| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 05.2009 Other entries in 2009-05 resimler , videolar

Cindy Crawford Güzellik Sırrı

Cindy-Crawford43 yaşındaki Cindy Crawford, genç görünme sırrını şöyle özetledi:

Sütle suyu karıştırıp yüzümü bununla yıkıyorum...

Basit bir sır: Süt ve su!

Cindy’nin genç kalmak için estetik yaptırdığını ya da pahalı kozmetikler kullandığını sanıyorsanız çok yanıldınız. Vücudunun kendisine sunulmuş bir armağan olduğunu düşünen Cindy Crawford; gençlik sırrını şu sözlerle özetliyor: “Cildimi düzenli olarak biraz süt karıştırdığım suyla yıkıyorum. Bu işlem haftada 2 kez uygulandığı takdirde bile farkını gösteriyor. Ayrıca spor ve diyet yapmaya da özen gösteriyorum. Bol su içiyorum ve en önemlisi de uykuma dikkat ediyorum. Düzensiz bir uyku ciltteki kırışıklıkların en büyük nedenidir.”Cindy’nin yaptığı protein diyeti

Sabah: 1 kibrit kutusu beyaz peynir, domates, salatalık
Ara: Meyve
Öğle: 2 kibrit kutusu beyaz peynir, salata
Akşam: 150 gr. tavuk, bol miktarda salata

Ara: 1 porsiyon meyve
Yağlı ciltlilere özel ‘domates maskesi’
Cindy, bolca tükettiği domatesten maske yapıyor.
İşte Domates maskesi: 1 çorba kaşığı taze domates suyu ile 1 çorba kaşığı kili karıştırıp yüzünüze sürün. Kuruyuncaya kadar bekleyip ılık suyla yıkayın.
Bol miktarda tükettiği suyu titizlikle seçiyor
Günde mutlaka 1 litre su içen Cindy, Evian marka doğal su içiyor. Ünlü model, bu suyu bulamayanlara ise işlenmemiş doğal kaynak sularını öneriyor.
Gözaltı torbalarını patatesle yok ediyor.
Ünlü manken, yaşlanmanın en büyük belirtisi olan gözaltı torbalarına karşı şu yola başvuruyor: Gözaltına çiğ patetes dilimleri yerleştirip yaklaşık yarım saat böyle bekliyor. Sıkça yıkayın.
Cindy Crawford, kırışıklıkların arttığı dönemde kadınların yüzünü bol miktarda sütle yıkaması gerektiğini söylüyor. Uzmanlar da; sütün kırışıklıkları önlediğini savunuyor.
Yemeklerden önce Gözaltı torbalarını patatesle yok ediyor. 1 kaşık sirke için.
Günde 5 öğünle beslenen Cindy Crawford, sabah, öğle ve akşam yemeklerinden önce 1 çorba kaşığı sirke içiyor. Cindy Crawford, sirke içildikten sonra yemek yenmesini gerektiğinin altını çiziyor.

Demir Eksikliğine Dikkat!

haDemir eksikliği, zeka geriliğinden, tırnak ve deri değişikliklerine kadar çok çeşitli sorunlar yaratabilir...

Allergo İlaç Farmakovijilans Sorumlusu Prof. Dr. Friedrich Krause, demir eksikliğinin gebeler, bebek ve çocuklar ile yetişkinlerde ölü bebek doğumlarından zeka geriliğine, halsizlik ve baş ağrısından tırnak ve deri değişikliğine kadar birçok olumsuzluğa neden olabildiğini söyledi.

Krause, anne sütünü yeterince alamayan bebeklerle ek gıdalara başlama döneminde demirden zengin yumurta, et, pekmez ve kuru baklagilleri az alan veya hiç alamayan çocuklarda demir yetmezliği anemisinin gelişebildiğini bildirdi.

Gebelik dönemindeki demir eksikliğine de vurgu yapan Krause, ''Gebelik dönemindeki demir eksikliği, bebek ölümlerine neden olabildiği gibi düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme ve enfeksiyonlara yakalanma riskini arttırıyor. Bununla birlikte çocuklarda zeka gelişimini de olumsuz etkiliyor'' diye konuştu.

Bağışıklık sistemi ve yeme davranışlarının da demir eksikliğine bağlı olarak bozulduğunu ifade eden Krause, demir eksikliğinin algıyı düşürdüğünü, enfeksiyonlarda duyarlılığı arttırdığını, tırnak, deri ve mukoza değişiklikleri ortaya çıkardığını kaydetti.

GÜNÜN SÖZÜ

"Cahilin ibadetinden alimin uykusu hayırlıdır."

Türk Atasözü

Bumerang

Bumeran

Kirpiklerinizi Uzatın

kirpikGüzelliğin en önemli ayrıntılarından biri olan uzun kirpiklere sahip olmak istemez misiniz? İşte ipuçları...

Bakım:

Kirpiklerinin sağlıklı ve düzgün olması için gece yatarken rimelini çıkarmayı unutma! Bu arada mutlaka iyi bir makyaj çıkarıcı kullan. Eski kadınlar kirpiklerini gür göstermek için çeşitli yağlar ile beslerlermiş. Günümüzde de buna benzer yöntemler uygulanıyor. Örneğin; ünlü manken Demet Şener, kirpiklerini güçlendirmek için badem yağından yararlandığını söylüyor. Badem yağının kaş, kirpik ve saç güçlendirme konusunda çok etkili olduğu biliniyor ancak bunu gözüne kaçırmamaya ve göz çevrene bulaştırmamaya dikkat etmelisin. Badem yağı benzeri kalın yağlar göz çevresindeki hassas cilde çok zarar verir.

Kıvırma:

Kirpiklerini bir kirpik makasıyla kıvırabilirsin. Bunu yaparken makası kirpiklerinin en dibine kadar getir. 5 saniye bekledikten sonra bırak. Bu işlemi asla gözünde rimel varken yapma. Çünkü rimelli kirpiğe makas kullanırsan kirpiklerin kırılır. Bu işlemi uygulamak için; öncelikle kirpiklerindeki rimeli sil. Daha sonra kirpiklerinin diplerinden itibaren kıvırmaya başla. Bir kat rimel uyguladıktan sonra ikinci bir kat daha rimel uygulamak istersen, ikinci işlemi kirpiklerin kurumadan yap. Yoksa kirpiklerin birbirine yapışır. Eğer yapışma olursa, önce kirpiklerini kurumaya bırak. Daha sonra kaş ya da kirpik tarağı ile tara.

Seçim:

Kaliteli bir rimelle hayalindeki gibi dolgun, uzun ve göz alıcı kirpiklere sahip olman mümkün. Çünkü kirpik ilaveli olanlar kadar dolgun gösteren rimeller de son derece kullanışlı.

Meme Kanserli Kadınlara Estetikle ‘Yeni Hayat’

meme-kanseriMeme kaybı sonrası kadınlarda, sıklıkla depresyon, cinsel istek kaybı, hastalığın tekrarlamasına ilişkin endişeler ve uygun giysi bulmada güçlük gibi bir dizi sorunlar gözlenir.

Araştırmalara göre, her 8-9 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Meme kanseri bir kadının hayatı boyunca yaşayabileceği en büyük travmalardan biridir. Meme kaybı sonrası kadınlarda, sıklıkla depresyon, cinsel istek kaybı, hastalığın tekrarlamasına ilişkin endişeler ve uygun giysi bulmada güçlük gibi bir dizi sorunlar gözlenir.

Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Yazar, meme onarımının çoğu hasta için hayata yeni bir başlangıç olduğunu, meme onarımı yapılan hastaların aile ilişkilerinin ve cinsel yaşamlarının daha uyumlu olduğunu söyledi. 

Artık doğal memeye çok benzeyen meme yapabiliyor mu?

Tıptaki yeni gelişmeler sayesinde artık cerrahlar doğal memeye çok benzeyen bir meme oluşturabiliyor. Bu bir estetik değil, bir onarım (rekonstrüksiyon) ameliya-tıdır. Yani hastalık nedeniyle kaybedilen bir uzvun yerine konulmasıdır. 

Ameliyatta doğru zaman nedir?
Meme onarımı, anında yani mastektomi (kanserli memenin alınması) ile eş zamanlı veya daha sonraki dönemde (geç onarım) yapılabilir. Eş zamanlı onarımın kozmetik sonuçları çok daha iyidir. Genelde erken evre kanserlerde uygulanır. Erken onarımın en önemli avantajı meme derisi korunarak mastektomi yapılan hastada eş zamanlı olarak meme onarılmasıdır.
Böylece memenin alınmış olmasından dolayı hastanın yaşayacağı psikolojik travmanın azaltılması mümkündür. Diğer avantajı ise daha ekonomik olmasıdır.

Meme nasıl onarılıyor?
-Meme onarımının başlıca üç aşaması var:
- Meme dokusunun oluşturulması
- Meme başı ve areolanın onarımı
- Memeler arası simetrinin sağlanması
- Meme oluşturmada iki yöntem vardır:
Alınan memenin yeniden oluşturulması genel olarak iki şekilde yapılabilir:
1- Meme protezleri
2- Hastanın kendi dokuları (otojen dokular)
Ameliyat yönteminin seçiminde, onarımın ne zaman yapılacağı, hastanın genel sağlık durumu, yaşı, vücut özellikleri, yapılan mastektominin özellikleri, radyoterapi uygulanıp uygulanmadığı, diğer memenin durumu, hastanın tercihleri ve plastik cerrahın cerrahi tecrübesi ve yetenekleri gibi birçok faktör rol oynar.

Karın, sırt, kalçadan doku 
Kendi dokusu ile meme onarımları daha karmaşık ve cerrahi tecrübe gerektiren ameliyatlardır. Otojen doku olarak sıklıkla karın, sırt, kalça ve bacak-tan hazırlanan dokular kullanılır. Bunlar;
- Karın alt bölümündeki deri ve deri altı yağ dokusu, karın ön duvarındaki kaslardan birisi kullanılarak meme onarımı gerçekleştirilir. 
- Sırt yan tarafındaki kas da meme bölgesine taşınarak onarımda kullanılır. 
- Kalça ve bacak bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokusu serbest doku aktarımı yani mikrocerrahi yöntemi ile meme bölgesine taşınarak meme onarımı yapılır.
- Bu tip serbest doku aktarımı yöntemiyle meme onarımında deri altı yağ dokusu besleyici damarlarıyla bağlı bulunduğu karın, sırt veya kalça bölgesin-den ayrılır ve damarları alıcı bölgedeki damarlara dikilerek yaşaması sağlanır.
- Bu ameliyatı yapabilmek için plastik cerrahın mikrocerrahi konusunda deneyimli olması gerekir. 
- Meme ucu, bölgedeki dokulardan yapılır. Çevresindeki koyu renkli alan için döğme yapılabildiği gibi, karşı meme başından alınan deri kullanılabilir.
- Memeler arasında simetriyi sağlamak amacıyla karşı memenin  küçültülmesi, dikleştirilmesi veya büyütülmesi gündeme gelebilir.

Protezle onarım kısa sürüyor
- Meme protezleri, içi jel ve serum fizyolojik (tuzlu su) ile doldurulan olmak üzere başlıca iki tiptir. Her iki protez tipinde de dış yüzey silikon bir çeperden oluşmaktadır.
- Hastanın durumuna göre doğrudan protez yerleştirilerek onarım yapılabildiği gibi (eşzamanlı onarımlarda), önce göğüs duvarındaki yumuşak dokuları genişletmek için  “doku genişletici “adı verilen balon yerleştirilir, daha sonra bu balon çıkarılarak yerine kalıcı meme protezi konur (geç onarımlarda).
- Protezle meme onarım ameliyatı, teknik olarak daha basit ve süresi daha kısa ve bir yöntemdir.
- Bu ameliyatla  vücuda yabancı bir cisim yerleştirilmektedir. Bu tür onarımlarda enfeksiyon, silikon sızması ya da protezin sönmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilir.
- Bu yöntemin diğer önemli bir sakıncası da, silikon protez çevresinde sert doku gelişmesi durumunda memenin yeterince doğal bir görüntüye sahip olmamasıdır.

Evimiz Güzel Koksun Derken Sağlığınızı Kaybetmeyin

kokuKapalı ortamların temiz kokmasını sağlamak amacıyla sık sık kullanılan oda kokularının içeriğine dikkat edilmesi, özellikle yakılarak güzel koku sağlayan tütsü kullanımından kaçınılması gerektiği bildirildi.

İzmir Ege Sağlık Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doktor Gürkan Ertuğrul, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, oda kokuları kullanımının gittikçe yaygınlaşmasıyla birlikte karşılaşılan sağlık sorunlarının da arttığını söyledi. "Mümkün olduğu kadar doğal yöntemlerin dışına çıkmamak en iyisi" diyen Ertuğrul, bu kokuların özellikle astım hastalarına alerjen etkisinin bulunduğunu ifade etti.

Ertuğrul, oda spreyi, koku önleyici kimyasallar, kokulu mum, tütsü gibi çeşitleri bulunan bu kokuların tümünün içinde çeşitli katkı maddeleri bulunduğunu, bunları alırken ve kullanırken bu içeriklere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Koku veren maddeler içinde en fazla tütsüde ve kokulu mumlarda bulunan maddelerin sakıncalı olduğu uyarısında bulunan Ertuğrul, "Çünkü bunlar yakılarak kullanılıyor ve yaktığınız zaman da sağlık için zararlı etkileri ortaya çıkıyor." dedi.

Kullanılan ürünlerin kalitesine dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Ertuğrul, buharlaştırma yoluyla ortama koku salan ürünlerin daha güvenli olduğunu söyledi. Ertuğrul, oda kokularının kansere yol açtığı şeklindeki iddiaların hatırlatılması üzerine, "kanserojen olup olmadığını anlamak için etken maddelerine bakmak lazım. Mesela paradiklorobenzen içeriyorsa, bunlar kanserojen maddeler. Mesela naftalinde de bulunuyor bu madde" dedi. Torbalarda ya da keselerde kullanılan kurutulmuş çiçeklere uçucu gaz eklenmediği sürece sağlık için bir sakınca olmadığını vurgulayan Ertuğrul, özellikle sıkça yapıldığı gibi tuvalet kokularında kullanılan paradiklorobenzen içerikli maddeleri sıkmamak gerektiğini söyledi. İçinde etken madde olarak kloroflorokarbon bulunan oda spreyleri ya da deodorantların çevre sağlığı açısından sorun yarattığının altını çizen Ertuğrul, "yani sprey alırken de içindeki etken maddeleri iyi incelemek gerekiyor. Sonuçta bütün uçucu gazlar, alerjisi bulunan bireylerde sağlık için sorun yaratıyor, ama hep söylüyoruz, deodorant kullanırken sprey yerine mum ya da roller tarzı olanları tercih etmelisiniz" diye konuştu.

Ertuğrul, gebeler, emziren anneler ve küçük çocukların bulunduğu yerlerde bu tür koku veren maddelerin kullanılmaması gerektiğini dile getirdi. Sağlık açısından güvenilir olması nedeniyle doğal aromatiklerin kullanılmasını öneren Ertuğrul, "ama doğal olmayanlar kullanılacaksa da maddeyi yakmamak, sadece buharlaştırma ya da doğal yöntemlerle ortama salmak gerekiyor. Bunları yakarken, aslında içindeki hidrokarbonları yaktığınız için sağlığa son derece zararlı" dedi. Dr. Ertuğrul, mekanın sık sık havalandırılıp temizliğe özen gösterilmesi durumunda ilave işlemlere çok fazla gerek olmadığını sözlerine ekledi.

Alışveriş Hastalığını Ciddiye Alın!

alisverisAlışveriş hastalığı ciddidir...Tıpkı duygulanım bozuklukları(depresyon,iki uçlu mizaç bozukluğu), anksiyete bozuklukları(Obsesif bozukluk, Panik bozukluk, Fobiler ),madde kötüye kullanımı,yeme bozuklukları ve diğer dürtü kontrol bozuklukları gibi...

 “Özellikle kadınlarda ve adet öncesi(premenstrüel) dönemde daha fazla görülen Alışveriş Hastalığı, bir dürtü kontrolü bozukluğudur. Diğer dürtü kontrol bozuklukları arasında Kleptomani(çalmaya yönelik dayanılmaz dürtü), Piromani(haz alma amacıyla yangın çıkarma) ve Trikotillomani(haz alma amacıyla kişinin kendi saçını yineleyen biçimde yolması) yer alır.”

Amerikan Hastanesi Psikiyatri Bölümü Dr. Gülçin Arı Sarılgan konuyla ilgili bilgileri bizimle paylaştı...

Psikiyatri Literatüründe 1900’lü yılların başında “Oniomania” olarak tanımlanmış olan bu bozukluk son yıllarda “kompulsif alışveriş” şeklinde ele alınmaktadır. Kontrolsüz, impulsif ve aşırı miktarda alışveriş krizlerinin görüldüğü bir bozukluktur. Dürtü kontrol bozuklukları kapsamında ele alınmaktadır. Dürtü kontrolü bozukluğunun başlıca özelliği, kişiye ya da başkalarına zarar verecek bir eylemde bulunmaya yönelik bir dürtü, güdü ya da dayanılmaz isteye karşı koymada başarısızlıktır.

Birey alışverişte bulunmadan önce gerginlik ya da uyarılma duygusunda giderek artma hisseder ve sonra alışveriş sırasında haz alma, doyum bulma ve rahatlama yaşar. Alışverişin ardından çok para harcadığı için pişmanlık, kendini kınama ya da suçluluk hissedebilir. Diğer dürtü kontrolü bozuklukları Aralıklı Patlayıcı Bozukluk (ciddi saldırganlık atakları), Kleptomani(çalmaya yönelik dayanılmaz dürtü), Piromani (haz alma amacıyla yangın çıkarma), Patolojik kumar oynama, Trikotillomani (haz alma amacıyla kişinin kendi saçını yineleyen biçimde yolması) dır. Amerikan toplumunda %1-6 oranın da görülür, %80-90’nını bayanlar oluşturur. Özellikle adet öncesi(premenstrüel) dönemde daha fazla görülür. Başlangıç yaşı 18 yaş civarıdır ancak bunun problem olarak fark edilmesi genellikle 10 yılı alır. Nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak psiko analitik görüşe göre bu kişilerin genellikle benlik değerleri düşüktür; giyim ve mücevher en çok satın alınan şeyler olup, bunlar dış dünya tarafından en çok dikkat çeken objelerdir. Kişi satın alma davranışı ile “geleceğin var olduğunu kendine inandırarak temel ölüm kaygısını azaltır.

Bayanlar daha çok giysi, parfüm ve mücevher, erkekler ise elektronik, otomobil ya da hırdavat satın alır. Bu bozukluğa sahip bireylerin alışveriş paternleri tipiktir. Alışveriş dürtüleri genellikle epizodik olup haftada bir civarında, ortalama bir saat süren ataklar halinde ortaya çıkar. Tüm yıl boyunca süregenlik gösterir, diğerleri gibi yalnızca doğum günleri ve bayramlarda yoğunlaşmaz. Kişi genellikle evdeyken, kendini çökkün ya da gergin hissederken bu dürtü belirir, kişi çoğunlukla kendisi için alışveriş yapar, bazen diğerleri için de alır. Birkaç pahalı eşyadan ziyade, çok sayıda ucuz eşya satın alırlar.

Bayanlar daha çok giysi, parfüm ve mücevher, erkekler ise elektronik, otomobil ya da hırdavat satın alır. Büyük bir sıklıkla kredi kartı ile, büyük mağazalardan yalnız alışveriş yapar, yanında genellikle birden fazla kredi kartı taşır. En önemlisi kendisinin ihtiyaç duymadığı şeyleri satın alır, dolabı bir kere bile giymediği, üzerinde etiketi bulunan giysilerle doludur. Bunları bazen başkalarına hediye olarak verir.

Evi bir sürü gereksiz ev eşyaları ile tıkıştırılmıştır.İlaç ve alkol bağımlılığında görüldüğü gibi bir süre sonra tolerans gelişir; kişi rahatlamak için giderek daha fazla miktarlarda alışveriş yapar. Alışverişin doğası ve paterni gereği yakın ilişkilerinde bir süre sonra sorunlar yaşamaya başlar, boşanmalar sıktır. Kişi satın aldığı şeyleri gizler.Alışverişe çok fazla zaman ayırdığı için çalışıyorsa işte sorunlar yaşamaya başlar. Bu bozukluk kronik seyirlidir. Başka psikiyatrik bozukluklarla birlikte görülebilir.

Duygulanım bozuklukları(depresyon,iki uçlu mizaç bozukluğu), anksiyete bozuklukları(Obsesif bozukluk, Panik bozukluk, Fobiler ),madde kötüye kullanımı,yeme bozuklukları ve diğer dürtü kontrol bozuklukları gibi. Tedavide iç görüye yönelik terapi, desteklayici terapi, grup terapilerinin yanı sıra ilaç tedavileri ile bu durum kontrol altına alınabilir.

Aşkınızı Renklendirecek 5 Öneri

aşkİlişkinizde eskisi gibi birbirinize zaman ayırmıyor musunuz? Onun sevgisini daha mı az hissediyorsunuz? İlişkinizi canlandırmanın vakti geldi! İşte size yardımcı olacak 5 strateji.Dünyada her üç evlilikten birinin boşanmayla sonuçlandığı ve aşkların başladığı gibi büyük bir hızla bittiği günümüzde, gerçek aşkı bulmak ve bunu yıllarca korumak pek de kolay olmuyor. Ancak ömür boyu mutlu bir birliktelik yaşayan veya ilişkilerini krizden kurtarmayı başaran pek çok çift de var. Peki, onlar hayatlarının kadınını veya erkeğini mi

Sorun 1: Boşvermişlik
Yeni bir ilişkiye başladığımızda tüm yaratıcı yönümüzü ve dikkatimizi sevgilimizin gönlünü hoş etmek için kullanırız: Biricik aşkımızın bal gibi tatlı sohbetini saatlerce dinler, parmaklarımızla ensesini hafifçe okşadığımızda saçlarının nasıl şekil aldığı gibi en ufak detayları bile zihnimize kazırız. Ve ona en sevdiği yemeği hazırlayabilmek için hiç sızlanmadan mutfakta saatlerce zaman geçiririz. Ancak bir gün fark ederiz ki artık ilişkimize emek harcamayı çoktan unutuvermişiz.

Strateji 1: Küçük jestlerle şaşırtın
Şimdi partnerinize hangi sevgi dolu jestlerle sürpriz yapabileceğiniz üzerine odaklanın. Örneğin sabah uyandığında kahvesini yatağına götürebilir, banyo yaparken sırtını keseleyebilir veya mesai saatinde "Şu an seni istiyorum" şeklinde davetkâr bir mesaj çekebilirsiniz. Bir önerimiz daha var: Artık partnerinize "canım", "aşkım" gibi genel bir ifadeyle değil, adıyla seslenin ve onun dikkatini çekinceye dek bekleyin. Ardından, gözlerinin içine 3 saniye boyunca sevgiyle bakın. Ve hiçbir şey söylemeden dudaklarından hafifçe öpün. Bu önerilerimizi sık sık tekrarlarsanız, emin olun ki sevgiliniz iş çıkışında soluğu hemen sizin yanınızda alacaktır.

Sorun 2: Kısır konuşmalar
Çocukluğunuz, üniversite hayatınız, gelecekle ilgili hayalleriniz ve daha pek çok konu… Birbirinizle sohbet etmeye doyamadığınız için kimi zaman sabaha kadar uykusuz kalır, yatağa girince bile konuşmaktan kendinizi alıkoyamazdınız. Peki ya şimdi? Günlük iletişiminiz artık sadece şu cümlelerle sınırlı kalıyor, değil mi? "Günün nasıl geçti?" - "Her zamanki gibi yoğun" - "Benim de aynı şekilde. Yemekten sonra evi süpürmek için bana yardım eder misin?" - "Of çok yorgunum, başka bir gün yapsak?" Rutin, bir o kadar da monoton olan bu tarz konuşmalar haliyle aşk hayatınızın da tüm renklerini silip süpürüyor!

Strateji 2: Sohbet edin
Tıpkı ilk günlerdeki gibi, sohbet etmek için birbirinize düzenli olarak zaman ayırın. Bunun için her hafta mükemmel bir sofra hazırlamanız da gerekmiyor, akşam yemek yerken birbirinize 15 dakika zaman ayırmanız bile yeterli aslında. Çeşitli bahaneler yaratarak bu yoldan sapmamaya dikkat edin ve ilişkinizin televizyon karşısında rutinleşmesine de izin vermeyin. Eski günlerdeki gibi doyurucu bir sohbet için size bir önerimiz var: İlişkiye yeni başladığınız dönemlerde, çevrenizde gördüğünüz ilginç şeyler veya hobilerinizle ilgili sevgilinizin ne düşündüğü konusunda eminiz ki kafa yorardınız. O halde şimdi de ilişkinize aynı özenle yaklaşın ve sevgilinizin ilgisini çekebilecek konuları tekrar dikkatle gözlemleyin. Ve sohbet sırasında bu konulara ağırlık vererek, eşinizin sohbetten keyif almasını sağlayın.

Sorun 3: Tutku azalıyor
Benzer sosyal ve kültürel aktivitelere katıldığınız biriyle aynı yastığa baş koymanız hiç kuşkusuz çok keyifli bir şey. Yapılan araştırmalara göre de; yaşam alışkanlıkları ve kişilikleri birbirine benzeyen çiftler daha mutlu oluyor. Ancak ilişkinin başlangıcında çok hoşumuza giden bu konfor, hızla "tutku"nun kaybolmasına yol açabiliyor. Çünkü insanlar ilişkilerinde heyecan arıyor ve uzun süreli birlikteliklerde sıkılma noktasına gelebiliyor. Yani, partnerinizle her zaman burun buruna olmanın size ve ilişkinize pek de yararı olmuyor. Zaten uzmanlar da "Farklılığın olmadığı bir ilişki, durgunlaşmaya mahkûmdur" diyor.

Strateji 3: Özel alanlar yaratın
Hayallerinizi ve hedeflerinizi tekrar gözden geçirin. İlişkiniz için daha iyi olabilir düşüncesiyle hiç hedeflerinizden vazgeçtiğiniz oldu mu? Şimdi, isteklerinizi gerçekleştirebilmeniz için hala fırsatınız var mı? Eğer yanıtınız "evet" ise hemen kolları sıvayın ve sadece kendinize özel zamanlar yaratın. Sizin tek başınıza yapmak isteyeceğiniz çok şey olmalı; belki Aikido veya dans kursuna gitmek, arkadaşlarla buluşmak, hatta belki de tatile çıkmak gibi. Birbirinizden bir şeyler öğrenmek ve konuşabileceğiniz yeni konular bulmak ilişkinizi monotonluktan kurtaracaktır. Üstelik birbirinize duyacağınız özlem de ilişkinizi yeniden alevlendirir. Tabii ki aynı özgürlüğü eşinize de tanımalısınız. Onun da yalnız yapmaktan zevk alabileceği pek çok hobisi olabilir. Burada önemli olan dengeyi koruyabilmek: Ne sürekli birlikte; ne de sürekli ayrı!

Sorun 4: "Seni seviyorum" demiyor!
Sevgiliniz size en son ne zaman "seni seviyorum" dedi. Nedense artık bu cümleyi kurmaya pek de yanaşmıyor. Siz de haliyle "Yoksa artık beni sevmiyor mu?" diye endişeleniyorsunuz. Partneriniz sizi büyük bir olasılıkla hala aynı yoğunlukta seviyor ama artık bunu size aktarmayı ihmal ediyor. Ayrıca her insanın aşkını ifade etmekte kendine özgü bir dil kullandığını da unutmayalım. Örneğin sevgiliniz mp3 çalarınıza müzik kaydetmeyi bir sevgi göstergesi olarak görüyor olabilir. Aklınızda bulunsun, birlikte zaman geçirmek, sorumlulukları yerine getirmek, şefkatli kelimeler sarf etmek ve hediye almak da sevginin en önemli göstergelerinden.

Strateji 4: Aşkın gizli dilini kullanın
Eşinizin ve sizin aşkın hangi gizli dilini kullandığınızı ortaya çıkarın. Ve bu dili sık sık kullanmaya başlayın. Keyifli bir sohbet anında karşılıklı olarak şu cümleleri de tamamlamaya çalışın: "…dediğinde beni sevdiğini hissediyorum", "…. yapmadığında rahatsızlık duyuyorum. Eğer partnerinizin ihtiyaçlarını ve isteklerini bilirseniz, onun duygularına daha kolay karşılık verebilirsiniz. Tabii aynı şekilde sevgiliniz de... Böylece arzu edildiğinizi ve sevildiğinizi hissedersiniz.

Sorun 5: Heyacansız seks
"Sabaha kadar seviştiğimiz o ateşli geceler artık mazide kaldı. Şimdi sadece birkaç dakika, üstelik rutin bir görevi yerine getirir gibi heyecandan uzak sevişiyoruz." Cinsel terapistler ilişkilerinin monotonlaştığından yakınan çiftlerden bu tarz cümleleri sıkça duyuyorlar. Uzmanlara göre yatak odasında kara bulutların dolaşmasının nedeni, cinsel isteksizlik değil, eşler arasındaki özel iletişimin artık kaybolmaya yüz tutması. Bir başka deyişle eşlerin yatak dışında artık birbirlerine açılmamaları ve bedensel olarak yakınlık kurmamalarından kaynaklanıyor.

Strateji 5: Yatak odanızı renklendirin
Size mutlaka uç şeyler yaşayın demiyoruz ama unutmayın ki seks mekanı her zaman yatak odanız olmak zorunda değil; bir sinemada veya sahil kenarında eşinizle küçük kaçamaklar yaparak cinsel yaşantınızı renklendirebilirsiniz. Ayrıca eşinizle, cinsel yaşantınızın dışında başka paylaşımlar olmasına da özen gösterin; güven, sevgi, saygı ve dayanışma gibi... Oyun parkında çocuklar gibi oynayabilir, salıncaklara da binebilirsiniz. Bu tür davranışlar birbirinize açılmanızı sağlar ve sizi özgür kılar.

Menopoz Nedir?

menopoz1. Menopoz nedir? Neden olur? Kelime anlamıyla; adetin duraklaması anlamına gelir. Yumurtalıkların aktivitelerinin yavaşlaması, östrojen ve progesteron hormanlarının salınmasının yavaşlaması ile başlar. Son görülen adetin üzerinden 6 ay veya daha fazla geçmesi durumunda, adet kesilmesine yol açan başka bir neden olmadığı taktirde menopoz başlamış kabul edilir.
2. Menopoz ne zaman başlar? Menopoz yaşı kadının beslenmesine, ailesel ve ırksal özelliklere ve yaşam tarzına göre değişmek üzere 40-55

3. Menopozun belirtileri nelerdir?

  • Adet kanamalarının kesilmesi
  • Sıcak basmaları, gece terlemeleri
  • Çarpıntı
  • Uykusuzluk
  • Sinirlilik, depresyon, unutkanlık
  • Ağlama nöbetleri
  • Zihinsel fonksiyonların yavaşlaması, konsantrasyon güçlüğü
  • Cilt kuruluğu, saç kırılma ve dökülmesi
  • Kilo almaya yatkınlık
  • Ağrılı cinsel ilişki
  • Vajinal kuruluk
  • Eklem ağrıları
  • Osteoporoz

4. Premenopoz nedir?

Menopozun ilk belirtilerinin görüldüğü dönemdir. Bu dönemin uzunluğu her kadın da farklı olabilir (1-5 yıl).
Türk kadınlarının ortalama menopoz yaşı 47’dir. Kadınların % 1’i 40 yaşından önce menopoza girer.

5. Menopozun tedavisi nedir?

Menopoz sürecinde yaşanan problemleri lokal ya da ağızdan uygulanan östrojen (hormon) tedavisi ile azaltmak ve hatta tam olarak düzeltmek mümkündür. Kontrollü olarak yapılan menopoz tedavisi belirgin yan etkiye yol açmaksızın menopoz sürecinin şikayetlerini önleyebilmektedir.

6. Sadece ilaç tedavisi yeterli midir?

Menopoz tedavisi sadece ilaç tedavisi ile değil yaşam tarzının da değiştirilmesi ile mümkündür.

  • Diyete dikkat edin, kolesterolü yükselten gıdalardan kaçının , kalsiyum alımını arttırın.
  • Düzenli egzersiz yapın, yeterli ve düzenli uyuyun.

7. Hormon tedavisinin uygulanmaması gereken durumlar hangilerdir?

  • Rahim kanseri olan hastalar
  • Meme kanseri olan hastalar
  • Akut karaciğer hastalığı olanlar
  • Akut damar hastalığı (pıhtı vs)
  • Nörooftalmik (sinir sistemi ve gözle ilgili) damar hastalığı olanlar.

8. Osteoporpz nedir?

Osteoporoz kemik dokusunun kaybıdır. Östrojen üretiminin düşüşü ile kemik kaybında bir artış gözlenir, kemikler gözenekli bir hal alır. Bu da kemik ağrıları ve kemik kırılmalarına neden olur. Östrojen tedavisi osteoporozu durdurur. Beraberinde kalsiyumda verilirse omurga kırıkları %80 önlenir.

Yaşamınızın ikinci baharını yaşamak için...

Hatırlatmalar

  • Yılda bir defa doktora gidin
  • 40 yaşından sonra meme röntgeni ve ultrasonu yaptırın.
  • Özellikle gençlik yıllarından itibaren kalsiyumlu yiyecekler tüketin.
  • Kalsiyum için gerekli güneş ışığından yararlanın.
  • Günlük egzersiz alışkanlığı edinin.
  • Kilo almaktan kaçının.
  • Hormon tedavisinin gerekliliğine inanın.
  • Sigara kullanmayın,
  • Olumlu düşünün.

Unutmayın! Menopoz yaşlanmanın başlangıcı değildir!

Menopoz dönemine giren kadınların bir kısmı bu dönemi yaşlanmanın başlaması ile eşdeğer görürler. Kriter alınması gereken zamansal olarak yaşlanma değil, günlerini sağlıklı olarak geçirmeye devam etmektir. Beden ve ruh sağlığı yerinde olmayan bir insan ne kadar genç olursa olsun, ne kadar uzun yaşarsa yaşasın mutlu ve üretken olamayacaktır.

Menopozdan değil, geç kalmaktan korkun.

Sevgi & Aşk