Diyet Kelimesini Unutun
Sınırlama ve yoksunluk duygusunu çağrıştıran diyet kelimesi
yerine beslenme modelinde değişiklik yapmak uzun vadede sağlığınıza çok büyük katkılar sağlayacaktır.
Diyet kelimesi sınırlama ve yoksunluk duygusunu beraberinde getirir.
Oysa beslenme modelinde değişiklik yapmak yeni alışkanlıklara uyum
sağlamaya çalışmak daha doyurucu, yapılabilir ve kalıcı bir tutum
haline dönebilir. Aşağıdaki ufak değişiklikleri başarmanız ve beslenme
biçiminize kalıcı olarak yerleştirmeniz bile uzun vadede sağlığınıza
çok büyük katkılar sağlayacak. Aşağıdakilerden en uygun olanlarını
işaretleyin ve sırasıyla hedeflerinizi gerçekleştirmeye çalışın.
-Yaşam biçimi ve düşünce şeklinizi yeniden yapılandırın. Dengeli
beslenme ve iyi yaşamı hayatınızın bir parçası haline getirin ve
etrafınıza da bunu anlatın. Arkadaşınıza giderken pasta almak yerine,
taze meyve sepeti veya zeytinyağı ürünlerinden bir sepet
hazırlayabilirsiniz.
- Porsiyon ölçülerinizi küçültün. Kendinize yasaklar koymak yerine her
şeyden tüketip küçük miktarlarda tercih etmeyi deneyin. Tabağınızı
yarım bırakın veya karşınızdaki ile paylaşın
- Haftada iki gün mutlaka balık yemeye çalışın. Omega 3 hem çocuklar
hem de yetişkinler için kalp beyin ve göz sağlığı açısından son derece
önemlidir. Ceviz tüketimi de Omega 3 için iyi bir kaynaktır.
- Çay, kahvede şeker kullanıyorsanız bırakın. Günde 5 şeker 100 kalori
enerji verir. Her gün sadece 100 kaloriden vazgeçerek yılda 36500
kalori tasarruf edersiniz bunun karşılığında yıl sonunda 5 kg
zayıflamış olursunuz. Günde 5 şeker eksik ye yılda 5 kg zayıfla! Hiç
fena değil...
- Salataya
eklediğiniz yağ miktarını gözden geçirin. 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
yeterlidir. Fazladan her bir kaşık 50 kalori almanız demektir.
- Kuru baklagilleri haftada 1 - 2 kez mutlaka yemeye çalışın. Mercimek,
nohut, kuru fasulyeyi ihmal etmeyin. Sıcak yemek yapmak dışında
haşlayıp salatalarınıza karıştırabilirsiniz çorba olarak tercih
edebilirsiniz.
- Doymuş yağ tüketimini azaltın. Bu sebeple hayvansal besinlerin yağsız
olanlarını seçin süt, yoğurt, peynir ve etlerin yağsız kısımlarını
tercih edin.
- Meyve suyu yerine meyve tüketin. 1 bardak portakal suyunun 3 - 4
portakaldan elde edildiğini düşünürsek 2 dakikada 250 kalori almak
yerine 3 - 4 portakalı gün içinde tüketmek hem sizi daha uzun süre tok
tutar, hem lif alırsınız hem de ara öğün tüketmek metabolizmanızı
hızlandırır.
- Alkol tüketiminizi sınırlandırın. Her gün bir kadehten fazla alınan
alkol, B1, B6 vitaminleri ve folik asidi olumsuz etkilemektedir.
Tükettiğiniz alkol miktarına dikkat edin. Alkol seviyorsanız tercihiniz
hep şarap olsun. Rakı votka ve viski içtiğinizde yüzde 45 - 50 oranında
alkol alırsınız. Oysa şarabın alkol oranı yüzde 12 - 15 dir. 1 gram
alkolün 7 kalori olduğunu unutmayın
- Su içmekte zorlanıyorsanız çaylara ağırlık verin. Suyu içmek zor
geliyorsa içine limon sıkın taze nane veya salatalık atın böylece yeni
bir içecek yaratmış olursunuz. Buna rağmen başarılı olamıyorsanız bitki
çaylarını bol su ile demleyin ve onu tüketin. Siyah çayı açık ve
limonlu için.
- Her sabah aynı kahvaltıyı etmeyin. Bazı günler yeme biçiminizi değiştirin, tek yönlü beslenmeyin, farklı tatları deneyin.
Örneğin
*Meyve salatası ile yoğurt
*Yulaf ile süt
*Meyve ile badem
*Süt ile meyve
*Peynir ekmek
*Tost
*Simit peynir
*Omlet ile ekmek
*Çorba gibi
- Sebze çorbalarını sevmeye çalışın. Özellikle sebze yemekte
zorlanıyorsanız tüm sebzeler ile bulgur, soğan ve bol domatesli çorba
yapın
- Haftada 1- 2 gün yumurta yemekten korkmayın. Dilerseniz 1 yumurta
sarısı ile 3 yumurta beyazını karıştırın böylece daha az yağ ve
kolesterol daha çok protein ve kalsiyum almış olursunuz.
- Fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırt etmeye çalışın. Sakın
cesaretinizi kaybetmeyin. Hiçbirimiz mükemmel değiliz ve her zaman aynı
disiplinde olamayabiliriz. Hep pozitif düşünün.
- Öğün atlamayın. Atlanan her öğünden sonra, diğer öğündeki besin
tüketimi daha fazla olmaktadır. Beslenmenizi bu konuda yeniden gözden
geçirin. Az ve sık yeme prensibi ile metabolik hızınız artar, kan
şekeriniz dengede olur ve açlık hissetmezsiniz.
- Çeşitli beslenin. Hiçbir besin tek başına mucizevi bir özelliğe sahip
değildir ve hiçbir besin de tek başına suçlu değildir. Hedefiniz hep
ölçülü beslenmek olsun. Bu nedenle, herkes için ortak bir diyet öneren
“sihirli diyet”lerin sizi başarıya götüreceğine inanmayın.
- Bulunduğunuz yaşı sevin. 30 yaşından itibaren metabolizmanız her yıl
yavaşlar. Bu sebeple, her yaşın güzelliğini çıkarın. Eğer zamana karşı
kendinizi korumak istiyorsanız, sadece yediklerinizi azaltmak bir çözüm
olamaz. Çünkü bu, sürekli daha az yemek zorunda kalmak demektir. Çözüm
için hareketinizi artırın.
- Zeytinyağını ve yağlı tohumları tercih edin. Zeytinyağının kalp dostu
olduğu birçok araştırmada kanıtlanmıştır. Ancak tüm yağlar gibi, 1
gramı 9 kalori içerir ve fazla tüketimi şişmanlığa sebep olur. Yağlı
tohumlara da dikkat edin bu besinler sağlıklıdır ama kaseler dolusu
yediğiniz zaman değil, 10 fındık veya badem veya 3 ceviz 1 tatlı kaşığı
yağa eşittir, ölçülü tüketin.
- Kalori saymayın dengeli beslenin. Dengeli beslenebilmek için her
öğünde 5 temel besin grubundaki yiyecekleri bir arada tüketin. Bu
şekilde beslenme, besin öğeleri arasında dengeyi sağlar. Yeterli
beslenebilmek için sadece kalori saymanıza gerek yok. Temel besin
gruplarından hangi miktarda yemeniz gerektiğini bilmeniz yeterlidir.
- Etiket okumaya başlayın. Kendi kendinizi kontrol ederken ve doğru
besini ararken, mutlaka etiketleri okuyun. Besinlerin kalori, yağ ve
tuz değerlerini, son kullanma tarihlerini inceleyin.
- Günlük beslenmenizde süt yoğurt veya ayrana yer verin. İçerdiği
kalsiyum ve proteinin yanı sıra kilo kontrolünde de süt tüketimi çok
önemli. Her gün 1 -2 bardak tüketmiş olmaya gayret edin. Az yağlı
seçimler de yapabilirsiniz.
Dilara Koçak











