| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 02.2009 Other entries in 2009-02 resimler , videolar

Sıkı Bir Karın İçin En İyi 10 Besin

DiyetKarın bölgenizin yeterli sıkılığa sahip olması için beslenme şeklinize de özen göstermelisiniz. İşte işinize yarayacak öneriler...

* Badem: Bu lezzetli ve çok yönlü çerez, protein ve lif içeriyor. Ayrıca iyi de bir magnezyum kaynağı. Günlük 23 adet badem tüketin! 

* Yumurta: En güçlü protein kaynağı... Yumurta vücuttaki hücrelerin yenilenmesini sağlıyor. Kolesterolünüz yüksek değilse, her gün bir yumurta tüketebilirsiniz.

* Soya: Protein, lif ve anti-oksudan bakımından mükemmel bir kaynak olan soya fasulyesi, her gün bir öğün yenmesi gereken besinler arasında...

* Elma: Düşük kalorisi ve lezzetiyle diyet yapanların en yakin dostu haline gelen elma kolay kilo verdiriyor. Seksi bir karın için günde en az bir elma yiyin!                   

* Çilek: Yüksek lif oranlarıyla dikkat çeken bu meyve, aynı zamanda yüksek bir anti oksidan. Gün içinde bir öğün tüketmenizde fayda var.

* Yeşil Yapraklı Sebzeler: Yeşil yapraklı sebzeler düşük kalorili olmaları nedeniyle mide ve karın bölgenizde farklılık yaratıyor. Günde üç öğün yemeklerinizle ya da tek basına yeşil yapraklı sebze tüketebilirsiniz.

* Yoğurt: Yoğurtta bulunan probiyotik bakteri, sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı oluyor. Yemeklerinizin yanında bir ila üç kâse yârım yağlı ya da yağsız yoğurt tüketin!

* Sebze çorbası: Günde iki kez sebze çorbası yerseniz, kilo vermede daha başarılı olursunuz. Her gün çorba için sıkı mideniz olsun!

* Somon: Mega 3 yağ asidi kaynağı olması nedeniyle somon, düz bir karin için büyük önem taşıyor. Yemeklerinizde haftada en az iki-üç kez somona yer verin!

* Quinoa: 'Kaan-Wah' olarak okunan bu tam tahıllı gıdanın yarım bardağında beş gram lif ve 11 gram protein bulunuyor. Bu gıdadan bulamazsanız kuskus ve esmer pirinçle idare edebilirsiniz.

Kemik ve Eklemlere Doğal Takviye

KadınEklem ağrıları ve kemik rahatsızlıklarına karşı doğal takviyelerle kendinizi korumanız mümkün.

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sorunların başında geliyor eklem ve kemik rahatsızlıkları. İleri yaşlarda yoğun kemik ve eklem ağrıları olarak kendini gösteren bu sorunlar devam ettiği takdirde sonunda osteoporoza ve ileri derecede eklem sorunlarına dönüşebiliyor. Bu rahatsızlıklar baş göstermeden önce, doğal takviyelerle kendinizi korumanız mümkün...

Dinamik bir yapı olan insan iskeleti, sürekli yapım ve yıkım halinde. Çocukluk ve gelişme çağında kemiğin yapım faaliyeti, yıkımdan çok daha hızlı seyrediyor. Böylece kemiklerimiz büyüyor ve kalınlaşıyor. Ayrıca, kemiklerimizin yoğunluğu da artıyor. Bu gelişme 20'li yaşlarımızın ortalarına kadar devam ediyor ve bedenimiz güçlü bir kemik yapısına kavuşuyor. İskelet olgunluğa eriştikten sonra, yapım ve yıkım aktiviteleri dengeli bir şekilde devam ediyor. Ancak 40'lı yaşlardan itibaren kemik yoğunluğu dengesi negatif yöne doğru kaymaya başlıyor. Bu değişim kadınlarda menopoz döneminde östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak artış gösteriyor. Dolayısıyla 50 yaşın üzerindeki kadın ve erkekler her yıl kemik kütlelerinin yüzde 1-3'ünü kaybediyor. Kemiğin yoğunluğunu kaybederek delikli bir yapı alması haline ise osteoporoz adı veriliyor. İşte, bu boşluklu yapı çok daha zayıf ve kırılmalara eğilimli bir özellikte.

Sinsi düşman osteoporoz

Osteoporoz sessiz bir düşman. Öyle ki son ana dek belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Son dönemde ise sırt ağrıları, dik duruşun kaybedilmesi veya çok hafif darbelerle oluşan ani kırıklarla kendini belli ediyor. İşte bu dönemde hafif darbelerle el bileği, omurga ve kalça kırıkları oluşabiliyor. Osteoporoz ile ölüm riski ise ileri yaşlarda keskin bir artış gösterebiliyor. Bu durum daha çok kalça kırıklarıyla bağlantılı seyrediyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) raporuna göre osteoporoz, kardiyovasküler hastalıklardan sonra sağlık problemi olarak 2. sırayı alıyor. Yine bu rapora göre, Dünya üzerinde yaklaşık 200 milyon kadın osteoporoz ve düşük kemik yoğunluğuyla karşı karşıya. Bu da 60-70 yaş arası her 3 kadından birinin, 80 yaş üzerindeki her 3 kadından ikisinin bu sorunun etkisi altında olduğunu gösteriyor. Yaygın inanışın aksine, osteoporoz sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Ancak erkeklerin risk yüzdesi daha düşük. Yaşam boyunca osteoporotik kırıkla karşılaşma riski kadınlarda yüzde 30-40 civarında seyrederken, bu oran erkeklerde yüzde 13. Üstelik kadınların osteoporotik kalça kırığından ölme riski, göğüs kanserinden ölme riskiyle aynı oranda gelişiyor.

Formsante

Cilt Dostu Havuç

Cilt-BakimiSağlıklı, parlak ve canlı bir cilt için A vitamini deposu olan havucu bol tüketmelisiniz.

Çıtır çıtır, yemesi kolay ve lezzetli havuçlar aynı zamanda birer A Vitamini deposudur. Göz sağlığınıza faydalı olduğu zaten bilinmekte olsa da, içerdiği antioksidanlar sayesinde cildinize çok fazla yararı bulunduğu pek bilinmemektedir. Cilt yüzeyinin PH dengesini korumasını sağlayan havuç, cildi hafif asitli hale getirerek korur. Normal ve sağlıklı bir cildin kimyasal bileşimi hafif asittir. Bu sayede ciltte bulunan bakteri istilasının son bulmasına faydalı olur.                  

A Vitamini desteği yanında, havuç ayni zamanda beslenme stilinizin en önemli besinlerinden biri olabilir. Fazla yağ tüketen bir vücut cildinizdeki tüm nemi emer, kırışıklıklar ve çizgilerin saklanacak bir yeri kalmamasına neden olur.

Cildinize sadece su içerek yardımcı olmanız bir yere kadar fayda etse de, ideal olarak 5,4 ile 5,9 arasında sayılan PH dengesini havuç ile korumanız mümkündür. Bu aralık dışında oluşan bir PH dengesi, cildin normal fonksiyonlardan, bakterilerle savaş ve kendi hasarını gidermesi maddelerini zora sokar.

 

Yapılan bir çalışmaya göre, sadece erkeklerde, kalsiyum ve beta kriptoksantin gibi maddeler cildin asidik değerini etkileyebilmektedir. Araştırmacılar cinsiyetler arasındaki hormonsal faklılıklardan dolayı, bazı besinlerin, erkeklerin cildini etkilerken kadınların cildini etkilemediğini belirtmişlerdir.

 

Doğru şekilde ve doğru zamanlarda alınacak antioksidanlar sayesinde cildinize canlılık kazandırabilirsiniz

Doğum Sonrası Beslemenin 11 Püf Noktası

KadınKalorilere dikkat!

Şu anda her lokmanız bir zamanlar içinizde gelişmekte olan bebeğinizle paylaştığınız kadar önemli olmasa da, besin seçiminiz süt kaliteniz açısından önem taşımaktadır. Özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsanız hamilelik öncesi ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500 ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.

Proteinler;beslenmenin yapı taşları

Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu sağlıklı bir bebeğe dönüştürmek için gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamak için proteinlere ihtiyacınız bulunmaktadır. Enerjinin %15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

Kalsiyum; gelecek için önemli

Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

Doğal vitamin kaynakları sebze ve meyveler

Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışınız. Pişirme şekli vitamin ve mineral içerikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde pişirilmelidir. 

Demir açığınızı mutlaka telafi edin

Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılıyor. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir.Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi. 

Folik asiti ihmal etmeyin

Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.

Yağlarlardan uzak durun

Enerjinin %30’u bu gruptan sağlanmalıdır. Özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri örüntülerine dikkat edilmelidir. n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı balıklarda (somon, uskumru), soyayağı, kanola yağı, yumurta sarısı ve anne sütünde bulunmaktadır. n-6 yağ asiti; soyayağı, ayçiçek ve mısırözü yağında bulunmakta, n-9 yağ asiti ise fındık ve zeytinyağında bulunmaktadır. 

İyotlu tuz dostunuz

Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü doğum ve bebek ölümlerinde artmaya neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli olacaktır. Tuzu kapalı ve ışık almayan yer saklayınız. 

Bol bol sıvı tüketin

Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz.Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamlayabilirsiniz veya hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.

Vitamin takviyesi gerekebilir

Emzirme dönemi içerisinde doktor tavsiyesi ile ek vitamin takviyesi alınabilir. Bu noktada sebze-meyvede bulunan doğal vitaminlerden daha fazla yararlanabilmek için ;meyve suları sıkıldıktan sonra yarım saat içinde tüketlimeli, salata yaparken mümkün olduğu kadar az bıçak ile işlem uygulanmasına dikkat edilebilir. Ayrıca salatanın limonu yemeden hemen önce sıkılmasına dikkat edilmelidir.

Enerji için karbonhidrat tüketiniz

Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin %55-60’ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekmektedir Burada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine pilav, makarna, patates, ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Kilo kontrolü sağlamak açısından iyi olacaktır.

Kahveyi Yemekten Önce İçin

Kadin-Kahv

Yemekten önce içilen bir fincan kahve tokluk hissi yarattığı için uzmanlar tarafından diyabetlilere öneriliyor.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Şevki Çetinalp, yemekten önce içilen bir fincan kahvenin tokluk hissi yarattığından diyabetlilere önerdi. Ege Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı, Ege Obez Hasta Osteoporozlu Hasta Diyabetle Yaşamı Kolaylaştırma Derneği tarafından düzenlenen ‘7. Sağlık Halk Kongresi’nde düzenlenen panelde konuşan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Şevki Çetinkalp, diyabet tedavisinde alternatif tıp yöntemlerini anlattı.

Yrd.Doç.Dr. Çetinkalp, diyabet tedavisinde alternatif tıp yöntemlerini anlatırken içinde ne olduğunu bilmeden toz ve bitkilerden medet umulmamasını istedi; bu konuda tarçın, yeşil çay, kahve ve sirke üzerinde  yapılmış çalışmalara dikkat çekti. Doğal besinler açısından tarçının insanlık tarihinin en eski baharatlarından biri olduğunu vurgulayan Yrd.Doç.Dr. Çetinkalp, “Tarçından fayda görülmesi için en az 1.5 çay kaşığı alınması gerekiyor. Açlık kan şekerine olumlu etki ediyor ve kötü kolesterolü düşürüyor” dedi.

Yeşil çayın başta kanser olmak üzere yeni damar oluşumu ile ilgili hastalıkların oluşumunun engellenmesine yardımcı olduğunu kaydeden Yrd.Doç.Dr. Çetinkalp, “Kanser riskini azaltarak, kötü kolesterolü düşürmekte. Yapılan çalışmalar günde 5 bardaktan fazla çay içenlerin herhangi bir hastalıktan ölme riskinin günde bir fincandan az çay içenlerden daha az olduğunu gösteriyor. Yine günde 2 veya daha fazla kafeinsiz kahve içilmesi tip 2 diyabet riskini azaltmakta. Ailesinde diyabet öyküsü olanlar ve şişmanlamaya başlayan kişiler için faydalı olabilir. Yine yemekten önce 1 fincan kahve içmek tokluk hissi yaratmakta” diye konuştu.

GÜNÜN SÖZÜ

"Her büyük sorun bir zamanlar küçük bir sorundu."

Anonim

Kusucam

Kusucam

Meraklısına: Julia Roberts

Julia-RobertsTam İsmi : Julie Fiona Roberts
Doğum Tarihi : 28 Eylül 1967
Doğum Yeri : Smyrna, Georgia, USA
Eğitim : High School (Campbell HS)
Posta Adresi : C/O I.C.M. 8942 Wilshire Boulevard Beverly Hills CA 90211, USA

FİLMOGRAFİ / FILMOGRAPHY

2002 : Confessions of a Dangerous Mind / Tehlikeli Aklın İtirafları

2002: Butterfly
2001: Ocean's Eleven
2001: America's Sweethearts
2001: The Mexican / Meksikalı
2000: Erin Brockovich
1999: Runaway Bride / Kaçak Gelin
1999: Notting Hill
1998: Stepmom
1997: Conspiracy Theory / Komplo Teorisi
1997: My Best Friend's Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor
1996: Everyone Says I Love You / Herkes Seni Seviyorum Der
1996: Michael Collins
1996: Mary Reilly
1995: Something to Talk About
1994: A Century of Cinema
1994: Prêt-à-Porter / Hazır Giyim
1994: I Love Trouble / Bayılırım Belaya
1993: The Pelican Brief / Pelikan DOsyası
1992: The Player / Oyuncu
1991: Dying Young / Genç Ölmek
1991: Sleeping with the Enemy
1991: Hook / Kanca
1990: Flatliners / Çizgi Ötesi
1990: Pretty Woman
1989: Steel Magnolias
1988: Blood Red
1988: Mystic Pizza
1988: Satisfaction
1987: Firehouse

ÖDÜLLER / AWARDS

2001 : OSCAR: En İyi Kadın Oyuncu - "Erin Brockovich"
2001 : MTV Film Ödülleri: En İyi Kadın Oyuncu - "Erin Brockovich"
2001 : Blockbuster Entertainment Awards: Favorite Kadın Oyuncu, Drama - "Erin Brockovich"
2001 : British Academy Ödülleri: En İyi Perf. by Kadın Oyuncu - "Erin Brockovich"
2001 : Broadcast Film Eleştirmenleri Derneği Ödülleri: En İyi Kadın Oyuncu - "Erin Brockovich"
2001 : Golden Globes: En İyi Performance by an Kadın Oyuncu, Drama - "E.B."
2001 : London Film Critics Circle Ödülleri: Kadın Oyuncu of the Year - "Erin Brockovich"
2001 : People's Choice Award: Favorite Kadın Oyuncu
2000 : Los Angeles Film Eleştirmenler Derneği Ödülleri: En İyi Kadın Oyuncu - "E.B."
2000 : National Board of Review: En İyi Kadın Oyuncu - "Erin Brockovich"
2000 : People's Choice: Favorite Motion Picture Kadın Oyuncu
2000 : San Diego Film Eleştirmenler Derneği Ödülleri: En İyi Kadın Oyuncu - "Erin Brockovich"
1999 : Blockbuster Entertainment: Favorite Kadın Oyuncu (Drama), Stepmom
1998 : Blockbuster Entertainment: Favorite Kadın Oyuncu (Comedy), My En İyi Friend's Wedding
1998 : ShoWest: International Yılın Starı
1998 : People's Choice: Favorite Kadın Oyuncu
1991 : ShoWest: Yılın Kadın Starı
1991 : Golden Globe: En İyi Kadın Oyuncu (Comedy or Musical), Pretty Woman
1990 : Golden Globe: En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, Steel Magnolias

Yediklerini Azalt, Hareketleri İki Katına Çıkar

Egzersiz

Spor ve egzersizin önemine değinen uzmanlar, herkesin bu ilkeyi edinmesi gerektiğinin altını çiziyor. Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Okul Müdürü Prof. Dr. M.Kamil Özer, spor ve egzersizin insan yaşamında etkisinin büyük olduğunu belirterek, her insanın haftada en az 3 gün birer saat egzersiz yapması gerektiğini bildirdi.

Her insanın haftada en az 3 gün birer saat egzersiz yapması gerektiğini ifade eden Özer, hiç bir şey yapılamıyorsa yürünmesini, yürümenin de yüksek tempoda yapılmasını önerdi. Hareketsizlik nedeniyle obezite başta olmak üzere birçok rahatsızlıklarda artış görüldüğünü kaydeden Özer, bu hastalıkların tedavisinin de pahalı olduğunu söyledi.

Bu nedenle en basit spor olan yürüyüşün yapılması uyarısında bulunan Özer, “herkes yediklerinin yarısını yesin, hareketlerinin iki mislini yapsın” uyarısında bulundu.

Sporun aynı zamanda bir sosyalleşme aracı olduğunun da altını çizen Özer, insanın spor yaparak kendine güveninin artacağını vurguladı.

Sporda beslenmenin önemine de değinen Özer, spor yapan kişilerin doğal yiyecekleri tercih etmesi, artı besin maddesi sayılan vitamin gibi sentetik ilaçlarla beslenmemesi gerektiğini bildirdi.

Sıcak havada, özellikle güneş altında spor yapmanın tehlikeli olduğuna işaret eden Özer, sporun, sabah saatlerinde veya güneş battıktan sonra rutubetli olmayan havada yapılması uyarısında bulundu.

Spor yapıldığı zaman bir takım düşüncelerden arınıldığını ve insanın kafasındaki tüm olumsuz düşüncelerin yok olduğunu belirten Özer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Spor yapıldığında kan dolaşımı artar, hücrelere daha çok oksijen gider ve olumsuz düşünceler yok olur. Spor yaptığınız sürece, bir şey düşünmezsiniz, kederliyseniz kederinizi unutabilirsiniz. Spor yapılırken bazı hormonlar salgılanır ve bu salgılardan mutluluk hormonu da insana mutluluk vererek spor alışkanlığının kazanılmasını sağlar.”

Düzensiz Cinsel Yaşam, Uyku Sorununa Yol Açıyor

mutsuz-cinsellik

Amerika’da yapılan bir araştırmada, düzenli cinsel yaşamları olan veya spor yapan kişilerin uyku sorunlarıyla çok daha az karşılaştığı ortaya çıktı. Tucson Üniversitesi uzmanlarınca 520 denek üzerinde yapılan araştırmada, “orta aralıklarla, düzenli” seks yapan kişilerin, cinsel yaşamı sorunlu olanlara göre yüzde 75 oranında daha az uyku sorunuyla karşılaştığı bildirildi.

Uzmanlar, bu durumun spor yapmayla ilgisi bulunduğunu, “seksin de bir çeşit spor” olduğunu belirttiler. Tucson Üniversitesi uzmanları, düzenli cinsel yaşamları olmayıp düzenli spor yapan kişilerin de, hem seks, hem spor yaşantısı bulunmayanlara oranla daha rahat uyuduğunu kaydettiler.

Sevgi & Aşk