| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 06.2009 Other entries in 2009-06 resimler , videolar

Ayakkabı Seçerken Dikkat

AyakkabıKüçük bir sorun olarak başlayan ancak tedavi edilmediğinde cerrahi müdahaleye kadar gidebilen tırnak batmalarına günlük hayatta yaptığımız bazı hatalar neden oluyor.

Tırnak kesiminde dikkat edilecek birkaç önemli nokta, tırnak batması sorununun önüne geçebilir. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, tırnak batmaları ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

Tırnak batması neden kaynaklanıyor?

Ayak tırnakları pek çok nedenle batabiliyor. Her yaşta olabilen ağrı, şişlik ve ikincil enfeksiyon gibi tablolara yol açabilen bu durum, en sık ayağın birinci parmak tırnaklarında görülüyor. Genetik eğilim, aşırı terleme, terlemeyi artıran faktörler, sentetik, solumayan ayakkabılar, dar ve darbe oluşturan ayakkabılar tırnak batmasının en sık rastlanan nedenleri arasında yer alıyor.

Kadınlarda topuklu ve sivri burunlu, erkeklerde sert ve sivri burunlu ayakkabılar ile yapılan uzun yürüyüşler ve spor, tırnakların yanlış kesilmesi ve pedikür de sık rastlanan nedenler. Tırnakların düz yerine U şeklinde, içe doğru kesilmesi, yan kenarlarının testere şeklinde düzensiz kesilmesi, kısa kesilmesi, tırnak kenarlarının koparılması tırnak batmasına yol açabiliyor.

 

Nasıl bir tedavi süreci yaşanıyor? Tedavi yöntemleri neler?

Kısa süreli vakalarda, öncelikle bölgesel kurutucular, antibiyotikli kremler, gerektiğinde ağızdan antibiyotik gibi ilaçla tedavi yöntemleri deneniyor. Bazı tırnak mantarı olgularında da tırnakta batma olabiliyor. Bu durum farklı ilaç kullanımı gerektirebiliyor. Bu tedavilerle yanıt alınamadığında, oluşan rahatsızlığın boyutuna göre, kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krioterapi, tırnak yatağı cerrahisi (tırnak yatağı revizyonu, kısmi tırnak cerrahisi) uygulanabiliyor. Uzun süreli vakalarda cerrahi yöntemler öncelikle tercih ediliyor.

 

Tırnak batması rahatsızlığı olanlar neye dikkat etmeli?

Ayak tırnaklarında batmayı engellemek için, oluşturucu etkenlerden sakınmak, tedavinin temel prensibini oluşturuyor. Tırnak batmasını engellemek için yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

 

Uygun ayakkabı seçimi : Ayağı sıkmayan, darbe oluşturmayan, alçak topuklu, olabildiğince yumuşak, hava döngüsüne izin veren ayakkabılar seçilmeli.

Tırnakların doğru kesilmesi: Tırnak uçları düz, yan kenarlara aşırı girmeden, hafifçe ovalleştirerek kesilmeli. Bu yolla yan kenarların düzensizleşmesine izin verilmemeli. Tırnak kenarları kesinlikle koparılmamalı.

Aşırı terlemeye yol açacak faktörlerden kaçınma: Sentetik olmayan, hava döngüsüne izin veren ayakkabılar seçilmeli. Pamuklu çorap giyilmeli, ayak yıkandıktan ve uzun su içi aktivitelerden sonra iyi kurulanmalı.

Temiz , steril şartlarda pedikür uygulanmalı.

Tırnak çevresinde hafif bir kızarma, hassasiyet olduğunda, basit bir nemlendirici kullanılmalı. Yakınmalar artınca bir deri hastalıkları uzmanı ile görüşülmeli.

 

Tırnak batması sorunu olanlar hastanelerde hangi bölüme gitmeli? Hangi bölümler bu alanla ilgili?

Öncelikle bir deri hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor. İlk olarak kesin tanının konmasının ardından, gerekli tedavi yöntemi (İlaç ve cerrahi tedaviler) uygulanmalı.

 

Türkiye’de yaygın bir rahatsızlık mı?

Oldukça sık rastlanılan bir hastalık. Artırıcı etkenlerden uzak durmak ve erken evrede planlanan tedaviler hastayı cerrahi tedavilerden koruyabilir.

Neden Kilo Alınır?

Kilo AlmakKilo vermek için diyet yapmaya başlamadan önce kendinizi iyi analiz etmeniz gerekir. Gün içinde hangi yiyecekten ne kadar yiyorsunuz?

Aşırı tükettiğiniz hatta bağımlılık derecesinde sevdiğiniz zararlı sayılabilecek beslenme alışkanlıklarınız var mı?
İdeal kilonuza ulaşıp, verdiğiniz kiloları geri almamak için kendinize sağlıklı beslenme planı oluşturmanız gerekir. Aşırı tükettiğiniz her besin bir süre sonra sağlığınız ve formunuz için tehdit haline gelebilir. Her şeyde olduğu gibi beslenirken de denge ve ölçü çok önemlidir.
Tutkunu olduğunuz yiyecek ve içecekleri belirledikten sonra günlük tüketim miktarınızı bir kenara not alın. İhtiyacınızdan daha fazlasını tüketiyor ve buna karşılık daha az hareket ediyorsanız kilo almanız olağandır. Hedefiniz ideal kilo ise alışkanlıklarınızı değiştirmek ilk ve en önemli adımdır.
Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek oldukça zordur. Siz, kırmızı et yemeyi ya da yüksek kalorili kahve içmeyi seven biri olabilirsiniz. Kendi kendinize biraz abarttığınızı söyleyebilirsiniz. İçten içe duyduğunuz rahatsızlık bile alışkanlıklarınızdan vazgeçmenizi sağlayamaz. Normal hayatta olduğu gibi bir alışkanlığı değiştirmek için yerine yenisini koymak gerekir.
Öncelikle, size kilo aldırdığını ve sağlığınızı olumsuz etkilediğini düşündüğünüz yiyecek ya da içeceği belirleyin. Aromalı ve kalorisi yüksek kahveleri içtiğinizi varsayalım. Günde 3 fincandan fazla kahve içmek kilo almanıza neden olabilir. Selülit oluşumu, sinir sistemini zayıflatması, kalp damar hastalıklarına neden olması gibi olumsuz özelliklerini hafızanıza kazıyın.
Sadece 2 dakika odaklanıp düşünün. Aşırı kahve tüketimi, ayna karşısına geçip kendinize baktığınızda mutlu olmanıza neden oluyor. Kahve alışkanlığınızın yerine suya bırakmaya ne dersiniz? Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezsi su, hem vücutta yağ yakılmasına yardımcı oluyor hem de sindirim ve boşaltım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Her kahve içmek istediğinizde elinizi suya uzatın. İlk denemelerinizde başarısızlık yaşayabilirsiniz. Bunun için kendinizi suçlamayın. İnançla ve sabırla yeni alışkanlığınızı kazanmayı deneyin. Masanızın üzerinde güzel bir sürahinin içinde taze su bulundurun. Yanında şık bir bardak olsun. Sizde olumlu duygular uyandırması, su içmeyi daha çekici hale getirecektir.
Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz kahveyi, kırmızı eti, ekmeği hayatınızdan tamamen çıkaracağınız anlamına gelmiyor. Yeterli miktaraa yemeye devam edebilirsiniz. Sağlığınız ve kilo kontrolünüz için kararlı ölçüde her besin grubundan almaya özen gösterin. Unutmayın, vücudunuzun doğadaki her yiyecek ve içeceğe ihtiyacı var. En başta da su!

Kalbimin Sana İhtiyacı Var Sevdiğim!

AşkBunca yorgunluğun üstüne biraz durup dinlenmek istiyor kalbim. Bir omuza yaslayıp başımı, azıcık soluklanmak, hatta bir ömür boyunca güçlü görünmek adına tuttuğum gözyaşlarımı kollarında serbest bırakmak.

İstediklerim aslında o kadar basit ki, belki de bana öyle geliyor. Yaşadığım sıkıntıları üstüne atmak değil derdim. Tam da tersi, bütün hepsini unutmak için sana koşmak istiyorum. Yangın yerine dönen şu kalbimi, aşkınla söndürmem gerek.

Öyle uykusuzum ki gecelerdir, bilemezsin. Sensizliğin parçalayan ağırlığından olsa gerek, sürekli uyandığım huzursuz uykulardan, bedenim yorgun düşüyor. Sen gelsen, kafamı koyar koymaz dalıp gideceğim mutlu bir gecenin özlemini çekiyorum.

Gittiğin her yerde izini sürerek, senin için delice, acınası bir hasretle ardından koşarak, hep bekleyerek, hep özleyerek geçiyor vakit. Ellerimizden kayıp giden şu zamanın geri dönüşü de yok üstelik, bundandır kavuşma telaşım.

Hayatımı şöyle bir gözden geçiriyorum, ne kadar çok ertelediğim umut var. Seni ertelenmişler listesine koymak istemiyorum. Ne varsa yaşanılacak, tadını çıkarsak! Bir filmi izleyip gülsek mesela, patlamış mısır kokusu eşliğinde. Aşkı kıskıvrak yakaladığımız geceleri çoğaltıp, kendimizi sıyırsak bu dünyanın tüm gürültüsünden, olmaz mı?

Bazen aklının içine girmek istiyorum. Ne düşündüğünü bilmek, yüreğinin içine sızarak, ne hissettiğini anlamak ve ne öğrendiysem bugüne kadar, hepsini unutarak, seninle yeniden başlamak ihtiyacındayım.
 
Aklım, ruhum sende takılı kalmışken, gündelik hayata uyum sağlamak da zor aslında. Dostların kahve sohbetleri, bir film karesi, el ele yürüyen bir çift, gördüğüm her ne varsa, kaçışlarıma daha çok itiyor beni.
 
Gün olur da usanırsa kalbim, bu uzun ve hiç bitmeyecek bekleyişlerden diye korkuyorum. Senden ayrılmak dert değil, kapatırız bir gece yarısı telefonları, kendimizi bitiririz birbirimizde. Sonra ne olur? Aklım ayrılığı kabullense de, başka bir ten tenime değdiğinde, yüreğim yine ihanet sayar bir yabancının gözlerime bakan gözlerini. Sana ait olmaktan vazgeçmem için, kalbimin bunu kabullenmesi gerekir, yoksa mantığım bitti diye çığlık atsın, ne fayda? Senin adını söylersem sevişirken, gittiğim yerde bir kitap görür ve seni aramak istersem ya da en sevdiğim şarkı çaldığında aklıma yine sen gelirsen, gerçekten senden ayrılmış sayılır mıyım?
 
Sevdiğim, serin bir yaz gecesinin ortasında gelsen, hiç haberim olmadan, ansızın çalsan kapıyı, karşımda seni görünce gözlerim ışıldasa, sessiz bir çığlık atsam içimden, dakikalar boyunca sarılıp kalsak o kapının önünde. Balkonda bir güzel masa kursam, yanına da bir küçük duble koysam hasrete yakışır diye; sonra sen anlatsan yokluğunda neler yaptığını, ben gözlerinin içinde kaybolarak dinlesem. Ellerimiz kenetlense birbirine, hatta vücudumuz, sabaha kadar sarmaş dolaş uyusak yalnız rüyalara inat. Sen artık gelsen sevgili çünkü bu kalbin sana ihtiyacı var...

Kadın Sesinin İnanılmaz Yararı

kadinsesiUzmanlar kadın sesinin bitkiler üzerindeki inananılmaz etkilerini ortaya koydu. İşte sonuç..

Britanya Kraliyet Bahçecilik Derneğinin (RHS) yaptığı araştırmada, kadın bahçıvanların seslerinin domates fidelerinin daha çok büyümesini sağladığı gözlemlendi.

Daily Telefraph'ın haberine göre, RHS'nin Surrey'deki bir bahçesinde nisanda başlayan deneyde, John Wyndham'ın "The Day of the Triffids", Shakespeare'in "Yaz Gecesi Rüyası" ve Charles Darwin'in "Türlerin Kökeni" adlı eserlerinden parçalar çeşitli kişiler tarafından okunarak kayıt yapıldı.

10 domates fidesiyle yapılan deneyde, bu kayıtlar fidelerin saksılarına iliştirilen kulaklık vasıtasıyla bitkilere dinlettirildi. Kontrol grubu olarak 2 domates fidesine ise hiçbir şey dinlettirilmedi.

Bir ay süren deneyin sonucunda, kadın sesi dinletilen fidelerin erkek sesi dinletilenlere oranla ortalama 2,5 santimetre daha fazla uzadığı belirlendi.

Hatta bazı erkek sesleri o kadar başarısız oldu ki, bu seslerin dinletildiği fideler "sessizlik içinde büyümeye bırakılan" kontrol grubundaki fidelerden bile daha az büyüdü.

GÜNÜN SÖZÜ

"Eğer kendiniz hakkında konuşursanız, erkek sıkıcı olduğunuzu düşünecektir. Eğer başkaları hakkında konuşursanız dedikoducu olduğunuzu düşünecektir. Eğer kendisi hakkında konuşursanız, dünyanın en zeki ve hoş sohbet kadını olduğunuzu düşünecektir."

Linda Sunshine

Kumsal

Kumsal

8 Haftalık Özel Koşu Rehberi

koşuEğer siz de iki dakika sonra pilinizin biteceğini düşünerek koşmaktan vazgeçiyorsanız, bu programı gözden geçirmenizde fayda var.

8 haftalık kolay koşu programıyla siz de bir koşucu olabilir, hiç durmadan tam 7 kilometre koşabilirsiniz!

Koşu birçok insanın gözünü korkutur. Öyle ya, iki dakika soluk soluğa kalıp, bir adım daha atamayacak hale gelip ele güne rezil olmak ya da ertesi gün kas ağrıları içinde kıvranmak da var işin ucunda. Aslında uygun bir programla özel bir sağlık sorunu olmayan herkes koşmaya başlayabilir. Konunun uzmanları koşuya yeni başlayanların düştüğü en büyük hatanın, çok hızlı ve uzun mesafelerle işe başlamak olduğunu söylüyor. Oysa bu spora yavaş adımlarla başlamak ve uzun soluklu bir plan izlemek gerekiyor.

Aşağıdaki programda, yürüyüş ve koşu uygun bir şekilde harmanlanıyor. Böylece vücudunuzun yavaş yavaş kondisyon kazanması ve 8 haftalık sürenin sonunda 7 kilometreyi durmadan koşabilecek güce ulaşmanız hedefleniyor. Programda "yürüyüş", koşu deneyiminin önemli bir parçasını oluşturuyor. Aralarda yürümek soluklanmanızı, şarj olmanızı sağlıyor ve yeni başlayanlar için koşuyu daha eğlenceli, daha katlanılır kılıyor. Hazırladığımız koşu programını uygularken eğitmenlerimizin, özellikle koşuya yeni başlayanlara rehber olacak önerilerine uymayı ihmal etmeyin...

İyi bir çift koşu ayakkabısı edinin
Eğer koşmak istiyorsanız öncelikle iyi bir çift koşu ayakkabısına yatırım yaparak işe başlayın. Profesyonel bir çift koşu ayakkabısı sizi yaralanmalardan koruyacak, aynı zamanda koşmayı daha keyifli ve kolay hale getirecek. Kilonuza göre seçeceğiniz ayakkabıların uç kısımdan esneyerek koşu sırasında ayak parmaklarınızın bükülmesini sağlaması gerekiyor. Ayrıca ayakkabı kesinlikle başparmağınıza dayanarak basınç yapmamalı. Topuğun dönmesini engellemek için topuğu arkadan destekleyen kısmın sert olması da önemlidir. Ayakkabının tabanı da büyük önem taşıyor. Koşu sırasında ayağa binen yükü absorbe eden taban yapısına sahip olanı seçin. Kullanım sıklığınıza göre zaman zaman koşu ayakkabınızı değiştirmeniz gerektiği de uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta.

Sporcu sütyenini unutmayın
Kadınlar için koşu ayakkabısı kadar önemli bir diğer malzeme de sporcu sutyeni. Çünkü koşu sırasında göğüsler adeta sekiz çizer ve defalarca zıplar. Bu da hem koşu sırasında rahatsız edici bir durum yaratır hem de sırt ve boyun ağrılarının yanı sıra geri dönüşü olmayan sarkmalara neden olabilir. Koşu gibi ağır bir sporda göğüslerin, yüksek aktivite düzeyine uygun bir sutyenle desteklenmesi şart. Bu nedenle pahalı da olsa profesyonel bir ürüne yatırım yapmaktan çekinmeyin. Ayrıca sutyeninizi sonsuza kadar kullanamayacağınızı, lastikleri esnedikçe değiştirmeniz gerektiğini de unutmayın.

8 Haftalık koşu rehberi

Uyarı: Bu programa başlamak için hali hazırda haftada üç gün 30 dakika egzersiz yapıyor olmanız gerekiyor. Eğer hiç egzersiz yapmıyorsanız, programı uygulamaya başlamadan önce 8-10 hafta boyunca haftada 3-4 kez 30 dakikalık yürüyüş ile 45-60 dakika fitness egzersizlerden oluşan bir program uygulamalısınız.

• 1 ve 2. Haftalar

Haftada 3 kez 30 dakika: 4 dakika koş, 2 dakika yürü; 5 kez tekrarla.

 Aradaki günlerde 30 dakikalık yüzme, yoga, pilates gibi egzersizler yap, 1 gün dinlen.

• 3. Hafta

Haftada 3 kez 35 dakika: 5 dakika koş, 2 dakika yürü; 5 kez tekrarla.
Aralardaki günlerde 30'ar dakikalık fitness egzersizi yap. 1 gün dinlen.

•  4. ve 5. Haftalar

Haftada 3 kez 32 dakika: 6 dakika koş, 2 dakika yürü; 4 kez tekrarla.Aralardaki günlerde 30'ar dakikalık fitness egzersizleri yap. 1 gün dinlen.

• 6. Hafta

Haftada 3 kere 36 dakika: 8 dakika yürü, 1 dakika koş; 4 kez tekrarla. Aralardaki günlerde 30'ar dakikalık fitness egzersizleri yap. 1 gün dinlen.

• 7. ve 8. Haftalar

Haftada 3 kez 33 dakika: 10 dakika koş, 1 dakika yürü; 3 kez tekrarla.Aralardaki günlerde 30'ar dakikalık fitness egzersizleri yap. 1 gün dinlen.

Vücudunuzu dinleyin
Koşuya başladığınız ilk günlerde bacaklarınızda ağrı hissedebilirsiniz. Egzersiz rutinine devam ettikçe bu tip hafif kas ağrıları kaybolacak. Ancak ciddi boyutlarda bir ağrı hissederseniz birkaç gün koşmayı bırakıp kaslarınızı dinlendirmenizde fayda var. Yorgunlukla, yaralanmayı birbirinden ayırmanız gerekiyor.

Nefes nefese koşmayın
Koşuya başladığınız ilk günlerde zorlanabilir, zaman zaman nefes nefese kalabilirsiniz. Zamanla bu durum da hafifleyecek. Burada "konuşma testi"ni kullanarak hızınızı ayarlayabilirsiniz. Eğer koşu sırasında bir diyalogu sürdürebiliyorsanız hızınız gayet iyi bir durumda demektir. Yandaki programı uygulayıp, biraz tecrübe kazandıktan sonra haftalık koşu seanslarınızdan bazılarında süreyi kısa tutup hızınızı "konuşamayacak kadar" artırabilirsiniz. Bu, fitness düzeyinizi ve kardiyovasküler dayanıklılığınızı artırmaya yardımcı olacak.

Yokuşlar gözünüzü korkutmasın
Yokuş yukarı koşmak, bacaklarınızı güçlendirmek ve ekstra kalori yakmak için harika bir yol. Yokuş yukarı koşarken adımlarınızı kısaltın ve kollarınızı ileri doğru iterek vücudunuzu çekin. Yokuş aşağı koşarken ise vücudunuzu hafifçe öne doğru eğerek işi yerçekimine bırakın.

Çim ve toprak zemini tercih edin
Sert beton yüzeyler, asfalt zeminler eklemlerinize binen basıncı artırır. Bu nedenle çim ya da toprak zemini tercih edin. Ancak doğal ortamlarda karşınıza çıkabilecek ve düşmenize ya da bileğinizi burkmanıza neden olabilecek taşlara, kayalara, ağaç köklerine ve çukurlara karşı dikkatli olun.

Trafiğe dikkat edin
Koşarken daima trafiği karşınıza alın, böylelikle araçları görebilirsiniz. Reflektörlü, parlak giysiler giyerek hava karardığında sürücülerin sizi görmesini sağlayın. Kalp atış hızınızı düşürmemek için kırmızı ışıkta durmak yerine köşeyi dönüp bir başka sokağa dalın ya da geriye doğru koşun. Şehir içinde koşmak zorundaysanız, zehirli egzoz gazlarını solumamak için ağır araç trafiğinin olduğu yerlerde koşmayın. Trafiğin daha tenha olduğu saatleri seçin ya da koşmak için bir parka, deniz kenarına gidin.

Kendinize bir koşu arkadaşı bulun
Bir koşu arkadaşı bulmanız hem motivasyonunuzu artırır, hem de koşu sırasında sıkılmanızı engeller. Bu konuda arkadaşlarınızı ya da partnerinizi ikna edebilirsiniz. Birlikte spor yapmak arkadaşınız ya da partnerinizle olan ilişkinizi de güçlendirecek, renklendirecektir.

Formsante

İsteklerinizi Sağ Kulağa Söyleyin

İsteklerinizi sağ kulağa söyleyinİtalyan bilim adamları, “isteklerin yerine getirilmesi için sağ kulağa konuşulmasının” gerektiğini ortaya koydu.

 İtalyan araştırmacılar, yaptıkları 3 ayrı deneyde kişilerin, sağ kulaklarına söylenilenleri yerine getirmede daha iyi olduklarını gösterdi. Bilim adamları, bilgiyi işlemede daha iyi olduğu bilinen beynin sol tarafının, sağ kulaktan gelen bilgileri değerlendirdiğine işaret ediyor. Bilim adamları, araştırmaları için yaptıkları ilk deneyde, arka fonda yüksek desibelli müzik çalarken konuşan 286 deneği izledi. Bu kişilerin yüzde 72’sinde etkileşimin dinleyenin sağ tarafında olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, ikinci deneyde 160 denekle anlamsız ifadelerle fısıldayarak konuştu ve bu deneklerin duymak için ya sağ ya da sol kulaklarını kullanmalarını izledi. Araştırmacılar, daha sonra her denekten duyulacak tonda birer sigara istedi. Deney sonucunda bu kişilerin yüzde 58’sinin sağ kulağını, yüzde 42’sinin de sol kulağını kullandığı belirlendi. Son deneyde 176 denekten ya sağ ya da sol kulağına doğru konuşularak sigara istenildi. Bunun sonunda da sağ kulaklarına konuşulan deneklerin sol kulaklarına konuşulanlara nazaran daha çok sigara ikram ettikleri gözlemlendi. Deneylerin sonunda sağ kulaktan giren kelimelerin beynin sol kesiminde daha iyi işlem gördüğüne karar verildi.

Araştırmacılar, insanların telefonla konuşurken ahizeyi sağ kulaklarına tuttuklarına da dikkati çekti.

Yüzebildiğiniz Kadar Yemek Yiyin

kadinSabah uyanıp 30 dakika yüzmek bir gece öncesi fazla yenilenleri yakmak için iyi bir çözüm.

Her bireyin metabolik hızı farklı olduğu için enerji üretme ve yakma kapasitesi de farklı olabiliyor. Benim önerim günde 3 kez 30’ar dakika yüzülmesi

Üç gündür tatildeyim, size bu satırları Fethiye Hillside kıyılarından yazıyorum. Yıllardır özellikle çocuklu ailelerin vazgeçemediği ve yemekleri her zaman muhteşem olan ve bu yüzden kilo almamak için de aslında tehlikeli bir yer burası. Tehlikeli demek doğru değil tabii ki, bu işin şakası, siz ne kadar yediğinizi ve ne kadar yaktığınızı kontrol edebiliyorsanız bu konuda hiçbir yer tehlikeli değil, her yer keyifli... Siz yeter ki bol bol yüzün o zaman kilo almadığınız gibi tatilde kilo bile verebilirsiniz

Tatil demek dinlenmek ve keyifli olmak demek bana göre, bu yüzden yemeklere kafayı takıp kendinizi mutsuz etmeyin. Ben her ne kadar böyle desem de yemek zamanı gelince ben elimdeki tabakla dolaşırken genelde dikkatli bakışlara maruz kalıyorum, arkadaşlarım “aa ne aldın” diyor beni tanıyan misafirler tabağını bana gösterip “nasıl iyi mi?” diyor, çocuğu iştahsız anneler ellerinde kaşık sürekli şikâyetçi bir halde “ne yapacağız bu çocuğu?” diyor hatta “bu çocuk tam sana göre, çok az yiyor Dilaracım ” diyen arkadaşım bile var.

Kahvaltıdan önce yüzmek 
Mevsim yaz olunca ve deniz olan bir yer tercih edilince genelde tatil günleri birbirine benzer geçiyor. Sabah erken uyananlar önce yüzüyor sonra kahvaltı ediyor, geç uyananlar ise öğlene doğru kahvaltı edebiliyor. Ben pek fazla sabah insanı olmadığım için kahvaltı öncesi yüzme programını yapamıyorum ama yapabilenleri kutluyorum. Özellikle akşam fazla yiyip, içenlerin ertesi güne yağlanmamak için kesinlikle bunu uygulamasını öneriyorum. Sabah uyanıp 30 dakika yüzmek bir gece öncesi fazla yenilenleri yakmak için iyi bir çözüm. Kahvaltı sonrası genelde gazete, kitap, kahve zamanı gibi geçiyor etrafta tavla oynayan beyler de oluyor. Öğle yemeği öncesi ara öğün unutulmamış, her gün ara öğün olarak karpuz ve peynir geliyor. Böylece öğle yemeğine kadar çok acıkmamış oluyoruz.
Öğle yemeğinde zengin bir büfe var, ama en hoşuma giden tarafı misafirlerin özel isteklerine anında cevap verilmesi, bizim grupta şeker hastası olan arkadaşımıza diyet tatlı geliyor, diğer arkadaşımız ise kortizon tedavisi olduğu için ona tüm yemekler ve ekmek tuzsuz geliyor, büfede olmamasına rağmen kepekli makarna istiyorum dediğinizde 15 dakika sonra kepekli makarna masanızda oluyor. Ben ciddi bir hastalık veya tedavi haricinde özel isteklerde bulunmak yerine mevcut yemekler ile dengeli beslenilmesi taraftarıyım. Bu yüzden de tatilde kilo vermek yerine aynı kiloda kalmayı hedefleyin diye öneriyorum. Yaz tatillerinde en iyi çözüm istediğinizi yemek ama yürüyüş ve yüzme ile bunu dengelemek.

Ne kadar yüzmelİ?

Her bireyin metabolik hızı farklı olduğu için enerji üretme ve yakma kapasitesi de farklı olabiliyor. Bu durumda kesin konuşmak yerine yaklaşık değerler vermek daha doğru oluyor. Yüzme esnasında nefesi doğru ayarlamak önemli aksi takdirde uzun ve aralıksız yüzmek kolay olmuyor. Benim önerim günde 3 kez 30’ar dakika yüzülmesi ama tok karnına yüzülmemeli bunun için yemek sonrası en az 1-1.5 saat geçmesini bekleyin. Öğle saatlerinde güneşe çıkmayın. En güzeli günü üçe bölmek;
- Sabah erken uyanabiliyorsanız kahvaltı öncesi 30 dakika
- Öğle yemeğinden önce 30 dakika
- Akşamüzeri 30 dakika yüzmek iyi bir egzersiz olacaktır.

Yüzme ile ne kadar kalori yakılıyor?
Vücut yüzeyi, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı enerji yakma kapasitesini etkiler. Geniş vücut yüzeyi daha fazla kalori harcar. Biz en azından vücut ağırlığını kriter alırsak size şöyle bir fikir verebilirim.
80 kg erkek 30 dk yüzme = 240 - 250 kalori
90 kg erkek 30 dk yüzme = 270 - 300 kalori
60 kg kadın 30 dk yüzme = 180 - 200 kaloriBu durumda günde 3 defa x 30 dk yüzmek yaklaşık 700 - 800 kalori yakmanızı sağlar. Tatilde rahat rahat yemek yiyip kilo almak istemiyorsanız bunu yolu yüzmekten geçiyor.
Akşam yemeğini geç saatte yemek zorunda kalırsanız çok aç gitmemeye özen gösterin.
Tatil akşamları yemek geç saatlere kalabiliyor eğer uzun süre aç kalırsanız yemekte kendinizi kontrol etmeniz güçleşiyor üstelik metabolik hız yavaşlıyor az ve sık yeme prensibini tatilde da yanınızda götürün . Karbonhidratı yüksek yemekleri öğle öğününde tercih edin. Tatil otellerinde öğle yemeklerinde lahmacun pide, börek, makarna favoriler arasındadır bu seçimleri öğle yemeğinde tercih etmeye çalışın hatta tatlınızı da öğlen yiyin, akşama ise ızgara seçimlerinizi yapın  ama eğer iyi yüzdüyseniz ufak bir tatlı veya  dondurma yemekten de çekinmeyin. Bol sıvı almayı da ihmal
etmeyin.

İştah Kesen 7 Öneri

formda-kalmakKilo Yönetimi ve Anti-Aging Uzmanı Dr. Ahmet Karaçam'ın 7 maddelik "önlemler paketi" aşırı iştah derdini sonlandıracak başlıklar içeriyor.

Bir türlü verilemeyen fazla kilolar, frenlenemeyen iştahın yol açtığı sorunlardan biri. Beslenme ve Anti-Aging Uzmanı Dr. Ahmet Karaçam, bu sorundan şikâyetçi olanlar için 7 maddelik bir önlemler paketi sunuyor, işte o maddeler:

• Su için, bu sayede kendinizi tok hissetmeniz kolaylaşıyor.
• Yiyecekleri uzun süre çiğneyin, çünkü bu, beyne, besinleri algılaması için fırsat vermek anlamına geliyor.
• Gün içinde sık ve az öğünler yiyin.
• Hergün 6 - 8 saat kaliteli uyuyun.
• Yeşillik ve baharatla tatlandırılmış yiyecekleri tercih edin.
• Glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmeye gayret edin.
• Daha fazla egzersiz yapın.

Tok tutan besinler
Yağsız kaşan ince ince dilimleyin ve siyah zeytin ile süsleyin. Üzerine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırarak tüketmek de lif açısından zengin bir karışım olduğundan uzun süre tok kalmanızı sağlayacaktır. Kendinize bunların dışında yeşil salata, uskumru veya ton balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet de çekebilirsiniz.

Sevgi & Aşk