Dr. Paulette Koufmann Sherman. Sherman, ‘‘Bütün Yönleriyle Flört: Çekim Kanununu Gönül İşlerinde Nasıl Kullanırsınız? – Dating From Inside Out: How to Use the Law of Attraction in Matters of the Heart’’ kitabının da yazarı. Sorun giderici stratejiler:

• Evdeki ayrı işleriniz konusunda organize ve açık olun. Sherman, ‘’Yapılacak bütün işleri bir kağıda yazın ve kimin neyle ilgileneceğine karar verin.’’ diyor. Ama adil olun. İkinizin de işlerinin eşit olmasını sağlayın ki herhangi bir gücenme olmasın.
• Başka çözümlere de açık olun. Eğer ikiniz de ev işinden nefret ediyorsanız belki bir temizleme şirketini düşünebilirsiniz. Eğer biriniz ev işi seviyorsa diğer partner çamaşır ve bahçeyle ilgilenebilir. İki tarafa da adil geldiği sürece yaratıcı olabilir ve tercih kullanabilirsiniz.

İlişki Problemi: İlişkinizi Ön Plana Almamak

Eğer aşk hayatınızı canlı tutmak istiyorsanız, ilişkinizi hayatınızın odak noktası yapmak ‘‘Kabul ediyorum’’ demekle bitmiyor. ‘‘Evlilik Sihri: Bulun, Yakalayın ve Sürmesini Sağlayın – Marriage Magic:Find It, Keep It and Make It Last’’ kitabının yazarı, Prof. Dr. Karen Sherman, ‘’İlişkilerdeki şehvet duygusu zamanla kayboluyor. Bu yüzden kendinizinkini, önceliğiniz yapın.’’diye belirtiyor.

Sorun giderici stratejiler:

• İlk beraber olmaya başladığınızda yaptığınız şeyleri yapın. Memnuniyetinizi gösteren hareketler yapın, birbirinize iltifat edin, gün içinde birbirinizle konuşun ve alaka gösterin.
• Gece buluşmaları ayarlayın. Takviminizde bu geceleri, hayatınızdaki diğer önemli olaylar gibi işaretleyin.
• Birbirinize saygı duyun. ‘‘teşekkür ederim’’, ‘‘minnettarım’’ gibi kelimeler kullanın. Bu, partnerinizin sizin onu düşündüğünüzü anlamasını sağlayacaktır.

İlişki Problemi: Fikir Ayrılığı

New York’lu fizyolojist Prof. Susan Silverman’a göre arada sırada oluşan fikir ayrılıkları hayatımızda kaçınılmazdır. Prof. Silverman’nın görüşleri. Onlardan kaçamazsınız ve yok sayamazsınız. Eğer çift olarak kendi kabusunuzda başrol oynamaya başladığınızı hissederseniz, bu zehirli rutine ara verme zamanı gelmiş demektir. Bu basit gerçekleri bilmek sinirinizi yatıştıracak ve duruma sakin bir bakış atmanızı sağlayacaktır.

Sorun giderici stratejiler:

‘‘Fikir ayrılıklarını çözme yeteneği sizin ve partnerinizin daha yapıcı bir şekilde tartışabilmenizi sağlar.’’ diyen Silverman, şu tavsiyeleri veriyor:

• Kurban değilsiniz. Bir tepki vermek veya nasıl bir tepki vereceğiniz sizin seçiminiz. • Kendinize karşı dürüst olun. Bir tartışmanın ortasındayken söyledikleriniz sonuca yönelik mi yoksa intikam amacı mı güdüyor? Eğer yorumlarınız suçlayıcı ve yaralayıcı ise derin bir nefes alıp strateji değiştirmeniz gerekir.
• Değişin. Eğer tepkileriniz geçmişte size acı ve mutsuzluk getirenlerle aynıysa, bu sefer de farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Ufak bir değişim bile çok şey ifade edebilir. Eğer genelde karşınızdaki konuşmasını bitirmeden hemen kendinizi savunmaya geçiyorsanız, bu sefer bir-iki dakika bekleyin. Bu ufak değişimin nasıl bütün tartışmanın şiddetini değiştirdiğini görüp şaşıracaksınız.
• Biraz taviz verip çok şey kazanın. Hatalı olduğunuzda özür dilemeyi deneyin. Zor olduğu kesin, ama bir şans verin ve sonunda ne kadar mükemmel bir şey oluyor görün.
Silverman, ‘’Hiç kimsenin davranışını tamamen kontrol edemezsiniz.’’ diyor. ‘’Değiştirebileceğiniz tek davranış kendinizinki...’’

İlişki Problemi: Güven

Güven bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Partnerinize güvenmemenize neden olan bazı davranışlar mı var veya sizin içinizde başkalarına güven duymanızı engelleyen çözülmemiş sorunlar mı var?

Sorun giderici stratejiler: • Tutarlı olun.
• Dakik olun.
• Yapacağım dediğiniz şeyi yapın.
• Partnerinize ya da başkalarına, ufak beyaz yalanlar bile söylemeyin.
• Bir tartışmada bile adil olun.
• Karşınızdakinin duygularına karşı hassas olun. Aynı şekilde düşünmek zorunda değilsiniz ama partnerinizin hislerini küçümsemeyin.
• Arayacağınızı söylediğiniz zaman arayın.
• Geç kalacağınızı söylemek için arayın.
• İşlerde payınıza düşeni yapın.
• Bazı şeyler ters gittiğinde aşırı tepki göstermeyin.
• Eski dosyaları tekrar açmayın.
• Asla geri alamayacağınız şeyler söylemeyin.
• Kıskanç olmayın.
• Partnerinizin sınırlarına saygılı olun.
• İyi bir dinleyici olun.

‘‘İlişkilerin iniş ve çıkışları olmasına rağmen, evlilik problemlerinden tamamen kurtulmak olmasa bile onları en aza indirmek için iki tarafın da yapabileceği şeyler var.‘’ diye konuşuyor psikolog Karen Sherman. Gerçekçi olun. Eşinizin sizin bütün ihtiyaçlarınızı karşılayacağını ve bu ihtiyaçları sormadan anlayabileceğini düşünmek, bir beyaz atlı prens veya prenses masalıdır. Neye ihtiyacınız olduğunu direk olarak sorun.

Mizah duygunuzu kullanın. Boş vermeyi ve eğlenmeyi öğrenin. Ayrıca ilişkiniz üzerinde çalışmaya ve ilişkinizin neye ihtiyacı olduğunu anlamaya istekli olun. Başka birisiyle daha iyi olacağını düşünmeyin, iletişim yeteneklerinizin eksikliğinden dolayı bu ilişkinizdeki aynı sorunlar, yeni ilişkinizde de var olacaktır.

Aldatan Erkeğin Yalanları

AdamEğer sevdiğiniz erkeğin yalan söylediğini anlamak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken noktaların birkaçı şöyle:

Sizinle konuşurken yüzünüze dokunuyorsa, gülümsüyorsa, gözlerini kaçırıyorsa, yüz kasları titremeye başladıysa, kollarını çaprazlama tutuyorsa ya da konuşma anında bacak bacak üstüne atarsa, gözbebekleri küçüldüyse, "Evet" cevabı verirken başını "Hayır" anlamında iki yana sallarsa, ellerini saklarsa, kelimeleri yanlış söyleyip tutuk konuşuyorsa, bilin ki size yalan söylüyor!

1- Telefonda erkek ismiyle kayıtlı kızlar

Erkekler artık uyandı. Önceden sevgililerinin telefonlarını cep telefonlarına kaydetmez, ceplerine herhangi bir yere isimsiz not düşerlerdi. Şimdi durum farklı... Onlar şimdi görüştükleri diğer kızların adını erkek isimleriyle kaydedip, sorunu geçiştiriyorlar.

2- Sevgiliye ikinci bir telefon hattı

Ayrıca şimdi erkekler telefondan dolayı yakalanmamak için, sevgiliye ve kendisine ikinci bir telefon hattı alıp dilediklerince görüşüyorlar. Bu durumda yakalamak biraz zor. O hattı bilmediğiniz müddetçe tabii... Ancak ikinci bir telefonu varsa, onu saklaması biraz zor olabilir.

3- Sürekli özür diliyorsa

Size bir tatlı sözü çok gören erkeğiniz, süt dökmüş kedi gibi yanınızdan ayrılmıyorsa, bilin ki bu işin içinde bir iş var. Durumu çakmayasınız diye yapmadığı numaralar kalmayan erkeğiniz, hiç beklemediğiniz bir anda elinde çiçeklerle geliyorsa, sizi yemeğe götürüyorsa ya da ani sürprizler yapıyorsa dikkat edin.

4- Sık sık hediye alıyorsahediye

Daha önce sizi hiç düşünmeyen partneriniz birden sizi hediyelere boğmaya başladıysa, dikkat! Suçluluk duygusu adama birçok şey yaptırır çünkü. Tabii kadınına böylesine hoş sürprizler yapan her erkek aldatıyor diyemeyiz ancak, kilit noktanın sezgileriniz olduğunu unutmayın.

5- Yeni teknolojiler yalanlara hizmet ediyor

Size seyahate çıkacağını söyledi ve havaalanından arayıp cep telefonunu çaldırdığını iddia ediyor. Ankesörlü telefondan arıyormuş! Gerçekten de arka planla uçak sesleri ve bir gürültü duyuyorsunuz... Ama sakın o kadar emin olmayın. Son zamanlarda çıkan yeni bir teknoloji ürünü, istenen ortamın sesini çıkartıyor. Havaalanı, trafik, ofis ortamı... Bunu telefona dayadıkları anda tamam!

6- Gideceğim yer yakın, boşver arabayı...

Araçları olmasına rağmen, arkadaşlarıyla buluşmaya diye çıkıp "Bir kahve içeceğiz zaten, yakın, aracı almama gerek yok" diyen bir erkek, böylece daha baştan eve geç geleceğinin sinyalini veriyor. Geciktiğinde de, "Taksi bulamadım" ya da "Aracımız kaza yaptı" gibi bahanelerle karşınıza çıkıyorsa, öncesinde de buna benzer davranışlarla sık karşılaştıysamz, tırnaklarınızı göstermenizde fayda var.

7- Bizimkilere uğradım, uyuyakalmışım!

Hiçbir anne, siz aradığınızda yorgunluktan uyuya kaldığını söylemesini rica eden ana kuzusu oğluna, hayır diyemez. Annelerini çapkınlıklarına alet eden erkeklerle baş etmenin en etkili yolu, annesiyle sıkı bir ilişki kurmaktır!

8- Şarjım bitti!

İnanmayacaksınız ama erkekler hala bu yalanın altına sığınmaya devam ediyor. Kadınlarsa inanmaya devam ediyor! Cep telefonlarının şarjı eskisi kadar kısa sürede bitmiyor...

9- Uçakta yer bulamadım

Hafta içi iş için şehir dışına çıktı, şimdi de hafta sonu için gelemeyeceğini söylüyor, çünkü uçakta ya da otobüste yer yokmuş! İlk bakışta mantıklı gibi görünse de, bu da kuyruklu bir yalan! Hemen uçak ya da otobüs şirketini arayıp, yer olup olmadığını öğrenebilirsiniz...

10- Beni anlamıyorsun!

Erkekler bir yanlış yaptıklarında zeytinyağı gibi üste çıkmaya bayılıyor. Biraz sıkıştırın, "Seninle de bir şey konuşulmuyor" gibi kaçamak cümlelere başvuruyorlar. Biliyorlar ki, karşınızda biraz daha konuşurlarsa yaramazlıkları ortaya çıkacak. Onunla konuşmayı bile başaramıyorsanız, üstelik hareketleriyle sizi aldattığından da şüpheleniyorsanız, o erkekte neden ısrar ediyorsunuz? Boşverin. 

Seksi görünmenin sırları

kadınSeksi dudaklar, seksi göğüsler, seksi bacaklar, seksi eller… İşte size baştan ayağa seksi olmanın sırları…

Hangimiz baştan aşağı “seksi bir kadın” görünümüne sahip olmayı istemeyiz ki! Birkaç küçük değişiklikle, fazla uğraştırmayacak minik hareketlerle seksapelinizi doruğa ulaştırabilirsiniz.

Seksi dudaklar
Hiçbirimiz Angelina Jolie değiliz ama Angelina dudaklarına yakın seksapele sahip olmak için en iyi dostumuz rujumuz. Silikon ve dolgu ile seksiliğin, doğallıktan uzaklaşmak olduğuna inanıyorsanız, doğru ruj seçimiyle seksi dudaklara kavuşabilirsiniz.

Seksapelin rengi, kırmızıdır. Ancak seçtiğiniz kırmızı tonunun teninizle uyumlu olması son derece önemli. Önce dudak kalemiyle çerçeve çizip sonra da rujunuzu fırçayla sürmeyi deneyin. Ruju sürdükten sonra bir kat da parlatıcı kullanın. Kırmızı dudakları gündüz için fazla iddialı buluyorsanız, sadece parlatıcı kullanarak, doğal seksiliğe kavuşabilirsiniz.

Seksi göğüsler
Daha diri göğüsler için sıcak-soğuk duş yöntemini uygulanabilir. Bu, kan dolaşımının hızlanmasına, cildin daha gergin hale gelmesine yardımcı olur.

Elastikiyetini kaybetmiş bir sutyeni asla kullanmayın. Göğüslerinizi dikleştirecek sutyenleri tercih edin. İçinde pırıltılar bulunan bir kremi dekolte bölgenize sürün. Büyük bir fırçayla göğüslerinizin arasına, ten renginize uygun toz pudra sürmeniz de göğüslerinizin daha yuvarlak görünmesini sağlar.

Seksi saçlar için
Saçınızı doğal tonundan daha koyu hale getirerek ten renginizi daha çok vurgulayabilirsiniz. Saç renginizin birkaç ton açığından gölgeler yaptırarak da daha ışıltılı görünebilirsiniz.

Dağınıklık seksidir. Dalgalandırdığınız saçlarınızda sprey ya da jöleyle yumuşak bir dağınıklık yaratın. Ancak bir hatırlatma: Ensede dağınık bir topuz da her zaman görünümünüze seksilik katar. Özellikle boynunuzu açıktan bırakan giysileri tercih ettiğinizde… Saçınıza parfüm sürmeyi de ihmal etmeyin.

Seksi bacaklar
Kaslı bacaklar her zaman daha seksidir. Bir de topuklu ayakkabı olursa… Zaten topuklu ayakkabı kasları daha belirgin hale getiriyor… Ancak, topuklu ayakkabı ile yürümekte zorlanıyorsanız zarif babetleri tercih edin.

Bacaklarınıza ve ayaklarınıza pırıltılı kremlerden sürmelisiniz. Her zaman tırnaklarınızın bakımlı, topuklarınızın da pembe olması da önemli.

Seksi eller
Tırnaklarınızın manikürlü ve yıpranmamış olmasına dikkat edin. Kırmızı ya da bordo gibi koyu renk ojeler ellerinizi daha beyaz ve çekici gösterir. Kısa kesilmiş ve parlatıcı ile doğal bir görünüm almış tırnaklar da seksi olabilir. Fazla iri yüzük takmamaya dikkat edin. Zira iri aksesuarlar, pek çok erkeğe itici gelir.

Seksi bir boyun
Yaka kısmı dökümlü, bol ve açık bir giysiyi ensenizi açıkta bırakan bir saç modeli ile tamamlamalısınız. Uzun, sallanan küpeler ve seksi bir parfüm de boynunuzun güzelliğini ön plana çıkarmanıza yardım eder. Kamburunuzu çıkarmadan dik oturmak da boynunuzun daha uzun ve zarif görünmesini sağlar.

GÜNÜN SÖZÜ

"Dünyanın gerçek gizemi görünmeyende değil, görünendedir."
Oscar Wilde

Bir Kadın Ne İster?

Kadın

Pratik makyaj nasıl yapılır?

MakyaKadife gibi bir ten, buğulu gözler, dolgun dudaklar... Uygulaması kolay önerilerle arzu ettiğiniz görünüme kavuşabilirsiniz.

Sabahları işe yetişme telaşı içinde makyaja vaktiniz kalmıyor mu? Makyaj yapmak size külfet mi geliyor? O halde çok yanılıyorsunuz, çünkü ayna karşısında saatler harcamanıza gerek yok. Bu işin de bazı püf noktaları var. Bakımlı görünmek için topu topu 10 dakika ayırmanız yeterli. Sizin için derlediğimiz ten, göz, dudak ve yanak makyajına dair önerilere bir göz atmanızı tavsiye ederiz. Biz bu tavsiyeleri uyguladık ve sonuçtan çok memnun kaldık!

Pürüzsüz ten
Teniniz için en doğru renkli fondöteni gün ışığında ve makyajsız bir zemin üzerinde deneyerek bulabilirsiniz. Çene üzerinde uygulama yapmak en doğrusu.

Makyajdan önce yüzünüze gündüz kreminizi sürün ve 2 dakika emilmesini bekleyin. Böylece fondöten cilde daha rahat yayılır ve lekeli görünmez.

Fondöteni önce elinizin iç bölgesine dökün ve bir sünger yardımıyla yavaş yavaş yüzünüze sürün. Yüzün orta bölgesinden dışarı doğru çalışın. Bu şekilde dozu en iyi biçimde ayarlarsınız.

Gözaltındaki morlukları ve kızarıklıkları kapatıcı kalemler yardımıyla yok edebilirsiniz. Burun ve dudak kenarlarındaki konturları da en iyi fırça yardımıyla kapatabilirsiniz.

Buğulu gözler
Yorgun gözler mi? O zaman göz kapaklarınızı zıt renklerde boyayın. Turkuvaz rengi kahverengi gözlerin ışıldamasını sağlar. Mavi gözler, lila tonları ile çok güzel ortaya çıkar.

Gözlerinizi olduğundan büyük göstermeye ne dersiniz? Üst kirpiklerinizi dışarı doğru rimelleyin, gözün alt bölümünü beyaz kalem yardımıyla şekillendirin.

Küçük gözlerde parlayan renkler kullanılmamalıdır. Doğrusu, dumanlı tonları tercih etmektir. Bunları da göz kapağının içinden dışına doğru sürmeyi deneyebilirsiniz.

Farın daha kalıcı olmasını istiyorsanız, farın nemli fırça yardımıyla uygulayın.

Üst kirpiklerinizin hizasında siyah kalem de kullanabilirsiniz. Böylece gözlerinize daha net bir ifade kazandırırsınız.

Kaşlarınızı unutmayın. Kavisin altında kalan bütün tüyleri çekin. Ayrıca sıradan çıkan tüyleri mutlaka spreyle yatıştırmaya çalışın.

Rüya gibi dudaklar
Temel prensip şudur: Parlayan renkler dudakları daha büyük gösterir.

Dolgunluk hilesi: Rujun tonundaki dudak kalemiyle dudak konturunuzu ince bir çizgiyle belirginleştirin. Dudak köşelerini unutmayın. Buradan başlayarak boyayı dudak fırçası yardımıyla ortaya doğru sürmeye başlayın. Son olarak, rujun üstüne şeffaf parlatıcı sürün.

Renkli parlatıcılar dudakları dolgun gösterir. Bunların içerdikleri maddeler de dudakların hafifçe şişmesine yol açar.

Eğer kullandığınız rujun daha mat görünmesini istiyorsanız, o zaman rujunuzu sürdükten sonra dudaklarınızı bir mendile bastırın ve üstüne fırça yardımıyla biraz pudra sürün.

Rengin dudak kenarlarına taşmaması için, konturu renkli olarak çekin ve içeri doğru bulaştırın. Hemen bunun üstüne ikinci bir kontur yapın ve ten renginde bir dudak kalemi çekin. Son olarak da rujunuzu sürün.

Çekici yanaklar
Yüzü şekillendirmek için allıklar gerçekten inanılmaz işe yarar. Eğer uzunlamasına bir yüzünüz varsa, o zaman allığı yatay olarak sürün.

Eğer yüzünüzü belli belirsiz şekillendirmek istiyorsanız, size bej kahve tonlarındaki allıkları tavsiye ederiz. Bu yüz hatlarının daha yumuşak görünmesini sağlar.

Kendinize özel allık çizginiz: Gülümseyin ve allığı elmacık kemiklerinizin üstüne sürün. Yüzünüzü yeniden rahat bıraktığınızda göreceksiniz ki renk muhteşem oturuyor! Daha sonra küçük kavisler yaparak rengi dağıtabilirsiniz.

Rengi çok fazla mı kullandınız? Allığı silmeyin, aksine üstüne şeffaf pudra sürün, ta ki yakalamak istediğiniz tonu bulana kadar.

En iyi gençleştirme yöntemi: Parlayan gül ağacı tonu... Bu, yüz hatlarını yumuşatmaya yardımcı olur ve her renk tene yakışır. Her ruj rengine uyum sağlar ve boyanmış izlenimini vermez.

Taze yaz teni hissi yaratmak istiyorsanız, allık yerine bronzlaştırıcı pudra kullanın.

Kadınlar neden mutsuz?

KAdınYapılan araştırmalar, başarı, aşk, kariyer, cinsel özgürlük, çoluk çocuk arasında sıkışan kadınların mutsuzluğunun giderek arttığını söylüyor.

İşte yine buradayız, tam burada! Yağmur yağıyor, şemsiyenin tam altındaki SEN yine mutsuz. Tıpkı bir Travis şarkısındaki gibi, "Neden yağmurlar hep benim üzerime yağıyor?"

Yapılan araştırmalar, başarı, aşk, kariyer, cinsel özgürlük, çoluk çocuk arasında sıkışan kadınların mutsuzluğunun giderek arttığını söylüyor. Sonuç; etrafta kafası bi' dünya, midesi antidepresanlarla tıkabasa dolu binlerce kadın...

Erkekler mi? Sormayın, onların keyfine diyecek yok!


Öncelikle bunun feminist bir yazı olacağını düşünenlere dikkat tabelası asmakta fayda var! DİKKAT! Bu yazı erkekleri mutsuz düşüncelerimize alet edip hıncımıza onlardan çıkarmak için yazılmadı! Bir tabela daha! DİKKAT! Bu yazıdaki bilgiler, tamamiyle araştırmalar sonucu elde edilmiş olup kesinlikle karşı cinsi hedef göstermemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün raporunda, kadınların baş ettiği hastalıkların başında ilk sırada ne var, bilin bakalım? DEPRESYON! Yaşadıkları hayatın hep kenarında köşesinde kaldıklarını düşünen kadınların genlerinde dolaşan 'umutsuzluk kurdu' neden hep orada, gitmek bilmiyor? Şikayetler peşpeşe... Sürekli sızlanıyorlar çünkü evlenmek istiyorlar, sızlanıyorlar çünkü bebek sahibi olmak istiyorlar ve yine sızlanıyorlar çünkü evde olmak sıkıcı, işe dönmenin sırası ve yine ama yine sızlanıyorlar çünkü bebeklerini evde bıraktıkları için pişmanlık duygusu duyuyorlar.

Sızlanmak için neden çok, şikayet etmek için de. Tüm bu mutsuzluk nedenlerine bile bile kendilerini sürükleyen dişi dünyalar, bir de sorumluluk duygusunun altında ezilmenin vahşi lezzetini de tadarken, aslında her şeyi kendi kendilerine körüklediklerini fark etmiyorlar.

Aşk hayatı mutsuz giden bir kadın, iş hayatını da aynı mutsuzlukla götürüyor. Başarısız olan bir kadınsa ilişkisine hırsını yansıtıp üzerinde günler, aylar, yıllar boyu çalışıp didindiği sevgisini bir anda çarçur edebiliyor? Neden ne? Sızlanmak, ağlamak, şikayet etmek, bir sürü ses ama neden?

Oysa erkekler dünyasına baktığınız zaman durum tam tersi. Sinirlenmeyin kadınlar, onlar en iyisini yapıyorlar!
Dünya Sağlık Örgütü'nün raporunda erkeklerin baş ettiği hastalıklarda depresyonun yerini merak ediyorsanız, bu 'canavar'ın 10. sıralarda kendine anca yer bulduğunu söyleyelim.

YAŞLANDIKÇA MUTSUZ, YAŞLANDIKÇA MUTLU

İngiltere'de yapılan bir araştırmada erkeklerin yaşlandıkça daha mutlu olduğu sonucu göze çarpıyor. Oysa kadınlar, 50'lerine geldiklerinde çoktan mutsuzluğun hücresinde volta atmaya başlamış bile... Araştırmacılar, kadınların yaşlandıkça fiziksel takıntılarının başladığını söylüyor. Buna göre de boşanan ya da dul kalan kadınların yeniden evlenme oranı da erkeklerinkine göre oldukça az. 50'lerindeki bir erkek yeniden evlenebiliyor, genç kadınları etkileyebiliyor, bebek sahibi bile olabiliyor. Erkekte verimlilik had safhada! Kadında ise grafik giderek düşüyor. Eksileri kaybetmeler, zaaflar, yenilgiler...

BU İLLETTEN KURTULMAK ELİNİZDE

Psikologlar, ruhsal bunalıma kolay kapılan kadınlara, hayatta iyi yaptıkları şeylerle övünmeleri ve bunu akıllarından çıkarmamaları gerektiğini salık veriyor.

Biraz bencil olmanın da kimseye bir zararı yok canım, hadi ama! Çok fazla kendini sorgulamanın kadın sağlığını bozduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Neden böyle yaptım, neden buradayım, neden ben?" gibi sorularla dünyayı karartmanın boşuna olduğunu, küçük püf noktalarıyla bundan sıyrılmanın kolay olduğunu savunuyor.

Aynaya bakın, mutsuz bir kadının çevresi için ne kadar sıkıcı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Çocuklar, kocalar, arkadaşlar, dostlar, iştekiler, anne-babalar, hepsi aynadaki kadının şikayetlerine çooktan kulak tıkamış bile... Nefes alın. Biraz gayret, biraz çaba, sızlanmaları bırakın!

Nefes alın... Aynadaki o kadının önce kendisi için mutlu olmasını ona öğretin. İçinde bulunduğunuz şartları tek tek sıralayın, sonra kendinize itiraflarda bulunun. Sonra çevrenize bakın. Ne koşullarda, nasıl yaşamaya çalışan insanlarla empati kurun. Modern çağın kadını olmak zor, kabul edin ama... Abartmayın!

Antidepresanları çöpe, ruhunuzu kendinize saklayın!

Nilüfer Türkoğlu, Gazeteport

Sevgi & Aşk