GÜNÜN SÖZÜ
"Kadını güzel yapan Tanrı; sevimli yapanda şeytandır."
Victor Hugo
Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...
"Kadını güzel yapan Tanrı; sevimli yapanda şeytandır."
Victor Hugo
Günümüzde ölümcül
hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart.
Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor.
İşte her kadın için hayati önem taşıyan ve yaşam boyu yaptırılması
gereken testler.
Birçok kişinin sofralarında kullanmaktan vazgeçemediği beyaz un
sanıldığı gibi masum değil! Son yıllarda artan kanser hastalığında
beyaz unun da yeri var...
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak için neler yapılması gerektiğine dair sıkça gündeme gelen soruları yanıtladı:
Gelecekte kanserin artacağı söyleniyor, doğru mu?
Araştırmalar; dünyada 2020 yılında var olan vakalara 20 milyon yeni kanser hastasının ilave olacağını gösteriyor. Türkiye’de
de her yıl on binlerce yeni kanser teşhisi konuyor. Kadınlarda en sık
meme ve rahim, erkeklerde ise prostat ve akciğer kanseri görüyoruz.
Sonuç olarak kanserde gün be gün artış var.
Hastalığın bu kadar artmasında hangi faktörler etkili oluyor?
Çevremizde kansere neden olan birçok faktör bulunuyor; hava kirliliği, ozon tabakasının delinmesi. Ozon tabakasının delinmesine bağlı olarak bu tabakadaki mor ötesi ışınların zararlı etkileri insan cildinde en tehlikeli kanserlere neden oluyor. Her gün fabrikaların bacalarından, arabaların egzozlarından çıkan kirli havaya maruz kalıyoruz. Ayrıca; sigara, alkol kimyasal maddeler, düzensiz beslenme, böcek ilaçları, radyasyon, bazı enfeksiyonlar, hormonlar, hareket azlığı, fazla kilolu olmak ve genetik özellikler de kanserin oluşmasına zemin hazırlıyor.
Etrafımızda bu kadar çok kanserojen etken varken kanserden korunmak mümkün mü?
Rakamlar korkutucu da olsa, erken tanı ve koruyucu tedbirler sayesinde birçok kanser türü yüzde 90-95 oranında önlenebiliyor veya iyileştirilebiliyor. Bunun için yapılması gereken; kansere yakalanmadan koruyucu tedbirleri almak, düzenli aralıklarla kanser taraması yaptırmak ve en kötü ihtimalle, bu taramalarla tümörü erken evrede yakalayarak henüz ilerlemeden yok etmektir. Sonuç olarak kanser, önlenebilir ve erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalıktır. Kanserden değil, geç kalmaktan korkmalı, dolayısıyla kanser sizi bulmadan siz onu bulmalısınız. Yani düzenli check-up yaptırmalısınız. Kısacası; kanserde bir korunma, bin tedaviden evladır!..
Korunma, erken teşhis açısından da önem taşıyor mu?
Erken teşhis hakikaten hayat kurtarır. Ama en önemlisi iş korunmadan başlar, sonra erken teşhis, sonra kanser tedavisi gelir. Yani bir sıralama yaparsak; önce korunma, sonra erken teşhis ve en sonunda da tedavi gelir. Oysa biz inadına tersinden başlıyoruz; kanser tedavisine çok büyük önem veriyoruz, en gelişkin kanser cihazlarını alıyoruz, Kanserden korunmaya yönelik ise maalesef çok fazla yaptığımız bir şey yok. Oysa ülke çapında Sağlık Bakanlığı tarafından böyle bir program yapılmalı, hastanelerde taramalar, kanser check up’ları gerçekleştirilmeli, çocukların beslenmesi konusunda eğitimler verilmeli, herkese kişisel olarak alabilecekleri önlemler öğretilmeli.
HORMON EK, KANSER BİÇ!
Kanserde çevresel faktörlerin dışında neler hastalığa zemin hazırlıyor?
Yediğimiz gıdalar! Aldığımız gıdalar hep inorganik ve potansiyellerini artırmak için ölçüsüzce hormon veriliyor. Özellikle ülkemizde hiçbir hesaba kitaba uymadan bol miktarda bitkilerin dibine dökülüyor. Biz de doğrudan doğruya bu bitkilerden hormonları alıyoruz ve sonuçta kanser vakalarında patlamaya neden oluyor. Oysa dünyada hormon kullanımı böyle şuursuz değil. O nedenle Türkiye’de hormon konusunda tedbirlerinin alınması gerekir.
Kanser riskini azaltan diyetler var mı?
Dört çeşit diyet kanser riskini azaltır. Bol miktarda taze, mevsiminde yetişen organik meyve tüketmeliyiz. Çiğ ya da buharda pişmiş, tam pişmiş olandan daha faydalı. Taze gıda, dondurulmuş daha faydalı. Dondurulmuş gıda konservelerden daha faydalı.
BEYAZ UNDAN UZAK DURUN
Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapılmalı?
Beyaz undan
uzak durup, esmer una dönülmeli. Başta şeker olmak üzere rafine olmuş
gıdalardan kaçalım. Kanserin en büyük nedeni, kanseri besleyen en
önemli gıda beyaz şekerdir. Ardından tuz gelir. Küçük yaştan itibaren
çocuklarımıza bu terbiyeyi vermeliyiz. Çocuk ekmek yesin ama organik
olanı, esmer olanı yesin.
MEYVELERİ POSASIYLA TÜKETİN
Meyve ve sebze tüketirken nelere dikkat edilmeli?
• Meyveleri posasıyla yiyin. Örneğin; meme kanserinde nar suyu çok faydalı. Kabuğunda ve çekirdeğinde de büyük şifa var.
• Kansere
karşı etkili olan ellagic asit, bütün kırmızılarda bulunan bir
antioksidandır. Çilek, ahududu ve böğürtleni mevsiminde bol bol
tüketin. Yapraklarından çay yapın. Bunlar kemik iliğini harekete
geçirir, immün sistemini güçlendirir, tümörlerin erimesine neden olur.
• En ucuz antioksidan olan biberiyeyi mutlaka tüketin.
• Buzdolabından ilk çıkarılan da, kahvaltı sofrasının vazgeçilmezi de, simit, zeytin, domates ve rakının ekürisi de odur.
• Diyetle başı dertte olan peynir tutkunlarına ne demeli peki? 'Kibrit kutusu' etrafında hayatı sürdürmek mayın tarlasında sınırı geçmeye benzer artık. Gerilim had safhadadır...
• Peynirlerin besin değerlerine göz atıp, 'kibrit kutusu' sınırının ne olduğunu görelim istedik. 30 gram, yani yaklaşık 'bir kibrit kutusu' peynir neleri içeriyor?..
İsviçre peyniri
• 120 kalori, 9 gr. yağ, 290 mg. kalsiyum Protein ve mineral açısından zengin. 30 gramında, günlük olarak alınması tavsiye edilen kalsiyumun üçte birinden fazlası var.
• Sağlık değerlendirmesi: 6
Brie
• 96 kalori, 8 gr. yağ, 162 mg. kalsiyum Brie, yağlı peynirlerarasında gösterilse de içerdiği yağ kaşar peynirinden az. B1 vitamini açısından zengin. Çinko oranı da azımsanmayacak düzeyde.
• Sağlık değerlendirmesi: 7
Camembert
• 89 kalori, 7 gr. yağ, 105 mg. kalsiyum Sert peynirlere oranla, üçte bir oranında daha az yağ ve dörtte bir oranında daha az kalori mevcut. Folik asit açısından zengin.
• Sağlık değerlendirmesi: 8
Parmesan
• 136 kalori, 9.8 gr. yağ, 360 mg. kalsiyum Kalsiyum deposudur. Makarna üzerine koyacağınız sadece bir çorba kaşığı parmesan, tavsiye edilen günlük kalsiyum miktarının yüzde 15'ini karşılar. Fazlaca tuzlu, ancak çinko oranı bir hayli yüksek.
• Sağlık değerlendirmesi: 6
Süzme Peynir
• 29 kalori, 1.2 gr. yağ, 22 mg. kalsiyum Gerçekten çok az yağ içeriyor ve kilo vermeye çalışanlar için de ideal. Ancak kalsiyum açısından zengin değil.
• Sağlık değerlendirmesi: 10
Kaşar
• 124 kalori, 10.3 gr. yağ, 216 mg. kalsiyum En yağlı peynirlerden, ancak iyi bir kalsiyum ve çinko kaynağı.
• Sağlık değerlendirmesi: 6
Mozarella
• 90 kalori, 7.5 gr. yağ, 155 mg. kalsiyum Orta yağlı olmasına rağmen doymuş yağ oranı yüksek.
• Sağlık değerlendirmesi: 8
Ricotta
• 56 kalori, 4.4 gr. yağ, 63 mg. kalsiyum Nispeten daha az yağ ve tuz içeriyor. Kalsiyum açısından çok zengin değil.
• Sağlık değerlendirmesi: 9
Keçi Peyniri
• 59 kalori, 4.7 gr. yağ, 57 mg. kalsiyum İnek peynirine oranla az kalorili. D vitamini açısından zengin. Ancak kalsiyum, ya da çinko açısından zengin olduğu söylenemez.
• Sağlık değerlendirmesi: 9
Beyaz Peynir
• 75 kalori, 6 gr. yağ, 108 mg. kalsiyum Yarım yağlı kaşardan daha az kalori içeriyor. Kalsiyum oranı ne çok az ne de fazla. Tuzlu ve D vitamini açısından zengin.
• Sağlık değerlendirmesi: 7
Alırken, saklarken, yerken, bunları unutmayın!
• Beyaz peynir çok fazla gözenekli ise alırken bir kez daha düşünün. Gözeneklerin fazlalığı, asitli süt kullanıldığını gösterir.
• Beyaz peynir ambalajına fazla su salmışsa bu peynirin yeterince olgunlaşmadığını gösterir.
• Tadıldığında çok fazla ekşilik veren beyaz peynirden kaçının. Ancak ekşi oranı çok az olan peynirde yoğurt kültürünün kullanılmış olabileceği aklınızda olsun.
• Taze kaşar peyniri açık sarı renkte, homojen yapıda, süt kokulu, kolay dilimlenebilir ve az tuzlu olur.
• Dil peyniri az tuzlu olmalı ve lif lif ayrılabilmelidir.
• Peynir, ışıksız ortamda (buzdolabında, sebzelik gözünde) saklanmalıdır.
• Peynir hemen tüketilmeyecekse, kendi ambalajında saklanmalıdır. Ambalajı açıldıktan sonra ise mutlaka saklama kabında veya ambalaj malzemelerine sararak korunmalıdır. Aksi takdirde peynir nemini kaybeder, aroması ve lezzeti azalır.
'Light' diye aşırıya kaçmayın siz yine de!
• Piyasadaki pek çok markanın diyet peynirleri ile 'kibrit kutusu' sınırını aşıp aşmamak sizin kararınız artık. Hemen bütün peynir ürünlerinin "light"ları var marketlerde.
• Düşük kalorili, şekersiz, tuz oranı azaltılmış, yağsız, diabetik peynir ürünlerini bulmak zor değil. İşte birkaç örnek. Sütaş'ın light kaşar peyniri, kalori oranını sınırlamış. Pınar'ın Labne light sürülebilir krem peyniri, Pınar Labne'nin yüzde 50 daha az yağlı ve yüzde 30 daha az kalorili halidir.
• Yörsan'ın light teneke beyaz peyniri yine az kalorili olarak piyasada. Ülker'in mavi yeşil light kaşar peyniri de az yağlı az kalorisiyle diyet listelerine uygun.
Muzaffer Kuşhan'la Diyet Dergisi
İşte ünlü yıldızın diyet listesi...
Yıllardır şarkılarıyla olduğu kadar güzelliğiyle de adından söz ettiren ünlü şarkıcı Beyonce Knowles, şöhretle tanıştığı ilk günden bu yana iri vücut hatlarıyla dikkat çekiyordu. Gecce.com da yer alan habere göre , yeni albümü 'I Am... Sasha Fierce' ile bu yaz turneye çıkan Knowles, güzel ve fit vücuduyla hayranlarını şaşırttı. İlk kez bu kadar zayıflayan ünlü şarkıcı, In Touch dergisine "Hayalini kurduğum vücuda kavuştum. Kendimi hiç bu kadar güzel hissetmemiştim" diye konuştu.
1600 kalori
Turneye çıkmadan önce çalışmaya başladığı fitness hocası Marco Borges
de ünlü yıldızın yeni diyet programıyla kendisini çok zinde
hissettiğini söylüyor. Turnesine rağmen haftanın beş günü spor yapan
Beyonce, günde 1600 kalorilik bir diyet programı uyguluyor
İşte Beyonce'nin diyeti:
Sabah:
Güne protein ağırlıklı bir kahvaltıyla başlayan Beyonce, yumurta beyazı
ve somon balığıyla yapılmış bir omlet yiyor. Zengin bir protein kaynağı
olan yumurta beyazlarının her biri sadece 17 kalori içeriyor.
Öğle:
Salatayı çok sevdiğini söyleyen Beyonce Knowles, yeşil yapraklı salatanın yanına haşlanmış nohut ve avokado yiyor.
Akşam:
Özellikle turnesi sırasında enerjik hissetmek için günde beş öğün yiyen
Knowles, akşamları Tilapia balığı ve haşlanmış brokoli yiyor.
Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgül Keser, kalp damar
hastalıklarına kadınların yakalanma ve buna bağlı ölüm risklerinin
erkeklere göre daha fazla olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Nurgül Keser, ''5. Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Cerrahide
Yenilikler Kongresi'' için bulunduğu Antalya'da, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, kadın ve erkek kalpleri arasındaki farklılıkları ve
hastalığa yakalanma oranlarını anlattı.
Kadınlarla erkeklerin damar yapısında farklılıklar olduğunu kaydeden Keser, şu bilgileri verdi:
''Koroner arterler (kalbi besleyen damarlar) kadınlarda daha küçük,
daha ince. Kadın kalbi daha küçük, mikro vasküler dediğimiz küçük damar
hastalıkları kadınlarda daha çok görülüyor. Dolayısıyla anjiyo yapıp
damarlarda belirgin bir daralma yok dediğimiz hasta grubuyla karşı
karşıyayız. Halbuki hastalık var. Tanısı biraz daha güçlük arz
edebiliyor. Damarların iç çeperini bir teflon gibi kaplayan zarda
belirgin bir hasar ortaya çıkabiliyor.''
Kadınlarda koroner arter hastalıklarında menopozdan sonra belirgin bir
artış gördüklerini dile getiren Keser, östrojenin koruyucu etkisinin
çekilmesinin ardından yıllardır biriken risk faktörlerinin damarlara
etki ettiğini belirtti.
Erkeklerde östrojenden kaynaklanan bir koruma olmadığı için damarların
hastalığa daha hazırlıklı olduğunu ifade eden Keser, şöyle konuştu:
''Kadınlar menopoza girmelerinin ardından koroner arter hastalıklarına
daha hazırlıksız yakalanıyor. O yüzden ani enfarktüsler ve ölüm
oranları kadınlarda daha fazla ortaya çıkıyor. Enfarktüs geçiren
kadınların ölüm oranı, erkeklere göre iki kat daha fazla. Kalp
yetersizliği riski erkeklere göre daha fazla. By pass sonrası
erkeklerde ölüm oranı yüzde 2.6 iken kadınlarda yüzde 4 oranında.
Kadınlarda 40-45 yaşlarından sonra iki katına yaklaşan bir oranda
kardiyovasküler hastalığa yakalanma ve bundan dolayı ölüm söz konusu.
Dünyada her yıl 250 bin kadın koroner arter hastalıklar nedeniyle
ölüyor.''
Koroner arter hastalığının bir erkek hastalığı olmadığının bilinmesi
gerektiğini vurgulayan Keser, bu hastalıkların kadınları daha çok vuran
ve vurduğu zaman da daha ölümcül sonuçlarla kendisini gösteren bir
hastalık olduğunu dile getirdi.
-KORUYUCU ÖNLEMLER-
Prof. Dr. Nurgül Keser, kalp ve damar sağlığının korunması ve koroner
arter hastalıklarının önlenmesi için kadınlara öncelikle bilinçli
olmalarını ve hastalığı engelleyici yöntemleri öğrenmelerini tavsiye
etti.
Koroner arter hastalıklarının önlenmesinde doğru beslenme ve düzenli egzersizin önemine değinen Keser, şunları söyledi:
''Türk kadını, eşinin ya da çocuğunun sağlığını ilk planda tutuyor.
Kendi sağlığını hep ikinci plana atıyor. Kadınlar, öncelikle
sağlıklarının değerinin farkında olacaklar. Daha sonra sağlıklı yaşam
prensiplerini uygulamaları lazım. Sigaradan veya pasif içicilikten uzak
durmalılar. Dumansız hava sahasını desteklemeliler. Bunlar çok ciddi
oranda koroner arter hastalıklarını azaltılıyor. Kuzey Amerika
ülkelerinde koroner arter hastalıklarındaki azalmanın yüzde 30'lara
indiğinden söz ediliyor. Dolayısıyla sağlıklı beslenme, klasik Türk
mutfağından zeytinyağı ağırlıklı Ege mutfağına doğru yönelme, sebze ve
meyve ağırlıklı beslenme önemli.''
Çocukların da fast foodlardan uzak tutulması gerektiğine işaret eden
Keser, koroner arter hastalıklarının çok küçük yaşlara indiğini
vurguladı.
Keser, şöyle devam etti:
''Çok erken yaşlarda damarların içindeki teflon zarları bozulmaya
başlıyor. Erkekler biraz daha günlük aktivitelerinin arasına sporu,
fiziksel egzersizleri sıkıştırabiliyorlar, kadınlar bu konuda biraz
daha geri planda kalabiliyorlar. Kadınların da düzenli egzersiz
yapmaları lazım.''
Düzenli sağlık kontrollerinin yapılmasının önemine de değinen Keser, 20
yaşından itibaren kolesterol kontrollerinin yapılması gerektiğini
belirterek, koroner arter hastalığı tanısı konulmuş kişilerin yüzde
35'inin kolesterol değerlerini bilmediğine dikkati çekti.
Hastalık semptomlarının başlamasından önce hastalık tanısının
konulmasının tedavide hayati önemde olduğunu kaydeden Keser,
''Obeziteyi, insülün direncini ne kadar kırabilirsek o oranda koroner
arterlerin sağlığını daha iyi koruyabiliriz. Hipertansiyonun oluşmasını
geciktirebiliyoruz'' dedi.
AA