GÜNÜN SÖZÜ
Shakespeare
Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...
Shakespeare
Bir erkeğin sizden hoşlanıp hoşlanmağını anlamak için nelere dikkat etmelisiniz?
Erkekler, bir kadından hoşlandıklarında ne yapar, ne yapmaz, nasıl sinyal verirler?
Bakamayan erkek
Erkeklerin
gözleri söz konusu olduğunda kadınlar için durum biraz daha zor gibi.
Zira kadınlarla fazla sıkı fıkı olan, belki ‘çapkın’ diyebileceğimiz
erkek tipinin bakışlarındaki gerçekliği ölçmek epey güç.
Dikkat! Kadınları
nasıl etkileyeceğini çok iyi bildiğini düşünen bu erkek tipinin
tuzağına düşmemenizi tavsiye ederiz. Bu erkek tipi bariz uzun
bakışlarını gözlerinize sabitler, üstüne bir de jest ve mimikleriyle
romantik erkek rolü oynar.
Oysa gerçekten hoşlanan erkek,
çekingen bakışlar fırlatan erkektir. Bakışlarınızı uzun süre gözlerine
dikin ve test edin, ne kadar sürede çekiyor gözlerini sizden? Eğer
karşılıklı olarak bir şey konuşmadığınız anlarda beş saniyeden daha
uzun süre gözlerinizin içine bakamıyor, bakışlarını nereye çevireceği
konusunda tereddüt yaşıyorsa, bilin ki sizden hoşlanıyor!
Konuşurken
Sizinle
konuşurken işinizle, ailenizle, arkadaşlarınızla, gittiğiniz yerlerle,
sevdiğiniz filmlerle ilgili sorular soruyorsa sizin hakkınızda bir
şeyler öğrenmek istediği apaçıktır.
İltifat ederler
Hoşlanan
erkek, karşısındaki kadını sözleriyle, anlattıklarıyla etkilemeye
çalışır. Espri yeteneği olan erkekler bu konuda daha şanslılar. Çünkü
kadınlar gerçekten de hoş sohbet ve esprili hikayeler anlatabilen
erkeklerden hoşlanırlar.
Dışa dönük erkekler sözlerinin
arasına iltifat cümleleri sıkıştırmayı ihmal etmezler. Ancak içe dönük
yapılı olanlar kolay kolay iltifat edemez, sadece sözlerinin içine sizi
sahiplendikleri fikrini veren imalar yerleştirirler. Keyfinizin yerinde
olmasını önemserler. Kalabalık ortamlarda canınızı sıkan bir durum
olduğunu fark ettiklerinde sizden önce söze girerek birilerini uyarmayı
görev bilirler.
Jest ve mimikler
Hoşlanan
erkek, sözleriyle olduğu kadar jest ve mimikleriyle de kibar görünmeye
çabalar. Fiziksel olarak kadına yakın durmaya çalışır.
"Tesadüfen"
sık sık hoşlandığı kadının karşısına çıkar. Muhtemelen arkadaş çevresi
sayesinde sizin nerede olacağınızı öğrenip tatlı tesadüfler yaratır.
Yüzünde, size karşı hakim olamadığı gülümseme ifadesi, konuşurken hata
yapmamaya çalışması, en bildik hoşlanma belirtileridir.
Enstrüman
çalma yeteneği olan bir erkekse, size bir gün enstrüman çalmak
istediğini söylemesi ya da ilginizi çekeceğini düşündüğü bir etkinliğe
özel olarak sizi davet etmesi de kolay anlaşılır belirtilerdendir.
İçe
dönük erkekler, diğer arkadaşlarıyla gayet iyi sohbet edebilirken siz
geldiğinizde süt dökmüş kediye dönebilirler. Eğer arkadaşlarından, onun
içe dönük, utangaç bir kişi olduğunu öğrendiyseniz, bu davranışı sizin
için bir mesajdır.
Ardı ardına SMS
Cep
telefonlarının bu kadar popülerleşmesi, flört şekillerini de ciddi
oranda etkiledi şüphesiz. Birinin yüzüne bakarak bir şey söylemektense,
mesaj yazmak çok daha kolay geliyor tabi insanlara… Eğer sizin de
telefonunuz ondan gelen mesajlardan susmak bilmiyorsa, emin olun
yakında bir itiraf gelecek demektir!
Çiçek geldiyse dikkat
Kadınların
çiçekten hoşlandığını erkekler de bilir... Eğer bir erkekten durup
dururken çiçek geldiyse sizden hoşlandığı ve sizi etkilemeye çalıştığı
kesindir.
Bir kadının benden hoşlanıp hoşlanmadığını nasıl anlarım diyorsanız tespitlerimize bir göz atın…
Gözler ruhun aynasıdır
Evet, klişe deyip burun
kıvırabilirsiniz, ama bunun gerçek olduğunu söylemekte fayda var. Bir
kadının gözlerindeki anlamı okumayı bildiğinizde gerçek duygularını
çözersiniz.
Hoşlanan kadının bakışları, aslında erkeğin
üzerinde asılı kalan bakışlardır. Bazen göz göze gelme biçiminde olsa
da daha çok erkeğin bakmadığı anlarda inceleyen bakışlar atan kadın,
karşısındaki erkeğe ilgi duyuyor demektir. Bu bakışları kaçırmamak
önemli… O kaçamak inceleme bakışlarını göz göze gelme anına
çevirebilirseniz, birbirinize açılma konusunda ilk adımı atmayı
kolaylaştırırsınız.
Vücut dili
Konuşmak bir insanın
kendini ifade etme yoludur. Fakat bazen söylenenlerden ziyade beden
dili, akıldan geçenleri anlamada daha doğru sonuçlar verir. Dikkat edin
oturmuş sohbet ederken dizleri size dönükse, konuşurken size doğru
eğiliyorsa, gözlerinizin içine bakıyorsa ve her ufak fırsatta bile
sizinle temas etmeye çalışıyorsa sizden etkileniyor demektir…
Kadınlar dinler ve soru sorarlar
Bir
kadının karşısındaki erkekten hoşlandığı, sarf ettiği sözlerle de
anlaşılabilir. Hoşlanan kadın genelde erkeğin anlattığı her söze ilgi
duyar ya da ilgi duyarmış gibi görünür. Arada “gerçekten mi?”, “çok
ilginç!” gibi karşısındaki erkeği anlatmaya devam etmesi konusunda
kamçılayıcı sözler sarf ederek aslında mesaj verir. Ortamda başka
kadınlar da varsa ve onlar bu anlatılanlarla ilgilenmezken aralarından
biri “ee sonra?” diye ilgi duyduğunu belli ederse, bilin ki bir şeyler
hissediyordur.
Hoşlanan kadın, kendisi de bir şeyler anlatmaya
başladığında, normalde olduğundan daha fazla güler. Genelde erkeğin
daha önceki görüşmelerde anlattığı şeyleri unutmaz ve yeri geldiğinde
bunlardan bahseder. Bu da o erkeği görüşmediği zamanlarda da aklından
geçirdiği anlamına gelir.
Kadınlar, hoşlandıkları erkeğe, onun
hakkında daha fazla şey öğrenmek için soru sorarlar. Belki çocukluğuyla
ilgili bir ayrıntı belki de ailesiyle, arkadaşlarıyla ilgili bilgiler…
Sürekli karşılaşmalar
Sizden
hoşlandığını düşündüğünüz kişi sürekli bir şekilde karşınıza çıkıyorsa;
siz kahve almaya gittiğinizde o da gidiyorsa veya öğle yemeğini aynı
saate denk getirip ‘nedense’ sizinle aynı mekana gidiyorsa bu sizi daha
fazla görmek ve yakınlaşmak istediği içindir.
Fiziksel temas
Kadınlar
hoşlandıkları erkeğin karşısında gülümseyen bir yüz ifadesi takınmayı
tercih ederler. Tercih ederler dediğimize bakmayın, bu ifade
kendiliğinden yapışıp kalır zaten yüzlerinde. En bariz hoşlanma
belirtisi de konuşma esnasında temas kurmalarıdır. Erkeğin omzuna,
koluna dokunurlar. Ama bu dokunuşlar, dostça değil ürkekçedir.
Kadınlar
hoşlandıkları erkekle daha fazla vakit geçirmeyi sever ve isterler.
Örneğin kalabalık bir arkadaş topluluğu uzun saatler boyu birlikte
oturduktan sonra artık eve gitme zamanının geldiğini söylese de,
hoşlanan kadın çeşitli bahaneler bularak biraz daha kalabileceğini
ifade eder erkeğe. Bunun üzerine biraz daha zaman geçirdikten sonra
kendisini evine bırakacağını söyleyen erkek kazançlı çıkar!
Düzenli seks hayatı sağlığımızı olumlu etkiliyor. İşte, seksin sağlığa kattığı 10 sürpriz yarar!
Düzenli bir cinsel yaşam ve seks hayatıyla stresten
kurtulabileceğinizi, genç ve güzel kalabileceğinizi, bağışıklık
sisteminizi güçlendirebileceğinizi, samimiyeti ve kendine güveni
geliştirebileceğinizi biliyor musunuz? İşte seksin bilinen ve
bilinmeyen yararları…
Stresi yenmenizi sağlıyor
Uzmanlar,
stres testleri yaparak daha iyi ve düzenli seks hayatı olanların
stresle baş etme güçlerinin daha fazla olduğu tespit etti. Bir başka
araştırmaya göre de çiftlerin birbirine sarılıp kucaklaşmayı
başarabilmeleriyle, özellikle kadınların daha sakin ve dingin olmaları
arasında bağlantı olduğu tespit edildi. Nihayetinde sevişme stresi
yendi!
Bağışıklığı güçlendiriyor
İyi bir seks
hayatı, bedenen sağlıklı olmak anlamına geliyor. Haftada bir ya da iki
kez düzenli seks yapmak, vücudu soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan
koruyan antibiyotik kadar güçlü bir etki bırakıyor bedende. İşte bu
yüzden özellikle bu soğuk günlerde haftada bir ya da iki kez şeklindeki
seks düzeninizi korumaya çalışın.
Samimiyeti geliştiriyor
Seks
yapmak ve orgazma ulaşmak, bağ ve güven duygusuna hizmet eden ve “aşk
hormonu” olarak da adlandırılan oksitosinin artmasına neden oluyor.
Eşleriyle seks öncesinde ve sonrasında sarılabilen, birbirleriyle
iletişim kurabilen çiftlerde aşk hormonu seviyesi daha yüksek oluyor.
Bağ kurmaya teşvik eden oksitosinin yükselmesi, aynı zamanda fedakarlık
duygusunun artmasına da neden oluyor. Yani kendinizi partnerinize karşı
aniden çok cömert ve fedakarlık yapmaya hazır hissediyorsanız bilin ki
aşk hormonunuz hormonunuz yükselmiştir!
Kalori yaktırıyor
30
dakikalık seks 85 kaloriden daha fazlasını yakmak demek! Tabii her bir
sevişmenin süresini uzatmak elinizde... Seksin mükemmel bir egzersiz
şekli olduğunun aksini kim iddia edebilir ki!
Kalp sağlığını koruyor
İngiliz
araştırmacılar, haftada iki ya da daha fazla sayıda sevişen çiftlerde,
özellikle erkeklerin, ayda birden daha az sıklıkla seks yapanlara
oranla kalp krizi geçirme risklerinin yarı yarıya daha az olduğunu
ortaya koydular. Kalbinizi korumak için de düzenli bir cinsel yaşam
şart!
Kendine güveni güçlendiriyor
Teksas
Üniversitesi’nde 237 kişi üzerinde yapılan araştırmada, kendine güveni
olan kişiler seksle birlikte bu güven duygusunu daha da arttırdıklarını
söylediler. Bazıları ise kendilerini iyi hissetmek için seks yapıyor ve
bu, işe yarıyor. Sonuç olarak mükemmel seks, kendine güvenle başlıyor
ve bu güven seksle birlikte artıyor. Sevgi, bağlılık ya da daha fazla
ne bekliyorsanız partnerinizden, seks bunların artmasına da neden
oluyor.
Prostat kanseri riskini azaltıyor
Son
yıllarda yapılan araştırmalar, erkeklerin 20 yaşından sonra prostat
kanseri riski içine girdiklerini belirtiyor. Düzenli bir cinsel yaşamı
olan ve seks yapan erkeklerde prostat kanseri riskinin, cinsel yaşamı
durgun erkeklerle karşılaştırıldığında daha az olduğunu ortaya koyuyor.
Pelvis kaslarını güçlendiriyor
Pelvis (leğen kemiği
hizası) kaslarının güçlenmesi için Kegel gibi birkaç pelvik egzersizi
yapmanın yararlı olduğunu söylüyor doktorlar. (Kegel egzersizi yapmak
için pelvis tabanı kaslarınızı 5 saniye süreyle kasıp sonra 5 saniye
rahat bırakın ve bunu 10 kez tekrarlayın).
Kegel egzersizleri,
seksten daha çok zevk almanızı sağlar, pelvis bölgenizi güçlendirir,
hayatınızın ileriki aşamasında idrarınızı tutamama sorunuyla karşılaşma
riskini minimum seviyeye indirir. Tabii haftada üç ya da daha fazla kez
seks yaptığınızda da pelvis kaslarınız en az Kegel egzersizindeki kadar
güçleniyor.
Daha iyi uyumanızı sağlıyor
Araştırmalara
göre aşk hormonu orgazm süresince artıyor ve uykuya geçişi
kolaylaştırıyor. Yeterli sağlıklı uyku uyumak da aşırı kilo problemi ve
yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarını önlüyor. Seksten hemen sonra
uykuya geçip, rahatlamamızın sırrı da bu hormonda yatıyor…
Güzelleştiriyor
Seks
sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk
hormonunun aşırı derecede salgılanması, kalıcı güzellikte önemli
etkenler arasında. Araştırmalar, haftada üç defa seks yapan kadınların,
en az 10 yaş daha genç ve güzel göründüklerini ortaya koyuyor.
Kızgınlık, yalnızlık, üzüntü, yorgunluk, korku ve stres gibi olumsuz duygular yemek düşkünü yapıyor.
Hepimiz zaman zaman aşırı yemek yeriz. Kimileri kızgınlık, sıkıntı,
yalnızlık, üzüntü, hayal kırıklığı, yorgunluk, korku ve stres gibi
olumsuz duygular yaşarken, kimileri de mutlu, sakin ve huzurlu
olduklarında aşırı yeme ihtiyacı duyar. Duygularımızın yemek yeme
alışkanlıklarımıza etkisini anlamak için ‘duygusal beslenmeyi’ anlamak
önemli.
Aç olan zihniniz yoksa mideniz mi?
Duygusal
beslenme konusunda uzman Doktor Roger Gould, www.shrink yourself.com
adlı web sitesinde duygusal nedenlerle aşırı beslenme konusunda önemli
bilgilere yer veriyor. Dr. Gould’a göre aşağıdaki tespitlerden birine
‘Evet’ diyorsanız duygusal besleniyorsunuz demektir.
Beslenme tarzınızın duygu, düşünce ve kişiliğinizle oldukça yakından ilgili olduğunu biliyor muydunuz?
Duyarlı insanlar nasıl beslenir? Fazla araştıranlar veya fazla
duygusallar yiyeceklerini neye göre seçer? Yararcı kişilikler sadece
doymak için mi yer? İşte karaktere göre beslenme analizi...
Duyarlı insanlar nasıl beslenir?
Fazla
araştıranlar veya fazla duygusallar yiyeceklerini neye göre seçer?
Yararcı kişilikler sadece doymak için mi yer? Bana beslenmeni söyle,
sana kim olduğunu söyleyeyim... Duyarlılar zevk için yerler. Duyarlı
kişilikler için yiyeceklerin çekici yanları ya kokuları, ya tatları ya
da sunumlarıdır. Yani yemekler duyularına hitap ettiği için onları
severler. Yemeklere bir gurme edasıyla yaklaşırlar ve yemek yemek onlar
için bir zevk meselesidir. Dolayısıyla duyarlı insanlar yemek konusunda
yeniliklere çok açıktırlar; her çeşit yemeği denedikleri için de
vücutları gerekli olan çeşit çeşit vitaminleri almaktadır. Ayrıca
yemekten zevk aldıkları için fiziksel ve ruhsal açıdan faydalarını
görürler. Duyarlı kişiliklerin tek dikkat etmesi gereken konu nerede
duracaklarını bilmektir. Çünkü çok çeşit denedikleri ve zevk alarak
yedikleri için kilo almaya da çok yatkındırlar. Eğer duyarlı olduğunuzu
düşünüyor ve yemeklere bu şekilde yaklaşıyorsanız şunu unutmayın:
Durmanız gereken zaman yediğiniz şeyin ağzınızda artık ilk anki gibi
bir hoş bir tat bırakmadığı andır. Siz duyarlı bir insan olarak bu anı
çok kolay anlayabilir ve orada kendinize dur emrini verebilirsiniz.
Entelektüeller içeriklere göre beslenirler
Entelektüel
kişiliğe sahip olanlar içinde katkı maddesi olan yiyecekleri yemekten
hoşlanmazlar. O kadar çok bilgi sahibidirler ki, her yemeğin besin
değerlerini ölçmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Eğer yemeklere bu
şekilde yaklaşıyor ve aldığınız her yiyecek paketinin arkasını tek tek
okuyorsanız entelektüel beslenenlerdensiniz demektir. Tabi bu durumun
oldukça fazla iyi yanı var. Bilgileriniz sayesinde zararlı
yiyeceklerden, doymuş yağlardan, katkı maddelerinden her zaman uzak
durursunuz. Fakat bazı yiyecekleri de hayatınızdan tamamen çıkarmanız,
ihtiyacınız olan bazı besin değerlerini vücudunuza hiç almamanıza da
neden olur. Dolayısıyla bu dengeyi iyi korumak gerekir. Bu durumu
önlemek için yiyeceklerin ne içermediklerine değil, size ne gibi
faydaları olabileceklerine bakın. Yemeğin içerikleri yüzünden
yiyeceklerden zevk almamayı bırakın. Şunu unutmayın: İyi veya kötü
yiyecek yoktur, önemli olan neyi ne kadar yediğinizdir.
Duygusalların mideleri hislerine göre dolar
Moraliniz
bozuksa, o gününüz çok stresli geçtiyse eliniz hemen bir çikolata
paketine veya bir bisküvi kutusuna mı gidiyor? O zaman siz duygusal bir
kişiliğe ve beslenme tarzına sahipsiniz demektir. Evet, çok çeşit yemek
zaman zaman iyi olabilir. Mutluluk hormonu salgılatacak besinlerden
almanız geçici de olsa moralinizi düzeltecektir. Ama farkındaysanız bu
besinler genelde karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerdir. Dolayısıyla
moralinizi başka şeylerle düzeltmeye çalışmanız sağlığınız ve kilonuz
açısından daha faydalı olacaktır. İlla ki yemek yiyecekseniz de balık,
kabak çekirdeği, fındık gibi Omega 3 yağı açısından zengin yiyeceklerin
de moralinizi yükselteceğini unutmayın. Ayrıca dikkatinizi ve kendinize
olan güveninizi artırmak için protein açısından yüksek yiyeceklere
yönelebilirsiniz. Sinir sisteminizi kuvvetlendirmek için de bol sıvı
tüketin.
Yararcı kişilikler ihtiyaçlarına göre yerler
Yararcı
kişilikler için yemek sadece yaşamın bir parçasıdır; gerekli olduğu
için yemek yenilir. Onlar sadece ihtiyaçları olduğu zaman beslenirler
ve yemekten çok da fazla zevk almazlar. Örneğin sadece acıktıklarında
yemeğe yönelirler ve o sırada kolayda ne varsa onu ağızlarına atarlar.
Kilo almamak açısından kulağa hoş gelse de yararcı kişiliklerin
beslenmesinde de kötü yönler ağır basmaktadır. Yemek yemeyi unuttukları
bile olur. Sadece açlıklarını bastırmak için düşünmeden ve istemeden
yemek yedikleri için, yediklerinin sağlıklı veya sağlıksız olduğunun
farkına varmazlar. Yapılan araştırmalarda yararcı beslenenlerin çoğunun
günlük hayatlarının diğer alanlarında daha disiplinli oldukları ortaya
çıkmış. Eğer beslenme tarzınızın bu şekilde olduğunu düşünüyorsanız
yapacağınız en mantıklı şey, hızlı ama sağlıklı yiyeceklere
yönelmenizdir. Hazır salatalar, taze makarnalar, bol yeşillikli
sandviçler, kahvaltılık tahıllar, kuruyemişler gibi pratik ama bir
yandan da sağlıklı yiyecekler yardımınıza koşacaktır.
''Mutlu olmak için uğraş vermelisiniz.
Mutluluğa, iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz
arasındaki bir meseledir.''
"Mutluluk bilinci insanın en önemli bilgelerinden biridir.
Aslında bilgelik insanın mutlu olabilme sanatıdır.
Öyleyse mutlu insan bilge insandır."
Mutluluk söyle bana sen neredesin?
İnsan mutluluğun
şartlara bağlı olduğunu zanneder. Ve bu şartlara her geçen gün bir
yenisini ekler. Şartlar ailevi, maddi, manevi veya farklı sebeplere
bağlanmış olabilir. Şartların ne olduğunun da önemi yoktur zaten,
mutluluk önyargıları göre kolay elde edilmiyordur. Mutlaka önce bir
şeylerin olması gerekir. Ya da biz öyle düşünürüz.
Bu örnekler size yabancı gelmiyordur, sanırım.
-Annem bana börek yaparsa çok mutlu olacağım.
-Bu işten …. TL kazanırsam, ooo keyfimden geçilmez.
-Şu terfiyi aldım mı, mutluluktan havalara uçacağım.
-Bana beni sevdiğini söylerse dünyanın en mutlu insanı ben olurum.
-………
İnsanlar
sevindirici her şeye mutluluk olarak adlandırmışlar, bunun maddi ve
manevi değerlerle sınırlamışlardır. Oysaki mutluluk farklıdır.
Mutluluğu bilmek ise çok daha farklıdır.
Alalade Bilinç Nedir?
İnsanın
olanın farkında oluşuna realite, bilinç denir. Alalade insan toplum
şuuru (bilinci) içinde yaşar. Bu yaygın olan bilince “Alalade Bilinç “
denir.
Ve kişinin bu bilinçle mutlu olabilmesi mümkün değildir.
Alalade
Bilinç’te sürekli toplum tarafından belirlenen değerlerin, şartların
yerine getirilmesi gereklidir. Bunlar gerçekleşmeden kişi için mutluluk
başlayamaz. Alalade Bilinç’te egolar çalıştığı için de dur durak
yoktur. Sürekli belirlenen yeni şartlar olduğundan hep daha iyi ve daha
ötesi için çalışılır. Mutluluk hep ertelenir. Kişi mutluluktan çok
mutsuzluğa, depresyona yaklaşır. Onu deneyimler.
Depresyon Ne Zaman Başlar?
Bakın
Maslow Teorisi’ne göre insan belli ihtiyaçlarını gerçekleştirdiğinde,
bu sefer bir üst düzeydeki ihtiyaçlarını tatmin etme arayışına girer.
Birey bir katagorideki ihtiyaçlarını gerçekleştirmeden bir üst
düzeydeki ihtiyaç katagorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine
geçemez.
1. Fizyolojik gereksinimler
2. Güvenlik gereksinimi
3. Ait olma gereksinimi
4. Sevgi, sevecenlik gereksinimi
5. Saygınlık gereksinimi
6. Kendini gerçekleştirme gereksinimi
İhtiyaçları
karşılanamadığı takdirde de kişi mutsuz ve depresif bir hal alır.
Alalade Bilinç boyutunda kalındığı sürece gerçek mutluluk hep bir adım
ötede olur.
Gerçek mutluluk ne zaman başlar?
Gerçek mutluluk gönül çakramızın açılması ile başlar.
İşte
bu noktada maddesel aitlik duygusundan çıkarız. Artık isteklerimizin
bizim olup olmamasının bir anlamı kalmamıştır. Sadece onların var
olması, iyi olması bizim için yeterli olur. Bu noktada biz koşulsuz
sevgiyi hissetmeye ve şartsız sevmeye başlarız. Tabii bu noktaya gelene
kadar sevgimiz de belli basamakları çıkar, olgunlaşır. Şartlılık
halinden, şartsızlığa, sınırsızlığa yaklaşırız.
Gerçek mutluluğu bulmamız aynı zamanda sevmeyi öğrenmemizle de paralel olarak gelişir.
Sevginin basamakları nedir?
1. Eğer benim istediklerimi yaparsan seni severim
2. Eğer benim için bunlardan vazgeçersen seni severim.
3. Eğer benim için şu özelliğini değiştirirsen seni severim.
4. Eğer sen de beni seversen seni severim.
5. Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var.
6. Seninle olmaktan hoşlanıyorum, sadece benimle ol; seni seviyorum.
7. Sen beni ister sev, ister sevme, ister gel, ister gelme, ister benimle ol, istersen olma, özgürsün… Ben seni seviyorum.
Unutmayın
ki; sevindirici olaylar gelip geçicidir. Asıl mutluluk dışarıda bizi
etkileyen şartlar ne olursa olsun, bütün şartlardan bağımsız olabilmek,
olanın bir adım yukarısından yürüyebilmektir. Bir adım yukarıdan
yürüyebilmek için de olanın farkında olmamız gerekir. Bu sebeple
insanın mutluluğunu belirleyen onun farkındalık ölçüsüdür diyebiliriz.
“Mutlu
olmak için uğraş vermelisiniz. Mutluluğa, iş, para ya da aşkla
ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz arasındaki bir meseledir.”
Rufus Wainwright
Bilgelik
insanın çok mutlu olabilme sanatıdır. Öyleyse, gerçek mutluluğu
deneyimleyebilmeniz için bir an önce içinizdeki bilge ile iletişime
geçebilmeniz dileğiyle,
Saba Deniz
Yaşam Koçu
Bilgisayar ekranı karşısında durmak veya çalışmak bebeğinize ya da size zarar verir mi?
1970'lerin 2. yarısından itibaren ‘video display terminal’ adı verilen
monitörler yaygın olarak kullanılmaya başlandı. İnternet ve
bilgisayarların kullanımındaki son 5 yıldaki inanılması güç artış bu
teknolojik cihazları neredeyse yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası
haline soktu. Şu anda sedece A.B.D'de 50 milyon bilgisayar kullanıcısı
olduğu ve bunların en az yarısının üreme çağındaki kadınlardan oluştuğu
tahmin ediliyor.
1980'lerin başlarında yapılan çalışmalarda
VDT'lerin ölçülebilir miktarlarda X-ışını yaymadığı tespit edildi.
Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü’nden Dr. Alper
Mumcu, VDT’lerin X-ışını üretse bile bu ışının doğumsal defek yaratacak
kadar yüksek olmadığı ve ışının terminal tarafından absorbe edildiğinin
fark edildiğini söylüyor.
Daha sonraları gebelikleri esnasında
VDT kullanan kadınlarda düşük ve doğum defekleri bildirilmesi üzerine,
bu terminallerin bazı eski televizyon cihazları gibi zararlı olabilecek
ışınlar yaydığı iddiaları ortalığı karıştırdı.
Günümüzde bu
tartışma hala daha devam etmektedir. Geçen yıllar içerisinde teknoloji
ve bilgilerdeki değişiklikler radyasyonun yanısıra elektromanyetik alan
(EMA) kavramını literatüre kazandırmıştır. Elektrik kabloları ve
elektrikli cihazlar EMA yaratırlar. Radyasyondan farklı olarak EMA
hücrelerde ölüme yol açmaz, genlere hasar vermez ve uzunca bir süredir
güvenli olarak kabul edilirler.
VDT ve düşük
1991
yılında A.B.D. Ulusal Meslek Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü tarafından
yapılan oldukça geniş kapsamlı bir çalışma tüm gün boyunca VDT ile
çalışan kadınların, VDT ile temas etmeyen kadınlara göre düşük
risklerinin daha yüksek olmadığını ortaya koymuştur. Bu konuda yapılan
diğer çalışmaların çoğuda benzer sonuçlar vermiştir.
Yine bu
çalışma VDT kullanıcıların evlerdekinden daha fazla elektromanyetik
enerjiye maruz kalmadıkları sonucunu çıkarmıştır. Şu an elimizde olan
veriler gebelikte bilgisayar monitörü kullanımının düşük riskini
arttırmadığı ve güvenli olduğu yönündedir.
VDT'e bağlı risk
artışı olmamasına rağmen, bilgisayar kullanıcılarının çoğunda ense,
bilek, el ve omuz ağrıları mevcuttur. Yine bu kişilerde gözlerde
problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu durum çoğu kişide stres
yaratmaktadır ve stres gebelik üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.
Önlemler
VDT'lerin
olumsuz etkileri saptanmamış olmakla birlikte, konunun spekülatif
olması önlem almayı uygun kılmaktadır. Bilgisayar kullanan gebe
kadınların hem x-ışınlarından hem de EMA'dan korunmak için ekrandan en
az bir kol boyu uzaklıkta çalışmaları önerilmektedir. Bu mesafe
yaklaşık 50 santimetre kadardır ve EMF ile radyasyonun gücü 50
santimden sonra kaybolmaktadır.
Bilgisayar ile çalışmaya bağlı
psikolojik ve fizyolojik stres uygun şekilde ayarlanan çalışma saatleri
ve molalar ile azaltılabilir. Yine çalışma ortamı ve masasının dizaynı
stres azaltmakta etkilidir. Rahat koltuklar ve masalar, belden
destekleyici yastıklar yaararlı olur.Uzun süre mola vermeden çalışmak
kaslarda gerginlik, tendonlarda ve bağlarda inflamasyon ve dolaşımda
bozukluğa yol açar. Bütün bunlar gebe kadında huzursuzluk yaratır.
Uygun zamanlada mola vermek şarttır. Bunun için 2 saatte bir 15 dakika
ara vermek yeterlidir. Ayağa kalkıp biraz dolaşmak ve gerinmek çoğu
gebeye iyi gelir. Bu amaçla yapılan baş ve boyun hareketleri ile
omuzlar ve ayakları çevirmek dolaşımı destekler.
Sonuç olarak
bütün bu bilimsel verilerin ışığında, meslekleri gereği bilgisayar
kullanmak zorunda olan kadınların yukarıdaki önlemleri almak kaydı ile
gebelikleri süresince güvenle monitör karşısında çalışabileceklerini ve
bununla ilgili endişe duymalarının gereksiz olduğunu söyleyebiliriz.
Kilo vermek ve formunuzu korumak için her gün kaç dakika yürümeli, kaç gram yağ tüketmeli, kaç kalori daha az almalıyız?
Televizyon karşısında maksimum 2 saat vakit geçirerek, günde 3 ana 2
ara öğün tüketerek, her gün 60 dakika yürüyerek, en fazla 70 gram yağ
tüketerek, bel çevrenizi 90 santimetrede tutmaya özen göstererek ve her
gün 100 kalori daha az alarak kilolarınızdan kurtulup formunuzu
koruyabileceğinizi biliyor muydunuz? İşte rakamlar ve altında yatanlar…
2
Televizyon karşısında geçireceğiniz maksimum saat süresi
68
bin kadın üzerinde yapılan bir deney 2 saatten fazla televizyon izleyen
kadınların obez olma ihtimalinin yüzde 23, diyabet hastalığına
yakalanma ihtimalininse yüzde 14 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmış.
Televizyon karşısında sürekli oturma, hareketsizlik ve atıştırma gibi
etkenler kilo almamıza neden oluyor. Dolayısıyla televizyon karşısında
geçirilecek vakti minimumda tutmak, illa atıştırılacaksa meyvelerin
tercih edilmesi sağlıklı olacaktır.
5
Bir günde tüketilmesi gereken öğün adedi
Uzmanlar
günde 3 ana öğün ve en az 2 ara öğün tüketilmesi gerektiğinin altını
sürekli çiziyorlar. "Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm"
kesinlikle yanlış bir inanıştır. Bunu düşünerek, öğle veya akşam fark
etmez; herhangi bir öğün atlanırsa, bu diyet kilo verememekten ziyade
kilo almaya bile dönüşür. Unutmayın atlanan öğün, insanı kan şekerinde
düzensizliğe ve çabuk acıkmasına neden olur. Böylece bir sonraki öğünde
daha çok besin tüketilir ve kilo alımı burada devreye girmeye başlar.
60
Bir günde yapmanız gereken yürüyüş dakikası
Uzmanlar
en az yarım saatlik bir yürüyüşün genel sağlık açısından oldukça
faydalı olduğunu söylüyor. Fakat kilo vermek istiyorsanız tüm
diyetlerin yanında yapmanız gereken bir şey varsa, o da en az 1 saatlik
tempolu yürüyüşlerdir. Amerika'da bu konuyla ilgili yapılmış bir
araştırma her gün düzenli olarak bir saat tempolu yürüyüş yapan
kadınların obez olma ihtimallerinin yüzde 24, diyabet hastalığına
yakalanma ihtimallerinin ise yüzde 34 azaldığını ortaya çıkarmış.
Dikkat etmeniz gereken konu ise ağır yemeğin hemen ardından yürümemek
ve yanınızda daima su bulundurmak.
70
Günde alınması gereken maksimum yağ gramı
Aldığınız
yağı kontrol altına almak artık çok kolay. Çünkü raftan aldığınız her
ambalajın arkasına baktığınızda içeriğini oranlarıyla görebilmeniz
mümkün. Bu şekilde bilinçli yağ tüketimine özen göstermeniz formunuzu
korumanız açısından oldukça faydalı. Eğer ortalama kilo ve boyda bir
insansanız 70 gram bir günde almanız gereken maksimum gram miktarıdır.
Eğer kilo verme aşamasındaysanız tüketeceğiniz yağ miktarı maksimum 50
gram olmalı.
90
Bel çevrenizin santimetre olarak maksimum ölçüsü
Bel
çevrenizin kalınlığının nelere yol açtığını biliyor muydunuz? Bölgedeki
yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu
yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, şeker
hastalığını ortaya çıkarır, safra taşları yapar, bağırsaklarda
tehlikeli durumlar yaratır. Görüldüğü üzere bel çevresinin ölçüsü
sağlık açısından oldukça önemli bir konu. Hatta doktor Mehmet Öz,
tartılmak yerine belimiz ölçmenin daha önemli olduğunu söylüyor ve
kadınların 93, erkeklerin 101 santimetreyi geçmeleri durumunda sağlık
riskinin arttığını belirtiyor.
100
Her gün eksik almanız gereken kalori miktarı
Fazladan
3.500 kalorinin 450 gr almak anlamına geldiğini hatırlatalım. Bu da
yılda 35 bin kalori, yani 4.5 kilo anlamına geliyor. Bunu her gün 100
kalori daha az alarak önleyebilirsiniz. Nasıl mı? Bir dilim ekmek daha
az alarak, iki ızgara sosis yerine bir haşlanmış sosis yiyerek, iki
bardak portakal suyu yerine iki portakal tüketerek, iki yağlı yoğurt
yerine iki az yağlı yoğurt seçerek veya mayonez yerine az yağlı salata
soslarında tercih ederek...