| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 09.2009 Other entries in 2009-09 resimler , videolar

GÜNÜN SÖZÜ

"Kadını güzel yapan Tanrı; sevimli yapanda şeytandır."

Victor Hugo

Lassie

Lassie

Kadınların yaptırması gereken 10 test

Kadın Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor. İşte her kadın için hayati önem taşıyan ve yaşam boyu yaptırılması gereken testler.

Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her kadının mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Mamografi ile meme kanserinde erken teşhis

Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli.

Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi. Uzmanlar kadınları, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmesi ve eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı takip altında olmaları gerektiği yönünde uyarıyor.

Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için hasta mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor. Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor.

Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.

Tonometre ile körlük engelleniyor

Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı.

İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı, da başlanmalı.

Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.

Eforla kalp sorunları belirleniyor

Uzmanlara göre 40 yaşını geçmiş her kadın senede bir kez kardiyolojik Check-up’tan geçmeli. Uzmanlara göre, 40 yaşını geçmiş her kadının senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ailede kalp krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri.

Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor.

Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.

Smear ile rahim ağzı kanserine son

Uzmanlar, 18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadınının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalarını öneriyor.

Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor. Muayene sırasında, özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor. Kadın hastalılarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Uzmanlara göre, yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli.

Vajinal yolla yapılan ultrasonda, iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Ekranda beliren görüntü, kadının sağlığı hakkında bilgi veriyor.

Jinekolojik ultrason ile karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor. Bunların yanı sıra rahim içi zarı, yani endometrium değerlendirmesi de yapılıyor. Aynı şekilde yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri saptanabiliyor.

Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor

Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yen tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor.

Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.

Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor

Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Uzmanlara göre herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var.

Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.

Menopozda kemik yoğunluğu ölçümü önemli

Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor. Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor.

Bu yöntemle vücudunuzdaki kemik yoğunluğu ölçülerek kemik erimesi riski tespit ediliyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.

Ağız ve diş sağlığı için tükürük testi

Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli. Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli.

Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor.

Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.

Kolon kanseri önlenebiliyor

Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Araştırmalar, kolon kanserinin önlenebilir olduğunu gösteriyor. Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.

Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor.

Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor.

Beyaz Undan Uzak Durun!

DiyetBirçok kişinin sofralarında kullanmaktan vazgeçemediği beyaz un sanıldığı gibi masum değil! Son yıllarda artan kanser hastalığında beyaz unun da yeri var...

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak için neler yapılması gerektiğine dair sıkça gündeme gelen soruları yanıtladı:

Gelecekte kanserin artacağı söyleniyor, doğru mu?

Araştırmalar; dünyada 2020 yılında var olan vakalara 20 milyon yeni kanser hastasının ilave olacağını gösteriyor. Türkiye’de de her yıl on binlerce yeni kanser teşhisi konuyor. Kadınlarda en sık meme ve rahim, erkeklerde ise prostat ve akciğer kanseri görüyoruz. Sonuç olarak kanserde gün be gün artış var.

Hastalığın bu kadar artmasında hangi faktörler etkili oluyor?

Çevremizde kansere neden olan birçok faktör bulunuyor; hava kirliliği, ozon tabakasının delinmesi. Ozon tabakasının delinmesine bağlı olarak bu tabakadaki mor ötesi ışınların zararlı etkileri insan cildinde en tehlikeli kanserlere neden oluyor. Her gün fabrikaların bacalarından, arabaların egzozlarından çıkan kirli havaya maruz kalıyoruz. Ayrıca; sigara, alkol kimyasal maddeler, düzensiz beslenme, böcek ilaçları, radyasyon, bazı enfeksiyonlar, hormonlar, hareket azlığı, fazla kilolu olmak ve genetik özellikler de kanserin oluşmasına zemin hazırlıyor.

Etrafımızda bu kadar çok kanserojen etken varken kanserden korunmak mümkün mü?

Rakamlar korkutucu da olsa, erken tanı ve koruyucu tedbirler sayesinde birçok kanser türü yüzde 90-95 oranında önlenebiliyor veya iyileştirilebiliyor. Bunun için yapılması gereken; kansere yakalanmadan koruyucu tedbirleri almak, düzenli aralıklarla kanser taraması yaptırmak ve en kötü ihtimalle, bu taramalarla tümörü erken evrede yakalayarak henüz ilerlemeden yok etmektir. Sonuç olarak kanser, önlenebilir ve erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalıktır. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı, dolayısıyla kanser sizi bulmadan siz onu bulmalısınız. Yani düzenli check-up yaptırmalısınız. Kısacası; kanserde bir korunma, bin tedaviden evladır!..

Korunma, erken teşhis açısından da önem taşıyor mu?

Erken teşhis hakikaten hayat kurtarır. Ama en önemlisi iş korunmadan başlar, sonra erken teşhis, sonra kanser tedavisi gelir. Yani bir sıralama yaparsak; önce korunma, sonra erken teşhis ve en sonunda da tedavi gelir. Oysa biz inadına tersinden başlıyoruz; kanser tedavisine çok büyük önem veriyoruz, en gelişkin kanser cihazlarını alıyoruz, Kanserden korunmaya yönelik ise maalesef çok fazla yaptığımız bir şey yok. Oysa ülke çapında Sağlık Bakanlığı tarafından böyle bir program yapılmalı, hastanelerde taramalar, kanser check up’ları gerçekleştirilmeli, çocukların beslenmesi konusunda eğitimler verilmeli, herkese kişisel olarak alabilecekleri önlemler öğretilmeli.

HORMON EK, KANSER BİÇ!

Kanserde çevresel faktörlerin dışında neler hastalığa zemin hazırlıyor?

Yediğimiz gıdalar! Aldığımız gıdalar hep inorganik ve potansiyellerini artırmak için ölçüsüzce hormon veriliyor. Özellikle ülkemizde hiçbir hesaba kitaba uymadan bol miktarda bitkilerin dibine dökülüyor. Biz de doğrudan doğruya bu bitkilerden hormonları alıyoruz ve sonuçta kanser vakalarında patlamaya neden oluyor. Oysa dünyada hormon kullanımı böyle şuursuz değil. O nedenle Türkiye’de hormon konusunda tedbirlerinin alınması gerekir.

Kanser riskini azaltan diyetler var mı?

Dört çeşit diyet kanser riskini azaltır. Bol miktarda taze, mevsiminde yetişen organik meyve tüketmeliyiz. Çiğ ya da buharda pişmiş, tam pişmiş olandan daha faydalı. Taze gıda, dondurulmuş daha faydalı. Dondurulmuş gıda konservelerden daha faydalı.

BEYAZ UNDAN UZAK DURUN

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapılmalı?
Beyaz undan uzak durup, esmer una dönülmeli. Başta şeker olmak üzere rafine olmuş gıdalardan kaçalım. Kanserin en büyük nedeni, kanseri besleyen en önemli gıda beyaz şekerdir. Ardından tuz gelir. Küçük yaştan itibaren çocuklarımıza bu terbiyeyi vermeliyiz. Çocuk ekmek yesin ama organik olanı, esmer olanı yesin.

MEYVELERİ POSASIYLA TÜKETİN

Meyve ve sebze tüketirken nelere dikkat edilmeli?

• Meyveleri posasıyla yiyin. Örneğin; meme kanserinde nar suyu çok faydalı. Kabuğunda ve çekirdeğinde de büyük şifa var.
• Kansere karşı etkili olan ellagic asit, bütün kırmızılarda bulunan bir antioksidandır. Çilek, ahududu ve böğürtleni mevsiminde bol bol tüketin. Yapraklarından çay yapın. Bunlar kemik iliğini harekete geçirir, immün sistemini güçlendirir, tümörlerin erimesine neden olur.
• En ucuz antioksidan olan biberiyeyi mutlaka tüketin.

Peynir Çeşitleri ve Kalorileri

Bal-PeynirHangi peynir kaç kalori?

• Buzdolabından ilk çıkarılan da, kahvaltı sofrasının vazgeçilmezi de, simit, zeytin, domates ve rakının ekürisi de odur.

• Diyetle başı dertte olan peynir tutkunlarına ne demeli peki? 'Kibrit kutusu' etrafında hayatı sürdürmek mayın tarlasında sınırı geçmeye benzer artık. Gerilim had safhadadır...

• Peynirlerin besin değerlerine göz atıp, 'kibrit kutusu' sınırının ne olduğunu görelim istedik. 30 gram, yani yaklaşık 'bir kibrit kutusu' peynir neleri içeriyor?..

İsviçre peyniri

• 120 kalori, 9 gr. yağ, 290 mg. kalsiyum Protein ve mineral açısından zengin. 30 gramında, günlük olarak alınması tavsiye edilen kalsiyumun üçte birinden fazlası var.

• Sağlık değerlendirmesi: 6

Brie

• 96 kalori, 8 gr. yağ, 162 mg. kalsiyum Brie, yağlı peynirlerarasında gösterilse de içerdiği yağ kaşar peynirinden az. B1 vitamini açısından zengin. Çinko oranı da azımsanmayacak düzeyde.

• Sağlık değerlendirmesi: 7

Camembert

• 89 kalori, 7 gr. yağ, 105 mg. kalsiyum Sert peynirlere oranla, üçte bir oranında daha az yağ ve dörtte bir oranında daha az kalori mevcut. Folik asit açısından zengin.

• Sağlık değerlendirmesi: 8

Parmesan

• 136 kalori, 9.8 gr. yağ, 360 mg. kalsiyum Kalsiyum deposudur. Makarna üzerine koyacağınız sadece bir çorba kaşığı parmesan, tavsiye edilen günlük kalsiyum miktarının yüzde 15'ini karşılar. Fazlaca tuzlu, ancak çinko oranı bir hayli yüksek.

• Sağlık değerlendirmesi: 6

Süzme Peynir

• 29 kalori, 1.2 gr. yağ, 22 mg. kalsiyum Gerçekten çok az yağ içeriyor ve kilo vermeye çalışanlar için de ideal. Ancak kalsiyum açısından zengin değil.

• Sağlık değerlendirmesi: 10

Kaşar

• 124 kalori, 10.3 gr. yağ, 216 mg. kalsiyum En yağlı peynirlerden, ancak iyi bir kalsiyum ve çinko kaynağı.

• Sağlık değerlendirmesi: 6

Mozarella

• 90 kalori, 7.5 gr. yağ, 155 mg. kalsiyum Orta yağlı olmasına rağmen doymuş yağ oranı yüksek.

• Sağlık değerlendirmesi: 8

Ricotta

• 56 kalori, 4.4 gr. yağ, 63 mg. kalsiyum Nispeten daha az yağ ve tuz içeriyor. Kalsiyum açısından çok zengin değil.

• Sağlık değerlendirmesi: 9

Keçi Peyniri

• 59 kalori, 4.7 gr. yağ, 57 mg. kalsiyum İnek peynirine oranla az kalorili. D vitamini açısından zengin. Ancak kalsiyum, ya da çinko açısından zengin olduğu söylenemez.

• Sağlık değerlendirmesi: 9

Beyaz Peynir

• 75 kalori, 6 gr. yağ, 108 mg. kalsiyum Yarım yağlı kaşardan daha az kalori içeriyor. Kalsiyum oranı ne çok az ne de fazla. Tuzlu ve D vitamini açısından zengin.

• Sağlık değerlendirmesi: 7

Alırken, saklarken, yerken, bunları unutmayın!

• Beyaz peynir çok fazla gözenekli ise alırken bir kez daha düşünün. Gözeneklerin fazlalığı, asitli süt kullanıldığını gösterir.

• Beyaz peynir ambalajına fazla su salmışsa bu peynirin yeterince olgunlaşmadığını gösterir.

• Tadıldığında çok fazla ekşilik veren beyaz peynirden kaçının. Ancak ekşi oranı çok az olan peynirde yoğurt kültürünün kullanılmış olabileceği aklınızda olsun.

• Taze kaşar peyniri açık sarı renkte, homojen yapıda, süt kokulu, kolay dilimlenebilir ve az tuzlu olur.

• Dil peyniri az tuzlu olmalı ve lif lif ayrılabilmelidir.

• Peynir, ışıksız ortamda (buzdolabında, sebzelik gözünde) saklanmalıdır.

• Peynir hemen tüketilmeyecekse, kendi ambalajında saklanmalıdır. Ambalajı açıldıktan sonra ise mutlaka saklama kabında veya ambalaj malzemelerine sararak korunmalıdır. Aksi takdirde peynir nemini kaybeder, aroması ve lezzeti azalır.

'Light' diye aşırıya kaçmayın siz yine de!

• Piyasadaki pek çok markanın diyet peynirleri ile 'kibrit kutusu' sınırını aşıp aşmamak sizin kararınız artık. Hemen bütün peynir ürünlerinin "light"ları var marketlerde.

• Düşük kalorili, şekersiz, tuz oranı azaltılmış, yağsız, diabetik peynir ürünlerini bulmak zor değil. İşte birkaç örnek. Sütaş'ın light kaşar peyniri, kalori oranını sınırlamış. Pınar'ın Labne light sürülebilir krem peyniri, Pınar Labne'nin yüzde 50 daha az yağlı ve yüzde 30 daha az kalorili halidir.

• Yörsan'ın light teneke beyaz peyniri yine az kalorili olarak piyasada. Ülker'in mavi yeşil light kaşar peyniri de az yağlı az kalorisiyle diyet listelerine uygun.

Muzaffer Kuşhan'la Diyet Dergisi

Beyonce Nasıl Zayıfladı?

Beyonceİşte ünlü yıldızın diyet listesi...

Yıllardır şarkılarıyla olduğu kadar güzelliğiyle de adından söz ettiren ünlü şarkıcı Beyonce Knowles, şöhretle tanıştığı ilk günden bu yana iri vücut hatlarıyla dikkat çekiyordu. Gecce.com da yer alan habere göre , yeni albümü 'I Am... Sasha Fierce' ile bu yaz turneye çıkan Knowles, güzel ve fit vücuduyla hayranlarını şaşırttı. İlk kez bu kadar zayıflayan ünlü şarkıcı, In Touch dergisine "Hayalini kurduğum vücuda kavuştum. Kendimi hiç bu kadar güzel hissetmemiştim" diye konuştu.

1600 kalori
Turneye çıkmadan önce çalışmaya başladığı fitness hocası Marco Borges de ünlü yıldızın yeni diyet programıyla kendisini çok zinde hissettiğini söylüyor. Turnesine rağmen haftanın beş günü spor yapan Beyonce, günde 1600 kalorilik bir diyet programı uyguluyor

İşte Beyonce'nin diyeti:
Sabah:

Güne protein ağırlıklı bir kahvaltıyla başlayan Beyonce, yumurta beyazı ve somon balığıyla yapılmış bir omlet yiyor. Zengin bir protein kaynağı olan yumurta beyazlarının her biri sadece 17 kalori içeriyor.

Öğle:
Salatayı çok sevdiğini söyleyen Beyonce Knowles, yeşil yapraklı salatanın yanına haşlanmış nohut ve avokado yiyor.

Akşam:
Özellikle turnesi sırasında enerjik hissetmek için günde beş öğün yiyen Knowles, akşamları Tilapia balığı ve haşlanmış brokoli yiyor.

Ara öğün:
Ara öğünlerde taze meyveler tüketiyor. Tatlı ihtiyacını böğürtlen ve ahududu gibi kırmızı meyvelerle gideriyor.

Kadın Kalbi, Erkek Kalbi... İkiside Başka... Okumadan Geçmeyin!

KalBiri kadının, biri erkeğin...

Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgül Keser, kalp damar hastalıklarına kadınların yakalanma ve buna bağlı ölüm risklerinin erkeklere göre daha fazla olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Nurgül Keser, ''5. Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Cerrahide Yenilikler Kongresi'' için bulunduğu Antalya'da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadın ve erkek kalpleri arasındaki farklılıkları ve hastalığa yakalanma oranlarını anlattı.

Kadınlarla erkeklerin damar yapısında farklılıklar olduğunu kaydeden Keser, şu bilgileri verdi:

''Koroner arterler (kalbi besleyen damarlar) kadınlarda daha küçük, daha ince. Kadın kalbi daha küçük, mikro vasküler dediğimiz küçük damar hastalıkları kadınlarda daha çok görülüyor. Dolayısıyla anjiyo yapıp damarlarda belirgin bir daralma yok dediğimiz hasta grubuyla karşı karşıyayız. Halbuki hastalık var. Tanısı biraz daha güçlük arz edebiliyor. Damarların iç çeperini bir teflon gibi kaplayan zarda belirgin bir hasar ortaya çıkabiliyor.''

Kadınlarda koroner arter hastalıklarında menopozdan sonra belirgin bir artış gördüklerini dile getiren Keser, östrojenin koruyucu etkisinin çekilmesinin ardından yıllardır biriken risk faktörlerinin damarlara etki ettiğini belirtti.

Erkeklerde östrojenden kaynaklanan bir koruma olmadığı için damarların hastalığa daha hazırlıklı olduğunu ifade eden Keser, şöyle konuştu:

''Kadınlar menopoza girmelerinin ardından koroner arter hastalıklarına daha hazırlıksız yakalanıyor. O yüzden ani enfarktüsler ve ölüm oranları kadınlarda daha fazla ortaya çıkıyor. Enfarktüs geçiren kadınların ölüm oranı, erkeklere göre iki kat daha fazla. Kalp yetersizliği riski erkeklere göre daha fazla. By pass sonrası erkeklerde ölüm oranı yüzde 2.6 iken kadınlarda yüzde 4 oranında. Kadınlarda 40-45 yaşlarından sonra iki katına yaklaşan bir oranda kardiyovasküler hastalığa yakalanma ve bundan dolayı ölüm söz konusu. Dünyada her yıl 250 bin kadın koroner arter hastalıklar nedeniyle ölüyor.''

Koroner arter hastalığının bir erkek hastalığı olmadığının bilinmesi gerektiğini vurgulayan Keser, bu hastalıkların kadınları daha çok vuran ve vurduğu zaman da daha ölümcül sonuçlarla kendisini gösteren bir hastalık olduğunu dile getirdi.

-KORUYUCU ÖNLEMLER-

Prof. Dr. Nurgül Keser, kalp ve damar sağlığının korunması ve koroner arter hastalıklarının önlenmesi için kadınlara öncelikle bilinçli olmalarını ve hastalığı engelleyici yöntemleri öğrenmelerini tavsiye etti.

Koroner arter hastalıklarının önlenmesinde doğru beslenme ve düzenli egzersizin önemine değinen Keser, şunları söyledi:

''Türk kadını, eşinin ya da çocuğunun sağlığını ilk planda tutuyor. Kendi sağlığını hep ikinci plana atıyor. Kadınlar, öncelikle sağlıklarının değerinin farkında olacaklar. Daha sonra sağlıklı yaşam prensiplerini uygulamaları lazım. Sigaradan veya pasif içicilikten uzak durmalılar. Dumansız hava sahasını desteklemeliler. Bunlar çok ciddi oranda koroner arter hastalıklarını azaltılıyor. Kuzey Amerika ülkelerinde koroner arter hastalıklarındaki azalmanın yüzde 30'lara indiğinden söz ediliyor. Dolayısıyla sağlıklı beslenme, klasik Türk mutfağından zeytinyağı ağırlıklı Ege mutfağına doğru yönelme, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme önemli.''

Çocukların da fast foodlardan uzak tutulması gerektiğine işaret eden Keser, koroner arter hastalıklarının çok küçük yaşlara indiğini vurguladı.

Keser, şöyle devam etti:

''Çok erken yaşlarda damarların içindeki teflon zarları bozulmaya başlıyor. Erkekler biraz daha günlük aktivitelerinin arasına sporu, fiziksel egzersizleri sıkıştırabiliyorlar, kadınlar bu konuda biraz daha geri planda kalabiliyorlar. Kadınların da düzenli egzersiz yapmaları lazım.''

Düzenli sağlık kontrollerinin yapılmasının önemine de değinen Keser, 20 yaşından itibaren kolesterol kontrollerinin yapılması gerektiğini belirterek, koroner arter hastalığı tanısı konulmuş kişilerin yüzde 35'inin kolesterol değerlerini bilmediğine dikkati çekti.

Hastalık semptomlarının başlamasından önce hastalık tanısının konulmasının tedavide hayati önemde olduğunu kaydeden Keser, ''Obeziteyi, insülün direncini ne kadar kırabilirsek o oranda koroner arterlerin sağlığını daha iyi koruyabiliriz. Hipertansiyonun oluşmasını geciktirebiliyoruz'' dedi.

AA

Bugün Ne Pişirsem?

Havuçlu Tavuk Çorbası

Havuçlu Tavuk Çorbası
Malzemeler:
250 gram tavuk göğüs eti
3 adet orta boy havuç
6 bardak tavuk suyu
1 fincan un
2 yumurta sarısı
1 çorba kaşığı limon suyu
Damak tadınıza göre tuz, karabiber
Hazırlanışı:
Havuçların kabuklarını soyup küp küp doğrayın.
Küçük bir tencereye alıp üzerini geçecek kadar su ekleyin.
Havuçlar yumuşayıncaya kadar haşlayın.
Çorba tenceresine unu alıp üzerine azar azar tavuk suyunu dökün.
Topaklanmaması için kaynayana kadar sürekli karıştırın.
Tavuk etini incecik doğrayıp tencereye ilave edin.
Haşlanmış havuçları süzdükten sonra çorba tenceresine ekleyin.
Kâsede yumurta sarısı, limon suyu ve tuzu iyice karıştırın.
Çorba bir taşım kaynadıktan sonra karışımı yavaş yavaş ilave edin.
Ocaktan indirip el blendırıyla çorbayı çekin.
Kâselere bölüp üzerine karabiber serperek servis yapın.
Afiyet olsun.

Şıp Diye

Adam, tıklım tıklım dolu bir hipermarketteymiş. Alışveriş eden çok güzel bir kadının yanına sokulmuş:

"Afedersiniz hanımefendi, karımı kaybettim bulamıyorum, benimle biraz konuşur musunuz?"

Güzel kadın tepkili bir şekilde:

"Karınızı kaybetmenizle benim ne ilgim var?"

Adam izah etmiş:

"Rica ederim, lütfen yanlış anlamayın. Ne zaman güzel bir kadınla iki çift laf etmeye kalkışsam, karım şıp diye damlar da."
Sevgi & Aşk