| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

463 "kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan gönderi (sayfa 4)"kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Birlikte Uyumak Uykusuz Bırakıyor

Uyku ProblemleriSağlıklı ve rahat uyumadığınızdan şikayet ediyorsanız sorunu çok uzakta değil yatağınızın içinde arayabilirsiniz.
Uyku uzmanları, çiftlerin sağlıkları ve ilişkilerinin selameti için ayrı yataklarda uyumalarını öneriyor.

Britanya'da yapılan bir araştırmaya göre, çiftler aynı yatakta uyurlarsa ortalama yüzde 50 daha fazla uyku bozukluğu çekiyorlar.

Sonuçları Britanya Bilim Festivali'nde sunulan araştırmada, çiftler aynı yatakta uyurken, içlerinden biri uykusunda hareket ederse, uyumakta olan diğerinin bundan rahatsızlık duyma olasılığının yüzde 50 olduğu görüldü. Buna karşın çiftlerin ayrı yataklarda uyumayı pek tercih etmedikleri, 40'lı ve 50'li yaşlardaki çiftlerin sadece yüzde 8'inin ayrı odalarda uyudukları tespit edildi.

Uyku uzmanı Dr. Neil Stanley, evli çiftlerin aynı yatağı paylaşmalarının, sanayi devrimiyle ve insanların kalabalık kentlerde küçük yaşama alanlarına sahip evlerde oturmaya başlamalarıyla ortaya çıkan modern bir gelenek olduğunu belirtti.

İngiltere'de Viktorya döneminden önce evli çiftlerin aynı yatağı paylaşmalarının sıkça görülmediğini, eski Roma'da da evli çiftlerin aynı yatağa sadece cinsel birliktelik için girdiklerine işaret eden Dr. Stanley, bugünün insanlarının da iyi ve kaliteli bir uyku için artık aynı şeyi yapmayı düşünmelerini önerdi.

"Mesele sizi neyin mutlu ettiği; eğer birlikte uyuyor ve ikiniz de iyi bir uyku çekiyorsanız, değiştirmeyin, ama farklı bir şey yapmaktan da çekinmeyin" diyen Dr. Stanley, iyi uyuyamamanın depresyon, kalp rahatsızlığı, felç, akciğer sorunları, trafik ve iş kazaları ile boşanma gibi sonuçlara yol açabileceğinin altını çizdi.

Aşkın Ömrü 20 Saniye Sürer!

AşkHer duygusal ilişkinin uzun bir tanıma süreci gerektirdiğine mi inanıyorsunuz? Oysa erkekler tanışma anından itibaren ilk 20 saniye içinde karşılarındaki kadın hakkında ihtiyaçları olan çoğu bilgiyi ediniyor ve nihai kararı veriyorlar.

Görünüşe bakılırsa kendimizi düşündüğümüzden çok daha çabuk ele veriyoruz! İnsan âşık olunca karşısındaki kişiyi objektif olarak değerlendirme becerisinden genellikle yoksun kalır, iyiyle kötüyü ayırt edemeyecek hale gelir. Bu ruh halinin, bu uçuşun çok da uzun sürmediğini, günün birinde sona erip yerini tekrar aklın hâkimiyetine, gerçeği gören gözlere, yere basan ayaklara bıraktığını tabii ki hepimiz biliyoruz. Günün birinde ama ne zaman?

Son yıllarda durmadan aşkın ömrünün ne kadar olduğunu tartışıyoruz. Birkaç hafta mı, altı ay mı, Frederic Beigbeder'nin söylediği gibi üç yıl mı, yoksa yine onun söylediği gibi evde uzamaya açık mı?Erkekler için bunların hiçbiri geçerli değil! Çünkü duygusal beraberlik konusundaki kararlarını tam 20 saniyede veriyorlar. Evet; yanlış okumadınız sadece 20 saniyede!

Beden dili ve etkileri üzerine yapılan son araştırmalar, erkeklerin bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde onunla ilgili hatırı sayılır sayıda veri elde ettiklerini ortaya koyuyor.
Her erkeğin bu verileri doğru şekilde anlamlandırıp bilinç düzeyine taşıyabildiğini iddia edemeyiz fakat genel olarak karşı cinsin ilişkiye girip girmeme konusunda bizim kadar kararsız olmadığı kesin!

GİZLİ İŞARETLERİ BULUYORLAR

Bir erkeğin eşinden bahsederken; 'Tanışıp, ilk göz göze geldiğimiz anda onunla bir gün evleneceğimi biliyordum' demesi size çılgınca mı geliyor? Yoksa o erkeğin iflah olmaz bir romantik olduğunu mu düşünüyorsunuz? Erkekler; karşılarındaki kadın hakkında ipucu sayılabilecek işaretleri çok çabuk okuyor ve değerlendiriyorlar. Yani biz kendimizi istediğimiz gibi göstermeyi başardığımızı sanırken, aslında çok büyük ölçüde kendimizi ele veriyoruz.

Karşı cinsin tanışma anında ve sonraki 20 saniye içinde hakkınızda ne gibi bilgiler edindiğini ve bunları nasıl yorumladığını öğrenmeye hazır mısınız?

1) KENDİNİZE NE KADAR GÜVENDİĞİNİZİ:

Bir kadının başını ve vücudunu dik tutması, tanıştırıldıkları anda karşısındakiyle göz teması kurması ve elini sıkıca kavrayarak sıkması, o kadının kendine güvendiğini ve karşı cinsle iletişim kurma konusunda sıkıntı yaşamadığını gösteriyor. Aksi ise erkeğe o kadının çekingen, mesafeli hatta asosyal olabileceğini düşündürüyor. Tabii bazı erkekler kendine güvenen kadınlardan hoşlanırken, bazıları da kapalı kutuyu açmayı cazip bulabiliyorlar. Fakat ilk temasta girişken davranan bir kadın karşısındaki erkeğe iletişimi sürdürme konusunda da cesaret vermiş oluyor.

2) SİZDEN GÜZEL ÇOCUKLARI OLUP OLMAYACAĞI:

Nasıl ki kadınlar doğal bir içgüdüyle gelecekteki çocukları için ideal bir baba adayı arıyorlarsa, erkekler de genel görünümünüze bakarak sizden olması muhtemel çocuklarının fiziksel nitelikleri hakkında fikir yürütüyorlar. Tabii bunu birçoğu o tanışma anında durup ciddi ciddi düşünmüyor. Ancak erkeklerin, güzel buldukları kadınlara yönelmelerinin ardında sadece o beğeninin etkisi değil, güzelliğin kuşaktan kuşağa devamı konusundaki umudu da yatıyor; her ne kadar hiçbirimiz bunun garantisini veremeyecek olsak da.

3) NE KADAR TUTKULU OLDUĞUNUZU:

Erkekler, yemekle seks arasında doğrudan bir ilişki kuruyor ve şöyle düşünüyorlar: Masada iştahı açık bir kadının, yatakta da iştahı açıktır! Egzotik yemekleri tercih eden kadın, sekste de yaratıcı ve yeni deneyimlere açıktır. Dolayısıyla, eğer bir erkekle yemek yerken tanıştıysanız (Örneğin bir arkadaşınızın arkadaşıysa ve siz masa başındayken ona uğradıysa), sadece size değil önünüzdeki tabağa da bakacağından emin olabilirsiniz!

4) BAĞIMSIZ OLUP OLMADIĞINIZI:

Herkes jean pantolon giyerken sizin üzerinizde uçuk kaçık bir elbise mi var? Rengârenk, kocaman aksesuarlarınızla arkadaşlarınızdan oldukça farklı mı görünüyorsunuz? Bütün bunlar bir erkeğin gözünde sadece tarzınızı değil, aynı zamanda o tarzı dışa vuran bağımsız ruhunuzu da gösteren ayrıntılar. Bir kadının cesur bir giyim tarzı olması, erkekler için o kadının özgürlüğüne sahip çıktığı ve canı ne isterse korkmadan yaptığı anlamına geliyor; tabii söz konusu giyim tarzının sadece iddialı olması değil, aynı zamanda fiziksel özelliklerinize ve karakterinize uyması şartıyla. Çünkü eğer içine kapanık bir kadın özenip kişiliğine oranla fazla iddialı giyinir ve sonra da o giysilerle kendini rahat hissetmezse, bu da erkekler tarafından anında algılanıyor.

5) NE İŞ YAPTIĞINIZI:

İddia ettiklerine göre kısa ve bakımlı saçlar, genellikle hukuk, finans, insan kaynakları gibi sektörlerde çalışan kadınlar tarafından tercih ediliyor. Sıra dışı bir saç rengi ve trendy bir model, söz konusu kadının büyük olasılıkla medya, reklâm ya da halkla ilişkiler sektöründe çalışıyor olduğuna işaret ediyor. Arkada toplanıp atkuyruğu yapılmış saçlar mı? Kesinlikle öğretmen ya da doktor! Tabii bu arada bu tahminlerde giysi ve ayakkabıların etkisini de göz ardı etmemek gerek. Örneğin; birçok erkek, üst düzey pozisyonda çalışan, kariyer sahibi kadınların daima topuklu ayakkabı giydikleri tezini reddediyor. Onlara göre aksine, başarısını kanıtlamış, kendinden emin bir kadın rahatlığı daha çok önemsiyor ve ayakkabılarını da buna göre seçiyor.

6) ARANIZDA TEN UYUMU OLUP OLMADIĞI:

Yeni biriyle tanıştığımızda, farkında olmadan önce kokusunu algılarız; parfümünü değil, vücudunun doğal kokusunu. Bir erkek, karşısındaki kadının kokusunu aldıktan sonra o kadınla yatakta ten uyumu olup olmayacağı konusunda da otomatik olarak karar vermiş oluyor. Belki bu karar sonradan ortaya, kadının dış görünüşüne yönelik bir 'çekici buldum' ya da 'hayır, pek çekici bulmadım' yorumuyla çıkıyor ama aslında çekicilik kavramını kokulardan başka neyle açıklayabiliriz ki?

7) SİZİNLE BİRLİKTE OLURSA İFLAS EDİP ETMEYECEĞİNİ:

Erkeklerin modaya ve markalara kadınlar kadar hâkim olmadıkları doğru fakat bir erkeğin üzerinizdekilere bakarak sizin yaşam düzeyiniz konusunda fikir sahibi olması pek de zor değil. Tabii bu ona aynı zamanda, kendisinin maddi olarak bu standartlarla başka çıkıp çıkamayacağını da gösteriyor. Hoşlanıp hoşlanmamak tamamen ona kalmış!

8) ZOR BİR KADIN OLUP OLMADIĞINIZI:

Diyelim ki kalabalık bir barda tanıştınız ve size bir içki ısmarladı. Siz de rom, pembe guava suyu, soda ve buzla yapılan hoş bir kokteyl istediniz. İşte tam o anda, karşınızdaki erkeğin sizinle ilgili önemli ve kendisini yakından ilgilendiren bir bilgiye ulaştığından emin olabilirsiniz! Siz zor beğenen, standartları yüksek, hatta belki de kaprisli bir kadınsınız. Asla, basit olanla, eldeki imkânlarla yetinmiyorsunuz. Dolayısıyla sizinle beraber olmak onu zorlayabilir. Tavsiyemiz şu: Tanışma anında beyaz şarapla yetinin ve lezzetli kokteylleri daha sonraya saklayın.

9) NE KADAR İYİMSER OLUP OLMADIĞINIZI:

Erkekler, kadının tanışma anındaki yüz ifadesine bakarak onun hayat karşısında iyimserliğini koruyan biri olup olmadığını hemen anlıyorlar. Her an bir felaketle karşılaşmayı bekliyormuşçasına çatık kaşlar, endişe içinde kemirilen dudaklar ya da sinir içinde kenarları yenmiş tırnaklar onlar açısından ilişki bağlamında hayra alamet değil. Çünkü yaşama sevinci yüksek kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar.

10) İKİNCİ BULUŞMADAN SONRA EVİNE TAŞINMAYI TALEP EDİP ETMEYECEĞİNİZİ:

Bir erkeğin sizi ilk görüşü arkadaşlarınızla koyu bir sohbete dalmış, kahkahalar atarken olursa, anlıyor ki, kendinize ait bir sosyal çevreniz, hayatınız var. Bu da onu rahatlatıyor. Çünkü hiçbir erkek birlikte olduğu kadının tamamen kendine bağımlı olmasından, hayatına direkt ortak olmaya çalışmasından, 24 saatini onunla birlikte geçirmek istemesinden hoşlanmıyor.

11) DRAM YARATMAYA MERAKLI OLUP OLMADIĞINIZI:

Eğer onun, “İşini seviyor musun?” sorusuna cevabınız, sizi bir pembe dizinin acılar içindeki kahramanı gibi gösteriyorsa, söze ofiste katlandığınız eziyetleri ve uzun çalışma saatlerinizi anlatmakla başlıyorsanız, karşınızdaki erkeğin kafasında şüphe yaratacağınızdan emin olabilirsiniz. Erkekler hayatı önlerine geldiği gibi kabul etmekten yanadır ve kesinlikle dırdırdan hoşlanmazlar. Drama meraklı bir kadın olduğunuz hissine kapılırsa, bu onda ilişkide de en küçük vesileyle olay çıkaracağınız ve çektiğiniz eziyetleri de aynı şekilde bir başkasına anlatacağınız izlenimini yaratır.

12) ONDAN ETKİLENİP ETKİLENMEDİĞİNİZİ:

Bir erkek, bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde onun kendisinden etkilenip etkilenmediğini anlıyor. İstediğiniz kadar cool davranın, istediğiniz kadar ilgisiz görünün, tanışma seremonileri konusunda istediğiniz kadar tecrübeli olun, karşı cins beden dilini okumayı bilen bireyse hislerinizi anında çözüyor. Elde ettiği sonuca göre, sizi daha yakından tanımaya karar veriyor ya da uzaklaşıyor. Kısacası ilgisizlik karşısında zaman kaybetmek istemiyor...

Kadınlar Neden Sevişir?

Kadın Erkek İlişkileriABD’de yapılan bir araştırmaya göre kadınların seks yapma sebepleri hiç de romantik değil.

Kadınlar bazen sırf erkek o gece hesabı ödedi ya da ona bir hediye aldı diye partneriyle sevişiyor.

Araştırmacılar erkeklerinse sadece sevişmek için seviştiklerini kadınlar gibi karmaşık sebepleri olmadığını söylüyor.

 ABD'de bin kadınla yapılan araştırma kadınların aslında hiç de romantik olmadığını gösterdi.

''Sevişmenin romantik olmayan sebepleri de var'' şeklinde özetlenebilecek araştırmaya göre, kadınların istemedikleri halde sevişmelerinin nedenleri arasında erkeğin aşırı kibar olması, iltifat etmesi, çok ilgi göstermesi, derdini dinlemesi, ödemelerine yardım etmesi, hediye alması ya da vaat etmesi, yemek ya da tatlı ısmarlaması, baş ağrısını ya da can sıkıntısını geçirmek gibi sebepler bulunuyor.

Sonuçları Teksas Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan yazarlar tarafından ‘Kadınlar Neden Sevişir?’ adlı kitapta yayımlanan araştırma kapsamında bin kadına ‘neden seviştikleri’ soruldu. Kitapta yer alan en ilginç seks yapma nedenlerinden biri de ‘Tanrı’ya yakın olma arzusu’ydu.
Araştırmaya katılan kadınlardan biri olan Liz Jones partneri güzel Fransızca şarkı söyledi diye onunla birlikte olduğunu, Wendy Leigh ise kocasının güzel yemek yaptığı akşamlarda onunla sevişmek istediğini söylüyor. Edwina Currie adlı kadınsa profesyonel bir atletle, sırf bir sporcuyla olmanın farkını anlamak için sevişmiş.

Kadınlardan bazılarıysa ‘hayır’ demek zor olduğu için seviştiğini itiraf ediyor. Yani karşısındaki mutlu olsun diye sevişen kadın sayısı az değil. Ayrıca kadınlar hayır demeyip seks yaptığı sürece sevileceklerini, ilişkinin devamının garanti olduğunu da düşünüyor.

Araştırmacılar erkeklerinse sadece sevişmek için seviştiklerini kadınlar gibi karmaşık sebepleri olmadığını söylüyor.

Erkekler Zamanla Neden İlgisizleşir

İlgisiz ErkeklerSizin peşinizden aylarca koştu, sizi elde edebilmek için yapmadığı şirinlik, çılgınlık kalmadı. Bu kadar çırpındığını görünce sizi gerçekten sevdiğini, size aşık olduğunu ve hayatınızın erkeğini bulduğunuzu düşündünüz ona inandınız ve ona “tamam” dediniz. İlk zamanlar her şey harika gidiyor geleceğe dönük güzel hayaller kuruyorsunuz. Yatak odasının renginden tutun da perdenin şekline varana dek her şeyi planladınız. Ancak öyle bir zaman geldi ki onun size karşı ilgisinin her geçen gün azaldığını, artık o tanıdığınız erkeğin “o” olmadığını anladınız. Peki neden? Neden erkekler belli bir süre sonra kadınlara olan ilgisini kaybeder? Hiç düşündünüz mü?

Av Konumundan Çıkmayın

İlk ve en önemli sebep erkeklerin genel karakteristik özelliği olan “elde etmenin yarattığı heyecan hissi”nin kadını elde ettikten sonra kaybolmasıdır. Erkek sizi elde edene kadar siz av, erkek avcıdır. Av kaçtığı kadar av, avcı kovaladığı kadar avcıdır. Avcı emeline ulaştığında avcı olmaktan çıkar, av da yakalandıktan sonra av olmaktan. Sonuç olarak artık heyecan bitmiştir. İlgi kaybolmuştur.

Sorumluluk Duygusu Erkekleri Kaçırabilir

Toplum olarak aile sorumluluğunu ve yöneticiliğini erkeklere vermişiz. Yani ataerkil bir toplumuz. Erkek evlendiğinde ciddi bir sorumluluğun altına gireceğini çok iyi bilir. Bu sorumluluk özellikle sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş erkekleri inanılmaz korkutur. Evlilik öncesi lay lay lomdur; lakin o günler yaklaştıkça erkek korkmaya mümkünse kaçmaya çalışabilir. Bu da bir ilgisizlik nedeni olarak karşımıza çıkıyor.

Çok Sık Partner Değiştirme Psikolojiktir

Erkeklerin çok sık partner değiştirmesi konusuna gelince bunun da altında birtakım psikolojik nedenler yatar. Bunun iki nedeni vardır.
- Yeni bir ilişki demek yeni bir heyeca demektir.
- Ego yani kendini tatmin ve ispat etme psikolojidir.

Ona her şeyinizi vermeyin

Neredeyse erkeklerin en büyük hedefi fethetmek, elde etmektir. İlk baştan itibaren size sahip olmak, sizi tamamen ele geçirmek ve size kendilerinin ne kadar zeki, akıllı olduklarını göstermek isterler, tüm bunları yaptıklarında yani sizden almak istedikleri her şeyi aldıklarında artık heyecan da bitmiştir. Bunun sonucunda ise kendilerini gösterecek yeni bir kadın yani yeni bir heyecan peşinde koşmaya başlarlar.

Erkekleri Korkutan Heyecanın Bitmesidir

Kadınların en büyük yanılgısı ilişkide erkeklerin bağlanmaktan korktukları yanılgısıdır. Oysa erkekleri asıl korkutan bağlılık değil yaşanılan ilişkinin heyecanının bitmesidir. Bu noktada kadınların bu heyecanı bitirmemeleri için bir anda kendilerini tümden teslim etmeleri doğru bir adım değildir.

Araya Mesafe Koyun

Henüz evlenmediyseniz ve sizinle sürekli görüşme isteğiyle sizi arıyorsa ,her ne kadar, bu durum sizin çok hoşunuza gitse de hemen ona teslim olmayın. Mevcut pozisyonunuzu koruyun ve başka işlerinize ağırlık vererek partnerinizle aranıza birazcık da olsa mesafe koyun. Fakat sizin açınızdan durum daha ağırsa yani onsuz yapamıyorsanız yeni arkadaşlıklar edinin ve biraz da onlarla zaman geçirin. Unutmayın hızlı gelişen bir ilişki yine aynı hızda son bulur ve sağlam bir temel üzerine oturmamış olur.

Erken Evlilik Teklifine Dikkat

Henüz ilşikinin başlarındaysanız ve bu ilişkinin daha başında size evlilik teklifi yaptıysa bunu oturup ciddi ciddi düşünmelisiniz. Çünkü bu çok da sağlıklı bir durum değildir. İnsan henüz yeni tanıdığı birine nasıl hemen evlilik teklifi yapabilir. Bu davranışın çeşitli sebepleri olabilir. Karşınızdaki erkek henz yeterince olgun ve tam olarak ne istediğini bilmeyen biri olabilir. Gelecekte mutsuz olmak istemiyorsanız bu durumu çok iyi tahlil etmelisiniz.

Peki Ne Yapmalı?

Peki kadın bu durumda ne yapmalı? İlşikisinin ömrünü nasıl uzatabilir? Erkeğini kadın elinde tutmak için ne yapmalı?
Öncelikle işi yavaştan alın. Kendini yamamaya çalışan bir kadın pozisyonuna asla düşmeyin. Her an elinden kayıp gidecekmişsiniz gibi bir psikoloi yaratın.
Hayatın merkezinde kendilerinin olmadığını anlasınlar. Onsuz da yapabileceğinizi ona hissettirin. İlgisiz olduğunu gördüğünüzde kesinlikle üstüne gidip ısrarla kendinizi sevdirmeye onu eski haline getirmeye çalışmayın. Böyle bir durumda sizden daha da uzaklaştığını göreceksiniz.

Yaşasın Yalnızlık!

YalnızlıkAşk dediğin akla yakın durmalıdır. Aklın süzgecinden geçmeden, sadece kalpte esinti yapan duygu aşk olamaz.

Aşkın içinde saklı olan gerçek sevgi, aklın ve mantığın süzgecinden geçmeden yolunu bulamaz. Akıl aşkın ayağıdır, o olmadan yol alamaz. Aşkın sebebi olmalı, nedensiz bir yürüyüşe çıkar gibi, yalnızca sıkıntıdan bulunuyorsa aşk, onun adı aşk değildir. O zaman yalnızlığını daha çok sevmelidir insan. Gerçek olmayan bir illüzyonsa aşk, yaşasın yalnızlık!
Cinsel bir istekten öteye gitmeyen, içinde yalnızca seks olan, tutkuyla bağlanılmamış dokunuşlardan doğarak büyüdüğünü sanan, doyumsuz bir beden işçiliğine soyunmuş, zevkin derin karmaşasında yolunu şaşırmış, dudaktan dudağa akmayan ama bedeni terleten bir ihtiyaçsa aşk, yaşasın yalnızlık!Kendinden sıkılmışların durağı olan, biraz gönül eğlencesi için seçilmiş; dost sohbetlerine, rakı sofralarına meze olacak konu eksiliğinden kaynaklanan; biraz havası olsun diye kola takılmış, umutları hiçe sayarak, ardından konuşarak, gülünerek anılacak bir muhabbetse aşk, yaşasın yalnızlık!Başka bir canı acıtarak, sadece ihanete doğrultulmuş, biraz intikam, biraz zafer isteğiyle yoğrulmuş, kalın perdelerin ardında sırlarla saklanan, gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar aciz, kendini anlatamayacak kadar yoksun, kalbe birkaç sevgiyi sığdıracak kadar geniş, daha önce hiç acıtılmadığı için cahil, yalanlarla üstünü örtecek kadar özgüvensiz; başkasının güvenini sırtından bıçaklayacak kadar nankörse aşk, yaşasın yalnızlık!
Bir anlık hevesler için kirletilecek kadar ucuz, tüm varlığını sefilce yok etme pahasına yalancı, göz boyanarak hediyelerle kandırılacak kadar değersiz, üç kuruşa kendini satacak kadar hayasız, umutları kıracak kadar vicdansız, başka bir ömrü harcayacak kadar sevgisiz, geride anı bırakmayacak kadar boş, daha önce hiç denenmeyecek kadar beceriksiz, geleceğe bakamayacak kadar yüreksizse aşk, yaşasın yalnızlık!
Aklı bile akıl bulmuşken, kalbinin sesine kanıp mantığını kenara koyacak kadar biçareyse aşk, aşk değildir. Aşk akılla beslenir. Yalnız gönlünü dinleyenler, sonunda acıdan başka bir şeyi sevemez. Aşk dediğin huzur, özveri, paylaşım, saygı, empati gibi değerlerle büyütülür. İçinde kin, kandırmaca, düzen, vicdansızlık, kıskançlık birikmiş duygu, üstüne büyük altın harfle adını yazsa bile, gerçek aşk olamaz. Akıl aşkı tanır. Saflığını bilir, fedakarlığına şahit olmuştur. Akıl sezer, değerlendirir. Kim ki, içine us koymadan, yalnız kalbini dinleyerek bir sevdanın peşinde sürüklenirse; onun ki aşk değildir. Bütün kötülüğünü örterek, renkli hediye paketinde geliyorsa aşk, kalsın! Yalnızlığım, sahtekar aşklardan daha üstündür!

Mum Işığı Zararlı Olabilir!

Mum IşığıUzmanlar, romantik yemeklerin vazgeçilmezi mum ışığının sağlık açısından zararlı olabileceği uyarısında bulundu.

South Carolina Üniversitesi uzmanları, mum yakılan yerlerin havalandırılması gerektiğini de belirtti.

Laboratuvar ortamında yapılan denemelerde yanan mumlardan çıkan dumanları analiz eden uzmanlar, mumların akciğer kanseri ve astım riskini artıracak zararlı duman çıkardığını tespit etti, ancak bunun zararlı etkisinin mumların yıllarca kullanılması halinde görülebileceğini itiraf ettiler.

Araştırmayı yapanlardan Amid Hamidi, Washington’daki Amerikan Kimya Derneği’nde yaptığı konuşmada, banyo yaparken rahatlamalarına yardımcı olması ya da akşam yemeği için uygun ortam yaratması için sık sık mumlara başvuranların sağlıklarını riske attığını kaydetti. Hamidi, havalandırılmayan ortamlarda her gün birçok mumun aynı anda yakılmasının zararlı etkilerinin uzun dönemde görülebileceği uyarısında bulundu.

İşte Türk Halkının Fantezileri

Kadın Erkek İlişkileriAile Sağlığı Araştırma Derneği’nin (ASAD) Tempo için yaptığı bir araştırma Türk toplumunun “fantezi gerçeği”ni ortaya koydu.

2 bin 100 kişinin katıldığı, katılımcıların yüzde 62’sinin erkek, yüzde 38’inin kadın olduğu araştırmanın sonuçlarına göre Türk kadını ve erkeği en çok asansörde seks yapmayı arzuluyor. En sevilen 15 fantezi arasında tecavüz ise 6. sırada yer alıyor.

Avrupa Cinsel Sağlık Birliği Başkanı İrem Hattat, araştırma sonuçlarına göre her iki cinsin de fantezilerini paylaşmakta güçlük çektiğini belirtiyor. Özellikle kadınların eşlerine özel fantezilerini açamadığını ve bu gizli düşünceleri yüzünden suçluluk hissettiğini söyleyen Hattat, “10 kadından 8’i fantezileri olduğu için suçluluk duyduğunu ifade ediyor. Her ne kadar fantezileri utanç verici bulsa da çoğunluk en tahrik edici fantezisini partneriyle paylaşmaktan heyecan duyacağını söylüyor. İnsanlar gizli cinsel yaşamını paylaşmak istiyor, ama bundan korkuyor” diyor.

Top 15
1- Asansörde seks
2- Arabada seks
3- Denizde/havuzda seks
4- Uçakta seks
5- Oral seks
6- Tecavüz
7- Açık havada seks
8- Komşuyla seks
9- Ünlü biriyle seks
10- Partnerle birlikte seks yapan birilerini izlemek
11- Striptiz seyretmek
12- Grup seks
13- Partnere istemediği bir cinsel eylemi zorla yaptırmak
14- Erkekler için Slav ırkından, kadınlar için zenci biriyle seks
15- Web kamerasıyla internet üzerinden karşılıklı striptiz ve mastürbasyon

Aşkın Kimyası Çözüldü!

Aşkİnsanoğlu var olduğundan bu yana aşk da var olmuştur hep. Aşk ki insanı yaşama bağlar, aşk ki karşılıksız olduğunda  insanı odalara hapseder. Aşk öyle bir şeydir ki üzerine neredeyse söylenmedik söz kalmamıştır. En güzel şiirler aşk şiirleridir. Tüm şairler aşkın kimyasını çözmeye çalışmışlar, onun üzerine yüz yıllardır felsefe yapmışlardır.

Onu gördüğünüzde dizlerinizin bağı çölüyorsa,  o yanınızda yokken onunla ilgili türlü türlü hayaller kuruyorsanız , ondan başka hiçbir şey düşünemiyorsanız siz aşıksınız demektir.  Bu saydıklarımız aşkın görünen ilk  belirtileridir.

Gazali bir gazelinde sevgilisine şöyle sesleniyor: “Zülfünün bir tek telini görenlerin bahtı siyah olurmuş / Zülfünün bir tek telini göreydim de / benim de bahtım siyah olaydı”  işte aşk budur, işte uzaktan sevmek , ona dokunamadan aşkını sürdürebilmek budur. Oysa günümüzde öyle mi? Herkes birbirine “seni seviyorum” u kolaylıkla hissetmeden söyleyebiliyor. Günümüzde maalesef aşklar da yozlaştı.

Fakat biz bu yazımızda aşkın kimyası üzerinde duracağız . Aşık olduğunuzda kimyasal olarak bünyenizde ne gibi değişiklikler oluyor? İnsan istediği zaman aşık olup istediği zaman aşkından vazgeçebilir mi? Yani aşk bizim kendi irademizde midir? Her yaz, yaz aşkı yaşayabilir miyiz? Neden bazıları sürekli aşık olurken bazıları aşkı hiç tadamıyor? İşte bu yazımızda uzman gözüyle bunların cevabını vereceğiz.

Aşık olduğumuzda vücudumuzda neler oluyor?

Yeni  aşıkların bir çoğu vakitlerinin % 90′ını aşık oldukları  insanı düşünmekle geçiriyor.  Bu onların bizzat kendi sözleri. Beyinlerindeki milyarlarca sinir hücresinde kalp çarpıntıları uçuşuyor. Bu aşk halini Alman antropolog Helen Fisher yaptığı bir klinik araştırmayla ipatladı. Deneklerinin beyinlerindeki kan akışını gözlemleyen Fisher’in vardığı netice şu şekilde: Tutku ne kadar çok artarsa, beyinde heyecan ve keyif hissini salgılamaya yarayan hormonlar daha fazla uyarılıyor ve aktif duruma geliyor. Dopamin, noradrenalin ve phenylethylamin maddelerinin daha çok salgılanması ile ellerimiz fazla çok terliyor, nefes alıp verme artıyor, tansiyonumuz ve nabzımız artıyor! Aşık olan kişilerin çoğunlukla yemeden içmeden kesilmesi, uykusuzluk çekmesi en çok karşılaşılan durumlar arasındadır. İşte tüm bunların sebebi de aslında bu çok çalışan hormonlar.  Bu hormonlar yüzünden hem hiperaktif bir duruma geliyoruz, hem yemiyoruz içmiyoruz hem de uyku düzenimiz alt üst oluyor. İşte bu nedenden dolayı da ilişkimize daha bağımlı bir duruma  geliyoruz. Eğer söz konusu olan platonik bir aşksa o zaman tam anlamıyla aptallaşıyoruz. . Buna duruma hiç de şaşırmamak gerek,  diyor uzmanlar. Zira halüsinasyona sebep olan ilaçlar, beynimizde salgılanan ‘phenylethylamin’ maddesini de barındırıyor.

Aşık olmak bir çeşit hastalık mıdır?

Bir anlamda evet! Fakat bu, aşıkı yaşamayın manasına da gelmiyor tabi ki. Uzman H. Fisher’e göre aşk bir  takıntılı olma durumu. Olayın temelinde bu var. Kontrol edilmesi ya da önüne geçilmesi neredeyse imkansız. Aşık olanların aşık oldukları kişiye karşı hissettikleri bu takıntılı halin sebebini  Pisa Üniversitesi’nden Uzman D. Marazziti de araştırmış. Marazziti, psikolojik dengeyi sağlayan serotonin hormonunun kandaki oranını  incelemiş. Zira serotonin miktarı düştüğünde bünye de mahf oluyor. Uzmanın vardığı neticeye göre aşık olanlarda serotonin oranı normal değerin %40 altında. Zaten dengede olmayan insan psikolojisi, bir de sevdiğinden ayrı kalırsa, iyice altüst oluyor. Bunalım, korku ve anksiyete meydana geliyor… Marazziti bu durumu ‘mikroparanoya’ olarak tanımlıyor.

Aşık olmak öğrenilebilir mi?

Aşık olan kişilere sorduğunuzda ‘tesadüfen oldu’ şeklinde cevaplar sizi. Psikologlarsa bu konuda yapabileceğiniz kolay şeyler olduğunu belirtiyor.  Örneğin, dışarıya açılmak, bir arayış içersinde olduğunuzu başkalarına belli etmek çok işe yarıyor. Bilimsel olarak da mühim olan, dopamin sistemini harekete geçirmeyi başarmak! Küçük bir yakınlaşma dahi aslında beyindeki dopamin seviyesini artırıyor.  Fakat bunun için de seçici olmamayı tavsiye etmiyoruz. Aşkınızı karşılıklı yaşamanız dileği ile.

Erkekleri Peşinizden Koşturan Stratejiler

AşkBiz kadınlar güçlü, karizmatik fakat aynı zamanda bütün isteklerimizi yerine getiren erkeklerle beraber olmanın hayalini kurarız. Peki, bu bir hayal mi? Elbette “Hayır”. İngiliz ilişki uzmanı G. Tomasek’in tavsiye ettiği yöntemlerle erkekleri peşinizden sürüklemeniz hiç de zor olmayacak!

Onu değiştirmeye çalışmayın, olduğu gibi kabul edin

“Erkekler Mars’tan, kadınlar Venüs’den.” Biz kadınlar bu durumu bildiğimiz halde eşimizin sınırlarını zorlamaktan kendimizi bir türlü alıkoyamıyoruz. Tabii bu da işe yaramıyor. Bu yüzden yapmamız gereken ilk şey, onun zayıf yönlerini ve kişilik özelliklerini eleştirmekten vazgeçmek olmalı. Mesela, bilgisayarın karşısında tek kalmak ya da tek başına bisiklet sürmek istediğinde buna karşı çıkmayın, onu biraz özgür bırakın. Erkeğiniz, onu olduğu gibi kabul ettiğinizi fark ettiğinde size daha çok yakınlaşacak ve istediğiniz şeyleri yapmak için elinden gelen her şeyi yapmak isteyecektir.

Onun yaptığı şeylere değer verin

Kocanız, “Bir pikap getirdim aşkım’ diyor. Siz, “Artık modası geçmiş bir pikabı kim kullanır ki?” şeklinde karşılık veriyorsunuz. İşte bu cevabın ardından eşinizin tüylerinin diken diken olacağından hiç şüpheniz olmasın.  Zira erkekler reddedilmekten ve onaylanmamaktan nefret ederler. Onlar daima takdir edilmeyi ve pohphlanmayı isterler. Bunun için de ellerinden geleni yaparlar ve sizin takdirinizi kazanmaya çalışırlar. Siz de bu fırsatı çok iyi değerlendirin. Örneğin “Süper, bunu hemen deneyelim.” biçiminde cevap verebilirsiniz . Aksi durumda eşiniz, “Beni devamlı eleştiren bir kişi için kendimi neden değiştireyim ki?” şeklinde düşünerek kendi yoluna devam eder. İşte bu yüzden sinir bozucu konuşmalardan mümkün olduğunca kaçınmalısınız. “Niçin bu kadar geç geliyorsun?” demek yerine, “Hay allah, ne kadar da çok çalıştın aşkım. Fakat bundan sonra bir daha işin uzadığında bana haber ver, olur mu bir tanem?’ şeklinde olumlu bir konuşma, erkeğiniz üzerinde çok daha olumlu  etki bırakacaktır.

Dedektifi oynayın

Bundan sonra odak noktanızı kendinize değil, erkeğinize doğru kaydırın. Onu dikkatli bir biçimde dinleyin ve beden dilini gözleyin. Kendini iyi hissediyor mu? Eğer kendini iyi hissetmiyorsa, ne zaman ve niçin kendisini iyi hissettiğini anlamaya çalışın. Zira, iyi gözlemleyen, karşısındaki insanda yeni güçlü yönler keşfeder ve ona ait özellikler ile ilgili önemli bilgiler elde eder. Erkeğinizin ne vakit rahatlamış olduğunu bilirseniz, doğru zamanda doğru hareketler sergileyebilirsiniz.

Meraklı davranın

Erkeğiniz yüzünde garip bir gülümseme ile  tek bir laf dahi söylemeden koltukta mı oturuyor? Bu durum karşısında yapabileceğiniz mükemmel bir yöntem var; onu iğnelemek yerine, “İlginç olan nedir benimle de paylaşır mısın?” diyebilirsiniz ona.  Vücut dilinden de bu cümlenizin etkili olup olmadığını idrak edebilirsiniz.  Bazı konular vardır ki erkeğin gözlerini parlatır ve erkeği derhal harekete geçirir. Belki yön belirleme sistemi ile ilgili can sıkıcı bir konu dinlemek zorunda da kalabilirsiniz.  Fakat siz siz olun, eşinizin konuşmasını kesinlikle bölmeyin ve sonuna kadar dikkatle dinleyin. Siz de fikirlerinizi onunla paylaşın. O, sizin varlığınızın tadını çıkarmaya başlayıp, kısa bir sürede size açılacaktır. Bunu uyguladığınızda  sizinle beklemediğiniz kadar çok şey hakkında konuşabilir. O, sözlü ve fiili olarak size çok şey vermeye hazırdır artık. Operasyon başarı ile tamamlanmıştır. Hatta rahatsız olduğu problemleri dahi konuşabilir veya sizin zevkle konuşabileceğiniz bir konuyu açabilir. Zor değilmiş değil mi? Bu stratejileri mutlaka uygulayın göreceksiniz sonuç harika olacak.

Erkekler Kadınlardan Ne İster?

Kadın Erkek İlişkileriErkekler ve kadınlar dünya üzerinde var olduğundan bu yana bu soru hep sorulmuştur:  “Erkekler kadınlardan ne ister?” Harika bir vücut? İnanılmaz  bir zeka? Veya girişimci bir kişilik? Erkekler, annelerini andıran kadınları mı istiyorlar yoksa onun tam tersi bir karakterde bir kadın mı ilgilerini daha çok çekiyor?  Selvi boylu mu, kısa mı? Sarışın mı, esmer mi? Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

Annem gibisin!

Aslında erkeklerin yaşadıkları en büyük çelişkilerden biridir bu. Hem annelerinden bir türlü vazgeçemezler ve yaşamda karşılarına çıkanı diğer kadınlardan da aynı sıcaklığı beklerler, hem de anneleri gibi konuşan ve annesi gibi  hareket eden kadınlardan hoşlanmazlar. Eşlerinin desteğini her an beklerler. Günlük yaşamda karşılaştıkları sıkıntılarını şefkatli bir kadın kucağında anlatmayı arzularlar ancak iş eleştirildiklerinde  off  annem gibi konuşuyorsun deyip işin içinden  çıkarlar. Siz en iyisi  ikisinin ortasını yakalamaya çalışın.

Erkekler aptal kadın sever!

Duy da inanma denir  ya, bu söz öyle bir şey işte. Erkeklerin akıllı kadın sevmediği düşüncesi kesinlikle doğru bir düşünce değildir. Olsa olsa rol yapmayı seven kadınlardan hoşlanabilirler.  Zira  hangi erkeğe sorsanız sorun alacağınız cevap “aptal kadına dayanamam”  şeklinde olacaktır.

Sana ihtiyacım var!

Korumak ve kollamayı tabiatlarının bir sonucu olarak gören erkeklerin  dayanamadığı bir kadın tipi varsa o da yardıma ihtiyacı olan kadındır. Bir kadına yardımda bulunmak, erkeğin kendini gösterme yollarından biridir. Bu yüzden sıkıntılı anlarınızda  erkekten yardım istemekten korkmayın. Tam tersi kendi işinizi kendiniz yapıyor olmanız onu daha çok huzursuz edecektir. Kimi zaman ürkek bir tavşanı oynamak, değerinizden bir şey kaybettirmez.

 

Bu 5 cümleyi asla kullanmayın!

Bir şey söyleyeceğim, konuşmamız lazım Bu cümle ciddi bir şeyden söz etmek istediğinizin göstergesi. Ya ilişkinizde bir problem var, ya yapılması gereken saçma sapan bir iş! Bu cümleden sonra karşınızdaki erkeğin aşkım buyur ne söyleyecektin? demesini kesinlikle beklemeyin. Bu konuşmayı ileri tarihe atmak için elinden gelen her şeyi yapacak!

Bak bakalım bende ne değişiklik göreceksin?

Tabi ki bakmakla görmek çok farklı bir durum. Ayrıntıları fark etmekte  erkeklerin hepsinin başarılı olacağını düşünmeyin. Sarı renkteki saçlarınızı siyaha boyatmak tabi ki  görülmeyecek bir değişiklik değil.  Fakat fark edemediğinde de ona suçlayıcı bir tavır sergilemeyin. Bu tür sorular erkeği zor duruma düşürüyor , bunun farkında olun.

Eski sevgilim de böyle yapardı!

Sakın ha! Erkeğinizi eski sevgilinizle kıyaslamayın. Bu hayatınızın hatası olur. Erkekler kıyaslanmaktan nefret ederler. Hele söz konusu eski erkek arkadaşınızsa bu erkeği bir kat daha rahatsız eder. Bunu yaparsanız çıkacak kavgaya da hazır olun. Erkeğinizi huzursuz etmek istemezsiniz değil mi? İlişkide açılmaması gereken bir şey vasa o da eski defterlerdir !

Başım çok fena ağrıyor

Bir erkeği herhalde bu cümleden daha çok başka bir cümle çileden çıkaramaz. Bunu cümleyi duyan erkek anlar ki, o gece kadından iş çıkmaz! Gecenizi mahv etmemek için en iyisi bir ağrı kesici için ve ağrının geçmesini bekleyin. Baş ağrısı daha da geçmezse, başka bir gerekçe bulunur elbette!

Ne düşünüyorsun?

Ruh halini yansıtmak , bir erkeğin hoşuna gitmez. Biz kadınlar tabi ki çok meraklıyız fakat beraber attığınız her adım sonrası ne düşünüyorsun? ne oldu? gibi sorular erkeği bunaltmaktan, onu çileden çıkarmaktan başka hiçbir işe yaramaz!

 

Sevgi & Aşk