| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

463 "kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan gönderi (sayfa 6)"kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Hala Geçmişte Yaşayan Topluluk: Amişler

ABD'nin göbeğinde yaşıyorlar. Elektrik, telefon, televizyon, otomobil kullanmıyorlar. ABD'nin göbeğinde ilkel yaşamlarından vazgeçmiyorlar. En önemli işleri ise "çoğalmak". "Çok çocuk sahibi olma" politikalarıyla ABD'nin en hızlı artan alt topluluğu oldular. İşte Amişler.

Amişler_28 Amişler_27 Amişler_26 Amişler_25 Amişler_23 Amişler_22 Amişler_21 Amişler_20 Amişler_19 Amişler_18 Amişler_17 Amişler_16
Amişler_15 Amişler_14 Amişler_13 Amişler_12 Amişler_11 Amişler_10 Amişler_9 Amişler_8 Amişler_7 Amişler_6 Amişler_5 Amişler_4
Amişler_3 Amişler_2 Amişler_1 Amişler

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden ABD'de elektrik, telefon kullanmadan, otomobile binmeden ve her türlü teknolojiyi reddederek yaşayan aşırı Hristiyan topluluk Amişlerin nüfusu, son 16 yılda 125 binden 230 bine çıktı.

Elizabettown Üniversitesi'nden Amişler uzmanı Donald B. Kraybill'in yaptığı, 1992-2008 verilerini kapsayan araştırmaya göre, 18. yüzyılda baskılar nedeniyle Avrupa'dan Yeni Dünya'ya göçen topluluk, son 16 yılda yüzde 4'lük nüfus artışıyla ülkenin en hızlı büyüyen alt topluluğu oldu.

ORTALAMA 5-6 ÇOCUK

Kraybill, ülkedeki diğer etnik ve dini toplulukların nüfus planlaması yaptığını, Amişlerin ise son 20 yılda “çok çocuk sahibi olma” politikası izlediğini belirterek, toplulukta her ailenin ortalama 5-6 çocuk sahibi olduğunu kaydetti.

Yapılan araştırmaya göre, topluluk içi evlilik yapan Amişlerin nüfusu bu hızla büyümeye devam ederse 2026 yılında 500 bine yaklaşacak. Otomobil yerine atlı arabalarıyla ulaşımı sağlayan, internet, cep telefonu gibi her türlü yeni teknolojiyi reddeden, evlerine elektrik bağlatmayan Amişler, geçimlerini tarımcılık yaparak sağlıyorlar.

ATLI ARABALARLA GEZİYORLAR

Ülkenin pek çok eyaletine yayılmış halde yaşayan Amişlerin en yoğun bulunduğu bölge ise Pensilvanya eyaletindeki Lancester şehri. ABD'nin doğu kısmında bulunan ve şehirlerarası trafik bakımından da yoğun olan Lancester'da anayollarda atlı arabalarıyla gezen Amişler için trafikte de özel düzenlemeler yer alıyor.

Kendi özel kiliselerinde ibadet etmeyi tercih eden Amişlerin en çok önem verdiği şeyler, fazla çocuk sahibi olmak, komşuluk ilişkileri ve akrabalarıyla görüşmek.

ÇOCUKLAR İLKOKULDAN SONRA OKULA GÖNDERİLMİYOR

Almanca'nın farklı bir aksanıyla konuşan ve anadillerini 200 yıla yakın süredir bulundukları Amerika kıtasında da kullanmayı sürdüren topluluk, çocuklarını ilköğretimin ardından okula göndermiyor.

Giyim tarzlarıyla da farklı olan Amiş topluluğunda kadınlar uzun kollu ve uzun etekli elbiseler giyiyor. Elbiselerini önlük ve 17. yüzyıldan kalma şapkaları ile tamamlıyorlar. Erkekler ise çalışırken askılı elbise, günlük yaşamda ise koyu renk takım elbise giyerek şapka takıyorlar. Evlendikten sonra tüm erkekler sakal bırakıyor.

TURİSTİK ÇEKİM MERKEZİ OLDULAR

Amişler, çamaşır ve bulaşıklarını elde yıkıyorlar, akşamları mum ışığında oturmayı tercih ediyorlar, atlı arabanın yanı sıra zaman zaman bisiklet kullanarak ulaşımı sağlıyorlar ve akşama kadar tarlalarında çalışıp günbatımına yakın evlerine çekiliyorlar.

Farklı kültürleri ve yaşam tarzlarıyla insanların ilgisini çeken ve kalabalık olarak yaşadıkları Lancester'ı ülkenin en turistik yerlerinden biri haline getiren Amişleri görmek için her gün onlarca tur otobüsü bölgeye geliyor.

Kurdukları köylerde yaşayan bu aşırı Hristiyan ve içe kapanık topluluğun hayatlarını yerinde gözlemlemek isteyen turistler, atlı arabalarla düzenlenen turlarla köylere gidiyorlar.

Amişleri rahatsız etmemeye de özen gösteren turistler, özel izin dışında fotoğraf ve görüntü çekiminin yasak olduğu köylerde Amişlerin yaşam tarzlarına saygılı davranmaya çalışıyor.

AMİŞLER, ADINI İZMİR'DEN ALAN SMYRNA'DA

Son 20 yılda çok hızlı şekilde büyüyen ve ABD'de 27, Kanada'da ise 2 eyalete yayılan Amişler topluluğunun son olarak yerleştiği şehirlerden biri de ABD'nin Kanada sınırında bulunan Maine eyaletine bağlı Smyrna oldu.

Adını İzmir'in eski adı olan Smyrna'dan alan kente, ilk Amişler 1996 yılında yerleşmeye başladı. Ülkenin farklı şehirlerinden gelerek Smyrna'ya yerleşen grupların hızla artmasıyla bu kentteki Amiş nüfusu 200'e yaklaştı.

1830 yılında kurulan şehri, kültürlerini yaşatacak ve tarımla uğraşmalarına olanak tanıyacak yer arayışları sonunda seçen Amiş aileleri, burada kurdukları 10'un üzerinde fabrikada işledikleri ürünleri ABD iç piyasasında satarak geçimlerini sağlıyorlar.

GÜNÜN SÖZÜ

"Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir."

Pisagor

Bir Kadın Ne İster?

Bir Kadın Ne İster

Evliliğiniz Tansiyonunuza Bağlı

Arun_Defne_Evlilik_SahnesiMutlu evliliğin tansiyona iyi geldiği, stresli bir evliliğin ise bekârlıktan daha kötü olabileceği belirlendi. Evlilerin bekarlardan daha sağlıklı olduğu daha önceki araştırmalarda kanıtlanmıştı. Bu araştırmalara bu kez ‘tansiyon’ eklendi. 204 evli ve 99 bekâr gönüllü üzerinde yapılan araştırmada, deneklere 24 saat üzerlerinde taşıdıkları, düzenli tansiyon ölçümü yapan cihazlar takıldı. Evli gönüllülere ayrıca evlilikleri hakkında bilgi almak için anket doldurtuldu. Araştırma sonucunda, evliliklerinden tatminkâr olanların tansiyon değerlerinin ortalaması daha düşük çıktı. Mutsuz evlilerin tansiyon değerleri ise bekâr deneklere oranla yüksek çıktı. Araştırmanın, tansiyon söz konusu olduğunda, evli olup olmamaktan ziyade evliliğin niteliğinin önemli olduğunu gösterdiği belirtildi. Brigham Young Üniversitesi öğretim görevlisi Julianne Holt-Lunstad, “Araştırmalarımız evlilik kalitesinin önemli olduğun gösterdi. Ancak iyi ve kötü evlilikle bekârlığın uzun dönemde sağlık üzerindeki etkisini saptamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulabilir” şeklinde konuştu.

Hayatınızı Renklendirecek 7 Seks Oyunu

Paris-Hilton-SeksKendinize ayıracak bir dakikanın bile olmadıı günler birbirini kovalarken, eve döndüğünüzde tek istediğiniz kendinizi kanepeye atmak! Bu düzende, kış uykusundaki seks hayatınızı uyandıran çözümler yazımızda! Sabahın kör karanlığında kalkıp akşama kadar hiç durmadan çalışan, toplantıdan toplantıya koşan, işten çıktıktan sonra evine bir buçuk saatte ve üstelik sinir içinde giden bir insan, kapıdan içeri girip kendini salondaki kanepeye attıktan sonra ne ister? Evet; bildiniz! Boş gözlerle duvarları seyretmekten başka hiçbir şey! Enerjimizin tamamını gün içinde tüketmek bize kesinlikle iyi gelmiyor. Çünkü akşam kendimiz için bir şeyler yapmaya zamanımız olsa bile halimiz olmuyor. Sırf bu yüzden hayatımızdaki pek çok zevkten mahrum kalıyoruz. Peki ya cinselliği bu rutin döngünün dışında tutabiliyor muyuz? Ne yazık ki; hayır! Üstelik bu konuda biz kadınların işi erkeklerden daha da zor. Çünkü vücudumuzun sekse hazır hale gelmesi onlarınkinden çok daha fazla zaman ve çaba gerektiriyor.

İşte tam da bu yüzden, artık kimsenin partneri için öyle fazla zahmete girmeye yanaşmadığı bir cinsel ortamda, daha da şanssız hale geliyoruz. Sabit bir ilişkimiz olsa da olmasa da, seksin hayatımızdaki yeri yavaş yavaş küçülüyor, farkına bile varmadan cinsel ihtiyaçlarımızı arka plana atmaya ya da en basit şekilde, en kısa yoldan karşılamaya başlıyoruz. Kısacası, dışarıda çalıştıkça yatakta tembelleşiyoruz.

KİM KİME HİZMET EDECEK?


Süre olarak ortalama uzunlukta bir sevişmeyi asla hafife almayın çünkü işin bütün eğlencesi bir yana, hem fiziksel hem de zihinsel olarak üst düzey efor gerektiren bir eylemden söz ediyoruz. Forma girmek isteyenlere tavsiye edilen başlıca spor dalının seks olmasına şaşmamak gerek!

İdeal bir yatak diyalogunda, kadının ve erkeğin eşit, en azından birbirine yakın derecede hareketli olması ve karşı tarafı tatmin etmek için uğraşması beklenir. Fakat her gün işten yorgun argın eve gelen bir çiftin cinsel hayatında kısa bir süre sonra şöyle kritik bir soru ortaya çıkabilir! Yatakta kim kime hizmet edecek? Doğal olarak her ikisi de uğraşıp didinen olmak yerine sırtüstü yatıp keyfine bakan olmayı tercih eder ve böylece birçok sevişme denemesi, ikisinin de sırtüstü yatıp, keyfine değil ama televizyona bakmasıyla sonuçlanabilir.

Oysa cinsellik hayatımızın, mutluluğumuzun ve ruh halimizin de önemli bir parçası; üstelik asla başıboş bırakılmaması gereken bir alan. Ertesi sabahki toplantının üzerimizde yarattığı baskı bizi bunaltıyor, yorgunluktan bütün vücudumuz ağrıyor ya da gözümüzden uyku akıyor olabilir ama şunu kabul etmeliyiz ki bu durum hiçbir zaman değişmeyecek. İşe gidemeyecek kadar yaşlı olduğumuz gün, verimli seks deneyimleri için de fazla yaşlanmış olacağız. Acı ama emin olun ki gerçek. Bizim bugünü kurtarmaya, rutin koşuşturmalarımızın kaçınılmaz etkileriyle, seksin yaşamımızdaki yerini dengelemeye ihtiyacımız var ki bu aslında çok da zor değil. Tek yapmamız gereken, seksin nasıl olması gerektiğiyle ilgili kalıplaşmış, klişe düşünceleri bir kenara atmak ve yaşam biçimimizin gerektirdiği yeni bakış açıları ve uygulamalar için yer açmak. İşte bunlardan bazıları...

SEKSİ ÖDÜL HALİNE GETİRİN

Özellikle uzun soluklu bir ilişkiniz varsa şunu unutmayın ki seks kesinlikle bir göreve dönüşmemeli; eğer dönüşürse, ondan giderek uzaklaşacağınıza, ondan kaçmak için bir sürü bahaneye, özellikle de o meşhur baş ağrısına sığınacağınıza kuşku yok. Oysa cinselliği ilişkinizde bir ödüle dönüştürürseniz, bunun sizi hem duygusal olarak birbirinize, hem de sevişme fikrine yaklaştırdığını göreceksiniz.

Peki, böyle bir ödül sistemi nasıl işler? Aslında çok basit! Son derece tuhaf bir organ olan beynimiz, neden-sonuç ilişkilerini kurma konusunda özellikle başarılı. Örneğin bir erkeğin beyni; 'Kız arkadaşımı okşadığım zaman hoşuna gidiyor, öyleyse bunu daha sık tekrarlamalıyım' tarzı keşifleri rahatlıkla yapabilir. Burada tek yapmanız gereken, birbirinizde hoşlandığınız ve etkilendiğiniz davranışları kavramak için biraz daha fazla dikkat sarf etmek ve seksi bu davranışların bir sonucu, yani ödülü haline getirmek. Bu yaklaşım ikinizi de heveslendirecektir.

YATAĞA GİRMEYİ BEKLEMEYİN


Akşam evde birlikte geçirdiğiniz zamanı çok daha iyi değerlendirebileceğinizden hiç kuşkunuz olmasın. Örneğin partnerinizle birlikte film izlerken, kitap okurken, yemek hazırlarken ya da yerken birbirinize daha fazla temas edin. Her temasın hemen o anda sevişmeyle sonuçlanmasını beklemeyin; küçük öpücükler, okşamalar, gıdıklamalar, bunların hepsi sizi gecenin ilerleyen saatlerindeki güzelliklere ve her şeyden önemlisi, sevişme düşüncesine hazırlar.

Bilindiği gibi, kadın bedeninin 'uyanmak' için çok daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu düşünecek olursak, birbirinize dokunmaya ne kadar erken başlarsanız, o kadar vakit kazanmış olursunuz. Ayrıca bunu bir alışkanlık haline getirmek, zamanla aranızda çok hoş ve farklı bir bağ kurulmasını da sağlayacak, bu bağ fiziksel düzlemden ruhsal düzleme de yansıyacaktır. Kısacası, küçük ve zahmetsiz dokunuşların her anlamda büyük faydasını göreceğiniz kesin.

PASİF KALMAKTAN KORKMAYIN

Adalet duygusu gelişmiş her kadın gibi belki siz de sevişirken bütün işi partnerinize bırakmaktan hoşlanmıyor, ne kadar bitkin ya da gergin olsanız da belli oranda katılım göstermek, yani parmağınızı kıpırdatacak haliniz olmadığı halde hareket etmek istiyor olabilirsiniz. Ne de olsa yatakta put gibi yatıp kendisine 'bir şeyler yapılmasını' bekleyen bir kadından hiçbir erkek hazzetmez. Fakat burada es geçtiğiniz bir nokta var, teslimiyetten kaynaklanan pasiflikle isteksizlikten kaynaklanan pasiflik arasındaki fark.

Akıllı ve sağduyulu bir erkek bu farkı iyi bilir ve kollarındaki kadının teslimiyetten ileri gelen pasifliğini, kendini onun ellerine bırakmasını 'sıkıcılık' olarak nitelemeye kalkmaz. Eğer partneriniz o gece sizden bir nebze daha enerjikse ve siz tam anlamıyla 'istek var, kuvvet yok' durumundaysanız, rahatça uzanıp keyfini çıkarabilirsiniz. Bu durumda, aldığınız yoğun zevki belli etmeniz onun kendisini mutlu ve gururlu hissetmesine yetecektir.

KARŞILIK VERME PSİKOLOJİSİNDEN KURTULUN

Diyelim ki partneriniz size uzun uzun masaj ya da oral seks yaptı. Siz ise bir yandan zevkten uçarken, bir yandan da acaba sizin de bu gece aynı şeyleri ona yapmanız gerekir mi diye düşünüp dertleniyorsunuz; çünkü o kadar gevşedikten sonra uyuyakalacağınızın farkındasınız. Oysa suçluluk duymanıza hiç gerek yok. Çünkü partneriniz belki de çok daha doğrudan bir yolla tatmin edilmeye ihtiyaç duyuyordur. Yani söylemek istediğimiz şu: Yatakta size yapılmasından hoşlandığınız şeylerin aynılarını ona yaparak emeğinin karşılığını vereceğinizi düşünmeniz çok saçma. Çünkü eğer mesele partnerinize zevk vermekse, onun zevkinin araçlarına yönelmelisiniz, kendinizinkilere değil.

Ayrıca burada bir iş sözleşmesinden bahsetmiyoruz. Yani; 'Onun beni mutlu ettiği gece içinde mutlaka ben de onu mutlu etmeliyim' diye düşünmeniz çok anlamsız. Bir gece siz yatakta tembel kraliçeyi oynarsınız, bir başka gece o kralınız olur ve siz de küçük, seksi bir hizmetçi rolüne bürünmenin tadını çıkarırsınız! Üstelik erkekleri memnun etmek çok daha kolay olduğu için her durumda avantajlı olacağınız kesin. Uzun lafın kısası, yatakta karşılıklılık ilkesinin; 'Şimdi ben de aynısını yapmazsam olmaz' düşüncesine dayanmadığını hatırlayın ve meseleye daha geniş çaplı, en azından birkaç geceyi kapsayacak çapta bakın!

POZİSYON ÇIKMAZINI EŞİTLİKLE AŞIN

'Altta kalanın canı çıksın' sözü seks için; 'Üstte kalanın canı çıksın' şeklinde değiştirilebilir; çünkü biliyorsunuz sevişirken üstte olmak her zaman daha fazla hareket etmek demektir. Peki, şimdi ne olacak? Tabii ki eşitlik taraftarı kadınlar sıfatıyla farklı arayışlara yöneleceğiz. Ne biz üste çıkarak zaten yorgun olan üst bacak kaslarımızı mahvedeceğiz ne de partnerimizi yoracağız.
Öyleyse; yüz yüze gelecek şekilde yan yana uzanınca bacaklarınızı makas şeklinde birbirinizinkilerin arasından geçirerek birbirinize ulaşabildiğinizi göreceksiniz. Bunun için vücudunuzun üst kısmını biraz geriye vermeniz gerekebilir, böylece cinsel organlarınızın buluşması kolaylaşacaktır. Ayrıca bu pozisyonda ikiniz de aynı derecede yorulacağınız için kimse birbirini kazıklamış olmayacağından, içiniz de rahat edecektir!

İŞTAH AÇIN İŞTAHINIZ AÇILSIN

Cinsel tembelliği aşmanın yollarından biri de elbette seks isteğinin ateşleyici silahlarından faydalanmak. Şunu aklınızdan çıkarmayın ki; partneriniz sizinle sevişmeye daha fazla istek duyarsa bu sizin isteğinizi de artıracaktır. Önemli olan iki tarafın arzusunun birbirini tetiklemesi. İşte bu tetiklemeyi sağlamak için biraz gayret gösterip evin içinde eşofman altları yerine mini şortlarla dolaşabilir, duştan sonra vücudunuzu salonda, partnerinizin gözü önünde kremleyebilir, banyodan çıktıktan sonra saçınızı hemen kurutmak yerine bir süre ıslak sergileyebilir, kısacası biraz poz kesebilirsiniz!

Aynı şekilde, gün içinde birbirinize atacağınız erotik mesajlar ya da kısa telefon konuşmaları da sizi akşama hazırlayacaktır. Bu tür küçük ayrıntılar çok işe yarar; çünkü hem fazla çaba harcamanız gerekmez, hem de gerçekten etkili olur.

STRESE TESLİM OLMAYIN

Kafanız son derece önemli meselelerle dolu, öyle değil mi? Ertesi gün yetişmesi gereken işlerin bütün ağırlığını daha şimdiden omuzlarınızda hissediyorsunuz, yapacağınız sunum için hazırlanmanız gerek, annenizle kavga ettiniz, en yakın arkadaşınız birkaç gün önce sevgilisinden ayrıldığı için gelip gelip size ağlıyor, evde yemek yok, ortalığı da biraz toplamak gerek. Bütün bunların arasında debelenirken, seks de neymiş? Peki, öyleyse size başka bir soru! Sevişmek için kafanızın içinin tertemiz olmasını beklemek niyetindeyseniz, aşağı yukarı ne kadar bekleyeceğinizi tahmin ediyorsunuz?!

Bunun hiçbir zaman mümkün olmadığını siz de gayet iyi biliyorsunuz. Hayatınızda her zaman sizi üzen, yoran, sıkan, geren, düşündüren, endişelendiren bir şeyler ve birileri olacak. O yüzden siz en iyisi seks için arınmayı beklemek yerine, seksle arınmayı deneyin. Çünkü cinselliği bir stres atma aracı olarak kullanmak hiç de fena fikir değil. Havaya girmek için zaman zaman kendinizi biraz zorlamanız gerekebilir ama bir kez açıldıktan sonra kopup bambaşka diyarlara gittiğinizi ve her türlü derdi tasayı unuttuğunuzu göreceksiniz!

Doğum Gününe Bak, Karekterini Öğren

AstrolojiBurç deyince akla "balık balığa, terazi teraziye, koç koça benzer" kanısı gelir. Oysa doğar doğmaz nasıl bir isme sahip olunuyorsa, yine doğum tarihiyle birlikte herkes bir kişilik özelliğine sahip oluyor.

 Gary Goldschneider ve Joost Elffers'in hazırladığı "The Secret Language of Birthdays" (Doğum Günlerinin Gizemli Dili) adlı kitaba göre, örneğin Ali 4 Mayıs'ta doğmuşsa "Dadı Ali", Ahmet 5 Mayıs'ta doğmuşsa "Külyutmaz Ahmet" oluyor.

İşte doğum günlerine göre kişilik özellikleriniz:

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

21 Mart Berrak
22 Mart Doğrucu
23 Mart Meraklı
24 Mart Sade
25 Mart Dinamik
26 Mart Güvenilir
27 Mart Başlatıcı
28 Mart Masum
29 Mart Gözlemci
30 Mart Uzlaşmaz
31 Mart İnatçı
1 Nisan Ağırbaşlı
2 Nisan İdealist
3 Nisan Dayanıklı
4 Nisan Kararlı
5 Nisan İş bitirici
6 Nisan Deneyci
7 Nisan Coşkulu
8 Nisan Vicdanlı
9 Nisan Ölçüsüz
10 Nisan Gözüpek
11 Nisan Politik
12 Nisan Sosyal
13 Nisan Kutsal
14 Nisan Gelenekçi
15 Nisan İnsancıl
16 Nisan Komik
17 Nisan Ciddi
18 Nisan Savunmacı
19 Nisan İradeli
20 Nisan Mücadeleci

BOĞA (21 Nisan - 20 Mayıs)

21 Nisan Sorumlu
22 Nisan Sağlam
23 Nisan Ürkek
24 Nisan Korumacı
25 Nisan Maddeci
26 Nisan Terbiyeli
27 Nisan Yeterli
28 Nisan Sadık
29 Nisan Hüzünlü
30 Nisan Vazifeşinas
1 Mayıs Alaycı
2 Mayıs İnceleyici
3 Mayıs İletişimci
4 Mayıs Dadı
5 Mayıs Külyutmaz
6 Mayıs Fantastik
7 Mayıs Düşkün
8 Mayıs Dobra
9 Mayıs Mert
10 Mayıs Yalnız
11 Mayıs Gezgin
12 Mayıs Bağımsız
13 Mayıs Çekici
14 Mayıs Taşkın
15 Mayıs Hayalci
16 Mayıs Becerikli
17 Mayıs Çetin
18 Mayıs Hareketli
19 Mayıs İknacı
20 Mayıs Dışavurumcu

İKİZLER (21 Mayıs - 21 Haziran)

21 Mayıs Yaratıcı
22 Mayıs Destansı
23 Mayıs Aktarıcı
24 Mayıs Görkemli
25 Mayıs Cüretkar
26 Mayıs Anaç
27 Mayıs Fedakar
28 Mayıs Fevri
29 Mayıs Acar
30 Mayıs Çevik
31 Mayıs Kırıcı
1 Haziran Gözde
2 Haziran Çözücü
3 Haziran Edalı
4 Haziran Eleştirici
5 Haziran Öncü
6 Haziran Hayalperest
7 Haziran Eğlendiren
8 Haziran Etkili
9 Haziran Israrcı
10 Haziran Yanar döner
11 Haziran Göçebe
12 Haziran İyimser
13 Haziran Maceraperest
14 Haziran Fırtınalı
15 Haziran Ayartıcı
16 Haziran Paragöz
17 Haziran Sanatçı
18 Haziran Cimri
19 Haziran Kışkırtıcı
20 Haziran Cazibeli
21 Haziran Keyifli

YENGEÇ (22 Haziran - 22 Temmuz)

22 Haziran Alkışçı
23 Haziran Büyüleyici
24 Haziran Sihirbaz
25 Haziran Yenilikçi
26 Haziran Dirençli
27 Haziran Savunmacı
28 Haziran Duygusal
29 Haziran Havai
30 Haziran Güdümlü
1 Temmuz Kopmuş
2 Temmuz Baygın
3 Temmuz Vefalı
4 Temmuz Temsilci
5 Temmuz Şovmen
6 Temmuz Arzulu
7 Temmuz Teşhirci
8 Temmuz Pragmatik
9 Temmuz Şaşkın
10 Temmuz Dengesiz
11 Temmuz Dikkafalı
12 Temmuz İnandırıcı
13 Temmuz Fırsatçı
14 Temmuz Abartıcı
15 Temmuz Baştan çıkaran
16 Temmuz Gergin
17 Temmuz Profesyonel
18 Temmuz İçten
19 Temmuz Mekanik
20 Temmuz İstikrarsız
21 Temmuz Trajikomik
22 Temmuz Dalgalı

ASLAN (23 Temmuz - 23 Ağustos)

23 Temmuz İş bitirici
24 Temmuz Değişken
25 Temmuz Kahraman
26 Temmuz Müjdeci
27 Temmuz Kararlı
28 Temmuz Şampiyon
29 Temmuz Gelenekçi
30 Temmuz Somut
31 Temmuz İnsancıl
1 Ağustos Özgün
2 Ağustos Çok yönlü
3 Ağustos Sorgulayıcı
4 Ağustos Rehber
5 Ağustos Soğukkanlı
6 Ağustos Eşsiz
7 Ağustos Temiz yüzlü
8 Ağustos Numaracı
9 Ağustos Hisli
10 Ağustos Kadife sesli
11 Ağustos Onaylayıcı
12 Ağustos Muhafazakâr
13 Ağustos Tuhaf
14 Ağustos Kopyacı
15 Ağustos Emredici
16 Ağustos Hararetli
17 Ağustos Öfkeli
18 Ağustos Dayanıklı
19 Ağustos Şaşırtıcı
20 Ağustos Gizemli
21 Ağustos Dışa dönük
22 Ağustos Deneyimli
23 Ağustos Kusursuz

BAŞAK (24 Ağustos - 23 Eylül)

24 Ağustos Cinfikirli
25 Ağustos Kontrolsüz
26 Ağustos Yardımsever
27 Ağustos Sosyal
28 Ağustos Dilbaz
29 Ağustos Yapıcı
30 Ağustos Sert
31 Ağustos Gösterişçi
1 Eylül Mantıklı
2 Eylül İşkolik
3 Eylül Başına buyruk
4 Eylül İnşa eden
5 Eylül Hükümdar
6 Eylül Kaderci
7 Eylül Başarılı
8 Eylül Titiz
9 Eylül Talepkar
10 Eylül Azimli
11 Eylül Dramatik
12 Eylül Savaşçı
13 Eylül İhtiraslı
14 Eylül Kavrayışlı
15 Eylül Yönetici
16 Eylül Coşkun
17 Eylül Azimli
18 Eylül Ketum
19 Eylül İyi görünümlü
20 Eylül Amir
21 Eylül Zevkli
22 Eylül Yorulmak bilmez
23 Eylül Güncel

TERAZİ (24 Eylül - 23 Ekim)

24 Eylül Avare
25 Eylül Taşlamacı
26 Eylül Sabırlı
27 Eylül Hırslı
28 Eylül Kalp kıran
29 Eylül Tepkisel
30 Eylül Gafçı
1 Ekim İz sürücü
2 Ekim Sivri
3 Ekim Modacı
4 Ekim Düzelmez
5 Ekim İlkeli
6 Ekim Bohem
7 Ekim Muhalefet
8 Ekim Romantik
9 Ekim Cüretkar
10 Ekim Ekonomik
11 Ekim Rahat
12 Ekim Edalı
13 Ekim Zor
14 Ekim Ilımlı
15 Ekim Oyuncu
16 Ekim Yargıç
17 Ekim Dengeli
18 Ekim Lider
19 Ekim Pırıltılı
20 Ekim Modern
21 Ekim Benzersiz
22 Ekim Cazibeli
23 Ekim Çelişkili

AKREP (24 Ekim - 22 Kasım)

24 Ekim Detaycı
25 Ekim Saf
26 Ekim Organizatör
27 Ekim Mesafeli
28 Ekim Araştırmacı
29 Ekim Yenilikçi
30 Ekim İleriyi gören
31 Ekim Pür dikkat
1 Kasım Saldırgan
2 Kasım Dönüştüren
3 Kasım Dünyevi
4 Kasım Kışkırtan
5 Kasım Gerçekçi
6 Kasım Enerjik
7 Kasım Kaşif
8 Kasım Çılgın
9 Kasım Cezbedici
10 Kasım Değişken
11 Kasım Gizli
12 Kasım Karizmatik
13 Kasım Yorumcu
14 Kasım Soruşturmacı
15 Kasım Rastlantısal
16 Kasım Patron
17 Kasım Köprü
18 Kasım Huysuz
19 Kasım Yorumcu
20 Kasım Kafası karışık
21 Kasım Şık
22 Kasım Liberal

YAY (23 Kasım - 21 Aralık)

23 Kasım Saygısız
24 Kasım Neşeli
25 Kasım Çabalayan
26 Kasım Özel
27 Kasım Heyecanlı
28 Kasım Çapkın
29 Kasım Öneren
30 Kasım Saldıran
1 Aralık Şen
2 Aralık Vurdumduymaz
3 Aralık Hünerli
4 Aralık Metanetli
5 Aralık Emin
6 Aralık Seçici
7 Aralık Benmerkezci
8 Aralık Terk edilmiş
9 Aralık Süslü
10 Aralık Arzulu
11 Aralık Yoğun
12 Aralık Narsist
13 Aralık Marifetli
14 Aralık Gösterişli
15 Aralık Olgun
16 Aralık Uçuk
17 Aralık Kimyager
18 Aralık İri
19 Aralık Bakıcı
20 Aralık Doğuran
21 Aralık Muamma

OĞLAK (22 Aralık - 20 Ocak)

22 Aralık Enerjik
23 Aralık Sarsıcı
24 Aralık Karmaşık
25 Aralık Doğal
26 Aralık Yılmaz
27 Aralık Yardımcı
28 Aralık Çokbilmiş
29 Aralık Üstün
30 Aralık Az ve öz
31 Aralık Estetik
1 Ocak Düzenleyici
2 Ocak Bencil
3 Ocak Yoğun
4 Ocak Formülcü
5 Ocak Kendini onaran
6 Ocak İçerikli
7 Ocak Sıradışı
8 Ocak Fenomen
9 Ocak Hevesli
10 Ocak Görünmez
11 Ocak Değerli
12 Ocak Vahşi
13 Ocak Seyyar
14 Ocak Kaynaşan
15 Ocak Çaresiz
16 Ocak Ergin
17 Ocak Ağırsıklet
18 Ocak Çocuksu
19 Ocak Hayalperest
20 Ocak Başıboş

KOVA (21 Ocak - 19 Şubat)

21 Ocak Lider
22 Ocak Bocalayan
23 Ocak Kişilikli
24 Ocak Ulaşılmaz
25 Ocak Kaderci
26 Ocak Faal
27 Ocak Gelişmiş
28 Ocak Dayanılmaz
29 Ocak Kavgacı
30 Ocak Mükellef
31 Ocak Şair
1 Şubat Gönüllü
2 Şubat Kaliteli
3 Şubat Hakiki
4 Şubat Bükülmez
5 Şubat Hatip
6 Şubat Popüler
7 Şubat Ütopik
8 Şubat Müneccim
9 Şubat Canlı
10 Şubat Yürekten
11 Şubat Rahat
12 Şubat Birleştirici
13 Şubat Çevik
14 Şubat Hazır cevap
15 Şubat Mucit
16 Şubat Animatör
17 Şubat Sebatkâr
18 Şubat Dahi
19 Şubat Kâşif

BALIK (20 Şubat - 20 Mart)

20 Şubat İzlenimci
21 Şubat Candan
22 Şubat Evrensel
23 Şubat Tutarlı
24 Şubat Verici
25 Şubat Bahaneci
26 Şubat Uyandıran
27 Şubat Hakiki
28 Şubat Hoşlanılan
29 Şubat Delikanlı
1 Mart Sanatçı
2 Mart Tutsak
3 Mart Tasarımcı
4 Mart Soyut
5 Mart Cennet cehennem
6 Mart Güzel
7 Mart Somut
8 Mart Aykırı
9 Mart Astronot
10 Mart Psikolog
11 Mart Sezgili
12 Mart Atak
13 Mart Kaçınılmaz
14 Mart Görece
15 Mart Çok bilmiş
16 Mart Esin
17 Mart Havai
18 Mart Kararsız
19 Mart Israrcı
20 Mart Oyunbaz

GÜNÜN SÖZÜ

"Erkeğin yaratılışında sevmek yoktur.
Ona aşkı öğreten kadındır."

İkimizde

İkimizde

Aşk Nedir?

aşkAdını aşk koyduğumuz şeyin ne olduğunu şimdiye kadar kimse tam anlamıyla çözememiştir. Kişi içgüdüleri tarafından önce kendisini korumayı düşünmektedir. İşte aşk bu korumayı neredeyse eriten bir duygudur, insanı yaşama bağlayan bir etmendir. Sanki ruhsal hastalıklardakine benzer süreçler, kişi aşık olduğunda ortaya çıkar, tek farkla aşk bir hastalık değildir. İnsanlar bilinçdışı olarak sürekli ölümsüzlüğün peşinde koştukları için yenilenme arzusuyla üremek isterler. Üremek için gerekirse kahramanlık ve fedakârlık da yaparlar. Aşk fedakarlıkların en büyüklerindendir. Günümüzde psikanaliz, aşk objesine duyulan özlemin, erken çocukluk dönemine ait sevilen objelere, genellikle anne ve babalara, yeniden kavuşma isteğinden doğduğuna inanır. Yani erkek ya da kadındaki bir araya gelme isteği, çocuklukta yaşanan yaralayıcı deneyimlerin yeni bir aşk objesiyle iyileştirme isteğinin bir sonucudur. Duygusal dünyasında tamamen bencilce hareket eden küçük çocuk, gelişimi sırasında kendisine zevk veren şeyleri, kendisinin parçası haline getirir. Yani onu mutlu eden şeyi, bir başkasından gelse bile kendi parçasıymış gibi algılar ve bölünmüşlük duygusu geçici olarak ortadan kalkar. Çocuk, bir başkasının ona yönelmesiyle kendini bir bütün ve mutlu hisseder. Kişi aşık olduğunda da böyle davranır. "Ya benimsin ya kara toprağın, ben sensiz bir hiçim” nakaratları bu yoğun duyguların bir sonucudur aslında.

Hatta Freud, sevgili seçerken, küçük yaşlarda elde edilen deneyimlere bağımlı hareket edildiğini ileri sürer. Kişi aşık olma süreci sırasında, önce hayatında bir şeylerin eksik olduğu duygusuna kapılır. Böylelikle yeni bir aşk objesine karşı yoğun ilgi gelişir ve kişi aramaya başlar. Kalp atışları hızlandığında, kulaklar uğuldadığında, uykusuzluk başladığında, yani kişi aşık olduğunda, kendini eksik hisseden taraf, bütünü oluşturmaya çalışıyor demektir. Aşk anlaşılması zor bir kavramdır. Aşk nedir ve nasıl gösterilir, ifade edilir ve paylaşılır? Aşk gelişen bir süreç olarak en az 3 öğeden oluşur; iki davranışsal öğe; ilgiyi alma ve gösterme; iki bilişsel öğe: iyiyi görme ve affetme; duygusal öğe: mahremiyet gibi.

Alınan ilginin anlamı bir kişi ilgi görmüyorsa karşılığında imkansız olmasa bile ilgi göstermesi çok zordur. İlk ilgi göstericilerin görevleri besleme, koruma, barınak sağlama ve yol göstermedir. İlgi gösterme ise aşkın somut ve davranışsal ifadesidir; yemek pişirmekten, yatağa taşımaya ve bebek bezi değiştirmeye kadar değişir. Sevdiklerimize hizmet ederiz ve bizim yetersiz olduğumuz yerlerde de onların hizmet etmesini bekleriz. Cinsel eylemde ise ilgi bize ve eşimize zevk veren aktiviteleri sergilemek ve yapmak ile gösterilir. İyiyi görme, sevdiklerimizden önce kendimizde olumlu özellikleri görebilme becerisini gösteren bilişsel bir süreçtir. Bu özellikler fiziksel, karakteristik ya da geçici olabilir. İyi bir cinsel yaşam için gereken ön özellikler kişinin kendisini zevk veren ve alan cinsel bir varlık olarak görmesidir.

Birinde cinsel iyiyi görmek o kişiyi önemli ve ehil olarak görmekle paralellik gösterir. Birinde iyiyi görmek ayrıca onu dinlemeyi ve ondan öğrenmeyi de içerir ki böylece geribildirim bir eleştiri olarak anlaşılmaz ya da yapılmaz. CİSED olarak biz bu özelliği saygı olarak tanımlıyoruz. Ne var ki gerçek saygı öz saygıdan gelişir. Cinsel etkileşimde bu saygı kişinin ve eşinin hoşuna gidenleri öğrenme ve söyleme, sonrasında ise gerçekleştirmedir. Zevk veren cinsel aktivitelerin müzakere edilmesinde geribildirim önemlidir, aynı şekilde bu geri bildirimler cinsellikle ilgili korku ve kaygıları da içerir ve bazen çatışma ve sorun da oluşturur.

Affetme ise birçok bireysel, evlilik ve cinsel terapist tarafından göz ardı edilen ancak evliliğin ve bireysel mutluluğun temeli olan bilişsel bir diğer süreçtir. Yine de bu süreç iyiyi görmek için başlıca koşuldur. Eğer hatalarımızı affetmezsek karşımızdakinde ve kendimizde iyiyi nasıl görürüz? Kendimizdeki mükemmellik için taleplerimizden vazgeçebilir miyiz? Kendimiz için yapmazsak sevdiklerimiz için yapabilir miyiz? Affetme özellikle eşi aldatma sorununda çok önemlidir. Eğer affetme bilinmezse aldatılan eş evliliklerinin sonuna kadar diğerine bu hatasını ödetmeye çalışır.” dedi

Psk. Dan. Dr. Cem KEÇE Psikoloji

Sağlıklı Spermlere Sahip Olmanın 10 Yolu

spermBebek sahibi olmak söz konusu olduğunda, sağlığına dikkat etmesi gereken tek kişi anneymiş gibi düşünülüyor. Oysa iki kişinin üretebileceği en güzel varlık olan bebek için, erkeğin de en az eşi kadar dikkat etmesi gerekiyor.

1. Sigarasız bir hayat...

“Sigara içmek spermlere zarar verir” sözü, son dönemde bazı sigara paketlerinin üzerinde yer alan bilimsel bir gerçek. Sigara içmek, spermin sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkiliyor. Ayrıca sigara içen erkeklerin eşlerinde düşük ihtimali de artıyor.

2. Sınırlı İçki...

Alkol, sperm üretiminin bozulmasına neden oluyor. Bir kadeh şarabın böyle bir etkisi olmasada, kronik alkolizm vakalarında testislerin küçüldüğü, testosteron üretiminin bozulduğu biliniyor.

3. Sperm sıcağı sevmez...

Uzun, sıcak oturmalı banyolar, saunalar ve hamam sefalarını seven erkeklere kötü bir haberimiz var. Yüksek ısı sperm üretimini olumsuz etkiliyor. Testisin ısısını arttırıyor; sperm üretimini azaltıyor ve kalitesini düşürüyor. Ayrıca vücuda yapışan dar pantolonlar da fazla ısınmaya neden olduğundan spermlere zarar verebiliyor.

4. Sperm soğuğu da sevmez...

Hafif bir üşütme bile sperm kalitesinin düşürebiliyor. Bu durum en sık, tene yapışan ıslak giyeceklerden kaynaklanıyor. Bundan dolayı yaz tatilinde erkekler de, en az kadınlar kadar ıslak mayolarıyla dolaşmamaya özen göstermeli.

5. Protein ağırlıklı beslenme...

Sağlıklı spermler için özellikle proteinli gıdaların tüketilmesi gerekiyor. Çünkü proteinde bulunan çinkonun eksikliği, erkeklerde görülen kısırlığın en önemli sebeplerinden biri. Et, süt, yumurta gibi protein içeriği zengin gıdaların bol tüketilmesiyse, sperm sayısının ve kalitesinin artmasında önemli rol oynuyor.

6. İyi uykular, kaliteli spermler…

Düzenli uyku saatlerinin olması ve iyi alınan uyku, sperm kalitesinin yükselmesini sağlıyor. Uyku bozukluklarıyla erkekte sperm üremesini sağlayan hormonların iyi çalışmamasına neden olabiliyor.

7. Stres sperme zarar veriyor...

Vücudumuzdaki birçok fonksiyonun işleyişini bozabilen stres faktörü, spermler üzerinde de olumsuz etkiye sahip. Sağlıklı spermlere sahip olmak için huzurlu bir hayat yaşamak da önem kazanıyor.

8. Tek partnere sadakat...

Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklardan kapılan enfeksiyonlar, sperm kalitesini düşürebiliyor. Bunun önleminin en kesin yoluysa tek partnere sadakat. Çünkü tek eşli çiftlerin cinsel hastalıklara yakalanma riski yok denecek kadar az oluyor. Cinsel yoldan bulaşan bel soğukluğu gibi hastalıklarsa erkekte kısırlığa bile yol açabiliyor.

9. Radyasyon sperm düşmanı...

Testislerde sperm üreten hücreler, radyasyona çok duyarlı olduğundan, radyasyona maruz kalmak kalıcı kısırlığa neden olabiliyor. Bu durum, meydana gelen hasarın derecesi ve maruz kalınan radyasyon dozuna bağlı. Radyoterapi gören hastalarda sperm üretimi ancak 3 ile 5 yıl içinde tekrar başlayabiliyor.

10. Antibiyotik zarar verebiliyor...

Birçok antibiyotik sperm üretimini olumsuz etkiliyor. Bazı antibiyotikler, menideki sperm sayısını ve hareketliliğini azaltırken bazıları da sperm oluşumunu belli evrelerde duraklatabiliyor.

Op. Dr. Hüseyin GÜNTAŞ
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Sevgi & Aşk