| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

22 "depresyon" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"depresyon" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Ruhunuzu kışa nasıl hazırlayabilirsiniz?

KAdınHavaların soğuması ve günlerin kısalmasıyla başlayan kış depresyonuna 'dur' diyebilirsiniz!

 Havalar soğumaya, günler kısalmaya, hava erkenden kararmaya başladı. Kazaklarımızı dolaplardan çıkarmaya başladık; aynı zamanda kendimizi de sabahları yataktan çıkaramamaya… Sizler de kendinizi bugünlerde yorgun, halsiz, sıkkın ve sürekli olarak uykulu hissediyor musunuz? O zaman haberiniz olsun, bunun adı ‘kış depresyonu’. Ama korkunuz olmasın, çünkü bu dönemle başa çıkmak çok basit.

Kış depresyonu ve kış hüznü


Öncelikle ufak bir detaydan bahsedelim. Mevsimsel duygu durum bozukluğu olan kış depresyonunun kış hüznü ile karıştırılmaması gerek. Memorial Hastanesi’nden Uz. Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon ‘kış hüznü’ diye adlandırılan, daha sık rastlanan ve daha hafif seyreden duygu durumundan da bahsedilebildiğini söylüyor. Kış depresyonu olarak adlandırılan durum kış hüznünden daha yoğun belirtiler göstermekte ve klinik bir tablo olarak değerlendirilmekte. Kış depresyonu tanısı konulması için depresyon belirtilerinin yılın aynı döneminde aynı yoğunlukta birden fazla tekrarlanmış olması gerekmektedir.

Kış depresyonunun görülme sıklığı ortalama yüzde 10 olmasına rağmen kış hüznü daha sık görülmekte. 20 yaş altındaki bireylerde mevsimsel duygu durum bozukluklarına rastlanmıyor; yaşla birlikte mevsimsel duygulanım bozukluklarında artış görülebiliyor. Bunun yanı sıra kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygu durum bozuklukları 4 kat daha fazla görülüyor.

Kış depresyonunun belirtileri

  • Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali
  • Yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma
  • Kilo kaybı ya da alımı
  • Uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.
  • Olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk halsizlik, yorgunluk hisleri, daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
  • Kendini değersiz hissetme, küçük görme, kendini beğenmeme, suçlu ya da günahkar hissetme hali.
  • Düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması
  • Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
  • Bu belirtiler majör depresyon belirtileridir ve klinik inceleme ve müdahale gerektirebilmektedir.

Havanın aydınlık ve karanlık olması ritim döngüsünü etkiliyor

Kış hüznünün güneş ışığına bağlı günlük ritimdeki değişimlerin etkilerinden kaynaklandığı ileri sürülmekte... Günlük ritim, davranışlarda veya fizyolojik süreçlerde 24 saat aralıklarla tekrarlanan uyku/uyanıklık döngüsü gibi biyolojik değişikliklerdir. Aydınlık ve karanlık ritim döngüsünü etkiliyor.

Vücut saatiniz size uyumanız gerektiğini söylerken günlük saat size uyanma zamanı olduğunu söyler. Kış mevsiminde günlerin kısalmasıyla güneş ışığından faydalanma da azalır. Bu da günlük ritimde değişikliklere yol açar. Aynı zamanda gün ışından faydalanma durumundaki azalma melatonin ve seratonin seviyelerinde de azalmaya neden olur. Bu da duygu durumunu etkiler.

Bireylerde bu geçiş döneminde kış hüznüne dair; daha fazla uyku ihtiyacı duyma, halsizlik, tatlı ve nişastalı yiyeceklere yönelme ve kilo alımı, günlük, sosyal ve yaşamsal faaliyetlere karşı isteksizlik, endişe ve kaygıda artış gibi belirtiler gözlemlenebilir.

Ruh halimiz, beslenme alışkanlıklarımıza dahi yansıyor

İnsanlar bu dönemde daha fazla uyku, daha az enerji, tatlı ve nişastalı yiyeceklere yönelme, kilo alımı, ilgi ve konsantrasyon kaybı, el veya ayaklarda ağırlık hissi, endişe ve kaygıda artış gibi belirtilerle karşılaşabiliyor. Bunların yanı sıra depresif belirtiler de gözlemlenebilir.

Kışın yaşanılan duygu durum değişiklikleri ile başa çıkmanın çeşitli yolları

  • Dışarıda yapılan düzenli egzersizler
  • Düzenli, dengeli ve sağlıklı beslenme
  • Değişen günlük ritme mümkün olduğu kadar uyum sağlayacak etkin zaman planlaması yapma
  • Sosyal aktivitelere yönelme
  • Uyku düzeni oluşturma
  • Belirlenen uyku saatini aşmama
  • Mümkün olduğu kadar sabah gün ışığından yararlanma
  • Gün ışığından azami düzeyde yararlanılacak faaliyetlere yönelme
  • Mevsime uygun hobi ve ilgi alanları geliştirme
Daha şiddetli ve yoğun depresif belirtilerle karşılaşıldığı durumlarda bireylerin en kısa zamanda konuyla ilgili uzman birinden yardım almaları bu süreci daha rahat atlatmalarına yardımcı olacaktır.

Dikkat Depresyon Kapınızda!

DepresyonSonbahar ve kış döneminde havaların değişmesi ruh halinizi de değiştirmeye başlar.
Yaz mevsimi insanların rutin işlerinin azaldığı, doğanın tazelendiği, tatillerin yapıldığı bir mevsim. Bu arada gündüzler uzamış ve insanların iş sonrası kendilerine ayırabildikleri zaman da artmış oluyor. Deniz kenarları ve parklar vaktini değerlendirmek isteyenler için bekliyor. Yazın yaşanan tüm bu canlanmaya karşın sonbahar ve kış döneminde tersine bir dönem yaşanıyor. Gündüzler kısalmaya, havalar değişmeye, doğa hüzne bulanmaya başlıyor. Bu değişimden insanlar da nasibini alıyor. Bu da sonbahar depresyonuna neden oluyor.

International Hospital'dan Psikolog Ferahim Yeşilyurt, sonbahar depresyonu hakkında merak edilenleri yanıtladı:

Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz?

İlkbahar doğanın canlanmasına, sonbahar ise canlılığını azaltmasına karşılık gelir. Bu nedenle sonbahar hüznü çağrıştırır. Havaların kötüleşmesi açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara gidilecek olması keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir. Güneşli güzel günlerin artık gerilerde kaldığı, çetin kış koşullarının tekrar gelmek üzere olduğunu hatırlatır. Bu nedenle sonbahar hüzün mevsimi olarak anılır.

Güneşi az görmek, iş sorumluluklarının artması, okulların başlaması, havaların serinlemesi insanlarda birtakım ruhsal değişimlere neden olur.

Ferahim Yeşilyurt sonbahar depresyonunun en sık rastlanan belirtilerinin hüzün, yorgunluk ve enerji azlığı olduğunu belirtirken, diğer belirtileri şöyle sıraladı:

• Sabah uyanmakta güçlük çekme
• Yataktan kalkmak istememe
• Karamsarlık
• Cinsel enerjide azalma
• Çabuk sinirlenme

Depresif ruh halinden çıkmak için neler yapılmalı?

İyi bir tatil sonrasında yeterince dinlendiğimizi düşünmek lazım.“Bu kadar tatilden sonra yeniden yeni sorumluluklar alabilirim.” diye düşünmek lazım. Yeni planlar hazırlamakta fayda var. Yeni planlar hem bizi bir şeyler yapmak için zorlar hem de hareketlendirir. Uyku ve beslenme alışkanlıklarımızı yeniden tatil öncesine göre düzenlemek gerekir. Yeni amaçlar, hedefler oluşturmak gerekir. Yazın bazı güzellikleri olsa da sonbahar ve kış mevsiminin de benzer güzellikleri olduğu hatırlanmalı. Yazın çoğunlukla sinema ve tiyatroya gitmek istenmezken, bu dönemlerde bu faaliyetlerle ilgilenilebilir.

Gün ışığının azalması depresyonu artırıyor mu?

Güneş ışınlarının daha az olduğu kış aylarında depresif duyguların daha fazla arttığı bilinir. Hatta depresyonda “ışık tedavisi” adında bir yöntem bile vardır.  Özellikle İskandinav ülkeleri gibi kış aylarının çok yoğun geçtiği bölgelerde bu tedaviden yararlanılır.
Enerjimizi artırmak amacıyla neler önerirsiniz?

• Düzenli egzersiz yapın. Günde bir saat yürüyüş bile yeterli.
• Sağlıklı beslenmeye özen gösterin.
• Düzenli uyuyun. Aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın.
• Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayın.
• Arkadaşlarınıza vakit ayırın.
• İşyerinde kısa molalar verin.
• Keyif aldığınız aktiviteleri planlamaya çalışın. 

Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor?

Depresif duygu durumu, çökkünlük, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar.  Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.

Yiyeceklerin de ruh halimiz üzerinde etkisi var mı?

Beyaz şekerden uzak durmak gerekir. Kan şekerini hızla yükseltip düşürdükleri için halsizlik, yorgunluk hislerine neden olabilirler ya da artırabilirler.  Bunun yerine şekeri doğal meyvelerden kullanmak daha iyidir. Tatlı, çikolata ve pastaların fazla tüketimi fayda sağlamaz. Diğer taraftan vitamin eksikliğine bağlı olarak da yorgunluk halsizlik hissedilebilir. Bunu gidermek için doğal ya da medikal vitaminler kullanılabilir.

Kanser Belirtisi 15 İşaret

Meme KanseriYapılan araştırmalar özellikle kadınların erkeklere oranla kanser belirtilerini dikkate almadıklarını ve bu nedenle de erken tanıda geç kaldıklarını ortaya koyuyor. Çoğu kişi kanserin önceden görülen semptomlarını görmezden gelir, bu da erken tanının önemli olduğu kanser türlerinin tedavisinde geç kalınmasına neden olur. Oysa bazı işaretleri ciddiye alarak kanseri erken evrede yakalama şansı vardır. İşte dikkat edilmesi gereken belirtiler: 

1. Kilo kaybı
İstenmediği halde kontrol dışı kilo verme kanserin önemli belirtilerinden biridir. Özellikle bir ay içinde, aniden verilen kilolardan şüphelenmek gerekir. Böyle bir durumda doktora başvurmalı ve gerekli testleri yaptırmanız gerekir. 

2. Şişkinlik
Özellikle kadınlarda görülen şişkinlik yumurtalık kanserinin belirtilerinden biridir. Yumurtalık kanserinin diğer belirtileri ise karın ağrısı ya da pelvis ağrısı, çok fazla yemek yenmediği halde doygunluk hissi ve üriner sistem problemleridir. Sürekli olarak idrara çıkma bu belirtilerdendir. Eğer şişkinlik problemi her gün görülürse ve birkaç haftadan fazla sürerse mutlaka bir uzmana görünmek gerekir.

3. Göğüsler
Kadınlarda regl döneminde göğüslerde yaşanan değişiklikler dışında eğer meme yapısında deri değişiklikleri görülüyorsa ya da meme ucunda şekil değişiklikleri olduysa mutlaka bu işaretleri ciddiye almak gerekir. Bunun dışında memede görülen ve ele gelen şişkinlikleri de unutmamak gerekir.

4. Kanama
Özellikle düzenli adet gören kadınlarda meydana gelen ara kanamalar ciddiye alınmalıdır. Ayrıca menopoz döneminde görülen kanamalar da şüphelenilmesi gereken durumlardandır. Bu belirtiler jinekolojik kanserlerin habercisi olabilir.

5. Cilt değişimleri
Herkes cilt kanseri için benler ya da güneş lekelerinden şüphelenmek gerektiğini bilir. Fakat ciltteki değişimler sadece bunlarla sınırlı değildir. Cildiniz de yersiz kanamalar, cildin hassasiyet kazanması gibi değişiklikler önemli belirtilerdir.

6. Yutma zorluğu
Eğer yeme alışkanlıklarınız değişmediği halde yutkunma zorluğu yaşıyorsanız ve sürekli olarak sıvı şeyler tüketmeye başladıysanız şüphelenmelisiniz. Bu belirti çoğunlukla yemek borusu kanserinin habercisi olabilir.

7. Dışkıda kan
Dışkıda kan kolon kanserinin belirtilerindendir. Çoğunlukla hemoroid olarak şüphelenilen ve ciddiye alınmayan bu belirtiyi hafife almamalısınız. Böyle bir durumdan şüphelendiğiniz zaman doktora başvurmalı ve kolonoskopi yaptırmanız gerekebilir.

8. Şiddetli karın ağrısı ve depresyon
Karın ağrısıyla birlikte depresyona giren kadınlar mutlaka bir check up yaptırmalıdır. Çünkü araştırmacılar depresyon ve pankreas kanseri arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorlar.

9. Hazımsızlık
Hamile kadınlar kilo almaya başladıkları andan itibaren hazımsızlıktan şikayet ederler fakat ortada hamilelik gibi bir sorun yoksa hazımsızlık kanser belirtisi olabilir.

10. Ağızda değişiklikler
Özellikle sigara içenlerin dikkat etmesi gereken ağızdaki beyaz yaralar ya da dildeki beyaz lekeler ağız kanserinin erken belirtileri arasındadır. Böyle bir durumda diş hekiminize ya da uzman bir doktora danışmanızda fayda vardır.

11. Ağrı
Sürekli olan ve uzun süre devam eden ağrılar şüphelerin başında gelir. Bir yeriniz sürekli aynı şekilde ağrıyorsa ve geçmiyorsa ihmal etmeden bir doktora başvurmalısınız.

12. Lenf bezlerinde değişiklik
Kol altınızda ya da boğazınızda yutkunurken lenf bezlerinde zorlanma ya da bir yumru hissederseniz hastalıktan şüphelenmeniz gerekebilir. Eğer yumrular bir ay içinde giderek büyüyorsa risk var demektir. Bu durumda biyopsi yaptırmanız gerekebilir.

13. Ateş
Bir enfeksiyon nedeniyle değil de herhangi bir şey olmadan ateşleniyorsanız kanserden şüphelenebilirsiniz. Ateş çoğunlukla kan kanseri belirtisidir.

14. Yorgunluk
Yorgunluk diğer birçok hastalığın olduğu gibi kanserin de belirtileri arasındadır. Genel olarak kanserin ileri aşamalarında görülebildiği gibi erken dönemde şikayetler arasında yer alabilir. Yorgunluk özellikle mide, kolon kanseri belirtilerindendir.

15. Öksürük
Öksürük çoğunlukla grip, nezlenin belirtisi olarak kabul edilir. Fakat uzun süreli öksürük şikayeti yani üç ya da dört hafta sürekli olarak öksürmek şüphelenilmesi gereken bir durumdur. Böyle bir durumda özellikle de bir sigara tiryakisiyseniz doktorunuzdan boğazınızı kontrol etmesini, akciğerlerinize bakmasını isteyebilirsiniz.

Yaz Depresyonuna Dikkat!

depresyonPsikolog Ayşe Elif Orhon, yaz depresyonu tanısı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

"Genel olarak kış depresyonu olarak tanımlanan mevsimsel duygulanım bozukluğu, yaz depresyonu olarak da görülebilir. Yaz depresyonu, kış depresyonuyla karşılaştırıldığında ender görülen ve farklı belirtilerle ortaya çıkan bir duygulanım bozukluğudur. Kış depresyonunun nedenleri de yaz depresyonuna oranla daha net açıklanabilmektedir. Bunun yanı sıra yaz depresyonunun da kış depresyonu gibi 24 saatlik günlük siklusun değişimi, genetik faktörler, stresle bağlantılı faktörler ya da bütün bunların kombinasyonu etken olabilmektedir.

20 yaş altındaki bireylerde mevsimsel duygulanım bozuklukları görülmemektedir, yaşla birlikte mevsimsel duygulanım bozukluklarında artış görülebilir. Bunun yanı sıra kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygulanım bozuklukları 4 kat daha fazla görülmektedir.

Yaz depresyonunun belirtileri kış depresyonununkinden farklıdır. İlkbahar sonları ve yaz başlarında başlayabilir. 

Belirtileri;

Depresyon, ümitsizlik hali       
İlgi ve istek kaybı
Anksiyete (endişe, kaygı)
Uykusuzluk
Aşırı hassasiyet, çabuk kızmak, sinirlilik
Heyecan, huzursuzluk, sözel ve motor etkinliklerde artış     
İştah kaybı                    
Seksüel dürtülerde azalma
İntihara yönelik duygu ve düşünceler

Yaz depresyonu tanısı için her yıl aynı zamanlarda belirtilerin tekrar ediyor olması gerekmektedir...

Görülme sıklığı sadece %1 olan yaz depresyonunun nedenleri kesin olarak bilinmese de mevsimsel duygulanım bozukluğunda güneş ışığının önemli rol oynadığı söylenmektedir. Yaz depresyonunun kış depresyonu gibi nedenleri bilinmemektedir. Fizyolojik, kimyasal ve genetik dışında bireysel faktörlerin ve kişinin bireysel geçmişinin etkisi de önemlidir. Geçmişte yaşanılan travmatik bir olayın neden olduğu depresyon, her yıl aynı dönemlerde tekrar hatırlanarak da mevsimsel depresyona yol açabilir.

Tanı konulması için depresyon halinin yılın aynı döneminde birden fazla tekrarlanması gerekmektedir. Stresten mümkün olduğu kadar uzak durulması da bu dönemin daha rahat atlatılmasına yardımcı olacaktır. Yukarıdaki belirtiler yaşanıyorsa en kısa zamanda konuyla ilgili bir uzmana danışılması gerekmektedir."

Mucize Bitki: Kuşkonmaz!

kuşkonmaz Mucize Bitki: Kuşkonmaz!
Bir afrodizyak olarak ünlenen kuşkonmazın oldukça besleyici bir sebze olduğunu biliyor musunuz?

Zambak ailesinin bir üyesi olan kuşkonmazın ismi “filizlenme” anlamına gelen bir Yunan kelimesinden gelmektedir. Günümüzde dünyanın her yerinde yaygın olarak yetiştirilen bu şahane sebzenin kökeninin 2000 yıl öncesine ve doğu Akdeniz bölgesine dayandığına inanılmaktadır. Bu bölgede kuşkonmaz, eşsiz niteliği ve iddia edilen tıbbi ve afrodizyaksal özelliklerinden dolayı çok fazla değer görmektedir.

Kuşkonmaz filizi dikildiği kumlu topraklarda yetişir ve ideal koşullar sağlandığında 24 saatlik bir sürede 25cm’ye kadar büyüyebilir. En yaygın çeşidi yeşildir, fakat süpermarketlerde ve restoranlarda diğer iki çeşidi olan beyaz ve moru da görebilirsiniz. Beyaz olan çeşidi daha incedir ve hasat etmesi daha zordur, mor olan ise daha küçüktür ve meyvemsi bir tadı vardır.

Amerikalı ünlü Doktor Kathleen M. Zelman bu büyük sebzenin en besleyici ve dengeli sebzelerden biri olduğuna dikkati çekiyor. Zelman bu sebzenin folik asit açısından zengin ve iyi bir potasyum, lif, tiyamin(B1 vitamini) ve A, B6 ve C vitamini kaynağı olduğunu belirtiyor. Ayrıca kuşkonmazın kalorisi düşük bir sebze olması da sağlıklı bir besin olduğunun önemli bir kanıtıdır. Bu besinin 140 gramında %60 folik asit bulunur ve bu da tavsiye edilen günlük besin alım miktarıdır. Bu sebzeyi çiğ ya da küçük bir hazırlıkla tüketebilirsiniz.

Bunun yanında kuşkonmaz K vitamini ve Folat bakımından zengindir. Kalbiniz ve sindirim sisteminiz için yararlıdır. Depresyonu tedavi etmeye yardımcı olur.

Ayrıca anti-inflamatuar bir besin olduğuna inanılır. Kolesterolü düşürür, böbrekler için yararlıdır ve idrar kesesi ve idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olur.

Yorgunlukla ya da yüksek kan basıncıyla savaşır. Gözleriniz için de yararlıdır. Hafif yaralarınızın iyileşmesine yardımcı olur.

Kalp Krizi mi Depresyonu, Depresyon mu Kalp Krizini Tetikler?

kadin-depresyon

Kalp krizi sonrası hastaların çoğunluğunda mutsuzluk, uykusuzluk, çabuk sinirlenme kaygı durumunda artış gibi genel belirtilerle karşılaşılıyor.

Genellikle bu belirtilerden kişinin depresyona girdiği anlaşılmıyor. Hasta yakınları bunu kriz sonrası ortaya çıkan doğal bir reaksiyon olarak algılıyor. Hastaların birçoğu hekimlerin ve ailelerinin desteğiyle bu durumu kolaylıkla atlatabiliyor. Ancak bazı hastalarda bu durum derinleşerek klinik depresyona dönüşebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Utku Zor, kalp krizi ve depresyon arasındaki ilişkiyi anlattı.

15 Nisan 2009, İstanbul - Araştırmalara göre, kalp krizi geçirdikten sonra depresyonun geliştiği hastalarda kalp hastalıklarına bağlı olarak hayatını kaybetme olasılığı diğerlerine göre iki ila dört kat oranında artış görülüyor. Depresyon, kalp dışı bir nedene bağlı olarak hayatlarını kaybetme olasılığını da iki, iki buçuk kat artırıyor. Bu nedenle kalp krizi, felç gibi olaylar sonrası gelişen depresyonun ciddi biçimde ele alınması ve tedavi edilmesi gerekiyor.

Depresyon ve kalp krizi arasındaki ilişkiye dair sorularımızı Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Utku Zor yanıtladı.

Depresyon kalp krizine neden olur mu?

Günümüzde böyle bir ilişkinin varlığını destekleyecek yeterince kanıt mevcut. Depresyon tanısı konulan erkek ve kadınların uzun yıllar boyunca izlendiği çalışmalar, bu bireylerde koroner arter hastalığına yakalanma veya kalp krizi geçirme riskinin depresyonu olmayan bireylere göre iki veya üç kat arttığını gösteriyor. 

Sağlıklı düşünemeyen bir beyinle sağlıklı çalışmayan bir kalp arasındaki ilişki nasıl açıklanabilir?

Yapılan birçok gözleme göre depresyondaki hasta ilaçlarını daha düzensiz alma, daha az egzersiz yapma, daha çok sigara içme gibi eğilimler gösterir. Dolayısıyla depresyon ve kalp hastalıkları arasındaki ilişki, karmaşık biyolojik süreçlerden çok bu tip davranışsal nedenlerle açıklanabilir.

Ancak son dönemlerde yapılan çalışmalar, fiziksel olarak sağlıklı olmasına rağmen depresyonda olan bireylerde, kalp hastalıkları ve felç ile ilişkilendirilmiş olan bazı biyokimyasal göstergelerin anlamlı derecede arttığını ortaya koyuyor. Bu bağlantı, depresyon ile kalp damar hastalıkları arasında çevresel ya da davranışsal faktörlerden bağımsız bir ilişkinin olabileceğini de gösteriyor.

Erkeklerde risk daha fazla

Depresyon kalp krizi ilişkisinde erkekler ve kadınlar için ayrı ayrı veriler mevcut. Johns Hopkins Medicine tarafından yapılan bir çalışmada 1200 erkek yaklaşık olarak 40 yıl izlendi, bunların %12’sinde yaşam boyu depresyon geliştiği saptandı. Bu erkeklerde koroner arter hastalığına yakalanma riskinin diğerlerine göre iki kat daha fazla olduğu görüldü.

Kadınlara ilişkin veriler ise farklılık gösteriyor. Araştırmaya göre depresyon geçiren kadınlardaki kalp hastalığına yakalanma ya da bu hastalıktan dolayı hayatını kaybetme riski, geçirmeyen kadınlara göre yüzde 50 daha fazla.

Ne gibi önlemler almalı?

  • Kalp krizi sonrası hastalar depresyon olasılığı açısından yakından izlenmeli.
  • Eğer hasta depresyon bulguları gösteriyorsa ciddi bir şekilde ele alınmalı ve tedavi edilmeli.
  • Klinik depresyonu olan bireylerde kalp hastalıklarına ilişkin sigara bağımlılığı, yüksek tansiyon ve diyabet gibi risk faktörleri mutlaka taranmalı.

Çizgilerle Ruh Tedavisi

Psikoloji

Çizgilerin sanatı olan resimle panik atak, depresyon, şizofren, kanser, alkolik, özgüven eksikliği ve ergenlik sorunları gibi ruh sağlığı problemli hastalar tedavi ediliyor.

 İsviçre’de 6 yıl resim ve sanat terapisi üzerine aldığı eğitimle uzmanlaşan Emine Bauer Burkay, çizgilerin sanatı olan resimle panik atak, depresyon, şizofren, kanser, alkolik, özgüven eksikliği ve ergenlik sorunları gibi ruh sağlığı problemli hastaları tedavi ediyor.

Burkay, 1981 yılında okumak amacıyla İsviçre’ye yerleştiğini ve ardından 6 yıl süresince resim ve sanat terapisi
üzerine eğitim aldığını belirtti.

1999 yılından bu yana göl kıyısındaki kliniğinde her yaş ve sosyal gruptan insanı resimle terapi yöntemiyle tedavi ettiğini dile getiren Burkay, resimle terapi yöntemini, insanın sözle anlatamayacağı duygularını ve düşüncelerini çizgilerin sanatı olan resimle dışa vurumu olarak tanımladı.

Resimle terapinin tamamen spontane geliştiğini ve anlık ortaya çıkan resimlerin kişinin kendisine yazdığı mektuplar olduğu kaydeden Burkay, bu alanın çok geniş olduğunu, Amerika ve Avrupa’da çok uzun yıllar öncesinde tedavi amaçlı kullanılmaya başlandığını anlattı.

Aslında sanatın içine giren her şeyin iyileştirici bir etkisinin olduğunu savunan Burkay, bu tedavinin insanın kendisini keşfetmesi ve tanımasını, günlük yaşamını kolaylaştırmasını, kişinin yeteneğinin farkına vararak özüne ulaşmasını, kişinin içindeki çelişkileri görmesi, gerginlikleri azaltması, yeni enerjiler uyandırma ve özgüvenin artmasını sağladığını kaydetti.

-HER RENGİN VE ŞEKLİN ANLAMI-

Panik atak, manik depresif, depresyon, şizofreni, psikoz, kanser, alkolizm, özgüven eksikliği, ergenlik sorunları, hayata pozitif bakmak, ruhsal ve bedensel sağlıklarını korumak, günlük yaşam motivasyonu kazanmak, kendine sevgi, saygı ve anlayışla yaklaşmayı öğrenmeyi ve yakınını kaybedenlerin yaşadığı travmayı atlatmak isteyenlerin tedaviye geldiğini ifade eden Burkay, klinikte yapılan tedaviyi şöyle anlattı:

"Tedavi amaçlı bize gelen kişiyi ilk seansta sakin bir odaya alarak 15 dakika tek başına kalarak resim çizmesini istiyoruz. Ardından bir kağıda resminde neler anlatmak istediğini yazıyor. Daha sonra kendisiyle sorunlarına ilişkin sohbetler yaparak onları aşmasına çalışıyoruz. Hastalığın şiddetine göre tedavi süresi değişebiliyor. Tedavideki temel noktamız kişinin iyileşmesini istemesi ve sorumluluk alması. Tedavide aldığı kazanımları günlük hayatına aktarması çok önemli. Kişi burada özgüvenini ve kendine saygısını kazanıyor."

Resimleri insanın ruhunun röntgeni olarak tanımlayan Burkay, genel olarak her rengin ve formun bir anlamının olduğunu, bunu kategorileştirmek istemediklerini, çünkü renklerin ve şekillerin insandaki çağrışımlarının farklı olduğunu belirtti.

Siyahın karamsarlık, beyazın masumiyet, kırmızının aşk, karenin ayağının altında yeri hissetmek, sertlik, sınırlara önem vermek, dairenin bütünlük, yumuşaklık, açıklık, yuvarlağın iyi duygular ve üçgenin ise anne, baba, çocuk yani aile ile ilişkileri, kendini aşma isteği anlamına geldiğini ifade eden Burkay, terapilere katılmak için iyi resim çizmenin şart olmadığını anlattı.

Kişinin yaptığı ilk resimle son resim arasındaki pozitif gelişmeyi zamanla gördüklerini söyleyen Burkay, sağlıklı insanların bile danışmana ihtiyaç duyduğunu, kişilerin sorunlarını tek başına çözmekte yetersiz kalabileceğini bildirdi.

-TÜRKLER’İN ÖZELLİKLERİ-

İsviçre’deki kliniğinde Türk hastaların da olduğunu söyleyen Burkay, Türkler’in daha çok paylaşımcı olduğunu ifade ederek, "Ancak Doğu toplumlarında maddi gelişim arttıkça bireyselleşme artıyor. Bu da ruh sağlığı sorunlarını arttırıyor" dedi.

Her şeyin bağımlılığının tedavi gerektirdiğine dikkati çeken Burkay, "Terapilerimde insanlara hayatlarında sahip oldukları pozitif değerleri hatırlatarak onları gözden geçirmelerini tavsiye ederim. Çünkü insanlar
genellikle negatifliğe odaklanıyor. Bu nedenle hep karamsarlığa düşüyor. Bardağın boş tarafına bakmak kolay geliyor" diye konuştu.

Burkay, can sıkıntılarında kağıtlara çizilen anlamsız çizgilerin aslında içsel bir durum olduğunu, bunun kötüye gidiş anlamına gelmediğini söyledi.

İNTERNETİN YOL AÇTIĞI OLUMSUZLUK

Bütün rahatsızlıkların temelinde özgüven ve sevgi eksikliğinin yattığını belirten Burkay, insanları dışlamanın onların kendilerini yalnız hissetmelerine neden olduğunu, psikolojik sorunları olan insanlara sevgiyle ve şefkatle yaklaşılması gerektiğini anlattı.

Her insanın hayatının belli dönemlerinde depresyon geçirdiğini kaydeden Burkay, depresyonun insanın kendisine özenli davranması için bir uyarı olduğunu, bunun ciddiye alınmaması durumunda intihara kadar götürebildiğini belirtti.

Küresel krizin ruh sağlığına etkilerini de değinen Burkay, "İnsanlar küresel krizi sadece bireysel değil, toplumu da etkilediğini düşünseler kendilerini daha iyi hissedecek. Herkesin yaşadıkları farklı olmasına rağmen aynı şekilde zorlanıyor" dedi.

"Sanal dünya insanları yalnızlaştırıyor ve sevgiden yoksun bırakıyor. Bu durum ruh sağlığımızı bozuyor" diyen Burkay, teknolojinin insan ilişkilerini körelttiğini, insanların birbirini görmeden internetten saatlerce görüştüğünü belirtti.

İspanya’da 30 gencin internet bağımlılığı nedeniyle terapi gördüğünü anlatan Burkay, kendisinin de bu tür hastalarının olduğunu söyledi.

-ZEKİ VE HASSAS İNSANLAR-

Burkay, "Zeki ve hassas insanlar çevrelerindeki sorunları çok düşündükleri için daha çok ruhsal sorun yaşıyor. Çünkü her şeyin farkındalar ve algıları çok geniş. Bu tür insanlar şizofren bile olabiliyor. Zeki insanların
duyarlılık ve hassaslık durumlarını ayarlamaları gerekiyor. Her şeyden etkilenmemeyi öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü çevremizde duyarlılık gerektiren çok fazla şey var" diye konuştu.

Televizyon ve gazetelere yansıyan savaş fotoğraflarının insanın ruh sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyen Burkay, çünkü o görüntülerin ömür boyu akıllardan çıkmayacağını anlattı.

Hassas insanların bu tür görüntülerden 2 kat daha fazla etkilendiğini belirten Burkay,  "Gazze’deki saldırılarda anne, baba ve kardeşlerini yitiren çocuklar ömür boyu bu olayı unutmayacak. Çünkü vahşice ve insanlık dışı. Bir anda
tüm ailenizi kaybediyor ve yalnız kalıyorsunuz. O yaşta bir çocuğun yaşadığı travma büyük ölçüde onun hayatının tüm kesitlerini etkileyecek. Çünkü savaş unutulmuyor. Vahşeti gören çocuk kime güveneceğini bilemiyor. O çocukların uzmanlarca tedavi edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

-İSTANBUL’DA KLİNİK AÇMAK İSTİYOR-

Türkiye’de resim terapisi alanında çok ciddi bir çalışmanın olmadığını savunan Burkay, İstanbul’da bir klinik açmak istediğini, ancak bunun için yerel yönetimlerden veya özel sektörden destek beklediğini, çünkü klinik açmanın maliyetli olduğunu anlattı.

Her ay yaklaşık 2 hafta İstanbul’da çeşitli yerlerde eğitimler düzenlendiğini dile getiren Burkay, ileri dönemlerde çalışmalarını kitapta toplayacağını sözlerine ekledi.

Depresyon Kabus Değil

Depresyon

Depresyon cinsiyet, meslek, yaş ve gelir gözetmeksizin herkeste görülebiliyor. Peki ya korkulu bir rüya olarak hayatımızda kalmaya devem mı edecek?

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüstem Aşkın, depresyonun cinsiyet, meslek, yaş ve gelir gözetmeksizin herkeste görülebileceğini ifade ederek, "Dikkat edilmesi gereken konu, depresyonun insanların hayatını mahveden önemli bir problem olmadığıdır" dedi.

Prof. Dr. Rüstem Aşkın, yaptığı açıklamada, depresyonun günlük yaşantıda sık rastlanan bir olay olduğunu belirtti.

Her 20 kişiden birinin depresyona girme riski olduğunu ifade eden Aşkın, depresyonun yaşam olayları ve beyin kimyasında değişikliklerle ilişkili olarak ortaya çıkabileceğini, mutsuzluk, dikkat azalması, hayattan zevk almama ya da bedensel belirtilerle kendini gösterebileceğini kaydetti.

Depresyonun zayıflık olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Aşkın, "Depresyon cinsiyet, meslek, yaş ve gelir gözetmeksizin herkeste görülebilir. Kişi kontrolü dışında gerçekleşen birçok sebebe bağlı olarak mutsuz olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken konu, depresyonun insanların hayatını mahveden önemli bir problem olmadığıdır" diye konuştu.

Aşkın, depresyonun üstesinden gelinebilir ve tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, depresyonun genellikle önemli olaylarla açığa çıktığını ifade etti.

Boşanma ya da ayrılık, iş kaybı veya maddi sıkıntılar ya da yaşlı insanların bir anda yalnız kalmalarının depresyon sebebi olabileceğini dile getiren Aşkın, "Bazı insanlar için hissettikleri durumun, görülebilir bir nedeni yoktur. Depresyonu harekete geçiren durum ne olursa olsun hiçbir olay depresyonun hafife alınmasını gerektirmez" şeklinde konuştu.

Aşkın, depresyonlu hastaların ilaç ve konuşma terapileri ile tedavi edildiğini belirterek, eğer tedaviden dolayı hastanın normal aktivitelerinde zorlanma varsa veya hasta tedaviyi bırakmak istiyorsa doktora başvurması gerektiğini kaydetti.

DEPRESYON TEDAVİSİNDE UYGUN SÜRE EN AZ 4-6 AYDIR

Dünya Sağlık Örgütü’nün depresyon tedavisinin en az 4-6 ay sürdürülmesi gerektiğini tavsiye ettiğine işaret eden Aşkın, şöyle konuştu:

"Depresyon tedavisi gören hasta, daha iyi olacağını düşünmelidir. Eğer hasta antidepresan alıyorsa ilk iki-üç hafta zor geçecektir. İlacın etkisini göstermesi zaman alsa da etkisini göstermeye başladıktan sonra ortaya çıkan fark anlaşılacaktır."

Depresyon tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçların bağımlılık yapmadığını belirten Aşkın, doktorun, hastanın durumuna göre uygun ilacı yazacağını ifade etti.

Aşkın, tedaviye devam etmenin iyileşme kaydetmede en önemli nokta olduğunu vurgulayarak, "Tedavinin birinci ayının sonunda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Güne daha uyumlu başladığınızı ve depresyonun üstesinden geleceğinizi göreceksiniz. Önemli olan tedaviyi sürdürmeye devam etmeniz. Kendinizi iyi hissetmeye başladıktan sonra yeniden eski depresif duruma dönmemek açısından tedaviyi yarım bırakmamanız gerekir" diye konuştu.

-DEPRESYON BELİRTİLERİ-

Doktorun tedavi şeklini, hastalığın ciddiyeti, görülen semptomlar, hastalığın süresi, alınan diğer ilaçlar ve yaşam tarzına göre belirlediğini dile getiren Aşkın, depresyon belirtilerini şöyle sıraladı:

"Bir türlü geçmeyen üzüntü ve rahatsızlık duygusu, hobileriniz ya da daha önce yapmaktan hoşlandığınız aktivitelerden aldığınız zevkte ya da ilginizde azalma, kilo ya da iştahta değişiklik. Uyumakta zorlanma, çok erken kalkma ya da aşırı uyuma gibi uyku bozuklukları, konsantrasyon yeteneğinde azalma, yorgunluk
ya da enerji kaybı, hareketlerde yavaşlama, yaşam hakkında değersizlik, intihar veya ölüm düşünceleri depresyon belirtileri olabilir."

Prof. Dr. Aşkın, depresyonlu hastanın aile çevresinden destek almasının tedaviyi olumlu etkileyeceğini sözlerine ekledi.

Aktivitelerle Ruh Sağlığınızı İyileştirin

Egzersiz-Kadin Yaşam biçimi değişikliklerinize, daha aktif bir kadın olmayı mutlaka eklemelisiniz. Mümkünse düzenli egzersiz yapan, hareketli, doğa ile daha çok baş başa kalan, eklemleri ve kaslarını daha çok kullanan bir kadın olmakta ısrarcı davranmalısınız.

Düzenli egzersizin sağlığınızın sadece bedensel göstergelerini (kan şekerinde düzelme, kolesterol ve trigliseritte azalma, kan basıncında dengelenme, kemiklerde güçlenme) değil aynı zamanda ruh sağlığınıza da önemli katkılar sağladığını (stresle daha kolay mücadele etme, depresyonda azalma veya depresyon önleyici etkiler, daha iyi bir uyku) fark etmelisiniz.

Depresyona: Avokado

Meyvelerin-Faydasi_Avokado

Uzmanlar, sindirimi çok rahat olan avokadoyu, özellikle bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediyor. Bu meyvenin içerdiği E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu, depresyona sebep olan uyuşukluluğu engelliyor. Ama yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olduğu için zayıflamak isteyenlere önerilmiyor.

Uzmanlara göre, çikolatanın da doğal bir antidepresan görevi bulunuyor. Kolesterol oranı birçok balığın iki katı olan istiridye ise içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Elmanın ve kepekli ekmek de, dozu aşılmadığı sürece idrar söktürücü özelliğe sahip ve aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor. Sistit hastalığına karşı da kuşkonmaz tavsiye ediliyor.

Sevgi & Aşk