| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

393 "kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan gönderi (sayfa 5)"kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Pet Şişede Cinsel Tehlike

cinsellikGündelik hayatta yaygın olarak kullanılmakta olan plastik şişeler cinsel sağlığı tehdit ediyor.

Harvard School of Public Health'te araştırmacılar 77 öğrenci üzerinde inceleme yaptı. Öğrenciler 7 gün boyunca plastik şişelerden su içti. Plastik şişe kullanan katılımcıların idrarlarında, dişilik hormonu östrojene benzeyen BPA maddesinin yüzde 69 arttığı görüldü.

Araştırmalar plastik şişelerde bulunan, BPA maddesinin doğumsal kusurlara, büyüme bozukluklarına ve kalp hastalığı ile diyabet riskinin artışına neden olduğunu söyledi.

Mutluluğun Sırları

mutlulukSizi gerçekten mutlu eden nedir? Her yıl üzerine eklenen yeni sorumluluklarınız ve mutlaka yapılması gereken işleriniz arttıkça bu soruyu düşünmeye bile fırsat bulamıyor olabilirsiniz. Unutmamanız gereken, küçük şeylerle mutlu olmak sadece ruh sağlığınızı değil, fiziksel sağlığınızı da etkiler. Mutlu olmaya özen gösterirseniz, onu daha kolay elde edersiniz. Önerilere kulak verelim.Basit adımları takip ederek, hayatınızdaki coşku ve mutluluğu tekrar kazanabilir, böylelikle fiziksel sağlığınızı da korumuş olabilirsiniz.

Günlük Eğlencelerinizin Kıymetini Bilin: Eğer gün içerisinde yapılacakların bir listesini çıkarıyorsanız, sizi en çok eğlendirenleri de koymayı ihmal etmeyin. Yatağa uzanıp kitap okumayı, açık havada kahvaltı etmeyi, uzun bir yürüyüşe çıkmayı, oyun oynamayı, fotoğraf çekmeyi veya hiçbir şey yapmadan oturmayı seviyor musunuz? Aslında gün içerisinde bunlardan en az bir veya birkaçına ayırmak için vaktiniz var. Listenizi gözden geçirin, yapılması gerektiğini düşündüğünüz aslında kaç işi gerçekten yapmanız gerekiyor? Günlük aktivitelerinizi tekrar tartmalısınız. Belki aylardır yaptığınız bir şeyi artık yapmaya gerek yok, ancak alışkanlık yüzünden devam ediyor olabilirsiniz. Gereksiz aktiviteler çıkınca eminiz listeniz sizi daha mutlu edecektir.

Güçlü ve Bağımsız Olun: Hepimizin kötü günleri olur. Bitkin hissettiğimiz ve canımızın hiçbir şey yapmak istemediği günler…Ancak öyle günlerde, sorunun tam üzerine gitmek inanın çok faydalı olacaktır. 10 dakika boyunca egzersiz yapın. Bir kere hareket etmeye başlayınca kolay kolay bırakmak istemeyeceksiniz. Bir egzersiz planı yapın ve ona sadık olun. En neşeli günde de, en kötü hissettiğiniz günde de 10 dakikalık bir egzersizi es geçmeyin. Bağışıklık sisteminiz, egzersiz planınızın düzenine göre gelişecek, ve bu sizin ruh halinizi olumlu yapacaktır. Egzersiz yapmak, sizi mutlu eder.Egzersiz sonrası bir kağıda neler hissettiğinizi yazın. Egzersiz planınıza göre ilerleyen günlerde, egzersiz biter bitmez neler hissettiğinizi kısa cümlerle not almaya devam edin.

Stres Konusu: Hiçbir şeyin neşenizi almasını istemezsiniz. Fakat gün içerisinde bunu başarmak size ilk anda kolay gelmeyebilir. Gün içerisinde kısa nefes molaları verin. Evet çok basit; derin nefes alın! 3-4 tekrardan sonra kan akışınızına oksijen katmış olacak, daha sakin ve huzurlu hissedeceksiniz.Ek olarak eğer ki vakit bulabilirseniz, yoga veya masaj deneyin. Yapılan sayısız araştırma sonucunda görülüyor ki, sinirinizi hafifletir, stresi yok eder depresyon ve anksiyete duygularınızı minimuma indirir. 10 dakikalık bir yürüyüş ile, çok şekerli veya tuzlu bir atıştırmanın sizde yaratacağı rahatlama ve mutluluk hissi aynı olacaktır. Sizce hangisi daha sağlıklı?

Elinizdekileri Kullanın: Hepimizin kendimize göre çeşitli becerileri ve ilgi alanları vardır. Gönüllü olarak yapabileceğiniz bir şeyler bulmak için, yakınlardaki okul, klup veya organizasyonları araştırın. Yeteneklerinizi başkalarının iyiliği için kullanmak, mutluluğu iki taraflı getirecektir. Yapabileceklerinizi gözden geçirin, sizin belki de umursamadığınız becerileriniz başkalarının mumla aradıkları olabilir. İnanın sizdeki yetenekleri arayan birçok kişi var. Herkesin yardıma ihtiyacı vardır, neden yardım eden siz olmayasınız?

Etrafınızdakilere Saygı Duyun: Ailenizden veya arkadaşlarınızdan birkaçı ile sohbet etmek gerçekten kolay bulabileceğiniz bir aktivite olabilir. Sizi anlayan insanlarla konuşmak kolaydır. Bu kişi sevgiliniz de olabilir. Kendinizi açmanız ve vereceğiniz güven, günlük sıkıntılarınız ve endişelerinize yeni bir bakış açısıyla bakmanızı sağlayabilecek yorumlar getirebilir. Gülmek ve mutluluk arasındaki ilişki bilimseldir. Güldüğünüz zaman, kan basıncınız düşer ve mutluluk hormonu adı verilen endorfin hormonu artar. Son olarak, işyerinizdeki ilişkileri es geçmeyin. İş arkadaşlarınız sizi yakından tanıyor olabilirler. Birbirinize vereceğiniz destek, stresli zamanlarınız için çok değerli olabilir. Siz onları dinleyin, onlar da sizi dinlesin. İş arkadaşlarınızın sizin hakkında bildiklerini yadsımayın, sahi onları her gün görüyorsunuz öyle değil mi?

Mutlu hissetmek, duygusal hayatın olduğu kadar fiziksel hayatınızın da çok önemli bir parçasıdır. Zamanınıza ve bağımsızlığınıza değer verin, kendi gücünüz ve yeteneklerinizi kullanabileceğiniz alanları seçerseniz, bu sizin hem ruhunuzu hem de vücudunuzu kendine getirecektir.

Aşk İçin En Uygun Saat

aris_hilton_seksÖnce bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra...

Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var...

Seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08.00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16.00 suları.

Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor.Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar:

07:00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hala zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.

08:00 Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.

09:00 Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.

11:00 Vücudumuz tam formundadır.

13:00 Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.

15:00 Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.

16:00 Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.


17:00 Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.

19:00 Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.

21:00 Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.

23:00 Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.


01:00 Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.

03:00 Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.

05:00 Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır.

Cinsel Arzunun Bittiği Nokta: Aseksüalizm

aseksHerhangi bir cinse, cinsel olarak ilgi duymama hali olan aseksüellik, giderek yaygınlaşıyor...

Cinsel yaşamdan izole bir hayatın altında; eşcinsellik, odipal çatışmalar, bağlanma sorunları, takıntılı kişilik yapısı, cinsel fobiler, gebelik korkusu, yaş veya çekicilikle ilgili endişeler, bazı psikiyatrik hastalıklar, yakınlaşma sorunları, katı dini ve ahlaki inançlar yatabilir.

Geçmişten beri hep vardı…

Avrupa’da giderek yaygınlaşıyor. Son yıllarda Türkiye’de de yeni bir tercih gibi ortaya koyuyor bu hayatı seçenler. Özellikle de gençler... Aseksüellik, felsefi bir tercihmiş gibi hayata karşı bir tavır olarak sunuluyor. Peki, cinsel hayata sırtını dönmenin gerisinde neler yatıyor?

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı ‘Cinsel Yaşam Sorunları ve Tedavileri Programı’ndan sorumlu öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Şahin, Diyet dergisine verdiği röportajda aseksüelliğin altında yatan nedenleri anlatıyor.

Aseksüalitenin altında çok farklı nedenler olabileceğini söyleyen Şahin, aseksüel yaşamlara değinirken önemli bir konuya parmak basıyor. ‘Newton eline kadın eli değmemiş biri olarak yaşadı ama benim gibi yaşayanlardan bir grup kurayım, bir derneğimiz, bir cemaatimiz olsun ve bunu da savunalım diye bir işe girişmedi. Şimdi değişen şey bu. Çeşitli ülkelerde aseksüaliteyi savunan cemaatler var. Bunlar kendi durumlarını felsefi bir tercihmiş gibi sunmaya çalışıyorlar’ diyor.

PROF. DR. DOĞAN ŞAHİN: Aseksüel gruplar var. Onlar aseksüalitenin felsefi bir tercih olduğunu ileri sürerler. Oysa arzularımız felsefi tercihlerimize göre değil, yetişme koşullarımıza göre belirlenir. Sonradan arzularımıza uygun felsefi, ideolojik fikirler geliştiririz.

Peki, felsefi bir tercih değilse nedir aseksüalite?

Aseksüalite cinsel ilginin olmayışı demektir. Cinsel arzunun yokluğu veya çok az olması söz konusu.

Bir rahatsızlık mı?

Psikiyatri, bir durumu rahatsızlık olarak kabul etmek için, durumun kendisi dışında iki koşul daha arar. Birincisi, kişinin bundan belirgin bir rahatsızlık duyması. İkincisi, kişinin sosyal ve mesleki işlevlerinde belirgin bir sıkıntıya neden olması. Dolayısıyla cinsel ilgisi olamayan bir kişi bundan rahatsız olmuyorsa veya kişilerarası ilişkileri, sosyal ve mesleki yaşamı belirgin olarak bozulmuyorsa bir rahatsızlıktan söz edemeyiz.

Tedavi gerektirir mi?

Durumundan rahatsız olmayan bir kişiyi kendisine ve etrafına zarar vermediği sürece tedavi etmeye kalkmak insan haklarına aykırı bir durumdur. Kaldı ki, kendisine zarar verme durumunda bile tedavi zorunluluğu tartışmalı bir konudur. Aseksüellere gelecek olursak ne kendilerine ne başkalarına zarar vermedikleri ve tedavi istemedikleri sürece, ‘tedavi görmeleri gerektiği’ ileri sürülemez. 

Peki, cinsel arzunun yokluğu neden kaynaklanır?

Aseksüel gruplar vardır. Onlar aseksüalitenin felsefi bir tercih olduğunu ileri sürerler. Oysa arzularımız felsefi tercihlerimize göre değil, yetişme koşullarımıza göre belirlenir. Sonradan arzularımıza uygun felsefi, ideolojik fikirler geliştiririz.

Nedenlerine gelince, çok farklı nedenler cinsel arzuların baskılanmasına ve hissedilmemesine yol açabilir. İnsanlar çeşitli arzularını baskılarlar, her hangi bir şeyin baskılanması kendi başına patolojik bir durum değildir. Bastırma en yaygın ve en temel savunma mekanizmasıdır. Yani kişinin çeşitli nedenlerle kabul etmek istemediği bir arzu söz konusudur.

Cinsel arzunun tamamen baskılanması hangi durumlarda söz konusu olabilir?

Söylendiği gibi çok farklı nedenler olabilir. Ancak bu nedenler en yaygın nedenler olsa da herkesi içermez. Çok özel, şahsi nedenler her durum için geçerli olduğu gibi aseksüeller için de geçerlidir. Ancak sıklıkla rastlanan nedenleri şöyle sıralayabiliriz.

a) Eşcinsellik: Bazen kişi gerçekte eşcinsel arzulara sahiptir ancak eşcinsel arzularını homofobisi dolayısıyla o denli kabul edilemez bulabilir ki, tümden cinselliği reddeder.

b) Ödipal çatışmalar: Bazı insanlar yaşamlarının 3-5 yaşları arasında ebeveynlerine ya da aile üyelerine cinsel arzuları da içeren bir aşk duyabilirler. Ancak daha sonra ensest yasağının kavranması, kastrasyon anksiyetesi (cinsel kimlik karmaşası) ve son olarak da süper egonun gelişmesiyle bu aşk sonlanır. Bazı kişilerde bu dönemde yaşanan sorunlar nedeniyle bu aşk bilinç dışında devam eder ve her türden cinsel ilgi yoğun suçluluk duygularına yol açarak cinsel arzuların bastırılmasına neden olur. Bu kişiler başkalarını yüceltebilir, âşık olabilir ama âşık oldukları kişilere cinsel arzu duyamazlar.

c) Bağlanma sorunları: Yaşamın ilk yıllarında anneleriyle güvenli bağlar kurma olanağı bulamayan insanlar daha sonraki yıllarda bir insanla yakınlık kurmak, bağlanmak ve cinsel bir aşk yaşamak konusunda zorluklar yaşarlar. Annelerinden ayrı büyütülen başta maymunlar olmak üzere çeşitli hayvan türlerinde de cinsel ilginin ve ilişki çabasının olmadığı gösterilmiştir.

d) Takıntılı (obsesif) kişilikler: Bazı obsesif karakterler hijyen, temizlik, konularında o denli hassastırlardır ki başka bir kişi ile öpüşmek, tensel temasta bulunmak veya vücut sıvılarının karışmasından rahatsız olurlar ve cinsel yakınlık ve ilişki istemezler. Cinsel yakınlığın yarattığı tedirginlik arzu duymalarına engel olur. Cinsel yakınlık gerektirmeyen yakınlıklar, arkadaşlıklar kurabilir ancak cinsel ilişkiden kaçınırlar.

e) Cinsel fobiler veya kaçınmalar: Bazı kişilerin cinsel isteksizlikleri cinsel ilişkinin bazı yönlerine ilişkin kaçınmalara veya korkulara bağlı olabilir. İnsanlarda cinsellikle ilgili farklı zevkler ve farklı şeylerden hoşlanmalar olduğu gibi, farklı şeylerden rahatsızlık da duyabilirler. Sevişme sırasındaki ıslaklıklardan, terden, tükürükten ya da bazı yerlerinin öpülmesinden, dokunulmasından rahatsız olabilirler ve bu rahatsızlıklarından dolayı kaçınabilirler.

f) Çocuk istememek veya gebelik korkusu: Çocuk istememek, kendini anne ya da baba olarak algılamayı istememek, bazen o denli şiddetli bir arzu olur ki, cinsel ilgi ve istek tümden baskılanabilir. Kendini genç kız olarak algılamaktan vazgeçmemek, anneliğin getireceği sorumlulukları üstlenmeye hazır olamamak ya da doğum yapmaktan korkmak gibi nedenlerle gebe kalmak istemeyen bir kadın cinsel ilişkiden kaçınmak için cinsel isteğini ketleyebilir.

g) Bazı psikiyatrik hastalıklar: Depresyon başta olmak üzere birçok psikiyatrik rahatsızlık cinsel isteği azaltır ya da geçici bir süre ortadan kaldırır. Cinsel isteği olumuz etkileyebilecek diğer psikiyatrik rahatsızlıklar şunlardır: Yaygın anksiyete bozukluğu, özellikle cinsellikle ilgili obsesyonların olduğu obsesif-kompülsif bozukluk, Travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk, özellikle anksiyetenin yoğun olduğu dönemlerde şizofreni gibi psikotik bozukluklar.

h) Yaşla veya çekicilikle ilgili endişeler, güvensizlikler: Bazı kişiler cinsel çekicilikleri ve performansları konusunda yoğun endişe duyarlar. Cinsel olarak başarılı olmayacaklarını ve beğenilmeyeceklerini düşünerek cinsel yaşamdan çekilmeyi tercih ederler. Özellikle yaşlandıklarında ya da cinsel çekiciliklerini düşündüklerinde cinsel yaşamdan çekilme ve cinsel isteğini baskılama sık görülen bir durumdur. Ayrıca, kilo alımı, sarkmış göğüsler gibi fiziksel değişikler, ilgi çekiciliğin kaybı veya bireyin cazibesini yitirdiği ile ilgili düşüncelere neden olarak sekse ilgiyi azaltabilir.

i) Yakınlık sorunları: Cinsel ilişki iki kişi arasındaki en yakın ve mahrem ilişki biçimlerinden biridir. Cinsel yakınlık sırasında hem ruhsal hem de bedensel anlamda iki kişi arasındaki sınırlar iç içe geçer. Yakınlaşma ve sınır sorunu olan kişilerde bu yakınlığı tolere edememek cinsel ilişkilerden kaçınmaya neden olabilir.

j) Katı dini ve ahlaki inançlar: Bazı insanlar cinselliğin günah ve ayıp olduğu yönünde katı mesajlarla büyütülürler. Erişkin olduktan sonra da doğal olarak hissedecekleri cinsel arzularını bastırırlar. Bütün bunların sonucunda kişiler aseksüel bir hayatı ‘tercih’ etmek durumunda kalabilirler.

Stres Yapmayın!

stresBu aralar çok fazla “Her şey beni buluyor” diyorsanız, yoğun stres altındasınız demektir.

KONUŞMAK

Konuşmak her zaman sorunların çözümü için en uygun yoldur. Güvendiğiniz bir arkadaşınıza derdinizi anlatmak sorunlarınıza çare olabilir. Stresli olduğunuz günlerde yakın bir arkadaşınızı arayarak onunla buluşabilir, güzel bir yerde kahve içerek dertlerinizden uzaklaşabilirsiniz. Unutmayın dertler paylaştıkça azalır. Sorunların üstesinden tek başınıza gelmeye çalışmak kendinizi kandırmak olur.

KAHVALTI

Stresi yenmekle kahvaltının ne alakası var demeyin. Sabahları iyi bir kahvaltı yapmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlarken aynı zamanda güne enerji dolu başlamanızı da sağlar. Gün içinde stres nedeniyle baş ağrılarınız varsa kahvaltı bu ağrıları geçirecek en iyi yoldur. Kahvaltı etmediğiniz zaman metabolizmanız yavaş çalışır bu da kendinizi yorgun hissetmenize neden olur.

İyi bir kahvaltı

Enerji dolu bir kahvaltı nasıl olur diye merak ediyorsanız şu seçeneklerden birini kahvaltıda yiyebilirsiniz:         

 

  • 1 dilim ekmek + 1 dilim peynir + 1 adet elma + 1 bardak yağsız süt = 289 kalori, 3 gram yağ, 10 gram protein, 13 gram liftir.
  • 1 adet tam tahıllı ekmek + 1 kase yağsız yoğurt + 1 adet muz = 301 kalori, 7 gram yağ, 12 gram protein, 5 gram liftir.
  • 1 dilim tost ekmeği + 1 dilim peynir + 1 adet şeftali = 244 kalori, 3 gram yağ, 17 gram protein, 6 gram liftir.           

GÜLMEK

Gülmek stresin en iyi ilaçlarından biridir. Güldüğünüz zaman kendinizi çok daha iyi hissedersiniz. Eğer gülmek için bir nedeniniz yoksa komik bir film izleyin ya da bir kitap okuyun. Hiçbiri hoşunuza gitmezse çocuğunuzla konuşun, ona sorular sorun, aldığınız cevaplar sizi keyiflendirecektir.

AĞLAMAK

Yapılan araştırmalar kadınların erkeklerden dört kat daha fazla ağladığını ortaya koymuştur. Ağlamak strese iyi gelir. Eğer canınız ağlamak istiyorsa ağlayın, kendinizi tutmayın çünkü ağladıktan sonra salgıladığınız hormonlar sizi rahatlatır.

NOT TUTMAK

Yapmanız gereken ya da yapmak istediğiniz şeyleri not alın ve bunları uygulamaya çalışın. İstediklerinizi yapmayı başarmak size iyi gelecektir. Böylece stresten bir süreliğine de olsa uzaklaşmış olursunuz.

MAKYAJ

Yeni bir ruj almaya ne dersiniz? Belki saçma gelecek fakat hiç kullanmadığınız renkte yeni bir ruj alın ve onu sürün. Aynanın karşısına geçip kendinize baktığınızda güzel bir kadın görürseniz kendinizi her zamankinden çok daha iyi hissedersiniz.

LİFLİ GIDALAR

Lifli gıdalar kendinizi iyi hissettirir bu nedenle bol bol fındık, tam tahıllı besinler ve meyve tüketmeye çalışın. Lifli besinler vücudunuzdaki stres hormonunun azalmasına yardımcı olurken toksinleri ve bakterileri de kolayca atmanızı sağlar. Ayrıca kandaki şeker seviyesini düzenleyerek ruh halinize iyi gelir.

TRAFİK

Trafikte kalmak stres seviyesini artıran en önemli nedenlerden biridir. Bu nedenle trafikten kaçmaya çalışın. Bir yere giderken trafiğin az olduğu saatleri ya da yolları seçin. Eğer mümkünse gideceğiniz yere yürüyerek gitmeye çalışın.

STRES GÜNLÜĞÜ                                      

Sizi strese sokan olayları not alın. Örneğin eşiniz, çocuklarınız, kayınvalideniz ya da arkadaşlarınız strese neden oluyor olabilir. Onlar karşısında fiziksel ya da duygusal olarak nasıl tepki vermek istediğinizi yazabilir. Örneğin bağırmak istiyor olabilirsiniz ya da ağlamak. Bunları yazmak en azından sizi rahatlatacaktır.

LAVANTA

Lavantanın ferahlatıcı etkisinden yararlanabilirsiniz. Lavantanın aromasını yastığınıza ya da çarşaflarınıza sürerseniz uyurken kendinizi çok daha iyi hisseder, sabahları daha iyi kalkarsınız.

İLAÇLAR

Bazen ilaçların yan etkisi kendinizi kötü hissetmenize neden olabilir. Eğer düzenli olarak bir ilacı kullanıyorsanız, bu ilacın yan etkilerini doktorunuza sorun ve rahatsızlık hissederseniz doktorunuzdan ilacı değiştirmesini isteyin.

MÜSLİ

Bir tabak müslinin sizi rahatlatabileceğini biliyor muydunuz? Uzmanlar yatağa girmeden bir saat önce yiyeceğiniz müslinin iyi gelebileceğini belirtiyorlar.

NEGATİF KİŞİLER

Herkesin hayatında kendini sürekli stresli ya da üzgün hisseden kişiler vardır. Fakat stresli olduğunuz zamanlarda bu kişilerle görüşmek sizi daha da kötü hissettirir. Böyle zamanlarda mümkün olduğu kadar eğlenceli kişilerle birlikte olmanızda fayda vardır.

HAYVANLAR

Hayvanlarla oynamak strese birebirdir. Eğer evinizde kediniz, köpeğiniz ya da kuşunuz varsa onunla vakit geçirin. Yoksa bir arkadaşınızın hayvanını sevebilir ya da sokaktaki kedilerle oynayabilirsiniz.

BADEM

Size sadece bir kuruyemiş gibi görünse de aslında işlevi çok büyüktür. Sindirim sistemi üzerinde etkili olduğu gibi E vitamini bakımından da zengindir. Aynı zamanda stres üzerinde de etkilidir. Badem yemek sizi rahatlatacağı gibi kilo da aldırmaz. Çünkü 10 adet bademde sadece 77 kalori vardır.

SAKIZ

Yapılan araştırmalar sakız çiğneyen kişilerin çiğnemeyenlere oranla daha az stresli olduğunu gösteriyor. Bu nedenle fırsat buldukça sakız çiğeneyebilirsiniz.

DERİN NEFES

Stres altında olduğunuz zaman daha çabuk nefes alırsınız. Oysa derin ve yavaş nefes almak stresi azaltır. Stresli olduğunuz zamanlarda 10-15 dakika boyunca derin nefesler alıp, verin.

SU İÇMEK

Susuzluk strese neden olan sebeplerdendir. Fazla kafein alımı ve kuru hava susuzluğa neden olur ve özellikle 40 yaşın üzerindeki kadınlar bu sorunla oldukça sık karşılaşır. Bunu yenmek için bol bol su için.

CİNSELLİK

Orgazm olmak stresi uzak tutar. Çünkü orgazm sırasında salgılanan endorfin hormonu vücudun rahatlamasını sağlar. Bu nedenle eşinizle aranızı iyi tutmaya ve stresten uzak kalmak için düzenli bir cinsel yaşama sahip olmaya özen gösterin.

TATİL

Tatil yapmak gibisi yoktur. Eğer mümkünse kendinizi stresli hissettiğiniz zamanlarda kısa da olsa bir tatile çıkın. Eşinizle ya da dostlarınızla çıkacağınız tatil sizi rahatlatacaktır.

ÇAY

Yapılan araştırmalar günde dört fincan siyah çay içmenin stresi yenmede yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Siyah çayın içinde bulunan maddeler beyne pozitif etki eder ve stres hormonunu en düşük düzeyde tutar.

EGZERSİZ

Egzersiz yapmak kan akışını düzenlerken stres hormonlarının da dağılmasını sağlar. Araştırmalar 30 dakika süren bir yürüyüşle stres, depresyon ve kötü düşüncelerin azaldığını gösteriyor.

UYKU

Gözlerinizi kapadığınızda stres hormonları azalmaya başlar. Özellikle uykuya daldıktan ilk birkaç saat içinde bu hormonlar yok olur. Bu nedenle kendinizi stresli hissettiğinizde gün içinde de olsa uyumaya çalışın.

Aldatılmanın Üstesinden Nasıl Gelinir?

aldatilmak-kadin-erkekPartnerinizin sizi aldattığını öğrendiniz. Aklınızda binlerce cevapsız soru var. Şimdi ne olacak?

Sevgilimiz tarafından aldatılmak dünyanın en berbat şeylerinden biridir! Öğrendiğimizde dünya başımıza yıkıldı sanır, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacakmış gibi hissederiz. Hem çok sevdiğimiz kişi bunu bize yaptığı için deliririz hem de bizi bu şekilde kandırmış olmasını hazmedemeyiz! Bu duyguyu yaşayış biçimimiz ise yaşımıza, daha önceki tecrübelerimize ve karakterimize göre farklılar gösterir. Kimimiz bu duyguyla kolayca başa çıkar ve hayatına kaldığı yerden devam eder; kimimiz intikam almak için kolları sıvar; kimimiz ise yufka yürekliliği sonucu o kişiyi affederek ilişkiye kaldığı yerden devam eder... Sen de benzer bir durum yaşıyorsan ve ''onu affetmeli miyim'' sorusunu kendine sıkça soruyorsan, işte önerilerin...

* Aldatılmak, umutlarını ve güvenini kaybetmene, hatta öfke nöbetlerine kapılıp yanlış adımlar atmana neden olabilir. Böyle bir durumda arkadaşlarınla daha fazla vakit geçir ve mümkün olduğunca konudan uzaklaşmaya bak.

*Aile, bu gibi durumlarda en büyük destekçidir. Sen de annenden ya da başka bir büyüğünden yardım iste.

* Kendini başka işlere yoğunlaştır. Resim kursu gibi hobiler edinebilir, spor yaparak, özellikle de yüzerek stres atabilirsin.

*Aldatılan kişinin başkalarıyla ilişki kurmakta zorlandığı bir gerçek! Sen de yeni bir ilişkiye başlayacağın zaman güven sorunu yaşayabilirsin. Ama bu durumu çok abartma ve karşına çıkan yeni insanlara şans ver.

* Eğer seni aldatan sevgilini affetmeyi düşünüyorsan, davranışlarını çok iyi gözlemle. Bazı kişiler bir kez aldattıktan sonra bunun kötü sonuçlarını görüp ders alır ve bir daha aldatmanın yanından bile geçmezler. Erkek arkadaşın da pişman olduysa ve seni kazanmak için çaba harcıyorsa, onunla en azından arkadaş olarak görüşebilir ve belki ileride ona bir şans daha verebilirsin.

* Diyelim ki, seni aldatan sevgilini affettin, ama yine hareketlerinde gariplikler sezinliyorsun… Böyle bir durumda ondan hemen uzaklaş! Çünkü uzmanlara göre bazı kişiler aldatmanın vermiş olduğu adrenaline bağımlı oluyorlar ve bu heyecanı yaşamak için bunu sürekli tekrarlıyorlar!

* Eğer aldatılmak, uykularının kaçmasına, sürekli sinirli ve mutsuz olmana neden oluyorsa, bir uzmandan yardım al.

 

İpek Koşan - Heygirl

Stresi Azaltmanın Yolları

stresErken davranmalısınız: Küçük önerilerimizi sadece stresli zor zamanlarda değil, eğer günlük yaşamınızda sürekli uygularsanız, stres sorununu başlamadan çözmek için adımlar atmış olursunuz. Baş ağrısı, boyun ağrısı, kasların gerginleşmesi ve uyku sorunlarının tümü stres öncesi semptomların arasında yer alır.

Mayo Clinic araştırmacılarının yaptığı çalışma sonucuna göz atmanızda fayda var: Düşük seviyelerde bile olsa sürekli stres altında yaşamanın, bünyenize ve genel sağlığınıza zararlı olduğunu biliyorsunuz. İşte bu yüzden stresi yönetmek, onunla mücadele edip yok etmenin de yollarını uygulamak sizin için çok önemlidir.

Egzersiz: Bazen kısa ve hafif tempolu bir yürüyüş bile ruh halinize çok iyi gelebilir. Fiziksel egzersizler, stresi düşürmeye yardım eder.

Doğru Beslenme: Sağlıklı bir beslenme düzeni uygulayarak enerji seviyenizi maksimuma yükseltebilir, böylelikle stresin zararlarını minimuma indirgeyebilirsiniz. Öğünleri atlamak, veya besin düzeyi az yiyecekler tüketmek bitkinliğe neden olur. Hastalıklarla mücadeleye daha güçsüz başlarsınız. Bu bakımdan düzgün bir beslenme planı çok önemlidir. 

Limitlerinizi Belirleyin: Hayatın her alanında ‘’hayır’’ kelimesinin gerekli olduğu anlarda, bu kelimeyi kullanmaktan kaçınmayın. Kendiniz için en doğrusu olduğunu düşündüğünüz kararları çekinmeden verdiğinizde daha üretici ve başarılı olacaksınız.

Arkadaş Yardımı Alın: Arkadaşlarınızla sıkıntılarınızı ve dertlerinizi konuşmak, onların konuya bakış açılarını dinlemek sizin için faydalı olacaktır. Sosyal desteğin önemini aklınızdan çıkarmayın. Gülmek ve kahkaha atmanın gerginlik ve stresi azalttığı, birçok çalışma sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Arkadaşlarınızla birlikte eğlenmek de, size iyi gelecektir.

Dikkatiniz Dağılsın: Sıkıntı ve stresin üst noktalara çıktığı anlarda, güzel bir kitap veya sinema filmi sizin dikkatinizi dağıtacak, endişeleriniz ve sıkıntılarınızı daha farklı açılardan görebilme şansını yakalayacaksınız.

Rahatlayın: Gerçek bir rahatlama, tüm zihninizi huzurla doldurabilir. Meditasyon, dua ve derin nefes almak size zihinsel rahatlık kazandırır ve stresinizi alt seviyelere çeker.

Olumlu düşünün: Gün içerisinde aklınızda şiddetle esen düşünce fırtınalarına son verin. Eğer düşüncelerden vazgeçemiyor ve aklınızı sakinleştiremiyorsanız tamamen farklı konulara odaklanın. Olumlu düşünmeye çalışırsanız, bunun faydasını göreceksiniz.

Gerektiğinde Yardım Alın: Eğer stres hem işyerinde hem de evinizde sizin hayattan aldığınız zevki azaltıyorsa bunun ne kadar önemli olduğunu anlamamanız için bir neden yoktur. Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Dışarıdan yardım almak asla bir güçsüzlük değildir. Yardıma ihtiyacınız olduğunuzu fark etmeniz bile güçlü olduğunuzun kanıtı sayılmaktadır.

Cinsel Yaşamınızı Canlandıracak Öneriler

cinsellikDaha iyi bir seks için kesinlikle en iyi yolu mu arıyorsunuz? Libidonuzu etkileyebilecek çok fazla faktör olduğu için kendinize uygun cevabı bulmanız için biraz sabır göstermeniz gerekebilir. Bununla beraber, ihtiyacınız olduğunda biraz yardım almak en iyisidir.

Seksin hem fiziksel hem de ruhsal açıdan bir kombinasyona ihtiyaç duyması yüzünden uzman doktorunuz ile kendi durumunuzu tartışıp gerekli yönlendirilmeleri almalısınız. Doktorunuz size tıbbi ilaç tedavisi uygulanıp uygulanmayacağı konusunda en doğru bilgileri verecektir. Bununla beraber sizi, sorununuzun kaynağı olabilecek ruhsal sorunlar için bir terapiste veya konunun diğer uzmanlarına yönlendirebilir.Eğer sadece basit ve kolay çözümler arıyorsanız verceğimiz önerilere uymanız sorunlarınızı çözüp, cinsel yaşamınızı biraz ateşleyebilir. Bu basit öneriler ile cinsel enerjinizi arttırabilirsiniz.

Ölçülü bir biçimde beslenme düzeni uygulayın, yeteri kadar dinlenmeyi ihmal etmeyin ve düzenli olarak fiziksel egzersizler yapın. Yani vücudunuza iyi davranmak atacağınız ilk adım olmalı. Aslında, düzenli yapılacak fiziksel egzersizler sağlıklı ve iyi bir cinsel yaşam için gerekli olan anahtarlardan belki de en önemlisi sayılabilir.Araştırmalar bize göstermektedir ki, düzenli egzersiz yapan kişilerin vücutlarındaki kan dolaşımı sağlıklı olduğundan, bu genital bölgelerdeki kan dolaşımını da sağlıklı kılmaktadır.

Televizyonun Düğmesini Kapayın: Ve partnerinizin düğmelerini açın! Akşam saatlerinde televizyon izlemeyi biraz azaltarak evinizdeki fiziksel mahremiyetiniz için biraz daha vakit yaratın. Yapılan araştırmalarda partnerinizle ilgilenmekten ziyade gece televizyon izlemenin aşk hayatına verdiği zararların birden fazla olduğu ortaya çıkmaktadır: Bunlardan bir tanesi ise cinsel isteği azaltmak ve erkeklerde ereksiyon sorunlarına yol açmasıdır.

Müzik ve Mum Işıklarını Boş Verin: Eğer peşinde olduğunuz şey romantizm ise, sinemada yürek hoplatan bir macera filmi izleyebilir, kahkahalara boğulacağınız bir komedi şovuna gidebilir veya evde bazı aerobik egzersizler deneyebilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre konu cinel istek ve cevap verme olduğunda, sinir sistemini harekete geçiren her şey, onu zapteden ve sindiren her şeyden daha iyi etki etmektedir. Sinir sisteminin canlanması, kalp atışınızın artması ve kardiyovasküler düzeninizin daha iyi çalışması anlamına gelir.

Cinsel aktiviteler için zaman yaratmaktan ziyade, en doğru en uygun zamanı seçmek çok önemlidir. Yapılan araştırmalarda kadınların cinsel birleşme için her bakımdan en uygun oldukları zaman dilimi ortaya çıkmıştır. Kadınlar en etkili orgazmı adet dönemini takip eden 6. ve 10. günler arasında yaşamaktalar. Adet döneminin ilk günü adetin başladığı gün olarak alınmaktadır. Gün içindeki zaman önemli değildir, seks hormonları gün içinde değişiklik göstermezler.

Uyarıcı Kokuları Deneyin: Rahatlamaya ihtiyacınız mı var? Cinsel etkileri büyük kokuların üzerinde durmalısınız. Lavanta aromalı losyonları ve yağları deneyin. Hem sizi hem de partnerinizi gevşetecek ve havaya sokacaktır. Yapılan araştırmalarda lavanta kokusunun bazı kişilerde mental stresi azalttığı ve rahatlama hissi yarattığı ortaya çıkmıştır. Buna rağmen, keskin kokulardan bazılar çeşitli kişilerde farklı etkiler yaratabilir. Size en uygun kokuyu kendiniz deneyerek bulmalısınız.

İletişim Kapılarını Açık Tutun: İletişim olanaklarını maksimuma çıkardığınızdan emin olun. Duygu ve düşünlerinizi partnerinizle paylaşmak ve birbirinizin hislerine, fobilerine ve arzularına saygı göstermek ilişkilerinize büyük katkı yapacaktır. Ayrıca problem çözme durumlarında güzel bir atmosfer yaratacaktır.

Alkole Dikkat Edin: Bir kadeh içki sizi havaya sokup güzel bir his verir diye düşünseniz bile , alkol oranını arttırdığınızda kan basınıcınız düzenini bozar cinsel arzularınızı içine kapatır. Alkol sinir sistemini zayıflattığı için koordinasyonunuzu bozar, vajinal kayganlığı azaltır ve cinsel dürtülerin düzenini bozar.

Kadın Erkek İlişkilerinde Yaşanan Kavga Nedenleri

kavga-kadin-erkek-iliskileriEndişelenmeyin, en mutlu çiftler bile kavga ediyor. Çiftlerin en sık kavga ettiği nedenleri ve çözümlerini bilirseniz, önleminizi alıp "ufak sıyrıklarla" atlatabilirsiniz.

Bazen sevgilinizle öyle saçma konularda kavga edersiniz ki, ileride geriye dönüp baktığınızda pişmanlık duyarsınız. Küçük ya da büyük bütün tartışmalar ilişkinizin gidişatını belirleyebilir. İşe iyi tarafından bakalım; bu şekilde birbirinizi daha iyi tanırsınız ve belki yıllarınızı yanlış biriyle harcamadan uzaklaşırsınız. İşte ilişkilerde en çok yaşanan yedi kavganın sebebi ve çareleri...

ALIŞVERİŞTE ANLAŞAMIYORUZ

İlişkinin başında yemeğe çıktığımızda seçenekler arasında sadece çilek, çikolata ve vanilya olduğundan işler çok kolaydı! Zaman geçtikçe seçenekler ve beğeniler konusunda çatışmalar yaşanması çok doğal. Özellikle pazar günleri mobilyacılarda tartışan çiftlere sık sık rastlarız. Kulağa çok garip gelse de, alternatifler arttıkça minicik bir sehpa alırken bile kafa karışıklığının oluşması çok normaldir. Bu durum doğal olarak iki tarafta da strese sebep olabiliyor.

Nasıl önlenir: Mağazaya gitmeden önce bütçe konusunda sınırlama getirin. O anda önemli gözüken bir karar, sonradan size anlamsız gelebilir. Eğer bir sehpadan bahsediyorsak, şunu unutmayın: Zamanla üzerinde bardak lekeleri oluşacak ve sonsuza kadar sizinle kalmayacak. Diğer bir deyişle, eğer fiyat skalanıza uyuyorsa ve rengini de beğendiyseniz hiç düşünmeden satın alın... Bu kuralı diğer şeyler için de düşünün.

SARHOŞKEN TARTIŞMAYIN

Saat sabahın ikisi ve erkek arkadaşınızla kavga ettikten sonra gözyaşları içinde arabanıza atladınız. Böyle bir olayı mutlaka yaşamışsınızdır. Alkol, normalde çok da abartılmayacak bir olayı büyütmenize sebep olur, doğru düşünmenizi engeller. Bu yüzden kavga sırasında söylediğiniz bir şey sonradan pişman olmanıza neden olabilir. İçki içmenin ötesinde, yorgunluk bu tartışma senaryosunu daha da tehlikeli bir hale getirebilir.

Nasıl önlenir: Mantıklı veya duygusal bir şekilde düşündüğünüzde içkili bir insanla tartışmanın faydasız olduğunu anlayabilirsiniz. Bu durumda, daha az içkili olan tarafın sorumluluğu üstüne alması gerekir. Hatalıysanız özür dilemek için sabahı bekleyebilirsiniz. Önemli olan kazasız belasız bir şekilde eve varmanız.

MALİ KRİZLER

Birlikte tatile çıkma planları yaparken bir elbiseye bavul dolusu para yatırmanız erkek arkadaşınızı sinirlendirebilir. Siz de onun bu elbiseyi ne kadar istediğinizi anlamamasına bozulabilirsiniz. Eğer maddi açıdan aynı seviyede değilseniz, para ilişkinizde büyük sorunlar yaratabilir. Eğer bir kişi para biriktirirken diğeri harcama konusunda kendine engel olamıyorsa anlaşmazlık yaşanması kaçınılmazdır.

Nasıl önlenir: Özellikle birlikte yaşıyorsanız ikinizin de anlaştığı bir bütçe oluşturmak bunun tek çaresidir. Para harcama ve bütçe hakkında konuşmamanız iki tarafın üzerinde de baskı oluşmasına sebep olabilir. Ve gün gelir o baskı bir bomba misali patlayabilir. Neye sahip olduğunuz ve neler istediğiniz konusunda açık olun. İkinizi de mutlu edebilecek ortak bir nokta üzerinde buluşmaya çalışın.

ARKADAŞLARINIZA MUTLAKA ZAMAN AYIRIN

Ara sıra kendi arkadaşlarınızla çıkmalısınız. Her zaman sevgilinizin arkadaşlarıyla zaman geçirmeniz sizi sıkabilir. Bunun sonucunda çatışma yaşayabilirsiniz. Çiftler arasında yaşanan gerginliklerin sebeplerinden biri zaman paylaşımıdır. Sürekli hayatınızdan fedakarlık ettiğinizi düşünüp sinirlenmek yerine iyi organize olmaya çalışın.

Nasıl Önlenir: Program yapın. Bir günlük ya da takvim edinin. Kim kiminle, nerede, ne zaman ve ne kadar süre görüşecek diye not edin. Eğer uzun zamandır birlikteyseniz, sevgilinizin yakın arkadaşlarıyla aranızda ortak noktalar bulmaya çalışın, özellikle zaman geçirmekten hoşlanabileceğiniz çiftleri belirleyin.

ORGAZM OLMA SORUNU

Yatakta geçirdiğiniz uzun saatler sonunda orgazm olmak yerine tatminsizlik yaşıyorsanız ona sinirlenmeniz doğaldır. Ama güzel bir orantı söz konusuysa, her seferinde orgazm olmayı beklemeyin. Erkek arkadaşınıza yüklenmek yerine, birbirinizi yatakta nasıl tatmin edebileceğinizi konuşabilirsiniz. Ona iltifat edin ve küçük terslikleri büyütmeyin.

Nasıl önlenir: Nazik ve sabırlı bir şekilde onu yönlendirin. Çok açık fikirli gözükse bile, çoğu erkek bu konu hakkında fazla fikir sahibi değildir. Erkekler adeta bir ödev gibi kitaplar okur, sorular sorar ve konuşurlar. Kadınlardan tek ve en önemli beklentileri ise onlara doğru noktanın gösterilmesidir.

ESKİ SEVGİLİ ESKİDE KALDI

İlişkinizin bir döneminde mutlaka eski sevgili yüzünden kavga edeceksiniz. Bu bir ilişki klasiğidir. Özellikle çıkmaya başladığınız günlerde ve ikinizden biri yeni ayrıldıysa yaşanır bu sorun. Bunun tek sebebi, yeni sevgilinizin sizin hakkınızdaki hislerine tam anlamıyla güvenmemenizdir. Acaba yeryüzündeki tek ve en mükemmel kadın olduğunuzu mu düşünüyor? Tabii unutmayın, aynı şey erkek arkadaşınız için de geçerli. Sizin için yaratılıp yaratılmadığı konusunda şüpheleri varken neden eski sevgililer hakkında konuşuyorsunuz ki?

Nasıl Önlenir: Geçmişin geçmişte kaldığını anlamalısınız. Konu açıldığında eski sevgiliyi gündemden çıkarın. İkiniz için neyin önemli olduğuna odaklanın. Üçüncü bir kişiye ihtiyacınız yok. Günün sonunda onunla birlikte olan o değil, sizsiniz. Niye üzülesiniz ki?

ÖZEL GÜNLERİ FAZLA ABARTMAYIN

Doğum günü ya da yılbaşı gibi özel bir gün için hayal edilen program gerçekleşmeyince çiftler arasında çatışmalar yaşanabilir. Kafanızdaki kusursuz gece için sabahtan itibaren hazırlandığınız halde o sizi ayak üstü bir hamburger yemeğe götürebilir. Büyük hayal kırıklıklarını önlemek için özel günlere yönelik beklentilerinizi belirlemeniz önemli. Beklentilerinizi çok yüksek tutmanız yaşayacağınız hayal kırıklığı katsayısını artırabilir. Eğer bunun için sevgilinize çok fazla baskı uygularsanız, sizden uzaklaşmasına yol açabilirsiniz.

Nasıl önlenir: Beklentileriniz konusunda açık olun. Hayal ettiğiniz şeyleri ona ima etmek yerine açık açık konuşmayı deneyebilirsiniz. Ona ipuçları verirken net olun.

Aşk Bir Hastalık mı?

ask-nedirUyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, romantik aşkın bir hastalık olmadığını; yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal farkındalığımızın artmasında, varlığı ve yokluğu ruhumuzun dengesini en derinden bozan öğe olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynadığını belirtiyor.

İnsanların aşık olacakları insan hakkında beyinlerinde taşıdıkları şablonların 2 ile 8 yaşlar arasında oluştuğu düşünülüyor. Bu özellikler sadece yakınlarında olan anne, baba, kardeş, arkadaşlar tarafından değil, sinema, TV, dergi vb. kaynaklarda rastladıkları ve etkilendikleri sanal kişilerle de belirleniyor. Beynin derinliklerinde birçok farklı alanda depolanan bu sevgili resmine uygun bir kişiye rastlayınca, beyinde romantik aşk dediğimiz “kimyasal heyelan” ortaya çıkıyor. Bu basit bir tetiklenme değil. İlk etkileri saniyeler, dakikalar içinde (Yıldırım aşkı), daha karmaşık etkileri günler, haftalar içinde beliriyor ve beynimizde bir ayırım yaparsak birçok farklı duygusal ve bedensel olayı harekete geçiriyor.

Kusurlar görülmüyor

Bunların en önemlileri, otonomik (Bağımsız olma) sistemimizi canlandıran dopamin (Kalp atışını hızlandıran kimyasal salgı) ve noradrenalin (Beynin dikkat ve çevreye yanıt vermeyle ilgili bölümlerini etkileyen salgı) salgılarını artıyor. Kalp atışları hızlanıyor, ateş basmaları, terlemeler oluyor, iştah azalıyor, sevgili dışında her şey ve herkes giderek önem ve açıklık kazanıyor. Konsantrasyon saplantıya varacak düzeylere çıkıyor, uyku kaçıyor, aşık olunan dünyanın en akıllı, güzel, sevimli, iyi huylu bulunmaz hazinesi haline getirilirken bütün olumsuz özellikler beyin tarafından filtreleniyor, çarpıtılıyor ve bastırılıyor.

‘Oda ısısında aşk’

Tahmin edileceği gibi, biyolojik bir sistemin yemeden içmeden uyumadan kısıp metabolizmasını ve beyin faaliyetlerini tek bir kişide yoğunlaştırması uzun süreli olamaz. Bu noktada iki olasılık var: Birincisi sevgiliye ulaşmak, birlikte olmak, birlikteliği sürdürmek ve bunun sonucu ‘Motorun turunu düşürmek’ ikincisi, ilgiyi hastalıklı bir saplantı haline getirmek, yıkıcı ve zarar verici fikirleri giderek arttırmak ve sonunda sevgiliye ve kişiye zarar verecek akıl hastalığı düzeyine vardırmak. Cinayetler, intiharlar, yakmalar, yıkmalar bu aşamada ortaya çıkan çaresizliklerin olumlu yoldan çözümlenememesi halidir. Eğer sevgiliye ulaşılırsa beyinde farklı hormonlar, çiftin ‘aşkın ateşinden’ çıkıp, zamanla ‘oda ısısında’ bir sevgiye, güvene ulaşmalarına, karşılıklı saygı ve bağlılığa ulaşmış bir çift olarak çok uzun yıllar beraber olmalarını sağlıyor. Bütün bu bilgiler hem insanlardaki laboratuvar testleriyle, hem de hayvanlar aleminde yaşayan bazı tek eşli hayvanlarda yapılan deneysel yöntemlerle ortaya konmuş bulunuyor.

Her aşk eşsizdir

Aşk, ne hastalıktır, ne anormallik. Her insanda biraz farklı ortaya çıkan ve gelişen bir insanlık halidir. Son 8 - 10 senede evrimsel gerekliliğinden uzaklaşıp daha çok duygu zenginlikleriyle bezenmiş olsa da, aşk yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu durumlarından birisidir. Üstelik bu haliyle aşk, üreme fizyolojisinin ve neslin sürdürülme dürtülerinin çok üstünde farklı bir düzeye çıkmıştır. Üstelik duygu ağırlığı üstün bu tutkular, sevenler arasındaki cinsiyet, yaş, sosyal statü, ırk, din gibi farklılıkların da üstesinden gelebilecek bir güce ulaşmıştır. Montaigne’nin dediği gibi; “Her insanda insanlığın her hali vardır.” Bu nedenle de insan sayısı kadar çeşitli aşk vardır, her aşk eşsizdir, kendi içinde her birisi güzel ve saygıdeğerdir. Marifet yargıcı olmadan bu duyguyu dürüstçe ve alabildiğine yaşamak, değerini bilmek ve anısına saygı gösterebilmektir.

Siteni Dizine Ekle
Sevgi & Aşk