GÜNÜN SÖZÜ
"Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı; erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır."
Oscar Wilde
Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...
"Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı; erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır."
Oscar Wilde
Hep çok akıllı geçinirsiniz siz.
Daha doğrusu geçindiğinizi sanırsınız aslında. Karşınızdakinin sizden daha akıllı daha uyanık olabilme ihtimalini de asla aklınıza getirmezsiniz. Sanırsınız ki ne yapsanız kâr kalacak yanınıza. Hesaplayamazsınız ki daha ötesini. Yaradılışınız öyle sizin. Kalbiniz belki kötü değil ama iş bize gelince katısınız ve duyarsız.
Sizin fena bir haliniz var. Materyalistsiniz siz. Elde edene kadar her şey harika, elde edince hazımsızlık başlar sizde. İstersiniz ki, aklınızda “Ah niye yapmadım” diye üzüleceğiniz haller kalmasın. Her şeyden hazzınızı alın.
Çok da bencilsinizdir siz, aynı “hem evdekinden vazgeçmem, hem de diyardakinden” gibi. Çekirge misali zıplarsınız oradan oraya. Arada taşa da tutulursunuz, sopaya da. Yılmazsınız yine de, ne kopartsanız kâr hanenize bir artı yazarsınız binbir keyifle.
Kadınsız yapamazsınız siz ama hayatta da en büyük kazığı kadınlara atarsınız.
Üç kuruş paranız varken, yanınızdaki kadının sırtını sıvazlar ellerini seversiniz. Gün gelip yüz kuruş paranız olduğunda, başlar sizde kadını aşağılama, yerme, parayla hizaya getirme çabası. Hırs gözünüzü bürümüştür bir şekilde. O kadınla aynı yolda yürümüş olduğunuz aklınıza bile gelmez sizin.
Aptalızdır ya(!) biz.. Sıkça toplantılarınız uzayıp eve geç gelmeye başladığınızda, hala bir sıcak çorba tutarız evde size.
İşinize gelince baş tacı edersiniz dakkalık ya da saatlik. Yirmi dört saati bile geçmez bu durum da..
Baş başayken sarılırsınız kadınınıza, kimse yok diye! Yanınıza iki
kişi eklendiğinde, kadın elinizi tutmak istese “adam yordamıyla”
ittiriverirsiniz kadının elini.
Her hatun güzel gelir size sizin hatundan başka.. Size üç evlat veren kadının memesini sarkık bulursunuz ama çocuğuna hiç süt vermeyip, direkt silikona yazılanı da süperrrr!…
Her kadının hayatında illa sizin gibi bir adam olmuştur. Kimi hala ilişkilerine devam etmektedir, kimi de çoktan şutlamıştır erkeğini (Her ne kadar erkek kendi kadını bıraktı sansa da, kadındır son gölü atan)
Siz erkeklerin, ağzı açık geberdiğiniz ikinci kadınlarınız da kesin bu gruptandır. Daha önce bir adamın her halini yaşamış olan, kazık atılan, aldatılan. Dolayısıyla bu kadınlara, ilk kadınlarınızda yaptığınız numaralar sökmez. Dikkat etmeniz gerekir yoksa sonunuz olur perperişan..
İşte o zaman gelir aklınıza esas kadınınız. “Ah ne salakmışım” dersiniz, “Meğer benim karım ne değerliymiş. Hiç hesapları yoktu böyle” Geri dönmek istersiniz ama yemez. Çünkü artık kabul göremezsiniz.
Kuzudan kaçarken kurda düşersiniz. Beter de olun! O da ayrı…
Siz böyle, deneme yanılma yöntemleriyle, pişmanlıklarınızla uğraşırken sakın ola ki üzüntünüz olmasın eski aşkınıza, eski eşinize dair..
Kadın sizden çok daha akıllıdır. Bakmayın senelerce size safı oynadığına (“Analık, sevgi, bağlılık vardır kadında”) o şimdi kesin çok mutludur. Siz eliniz boş gezerken, o hayatının aşkını çoktan bulmuştur….
Not-1: Sakın ola kadının içindeki sevgiyi söndürmeyin. Kadın bir gider bir daha da asla geri gelmez.
Not-2: Bir kadını asla ağlatmayın. Allah kadının göz yaşlarını sayarmış…
Seks hayatı birazcık tekdüzeleşti
mi? Aslına bakarsanız çoğu insanın göz ardı ettiği tek seksüel organ
var: Beyin. Ve o sizin Seksüel bir Nirvana’ya ulaşmadaki tek
pasaportunuz. Gerçekte milyonlarcamız mastürbasyon sırasında gizli
fanteziler kuruyoruz ve bazılarımız seks yaparken orgazma ulaşmak için
bunları kullanıyoruz. Öyleyse neden favori olanlarını sahiplenmiyor ve
yıllardır sahip olduğunuz en şehvetli seksi yaşamak için partnerinizle
birlikte kullanmıyorsunuz? Sadece bu adım adım rehberi takip edin.
Fantezi 1: O bir bakire ve siz Bayan Robertson. Neden size çekici gelir: Bu bir güç ilişkisidir ve iki taraf için de “yasak” sekstir, ki bu da libidoyu arttırmak için garantidir. Neye ihtiyacınız var: Bir “seksi sekreter” kıyafeti işe yarayacaktır: uzun dar etek, push-up sütyeninizi gösterecek biçimde üst düğmeleri açıkta olan gömlek, ince çoraplar ve yüksek topuklular.
Hareket planı: Bunun için
hile öncelikle çok yavaş hareket etmektir. Siz onu baştan çıkarmaya
çalışıyorsunuz, o direniyor-kıyafetlerinizi yırtmak ve sonuçları için
endişelenmek arasında gidip geliyor. (Eğer öğrenirse annesi ne diyecek?
Gerçekten kendisini baştan çıkarmaya mı çalışıyor yoksa o kendi çok
fazla anlam mı yüklüyor?) Birer içki hazırlayacağınızı söyleyip onu
içkilerinizle birlikte salona yönlendirin. Kanepede otursun, siz de ona
bakan bir sandalyede oturun, bacak bacak üstüne atarken eteğinizin
yukarı çıkmasını sağlayın. Nereye bakacağına şaşıracaktır. Genel bir
muhabbet açın (eğer genç bir oğlunuz varsa, oğlunuzun arkadaşına
soracağınız türden sorular olmalı ), daha sonra muhabbeti daha soslu
bir aşamaya çekin. Ona kocanızın sizi artık çekici bulmadığını
düşündüğünüzü söyleyin. Ona sorun, Siiz çekici buluyor mu? Hangi
yanlarınızı? Neden? Diplomatik olmaya ve ereksiyonunu gizlemeye
çalışırken utançtan kıvranmasına izin verin.
O noktada, rahat olmadığınızı söyleyip kanepede yanına geçin. Gömleğinin iki
düğmesini çözüp elinizin tersiyle göğsünü okşayın ve şöyle deyin, "Ne kadar
yumuşak bir ten. Kocanızınkinden ne kadar farklı. O kıvranırken siz kendi
gömleğinizin üst düğmelerini çözün ve elini alıp göğsünüzün üzerine koyun.
Bundan hoşlanıp hoşlanmadığını sorun."
Çarpıcı istekleriniz ve eylemleriniz arasında bir yandan da muhabbete devam
edin. Ona hiç daha önce gerçek bir kadınla olup olmadığını sorun. Hayır
diyecektir. Ona sizinle seks yapmak isteyip istemediğini sorun ve bunun sorun
olmayacağını kimseye söylemeyeceğinizi söyleyin. Ondan üstünüzü ve sütyeninizi
çıkarmasını isteyin. Göğüslerinize dokunmasını isteyin ve nasıl dokunulmaktan
hoşlanacağınızı anlatın. İnleyin ve iççekin ama unutmayın: Siz hala olgun olan
tarafsınız, yani kontrolünüüz çok kaybetmeyin. Ona önünüzde durmasını ve
pantalonunu çözmesini söyleyin. Vücuduna hayran hayran bakın, iltifatta bulunun
ne kadar sertleşmiş olduğunu söyleyin ve ona nazik bir şekilde dolambaçlı bir
oral seks yapın- orgazm olmasına az kala durun.
Tiyatral bir şekilde göz temasını koruyarak soyunun. Gözlerinin vücudunuzu
okşamasına izin verin ama size dokunmasına izin vermeyin. İnce çorabınız ve
yüksek topuklarınız üzerinizde kalsın. Baştan çıkarıcı pozlar verin ve
vücudunuz okşayın. Ona gördüğünden hoşlanıp hoşlanmadığını ve size dokunmak
isteyip istemediğini sorun. İkiniz de tamamen çıplak kaldığınızda, onu yatağa
doğru yönlendirin ve ona bir kadını zevkten bağırtmak için özellikle ne
yapması gerektiğini açıklayın. Her dokunuş, öpücük, okşama ve atılım onun için
ilk hatırlayın. Bu fantezi tamamen kontrolünü kaybettiği zaman biter- eğer
rolünüzü başarıyla oynamışsanız neredeyse üç dakika içinde gerçekleşmeli!
Küresel düzeyde
insanların cinsel davranışlarını inceleyen bir araştırma, rastgele
cinsel ilişkiye girmekle hastalıkların yayılması arasındaki bağlantıya
ilişkin şaşırtıcı bulgular ortaya koydu.
1990 yılında Türkiye Güzeli seçildi. Önce güzelliğiyle Türkiye’yi fethetti.
Henüz on yedi yaşında kameralarla tanıştı. On dokuzundan itibaren
kameralarla büyüdü. Yirmi üç yaşında Boğaziçi Üniversitesi İngilizce
Bölümü’nden mezun oldu. Yaptığı işi çok sevmesi ve sevdiği işi yapması
medyada başarılı olma yollarını açtı. İşine saygı ve sevgiyle sarılması
kısa sürede televizyonların aranan haber spikeri olma yolunda
yürümesine neden oldu. Hiç şımarmadan, çok çalıştı, “Çalışmanın insanı
daha dinç, daha verimli kılacağını düşünüyorum. Çalışmanız bir anlam
bulabilmeli.” dedi ve bunu yaşamına uyguladı. On yedi yıllık haber
spikerliğini, gazeteci Emre İskeçeli ile olan düzgün evliliğini,
biricik oğlu Ali’sini ve son dönem yaptığı işleri...
On yedi yıl haber spikerliği yaptıktan sonra, bugünkü tercihinizin kültür sanat programı olduğunu görüyoruz. Bu kararınızı etkileyen faktörler neler oldu?
Dört büyük kanal var biliyorsunuz. Bunların ana haberleri doldu. Şimdi
yeni bir trend başladı. Bu fikri kabul etmek ve fazla direnmemek lazım.
Ana haber bülteninde benim konumumda olan arkadaşlar şu an için tercih
edilmiyoruz. Bunun nedeni, niyesi, bence kabullenmekten geçiyor, bu bir
süreç. On beş yıl aralıksız bu mesleği yaparken “Niye ben buradayım da
diğerleri değil?” diye sorgulamadıysam, şimdi de başkalarının sırası
gelmiş demektir diyorum. Çünkü televizyon yenilik istiyor. Ben on beş
yıl boyunca bu mesleği aralıksız yaptım ve aralıksız hep ana haber
okudum. Demek ki doyum noktasına ulaştı, seyirci yenilik istedi. Buna
da saygı duymak gerek. Yirmi üç yaşındaydım ana haber okuyordum. En
güzel transferleri yaptım. En yüksek rakamlara çalıştım. “Aa ne güzel
yeni bir şey başladı.” diye düşünüyorum. Bu inandırıcı gelmiyor galiba.
İnsanlar bir şeyin aynısından daha fazla diye düşünüyorlar. Ben
TGRT’den çıktığım akşam bana birçok kanaldan teklif geldi.
Hakkınızda kovuldu lafı çok edildi.
Evet kovuldu lafını ben dilime çok doladım. Kovuldu lafı bana en kötü
söylenebilecek şeydi. Bu da kötü bir şey değil. Yani Jülide Ateş olarak
ben de kovulabilirim. Bu da beni derinleştirdi. Bir sürü faktör vardı
kovulmamda. Tazminatım ayrı bir faktördü. Yüz yenilemeye gitmeleri ayrı
bir faktördü. Diyelim ki mesleğimde çok kötüyüm bunu da kabul
edebilecek olgunluğa sahibim. 2000 yılında Türk Dil Kurumu Onur Ödülü
aldım. Bu mesleğe on beş yılımı verdim. Kimse bizi kara gözümüz kara
kaşımız için tutmuyor ki... Arz talep meselesine göre seyirci beni
istemiş ve orada kalmışım.
İşten ayrılmanızın ardından Amerika’ya gittiniz.
Ablam Amerika’da yaşadığı için bir ayağımız hep orada. İkinci adresimiz
yani. Annemler yılın altı ayı oradalar. Benim de sevdiğim bir memleket.
Emre Bey’le de Amerika’da evlendiniz. Nerede ve nasıl tanıştınız?
Emre benim 1992 yılından beri arkadaşım. Hem okul arkadaşıydık, hem de
aynı çevrelerdeydik. Ağabeysi de benim arkadaşımdı. Ağabeysini 1995
yılında bir trafik kazasında kaybettik. Emre İstanbul’daki ilk
arkadaşım... 1998 yılında flört etmeye başladık. 2001 yılında da
evlendik.
Çocuk yapma kararını ne zaman verdiniz? Hazırım artık dediğinizde mi hamile kaldınız?
Evet. Tabii Ali istenen bir bebekti. Niyet edildi, çağırıldı. Çok istendi. Evet, hazırdım ve bekliyordum Ali’yi.
Annelere hazır olmadan asla çocuk sahibi olmayın der misiniz?
Hazır olduklarında yapsınlar ve mümkün olduğunca içlerinde ne kaldıysa
ukde tek başlarına yapabilecekken, bol bol yaşasınlar. En sonunda hazır
olduklarında çocuk yapsınlar. Yoksa çocuğa da azap, anneye de azap.
Bence hayvanlar nasıl yuvalarını yaparlar, mesela kuşlar gibi ondan
sonra çiftleşmeye ve yumurtlamaya hazırdırlar, aslında insanı da ona
benzetiyorum. İnsanlar o güveni, o aile yapısını, o yuvayı kurmadan
çocuk yapmasınlar tabii ki... Çocuğun güven dolu, sevgi dolu ortama çok
ihtiyacı var.
Siz Ali’ye hamile kaldığınızda kaç yaşındaydınız?
Otuz yaşında hamile kaldım. Otuz bir yaşında da doğurdum. Tam benim
planladığım gibi gitti. Gitmeyebilirdi de ama güzel bir yaştı, olgun
bir yaştı. Genç anne değildim ama tam anne olmayı arzu ettiğim bir
yaştı. Kendimi tam o zaman hazır hissettim. Daha öncesi erken, daha
sonrası geç olurdu.
Hamilelik döneminde iş yaşamına ne zaman ara verdiniz?
Son iki buçuk ayıma kadar güle oynaya çalıştım, bir problemim olmadı.
Ben çok huzurlu bir hamilelik dönemi geçirdim. Çalışmanın insanı daha
dinç, daha verimli kılacağını düşünüyorum. Çalışmanız bir anlam
bulabilmeli. Ben çoğu zaman işimde anlam bulabilecek şekilde yetiştim.
Ama dışarıda da çok anlam var; bu dostlarınız olur, hobileriniz olur.
Allah kimseyi anlamsız bırakmasın. Anlam çok önemli diye düşünüyorum.
İnsanlar işsiz kalmaktan da korkuyorlar. Hayata başlayacak, güne
başlayacak sebepleri kalmıyor. Özellikle Türkiye’de emeklilikten de çok
korkuluyor. Ben aksini iddia ediyorum; işiniz sadece bir araç, işiniz
siz değil, siz işiniz değilsiniz. İşinizde bir anlam bulabiliyorsanız
en mutlu kesimdensiniz.
Siz işinizi çok mu seviyorsunuz?
İşimi severek yapıyorum. Ben o az olan mutlu kesime dahil olduğumu
düşünüyorum. On dokuz yaşımdan beri kameralarla büyüdüm. Her gün
çalıştım yaz tatilleri dışında ama rutin insanı öldürüyor. Hakikaten o
şekilde ki haber spikerliği oraya kadar yeterdi. Şimdi sanatçılarla
röportajlarım oluyor, yazın çok güzel bir programımız başlayacak.
Sokaklarda aktüel çekimlerimiz olacak. O zaman stüdyo dışına
çıkamıyordum ki. Sıkılıyorsunuz bir süre sonra. Sürekli aynı güne
uyanıyorsunuz. Rimelinizi kaçta süreceksiniz, kaçta üzerinizi
giyineceksiniz. Kam spikerlerinizi kaçta elinize alacaksınız hepsi
belli.
On yedi yıllık haber spikerliğinden sonra, kültür sanat programı
yapıyorsunuz. Şimdi size reddedemeyeceğiniz bir yerden, ya da
isimlerden size haber spikerliği teklifi gelse, yine de hayır der
misiniz?
Böyle bir teklif beklentisi içerisinde değilim. Hayır derim diye düşünüyorum.
Oğlunuz Ali ile ilgili sorularım olacak. Ali adının özel bir anlamı var mı? Yada neden Ali koydunuz bir sebebi var mı?
Ali kimsenin adı değil. Ali’yi şöyle çok seviyorum; Ali iddiasız bir
isim. Yani kibirli, üzerine anlam yüklenmiş ve çocuğu bir şey başarmaya
yükümlü kılmamış bir isim. Mesela Doruk, Hakan gibi... Ne bileyim bir
şeye zorunlu kılmamak çocuğu. Bir şeyin en iyisi olmak zorunda değil.
Bir şeyin en tepesinde olmak zorunda da değil. Kendi olsun yeter. Ali
bu anlamda iddiasız, üzerine yük bindirilmemiş bir isim itibariyle
uygun geldi. Bir de tamamen tesadüf, hamileyken Emir benim karnımı
severdi. “Aman da benim Alişim şimdi ne yapıyor?
Ali ne haber annen bu gün sana ne yemek yolladı? Uyudun mu babacığım?”
diye severdi. O kadar sevdik ki bu sevme şeklini değiştirmeyelim
istedik. Tamamen içgüdüsel, Emre’nin yakıştırması, öylece devam etti.
Özel bir isim aramadık. Tınısı da hoşumuza gitti. Çocukluğumuzdan da
tanıdık bir isim.
Doğumdan ne kadar süre sonra işe başladınız? Büyütürken kimlerden yardım aldınız?
İşimden çok uzak kalmadım. Dursune ablamız vardı, en çok ondan yardım
aldık. Çok bakıcı geldi geçti. Ama en kalıcı ve en çok emeği geçen
Dursune abla oldu. Bakıcı, annenin sağ kolu. Bakıcının iyi olması da
çok önemli.
Türkiye’de kadınlar kariyer veya çocuk yapma konusunda tercih yapmak
durumunda kaldıklarında bazıları kariyeri, bazıları da çocuk yapmayı
önemsiyorlar. Bazıları da her ikisini başarıyla paralel götürebiliyor.
Siz her ikisini de başarıyla götürenlerdensiniz. Başarı planlanabilir
mi?
Sağ olun öncelikle... Tabii ki, sade vatandaşa göre artılarımız ve
eksilerimiz var. Ekonomik gücüm olduğu için çok yardım alıyorum. Ne
kadar da yardım alsanız, anne majördür. İşin temeli annedir, bu artıyı
koymak lazım. Daha mütevazı yaşayan arkadaşıma bakıyorum; kızcağız
çalışsa, elindekini bakıcıya, servisine, okula verse zaten elindeki
maaşı gidiyor. Çalıştığından eline hiçbir şey kalmayınca bari çocuğuma
bakayım evde diyen anne oluyor. Bu şekilde çok anne var. Üstelik bunlar
çok iyi eğitimli ve düzgün insanlar. Bir buçuk, iki milyar lira para
kazanıyorsanız, bunun ne kadarını bakıcıya, anaokuluna, servise
vereceksiniz? Ve çocuğun diğer ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaksınız?
Ülkemizde eğitim çok pahalı. Herkes eşit koşullarda değil. Orada büyük
aileler önemli. Aile büyüklerinden destek almak lazım.
Siz ailenizden destek aldınız mı?
Benim annemin pili bitmişti galiba. Yeğenime çok emekleri geçmişti.
Yine de aldım tabii... Her zor günümde yanımdaydı. O da sonuç olarak
yeterli olamaz. Ben bile enerji olarak çoğu zaman yetemiyorum. Annem,
benden normal olarak daha büyük, O’nun da enerjisi yetemiyor. Erkek
çocuk ve oldukça hareketli. Nefesi yeter derler ya öyle oldu. Gün geldi
bakıcı gitti, annem geldi evde denetlendi. İlk alıştırma döneminde
onlara iş öğretti, çok yardımları oldu. Aslında bir S.O.S. Ne zaman
zora düşseniz anneler hep yardıma hazırdır kızlarına.
Ali’yi kreş eğitimine ne zaman başlattınız?
İki buçuk yaşında kreşe verdim. Mütemadiyen başlayacağı okulun kreşine,
üç buçuk yaşında başladı. Şimdi anaokuluna gidiyor, seneye birinci
sınıf olacak.
Telefonlaştığımızda, Ali’nin çok göz önünde olmasını istemiyorum
dediniz, saygı duyuyorum. Göz önünde olmasını neden istemiyorsunuz?
Aslında birkaç kez çıktı. Şu anda çocuğun inisiyatifinde değil. Belki
çocuk empoze olmak istemiyor? Ali’yi çok lanse etmek istemiyorum. Tabii
ki oğlum bazı yerlerde görünecek, bunun sınırını iyi ayarlamak gerek
diye düşünüyorum. Biraz frene basmak gerektiğini düşünüyorum. Şimdiden
şu reklama çıksın, şu şarkının video klipine çıksın teklifleri geliyor.
On sekiz olsun kendi inisiyatifini kullanabilecek duruma gelsin önce.
Ben meşhur bir çocuk istemiyorum açıkçası.
Ali ile ingilizce konuştuğunuzu duyduk. Neden iki dil öğretiyorsunuz?
Bu konuda çok eleştirildikçe, neden olmasın diyorum. Mümkün olsa biz
dört dil bilseydik de, dört dil öğrenseydi çocuk. O kadar beyinleri
almaya hazır ki bu yük değil çocuğa. Çünkü Ali dersle değil, günlük
hayat rutini içerisinde öğrendi. Bu Türkçe konuşmasını hiç engellemedi.
Aksine her iki dili de çok iyi konuşuyor. Biz iki dilli anne ya da
babaların hangi dili biliyorlarsa küçük yaşta öğretmeleri taraftarıyız.
Oturup masa başında ders gibi değil. On beş yaşından sonra öğretmeye
başlarsan o zaman çocuğa yük oluyor. Şimdi ne verirsen onu sünger gibi
alıyorlar. Hazır bu avantajımız varken neden kullanmayalım dedik.
Evde hangi dil kullanılıyor?
Ben İngilizce kullanıyordum, babası Türkçe. Şimdi ben de Türkçe
kullanıyorum çünkü okulu İngilizce oldu sadece. Dört yaşına kadar
sadece İngilizce konuştum. Çocuk şimdi her iki dili de çok iyi
konuşuyor. Çok eleştirildik ama benim uzmanlık alanımda bu. Boğaziçi
İngilizce’den mezunum.
Niye ingilizce öğretmenliği yapmadınız?
Neden yapmadım? Ben zaten okuldayken, medyadaydım. İki mesleği
kıyaslayın. Bu hayat standardımı İngilizce öğretmenliği sağlamayacaktı.
Genç yaşta güzellik kraliçesi seçildikten sonra haber spikeri olarak ekranlara çıktığınızda da çok eleştirilmiştiniz.
Ben haber spikeri olduğumda çok gençtim. Büyükler çok telaşlandılar
eyvah Türkçe elden gidiyor diye. Benim bunu meslek olarak benimseyip,
gerçekten emek sarf edeceğim döneme bakıp değerlendirdiler. Ama arada
ezber bozan insanlar çıkabiliyor. Bu endişeleri yaşamakta haklıydılar.
Sonra hepsiyle dost olup meslektaş olduk ve takdirlerini bildirdiler.
Benim de bu endişeleri yenmek için çok çabalamam gerekiyordu. Gereğini
yaptım.
Genç anne adaylarına önerileriniz neler olurdu? Size göre mutlu evliliğin sırrı var mı? Varsa en önemlileri neler olmalı?
Doğurabilecekleri kadar değil, bakabilecekleri kadar çocuk yapsınlar.
Dolduruşa gelmesinler. Doğurmak işin en kolay kısmı. Bakmak; ona şekil
vermek, kaderini dizayn etmek de yardımcı olmak en zor kısmı buna
hazırlansınlar. Birbirlerini seven çocuklar yetiştirsinler. Herkesi
potansiyel düşman olarak gören “bir öteki yaratan” çocuk beyinleri
yetiştirmesinler. Mutlu evlilik için; birlikte yol alabilecekleri,
arkadaş olabilecekleri, yirmi dört saat maskesiz tüm doğallığıyla, tüm
halliyle kendileri olabilecekleri ve karşı tarafı da böyle
sevebilecekleri bir ilişki herkese temenni ediyorum. Birlikte bir
şeylere girebilmek çok büyük bir kriterdir. Aynı espriye
gülebiliyorlarsa bu önemli bir bazdır diyorum.
Son günlerde köşe yazıları yazmaya başladınız.
Evet, Doğan Grubunun yayın organı Tempo24. com.tr’de yazıyorum. Ben
yazar değilim, ihtiyaca binaen yazıyorum. Ben orada yazmıyorken de
günlük tutardım, anektodlar alırdım, denemelerim vardı. Ama şimdi
benden taşanlar, orada platform buldu. Ben yazan bir kişiyim. Orada,
Aydın Engin gibi önemli bir usta var. Hepimiz bir renkiz. Bizde başka
bir jenerasyon, başka renkleri temsil eden kalemiz.
Annelik, iş kadınlığı, evlilik zorlandığınız oluyor mu?
Dışında uluslar arası organizasyonların Türkçe –İngilizce moderatörlüğünü yapıyorum.
Emre Bey size yardımcı oluyor mu?
Emre’nin zaten varlığı yardım. Manevi yardım, meslekte değil...
06.07.2009
Kaynak:www.anneyiz.biz
ABD'nin göbeğinde yaşıyorlar. Elektrik, telefon, televizyon, otomobil kullanmıyorlar. ABD'nin göbeğinde ilkel yaşamlarından vazgeçmiyorlar. En önemli işleri ise "çoğalmak". "Çok çocuk sahibi olma" politikalarıyla ABD'nin en hızlı artan alt topluluğu oldular. İşte Amişler.
Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden ABD'de elektrik, telefon kullanmadan, otomobile binmeden ve her türlü teknolojiyi reddederek yaşayan aşırı Hristiyan topluluk Amişlerin nüfusu, son 16 yılda 125 binden 230 bine çıktı.
Elizabettown Üniversitesi'nden Amişler uzmanı Donald B. Kraybill'in
yaptığı, 1992-2008 verilerini kapsayan araştırmaya göre, 18. yüzyılda
baskılar nedeniyle Avrupa'dan Yeni Dünya'ya göçen topluluk, son 16
yılda yüzde 4'lük nüfus artışıyla ülkenin en hızlı büyüyen alt
topluluğu oldu.
ORTALAMA 5-6 ÇOCUK
Kraybill, ülkedeki diğer etnik ve dini toplulukların nüfus planlaması yaptığını, Amişlerin ise son 20 yılda “çok çocuk sahibi olma” politikası izlediğini belirterek, toplulukta her ailenin ortalama 5-6 çocuk sahibi olduğunu kaydetti.
Yapılan araştırmaya göre, topluluk içi evlilik yapan Amişlerin
nüfusu bu hızla büyümeye devam ederse 2026 yılında 500 bine yaklaşacak.
Otomobil yerine atlı arabalarıyla ulaşımı sağlayan, internet, cep
telefonu gibi her türlü yeni teknolojiyi reddeden, evlerine elektrik
bağlatmayan Amişler, geçimlerini tarımcılık yaparak sağlıyorlar.
ATLI ARABALARLA GEZİYORLAR
Ülkenin pek çok eyaletine yayılmış halde yaşayan Amişlerin en yoğun bulunduğu bölge ise Pensilvanya eyaletindeki Lancester şehri. ABD'nin doğu kısmında bulunan ve şehirlerarası trafik bakımından da yoğun olan Lancester'da anayollarda atlı arabalarıyla gezen Amişler için trafikte de özel düzenlemeler yer alıyor.
Kendi özel kiliselerinde ibadet etmeyi tercih eden Amişlerin en çok
önem verdiği şeyler, fazla çocuk sahibi olmak, komşuluk ilişkileri ve
akrabalarıyla görüşmek.
ÇOCUKLAR İLKOKULDAN SONRA OKULA GÖNDERİLMİYOR
Almanca'nın farklı bir aksanıyla konuşan ve anadillerini 200 yıla yakın süredir bulundukları Amerika kıtasında da kullanmayı sürdüren topluluk, çocuklarını ilköğretimin ardından okula göndermiyor.
Giyim tarzlarıyla da farklı olan Amiş topluluğunda kadınlar uzun
kollu ve uzun etekli elbiseler giyiyor. Elbiselerini önlük ve 17.
yüzyıldan kalma şapkaları ile tamamlıyorlar. Erkekler ise çalışırken
askılı elbise, günlük yaşamda ise koyu renk takım elbise giyerek şapka
takıyorlar. Evlendikten sonra tüm erkekler sakal bırakıyor.
TURİSTİK ÇEKİM MERKEZİ OLDULAR
Amişler, çamaşır ve bulaşıklarını elde yıkıyorlar, akşamları mum ışığında oturmayı tercih ediyorlar, atlı arabanın yanı sıra zaman zaman bisiklet kullanarak ulaşımı sağlıyorlar ve akşama kadar tarlalarında çalışıp günbatımına yakın evlerine çekiliyorlar.
Farklı kültürleri ve yaşam tarzlarıyla insanların ilgisini çeken ve kalabalık olarak yaşadıkları Lancester'ı ülkenin en turistik yerlerinden biri haline getiren Amişleri görmek için her gün onlarca tur otobüsü bölgeye geliyor.
Kurdukları köylerde yaşayan bu aşırı Hristiyan ve içe kapanık topluluğun hayatlarını yerinde gözlemlemek isteyen turistler, atlı arabalarla düzenlenen turlarla köylere gidiyorlar.
Amişleri rahatsız etmemeye de özen gösteren turistler, özel izin dışında fotoğraf ve görüntü çekiminin yasak olduğu köylerde Amişlerin yaşam tarzlarına saygılı davranmaya çalışıyor.
AMİŞLER, ADINI İZMİR'DEN ALAN SMYRNA'DA
Son 20 yılda çok hızlı şekilde büyüyen ve ABD'de 27, Kanada'da ise 2 eyalete yayılan Amişler topluluğunun son olarak yerleştiği şehirlerden biri de ABD'nin Kanada sınırında bulunan Maine eyaletine bağlı Smyrna oldu.
Adını İzmir'in eski adı olan Smyrna'dan alan kente, ilk Amişler 1996 yılında yerleşmeye başladı. Ülkenin farklı şehirlerinden gelerek Smyrna'ya yerleşen grupların hızla artmasıyla bu kentteki Amiş nüfusu 200'e yaklaştı.
1830 yılında kurulan şehri, kültürlerini yaşatacak ve tarımla uğraşmalarına olanak tanıyacak yer arayışları sonunda seçen Amiş aileleri, burada kurdukları 10'un üzerinde fabrikada işledikleri ürünleri ABD iç piyasasında satarak geçimlerini sağlıyorlar.
"Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir."
Pisagor