| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

24 "depresyon" etiketi kullanan gönderi (sayfa 2)"depresyon" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Aktivitelerle Ruh Sağlığınızı İyileştirin

Egzersiz-Kadin Yaşam biçimi değişikliklerinize, daha aktif bir kadın olmayı mutlaka eklemelisiniz. Mümkünse düzenli egzersiz yapan, hareketli, doğa ile daha çok baş başa kalan, eklemleri ve kaslarını daha çok kullanan bir kadın olmakta ısrarcı davranmalısınız.

Düzenli egzersizin sağlığınızın sadece bedensel göstergelerini (kan şekerinde düzelme, kolesterol ve trigliseritte azalma, kan basıncında dengelenme, kemiklerde güçlenme) değil aynı zamanda ruh sağlığınıza da önemli katkılar sağladığını (stresle daha kolay mücadele etme, depresyonda azalma veya depresyon önleyici etkiler, daha iyi bir uyku) fark etmelisiniz.

Depresyona: Avokado

Meyvelerin-Faydasi_Avokado

Uzmanlar, sindirimi çok rahat olan avokadoyu, özellikle bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediyor. Bu meyvenin içerdiği E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu, depresyona sebep olan uyuşukluluğu engelliyor. Ama yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olduğu için zayıflamak isteyenlere önerilmiyor.

Uzmanlara göre, çikolatanın da doğal bir antidepresan görevi bulunuyor. Kolesterol oranı birçok balığın iki katı olan istiridye ise içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Elmanın ve kepekli ekmek de, dozu aşılmadığı sürece idrar söktürücü özelliğe sahip ve aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor. Sistit hastalığına karşı da kuşkonmaz tavsiye ediliyor.

Depresyona Karşı Özel Terapi

Kadın-TerapiGün ışığından yararlanın

Gökyüzünü kara bulutlar kaplamış, yollar da sabahın erken saatlerinde bastıran sağanak yağmur nedeniyle yürünmez halde... Kışın sıkça karşılaştığımız bu tablo yüzünden, gideceğimiz yer kısa mesafede de olsa yürümek yerine arabamızı tercih ediyoruz. Doğa etkinliklerinden kaçınmamız da cabası. Aslında hiç de doğru yapmıyoruz! Çünkü bizi bunalıma sürükleyen bu kasvetli günlerde bile gökyüzü önemli bir oran olan 2 bin 500 - 5 bin lüks (metre başına bir lümenlik ışık veren aydınlık miktarı) saçıyor. Bu rakamın bizim için ne denli önemli olduğunu isterseniz bir örnekle ortaya koyalım: Güneşli bir günde gökyüzü 10 bin lüks yayarken, 60 watt'lık bir ampulde bu rakam sadece 100 lükse ulaşabiliyor. Dolayısıyla, D vitamini ihtiyacını karşılamak ve serotonin üretiminin dengede tutmak için her gün öğle saatlerinde açık havaya çıkarak yarım saatlik güneş banyosu yapmayı alışkanlık haline getirin. Outdoor sporları dışarı çıkmanız için bir fırsat olabilir. Unutmayın ki güneş ışınları bağışıklık sistemini güçlendiriyor, beyne daha fazla oksijen gitmesini ve kuruyan burun mukozasının nemlenmesini sağlıyor.

Kadın-HayalHayal gücünüzü kullanın

Bunun için; dik durun, bakışlarınızı beyaz bir duvara sabitleyin ve birkaç kez bilinçli olarak nefes alıp, verin. Gevşedikten sonra nefes alırken parlak beyaz bir ışığın, tam kalp bölgenizde parladığını hayal edin. Şimdi bu güçlü ışığa konsantre olun: Yavaşça nefes verirken beyaz bir ışık huzmesinin tüm hücrelerinize dokunduğunu hissedin. Her nefes alışınızda ışığın daha da parladığını, her nefes verişinizde ise tepeden tırnağa doğru yayıldığını düşünün. Sanki bedeniniz ışıkla donanmış gibi şimdi içinizdeki sıkışmış tüm duygular ayaklarınızdan toprağa doğru süzülecek ve her şeyden arınmaya başlayacaksınız. Işık meditasyonu pozitif bir enerjiyle dolmanıza, vücudunuzun hafiflemesine, olumsuz düşüncelerden arınmanıza katkı sağlıyor. Meditasyonu sabah uyandıktan sonra 21 kez uygulayın. Dilerseniz akşamları da tekrar edebilirsiniz.

AteşAteş ve alevin gücünü keşfedin

Işık meditasyonun farklı bir versiyonunu mumla yapabilirsiniz: Gözlerinizi kıpırdatmadan bir mumun alevine bakın. Hafifçe titreyen alevin ışığına konsantre olun. Gözleriniz yorulunca göz kapaklarınızı yavaşça kapatın ve başka hiçbir düşünmeden, mum alevine odaklanmaya devam edin. Bu meditasyon zihinsel bir ferahlık, sakinleşme, negatif düşüncelerden arınma ve konsantrasyon artması gibi çok sayıda fayda sağlıyor.

Ampulleri değiştirin

Aklınızda bulunsun, güneşli günlerde ideal olan ampuller, kış mevsiminde yetersiz kalabilir. Şimdi, ampullerinizi hemen bir kontrol edin. Örneğin holdeki 40 watt gücündeki ampulü 60 wattlik bir ampulle değiştirebilirsiniz. Eviniz daha aydınlık olduğunda siz de kendinizi daha enerjik hissedeceksiniz.

Sabah Işıkları Yakın

Sabahları uyandıktan sonra işe gitmek için yarı karanlık bir odada hazırlanmayın. Hemen perdelerinizi açın ve eğer ışık yetersizse lambaları yakın. Ancak ışığın çok güçlü olmamasına da dikkat edin. Böylece vücudunuz ve ruhunuzun kısa sürede uyanmasını sağlarsınız.

Kadın Işık Kabinine Girin Uzmanlar
Kış depresyonuna karşı etkili olan bir başka yöntemin de, yurtdışında yaygın bir uygulama olan "kabinde ışık terapisi" olduğunu söylüyor. "Lightcabin" adı verilen kabinlerde yapılan bu terapi, tüm bedenin ruhsal, zihinsel ve fiziksel olarak yenilenmesini sağlıyor. Işık terapisinde ihtiyacınız olan rengin belirlenmesiyle renk enerji dalgaları, ışık kabininde bulunan özel spektrumlu lambalar aracılığıyla 20 dakika boyunca bedeninize yükleniyor, ilk seanstan itibaren bedeninizin bozulmuş enerjisi tekrar dengeleniyor. Siz sakinleşip, huzura kavuştuğunuzda da bedeninizde yenilenme süreci başlıyor.

Kadınlar, Depresyon Nedeniniz Fazla Kilolarınız Olabilir!

kilolu_kadin

Bazen fazla kilolarımızı: “Şişmanım fakat mutluyum”, “Aslında ben böyle de güzelim”, “Ben kilolu değilim aslında, sadece balık etliyim” diyerek kendimizi kandırırız.

Aslında kilo özellikle kadınlar için depresyon sebebi olabilecek kadar önemli bir sorundur. Konunun uzmanları, fazla kilonun bayanlarda depresyonu ortaya çıkaran bir faktör olduğunu söylüyor.

Doktorlar, kilolu olup da “ben kendimle barışığım” diyen kadınların pek çoğunun doğru söylemediğini belirtiyorlar. Kilo almanın depresyona sebep olabileceği gibi bunun tam tersi olarak depresyonda olmanın da kilo almayı tetikleyeceğini söyleyen uzmanlar, kilo almanın büyük bir ihtimalle artan stres ya da duygusal bir sorun neticesinde meydana geleceğini belirtiyorlar. Uzman Dr. Yusuf BÜLBÜL, yemek yemenin pek çok bayan için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabileceğini, sporla arası iyi olmayan ve kilo almaya başlayan bir kadının kesinlikle bir özeleştiride bulunması gerektiğini belirtiyor. Bülbül, durumun kısa bir zaman sonra kısırdöngüye dönüşeceğini ve kilolu olma durumunu daha çok yemek yiyerek karşılık verip spor yapmaktan kaçınarak kiloların daha da artacağını belirtiyor. Depresyon neticesinde kilo alan kadınların antidepresan hususunda dikkatli olmaları gerektiğini söyleyen Bülbül, depresyon sebebiyle ilaç alan kadınların kilolarını çok iyi takip etmeleri gerektiğini söylüyor.

Depresyona Karşı Yeşil Kür

Yeşillik

Yeşil sebzelerin depresyona iyi geldiğini biliyor muydunuz? İşte İbrahim Adnan Saraçoğlu'ndan depresyona özel kürler;

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Değerli okuyucu, ıspanak deyince akla hemen demir gelmektedir. Ispanağı, demir deposu olarak bilenlerin bu bilgilerini kesin olarak değiştirmeleri gerekir. Hemen belirtmekte fayda görüyorum, ıspanak suyu içerek veya ıspanak yemeğini sıkça tüketerek demir eksikliklerini gidereceklerini zannedenler veya demir eksikliklerini bu yolla takviye edeceklerini düşünenler kesinlikle yanılırlar. Çünkü ıspanak sanıldığı kadar demir bakımından zengin olmadığı gibi, demirin bağırsaklarda emilmesine de engel olmaktadır.

Bazı kimseler demir eksikliğine karşı ilaç alırken, takviye olsun diye veya daha çabuk demir eksikliklerini kapatabilmek için ıspanak yemeyi yer veya ıspanak suyu içerler ki bu tamamen yanlıştır çünkü bu şekilde aldıkları demir ilacının bağırsaklarda emilmesini de büyük oranda engellemiş olurlar.  
Çizgi film kahramanı Temel Reis’in ıspanak yedikten sonra güç kazanmasının arkasında yatan gerçek, ıspanağın zengin bir protein deposu olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü, ıspanak bilinen sebzeler içerisinde protein bakımından en zengin sebzelerin başında gelmektedir.

Söz demirden açılmışken hemen belirtmekte çok büyük fayda görüyorum, hamilelik dönemlerinde demir eksikliği çeken anne adaylarının, dünyaya getirdikleri çocukları ileri yaşlarında çok büyük bir olasılıkla (yüzde 85 - yüzde 90) yüksek tansiyon hastası olmaktadırlar. Bu nedenle hamilelerin özellikle  beşinci aya kadar demir eksikliği çekmemeye özen göstermeleri, dünyaya getirecekleri çocuklarının ileri yaşta yüksek tansiyon hastalığına yakalanmamaları için çok mühimdir. Demir takviyesi için ilaç alan anne adaylarının da çay, kahve ve kola türü içeceklerde mutlaka ölçülü olmalarını öneririm. Gerek çay, gerek kahve ve gerekse de kola türü içecekler demirin vücudumuz tarafından hem emilmesini hem de demirin normalden daha fazla vücudumuzdan atılmasına neden olmaktadırlar.

Karışımlar önemlidir

Birçok sebze ve salata türü bitkilerde (brokoli, patates, patlıcan, beyaz lahana, kereviz, maydanoz gibi...) antidepresan özellik taşıyan birçok biyoaktif madde vardır. Bu bitkilerin karışımları önemlidir. Bunların tek başlarına etkileri yeterli olamamaktadır. Ancak, bu karışımda ıspanak ana bitkiyi teşkil etmektedir. Ispanakta, antidepresan özelliği olan çok önemli etkin maddeler olmasına rağmen, ne yazık ki vücudumuz tarafından alınımları yeterli düzeyde olmamaktadır. Ispanağın içerdiği antidepresan maddelerin vücudumuz tarafından emilebilmeleri mutlaka ikinci bir sebzenin karıştırılmasıyla mümkündür. Bunlardan en önemlisi maydanoz ve tere otudur. Tere otuna kısaca tere denilmektedir. Ispanak-maydanoz ve ıspanak-tere otu ikili karşım kürleri depresyon hastaları için bulunmaz bir nimettir. Bu ikili kürlerin en önemli özelliği antidepresan ilaçların gösterdiği yan tesirlerin hiçbirini göstermemesidir. 

GÜNÜN KÜRÜ

Depresyon ve anksiyeteye karşı
Kullanacağınız tere otu ve maydanozun sararmamış olmasına dikkat ediniz. Sararmış olanları kullanmayınız.
Kullanılacak olan bitkiler maydanoz, ıspanak ve tere otudur.

Kısaca: Sabah: (maydanoz + ıspanak) karışımı  uygulanır.
Akşam: (tere otu + ıspanak)  karışımı uygulanır.
Saplarıyla birlikte 5-6 yaprak ıspanak ve 10-12 tane maydanoz saplı olarak kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve ağzı kapalı olarak hafif ateşte üç dakika yavaş yavaş kaynatılır. Soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra suyu içilir. Her gün sabah taze olarak hazırlanır. Aynı günün akşamı ise ıspanak ile tere otu karışımı hazırlanır. Kaynamakta olan yarım litre suyun içerisine 5-6 adet saplarıyla birlikte ıspanak ve 9-10 tane tere otu (saplarıyla beraber) atılır ve ağzı kapalı olarak hafif ateşte üç dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra suyu içilir. Sabah ve akşam için ayrı ayrı hazırlanan bu karışımlar bir hafta boyunca her gün uygulanır. Bir hafta her gün uygulandıktan sonra ikinci haftada iki güne bir uygulanırken üçüncü haftada üç günde bir uygulanır. Ondan sonraki haftalarda haftada bir olmak üzre iki ay boyunca uygulanır ve kür tamamlanmış olur. İhtiyaca göre bu kür altı ayda bir tekrarlanabilir. Her iki karışım da yemekten yarım saat önce veya yemekten en az bir saat sonra içilir.


Anahtar madde
Ispanağa özgü olan spinacetin maddesi, anahtar maddeyi oluşturmaktadır. Tabiatta sadece birkaç bitkide bir arada bulunan spinacetin ve calsequestrin maddeleri ıspanağa antidepresan olarak en önemli ayrıcalığı kazandırmaktadır. Güneşin az olduğu mevsimlerde yetiştirilen ıspanak yüksek oranda nitrat içerir. Ispanağın içerdiği nitratı yaklaşık yüzde 70 oranında azaltmak isterseniz bir-iki dakika kaynar suyun içinde haşlayıp daha sonra soğuk suyun altında kısa bir müddet şoklayınız. Böylece ıspanağın içerdiği yüksek orandaki nitratı uzaklaştırmış olursunuz. Unutmayınız ki, haşlama esnasında bazı faydalı maddeler de nitrat ile beraber haşlama suyuna geçmektedir.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
ABD’nin onaltıncı başkanı Abraham Lincoln’un bir ifadesini burada hatırlatmak istiyorum. Abraham Lincoln bir dostuna yazdığı mektubunda aynen şu ifadeyi kullanmıştır: “Eğer, benim çektiğim ruhsal sıkıntılarımı dünyada yaşayan tüm insanlara eşit olarak paylaştırmış olsanız, dünyada tek bir mutlu insan bulamazsınız.” Abraham Lincoln’un bu ifadesini bazı psikoanaliz kitaplarında da bulmak mümkündür. Lincoln’un bu ifadesini yıllar önce ilk defa okuduğumda o kadar çok etkilendim ki...
Bir insanın bu kadar ağır ruhsal sıkıntı ve acı içerisinde yaşaması ve yukarıdaki ifade tarzı beni çok derin etkilemiştir. Acaba, depresyona karşı bitkisel olarak bir yardımcı tedavi olabilir mi, sorusunu kendi kendime sormama neden olmuştur. Depresyon, hâlâ sebeplerinin üzerinde araştırmalar yapılan ve bilim adamlarının merceğinde olan bir araştırma konusudur. Depresyon mutlaka tedavi edilmesi gereken, edilmediği taktirde bizi iş, okul, aile gibi sosyal hayattan ve kendi benliğimizden uzaklaştıracak verimsiz birey ve de verimsiz topluma götürecek bir rahatsızlıktır.

Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

Yeme bozukluğu psikolojik

tartiAnoreksikler zayıf oldukları halde kendilerini şişman görüyorlar. Peki neden?

Genellikle depresyonda iştah kesilirken, atipik depresyonda aşırı yeme eylemine rastlanıyor. Depresyon ile yeme eylemi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Tedavi edilmediğinde ölümcül olan bir bozukluk…

Yeme bozuklukları giderek her yaşın konusu haline gelmektedir. Elinde tabak ile zorla çocuğunu beslemeye başlayan annelerin gürbüz olan çocukları ergenlik dönemi ile birlikte başlayan beden imajı konusuyla birlikte başka bir noktaya taşınmaya başlar. Sürekli ayna karşısında olan kişiler burada geçirdikleri zamanın farkına bile varmazlar. İşyerinde ve arkadaş toplantılarında spordan sonra gelen ana gündem maddesi kilo konusudur. Tüm bunlar yeme bozuklukları konusunun farklı yönlerini oluşturmaktadır.

Yeme bozukluğu tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen psikiyatrik hastalıklardan bir tanesidir. Bu konudaki sorularımızı Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Arıkan cevapladı.

-Yeme bozuklukları ne zaman bir hastalık olur?
Aşırı yemek yeme veya çok az yeme halinde yeme bozukluklarından söz ediyoruz.

-Çocukluk yaşlarında başlıyor denebilir mi?
Genellikle ergenliğe giriş yıllarında başlar.

-Burada annelerin özellikle yanlış tutumlarının etkisi oluyor mu?
Evet. Çocuğun yemek yemesi üzerinde aşırı ilgi gösteren annelerin çocuklarında bir protesto olarak yeme bozukluğu ortaya çıkabiliyor.

-Evde sürekli zayıf kalmak önde tutuluyorsa ya da yemekler bir tören halinde yapılıyorsa etkin olur diyebilir miyiz bu hastalıkta?
Evet. Sadece evde değil toplum genelinde zayıf olmak güzellik olarak alınıyorsa gençlerde yeme bozukluğu ortaya çıkabiliyor.

-Çocukluk döneminde olmasa bile ergenlik çağında başlayan beden imajı konusundaki hassasiyet tetikleyici oluyor mu?
Bunun rolü çok fazla. Beden imaj bozukluğu özellikle anoreksiyanın önemli kriterlerinden birisidir. Kişi çok zayıf olduğu halde kendisini hala şişman görebilir.

- Yeme bozukluğun biyolojik nedenleri arasında neler sayılabilir?
Birçok etkenden söz edilebilir. Ama özellikle tokluk hormonunun etkin olduğu anlaşılmaktadır.

- Kişi tepki duyduğu bazı olaylar nedeniyle duygusal boşluğunu doldurmak için aşırı yemesi ya da tamamen yemeden kendini kesmesi mümkün mü?
Mümkündür. Yemek yeme bir savunma düzeneği olarak da kullanılmaktadır. Sıkıntıdan kurtulmak için kişi bilinçdışı olarak bu yolu tercih edebilir.

- O halde psikolojik sebeplerden de bahsedebiliriz?
Kesinlikle. Empati yoksunu bir anneye karşı duygusal tepki bilinen en önemli psikolojik faktörlerdendir. 

- Yeme dürtüsünün kontrol etmeyi başaramayıp diyetisyene ya da spora gitmenin kendisinde de bir sorun var denebilir mi?
Özellikle anoreksiyada öykünün başlangıcında ağır sporlara ve diyetlere sıklıkla rastlamaktayız.

- Hocam kilo verdikten sonra tekrar almamak için verilen olağanüstü gayrette kişinin psikolojik bozukluğu olduğuna bir işaret sayılabilir mi?
Duruma göre. Eğer aşırı kilo almanın bir takım biyolojik gerekçeleri yoksa evet.

- İştahın kontrol altında tutulması mümkün müdür ya da neye bağlıdır?
İştah merkezi sinir sistemi ve hormanal mekanizmaların kontrolü altındadır. Dolayısıyla yapılabilecek şeyler vardır.

- Kişi kendini psikolojik yetmezlik içinde görünce neden ilk başvurduğu şeylerden birisi yemek olmaktadır? Burada kültürün yaşamımızdaki yerinden de bahsedebilir miyiz?
Kültür ve yeme bozuklukları arasında yakın ilişki vardır. Genel olarak yeme bozuklukları batı kültürünün hastalıklarıdır. Burada başta gelen etken modadır.

- Anoroksiya neden kadınlarla özdeştir? 10 kadına karşılık bir erkek yakalanıyormuş bu hastalığa?
Doğrudur. Sanıyorum moda etkisini en çok kadınlar üzerinde göstermektedir.

- Yeme bozukluğunun toplum oranı konusunda bir çalışma var mı?
Yaklaşık %1 civarlarındadır.

- Travmatik yaşantının yeme bozukluklarına etkisinden söz edilebilir mi?
Özellikle ensestiyöz ilişkiler ile yeme bozuklukları arasında ilişki olduğuna dair bazı yayınlar var.

- Aşırı yeme durumunda olanlara çevresi hemen "depresyonda mısın?" diyor. Yeme bozukluğu ile depresyon arasında direk bağlantı kurulabilir mi?
Genellikle depresyonda iştah kesilmektedir. Ama atipik depresyonda aşırı yeme eylemine rastlanır. Kısacası depresyon ile yeme eylemi arasında çok sıkı bir ilişki vardır.

-Tedavi edilmediğinde anoroksiyanın ölüm tehlikesi içeren bir psikiyatrik rahatsızlık olduğu söylenir. Katılır mısınız?
Katılırım. Anoreksiya vücut kitle indeksini çok ciddi şekilde etkiler. Sonuçta malnütrisyon ve elektrolit dengesindeki bozukluklara bağlı olarak ölümler meydana gelebilmektedir.

- Adet dönemlerinde ne gibi sıkıntılara neden oluyor?
Anoreksiyada adetler bozulur. Bu da tanı kriterleri arasında yer alır.

- Tedavisinde neler yapılıyor?
Anorekrisyada ve bulimiada farklı olmak üzere farmakoterapiden ve bilişsel terapiden yararlanılmaktadır. Anorekyianın hastanede yatarak tedavi olması gerekir.

Uğur İlyas Canbolat

Depresyon aslında yararlıymış!

depresyon

Depresyonun, insanları daha güçlü ve hayatın zorluklarına karşı daha hazırlıklı hale getirebileceği belirtildi.

ABD’deki New York Üniversitesi’nden Profesör Jerome Wakefield, New Scientist dergisinde yayımlanan makalesinde, depresyonun sanıldığı gibi insanların hayatlarını daha iyi hale getirmek için motivasyondan mahrum bırakan bir hastalık olmadığını yazdı. Üzgün bir dönem geçirmenin hastaları daha güçlü hale getirebileceğini belirten Wakefield, üzülmenin insanlara hatalarından ders almayı öğrettiğini söyledi.

Fazla kilolar depresyon sebebi

depresyon Alınan kilolar depresyona neden oluyor ve hayatı çekilmez hale getirebiliyor.

Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, alınan kiloların depresyon sebebi olduğunu önemle vurgulayarak ve şu açıklamaları yaptı:

"Beslenmedeki yanlış alışkanlıklar, yaşanan iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açabiliyor. "Ben kendimle barışığım" diyenlerin çoğu gerçeği yansıtmıyor. Aslında kilo, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir. Kilo almak depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olmak da kilo almayı beraberinde getirebilir. Kilo almak muhtemelen artan stres veya duygusal bir aksaklık sonucu ortaya çıkar.

Kilo almaya başlayan kadın kendini sorgulamalı…

Yemek yemek birçok kadın için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabilir. Spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadının mutlaka kendini sorgulaması gerekir. Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerekir."

Dr. Yavuz, kilo vermek için ya da almamak için dikkat edilmesi gereken hususları şöyle sıralıyor:

- Sabah kahvaltısı yapın. Öğün sayısını azaltmadan 3 öğün yemek yiyin, hatta ara öğünlerle günlük öğün sayınızı arttırın.

- Sebze ve meyve tüketimini artırın.

- Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır.

- Çikolata, bisküvi gibi besin değeri düşük ama kalorisi yüksek besinler yerine taze veya kurutulmuş meyve yiyin.

- Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınız zaman zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.

- Hayvansal yağlardan kaçının. Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın. Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.

- Bol bol su için.

- Mümkünse her gün aynı saatte kalkın.

- Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bir şey yemek istemeyecektir.

- Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.

- Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın.

Zeynep Güçlücan

Para mutluluk getiriyor!

Para

Avrupa’da yapılan bir araştırmaya göre, yüksek sosyoekonomik güce sahip olanlar, olmayanlara göre daha az depresyona giriyor.

AB 7. Çerçeve Programı kapsamında desteklenen SHARE (Survey of Health, Ageing and Retirement in Europe) Projesi, Avrupa halkı hakkında bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkardı.

Sağlık, sosyoekonomik statü, sosyal ve aile bağları gibi çeşitli konuları kapsayan ve çeşitli ülkelerden 50 yaş üstü yaklaşık 40 bin kişiyle yapılan araştırmada göze çarpan en önemli madde sosyoekonomik güç ile stres ve depresyon ilişkisi. Araştırmaya göre, Avrupa’nın tamamında ve özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde yüksek sosyoekonomik güç, depresyonu engelliyor. Buna karşılık sosyoekonomik gücü olmayanlar stres ve depresyondan daha çok acı çekiyor.

Araştırmaya göre, Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanlar, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde yaşayanlara göre daha sağlıklı ve varlıklı bir ömür sürüyor ancak Akdeniz ülkelerinin vatandaşları daha uzun yaşıyor.

Araştırma, eğitimin obeziteyi engellediğini ortaya koyuyor. Eğitim seviyesi düşük olanlar, olmayanlara göre yüzde 70 daha az aktif ve yüzde 50 daha fazla obezit oluyor.

Sağlıklı yaşayanlar, yaşamayanlara göre 3 yıl daha geç emekli oluyor. Emeklilik öncesi iş kalitesi de kuzeyden güneye doğru değişiyor. Kuzey Avrupa ülkelerinde iş kalitesi Güney Avrupa’ya göre daha yüksek durumda bulunuyor. Kuşaklar arası para transferi, ev gelirleri arasında önemli bir yere sahip. Araştırmaya göre, Kuzey’de yaşayan gençler, yaşlılardan para desteği alırken, Güney’de yaşayan gençler ise yaşlılara para desteğinde bulunuyor.

Araştırmaya göre Avrupa’da 50 yaş üstü kişilerin en az yüzde 10’u, gönüllülük isteyen işlerde çalışırken, bu oran İskandinav ülkeleri ve Hollanda’da yüksek, Yunanistan ve İspanya’da da düşük düzeyde bulunuyor.

Mevsimsel depresyona dikkat

 
Kişi, mevsime ve havaya bağlı olarak depresyona girebiliyor. İşte sebebleri.

Gözdeki bir gen mutasyonunun mevsimsel afektif bozukluk olgularının bir kısmından sorumlu olabileceği ortaya çıktı. Araştırmaya göre, günler kısaldıkça Amerikalıların yüzde 6'sı kış depresyonuna teslim oluyor. /_np/4164/6824164.jpg

"MAB" (mevsimsel afektif bozukluk) her sene sonbahar aylarında nükseden bir majör depresyon türü. Gün ışığı eksikliğine bağlı olarak tetiklenen durum,  "Baharla birlikte kayboluyor" ortadan kayboluyor.

Virginia Üniversitesi'nden öncü araştırmacı Ignacio Provencio, MAB tedavisinde genellikle günde iki saat süreyle ışık tedavisi (fototerapi) uygulandığını belirterek, "Hastaları parlak ışığa maruz bırakmak gerçekten bazı semptomları ortadan kaldırıyor ve onların kışın da normal işlevselliklerini sürdürmelerine izin veriyor." dedi.

Çalışmada, Provencio'nun ekibi 220 kişinin genlerine baktılar. Mutasyon geçirmiş, iki gen kopyası taşıyan kişilerde MAB geliştirme olasılığının beş kat fazla olduğunu saptadılar.

Melanopsin geni olarak adlandırılan bu gen, retinadaki fotoreseptörlerde ışığa duyarlı bir protein oluşturuyor. Bu protein görmede rol oynamıyor, fakat sirkadiyen ritimler, hormonlar, uyanıklık ve uyku gibi görsel olmayan cevaplarla yakından ilişkili.
 
Melanopsin genindeki bir mutasyon muhtemelen ışığa verilen cevaplarda bir değişime yol açıyor. Ve bu da depresyon semptomlarıyla sonuçlanıyor. MAB olan hastaların yaklaşık %29'u hastalığın aile öyküsü mevcut. Bu durum genetik bir unsuru akla getiriyor.

Provencio, "MAB olan herkeste bu mutasyon yok" diyerek, "Fakat en azından bizim çalışmamızda, mutasyon geçirmiş genin iki kopyasını taşıyan herkeste MAB mevcuttu. Biz bir hasta alt grubunda MAB'un olası sebeplerinden birini bulmuş olduğumuzu düşünüyoruz." dedi.

HealthDay News- Çeviri: Ayda Çayır/NP Grup

Sevgi & Aşk