İşte Vücudunuzun Anlattıkları
Asıl dikkat edilmesi gereken dudaklarınızdan çıkan sözler değil vücudunuzun verdiği sinyallerdir...
Evliliğinizde her gün yaşadığınız sıradan olayların ilişkiniz ve eşiniz hakkında bazı ipuçları verdiğinin farkında olursanız her şeyi anlamanın çok daha kolay olacağını görürsünüz. Eşinizin size sarılış şekli sizi ne kadar sevdiğini gösterirken, elinin tek bir hareketi sizi kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını da anlatabilir. Her an tetikte olmalı ve eşinizin dudaklarından çıkan sözlerinden çok davranışlarının ne anlattığına önem vermelisiniz.
Merhaba Öpücüğü
İyiye yorulacak işaretler: Yumuşak
dudaklar her zaman eşinizin sizi görmekten mutlu olduğunu anlatır. Sizi
özlediğini ise sarıldığı zaman anlayabilirsiniz. Sarılırken tüm
vücudunuz birbirinizle temas halindeyse, eşiniz sizi gerçekten özlemiş
demektir.
Dikkat etmeniz gerekenler: Kapalı dudaklarla yapılan bir öpüşme vücudunun uyarı sinyali vermesine neden olur. Ayrıca sarılırken vücutların birbirine değmemesi de kötüye işarettir. Eğer karşınızdaki kişi sizi istemiyorsa çenesi aşağıya doğru düşük durumda durur.
Onu sevdiğinizi gösterecek işaretler: Eşinize onu ne kadar çok sevdiğinizi göstermek istiyorsanız kapıdan içeri girdiğinde ona tüm vücudunuzu hissettirecek şekilde sarılın ve dudaklarından yumuşak bir şekilde öpün. Bunu yaparken çocuklarınızı özlediğinizde düşündüklerinizi anımsayın ve tüm dikkatinizi eşinize verin. İşe yaradığını göreceksiniz.
Tartışma Sırasında
İyiye yorulacak işaretler: Mutlu çiftler birbirleriyle tartıştığında, mutsuz olan çiftlere göre daha farklı bir vücut dili kullanırlar. Öfkeyle baksalar da gövdeleri birbirine dönüktür ve birbirlerinin gözünün içine çok fazla bakarlar. Bunun anlamı ise tartışsak da böyle bir konu hakkında kavga etsek de birbirimizi seviyoruzdur demektir.
Dikkat etmeniz gerekenler: Kavga ederken eşiniz dişlerini sıkıyor ya da parmaklarıyla çenesine dokunuyorsa size dediklerini kabul ettirmeye çalışıyor olabilir. Eğer vücudunu sizden uzağa çevirmişse, gözlerinde donuk bir bakış varsa ya da başka şeylere bakıyormuş gibi duruyorsa sizi dinlemiyor ve konudan uzaklaşmaya çalışıyor demektir.
Onu sevdiğinizi gösterecek işaretler: Eğer tartışmayı bitirmek istiyorsanız kollarınızı yere indirin, ona doğru yaklaşın ve başınızı aşağı yukarı şekilde sallayın. Böylece eşiniz onu dinlediğinizi hissedecektir. Eğer sizi dinlemesini istiyorsanız, onunla konuşurken koluna dokunun ya da elini tutarak gözlerinin içine bakın.
Yatakta
İyiye yorulacak işaretler: Mutlu çiftler birlikte olduklarında vücutların birbiriyle buluşması değil gözlerin buluşması önemlidir.
Dikkat etmeniz gerekenler: Gözler tamamen kapalıysa ve bakışlar boynunuzda ya da omzunuzdaysa kötü hissetmeniz doğaldır.
Onu sevdiğinizi gösterecek işaretler: Bazen birlikte olurken gözleri kapatmak da gerekir bunu düşünün ve kendi yaşadıklarınıza yoğunlaşın.
Vücudu ne anlatıyor?
• Bir restorana yemeğe
gittiniz ve siz daha söylediğiniz yemeğin yarısındayken, eşiniz tatlıya
geçtiyse bu tehlikeli bir işarettir.
• Dışarıda yemeğe
gittiğinizde oturuş şeklinizde ilişkiniz hakkında bilgi verir. Uzun bir
masada bir köşede siz, bir köşede eşiniz oturuyorsa, aranızda soğuk
rüzgarlar esiyor demektir.
• Evde televizyon izlerken ikinizin de sırtı birbirine dönükse birlikte zaman geçirmekten çok da hoşlanmadığınız anlaşılabilir.
• Dışarı
çıktığınızda biriniz önden diğeriniz arkadan yürüyorsa bu da
evliliğinizde bazı şeylerin bittiğini gösterebilir. Vücut dilindeki
anlamı ben kendi yoluma gidiyorum, sende kendi yoluna git anlamındadır.
İlk Buluşmada Yenilmemesi Gereken Yiyecekler
Aşıksınız ve ilk buluşma için yemeğe çıkacaksınız.
Bizden size tavsiye, ilk buluşmanızda bu yiyecekleri sakın tercih
etmeyin. Aksi halde rezil olabilirsiniz. Bizden söylemesi…
Çorba
Çorba ilk buluşmada her zaman kötü bir seçim olmuştur. Çok sıcak
ve dökülebilir olması yüzünden konuşurken yenilmesi zordur. Ağzınız
yanabilir ve ani tepki verebilirsiniz. Bu durumda da kesinlikle sevimli
görünemezsiniz. Bir de höpürdettiğinizi düşünürsek bu hiç hoş
olmayabilir. Bu nedenle ilk buluşmada çorbadan uzak durmakta yarar var.
Aksi halde hoşlandığınız kişi başkaları içinde nasıl göründüğünüzü
umursamadığınızı varsayacak.
Salata
İlk ya da ikinci seçim olarak salata
yiyebilirsiniz ama ana yemek olarak yemek kilo sorunlarınız olduğunu
gösterebilir. Bir kadının en son ihtiyaç duyacağı şey böyle kaygıları
olan bir erkek olsa gerek. Diğer bir açıdan da salatayla aslında ne
kadar obur biri olduğunuzu maskelemeye çalışıyormuş gibi
görünebilirsiniz.
Ayrıca salata çok sıkıcı bir yemek olarak düşünülür. Paylaşıma açık
değildir. Karşınızdaki kişiyle bir marulu mu paylaşacaksınız?
Salata siparişi veren bir erkek ya kibirli, ya zevksiz ya da fakirdir.
Bunların hiçbiri bir kadına çekici gelmez. Kadınlar kendilerinden daha
fazla yiyen erkeklerden hoşlanır.
Kanat
Bu yemeği yerken ağzınızın burnunuzun sosa bulanmaması neredeyse
imkansız gibi bir şey. İlk buluşmanızda parmaklarınızı yalayıp durmanız
hoş olmayacaktır. Bir de yemekteki baharat yüzünden terleyebileceğinizi
de hesaba katmak gerek.
Sevdiğiniz kişi özel bir akşam yemeğinde yenilecek şeyleri
bilmediğinizi, hayatı boyunca tüm özel geceleri pizza ve benzeri parti
yiyecekleriyle geçireceğinizi düşünebilir ve o bundan hiç
hoşlanmayacaktır.
Mısır
Mısır dünyanın en sinir bozucu yiyeceğidir. Hazmı oldukça zordur
ve bulduğu her fırsatta dişlerinizin arasına, boğazınıza ve hatta
burnunuza dahi kaçabilir. Bütün yemek boyunca bunun rahatsızlığını
yaşamanız keyfinizi kaçırır. Karşınızdaki kişi mide bulandırıcı bir
insan olduğunuzu ve bir süre sonra dişleri ve burnuyla oynayan çirkin
birine dönüşebileceğinizi düşünebilir.
Istakoz
Istakoz sipariş ettiğinizde zengin bir kişi görünümü vereceğinizi
düşünebilirsiniz. Haklısınız da. Ama eğer bu yemeği yemeyi
beceremezseniz rezil olacağınızı aklınızdan çıkarmayın.
O, hakkınızda şunları düşünebilir. Bir ıstakozun kabuğunu kesemeyen bir adam, ona nasıl destek olabilir?
Şiş balık
Eğer balık sipariş edecekseniz, taze ya da spesiyal olanı sipariş
edin. Şiş balık sosa bulanmış birkaç deniz ürünü ve balığın basit bir
karışımından ibarettir.
Hayatta yeni şeyleri denemekten korktuğunuzu düşünebilir.
Sizinle yemek yemek ise ona tam bir işkence gibi gözükecek. Sizinle
yaşamanın sıkıcı ve monoton olacağını düşünecek.
Vanilyalı dondurma
Sıra tatlıya geldiğinde vanilyalı dondurma isterseniz ağzının tadını bilmeyen bir emekli gibi görüneceksiniz.
O hakkınızda şunları düşünecek: Sıkıcısınız! Hayatta daha güzel şeyleri
sizinle yaşayamayacağını, seks hayatının da vanilyalı dondurma kadar
sade ve zevksiz olacağını düşünecektir.
Süt
Sakın ama sakın süt sipariş etmeyin. Bir kek yeseniz
dahi yanına hiç olmazsa bir kahve söyleyin. Süt yetişkin erkeklerin
dışarıda içeceği bir içecek değildir.
O hakkınızda şunları düşünecek: Süt içen bir adamın daha
yeterince büyümediğini, uyumak için gece lambasına ve annesine ihtiyacı
olduğunu gösterir.
Big Mac
İlk buluşmanızda McDonald’s’a gitmeyi aklınızdan
dahi geçirmeyin! Bu ciddi bir ilişki mi olacak? Yoksa evlisiniz ve
kimseye tanınmamak için mi böyle bir yerde buluşup yemek yiyeceksiniz?
Eğer ilk buluşmada McDonald’s’a giderseniz ikincisinin olmasını
beklemeyin bile.
O hakkınızda şunları düşünecek: Hepimizin de öyle düşünebileceği gibi aptalın teki olduğunuzu sanacaktır.
Sensizlik Şehrine Taşındım!
Kuşlara yakın bir ev kiralayıp, içine sadakatten koltuklar yaptırdım. Özlemini yorgan gibi her gece örtüyorum. Gidişinle dağılmıştı yuvam, şimdi her şeye baştan başladım, dantel gibi yaşamımı örüyorum.
Yine de her şey o kadar gamlı değil. En azından oturduğum sokağın adı umut! Bu sokakta ümitsizce oturmak benim bahtsızlığım olsa da, kaderle kavga etmiyorum. İki bayram arası aşk olmaz diye, iki yağmur arasını bekliyorum. Gerçi bu takvim yapraklarının sakinliği ömrümü yiyor ama olsun, sabrediyorum.
İçimden bir ses diyor ki, şu yeni mahallede apansız karşılaşacağız bir gün. Sen de yakınlarda bir yere taşınacaksın elbette! Bu eski şehrin evleri hep kiralık. Korkarım ben de sokak olacağım buralarda bir yere. Adım hayal kırıklığı olacak. Tesadüf bu ya, senin camın hep bana bakacak.
Sesli sevişmelerden, mırıldanılan kavgalara dönüştüğümde gitmeliydim aslında. Geç kalınmış bir okul gününe gider gibi hazırlanıp, yeniden sevecek gücüm varken taşınmalıydım sevdadan. Geç kaldım! Olsun, buna da alışıyor insan. Zaten kim destan yazabildi ki, Leyle ile Mecnun’dan sonra?
Bu evin şaşırtıcı manzaraları var. Cinnetle cinayet arasında gelip giderken aklım, pencereden bakıp, Cezayir menekşeleri gördüm bir akşamüstü. Vazgeçtiklerimi hatırladım. Sana vuruldum yeniden, bir daha aşka karşı boynum bükük, sustum.
Sabah kahvesinden sonra, fal kapattım. Kim bakacaksa? Yalnızlığım açtı fincanı. İçim kabarmış ama yakında geçecekmiş. Sonra telvenin ortasında bir göz varmış, gözü çıksın her kimse diye geçirdim içimden. Bir de üç vakte kadar kapımı uzun boylu bir aşk çalacakmış ama gel gör ki, o sırada ben evde olmayacakmışım. Falım bile kısmetsiz yani!
Yüzümü değiştirsem diyorum. Burnumu küçültüp, dudaklarımı büyütsem, ruhum da güzelleşir mi? Hayallere yasak yok nasılsa, koluma da bir hınzır sevda bulutu takarım. Sonra benden keyiflisi olmaz dünyada.
Aklımın kıvrımlarına girmişsin, kalbimin tamamında resmin var. Ne yapsam olmuyor. Kaçtığım, saklandığım kadar sana düşüyorum. Sensizlik şehrinde ben, hangi semte taşınsam mutlu olamıyorum. Bu ayrılık ne acı bir duygu, insan kendini ne kadar yoksul hissediyor? Yine de bir ışık var çünkü ben aşk manzaralı umut sokağında oturuyorum…
GÜNÜN SÖZÜ
"Kadını güzel yapan Tanrı; sevimli yapanda şeytandır."
Victor Hugo
Şıp Diye
"Afedersiniz hanımefendi, karımı kaybettim bulamıyorum, benimle biraz konuşur musunuz?"
Güzel kadın tepkili bir şekilde:
"Karınızı kaybetmenizle benim ne ilgim var?"
Adam izah etmiş:
"Rica ederim, lütfen yanlış anlamayın. Ne zaman güzel bir kadınla iki çift laf etmeye kalkışsam, karım şıp diye damlar da."
Eşlerin Birbirini Tanıması
Kişilerin
birbirlerini tamamen tanıması ve birbirlerini tanıdıklarını düşündükten
sonraki ilişkilerinde bir daha hiçbir değişiklik olmayacağını
düşünmeleri, hiç de gerçekçi değildir. Eşlerin birbirini tanıması, öbür
boyu sürecek ve hiç bitmeyecek bir süreçtir. Bu yüzden “başlangıçtaki
kişiyle şu anki kişi arasında dünyalar kadar fark var”, ya da “seni hiç
tanıyamamışım” tarzındaki sıkça işitilen sözcükler, ilişki için bir
tehlikeyi değil, aksine gayet doğal bir gerçeğin yansımasıdır. Bu
durumu aşağı doğru ve yana doğru giden iki süreçle açıklamak işi
kolaylaştırır.Birincisi, eşinizi tanıdıkça hiç bilmediğiniz başka bir özelliğinin bulunduğunu keşfedersiniz. Bu suç değil, doğal bir şeydir. İnsanların iç içe geçmiş bir sürü özelliği vardır. En dışta, herkesin bildiği ve görebildiği özellikler, içerilere doğru gidildikçe sadece yakınların bildiği özellikler ve daha içerilerde sadece kişinin kendisinin bildiği veya kendisinin bile farkında olmadığı özellikler yer alır. Dışarıdan merkeze doğru, eşinizin kişilik katmanı her adımınızda, içeride başka bir katmanın daha olduğunu keşfetmenize yol açar ve o katmanı hiç tanımayabilirsiniz.
İkincisi; insan zaman içerisinde her gün biraz daha değişir. Yıllar, yaşananlar ve değişen psikolojik gelişim dönemleri insanları değiştirecektir. Bu yüzden insanları tanıdığınızı düşündüğünüz zaman, o çoktan bir miktar değişmiş olacaktır. Bu durum, sağlıksız bir değişim değil, aksine gerekli ve kaçınılmaz bir süreçtir. Bu yüzden hem eşinizi tanıdıkça yeni özellikleri olduğunu keşfedersiniz, hem de eşinizin özellikleri, ilgileri, zevkleri zaman geçtikçe değişir.
Buna göre, uyum iki türlü olabilir. Ya çift olarak kenarda oturup, hiç hareket etmeden ve bir süre sonra birbirinizden sıkılır ve giderek birbirinizi görmek bile istemeyebilirsiniz. Ya da piste iner ve birbirinizle uyumlu hareketler üretmeye çalışırsınız. Aynı hayatın kendisi gibi… Unutmamak gerekir ki; yaşam dönemlerimizde evlilik çok önemli bir adımdır. Zira bu dönemde kişiler; farklı bir cins, farklı bir felsefe, farklı bir kişilik yapısı olabilecek bambaşka bir insanla ömür boyu birlikteliğin adımlarını atmağa başlar. İşte bu dönemde sevgi, saygı, yakınlık, fedakârlık ve dayanışma üzerine kurulu ilişkilerin hayatımıza katacağı anlamın kişisel ve ailevi başarılarımız üzerine ne denli önemli olduğu bilinmesi gereken bir gerçektir. Çiftlerin uyumu bu temeller üzerine kurulursa sonuçların ne olabileceği de ortadadır. Herkes önce mutlu olmayı bekleyerek, en azından bunu umut ederek evlenir. Ancak her evlilikte problemli ve çatışmalı dönemler görülebilir. Bu dönemler bazen çiftleri mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükleyebilir. Aslında içinde yaşarken çözümsüz gibi algılanabilen bu dönemlerin zamanında fark edilmesi ve uygun şekilde çözülmesi, evliliğin sağlıklı şekilde devam edebilmesine, eşlerin ve çocuklarının psikolojik ve fizyolojik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Ne de olsa; fiziksel, psikolojik ve sosyolojik olarak sağlıklı bir çocuğa sahip olmanın birinci kuralı; sağlıklı anne-baba ilişkisidir.
Eşlerin birbirlerini tanıması ve uyumu zaman isteyen bir süreçtir. Çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce eşler birbirlerine bu süreyi tanımalıdır. Bir ilişkide güven ve sevgi sorunu ortadan kalmışsa, çocuk sahibi olmanın getirdiği sosyolojik ve psikolojik sorunlar kolaylıkla aşılır. Ancak bizim toplumumuzda evlilikten hemen sonra çocuk sahibi olmak, çok yaygın bir olaydır. Çocuk sahibi olmakla birlikte sorumlulukların artması ve rollerin değişmesi henüz birbirini tanımamış çift için oldukça zordur. Bu durumdan hem ebeveynler, hem de çocuk veya çocuklar olumsuz yönde etkilenir.
Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar, romantik duyguların üzerini örtebilir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır; ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.
Birlikte Uyumak Uykusuz Bırakıyor
Sağlıklı ve rahat uyumadığınızdan şikayet ediyorsanız sorunu çok uzakta değil yatağınızın içinde arayabilirsiniz.Uyku uzmanları, çiftlerin sağlıkları ve ilişkilerinin selameti için ayrı yataklarda uyumalarını öneriyor.
Britanya'da yapılan bir araştırmaya göre, çiftler aynı yatakta uyurlarsa ortalama yüzde 50 daha fazla uyku bozukluğu çekiyorlar.
Sonuçları Britanya Bilim Festivali'nde sunulan araştırmada, çiftler aynı yatakta uyurken, içlerinden biri uykusunda hareket ederse, uyumakta olan diğerinin bundan rahatsızlık duyma olasılığının yüzde 50 olduğu görüldü. Buna karşın çiftlerin ayrı yataklarda uyumayı pek tercih etmedikleri, 40'lı ve 50'li yaşlardaki çiftlerin sadece yüzde 8'inin ayrı odalarda uyudukları tespit edildi.
Uyku uzmanı Dr. Neil Stanley, evli çiftlerin aynı yatağı paylaşmalarının, sanayi devrimiyle ve insanların kalabalık kentlerde küçük yaşama alanlarına sahip evlerde oturmaya başlamalarıyla ortaya çıkan modern bir gelenek olduğunu belirtti.
İngiltere'de Viktorya döneminden önce evli çiftlerin aynı yatağı paylaşmalarının sıkça görülmediğini, eski Roma'da da evli çiftlerin aynı yatağa sadece cinsel birliktelik için girdiklerine işaret eden Dr. Stanley, bugünün insanlarının da iyi ve kaliteli bir uyku için artık aynı şeyi yapmayı düşünmelerini önerdi.
"Mesele sizi neyin mutlu ettiği; eğer birlikte uyuyor ve ikiniz de iyi bir uyku çekiyorsanız, değiştirmeyin, ama farklı bir şey yapmaktan da çekinmeyin" diyen Dr. Stanley, iyi uyuyamamanın depresyon, kalp rahatsızlığı, felç, akciğer sorunları, trafik ve iş kazaları ile boşanma gibi sonuçlara yol açabileceğinin altını çizdi.
Aşkın Ömrü 20 Saniye Sürer!
Her duygusal ilişkinin uzun bir tanıma süreci gerektirdiğine mi
inanıyorsunuz? Oysa erkekler tanışma anından itibaren ilk 20 saniye
içinde karşılarındaki kadın hakkında ihtiyaçları olan çoğu bilgiyi
ediniyor ve nihai kararı veriyorlar.
Görünüşe bakılırsa kendimizi
düşündüğümüzden çok daha çabuk ele veriyoruz! İnsan âşık olunca
karşısındaki kişiyi objektif olarak değerlendirme becerisinden
genellikle yoksun kalır, iyiyle kötüyü ayırt edemeyecek hale gelir. Bu
ruh halinin, bu uçuşun çok da uzun sürmediğini, günün birinde sona erip
yerini tekrar aklın hâkimiyetine, gerçeği gören gözlere, yere basan
ayaklara bıraktığını tabii ki hepimiz biliyoruz. Günün birinde ama ne
zaman?
Son yıllarda durmadan aşkın ömrünün ne kadar olduğunu tartışıyoruz.
Birkaç hafta mı, altı ay mı, Frederic Beigbeder'nin söylediği gibi üç
yıl mı, yoksa yine onun söylediği gibi evde uzamaya açık mı?Erkekler için bunların hiçbiri geçerli değil! Çünkü duygusal beraberlik
konusundaki kararlarını tam 20 saniyede veriyorlar. Evet; yanlış
okumadınız sadece 20 saniyede!
Beden dili ve etkileri üzerine yapılan son araştırmalar, erkeklerin
bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde onunla ilgili
hatırı sayılır sayıda veri elde ettiklerini ortaya koyuyor.
Her erkeğin bu verileri doğru şekilde anlamlandırıp bilinç düzeyine
taşıyabildiğini iddia edemeyiz fakat genel olarak karşı cinsin ilişkiye
girip girmeme konusunda bizim kadar kararsız olmadığı kesin!
GİZLİ İŞARETLERİ BULUYORLAR
Bir erkeğin eşinden bahsederken; 'Tanışıp, ilk göz göze geldiğimiz anda
onunla bir gün evleneceğimi biliyordum' demesi size çılgınca mı
geliyor? Yoksa o erkeğin iflah olmaz bir romantik olduğunu mu
düşünüyorsunuz? Erkekler; karşılarındaki kadın hakkında ipucu
sayılabilecek işaretleri çok çabuk okuyor ve değerlendiriyorlar. Yani
biz kendimizi istediğimiz gibi göstermeyi başardığımızı sanırken,
aslında çok büyük ölçüde kendimizi ele veriyoruz.
Karşı cinsin tanışma anında ve sonraki 20 saniye içinde hakkınızda
ne gibi bilgiler edindiğini ve bunları nasıl yorumladığını öğrenmeye
hazır mısınız?
1) KENDİNİZE NE KADAR GÜVENDİĞİNİZİ:
Bir kadının başını ve vücudunu dik tutması, tanıştırıldıkları
anda karşısındakiyle göz teması kurması ve elini sıkıca kavrayarak
sıkması, o kadının kendine güvendiğini ve karşı cinsle iletişim kurma
konusunda sıkıntı yaşamadığını gösteriyor. Aksi ise erkeğe o kadının
çekingen, mesafeli hatta asosyal olabileceğini düşündürüyor. Tabii bazı
erkekler kendine güvenen kadınlardan hoşlanırken, bazıları da kapalı
kutuyu açmayı cazip bulabiliyorlar. Fakat ilk temasta girişken davranan
bir kadın karşısındaki erkeğe iletişimi sürdürme konusunda da cesaret
vermiş oluyor.
2) SİZDEN GÜZEL ÇOCUKLARI OLUP OLMAYACAĞI:
Nasıl ki kadınlar doğal bir içgüdüyle gelecekteki çocukları
için ideal bir baba adayı arıyorlarsa, erkekler de genel görünümünüze
bakarak sizden olması muhtemel çocuklarının fiziksel nitelikleri
hakkında fikir yürütüyorlar. Tabii bunu birçoğu o tanışma anında durup
ciddi ciddi düşünmüyor. Ancak erkeklerin, güzel buldukları kadınlara
yönelmelerinin ardında sadece o beğeninin etkisi değil, güzelliğin
kuşaktan kuşağa devamı konusundaki umudu da yatıyor; her ne kadar
hiçbirimiz bunun garantisini veremeyecek olsak da.
3) NE KADAR TUTKULU OLDUĞUNUZU:
Erkekler, yemekle seks arasında doğrudan bir ilişki kuruyor ve
şöyle düşünüyorlar: Masada iştahı açık bir kadının, yatakta da iştahı
açıktır! Egzotik yemekleri tercih eden kadın, sekste de yaratıcı ve
yeni deneyimlere açıktır. Dolayısıyla, eğer bir erkekle yemek yerken
tanıştıysanız (Örneğin bir arkadaşınızın arkadaşıysa ve siz masa
başındayken ona uğradıysa), sadece size değil önünüzdeki tabağa da
bakacağından emin olabilirsiniz!
4) BAĞIMSIZ OLUP OLMADIĞINIZI:
Herkes jean pantolon giyerken sizin üzerinizde uçuk kaçık bir
elbise mi var? Rengârenk, kocaman aksesuarlarınızla arkadaşlarınızdan
oldukça farklı mı görünüyorsunuz? Bütün bunlar bir erkeğin gözünde
sadece tarzınızı değil, aynı zamanda o tarzı dışa vuran bağımsız
ruhunuzu da gösteren ayrıntılar. Bir kadının cesur bir giyim tarzı
olması, erkekler için o kadının özgürlüğüne sahip çıktığı ve canı ne
isterse korkmadan yaptığı anlamına geliyor; tabii söz konusu giyim
tarzının sadece iddialı olması değil, aynı zamanda fiziksel
özelliklerinize ve karakterinize uyması şartıyla. Çünkü eğer içine
kapanık bir kadın özenip kişiliğine oranla fazla iddialı giyinir ve
sonra da o giysilerle kendini rahat hissetmezse, bu da erkekler
tarafından anında algılanıyor.
5) NE İŞ YAPTIĞINIZI:
İddia ettiklerine göre kısa ve bakımlı saçlar, genellikle
hukuk, finans, insan kaynakları gibi sektörlerde çalışan kadınlar
tarafından tercih ediliyor. Sıra dışı bir saç rengi ve trendy bir
model, söz konusu kadının büyük olasılıkla medya, reklâm ya da halkla
ilişkiler sektöründe çalışıyor olduğuna işaret ediyor. Arkada toplanıp
atkuyruğu yapılmış saçlar mı? Kesinlikle öğretmen ya da doktor! Tabii
bu arada bu tahminlerde giysi ve ayakkabıların etkisini de göz ardı
etmemek gerek. Örneğin; birçok erkek, üst düzey pozisyonda çalışan,
kariyer sahibi kadınların daima topuklu ayakkabı giydikleri tezini
reddediyor. Onlara göre aksine, başarısını kanıtlamış, kendinden emin
bir kadın rahatlığı daha çok önemsiyor ve ayakkabılarını da buna göre
seçiyor.
6) ARANIZDA TEN UYUMU OLUP OLMADIĞI:
Yeni biriyle tanıştığımızda, farkında olmadan önce kokusunu
algılarız; parfümünü değil, vücudunun doğal kokusunu. Bir erkek,
karşısındaki kadının kokusunu aldıktan sonra o kadınla yatakta ten
uyumu olup olmayacağı konusunda da otomatik olarak karar vermiş oluyor.
Belki bu karar sonradan ortaya, kadının dış görünüşüne yönelik bir
'çekici buldum' ya da 'hayır, pek çekici bulmadım' yorumuyla çıkıyor
ama aslında çekicilik kavramını kokulardan başka neyle açıklayabiliriz
ki?
7) SİZİNLE BİRLİKTE OLURSA İFLAS EDİP ETMEYECEĞİNİ:
Erkeklerin modaya ve markalara kadınlar kadar hâkim olmadıkları
doğru fakat bir erkeğin üzerinizdekilere bakarak sizin yaşam düzeyiniz
konusunda fikir sahibi olması pek de zor değil. Tabii bu ona aynı
zamanda, kendisinin maddi olarak bu standartlarla başka çıkıp
çıkamayacağını da gösteriyor. Hoşlanıp hoşlanmamak tamamen ona kalmış!
8) ZOR BİR KADIN OLUP OLMADIĞINIZI:
Diyelim ki kalabalık bir barda tanıştınız ve size bir içki
ısmarladı. Siz de rom, pembe guava suyu, soda ve buzla yapılan hoş bir
kokteyl istediniz. İşte tam o anda, karşınızdaki erkeğin sizinle ilgili
önemli ve kendisini yakından ilgilendiren bir bilgiye ulaştığından emin
olabilirsiniz! Siz zor beğenen, standartları yüksek, hatta belki de
kaprisli bir kadınsınız. Asla, basit olanla, eldeki imkânlarla
yetinmiyorsunuz. Dolayısıyla sizinle beraber olmak onu zorlayabilir.
Tavsiyemiz şu: Tanışma anında beyaz şarapla yetinin ve lezzetli
kokteylleri daha sonraya saklayın.
9) NE KADAR İYİMSER OLUP OLMADIĞINIZI:
Erkekler, kadının tanışma anındaki yüz ifadesine bakarak onun
hayat karşısında iyimserliğini koruyan biri olup olmadığını hemen
anlıyorlar. Her an bir felaketle karşılaşmayı bekliyormuşçasına çatık
kaşlar, endişe içinde kemirilen dudaklar ya da sinir içinde kenarları
yenmiş tırnaklar onlar açısından ilişki bağlamında hayra alamet değil.
Çünkü yaşama sevinci yüksek kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar.
10) İKİNCİ BULUŞMADAN SONRA EVİNE TAŞINMAYI TALEP EDİP ETMEYECEĞİNİZİ:
Bir erkeğin sizi ilk görüşü arkadaşlarınızla koyu bir sohbete
dalmış, kahkahalar atarken olursa, anlıyor ki, kendinize ait bir sosyal
çevreniz, hayatınız var. Bu da onu rahatlatıyor. Çünkü hiçbir erkek
birlikte olduğu kadının tamamen kendine bağımlı olmasından, hayatına
direkt ortak olmaya çalışmasından, 24 saatini onunla birlikte geçirmek
istemesinden hoşlanmıyor.
11) DRAM YARATMAYA MERAKLI OLUP OLMADIĞINIZI:
Eğer onun, “İşini seviyor musun?” sorusuna cevabınız, sizi bir
pembe dizinin acılar içindeki kahramanı gibi gösteriyorsa, söze ofiste
katlandığınız eziyetleri ve uzun çalışma saatlerinizi anlatmakla
başlıyorsanız, karşınızdaki erkeğin kafasında şüphe yaratacağınızdan
emin olabilirsiniz. Erkekler hayatı önlerine geldiği gibi kabul
etmekten yanadır ve kesinlikle dırdırdan hoşlanmazlar. Drama meraklı
bir kadın olduğunuz hissine kapılırsa, bu onda ilişkide de en küçük
vesileyle olay çıkaracağınız ve çektiğiniz eziyetleri de aynı şekilde
bir başkasına anlatacağınız izlenimini yaratır.
12) ONDAN ETKİLENİP ETKİLENMEDİĞİNİZİ:
Bir erkek, bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde
onun kendisinden etkilenip etkilenmediğini anlıyor. İstediğiniz kadar
cool davranın, istediğiniz kadar ilgisiz görünün, tanışma seremonileri
konusunda istediğiniz kadar tecrübeli olun, karşı cins beden dilini
okumayı bilen bireyse hislerinizi anında çözüyor. Elde ettiği sonuca
göre, sizi daha yakından tanımaya karar veriyor ya da uzaklaşıyor.
Kısacası ilgisizlik karşısında zaman kaybetmek istemiyor...
Kadınlar Neden Sevişir?
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre kadınların seks yapma sebepleri hiç de romantik değil.
Kadınlar bazen sırf erkek o gece hesabı ödedi ya da ona bir hediye aldı diye partneriyle sevişiyor.
Araştırmacılar erkeklerinse sadece sevişmek için seviştiklerini kadınlar gibi karmaşık sebepleri olmadığını söylüyor.
ABD'de bin kadınla yapılan araştırma kadınların aslında hiç de romantik olmadığını gösterdi.
''Sevişmenin
romantik olmayan sebepleri de var'' şeklinde özetlenebilecek
araştırmaya göre, kadınların istemedikleri halde sevişmelerinin
nedenleri arasında erkeğin aşırı kibar olması, iltifat etmesi, çok ilgi
göstermesi, derdini dinlemesi, ödemelerine yardım etmesi, hediye alması
ya da vaat etmesi, yemek ya da tatlı ısmarlaması, baş ağrısını ya da
can sıkıntısını geçirmek gibi sebepler bulunuyor.
Sonuçları Teksas Üniversitesi’nde psikoloji
profesörü olan yazarlar tarafından ‘Kadınlar Neden Sevişir?’ adlı
kitapta yayımlanan araştırma kapsamında bin kadına ‘neden seviştikleri’
soruldu. Kitapta yer alan en ilginç seks yapma nedenlerinden biri de
‘Tanrı’ya yakın olma arzusu’ydu.
Araştırmaya katılan kadınlardan biri olan Liz Jones partneri güzel Fransızca
şarkı söyledi diye onunla birlikte olduğunu, Wendy Leigh ise kocasının
güzel yemek yaptığı akşamlarda onunla sevişmek istediğini söylüyor.
Edwina Currie adlı kadınsa profesyonel bir atletle, sırf bir sporcuyla
olmanın farkını anlamak için sevişmiş.
Kadınlardan bazılarıysa
‘hayır’ demek zor olduğu için seviştiğini itiraf ediyor. Yani
karşısındaki mutlu olsun diye sevişen kadın sayısı az değil. Ayrıca
kadınlar hayır demeyip seks yaptığı sürece sevileceklerini, ilişkinin
devamının garanti olduğunu da düşünüyor.
Araştırmacılar erkeklerinse sadece sevişmek için seviştiklerini kadınlar gibi karmaşık sebepleri olmadığını söylüyor.




