| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

483 "aşk" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"aşk" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kadınlar Ne İster?

AşkKadınların ilişkilerinde partnerlerinden beklentileri aslında düşünüldüğü kadar fazla ve zor değil.

Kadınların ilişikilerinde çok şey istediğini konu alan birçok yazı yazılmış, konu konuşulmuş, film çekilmiştir. Halbuki kadınların bir ilişkiden beklediği şeyler o kadar da çok değil… (Tabii bir de bu isteklerin erkekler için de geçerli olduğunu hatırlamak lazım.)

Gerçek şu ki kadınlar aslında çok da ufak şeyler mutlu olabiliyorlar…

Saygı
Kadınlar erkeklerden saygı ve duydukları saygıyı belli etmelerini bekler. Bir şey konuşulurken kadının düşüncesine, iş hayatına, kariyerine, hobilerine, fobilerine, arkadaşlarına, ailesine, vücuduna, ruhuna; kısacası her şeyine saygı duymasını bekler. Kadın-erkek fark etmez; saygıyı her insan bekler. Ama bir erkeğin eşine duyduğu saygıyı ufacık şeylerle bile belli etmesi kadını oldukça mutlu edecektir.

Seks
Evet, sadece erkeklerin seksi arzuladığı da nereden çıkmış! Kadınlar da romantizm etkili bir seksten oldukça zevk alırlar. Özellikle, sıcak dokunuşlar, yumuşak bir masaj veya şehvetli bir atmosfer yaratılmış yatak odasında yaşanacak geceler kadınları baştan çıkaracaktır.

Romantizm
Kadınların en çok keyif aldıkları şeyden biri de eşiyle birlikte televizyonun karşısına uzanıp patlamış mısır eşliğinde romantik bir film izlemektir herhalde. Veya özel bir gün olmasa bile eve geldiğinde mum ışığında bir yemek sürpriziyle karşılaşmak onu herkesten çok mutlu edecektir. Elele yürüyüşler, ilk günkü gibi romantik anılar yaşamak her kadının keyif aldığı dakikalardır.

İletişim
Kadınların konuşmayı ne kadar çok sevdiğini bilmeyenimiz yoktur herhalde. Her konuda açık olup, sıkıntı varsa bunu tartışmayı, heyecan verici bir mutluluk varsa bunu paylaşmayı tercih ederler. Dolayısıyla aynı şeyi karşısındaki kişiden de beklerler. Burada iki taraf için de unutulmaması gereken dinlemenin de en az konuşmak kadar gerekli ve önemli olduğudur.

Güven
Güven bir ilişkinin temelinde yatan en önemli duygulardandır. Kadının erkekte güven duygusunu aradığı kadar, erkek de kadında arar. Burada güven sadece kadının erkeğe duyduğu güven değil; erkeğin kendisine, kadının kendisine duyduğu güven de önemlidir. Zaten iki ilişkilerin sağlıklı yürümesi için de bu gereklidir.

Sürpriz
Beklenmedik hediyeler veya sürpriz rezervasyonlar bir kadını her zaman mutlu edecektir. Çünkü bunu hepimiz biliyoruz ki şaşırtılmak, şımartılmak hemen her kadının hoşuna gider. Bu nedenle iş yerine gelen iki kişilik bir uçak bileti veya yastığının altına konan minicik bir hediye kadını mutlaka mutlu edecektir.

Çiçek
Evet, yanlış duymadınız. Bir çiçek kadını o kadar çok mutlu ediyor ki. Evin kapısını açtığında karşısına çıkan kocaman bir demet çiçek ve arkasından görünen eşi, bir kadın için unutulmaz bir karedir. Bu çiçeğin tabii ki kocaman olmasına gerek yok, beklenmedik zamanda gelen bir gül de bir kadını mutlu etmeye yeter.

Burcunuzun Sekse Bakış Açısı

Burc_sekse_bakisBalık kadını romantiktir. Bu yüzden aşık olmadan seks yapması mümkün değildir. Koç erkeği, her zaman, her yerde ve her şartta seks yapabilir. Yay erkeğinin ise cinsel yaşamı maceralar ile dolu olmalıdır. İşte diğerleri...

Koç

Kadın

Koç kadını için seks spor gibidir. İçindeki güçlü enerjiyi boşaltabileceği muhteşem bir egzersizdir. Bu yüzden Koç kadınları ilişkilerinde seksi ön planda tutarlar. Sevişme esnasında aktif olmaktan ve partnerini yönetmekten hoşlanırlar. Utangaçlık gibi bir problemleri yoktur. Bu yüzden loş ışıklar ve romantik ortamlara gereksinim duymazlar. Gündüz yada bol ışıkta sevişmeyi tercih ederler. Fazla aşk oyunlarına ihtiyaç duymadan sonuca gidebilirler.

Erkek

Koç erkekleri, her zaman, her yerde ve her şartta seks yapabilirler.Burcun kadınları gibi onlar da seksi spor gibi ele alırlar. Biraz egoist davransalar da partnerlerini mutlu etmeden bırakmazlar.Aşk oyunlarını fazla uzatmazlar, buna karşın sonuca çok geç ulaşmaları ve kısa süre de tekrar sevişebilmeleri partnerlerini mutlu eder. Romantik kadınların bu erkekten uzak durmaları gerekir.

Boğa

Kadın

Boğa kadını için seks şık bir mekanda yenen lezzetli bir yemek gibidir. İyi dekore edilmiş bir yatak odası, lüks bir otel ve şampanya Boğa kadınını hemen harekete geçirir. Sevişme esnasında klasik pozisyonları tercih eder. aceleyi hiç sevmezler. Sürprizleri sevmez. Her zaman denediği ve sevdiği şekilde sevişmek ister. Değişik mekan ve pozisyonlar bir anda zevkini kaçırır.Yine de zamanla yenilikleri kabul edebilir. Çünkü o,bu dünyada tadılacak her tür zevki tatmaktan yanadır.

Erkek

Boğa erkekleri için seks, önce üremektir. Partneri ile bir çocuk sahibi olmak üzere seviştiği zaman inanılmaz bir performans sergiler. Bir gecelik ilişkilerden, alelacele sevişmelerden nefret eder. O da Boğa kadınları gibi klasik pozisyonları tercih eder. Partnerinden bolca sevilmek ve okşanmayı talep eder. Bu konuda koca bir bebek gibidir. Geç uyarılır ama bir kere uyarılınca saatlerce sevişebilir. Onu durdurmak zordur.

İkizler

Kadın

İkizler kadını için seks aktif zekasını kullanmadığı tek alandır. Çoğu zaman zihnini boşaltmak, sinirlerini gevşetmek amacı ile sekse ihtiyaç duyar. Gülerek, konuşarak sevişmeye bayılır. Partnerinin kışkırtıcı konuşmalar yapmasından hoşlanır. Erotik telefon konuşmaları, yazışmalar onu kolayca baştan çıkarır. Romantizmden hoşlanmaz, hatta bu onu güldürür. Uzun süren entelektüel tartışmalardan veya bütün gece eğlendikten sonra seks yapmak isteyebilir. Sürekli aynı partner, aynı yer, aynı teknikler ona göre değildir.

Erkek

İkizler erkeği değişikliklerden hoşlanır. Bu değişikliklerin içinde partner değişikliği önemli bir yer tutar. Sürekli aynı kişi ile seks bir İkizler erkeğini iktidarsızlığa bile sürükleyebilir. Seks onun için oyun gibidir. Bu yüzden aşk oyunlarını çok iyi bilir. Değişik mekanlar, pozisyonlar seks hayatının vazgeçilmez parçasıdır. Kimi zaman bir yeni yetme gibi davranabilir. Kendini güçlükle kontrol eder.

Yengeç

Kadın

Yengeç kadını için seks son derece doğal bir aktivitedir. O dünyaya bir sürü çocuk getirmek için gelmiştir ve her seviştiğinde doğurganlığını hisseder. Kimi zaman çocuksu ve pasif olur kimi zaman anaç ve sevecen. Mekan onun için çok önemlidir. Yumuşak ve büyük bir yatak, şömine ve yiyeceklerle dolu bir masa Yengeç kadının aklına bir bebek (sevişmek) yapmayı getirir. Sevilmekten, okşanmaktan, bir çocuk gibi öpülmekten çok hoşlanır.

Erkek

Yengeç erkeğine güzel bir yemek yapıp sarılıp kucaklarsanız kendini sekse hazır hisseder. Biraz ana kuzusudur ama kurda dönüşmekte gecikmez. Son derece duygusaldır, aşık olduğu kadınla sevişmekten hoşlanır. Bunun aksi olursa kendini yetersiz ve güvensiz hissedebilir ve bütün şevki kaçar. Yengeç kadınları gibi o da mekana hassastır. Kendini sıcak yuvasının yatak odasında bir Aslan gibi hisseder. Yabancı mekanlar ise zevkini kaçırır.

Aslan

Kadın

Aslan kadını son derece ateşlidir ama onun ateşini körükleyecek bir partneri olursa. Bu da ne kadar güzel ve çekici olduğunun, hiçbir kadının onunla boy ölçüşemeyeceğinin söylenmesinden geçer. İnisiyatif almaktan hoşlanır, kendi yöneteceği pozisyonları tercih eder. Lüks ve ihtişamlı mekanlarda kendini daha iyi hisseder. Sevişme sonrasında mutlaka ne kadar muhteşem olduğunun söylenmesini bekler.

Erkek

Aslan erkeği için seks ne kadar güçlü olduğunu gösterebileceği bir alandır. Bu yüzden kendine fazla güveni olan bir partner ile mutlu olamaz. O da burcunun kadını gibi pohpohlanmaktan ve ne kadar süper bir erkek olduğunun söylenmesinden çok hoşlanır. Çok sık seks yapmak istemeyebilir ama özellikle iş yaşamında bir başarı elde ederse performansı yükselir.

Başak

Kadın

Başak kadını hayatının diğer alanlarında olduğu gibi cinsel yaşamında da titizdir. Hem kendisi hem de partnerinin hijyeni onun için çok önemlidir. Bu yüzden sık sık banyoda sevişmek isteyebilir. Çekmecesinde en iyi marka prezervatifleri bulundurur. Temiz ve kolalanmış beyaz çarşaflar onu uyarmak için yeterli olabilir. Partnerinin nelerden hoşlandığını hemen anlar. Kendisi de aynı ilgiyi bekler.

Erkek

Başak erkeği de kadını gibi hijyene çok düşkündür. Değişik tekniklerden hoşlanır ama bazen kendini o kadar çok tekniğe kaptırır ki duygularını yaşamakta zorlanır. Mükemmeliyetçiliğini yenebilirse seks onun için daha zevkli bir hale gelir. Çoğu zaman partnerini acımasızca eleştirebilir. Bu eleştirileri kendine yönelterek de acı çektiği olur. Aşırı detaycılığı bazen de onu mükemmel bir aşık haline dönüştürebilir çünkü partnerinin isteklerini eksiksiz yerine getirir.

Terazi

Kadın

Terazi kadını için bu konuda da uyum şarttır. Kendisi ile aynı yerde aynı şartlarda, aynı şekilde seks yapabilecek bir partner bulamazsa cinsel yaşamı bir kabusa dönüşebilir. Onun için seks estetik bir ortamda estetik bir biçimde olmalıdır. Pornografik görüntülerden nefret eder. Erotizm daha çok ilgisini çeker. Vücuduna önem veren bakımlı bir eş ister.

Erkek

Terazi erkeği ancak güzel bir kadın ile seksi düşünebilir. Aksi taktirde karanlıkta sevişmeği yeğleyecektir. Zaman zaman içtenliğini kaybedip yüzeyselleşebilir. Genelde sevecen ve şefkatlidir. O da Terazi kadını gibi uyumu ön planda tutar. Herşeyin bir zamanı olduğunu düşünüp olur olmadık zamanda kendisine kur yapan bir eşten hiç hoşlanmaz. Narsist (kendine hayranlık) eğilimleri olabilir.

Akrep

Kadın

Akrep kadını vamp denilen cins kadınlardandır. Partnerini kolayca uyarabilir. Bu, onun doğal yeteneğidir. Onun için seks, yaş, yer, zaman gözetmeksizin yapabileceği zevkli bir iştir. Tabu nedir bilmez. Aşık olduğu kişi ile nasıl beraber oluyorsa nefret ettiği kişi ile de aynı şekilde beraber olabilir. Negatif duygular onu daha da çok heyecanlandırır. İhanete uğrayıp intikam almak isterse korkunç bir performans sergileyebilir.

Erkek

Bir Akrep erkeği için seks her şeyden önce gelir. Aç kalabilir ama sekssiz yaşayamaz. Seksi tabir edilen kadınlara düşkündür. O da Akrep kadını gibi tabu nedir bilmez. Onun için güzel veya çirkin kadın kavramı yoktur. Her kadın çekicidir ve o hazırdır. Aşık olduğu zaman tuhaf bir biçimde cinsellikten uzaklaşır. Bu çok uzun sürmese de gerçek anlamda bunalıma girebilir. Bu yüzden aşk duymadığı kadınları tercih ettikleri görülür.

Yay

Kadın

Yay kadını seksi sever ve bu onu çok eğlendirir. Fakat bazen eğlence limitlerini öğle bir aşar ki partnerine zor anlar yaşatır. Değişik kültürlerin sevişme tekniklerini denemek ister. (Tao, Kamasutra). Seks onun için yeni ülkeleri keşfetmek gibidir. Bu yüzden sık partner değiştirme riski vardır. Sevişme sonrasında patavatsızca sözler söyleyip eşini kırabilir. Veya seks üzerine saatler süren felsefi bir konuşma yapabilir.

Erkek

Yay erkeğinin cinsel yaşamı maceralar ile dolu olmalıdır. Fırtınalı bir gecede çadırda, denizin dibinde, çam ormanlarında ve aklınıza gelebilecek tüm egzotik ortamlarda seks yapmaktan hoşlanır. Haftasonu duş alıp, biraz sohbet edip, müzik dinleyerek başlayan sevişmelerden nefret eder. O da uzak doğu tekniklerinden, Afrika kabilelerinin tekniklerine kadar uzanan ilginç metotlara meraklıdır.

Oğlak

Kadın

Oğlak kadınları yaşamlarının diğer alanlarında olduğu gibi güvenli seksten yanadır. Güven duymadığı kişi ile asla beraber olmaz. Cinsel yaşamını gizli tutar. Kendini de kolay kolay ele vermez. Soğuk ve mesafeli görünümü güven duygusu arttıkça değişir sevecen ve çekici olur. Başlangıçta belki çekingendir ama zaman ilerledikçe tabularını yıkar. Partnerine güven duyarsa tam bir Geyşa olabilir.

Erkek

Burcunun kadını gibi mesafeli ve soğuk görünür. Tatmin olması güçtür. Bir gecelik ilişkilerden hoşlanmaz. Bunu istese bile son anda vazgeçebilir. Seksin ciddi bir iş olduğunu düşünür. Eşine karşı fedakardır. Sakin ortamlardan hoşlanır. Sorumluluk sahibidir. Doğum kontrol yöntemlerini uygular. Bazı Oğlak erkekleri ise aşırı güvensizlikten sürekli partner değiştirir ve bir türlü istedikleri gibi bir eş bulamadıklarından yakınır dururlar.

Kova

Kadın

Kova kadını bağımsızdır. Bir gecelik aşklar, evli erkekler, sıra dışı kişiler ilgisini çeker. Evlilik cinselliğe olan ilgisini azaltır. Evlendiği zaman partnerinin onu şaşırtmasını bekler. Monotonluktan, klasik pozisyonlardan nefret eder. Kıskanç bir partnerle asla yapamaz. Yaratıcıdır. Eşini şaşırtabilir. Seks onun için özgürlüktür.

Erkek

Onun için seks arkadaşlıktan sonra gelir. Arkadaş olabildiği kadınla seksi düşünebilir. Seks yaşamında önemli bir yer tutmaz. Canı istediği zaman herhangi biri ile herhangi bir yerde beraber olur ve hemen unutur. Sevgi gösterileri ve romantizm ona göre değildir. Buna karşın seks shoplara ilgisi büyüktür. Mekanik oyuncakları sever. Erotik filmler, fotoğraflar ilgisini çekebilir. Sanal seks favorisidir.

Balık

Kadın

Balık kadını romantiktir. Bu yüzden aşık olmadan seks yapması mümkün değildir. Seks onun ayaklarını yerden kesecek muhteşem bir deneyimdir. Eşine karşı sevecen ve fedakardır. Kimi zaman hoşlanmadığı şeyleri sadece partnerini memnun etmek için yapar. Sevilmek okşanmaktan çok hoşlanır. Sert hareketlerden, kaba davranışlardan nefret eder. Denizde veya banyoda sevişmekten hoşlanır.

Erkek

Balık erkeği çok çabuk etkilenir. Bu yüzden sürekli partner değiştirebilir ve de vicdan azabı duyar. Seks onun için elinde olmadan kendini kaptırdığı dalgalara benzer. Romantiktir. Egzotik bir yerde yenen yemek, birlikte dinlenen hoş bir müzik onu hemen uyarır. Sevgi doludur. Eşini öpücüklere ve iltifatlara boğar (ilgisi başka bir yöne kaymadıkça). İçki içer içmez aklına seks gelir.

İlişkilerdeki Temel Problemlerin Çözümleri

Aşkİlişkilerinde, eninde sonunda birkaç engebeyle karşılaşmayan çift sayısı çok nadirdir. Uzmanlar, eğer bu problemlerin neler olabileceğini önceden kestirebilirseniz, fırtınayı atlatma şansınızın artacağını söylüyor.

Normal olarak bir çiftin hayatlarını birleştirmeden önce belli başlı bazı konuları tartışması beklenir: para, ihtiyaçlar, aile yaşantısı gibi… Tabi ki öncesinde bu konuları konuşmuş olsanız bile, evlilik (veya uzun süreli birlikte yaşanılan bir ilişki) kesinlikle düşündüğünüz gibi olmayacaktır.

‘‘Evlilikteki Dönüş – The Marriage Turnaround’’ kitabının yazarı, evlilik ve aile terapisti Dr. Mitch Temple’a göre, her evlilikte sorunlar çıkmasına rağmen, bu sorunları idare etmede başarılı olan çiftler aşklarını devam ettirebiliyorlar. Evlilik süresince çabalayarak, problemleri çözmeye uğraşarak, ve günlük yaşamdaki karmaşık konuların etrafından ustaca sıyrılmayı öğrenerek başarı kazanıyorlar.

İşte bazı sıkça görülen sorunlar ve bunların nasıl çözüleceği hakkında ipuçları:

İlişki Problemi: İletişim

‘‘Aileleri Kaynaştırmak – Blending Families’’ kitabının yazarı Elaine Fantle Shimberg, ‘‘Bütün ilişki sorunları zayıf iletişim becerisinden çıkar. Cep telefonunuzu kontrol ederken, TV izlerken veya bir indirim mağazasında dolanırken, iletişim kurulamaz.’’ diyor.

Sorun giderici stratejiler:

• ‘‘Zaman yaratın… Evet, gerçek bir buluşma ayarlayın. Eğer birlikte yaşıyorsanız, cep telefonlarınızı titreşime alın, çocuklarınızı yatırın ve ev telefonunuza telesekreter cevap versin.’’ diyor Shimberg. Gerçekten ona zaman ayırın.
• Eğer sesinizi yükseltmeden konuşamıyorsanız, sizi bağırırken görürlerse hoş hissetmeyeceğiniz yerlerde tartışın. Kütüphane, park, restoran gibi… Evet yanlış duymadınız, bağırmak sizi utandırabilir ve bu da sesisini alçatmanızı sağlar . Bu sayede kendinizi zorlayarak da olsa düzgün bir iletişimin ilk adımları atılabilir.
• Bazı tartışma kulları koyun. Bir taraf diyeceklerini bitirmeden söz kesmemek, ‘‘Her zaman böyle yapıyorsun.’’, ‘‘Hiçbir zaman şöyle yapmıyorsun.’’ gibi cümleleri yasaklamak gibi…
• İletişimimin büyük bir kısmının dinlemek olduğunu unutmayın ve vücut dilinizin bunu yansıtmasını sağlayın. Yani kağıtlara bir şeyler karalamayın, saatinize bakıp durmayın, tırnaklarınızı kemirmeyin vb… Kafanızla onaylayın ki karşınızdaki kişi mesajın yerine ulaştığına emin olsun. Eğer gerek duyarsanız cümleyi yineleyin. Örneğin; ‘‘Anladığım şu ki ikimizin de çalışıyor olmasına rağmen senin evde daha fazla iş yaptığını söylemek istiyorsun.’’ gibi. Eğer haklıysanız, karşınızdaki onaylayabilir ve aslında karşınızdakinin asıl demek istediği ‘‘Hey, devamlı arkanı toplamak zorunda bırakarak bana çok daha fazla iş çıkartıyorsun!’’ ise bile bunu daha nazik bir biçimde söyleyebilir.

İlişki Problemi: Seks

Amerika’da yayınlandığı ilk günden itibaren ilişkilere mantıklı çözümler getiren bir kaynak olarak bakılan kitap ‘‘Lütfen Hayatım, Bu Gece Olmaz – Please Dear, Not Tonight’’ yazarı Fay, ‘‘Birbirlerini seven partnerler bile sekste uyumsuz olabilirler. Bu sorunlar bize kadınlarında erkeklerin de aslında cinsellik eğitimi ve kendi seksüel farkındalığının yetersiz olduğu gerçeğini veriyor.’Ancak yine de seks yapmak belki de vazgeçmemiz gereken en son şey. Seks bizi birbirimize yaklaştıran, vücutlarımıza fiziksel ve zihinsel olarak yardım eden hormonları açığa çıkarır ve sağlıklı bir çiftin arasındaki kimyayı canlı tutar.’’ diye de ekliyor.

Sorun giderici stratejiler:

• Fay’e göre çözüm; ‘‘Plan, plan, plan’’. ‘‘Bir günde uzlaşın. İlla ki iki tarafın da yorgun olacağı bir gece olmasına gerek yok” diye öneriyor Fay. ‘‘Seksin tarihi bir kere belli oldu mu, bu durum ilgiyi arttırır.’’ diyor Fay ve bazı şeyler katmanın seksten alınacak keyfi de arttıracağını ekliyor.
• California’lı yüksek lisans sahibi fizyoterapist Allison Cohen ise, ayrıca partnerinize onun neyin tahrik ettiğini sormanızı ve kişisel bir ‘seks listesi’ hazırlamanızı öneriyor. Tabi ki aynı şeyi partnerinizin de yapması kaydıyla. Birbirinizin gerçekte nelerden tahrik olduğunuzu öğrenin. Cevaplar sizi şaşırtabilir. Listeleri karşılaştırın ve iki tarafın da hoşuna gidecek yeni senaryolar üretmekte kullanın.

İlişki Problemi: Para

Para problemleri, yüksek düğün masrafları yüzünden düğün yeminleri edilmeden çok daha önce bile başlayabilir. Amerikan Ulusal Kredi Danışmanlık Vakfı (NFCC), özellikle para sıkıntısı olan çiftlere düğünden önce finansal durumları hakkında uzun bir konuşma yapmalarını öneriyor.

Sorun giderici stratejiler:

NFCC uzmanları, bu çok gereken konuşma için şu tavsiyeleri veriyor:
• Şu andaki finansal durumunuz hakkında dürüst olun. Eğer işler kötüye giderse, aynı hayat tarzını devam ettirmek gelir kaybınız inanılmaz bir dereceye ulaşana kadar sürer.
• Konuya bir savaş gibi yaklaşmayın. Bunun yerine iki taraf için de uygun ve tehdit unsuru içermeyen bir zaman belirleyin.
• Bir tarafın çok harcayan, diğer tarafın da biriktiren karakterde olabileceğini, bu iki durumun da avantajları olduğunu ve karşınızdakinin eğilimlerden bir şeyler öğrenebileceğinizi kavrayın.
• Borç veya gelir saklamayın. Masaya son alınan kredi raporunuzu, banka duyuruları, ödeme emirleri, sigorta poliçeleri, borçlar ve yatırımlar gibi dokümanlarınızı getirin.
• Karşınızdakini suçlamayın.
• Tasarruflarınızı biriktiren ortak bir bütçe hazırlayın.
• Kimin aylık hangi faturaları ödemekten sorumlu olacağına karar verin.
• İki tarafa da belli bir miktar parayı kendi kararıyla harcama konusunda izin verin.
• Uzun ve kısa vadeli hedeflerde uzlaşmaya varın. Kişisel hedeflerin olması iyi bir şey ama ailevi hedeflerinizi de düşünmeniz gerek.
• Eğer gerekli olursa, ebeveynlerinizin yaşlandıklarında bakımıyla ve finansal ihtiyaçlarıyla ilgili neler yapabileceğinizi konuşun.

İlişki Problemi: Evdeki İşlerle İlgili Tartışma

‘‘Günümüz ekonomisi nedeniyle bugünlerde çoğu çift dışarıda, hatta çoğu zaman bir işten fazla işte çalışıyor. Bu yüzden evin gerektirdiği işleri eşit şekilde bölüşmek çok önemli. ‘’ diyor Prof. Dr. Paulette Koufmann Sherman. Sherman, ‘‘Bütün Yönleriyle Flört: Çekim Kanununu Gönül İşlerinde Nasıl Kullanırsınız? – Dating From Inside Out: How to Use the Law of Attraction in Matters of the Heart’’ kitabının da yazarı. Sorun giderici stratejiler:

• Evdeki ayrı işleriniz konusunda organize ve açık olun. Sherman, ‘’Yapılacak bütün işleri bir kağıda yazın ve kimin neyle ilgileneceğine karar verin.’’ diyor. Ama adil olun. İkinizin de işlerinin eşit olmasını sağlayın ki herhangi bir gücenme olmasın.
• Başka çözümlere de açık olun. Eğer ikiniz de ev işinden nefret ediyorsanız belki bir temizleme şirketini düşünebilirsiniz. Eğer biriniz ev işi seviyorsa diğer partner çamaşır ve bahçeyle ilgilenebilir. İki tarafa da adil geldiği sürece yaratıcı olabilir ve tercih kullanabilirsiniz.

İlişki Problemi: İlişkinizi Ön Plana Almamak

Eğer aşk hayatınızı canlı tutmak istiyorsanız, ilişkinizi hayatınızın odak noktası yapmak ‘‘Kabul ediyorum’’ demekle bitmiyor. ‘‘Evlilik Sihri: Bulun, Yakalayın ve Sürmesini Sağlayın – Marriage Magic:Find It, Keep It and Make It Last’’ kitabının yazarı, Prof. Dr. Karen Sherman, ‘’İlişkilerdeki şehvet duygusu zamanla kayboluyor. Bu yüzden kendinizinkini, önceliğiniz yapın.’’diye belirtiyor.

Sorun giderici stratejiler:

• İlk beraber olmaya başladığınızda yaptığınız şeyleri yapın. Memnuniyetinizi gösteren hareketler yapın, birbirinize iltifat edin, gün içinde birbirinizle konuşun ve alaka gösterin.
• Gece buluşmaları ayarlayın. Takviminizde bu geceleri, hayatınızdaki diğer önemli olaylar gibi işaretleyin.
• Birbirinize saygı duyun. ‘‘teşekkür ederim’’, ‘‘minnettarım’’ gibi kelimeler kullanın. Bu, partnerinizin sizin onu düşündüğünüzü anlamasını sağlayacaktır.

İlişki Problemi: Fikir Ayrılığı

New York’lu fizyolojist Prof. Susan Silverman’a göre arada sırada oluşan fikir ayrılıkları hayatımızda kaçınılmazdır. Prof. Silverman’nın görüşleri. Onlardan kaçamazsınız ve yok sayamazsınız. Eğer çift olarak kendi kabusunuzda başrol oynamaya başladığınızı hissederseniz, bu zehirli rutine ara verme zamanı gelmiş demektir. Bu basit gerçekleri bilmek sinirinizi yatıştıracak ve duruma sakin bir bakış atmanızı sağlayacaktır.

Sorun giderici stratejiler:

‘‘Fikir ayrılıklarını çözme yeteneği sizin ve partnerinizin daha yapıcı bir şekilde tartışabilmenizi sağlar.’’ diyen Silverman, şu tavsiyeleri veriyor:

• Kurban değilsiniz. Bir tepki vermek veya nasıl bir tepki vereceğiniz sizin seçiminiz. • Kendinize karşı dürüst olun. Bir tartışmanın ortasındayken söyledikleriniz sonuca yönelik mi yoksa intikam amacı mı güdüyor? Eğer yorumlarınız suçlayıcı ve yaralayıcı ise derin bir nefes alıp strateji değiştirmeniz gerekir.
• Değişin. Eğer tepkileriniz geçmişte size acı ve mutsuzluk getirenlerle aynıysa, bu sefer de farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Ufak bir değişim bile çok şey ifade edebilir. Eğer genelde karşınızdaki konuşmasını bitirmeden hemen kendinizi savunmaya geçiyorsanız, bu sefer bir-iki dakika bekleyin. Bu ufak değişimin nasıl bütün tartışmanın şiddetini değiştirdiğini görüp şaşıracaksınız.
• Biraz taviz verip çok şey kazanın. Hatalı olduğunuzda özür dilemeyi deneyin. Zor olduğu kesin, ama bir şans verin ve sonunda ne kadar mükemmel bir şey oluyor görün.
Silverman, ‘’Hiç kimsenin davranışını tamamen kontrol edemezsiniz.’’ diyor. ‘’Değiştirebileceğiniz tek davranış kendinizinki...’’

İlişki Problemi: Güven

Güven bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Partnerinize güvenmemenize neden olan bazı davranışlar mı var veya sizin içinizde başkalarına güven duymanızı engelleyen çözülmemiş sorunlar mı var?

Sorun giderici stratejiler: • Tutarlı olun.
• Dakik olun.
• Yapacağım dediğiniz şeyi yapın.
• Partnerinize ya da başkalarına, ufak beyaz yalanlar bile söylemeyin.
• Bir tartışmada bile adil olun.
• Karşınızdakinin duygularına karşı hassas olun. Aynı şekilde düşünmek zorunda değilsiniz ama partnerinizin hislerini küçümsemeyin.
• Arayacağınızı söylediğiniz zaman arayın.
• Geç kalacağınızı söylemek için arayın.
• İşlerde payınıza düşeni yapın.
• Bazı şeyler ters gittiğinde aşırı tepki göstermeyin.
• Eski dosyaları tekrar açmayın.
• Asla geri alamayacağınız şeyler söylemeyin.
• Kıskanç olmayın.
• Partnerinizin sınırlarına saygılı olun.
• İyi bir dinleyici olun.

‘‘İlişkilerin iniş ve çıkışları olmasına rağmen, evlilik problemlerinden tamamen kurtulmak olmasa bile onları en aza indirmek için iki tarafın da yapabileceği şeyler var.‘’ diye konuşuyor psikolog Karen Sherman. Gerçekçi olun. Eşinizin sizin bütün ihtiyaçlarınızı karşılayacağını ve bu ihtiyaçları sormadan anlayabileceğini düşünmek, bir beyaz atlı prens veya prenses masalıdır. Neye ihtiyacınız olduğunu direk olarak sorun.

Mizah duygunuzu kullanın. Boş vermeyi ve eğlenmeyi öğrenin. Ayrıca ilişkiniz üzerinde çalışmaya ve ilişkinizin neye ihtiyacı olduğunu anlamaya istekli olun. Başka birisiyle daha iyi olacağını düşünmeyin, iletişim yeteneklerinizin eksikliğinden dolayı bu ilişkinizdeki aynı sorunlar, yeni ilişkinizde de var olacaktır.

Aldatan Erkeğin Yalanları

AdamEğer sevdiğiniz erkeğin yalan söylediğini anlamak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken noktaların birkaçı şöyle:

Sizinle konuşurken yüzünüze dokunuyorsa, gülümsüyorsa, gözlerini kaçırıyorsa, yüz kasları titremeye başladıysa, kollarını çaprazlama tutuyorsa ya da konuşma anında bacak bacak üstüne atarsa, gözbebekleri küçüldüyse, "Evet" cevabı verirken başını "Hayır" anlamında iki yana sallarsa, ellerini saklarsa, kelimeleri yanlış söyleyip tutuk konuşuyorsa, bilin ki size yalan söylüyor!

1- Telefonda erkek ismiyle kayıtlı kızlar

Erkekler artık uyandı. Önceden sevgililerinin telefonlarını cep telefonlarına kaydetmez, ceplerine herhangi bir yere isimsiz not düşerlerdi. Şimdi durum farklı... Onlar şimdi görüştükleri diğer kızların adını erkek isimleriyle kaydedip, sorunu geçiştiriyorlar.

2- Sevgiliye ikinci bir telefon hattı

Ayrıca şimdi erkekler telefondan dolayı yakalanmamak için, sevgiliye ve kendisine ikinci bir telefon hattı alıp dilediklerince görüşüyorlar. Bu durumda yakalamak biraz zor. O hattı bilmediğiniz müddetçe tabii... Ancak ikinci bir telefonu varsa, onu saklaması biraz zor olabilir.

3- Sürekli özür diliyorsa

Size bir tatlı sözü çok gören erkeğiniz, süt dökmüş kedi gibi yanınızdan ayrılmıyorsa, bilin ki bu işin içinde bir iş var. Durumu çakmayasınız diye yapmadığı numaralar kalmayan erkeğiniz, hiç beklemediğiniz bir anda elinde çiçeklerle geliyorsa, sizi yemeğe götürüyorsa ya da ani sürprizler yapıyorsa dikkat edin.

4- Sık sık hediye alıyorsahediye

Daha önce sizi hiç düşünmeyen partneriniz birden sizi hediyelere boğmaya başladıysa, dikkat! Suçluluk duygusu adama birçok şey yaptırır çünkü. Tabii kadınına böylesine hoş sürprizler yapan her erkek aldatıyor diyemeyiz ancak, kilit noktanın sezgileriniz olduğunu unutmayın.

5- Yeni teknolojiler yalanlara hizmet ediyor

Size seyahate çıkacağını söyledi ve havaalanından arayıp cep telefonunu çaldırdığını iddia ediyor. Ankesörlü telefondan arıyormuş! Gerçekten de arka planla uçak sesleri ve bir gürültü duyuyorsunuz... Ama sakın o kadar emin olmayın. Son zamanlarda çıkan yeni bir teknoloji ürünü, istenen ortamın sesini çıkartıyor. Havaalanı, trafik, ofis ortamı... Bunu telefona dayadıkları anda tamam!

6- Gideceğim yer yakın, boşver arabayı...

Araçları olmasına rağmen, arkadaşlarıyla buluşmaya diye çıkıp "Bir kahve içeceğiz zaten, yakın, aracı almama gerek yok" diyen bir erkek, böylece daha baştan eve geç geleceğinin sinyalini veriyor. Geciktiğinde de, "Taksi bulamadım" ya da "Aracımız kaza yaptı" gibi bahanelerle karşınıza çıkıyorsa, öncesinde de buna benzer davranışlarla sık karşılaştıysamz, tırnaklarınızı göstermenizde fayda var.

7- Bizimkilere uğradım, uyuyakalmışım!

Hiçbir anne, siz aradığınızda yorgunluktan uyuya kaldığını söylemesini rica eden ana kuzusu oğluna, hayır diyemez. Annelerini çapkınlıklarına alet eden erkeklerle baş etmenin en etkili yolu, annesiyle sıkı bir ilişki kurmaktır!

8- Şarjım bitti!

İnanmayacaksınız ama erkekler hala bu yalanın altına sığınmaya devam ediyor. Kadınlarsa inanmaya devam ediyor! Cep telefonlarının şarjı eskisi kadar kısa sürede bitmiyor...

9- Uçakta yer bulamadım

Hafta içi iş için şehir dışına çıktı, şimdi de hafta sonu için gelemeyeceğini söylüyor, çünkü uçakta ya da otobüste yer yokmuş! İlk bakışta mantıklı gibi görünse de, bu da kuyruklu bir yalan! Hemen uçak ya da otobüs şirketini arayıp, yer olup olmadığını öğrenebilirsiniz...

10- Beni anlamıyorsun!

Erkekler bir yanlış yaptıklarında zeytinyağı gibi üste çıkmaya bayılıyor. Biraz sıkıştırın, "Seninle de bir şey konuşulmuyor" gibi kaçamak cümlelere başvuruyorlar. Biliyorlar ki, karşınızda biraz daha konuşurlarsa yaramazlıkları ortaya çıkacak. Onunla konuşmayı bile başaramıyorsanız, üstelik hareketleriyle sizi aldattığından da şüpheleniyorsanız, o erkekte neden ısrar ediyorsunuz? Boşverin. 

Türk Erkeğini Üzecek Araştırma!

İlişkilerBeş ülkenin erkekleri arasında yapılan ankete göre en çabuk boşalan erkekler Türkler çıktı.

Hollanda'daki araştırmacılar, beş ülkeden 500 erkek seçti. Seçtikleri erkeklerin zamana karşı cinsel performanslarını ölçen araştırmacılar, İngiliz erkeklerinin orgazma ulaşma sürelerinin 10 dakika olduğunu saptadı.

Buna göre araştırmaya katılan diğer denekler ve ülkeler geride kalırken, İngiliz erkeklerinin performansının ve cinsel doyuma ulaşma sürelerinin daha uzun olduğu tespit edildi.

Gazeteport'un haberine göre sıralamada Amerikalılar ikinci geliyor.

Onların boşalma süreleri 8 dakika olarak belirlendi. Hollandalılarsa üçüncü, 6.5 dakika! İspanyol erkelerin karşı cinse zevk verme süreleri ise 4.9 dakika olduğu belirtiliyor.

Zamana karşı yarıştırılarak performansları değerlendirilen beş ülke erkekleri arasında sonuncu sırayı ise Türkler alıyor. Onların kadınları mutlu etme süreleri sadece ve sadece 4.4 dakika!

İşte Tek Gecelik İlişkilerin Sebebi

İlişkilerCinsellik Türkiye’de öyle bir hal aldı ki… Bir yönde hala prezervatif almaya utananlar, diğer yanda tek gecelik ilişkileri artık bir alışkanlık haline getirenler. Durum böyle olunca uzmanlar da cinselliğin bugün geldiği yeri tartışmaya devam ediyor.

Cinselliği Türkiye’de ikiye ayırmak gerekiyor. Bir tarafta erkekler kadar özgür kadınlar varken diğer tarafta orgazmın hala ne olduğunu bilmeyen kadınlar var. Bu durumda uzmanlar da hem çiftlerin cinsellik hakkındaki bilgisizliğini aşmaları yönünde uyarıyor hem de cinsel özgürlük devriminin getirdiği toplumsal sorunlarla uğraşıyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz Uzman Psikolog Alanur Özalp, modern dünyada cinselliğin geldiği boyutu anlattı.

 

Günümüzde kadınlar da artık çok rahat bir şekilde erkekleri bir gecelik ilişki olarak görüyor ve sadece cinsel duygularını bastırmak için bir erkekle beraber olup sabah onu unutabiliyor. Bu durum toplumda ne tür sorunları beraberinde getiriyor?

İnsanlar büyük şehirlerde çok yalnız. Bu nedenle de tek gecelik ilişkileri tercih ediyorlar. Fakat bu tek gecelik ilişkileri tercih ettiklerinde erkek veya kadın olarak cinselliği bilmedikleri anlamına gelmiyor. Burada bir tehlike yok. İnsanlar birbirlerini kullanmıyorlarsa bir zarar yok. İki taraf da hazırsa, korunma tedbirleri de alınıyorsa sorun yok. Şartlar bunu getiriyor.

Modern toplumun gereği olarak kadınlar da artık erkekler gibi yatakta hakimiyeti ele almak istiyor. Bu durum erkeğin psikolojisini ne yönde etkiliyor?

Bu durum erkek psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Çok bilinçli erkeklerde de “erkek benim, üstte olacak benim” gibi bir bilinç yerleşmiş. Cahil insanlarda bu daha büyük tehlikelere mal olabiliyor. Cinayetler işlenebiliyor. Genel olarak baktığımızda burada bir eşitlik olsun diyoruz. Orgazm olma söz konusu olduğunda her ikisi de orgazm olsun, her ikisi de kendini iyi hissetsin istiyoruz. Bu konuda bilgi eksikliği var.

 

Bu değişimin en büyük sebebi ne olabilir?

İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere itilebiliyor insanlar.

 

Cinselliği bu kadar özgürce yaşamak evlilik düşüncesini de kafalardan uzaklaştırmıyor mu?

Uzaklaştırıyor fakat bunun olabilmesi için iki kişinin de ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması gerekiyor. İstediğim zaman istediğim erkekle birlikte olurum, istemiyorsam olmam diyebilecek kadınların bunu söyleyebilmesi için para kazanıyor olması gerekiyor. Bu aynı zamanda erkek için de geçerlidir.

 

“Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünülmemesi lazım”

 

Türk insanı evlendikten sonra seksi nasıl yaşıyor?

 

Türk insanı seksi çok iyi bilmiyor. Biraz korkuyor, biraz kafası karışık. Tat almanın, hak etmediği bir şey olduğunu düşünüyor. Başkaları yapıyor kıskanıyor, ama kendisi konusunda bir zorluk var. Evlendik iş bitti, evlendik seks bitti diye düşünüyor. Seks senin de hakkın, doğal bir şey, yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç, bundan utanmak gerekmiyor. Fakat birçok kadın kocasından utanıyor, seksten utanıyor. Seks iki kişinin birbirlerine giriş yapmaları değil, dokunma, fantezi gibi bu işi zevkli hale getirmektir.

 

İyi bir cinsel yaşam haftada kaç kez seks demek?

 

Uzmanların söyledikleri kadarıyla haftada iki defadan az olmamalı. Az olma noktasını koymak üstünü de kişilere bırakmak gerekiyor. Günde üç olabilir, her gün de olabilir.

 

Aynı anda orgazm olunmaz

 

Orgazm konusunda yaşanan sorunlar neler?

 

Herkes aynı anda orgazm olalım istiyor. Aynı anda orgazm olmak gerekmiyor. Böyle yanlış bir bilgi var. Böyle bir doğru yok. Genellikle erkekler ilişki bittiğinde arkasını döner, uyurlar. Erkeğin fiziksel doğasından kaynaklanan bir durum var. Çünkü erkek orgazm olduğunda tamamen bitmiş oluyor. Yorulmuş oluyor ve arkasını dönüp, yatıyor. Fakat kadındaki duyarlılık hala devam ediyor. Bunun için erkeğin kadının bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadının da erkeğin bu özelliğini bilmesi gerekiyor. Kadın bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüyor, alınıyor ve küsüyor. Öbür tarafta erkek de kadının ilişki bittiğinde duyarlılığın sıfırlandığını anlatması, söylemesi gerekiyor. Böyle olmasına rağmen kadının duyarlılığı hala devam ediyorsa en azından kadına sarılarak bu gayreti göstermek gerekiyor.

Cinsellikte erkeklerin yaşadığı en büyük sorun nedir?

 

Biz bir araştırma yapmıştık neredeyse erkeklerin yüzde 80’inde erken boşalma sorunu olduğunu gördük. Ama erkeklerin çoğu “Aman, boşver” diyorlar. Bunu çözülmesi gereken bir sorun olarak algılamıyorlar. Kadınlar da bunun bir yardımla ortadan kaldırabileceğini bilmiyorlar. Bir psikolog terapisiyle bu sorundan kurtulabileceklerini bilmiyorlar. Bilseler, birlikte gidelim diyecekler belki. Biliyoruz ki Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğu ömründe orgazm olmamış.

 

Mastürbasyon hala bir tabu mu?

Kişiler kendilerini uyarabileceğini de bilmiyorlar. Doğru kaynaklara baktığımızda ilişki içinde karşılıklı çiftlerin birbirlerine yaptığı cinsel doyumlar varsa bu doyumlarla birlikte kişisel doyumların da devreye girdiğini görebiliyoruz. Ama biz de bunlardan da korkuluyor. Ben hastalarıma sorduğumda birçok genç kadının “hiç mastürbasyon yapmadım” dediğini duyuyorum. “Ben kendime dokunamam” diyen bir sürü kadın var. Böyle olunca da orgazm olmak oldukça zor oluyor. Böyle durumlarda profesyonel kişilerden yardım istemek gerekiyor. Fakat erkekler erkekliğine yediremedikleri için kadınlar da bu konuyla ilgili yardım istemeyi reddettikleri için ilişkiler tatsız, tuzsuz keyifsiz şekilde devam ediyor.

Nilgün YILDIZ / hurriyet.com.tr

Erkekler Daha Sık Kadınlar Daha Büyük Yalan Söylüyor

KadınYalan söylemeyi nasıl öğreniyoruz? Yalan söylemek bir hastalık olabilir mi? İşte uzmanımızın ağzından yalanla ilgili şaşırtıcı gerçekler...

Neden yalan söylüyoruz, kimler en çok yalan söylüyor, yalan söylemek ne zaman tehlikeli boyutlara varabilir? Yalanla ilgili tüm bu soruları Acıbadem Maslak Hastanesi'nden Klinik Psikolog Esra Başöz'e yanıtladı...

Çok küçük çocuklar bile masum yalancıklar söyleyebiliyor. Yalan söylemeyi nasıl öğreniyoruz?
Yalan söylemeyi hepimiz çocukken öğrenmeye başlıyoruz. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren yalan söylemeye başlayabiliyorlar. Zihinsel olarak yaşıtlarına göre daha ileride olan çocuklarda, bu yaş 2-3'e bile inebiliyor. Birçok ebeveynin düşündüğünün aksine, çocuklar çevrelerinde olan her şeyi takip etmekte, anlamakta ve analiz edip kendi içlerinde belli sonuçlara varmaktadırlar. Özellikle toplulukçu bir kültür olan Türkiye'de, insanların sürekli olarak birbirlerine 'Aman ayıp olmasın, birbirimizi kırmayalım' diye yalan söylediklerini görüyoruz. Çocuklar anne-babalarından öğrenmeseler de çevrelerindeki diğer insanları gözlemleyerek yalan söylemeyi kolayca öğrenebiliyorlar. Hatta çocuklar yalan söylemeye anne-babaları tarafından teşvik ediliyorlar. 'Teyzen beni özledin mi diye sorarsa evet de', 'Deden dün niye bize gelmediniz diye sorarsa, hastaydım de...' gibi yönlendirmelerle çocuklar, yalan söylemenin sosyal olarak ilişkileri olumlu yönde ilerleten bir faktör olduğunu öğreniyorlar.

Cezadan kaçmak için yalan
Çocukların yalan söylemeye başlamalarının başka bir önemli nedeni de cezadan kaçınmaktır. Özellikle bir kabahat işlediklerinde ağır bir şekilde cezalandırılan çocuklar, yalan söylemenin onları ceza almaktan kurtardığını fark edip, her durumda yalana başvurabiliyorlar. Okul çağındaki çocuklarda, yalan söylemenin, çocuğun gücünü ve kontrol hissini de arttırdığı görülmüştür. Çocuk yalan söyleyerek arkadaşlarım kandırabilmekte olduğunu görüp, bununla çeşitli muziplikler yaparak eğlenebilmektedir. Ailesine yalan söyleyen bir çocuk da yetişkin bireyleri kandırabildiğini görüp, kendini güçlü hissetmektedir.

Kimileri gayet kolay yalan söyleyip, üstelik hikâyeler yazabilirken, bazı kişiler en masum yalanlan bile söylemekte zorlanırlar. Bu iki insan tipinin arasındaki farkı bir psikolog olarak nasıl yorumluyorsunuz?
Kolay yalan söyleyebilmek ve bu yalarım üzerine hikâyeler yazmak, erişkinlerde psikolojik bir bozukluğun işareti olabilir. Bazı araştırmacılar erişkinlikte yalan söylemenin her koşulda patolojik olduğunu söylüyor. Masum yalanları bile söylemekte zorlanan kişilerin ise bu davranışlarının arkasında pek çok şey yatıyor olabilir. Örneğin, bu kişi dürüstlüğe çok önem veren bir aileden geliyor olabileceği gibi, söylediği yalanın ortaya çıkma olasılığından çok korkuyor da olabilir. Bu iki insan tipi arasındaki farkın çok farklı nedenleri olabilir, bunu daha net bir şekilde söyleyebilmek için kişilerin psikolojik durumlarının değerlendirilmesi gerekir.

'Yalancı' bir insandan bahsetmek mümkün mü, yoksa herkes şu ya da bu şekilde yalan mı söylüyor?
Günlük hayatta her insan çok farklı nedenlerle yalan söylüyor ya da söylemek zorunda kalıyor. Bu neden bazen hasta bir insanın üzülmesini engellemek olabileceği gibi, bazen de iş yerindeki bir sıkıntıyı gidermek olabilir. Bazı insanların ise yerli-yersiz, gerekli-gereksiz koşullarda, sürekli olarak yalan söyleyebildiğini görüyoruz. Bu kişiler ister istemez toplumda 'yalancı' olarak adlandırılabiliyorlar. Kim 'yalancı'dır derseniz bunu söylemek zor; çünkü bu çok göreceli bir kavram. Bazı durumlarda, bazı kişilere göre bir yalan söylemek bile 'yalancı' sıfatını vermeye yeterliyken, başka bir ortamda yalan söylemek çok kabul gören ve takdir edilen bir durum olabilir ve bu kişiler 'yalancı' olarak adlandırılmadıkları gibi, bu kadar kolay bir şekilde yalan söyleyebildikleri ve tehlike oluşturan durumdan kolayca kaçabildikleri için takdir görüyor da olabilirler.

Borderlıne ya da antisosyal kişilik bozukluğu olabilir

Peki, yalan ne zaman patolojik bir durumdur? Tedavi edilmesi gerekir?
Stres yaratan bir durumla karşılaştığımızda, bir şekilde suçlandığımızda cezadan kaçınmak için zaman zaman hepimiz yalan söyleyebiliyoruz; fakat bir kişi çok fazla yalan söylüyorsa, orada durup düşünmek gerekiyor. Daha önce belirttiğim gibi birçok uzmana göre, erişkinlerin yalan söylemesi her koşulda patolojik bir durum.

Kişinin kendisi ve kendisiyle ilişkili şeyleri olduğundan farklı bir şekilde göstermek amacıyla söylediği "Kişi yalanla gerçeğin ayrımını yapmakta zorlanır, gerçekleri abartır, değiştirir. Bu yalanlar, başka kişileri dolandırma, kandırma ve onlardan belli bir çıkar sağlamak için kullanılabileceği gibi hiçbir kişisel çıkar ya da yarar beklentisi olmadan da söylenebilir."

yalanlara düşlemsel yalan denir. Örneğin bir kişi mesleğini, eğitimini, maddi durumunu başka bir kişiye tamamen yalan söyleyerek, olduğundan çok daha farklı bir şekilde aktarabilir. Bu türde yalan söyleyen kişilerin benlik saygısı artar. Bazı kişilerde düşlemsel yalan söyleme o kadar artar ki, kişi söylediği yalanlara inanmaya başlar ve yalan bir dünyanın içinde kendine bir yaşam kurar. Kişi yalanla gerçeğin ayrımını yapmakta zorlanır, gerçekleri abartır, değiştirir. Bu yalanlar başka kişileri dolandırma, kandırma ve onlardan belli bir çıkar sağlamak için kullanılabileceği gibi hiçbir kişisel çıkar ya da yarar beklentisi olmadan da söylenebilir. Nedeni ne olursa olsun, sürekli düşlemsel yalanlar söyleyen kişilerin tedavi edilmeleri gerekir; çünkü bu kişiler yalan söyleyerek çevrelerindeki insanların gözünde olduklarından farklı bir kişi gibi gözükebilirler, onlara tutmayacakları sözler verebilirler ve dolayısıyla kendilerine ve diğer insanlara psikolojik olarak zarar verebilirler. Buna ek olarak, düşlemsel yalan söylemek, yetişkinlerde borderline ve antisosyal kişilik bozukluklarının bir belirtisi sayılmaktadır. Düşlemsel yalan söylemek, dönemsel olarak gelip geçen bir şey değil, bir kişilik özelliğidir. Bu kişilik bozukluklarının kişide olup olmadığının değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi çok önemlidir.

Yalanın çoğunlukla bir nedeni vardır. Aldatılan eşe karşı, patrona karşı ya da anne babaya karşı söylenen yalanlar gibi. Peki, hiçbir nedeni olmadan yalan söyleyenler! Nedensiz yalan söyleyenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında hiçbir nedeni olmadan yalan söyleyen kişilerden bahsetmek biraz zor. Çünkü aslında dışarıdan görülse de, görülmese de her yalanın kendi içinde bir söylenme nedeni vardır. Bu neden, kişinin kendine güvenini sağlamaya çalışması olabileceği gibi yaşamındaki güçlükleri kabullenememesi, onları inkâr etmeye çalışması da olabilir. Kişi bir psikolojik bozukluğun etkisiyle de yalan söylüyor olabilir. Bu türden yalanlar, nedenleri yok gibi görünseler de, kişinin sahip olduğu psikolojik bozukluk, bu yalanların söylenmesinin nedenidir.

En çok gençler yalan söylüyor

Genelde gençler mi, yoksa orta yaşta bulunan bireyler mi daha çok yalan söylüyor? Bu iki yaş kategorisinin başvurduğu tipik yalanlar var mı? Sıklıkla hangi tip yalanlara başvuruyorlar?
Gençler orta yaştaki bireylere göre daha çok yalana başvuruyorlar. Dr. Nancy Darling'in Pennsylvania'da yaptığı bir araştırma 21 yaşın altındaki ergenlerin yüzde 98'inin ebeveynlerine yalan söylediğini gösteriyor. İnsanların söylediği yalanların sayısı yıllar geçtikçe azalıyor; çünkü insanlar, yalan söylemenin ahlaki olarak istenmeyen, olumsuz bir özellik olduğunu sosyal ilişkilerinde deneyimleyerek ve çevrelerini gözlemleyerek öğreniyorlar. Ergenler ebeveynlerine, en çok ebeveynlerinin hoşlanmayacağı ya da onları cezalandıracağı konularda yalana başvuruyorlar. Örneğin, sevgilileri, eve geliş saatleri ya da dışarıya çıktıkları arkadaşları konularında... Orta yaştaki bireyler ise daha çok günlük yaşamlarının sorunsuz bir şekilde sürdürmelerini sağlayacak konulardaki yalanlara başvuruyorlar. Tabii bu durumlar da yetişkinlerin alabilecekleri bir cezadan kaçınmalarını sağlıyor. Örneğin; işe geç kaldıklarında, eşlerini kızdıracak bir şey yaptıklarında, ya da bir işi zamanında yetiştiremediklerinde...

Erkekler ve kadınlar söz konusu olduğunda, yalanın yoğunluğu ve yalan söylenen konular nasıl?
Yapılan araştırmalarda, erkeklerin, kadınlara göre daha sık yalan söyledikleri, fakat kadınların erkeklere göre daha büyük yalanlar söyleyebildikleri görülmüş. Düşlemsel yalanların söylenme oranının ise kadın ve erkeklerde eşit yoğunlukta olduğu bulunmuş. Yalan söylenen konular yaşanılan sosyo-ekonomik düzeye, eğitime, kültüre göre değişiklik göstermekle birlikte, en çok yalan söylenilen konuların ilişkiler, cinsel konular, karşı taraf hakkındaki negatif düşünceler, negatif davranışlar (sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı, kumar oynama vb.), kişisel görüş farklılıkları ve finansal konular olduğu saptanmış.

Kadın erkek ilişkilerinde bir tarafın sık sık yalana başvurduğunu gözlemleyen partner nasıl bir tavır almalı?
İlişkide bir taraf, karşı tarafın kendisine sık sık yalan söylediğini fark ettiğinde sessiz kalmayarak, bu konuyu ve bu konuda duyduğu rahatsızlığı karşı tarafla paylaşabilir. Bu konuyu paylaşırken kişi, karşı tarafı suçlayıcı bir tarzda değil, uzlaşmacı bir yaklaşım sergilemeyi deneyebilir. Kişinin karşı tarafa, yaptığı davranışın hiç hoş olmadığım vs. söylemesi yerine, bu davranışın kendisinde yaptığı etkiden, bu konudaki hislerinden bahsetmesi daha uygundur. Kişi bir suçlama ve saldırı ile karşı tarafa yaklaşırsa, karşı taraf da savunmaya geçer ve durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

Formsante

İşte Vücudunuzun Anlattıkları

CinsellikAsıl dikkat edilmesi gereken dudaklarınızdan çıkan sözler değil vücudunuzun verdiği sinyallerdir...

Evliliğinizde her gün yaşadığınız sıradan olayların ilişkiniz ve eşiniz hakkında bazı ipuçları verdiğinin farkında olursanız her şeyi anlamanın çok daha kolay olacağını görürsünüz. Eşinizin size sarılış şekli sizi ne kadar sevdiğini gösterirken, elinin tek bir hareketi sizi kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını da anlatabilir. Her an tetikte olmalı ve eşinizin dudaklarından çıkan sözlerinden çok davranışlarının ne anlattığına önem vermelisiniz.

Merhaba Öpücüğü

İyiye yorulacak işaretler: Yumuşak dudaklar her zaman eşinizin sizi görmekten mutlu olduğunu anlatır. Sizi özlediğini ise sarıldığı zaman anlayabilirsiniz. Sarılırken tüm vücudunuz birbirinizle temas halindeyse, eşiniz sizi gerçekten özlemiş demektir.

Dikkat etmeniz gerekenler: Kapalı dudaklarla yapılan bir öpüşme vücudunun uyarı sinyali vermesine neden olur. Ayrıca sarılırken vücutların birbirine değmemesi de kötüye işarettir. Eğer karşınızdaki kişi sizi istemiyorsa çenesi aşağıya doğru düşük durumda durur.

Onu sevdiğinizi gösterecek işaretler: Eşinize onu ne kadar çok sevdiğinizi göstermek istiyorsanız kapıdan içeri girdiğinde ona tüm vücudunuzu hissettirecek şekilde sarılın ve dudaklarından yumuşak bir şekilde öpün. Bunu yaparken çocuklarınızı özlediğinizde düşündüklerinizi anımsayın ve tüm dikkatinizi eşinize verin. İşe yaradığını göreceksiniz.

Tartışma Sırasında

İyiye yorulacak işaretler: Mutlu çiftler birbirleriyle tartıştığında, mutsuz olan çiftlere göre daha farklı bir vücut dili kullanırlar. Öfkeyle baksalar da gövdeleri birbirine dönüktür ve birbirlerinin gözünün içine çok fazla bakarlar. Bunun anlamı ise tartışsak da böyle bir konu hakkında kavga etsek de birbirimizi seviyoruzdur demektir.

Dikkat etmeniz gerekenler: Kavga ederken eşiniz dişlerini sıkıyor ya da parmaklarıyla çenesine dokunuyorsa size dediklerini kabul ettirmeye çalışıyor olabilir. Eğer vücudunu sizden uzağa çevirmişse, gözlerinde donuk bir bakış varsa ya da başka şeylere bakıyormuş gibi duruyorsa sizi dinlemiyor ve konudan uzaklaşmaya çalışıyor demektir.

Onu sevdiğinizi gösterecek işaretler: Eğer tartışmayı bitirmek istiyorsanız kollarınızı yere indirin, ona doğru yaklaşın ve başınızı aşağı yukarı şekilde sallayın. Böylece eşiniz onu dinlediğinizi hissedecektir. Eğer sizi dinlemesini istiyorsanız, onunla konuşurken koluna dokunun ya da elini tutarak gözlerinin içine bakın.

Yatakta

İyiye yorulacak işaretler: Mutlu çiftler birlikte olduklarında vücutların birbiriyle buluşması değil gözlerin buluşması önemlidir.

Dikkat etmeniz gerekenler: Gözler tamamen kapalıysa ve bakışlar boynunuzda ya da omzunuzdaysa kötü hissetmeniz doğaldır.

Onu sevdiğinizi gösterecek işaretler: Bazen birlikte olurken gözleri kapatmak da gerekir bunu düşünün ve kendi yaşadıklarınıza yoğunlaşın.

Vücudu ne anlatıyor?

• Bir restorana yemeğe gittiniz ve siz daha söylediğiniz yemeğin yarısındayken, eşiniz tatlıya geçtiyse bu tehlikeli bir işarettir.
• Dışarıda yemeğe gittiğinizde oturuş şeklinizde ilişkiniz hakkında bilgi verir. Uzun bir masada bir köşede siz, bir köşede eşiniz oturuyorsa, aranızda soğuk rüzgarlar esiyor demektir.
• Evde televizyon izlerken ikinizin de sırtı birbirine dönükse birlikte zaman geçirmekten çok da hoşlanmadığınız anlaşılabilir.
• Dışarı çıktığınızda biriniz önden diğeriniz arkadan yürüyorsa bu da evliliğinizde bazı şeylerin bittiğini gösterebilir. Vücut dilindeki anlamı ben kendi yoluma gidiyorum, sende kendi yoluna git anlamındadır.

Sensizlik Şehrine Taşındım!

Aşk

Kuşlara yakın bir ev kiralayıp, içine sadakatten koltuklar yaptırdım. Özlemini yorgan gibi her gece örtüyorum. Gidişinle dağılmıştı yuvam, şimdi her şeye baştan başladım, dantel gibi yaşamımı örüyorum.

Bilmediğim duygularla tanıştım. Yan komşularım acı, keder ve anılar. Akşamları balkonda kahve içiyoruz hasretinle, bir sen yoksun, bir de boşuna kurulmuş hayaller. Yeni evimin duvarları hüzün rengi, mutfağımda kavanozlara dizili duruyor gözyaşlarım.
Yine de her şey o kadar gamlı değil. En azından oturduğum sokağın adı umut! Bu sokakta ümitsizce oturmak benim bahtsızlığım olsa da, kaderle kavga etmiyorum. İki bayram arası aşk olmaz diye, iki yağmur arasını bekliyorum. Gerçi bu takvim yapraklarının sakinliği ömrümü yiyor ama olsun, sabrediyorum.
İçimden bir ses diyor ki, şu yeni mahallede apansız karşılaşacağız bir gün. Sen de yakınlarda bir yere taşınacaksın elbette! Bu eski şehrin evleri hep kiralık. Korkarım ben de sokak olacağım buralarda bir yere. Adım hayal kırıklığı olacak. Tesadüf bu ya, senin camın hep bana bakacak.
Sesli sevişmelerden, mırıldanılan kavgalara dönüştüğümde gitmeliydim aslında. Geç kalınmış bir okul gününe gider gibi hazırlanıp, yeniden sevecek gücüm varken taşınmalıydım sevdadan. Geç kaldım! Olsun, buna da alışıyor insan. Zaten kim destan yazabildi ki, Leyle ile Mecnun’dan sonra?
Bu evin şaşırtıcı manzaraları var. Cinnetle cinayet arasında gelip giderken aklım, pencereden bakıp, Cezayir menekşeleri gördüm bir akşamüstü. Vazgeçtiklerimi hatırladım. Sana vuruldum yeniden, bir daha aşka karşı boynum bükük, sustum.
Sabah kahvesinden sonra, fal kapattım. Kim bakacaksa? Yalnızlığım açtı fincanı. İçim kabarmış ama yakında geçecekmiş. Sonra telvenin ortasında bir göz varmış, gözü çıksın her kimse diye geçirdim içimden. Bir de üç vakte kadar kapımı uzun boylu bir aşk çalacakmış ama gel gör ki, o sırada ben evde olmayacakmışım. Falım bile kısmetsiz yani!
Yüzümü değiştirsem diyorum. Burnumu küçültüp, dudaklarımı büyütsem, ruhum da güzelleşir mi? Hayallere yasak yok nasılsa, koluma da bir hınzır sevda bulutu takarım. Sonra benden keyiflisi olmaz dünyada.
Aklımın kıvrımlarına girmişsin, kalbimin tamamında resmin var. Ne yapsam olmuyor. Kaçtığım, saklandığım kadar sana düşüyorum. Sensizlik şehrinde ben, hangi semte taşınsam mutlu olamıyorum. Bu ayrılık ne acı bir duygu, insan kendini ne kadar yoksul hissediyor? Yine de bir ışık var çünkü ben aşk manzaralı umut sokağında oturuyorum…

Eşlerin Birbirini Tanıması

Eşler Kişilerin birbirlerini tamamen tanıması ve birbirlerini tanıdıklarını düşündükten sonraki ilişkilerinde bir daha hiçbir değişiklik olmayacağını düşünmeleri, hiç de gerçekçi değildir. Eşlerin birbirini tanıması, öbür boyu sürecek ve hiç bitmeyecek bir süreçtir. Bu yüzden “başlangıçtaki kişiyle şu anki kişi arasında dünyalar kadar fark var”, ya da “seni hiç tanıyamamışım” tarzındaki sıkça işitilen sözcükler, ilişki için bir tehlikeyi değil, aksine gayet doğal bir gerçeğin yansımasıdır. Bu durumu aşağı doğru ve yana doğru giden iki süreçle açıklamak işi kolaylaştırır.

Birincisi, eşinizi tanıdıkça hiç bilmediğiniz başka bir özelliğinin bulunduğunu keşfedersiniz. Bu suç değil, doğal bir şeydir. İnsanların iç içe geçmiş bir sürü özelliği vardır. En dışta, herkesin bildiği ve görebildiği özellikler, içerilere doğru gidildikçe sadece yakınların bildiği özellikler ve daha içerilerde sadece kişinin kendisinin bildiği veya kendisinin bile farkında olmadığı özellikler yer alır. Dışarıdan merkeze doğru, eşinizin kişilik katmanı her adımınızda, içeride başka bir katmanın daha olduğunu keşfetmenize yol açar ve o katmanı hiç tanımayabilirsiniz.

İkincisi; insan zaman içerisinde her gün biraz daha değişir. Yıllar, yaşananlar ve değişen psikolojik gelişim dönemleri insanları değiştirecektir. Bu yüzden insanları tanıdığınızı düşündüğünüz zaman, o çoktan bir miktar değişmiş olacaktır. Bu durum, sağlıksız bir değişim değil, aksine gerekli ve kaçınılmaz bir süreçtir. Bu yüzden hem eşinizi tanıdıkça yeni özellikleri olduğunu keşfedersiniz, hem de eşinizin özellikleri, ilgileri, zevkleri zaman geçtikçe değişir.

Buna göre, uyum iki türlü olabilir. Ya çift olarak kenarda oturup, hiç hareket etmeden ve bir süre sonra birbirinizden sıkılır ve giderek birbirinizi görmek bile istemeyebilirsiniz. Ya da piste iner ve birbirinizle uyumlu hareketler üretmeye çalışırsınız. Aynı hayatın kendisi gibi… Unutmamak gerekir ki; yaşam dönemlerimizde evlilik çok önemli bir adımdır. Zira bu dönemde kişiler; farklı bir cins, farklı bir felsefe, farklı bir kişilik yapısı olabilecek bambaşka bir insanla ömür boyu birlikteliğin adımlarını atmağa başlar. İşte bu dönemde sevgi, saygı, yakınlık, fedakârlık ve dayanışma üzerine kurulu ilişkilerin hayatımıza katacağı anlamın kişisel ve ailevi başarılarımız üzerine ne denli önemli olduğu bilinmesi gereken bir gerçektir. Çiftlerin uyumu bu temeller üzerine kurulursa sonuçların ne olabileceği de ortadadır. Herkes önce mutlu olmayı bekleyerek, en azından bunu umut ederek evlenir. Ancak her evlilikte problemli ve çatışmalı dönemler görülebilir. Bu dönemler bazen çiftleri mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükleyebilir. Aslında içinde yaşarken çözümsüz gibi algılanabilen bu dönemlerin zamanında fark edilmesi ve uygun şekilde çözülmesi, evliliğin sağlıklı şekilde devam edebilmesine, eşlerin ve çocuklarının psikolojik ve fizyolojik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Ne de olsa; fiziksel, psikolojik ve sosyolojik olarak sağlıklı bir çocuğa sahip olmanın birinci kuralı; sağlıklı anne-baba ilişkisidir.

Eşlerin birbirlerini tanıması ve uyumu zaman isteyen bir süreçtir. Çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce eşler birbirlerine bu süreyi tanımalıdır. Bir ilişkide güven ve sevgi sorunu ortadan kalmışsa, çocuk sahibi olmanın getirdiği sosyolojik ve psikolojik sorunlar kolaylıkla aşılır. Ancak bizim toplumumuzda evlilikten hemen sonra çocuk sahibi olmak, çok yaygın bir olaydır. Çocuk sahibi olmakla birlikte sorumlulukların artması ve rollerin değişmesi henüz birbirini tanımamış çift için oldukça zordur. Bu durumdan hem ebeveynler, hem de çocuk veya çocuklar olumsuz yönde etkilenir.

Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar, romantik duyguların üzerini örtebilir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır; ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.
Sevgi & Aşk