| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

470 "kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan gönderi (sayfa 3)"kadın erkek ilişkileri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Seks hakkında 10 yeni sır!

CinsellikSeks hakkında bütün ezberlediklerinizi bir kenara bırakın. Mutlu cinselliğe yaklaşmanızı sağlayacak sırlarla tanışmaya hazır mısınız?

1- Emziren bir arkadaş libidonuzu artırabilir
Kokuların cinsel hayatımız üzerinde güçlü bilinçaltı etkileri olduğunu biliyor muydunuz? Süt veren kadınların yaydığı koku, etraflarındaki tüm kadınların libidosunu yüzde 50 artırabiliyor. Feromon hormonları kadınlara, “Artık senin de hamile kalma zamanın geldi” mesajı veriyor ve sekse yönlendiriyor.

2- Kadınlar zihnen daha çok aldatıyor

Araştırmalar kadınların erkekleri zihnen daha sık aldattıklarını ortaya koyuyor. Kadınların yüzde 80’i tanıdıkları bir erkekle ilgili fanteziler kurarken, erkeklerin yüzde 75’i yalnızca pornografik görüntüleri hayal ediyor. Erkekler için beğendikleri bir kadınla seks yapmayı hayal etmek zor değil, ancak porno dergilerinde gördükleri kızlar dururken o kadar çaba sarf etmeye değmez. Kadınlar ise fantezi nesnelerine kanlı canlı bir karakter eklemek istiyorlar.

3- Yaşlanmak orgazmda zirve yapmaktır
Yaşlanmak seks hayatının bitmesi değil, orgazm olma şansının zirve yapması anlamına geliyor. Yeni bir araştırma, 36-45 yaş aralığındaki kadınların yüzde 63’ünün her seks yaptıklarında orgazma ulaştıklarını gösteriyor. Daha genç kadınlardaysa bu oran yüzde 28. 65-74 yaş arasındaki kadınların bile yüzde 53’ünün cinsel hayatları aktif şekilde devam ediyor.

4- Kadınlar da porno sever
Tahmin edilenin aksine kadınlar da cinsel hayatlarını renklendirmek için erkekler kadar porno izliyorlar. Üstelik pek çoğu porno eşliğinde sevişecek kadar cesaretli. Eğer siz de merak ediyor ama aşırı şiddet içeren görüntülerle karşılaşmaktan korkuyorsanız, seçim konusunda eşinizden yardım alın.

5- Cinsel güdüleriniz genetik olabilir
Boş bir beyaz sayfa gibi değil, bazı donanımlarla doğuyoruz. Dolayısıyla seks güdülerimizin genetik olma ihtimali var. Kadınların yüzde 30’u kolay, yüzde 60’ı zor tahrik olurken, yüzde 10’u da ortalama bir tahrik olma kapasitesine sahip. Siz bu yelpazenin neresindesiniz?

6- Evli erkek kadın avcılığını bırakır

Bilimsel araştırmalar erkeklerin evlendikten sonra kadın avcılığı isteklerinin düşüşe geçtiğini gösteriyor. Çünkü testosteron seviyesi evli erkeklerde, evli olmayanlara kıyasla daha düşük oluyor. Uzmanlar bu düşüşü, evli erkeklerin, kadını için diğer erkeklerle rekabete girmek zorunda olmamalarına bağlıyor.

7- Nezaket tutkunun katilidir
Çiftler yatak odası dışında bir yerde sevişmeyi başlatmak ya da yatakta oral seks yapmak istediğinde, birbirlerine çekinmeden açıkça izin verirlerse, cinsel iletişimdeki duvarlar yıkılıyor. Cinsel düğümün çözümü ‘izin’den geçiyor.

8- Seks değil öpüşmek evliliği kurtarır
Bir araştırmaya göre her gün öpüşen çiftlerin boşanma olasılığı, her gün seks yapanlardan daha düşük. Dolayısıyla seks değil, öpüşmek ilişkiyi onarıyor. Zira öpüşmek, aşk ve sevgi belirtisiyken; seks spor, basit bir rahatlama ya da egemenlik kurma yöntemi olarak algılanabilir.

9- Cinsel isteksizliğe karşı tropikal meyveler

Tropikal meyvelerin büyük bölümünün afrodizyak etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Hindistan cevizinin testosteron aktivitesini artırdığı, ananasın cinsel bir uyarıcı olduğu ve zencefilin cinsel organlarda kan dolaşımını hızlandırarak kadınlar üzerinde Viagra benzeri bir etki yarattığını biliyor muydunuz? Ayrıca çinko bakımından zengin olan kabuklu deniz ürünleri de sperm üretimine yardımcı oluyor.

10- Seksin duraklama dönemi vardır
Seks hayatında üç aylık bir duraklama normaldir. Hatta çiftlerin yüzde 24’ü hayatlarının bir döneminde üç ay ilişkiye girmiyorlar. Seks, günlük hayatlarının bir parçası olmaktan çıkıyor. Bu durumda eşlerin birbirine masaj yapması ve nelerden hoşlandığından söz etmesi, uyuyan duyguları yeniden harekete geçirmeye yardımcı oluyor.

Seksten kaçan bir erkeği sevişmeye nasıl ikna edersiniz?

CinsellikEşiniz kovalamaktan yorulduysa ve buna hiç niyetli görünmüyorsa ne yapmalısınız?

Şunu bilmemiz gerekiyor ki erkekler için zaman zaman cinsel isteği kaybetmek normal bir durum. Onu geri kazandırmaksa elimizde! Bugüne dek hemen hemen her sevişmeyi eşiniz başlattıysa, biraz zorlanacaksınız, ama minik seks oyunlarıyla sevişmeyi başlattığınızda emin olun, daha çok zevk alacaksınız.

Çekingenliği bir kenara bırakmayı öğrenmelisiniz. İstekli olduğunuzu göstermek, karşı tarafı da ateşleyecektir.

Giysiniz seksapelinizi yansıtsın
Erkekler, kadınlara göre görsellikten daha fazla etkilenip uyarılabiliyorlar. Ne giydiğiniz, nasıl oturduğunuz, bakışlarınız onu baştan çıkarmak için önemli. Örneğin üzerinizdeki mini elbisenin içinde seksi iç çamaşırınız kendini belli etmeli. Oturuşunuza seksapel katmayı ihmal etmemeli, eşinizin gözlerinin içine uzun bakışlar fırlatmalısınız.

İç gıcıklayıcı bir parfüm, seksin en güçlü ateşleyicisidir. Rüzgarınızın güzel bir etki bırakması için parfümü tüm vücudunuza yayarak sürün. Ancak eşinizin eve girmesine az zaman kala değil, daha önceden sürün ki, keskinliği azalsın.

Bu gece sevişmeye kesin kararlıysanız, işe güzel bir yemek hazırlamakla başlayın. Ancak yemeği siz de eşiniz de fazla kaçırmamalı. Zira yemek sonrası üzerinize bir ağırlık çöküp de uyku basınca, bütün gün kurduğunuz ateşli gece hayalinizin suya düşmesi işten bile değil.

Yemekten sonra loş bir ortam yaratın. Eşiniz kokuya karşı duyarlı biriyse, kokulu mumlar yakın. Fonda hafif bir müziği es geçmemelisiniz. Tüm bunlar, sizin her şeyinizle seks istediğinizin sinyallerini verecek karşı tarafa.

Kışkırtıcı tensel temas
Tensel temasa, onun vücuduna hafifçe dokunarak, okşayarak başlayın. Ayak parmağınızın ucuyla ayaklarına dokunmak, işaret parmağınızı kulağının çevresinde ve arkasında yavaşça gezdirmek, yüzünüzü ona yaklaştırarak, nefesinizi hissetmesini sağlamak tahrik edici olabilir.

Tamamen çıplak olmaktansa yarı çıplaklık ya da giyinik bir halde kıyafetin altından tensel temas her zaman daha erotiktir. Gömleğini tamamen çıkarmak yerine üstten bir ya da iki düğmeyi açık bırakmayı tercih edin. Aynı durum sizin giysileriniz için de geçerli.

Bugüne dek iyi giden bir seks hayatınız olduysa, eşinizin erojen bölgelerini tanıyorsunuzdur. Ya da yenilerini keşfetmek niyetindeyseniz elleriniz bu arayışınıza cevap bulacaktır. Boyun, omuzlar, kulak memesi, dudak köşesi, göğüs, minik öpüşlerinizi kondurabileceğiniz hassas bölgeler. Saçlarınızı göğsünde gezdirmeyi deneyin bir de. Bazı erkekler, sesten de tahrik olabilirler. Kulağına yavaşça erotik sözler fısıldamaktan çekinmeyin.

Tahrik edici bir film
Henüz amacınıza ulaşmadıysanız, içinde tahrik edici sevişme sahneleri barındıran güzel bir film seçin. Tabii ona filmin içeriğinden bahsetmeyin. “Hadi, film izleyelim” teklifinde bulunun sadece. Wayne Wang imzalı “The Center of the World” adlı filmi size bu konuda yardım edebilir.

Unutmayın, sevişmeyi başlatmanın bin yolu varsa, en önemlisi, onu karşı tarafa hatırlatmayı sağlayacak yolu bulmak! Yüzde yüz samimiyet varsa, küçük bir bakış bile yeterli aslında.

Yorgun olmak, stresli günler geçirmek seksten uzaklaşmanın en basit nedenleri. Bunlar sıradan ve geçici evreler olarak kabul ediliyor. Eşinizle aranızda böyle bir durum varsa, gerçekten büyük bir sorun olmadığı konusunda içinizi rahat tutun.

Ancak düzenli bir seks yaşamınız varken, eşiniz aniden ve hiçbir neden olmadan sekse ilgisini yitirdiyse, çabalarınız sonuç vermiyorsa ve sekssiz geçen süre altı ayı buluyorsa, temelde yatan bir tıbbi problemden şüphelenmelisiniz. Problem bir süre devam eder ve eşinizle bundan kaynaklanan tartışmalar başlarsa, bir danışmanla görüşüp, konuyu nasıl açacağınız konusunda destek isteyebilirsiniz.

Bir Kadın Ne İster?

Kadı

Türk Erkeğini Üzecek Araştırma!

İlişkilerBeş ülkenin erkekleri arasında yapılan ankete göre en çabuk boşalan erkekler Türkler çıktı.

Hollanda'daki araştırmacılar, beş ülkeden 500 erkek seçti. Seçtikleri erkeklerin zamana karşı cinsel performanslarını ölçen araştırmacılar, İngiliz erkeklerinin orgazma ulaşma sürelerinin 10 dakika olduğunu saptadı.

Buna göre araştırmaya katılan diğer denekler ve ülkeler geride kalırken, İngiliz erkeklerinin performansının ve cinsel doyuma ulaşma sürelerinin daha uzun olduğu tespit edildi.

Gazeteport'un haberine göre sıralamada Amerikalılar ikinci geliyor.

Onların boşalma süreleri 8 dakika olarak belirlendi. Hollandalılarsa üçüncü, 6.5 dakika! İspanyol erkelerin karşı cinse zevk verme süreleri ise 4.9 dakika olduğu belirtiliyor.

Zamana karşı yarıştırılarak performansları değerlendirilen beş ülke erkekleri arasında sonuncu sırayı ise Türkler alıyor. Onların kadınları mutlu etme süreleri sadece ve sadece 4.4 dakika!

İşte Kısırlığın Nedeni

KısırlıkKısırlığın nedenlerine bir yenisi daha eklenirken uzmanlar dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Kenan Demirkol, genetiği değiştirilmiş ürünlerin (GDO) kısırlığa neden olduğunu söyledi. 1.5 yaşındaki bir bebekte bile genetiği değiştirilmiş ürünlerin etkilerinin görülmeye başladığını belirten Prof.Dr. Demirkol, bu ürünlerin geleceğimizi tehdit ettiğini, en kısa zamanda önlem alınması gerektiğini belirtti.

Ziraat Mühendisleri Odası'nın davetlisi olarak Denizli'ye gelen ve TMMOB Konferans Salonu'nda ‘Küresel Şirketlerin Yeni Silahı, Gıda ve Beslenmenin Demokratikleştirilmesi’ konulu konferans veren Prof.Dr. Demirkol, kısa bir süre önce genetiği değiştirilmiş ürünler yüzünden 1.5 yaşındaki bir bebekte tüylenme tespit edildiğini söyledi. GDO'lu ürünlerin kısırlığa da neden olduğunu, fareler üzerinde yapılan araştırmalarda GDO'lu domatesleri yiyen farelerin üç nesil sonra kısırlaştığının görüldüğünü kaydeden Prof.Dr. Demirkol, “İnsan ömrü fareden uzundur. İnsanların 30 yaşında evlendiğini düşünürsek, bizim de bunu anlamamız için 100 yılık bir zaman geçmesini mi beklememiz gerek. Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ticaretinin yaygınlaşması için ABD
dünyaya baskı yapıyor. Ürün çeşitliliğini yok ederek, herkesi GDO’lu ürünlere mahkum etmeyi, sonunda ise tüm dünyaya hükmetmeyi hedefliyor. GDO, aslında bir egemenlik sorunudur” dedi.

Bu ürünlerin kullanımının “Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yasaklandığı” söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Prof.Dr. Demirkol, sadece kısıtlamalar getirildiğini, ancak ürünlerin üzerinde GDO'su değiştirilmiş etiketi ile satışına izin verildiğini kaydetti.

Türkiye'nin çok dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof.Dr. Demirkol, “Dünyada şu anda 80 çeşit bitkinin genetiğinin değiştirilerek üretimi yapılmakta. Yoğurt sanayisinde dahi bu tür üretimler yapılıyor. Büyük bir oyun içindeyiz. Ülkemizde bu konuyla ilgili olarak bir an önce önlem alınmalıdır. Geleceğimiz risk altındadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu ürünlerin üretimini ve ticaretini yasaklayan Biyogüvenlik Yasası'nı zaman geçirmeden çıkarmalıdır” diye konuştu.

İşte Tek Gecelik İlişkilerin Sebebi

İlişkilerCinsellik Türkiye’de öyle bir hal aldı ki… Bir yönde hala prezervatif almaya utananlar, diğer yanda tek gecelik ilişkileri artık bir alışkanlık haline getirenler. Durum böyle olunca uzmanlar da cinselliğin bugün geldiği yeri tartışmaya devam ediyor.

Cinselliği Türkiye’de ikiye ayırmak gerekiyor. Bir tarafta erkekler kadar özgür kadınlar varken diğer tarafta orgazmın hala ne olduğunu bilmeyen kadınlar var. Bu durumda uzmanlar da hem çiftlerin cinsellik hakkındaki bilgisizliğini aşmaları yönünde uyarıyor hem de cinsel özgürlük devriminin getirdiği toplumsal sorunlarla uğraşıyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz Uzman Psikolog Alanur Özalp, modern dünyada cinselliğin geldiği boyutu anlattı.

 

Günümüzde kadınlar da artık çok rahat bir şekilde erkekleri bir gecelik ilişki olarak görüyor ve sadece cinsel duygularını bastırmak için bir erkekle beraber olup sabah onu unutabiliyor. Bu durum toplumda ne tür sorunları beraberinde getiriyor?

İnsanlar büyük şehirlerde çok yalnız. Bu nedenle de tek gecelik ilişkileri tercih ediyorlar. Fakat bu tek gecelik ilişkileri tercih ettiklerinde erkek veya kadın olarak cinselliği bilmedikleri anlamına gelmiyor. Burada bir tehlike yok. İnsanlar birbirlerini kullanmıyorlarsa bir zarar yok. İki taraf da hazırsa, korunma tedbirleri de alınıyorsa sorun yok. Şartlar bunu getiriyor.

Modern toplumun gereği olarak kadınlar da artık erkekler gibi yatakta hakimiyeti ele almak istiyor. Bu durum erkeğin psikolojisini ne yönde etkiliyor?

Bu durum erkek psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Çok bilinçli erkeklerde de “erkek benim, üstte olacak benim” gibi bir bilinç yerleşmiş. Cahil insanlarda bu daha büyük tehlikelere mal olabiliyor. Cinayetler işlenebiliyor. Genel olarak baktığımızda burada bir eşitlik olsun diyoruz. Orgazm olma söz konusu olduğunda her ikisi de orgazm olsun, her ikisi de kendini iyi hissetsin istiyoruz. Bu konuda bilgi eksikliği var.

 

Bu değişimin en büyük sebebi ne olabilir?

İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere itilebiliyor insanlar.

 

Cinselliği bu kadar özgürce yaşamak evlilik düşüncesini de kafalardan uzaklaştırmıyor mu?

Uzaklaştırıyor fakat bunun olabilmesi için iki kişinin de ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması gerekiyor. İstediğim zaman istediğim erkekle birlikte olurum, istemiyorsam olmam diyebilecek kadınların bunu söyleyebilmesi için para kazanıyor olması gerekiyor. Bu aynı zamanda erkek için de geçerlidir.

 

“Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünülmemesi lazım”

 

Türk insanı evlendikten sonra seksi nasıl yaşıyor?

 

Türk insanı seksi çok iyi bilmiyor. Biraz korkuyor, biraz kafası karışık. Tat almanın, hak etmediği bir şey olduğunu düşünüyor. Başkaları yapıyor kıskanıyor, ama kendisi konusunda bir zorluk var. Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünüyor. Seks senin de hakkın, doğal bir şey, yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç, bundan utanmak gerekmiyor. Fakat birçok kadın kocasından utanıyor, seksten utanıyor. Seks iki kişinin birbirlerine giriş yapmaları değil, dokunma, fantezi gibi bu işi zevkli hale getirmektir.

 

İyi bir cinsel yaşam haftada kaç kez seks demek?

 

Uzmanların söyledikleri kadarıyla haftada iki defadan az olmamalı. Az olma noktasını koymak üstünü de kişilere bırakmak gerekiyor. Günde üç olabilir, her gün de olabilir.

 

Aynı anda orgazm olunmaz

 

Orgazm konusunda yaşanan sorunlar neler?

 

Herkes aynı anda orgazm olalım istiyor. Aynı anda orgazm olmak gerekmiyor. Böyle yanlış bir bilgi var. Böyle bir doğru yok. Genellikle erkekler ilişki bittiğinde arkasını döner, uyurlar. Erkeğin fiziksel doğasından kaynaklanan bir durum var. Çünkü erkek orgazm olduğunda tamamen bitmiş oluyor. Yorulmuş oluyor ve arkasını dönüp, yatıyor. Fakat kadındaki duyarlılık hala devam ediyor. Bunun için erkeğin kadının bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadının da erkeğin bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadın bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüyor, alınıyor ve küsüyor. Öbür tarafta erkek de kadının ilişki bittiğinde duyarlılığın sıfırlandığını anlatması, söylemesi gerekiyor. Böyle olmasına rağmen kadının duyarlılığı hala devam ediyorsa en azından kadına sarılarak bu gayreti göstermek gerekiyor.

Cinsellikte erkeklerin yaşadığı en büyük sorun nedir?

 

Biz bir araştırma yapmıştık neredeyse erkeklerin yüzde 80’inde erken boşalma sorunu olduğunu gördük. Ama erkeklerin çoğu “Aman, boşver” diyorlar. Bunu çözülmesi gereken bir sorun olarak algılamıyorlar. Kadınlar da bunun bir yardımla ortadan kaldırabileceğini bilmiyorlar. Bir psikolog terapisiyle bu sorundan kurtulabileceklerini bilmiyorlar. Bilseler, birlikte gidelim diyecekler belki. Biliyoruz ki Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğu ömründe orgazm olmamış.

 

Mastürbasyon hala bir tabu mu?

Kişiler kendilerini uyarabileceğini de bilmiyorlar. Doğru kaynaklara baktığımızda ilişki içinde karşılıklı çiftlerin birbirlerine yaptığı cinsel doyumlar varsa bu doyumlarla birlikte kişisel doyumların da devreye girdiğini görebiliyoruz. Ama biz de bunlardan da korkuluyor. Ben hastalarıma sorduğumda birçok genç kadının “hiç mastürbasyon yapmadım” dediğini duyuyorum. “Ben kendime dokunamam” diyen bir sürü kadın var. Böyle olunca da orgazm olmak oldukça zor oluyor. Böyle durumlarda profesyonel kişilerden yardım istemek gerekiyor. Fakat erkekler erkekliğine yediremedikleri için kadınlar da bu konuyla ilgili yardım istemeyi reddettikleri için ilişkiler tatsız, tuzsuz keyifsiz şekilde devam ediyor.

Nilgün YILDIZ / hurriyet.com.tr

Erkekler Daha Sık Kadınlar Daha Büyük Yalan Söylüyor

KadınYalan söylemeyi nasıl öğreniyoruz? Yalan söylemek bir hastalık olabilir mi? İşte uzmanımızın ağzından yalanla ilgili şaşırtıcı gerçekler...

Neden yalan söylüyoruz, kimler en çok yalan söylüyor, yalan söylemek ne zaman tehlikeli boyutlara varabilir? Yalanla ilgili tüm bu soruları Acıbadem Maslak Hastanesi'nden Klinik Psikolog Esra Başöz'e yanıtladı...

Çok küçük çocuklar bile masum yalancıklar söyleyebiliyor. Yalan söylemeyi nasıl öğreniyoruz?
Yalan söylemeyi hepimiz çocukken öğrenmeye başlıyoruz. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren yalan söylemeye başlayabiliyorlar. Zihinsel olarak yaşıtlarına göre daha ileride olan çocuklarda, bu yaş 2-3'e bile inebiliyor. Birçok ebeveynin düşündüğünün aksine, çocuklar çevrelerinde olan her şeyi takip etmekte, anlamakta ve analiz edip kendi içlerinde belli sonuçlara varmaktadırlar. Özellikle toplulukçu bir kültür olan Türkiye'de, insanların sürekli olarak birbirlerine 'Aman ayıp olmasın, birbirimizi kırmayalım' diye yalan söylediklerini görüyoruz. Çocuklar anne-babalarından öğrenmeseler de çevrelerindeki diğer insanları gözlemleyerek yalan söylemeyi kolayca öğrenebiliyorlar. Hatta çocuklar yalan söylemeye anne-babaları tarafından teşvik ediliyorlar. 'Teyzen beni özledin mi diye sorarsa evet de', 'Deden dün niye bize gelmediniz diye sorarsa, hastaydım de...' gibi yönlendirmelerle çocuklar, yalan söylemenin sosyal olarak ilişkileri olumlu yönde ilerleten bir faktör olduğunu öğreniyorlar.

Cezadan kaçmak için yalan
Çocukların yalan söylemeye başlamalarının başka bir önemli nedeni de cezadan kaçınmaktır. Özellikle bir kabahat işlediklerinde ağır bir şekilde cezalandırılan çocuklar, yalan söylemenin onları ceza almaktan kurtardığını fark edip, her durumda yalana başvurabiliyorlar. Okul çağındaki çocuklarda, yalan söylemenin, çocuğun gücünü ve kontrol hissini de arttırdığı görülmüştür. Çocuk yalan söyleyerek arkadaşlarım kandırabilmekte olduğunu görüp, bununla çeşitli muziplikler yaparak eğlenebilmektedir. Ailesine yalan söyleyen bir çocuk da yetişkin bireyleri kandırabildiğini görüp, kendini güçlü hissetmektedir.

Kimileri gayet kolay yalan söyleyip, üstelik hikâyeler yazabilirken, bazı kişiler en masum yalanlan bile söylemekte zorlanırlar. Bu iki insan tipinin arasındaki farkı bir psikolog olarak nasıl yorumluyorsunuz?
Kolay yalan söyleyebilmek ve bu yalarım üzerine hikâyeler yazmak, erişkinlerde psikolojik bir bozukluğun işareti olabilir. Bazı araştırmacılar erişkinlikte yalan söylemenin her koşulda patolojik olduğunu söylüyor. Masum yalanları bile söylemekte zorlanan kişilerin ise bu davranışlarının arkasında pek çok şey yatıyor olabilir. Örneğin, bu kişi dürüstlüğe çok önem veren bir aileden geliyor olabileceği gibi, söylediği yalanın ortaya çıkma olasılığından çok korkuyor da olabilir. Bu iki insan tipi arasındaki farkın çok farklı nedenleri olabilir, bunu daha net bir şekilde söyleyebilmek için kişilerin psikolojik durumlarının değerlendirilmesi gerekir.

'Yalancı' bir insandan bahsetmek mümkün mü, yoksa herkes şu ya da bu şekilde yalan mı söylüyor?
Günlük hayatta her insan çok farklı nedenlerle yalan söylüyor ya da söylemek zorunda kalıyor. Bu neden bazen hasta bir insanın üzülmesini engellemek olabileceği gibi, bazen de iş yerindeki bir sıkıntıyı gidermek olabilir. Bazı insanların ise yerli-yersiz, gerekli-gereksiz koşullarda, sürekli olarak yalan söyleyebildiğini görüyoruz. Bu kişiler ister istemez toplumda 'yalancı' olarak adlandırılabiliyorlar. Kim 'yalancı'dır derseniz bunu söylemek zor; çünkü bu çok göreceli bir kavram. Bazı durumlarda, bazı kişilere göre bir yalan söylemek bile 'yalancı' sıfatını vermeye yeterliyken, başka bir ortamda yalan söylemek çok kabul gören ve takdir edilen bir durum olabilir ve bu kişiler 'yalancı' olarak adlandırılmadıkları gibi, bu kadar kolay bir şekilde yalan söyleyebildikleri ve tehlike oluşturan durumdan kolayca kaçabildikleri için takdir görüyor da olabilirler.

Borderlıne ya da antisosyal kişilik bozukluğu olabilir

Peki, yalan ne zaman patolojik bir durumdur? Tedavi edilmesi gerekir?
Stres yaratan bir durumla karşılaştığımızda, bir şekilde suçlandığımızda cezadan kaçınmak için zaman zaman hepimiz yalan söyleyebiliyoruz; fakat bir kişi çok fazla yalan söylüyorsa, orada durup düşünmek gerekiyor. Daha önce belirttiğim gibi birçok uzmana göre, erişkinlerin yalan söylemesi her koşulda patolojik bir durum.

Kişinin kendisi ve kendisiyle ilişkili şeyleri olduğundan farklı bir şekilde göstermek amacıyla söylediği "Kişi yalanla gerçeğin ayrımını yapmakta zorlanır, gerçekleri abartır, değiştirir. Bu yalanlar, başka kişileri dolandırma, kandırma ve onlardan belli bir çıkar sağlamak için kullanılabileceği gibi hiçbir kişisel çıkar ya da yarar beklentisi olmadan da söylenebilir."

yalanlara düşlemsel yalan denir. Örneğin bir kişi mesleğini, eğitimini, maddi durumunu başka bir kişiye tamamen yalan söyleyerek, olduğundan çok daha farklı bir şekilde aktarabilir. Bu türde yalan söyleyen kişilerin benlik saygısı artar. Bazı kişilerde düşlemsel yalan söyleme o kadar artar ki, kişi söylediği yalanlara inanmaya başlar ve yalan bir dünyanın içinde kendine bir yaşam kurar. Kişi yalanla gerçeğin ayrımını yapmakta zorlanır, gerçekleri abartır, değiştirir. Bu yalanlar başka kişileri dolandırma, kandırma ve onlardan belli bir çıkar sağlamak için kullanılabileceği gibi hiçbir kişisel çıkar ya da yarar beklentisi olmadan da söylenebilir. Nedeni ne olursa olsun, sürekli düşlemsel yalanlar söyleyen kişilerin tedavi edilmeleri gerekir; çünkü bu kişiler yalan söyleyerek çevrelerindeki insanların gözünde olduklarından farklı bir kişi gibi gözükebilirler, onlara tutmayacakları sözler verebilirler ve dolayısıyla kendilerine ve diğer insanlara psikolojik olarak zarar verebilirler. Buna ek olarak, düşlemsel yalan söylemek, yetişkinlerde borderline ve antisosyal kişilik bozukluklarının bir belirtisi sayılmaktadır. Düşlemsel yalan söylemek, dönemsel olarak gelip geçen bir şey değil, bir kişilik özelliğidir. Bu kişilik bozukluklarının kişide olup olmadığının değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi çok önemlidir.

Yalanın çoğunlukla bir nedeni vardır. Aldatılan eşe karşı, patrona karşı ya da anne babaya karşı söylenen yalanlar gibi. Peki, hiçbir nedeni olmadan yalan söyleyenler! Nedensiz yalan söyleyenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında hiçbir nedeni olmadan yalan söyleyen kişilerden bahsetmek biraz zor. Çünkü aslında dışarıdan görülse de, görülmese de her yalanın kendi içinde bir söylenme nedeni vardır. Bu neden, kişinin kendine güvenini sağlamaya çalışması olabileceği gibi yaşamındaki güçlükleri kabullenememesi, onları inkâr etmeye çalışması da olabilir. Kişi bir psikolojik bozukluğun etkisiyle de yalan söylüyor olabilir. Bu türden yalanlar, nedenleri yok gibi görünseler de, kişinin sahip olduğu psikolojik bozukluk, bu yalanların söylenmesinin nedenidir.

En çok gençler yalan söylüyor

Genelde gençler mi, yoksa orta yaşta bulunan bireyler mi daha çok yalan söylüyor? Bu iki yaş kategorisinin başvurduğu tipik yalanlar var mı? Sıklıkla hangi tip yalanlara başvuruyorlar?
Gençler orta yaştaki bireylere göre daha çok yalana başvuruyorlar. Dr. Nancy Darling'in Pennsylvania'da yaptığı bir araştırma 21 yaşın altındaki ergenlerin yüzde 98'inin ebeveynlerine yalan söylediğini gösteriyor. İnsanların söylediği yalanların sayısı yıllar geçtikçe azalıyor; çünkü insanlar, yalan söylemenin ahlaki olarak istenmeyen, olumsuz bir özellik olduğunu sosyal ilişkilerinde deneyimleyerek ve çevrelerini gözlemleyerek öğreniyorlar. Ergenler ebeveynlerine, en çok ebeveynlerinin hoşlanmayacağı ya da onları cezalandıracağı konularda yalana başvuruyorlar. Örneğin, sevgilileri, eve geliş saatleri ya da dışarıya çıktıkları arkadaşları konularında... Orta yaştaki bireyler ise daha çok günlük yaşamlarının sorunsuz bir şekilde sürdürmelerini sağlayacak konulardaki yalanlara başvuruyorlar. Tabii bu durumlar da yetişkinlerin alabilecekleri bir cezadan kaçınmalarını sağlıyor. Örneğin; işe geç kaldıklarında, eşlerini kızdıracak bir şey yaptıklarında, ya da bir işi zamanında yetiştiremediklerinde...

Erkekler ve kadınlar söz konusu olduğunda, yalanın yoğunluğu ve yalan söylenen konular nasıl?
Yapılan araştırmalarda, erkeklerin, kadınlara göre daha sık yalan söyledikleri, fakat kadınların erkeklere göre daha büyük yalanlar söyleyebildikleri görülmüş. Düşlemsel yalanların söylenme oranının ise kadın ve erkeklerde eşit yoğunlukta olduğu bulunmuş. Yalan söylenen konular yaşanılan sosyo-ekonomik düzeye, eğitime, kültüre göre değişiklik göstermekle birlikte, en çok yalan söylenilen konuların ilişkiler, cinsel konular, karşı taraf hakkındaki negatif düşünceler, negatif davranışlar (sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı, kumar oynama vb.), kişisel görüş farklılıkları ve finansal konular olduğu saptanmış.

Kadın erkek ilişkilerinde bir tarafın sık sık yalana başvurduğunu gözlemleyen partner nasıl bir tavır almalı?
İlişkide bir taraf, karşı tarafın kendisine sık sık yalan söylediğini fark ettiğinde sessiz kalmayarak, bu konuyu ve bu konuda duyduğu rahatsızlığı karşı tarafla paylaşabilir. Bu konuyu paylaşırken kişi, karşı tarafı suçlayıcı bir tarzda değil, uzlaşmacı bir yaklaşım sergilemeyi deneyebilir. Kişinin karşı tarafa, yaptığı davranışın hiç hoş olmadığım vs. söylemesi yerine, bu davranışın kendisinde yaptığı etkiden, bu konudaki hislerinden bahsetmesi daha uygundur. Kişi bir suçlama ve saldırı ile karşı tarafa yaklaşırsa, karşı taraf da savunmaya geçer ve durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

Formsante

En İyi Öpüşen Burç Hangisi?

opusmeHassas ve küçük bir öpücük mü? Yoksa aşk dolu ve ateşli bir öpüşme mi? Burcunuza göre öpüşme tarzınız haberimizde...

Koç erkeği

Öpüşmeye doyamayan Koç erkeği, her zaman en güzel dudaklara sahip seksi kızları aramakla meşguldür.

Koç kadını

Cesaretli ve deli dolu Koç kadını, ilk adımı kendisi atmaya çekinmez. Öpüşmekten büyük haz duyar.

En iyiler: Yay, Akrep, Aslan
Riskliler: Oğlak, Yengeç, Boğa

Boğa erkeği
Onun için öpüşmenin içten olması, fanteziden önemlidir. Eğer gerçekten seviyorsa, o zaman Boğa erkeği tam bir boğaya dönüşür.

Boğa kadını

Boğa kadını bu burcun erkekleriyle kıyaslandığında öpüşme konusunda daha yaratıcıdır. Bazıları öpüşme durumunu adeta hiç yoktan yaratırlar ve tam hedeflerini tuttururlar.

En iyiler: Terazi, Yengeç, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Aslan

İkizler erkeği

Genelde çok sakin ve hassas öper, yavaşca dokunur sevgilisinin dudaklarına. Çekici bir havaya bürünmesini çok iyi bilir ve öptüğünde bir kaç gün süren bir etki bırakır.

İkizler kadını

Öpüşmeleri erkekleri çıldırtacak biçimdedir. Değişik oyunlarla öpüşmeyi daha ateşli yapmaya çalışır. Böyle bir kadını hangi erkek öpmek istemez?

En iyiler: Balık, Boğa, Başak, Akrep
Riskliler: Kova, İkizler, Yay

Yengeç erkeği

Hislerini en iyi öperken ifade eder. Sevdiği kadını dudaklarının ve dilinin ateşiyle büyüler.

Yengeç kadını

Öpüşme maratonu yapılsaydı, o, muhakkak birinci olurdu. Onu öperken can sıkıntısından şikayetçi olamayacaksınız, çünkü Yengeç kadınının öpüşmeleri çok şehvetli olur.

En iyiler:Balık, Boğa, Başak, Akrep
Riskliler: Kova, İkizler, Yay

Aslan erkeği

Aslan erkeği, öptü mü tam öper. Yani dudaklarindaki bayan kendini heyecandan tamamen onun kollarına teslim edene kadar bırakmaz.

Aslan kadını

Aslan kadını tarafından öpülen erkek, zamanı ve mekanı unutur. Öpüşmek ancak bu kadar mükemmel ve bu kadar ateşli olabilir.

En iyiler:Kova, Yay, Akrep, Terazi
Riskliler: Boğa, Oğlak, Başak

Başak erkeği

Aşık Romeo gibi davrandığı söylenemez. Ancak azimli ve tuttuğunu koparan Başak erkeği sevgilisinin nelerden hoşlandığını çabuk keşfeder. O zaman öpücükleri, yıldırım gibi yüreğinize saplanır.

Başak kadını

Bu konuda erkeği tarafından yönlendirilmeye bayılır. Yavaş ve hassas dokunuşlu öpücüklere dayanamaz. Onun için öpüşmek, çok büyük önem taşır. Bu nedenle de hayatında hiç bir öpüşmeyi unutmaz.

En iyiler: Oğlak, Boğa, Balık, Yengeç
Riskliler: Akrep, Aslan, Terazi

Terazi erkeği

Kadınları kendine çeken bir büyüye sahip, aynı zamanda bir öpüşme uzmanı. Hassas Terazi erkeği, kendini tamamen öptüğü kadına adar ve onu yaratıcılığıyla her seferinde yeniden şaşırtmayı başarır.

Terazi kadını

Onun için sevişmek bir nevi sınavdır. Çok seçicidir ve herkese hedefin kapısını açmaz. Çok sık öpüşmesinin nedeni belki de kendine yakışan erkeği belirlemek istediği içindir.

En iyiler: Kova, İkizler, Boğa, Aslan
Riskliler: Akrep, Oğlak, Başak

Akrep erkeği

Akrep erkeği tarafından öpülmek ve kendinizden geçmemek mümkün değil. Sevgilisini memnun edebilmek için hiçbir şey esirgemez. Bu arada biraz fazla ileri gittiği de olabilir.

Akrep kadını

Biraz tedirgindir öperken. Bir bakarsınız çekingen ve utangaç olur, bir bakarsınız dudaklarınıza vampir gibi yapışır. Cazibesine hiç bir erkek dayanamaz. Adeta büyüler.

En iyiler: Boğa, Koç, Balık, Aslan
Riskliler: İkizler, Terazi, Kova

Yay erkeği

Öpüşme sanatını onun kadar iyi bilen yoktur. Açık ve dobra tavırlarıyla öptüğü kadının tam kalbine isabet eder.

Yay kadını

Hep bir öpüşme macerası peşindedir. Hayalindeki erkeği bulduğunda onu şımartmasını çok iyi bilir.

En iyiler: Kova, Terazi, İkizler, Aslan
Riskliler: Başak, Oğlak, Boğa

Oğlak erkeği

O, kadınını dayanıklı, hırslı olmasıyla ödüllendirir. Kadının her istediğini yerine getirmek için, elinden geleni yapar.

Oğlak kadını

Bazen biraz canı sıkılmış gibi davranır, fakat bu sadece kontrolünü kaybetmek istemediği içindir. Eğer erkeğine güveniyorsa tam bir seks fırtınası estirir.

En iyiler: Boğa, Balık, Yengeç, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Aslan, Akrep

Kova erkeği

Bütün sevişme çesitlerini dener ve en iyi öpüşme şeklini bulmaya çalışır. Çevresinde gördükleri ve duyduklarından çok etkilenir ve herşeyi denemeye hazırdır. Kova erkeğiyle öpüşürken heyecanını kaybetmezsin.

Kova kadını

Bu konuda oldukça yaratıcı ve adeta bir öpüşme uzmanıdır. Sınırsız fantezi ve fikirlere sahiptir.

En iyiler: İkizler, Yay, Koç, Terazi
Riskliler: Başak, Boğa, Akrep

Balık erkeği

Onun için öpücük bir yemindir. Eger aşıksa dudakları adeta romantizm fışkırtır. Bu kadar duygulu olabilmesi için öptügü kişiye sonsuz güvenmesi gerekir.

Balık kadını

Hayalindeki erkek olunca, kendini tamamen onun dudaklarına bırakır. Başkaları isteklerini kelimelerle ifade ederken, Balık kadınları bunu en iyi şekilde dudaklarıyla yapar.

En iyiler: Yengeç, Oğlak, Boğa, Başak
Riskliler: Koç, Yay, Kova, Akrep

Hamilelikte Güvenli Seks

HamilelikHamilelik başlayınca seks hayatı sona ermiyor. Bırakın sona ermeyi, hamileliğin son zamanlarına doğru libidonuz daha da yükseliyor. Genital bölgedeki kanlanma arttığı için daha kolay uyarılıyor ve daha kolay orgazma ulaşıyorsunuz.

Üstelik hamilelikte yaşadığınız seks ve orgazm, inanılanın aksine, size de bebeğinize de zarar vermiyor. Orgazm sonrası genel bir rahatlama sağlayan endorfin salgısı (mutluluk hormonu) hem sizi hem de bebeğinizi mutlu ediyor.

Misyoner Pozisyonuna Kısa Süreli Veda

Hamilelikte sekse evet. Ama nasıl bir seks? Hamilelik öncesi tercih ettiğiniz sevişme pozisyonlarından bazılarını terk etmek zorundasınız. Örneğin kadının sırt üstü düz uzandığı ve erkeğin üstte olduğu, misyoner pozisyonu denilen duruş, bebek bekleyen çiftlerin yüzde 80’i tarafından terk ediliyor. Çünkü bu pozisyon, özellikle gebeliğin ilerleyen zamanlarında, karnın yaptığı basınca bağlı olarak hem anneye rahatsızlık veriyor hem de bebeği döl yatağı içinde basınca maruz kalma tehlikesiyle baş başa bırakıyor. Ayrıca bebekle birlikte büyüyen rahim, siz düz yattığınızda vücudunuza kan dağıtan ve toplayan büyük damarlar üzerine önemli basınç yapıyor ve kan dolaşımını bozuyor.

İşte bu nedenle rahme baskı yapmayan ya da en az baskı yapan pozisyonları tercih etmek gerekiyor. İşte hamilelikte tercih edilebilecek cinsel ilişki pozisyonları:

1- Kadının gövdesinin yukarıdan itibaren beline kadar olan kısmı ve başı havada kalacak şekilde sırt üstü uzandığı ve dirseklerinden destek alarak doğrulmaya çalışıyormuş gibi durduğu pozisyonda, erkeğin kadının üzerinde oturur şekilde ilişkiye girdiği duruş.
2- Kaşık pozisyonu olarak adlandırılan, kadının ve erkeğin yan yana yattıkları, erkeğin kadının arkasında kalarak ilişkiye girdikleri pozisyon.
3- Erkeğin sırt üstü düz uzandığı ve kadının erkeğin üzerinde oturarak ilişkiye girdiği pozisyon.
4- Çift ayakta iken, erkeğin kadının arkasında kaldığı, kadının belden öne doğru eğilerek ilişki kurduğu pozisyon.
5- Köpek pozisyonu adı verilen, kadının elleri ve dizleri üzerinde durduğu, erkeğin kadının arkasında olduğu pozisyon.
6- Kadın ve erkeğin yüz yüze, kucak kucağa oturarak, kadının bacaklarını erkeğin beline doladığı duruş.
7- Cinsel organlar arasında temas olmadan eşlerin birbirlerini elle tatmin etmek üzere seçtikleri herhangi bir pozisyon.

Hamilelikte hangi durumlarda seksten kaçınmalısınız?

Sizi ve bebeğinizi rahatsız etmeyecek pozisyonları bularak hamileliğinizin başlangıcından bitimine dek düzenli seks hayatınızı sürdürebilirsiniz.

Ancak, bazı durumlarda seksten kaçınmak da gerekebiliyor.

Gazeteport' ta yer alan habere göre, daha önceden düşük yaptıysanız, ilk 3-4 ayda ilişkide bulunmamanız daha doğru.
Eğer önceden prematüre doğum yaptıysanız, sevişme esnasında meme uçlarınızın uyarılması erken doğum ağrılarını başlatabiliyor. Bu nedenle erken doğum yapmış olanların hamileliğin son aylarında ilişkiden uzak durmaları gerekebilir.
Aşağı yerleşimli plasenta (anne ve bebeğe ait iki dolaşım sistemini birbirinden ayıran organ),
Plasenta previa (plasentanın doğum kanalının girişini tıkaması),
Serviks (rahim ağzı) yetmezliği,
Erken doğum tehdidi,
Açıklanmamış vajinal kanama veya akıntı
Kadında veya erkekte iyileşmemiş genital herpes (uçuk) lezyonları varsa,
Sık kramplar yaşıyorsanız, seksten uzak kalmanızda yarar var.

Anne adaylarının, hamilelikteki cinsel ilişki konusunda en sağlıklı bilgileri kendi kadın doğum uzmanından alabilirler. Doktorla bu konuyu açıkça konuşmak, size özel durumları tespit ederek doktorun tavsiyesine göre hareket etmek en doğrusu olacaktır.

GÜNÜN SÖZÜ

"Kadın kocasını daha az sevmeli, fakat daha çok anlamalı; erkek, karısını daha çok sevmeli, fakat anlamaya çalışmamalıdır."

Oscar Wilde

Sevgi & Aşk