| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 11.2008 Other entries in 2008-11 resimler , videolar

Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden

Kadın ve Seks İnternetteki sitelerde en çok konuşulan, bloglarda dile getirilen konulardan biri kadınları cinsel isteksizliğe iten nedenler ve çözüm yolları olarak karşımıza çıkıyor.

Uzmanlara göre kadınları cinsellikten soğutan birçok neden olabilir, ancak en çok bilinen 10 neden şöyle sıralanıyor:

1. Gebeliği önleyici doğum kontrol ilaçları kullanmak bazı kadınların seks isteklerini azaltıcı rol oynayabilir. Bunun yanı sıra spiral, prezervatif gibi araçlar da kadınların seks isteklerinin azalmasına neden olabilir.

2. Antidepresan kullanmak. Herkesin seks isteğini bu şekilde etkilemese de çoğu kadının seks isteğini azaltır.

3. Emzirme. Prolaktin hormonu seks isteklerini azaltır. - Uykusuzluk. Çoğu kadın için ilişkilerde uyku seksten önce gelir.

4. Stres. İş yoğunluğu, eğitimle ilgili stresler, aile sorunları veya hastalıklar, ölümler seks isteğini azaltıcı rol üstlenebilir.

5. Stresiniz yükseldiği zaman çoğu kadın seksi bir çözüm olarak görmez.

6. Partnerle uyumlu duygulara sahip olmama. Her ilişkide duygusal ve tutku olarak farklılıklar görülebilir. Bu nedenle çiftler seksten uzak durabilir.

7. Testosteron hormonunun düşük olması seks isteğinin az olmasına neden olabilir.

8. SHBG seviyesinin yüksek olması. Bir kadının Sex Hormone Binding Globulin (SHGB) yüksek olması da belki sekse olan ilgisinin az olmasına neden olabilir.

9. Mahremiyet korkusu. Bazı kadınlar mahremiyetlerine aşırı düşkündürler. Bu durum çiftlerin seks yapmasına engel teşkil edebilir.

10. Vücudunu beğenmeme. Bazı kadınlar vücutlarının nasıl göründüğüne önem verirler. Vücutlarını beğenmeyen kadınlar partnerlerinin gözünde kendilerini kendi gözleriyle algılarlar. Bu nedenle seksten uzak dururlar.

Bu tür sorunları olan kadınlar daha önce bunları yaşayanların deneyimlerini ve çözüm önerilerini okumalılar, araştırmalılar ve paylaşmalılar. Çiftler sorunu çözemiyorlarsa bir seks terapistinden destek almaları yararlı olacaktır.

İHA

Şiddetli baş ağrınız var mı?

Baş Ağrısı Memorial Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kaynar, baş ağrısı, apati, bulantı, kusma, vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük, epilepsi nöbetleri, kişilik bozuklukları ve bazı yeteneklerde bozulmanın beynin içinde baskı olduğuna işaret olduğunu, ancak her beyin tümörünün öldürücü olmadığını bildirdi.

Prof. Dr. Kaynar, yaptığı yazılı açıklamada, tümörün insan vücudunda olmaması gereken yerde oluşan bir doku ya da herhangi bir dokunun olması gereken yerde kontrolsüz büyümesi olduğunu belirtti.

Her tümörün öldürücü olmadığını, sadece beyin dokusunun bir istisnası olduğunu belirten Kaynar, açıklamasında ''Beyin kafatası içinde kapalı bir odada yer aldığından, iyi huylu tümörler de baskı sonucu öldürücü olabilirler'' görüşünü dile getirdi.

Kaynar, kafa içinde yer kaplayan lezyonların bütün vakalarda olduğu gibi öncelikle kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterdiklerini vurgulayarak, şu bilgilere yer verdi:

''Tümör düzensiz bir şekilde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkanı olmayan kafatası içerisinde normal beyin üzerine baskı yapmaya başlar. Beyin baskı altında normal görüntüsünü kaybeder ve işlevlerini yerine getiremez. Baş ağrısı, apati (hareket ve mimiklerde yavaşlama), bulantı, kusma, vücudun bazı bölgelerinde güçsüzlük, epilepsi nöbetleri, kişilik bozuklukları ve bazı yeteneklerde bozulma (hesap yapma, yazı yazma gibi) beynin içinde baskı olduğuna işarettir. Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil her yaşta görülebilir, kadınlarda ve erkeklerde görülme oranı da tümör cinsine göre değişir.''

-CERRAHİ TEDAVİ-

Kaynar, beyin tümörünün kesin teşhisi için beyin tomografisi veya MRG tetkiki gerektiğini ve beyin tümörlerini beyin hücresi kaynaklı olmayan iyi huylu tümörler ve beyin hücresinin kendi tümörleri olan kötü huylu tümörler olmak üzere ikiye ayrıldığını kaydetti.

İyi huylu tümörlerin yavaş üreme hızına sahip olduğunu ve beyin dokusundan kolaylıkla ayrılarak tümü veya tümüne yakın kısmının çıkarılabildiğine işaret eden Kaynar, bu nedenle ameliyat sonrası sonuçların çok iyi olduğunu ve tek bir operasyon ile hayatın sonuna kadar kür şansı bulunduğunu dile getirdi.

Kötü huylu tümörlerin çok hızlı üremesi nedeniyle ameliyatla tamamen alınamadıklarını belirten Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kaynar, şunları kaydetti:

''Tümörleşen doku beynin fonksiyonlarını gerçekleştiren kendi dokusudur. Bu sebeple aslında cerrahi olarak çıkarılan her doku fonksiyon kaybıdır. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Kötü huylu tümörlere, vücudun başka bir bölgesinden beyin dokusuna yayılmış metastatik tümörler de girer. Beyin tümörlerinin tedavisi sıklıkla cerrahidir. Cerrahi tedavi sonrası kimi zaman kemoterapi, kimi zaman radyoterapi bazen her ikisiyle kombine tedavi yapılır. Beyin tümörlerinde uzman ekiplerin gerçekleştirdiği ameliyatlar ile son derece başarılı sonuçlar alınabilmektedir.''

AA

Yumurtayı yasakladığım hastalardan özür dilerim

Yumurtayı yasakladığım hastalardan özür dilerim
Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yasakladığı hastalarından özür diledi ve "Yıllarca yemeyin dedik, neden şimdi yiyin diyoruz? Çünkü, son yapılan araştırmalara göre, yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor" dedi.

BİLİMSEL Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesi’nin düzenlediği "Bilinen Yumurtanın Bilinmeyen Yönleri" sempozyumuna katılan kalp ve damar cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, yıllarca pastanın üzerine sürülen yumurtayı bile yedirmediği hastalarından özür diledi. Prof. Dr. Sönmez, "Yumurtadaki kolesterolden korkmaya gerek yok" dedi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de, "Yumurtanın itibarının iade edilmesini saygıyla karşılıyorum" dedi.

Ortaköy Princess Otel’de düzenlenen sempozyumun açılışına katılan Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kolesterolsüz bir yaşam olmayacağını belirterek, şunları söyledi: "Günde 300-500 kolesterol çocuklukta büyümek yaşlılıkta nörolojik sistemin korunması için gerekli. Bir insana neyi yasaklıyorsak zarar hesabını iyi yapmamız lazım. Yıllarca yemeyin dedik şimdi neden yiyin diyoruz? Çünkü son araştırmalara göre yumurta insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artışa yol açmıyor. Üstelik bir yumurta iyi huylu HDL kolesterolü 3-4 miligram yükseltiyor. Hastaya zarar vermiyor. Erişkinler haftada üç-dört yumurta yesinler. Anneler çocuklarına fast food yedireceklerine günde bir yumurta yedirsinler."

Prof. Dr. Bingür Sönmez, Omega 3’ü yüksek yumurta üretilmesi için de çağrıda bulunarak, "Balık yiyerek Omega 3 miktarını elde etmek çok zordur. 40 yaşından sonra herkes günde bir miligram Omega 3 almalı. Omega 3’ü alacağımız başka bir yiyecek yok. Bilim adamlarının yapması gereken Omega 3 yönünden zengin yumurta üretebilmek" dedi.

Ekmek şişmanlatmıyor!

ekmek Halk arasında şişmanlattığı söylenen ve rejim yapılırken ilk olarak azaltılan ekmek, diyetisyenler tarafından yenmesi gerektiği söyleniyor.
Çorum Devlet Hastanesi Diyetisyen Hekim Serpil Ovalı, ekmeğin tek başına kilo yapmadığını belirterek, "Ekmek mutlaka tüketilmeli, ancak dengeli beslenilmelidir. Ekmek kan şekerini dengeler" diye konuştu.
Zayıflama diyetlerinde ekmek yerine yağlı ve aşırı şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Serpil Ovalı, "Ekmek besin grubu 3. gruptur ve tahılların içerisinde yer alır. Buğday, bulgur, çavdar, pirinç mısır ve makarna bu gurup içerisindedir. Bu besin grubunun protein kalitesi düşüktür. Diğer besinlerle birlikte et, süt, yumurta gibi ürünlerle yenmesi halinde kilo alınmasına sebep olur. Ekmekte yağ oranı düşüktür. Ekmek yerken mutlaka buğdaydan yapılmış ekmek tavsiye edilir." diye konuştu.
Halk arasında ekmeğin şişmanlık yaptığı belirtilirken bu fikrin doğru olmadığını ifade eden Serpil Ovalı, "Başta da söylediğim gibi ekmek tak başına kilo yapmaz, Toplum olarak çok fazla meyve ve sebze yemediğimiz için gerekli vitamin ekmekte alınabilir. Bu yüzden şişmanlamayalım diye ekmek yememezlik yapılmaması gerekir. Ekmekte dengeli ve oranlı yenmesi gerekir." diye konuştu

Serpil Ovalı, "Ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yenirse şişmanlatmaz. Ama ekmeği makarnayla, pilavla, börekle yerseniz beslenmeyi tetikler. Artık memnuniyetle görüyoruz ki, diyetisyenlerin diyet programlarında ekmek var. Ekmek şişmanlama için potansiyel bir risk değil" dedi.
Diyetisyen Ovalı,, beyaz ekmekten kaçınılıp, kepekli, çavdarlı ekmek tüketimine yönlendirmenin nedenlerine de değinirken, "Çavdarlı, kepekli unla yapılan ekmekleri biz genellikle 40 yaş üstündekiler için tavsiye ediyoruz. Çünkü karbonhidrat, protein, amino asit, vitamin, mineral ve lifli maddeler buğday tanesinin tamamında mevcut. Beyaz ekmeğin yapıldığı 60-70-80 randımanlı unlarda öğütme sırasında bunların önemli bir kısmı kayboluyor. Yaşlılarda beslenme toplam kaloriden çok bağırsak fonksiyonları, mide fonksiyonları bakımından önem kazanıyor." şeklinde konuştu

Ovalı, "Ekmek şişmanlatmaz. Günlük harcayacağı kaloriden daha fazla kalori alırsanız, bunu nereden alırsanız alın kilo alırsınız. Ekmek bileşiminde yağ olmadığı için beslenme açısından şişmanlatmayı en az tetikleyen bir madde. Ekmekte protein ve karbonhidrat var, bunların bir gramı 4 kalori veriyor. Yağ ise bunların iki misli, 9 kalori veriyor. Dolayısıyla ekmek yerken biz börek, makarna, pirinç, patates gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalarla birlikte alıyorsak doğal olarak beslenmemizi tetikliyor. Ama ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yendiği zaman kesinlikle şişmanlatmaz." diye konuştu.

İHA

Kadının kilosu partneriyle ilişkili

Kadının kilosu partneriyle ilişkili
Kadının kilo alması ya da kaybetmesinin partneriyle ilişkisine bağlı olduğu açıklandı.
İngiltere’de yapılan bir araştırma, bir kadının kilo alması ya da kaybetmesinin, büyük oranda partneriyle ilişkisine bağlı olduğunu ortaya koydu.

Bu araştırma kapsamında soru sorulan 3 bin kadından yaklaşık yüzde 70’i, mutluluklarındaki en büyük faktörün ilişkileri olduğu yanıtını verdi. Bu kadınlardan geriye kalanlar da kilo aldıkları takdirde ilişkilerini bitireceklerini belirtti.

Slendex adlı bir firma tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, bir kadının kilosunda ilişkide olduğu süre içinde 5 aşamada değişiklik oluyor.

İlişkisinin başında olan bir kadın, karşı cinse kendini beğendirmek için girdiği sıkı bir diyet sonucu ilk aşamada ortalama 2,5 kilogram kaybedebiliyor.

Kadın ilişkisinde rahatlamaya başladıkça kilo alıyor ve bu ikinci safhada bu miktar ortalama 4,5 kilogramı bulabiliyor. Bunu izleyen üçüncü aşamada, evliliği düşünmeye başlayan ve bu büyük gün için incelme hevesine giren kadın ortalama 3,5 kilogram kaybedebiliyor.

Kadının bir bebeğinin olacağı ise 6 kilogram anlamına geliyor. Son aşamada çocukları büyüyen ve görüntüsüne daha fazla zaman ayırmaya başlayan kadın yenilenme yoluna gidiyor ve ortalama 5 kilo kaybedebiliyor.

Kadın hangi erkeği tercih eder?

Kadın hangi erkeği tercih eder
Evrimci psikoloji, kadın-erkek ilişkileri ve eş seçimi sürecindeki dinamikleri net olarak açıklıyor.
Geçtiğimiz yıllarda Darwinci feministler ve diğerleri, kadın davranışının karmaşıklıklarını daha ince detaylarla inceleyen bir görüş açısı geliştirdiler. Görünen o ki kadınlar, partnerlerinin ummak isteyecekleri kadar monogam davranışlar sergilemiyorlar. Kadınlar da bazen kısa dönemli eşleşme stratejileri izliyor. Ama bunun nedenleri konusunda herkes hemfikir değil.
New Mexico Üniversitesi'inde Biyoloji Profesörü olan Randy Thornhill'in verilerine göre kadınlar, daha iyi genlere sahip çocuklar doğurabilmek adına bilinçdışı bir güdüyle, kendi uzun dönemli ilişkileri dışında, daha çekici fakat 'uzun dönemli bir ilişkiye girmek konusunda isteksiz' erkeklerle kaçamak ilişkilere girebiliyorlar.

Bir diğer araştırma ise, kadınların kendi menstrüal döngülerine bağlı olarak değişik zamanlarda değişik tercihler ortaya koyabildiğini gösteriyor. Menstrüal olarak en doğurgan oldukları evrede kadınlar, daha iyi görünüşlü, daha simetrik vücut yapısına sahip ve daha erkeksi görünüşteki erkekleri seçiyorlar.

Psikolog Norman P. Li ve Douglas T.Kenrick'in bulgularına göreyse, kısa dönemli ilişkiler söz konusu olduğunda kadınların partner seçimindeki birinci önceliği 'fiziksel çekicilik' oluyor ki, bu erkeklerin eş seçerken gösterdiği davranış tarzının hemen hemen aynısı.

"Lüksler" ve "zorunluluklar" arasındaki ayrımı daha net ortaya koyabilmek açısından araştırmacılar erkek ve kadınlara değişik "eşleşme bütçeleri" verdiler ve bir seri test süresince onlardan kendi ideallerindeki eşi 'görünüş, sosyal statü, yaratıcılık ve nezaket'gibi özellikleri kullanarak tarif etmelerini istediler. Bir gecelik ilişkiler ya da kaçamaklar için her iki cins de 'diğer bütün parametrelerin üstünde olarak' fiziksel çekiciliği en önemli özellik olarak niteledi.

Uzun dönemli eşleşmeler içinse, cinsler arasında daha önce beklenen farklılıklar ortaya çıktı: Erkekler 'çekiciliği' tercih etmeyi sürdürürken, kadınlar sosyal statü -ve onunla neredeyse aynı oranlarda- sıcaklık ve güvenilirlik aradıklarını belirttiler. Ama minimum gereklilikleri sağlandığında her iki cins de 'iyi çizgilere sahip' partnerleri; en mükemmel hatlara veya en yüksek statülere tercih ettiklerini gösterdiler.

Diğer bir deyişle "Ne erkekler tam olarak duygusuz sayılabilir ne de kadınlar tam olarak servet avcısı gibi düşünülebilir." diyor Texas Üniversitesi'nden Doç.Dr.Li. "Bir çocuğa babalık yapmak için dünyanın en güzel kadınına ihtiyacınız yok. Aynı şekilde doğurganlık başarısını sürdürmek için bir kadının da dünyanın en zengin erkeğine ihtiyacı yok. Temelde bütün ihtiyacınız olan, tembel ve aylak olmayan biri."
Kadın-erkek ilişkisi bir tür alışveriş mi?

"Eşleşme piyasasında insanların bütçeleri, aslında başkalarına ne sunabilecekleriyle belirlenir.." diyor Norman P.Li "..o yüzden çok yüksek statüye sahip veya çok zengin bir adam, fiziksel olarak çok daha çekici olan bir partnere yönelecektir. Dolayısıyla, daha yüksek kalitede bir partner arayışıyla kendilerini 'fiziksel anlamda daha çekici' bir hale getirmeye gayret eden kadınların da tam olarak yanlış iş yaptıkları söylenemez."

Dr.Li'nin argümanına göre çok zeki ve başarılı kadınlar da uygun eş bulmada çok büyük zorluklar çekiyor. Erkekler ise kendi zekalarını takdir edecek kadar akıllı birini arıyorlar, kendi zekalarıyla rekabet edecek birini değil.

Erkeğin dış görünüşü ve giyimi çok önemli

Syracuse Üniversitesi Maxwell School'dan antropoloji profesörü John Marshall Townsend, kadınların kendi statülerinden kaynaklanan gerekliliklerin, eş arayışlarını çok karmaşık bir hale koyduğunu söylüyor. Profesör Townsend; tıp ve hukuk öğrencisi ve profesyonel kariyer sahibi hanımlardan oluşmuş bir gruba, değişik şekillerde giyinmiş bazı erkeklerin resimlerini gösterdi. Bu resimlerdeki erkekler mesela fast-food restoranında çalışan biri giyinmiş veya tasarımcı kostümü içinde Rolex saat takmış biri olarak görünüyorlardı. Katılımcılara, resimlerde görünen erkeklerin sosyal statüleriyle ilgili detaylı tarifler de ayrıca verildi.

Sonuçlar son derece belirgindi. "İşte Bay Cazip! Ama eğer yanlış kostüm giymişse veya statüsü yanlış belirtilmişse, bayan denek -bırakın onunla ilişkiye girmeye veya evlenmeyi- akşam yemeğine bile çıkmaya değer bulmuyor.

"Cary Grant'ı Burger King çalışanı gibi giydirebilseydiniz, kadınlara hiç cazip görünmeyecekti." diyor Profesör Townsend. "Eğer kadınlar toplumsal statüsü 'aşağıda' birileriyle ara sıra çıkabiliyorsa, bu kesinlikle çaresizlikten kaynaklanmaktadır."

Buna karşılık, erkekler fiziksel açıdan çekici olan her türden kadınla birlikte olabiliyorlar. Ama iş evliliğe gelince "erkekler 'toplumsal sınıf' meselesine büsbütün duyarsız değiller. Ama evlilik söz konusu olduğunda erkeklerin sosyo-ekonomik bir kazanım peşinde olmadıkları da açık.

Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nden Stephanie L. Brown ve New York'taki Syracuse Üniversitesi'nden Brian P. Lewis'in ortaklaşa gerçekleştirdikleri bir diğer çalışma ise, erkeklerin uzun dönemli ilişkilerinde kendi altlarındaki konumlardan kadınları kendi eşiti veya üstü konumundaki kadınlara tercih ettiğini ortaya koydu. Buna karşılık, kadınların tercihinde belirgin bir 'toplumsal olarak dominant' olan erkeklere karşı bir belirgin bir ilgi yönelmesi saptanmadı.

Lewis'in hipotezine göre bu sonucun sebebi, erkeklerin kendilerinden aşağı konumlardaki kadınların davranışları üzerinde daha fazla kontrol sağlayabileceklerine inanmaları. Böylece kadınların mongam kalmalarını sağlayabileceklerini ve çocukların nesebi hakkında kesin emin olacaklarını varsayıyorlar. Uzun dönemli ilişkilerde kadınların sadakatsizliği erkeklere ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Bazı evrimsel psikologlar cins farklılıklarının abartıldığını düşünüyorlar. "The Mating Mind: How Sexual Choice Shaped the Evolution of Human Nature" (Eşleşen Zihin: Cinsel Tercih, İnsan Doğasının Evrimini Nasıl Şekillendirdi) adlı eserinde Geoffrey Miller, insan zihni de tıpkı tavuskuşunun görkemli kuyruğu gibi, esas itibarıyla karşı cinsin ilgisini çekebilecek şekilde evrimleşti. Mesela müziksel veya artistik yetenek, insanların hayatta kalması için gerekli bir rol oynamış sayılmaz ama böyle yeteneklere sahip olanların üreme konusunda daha başarılı oldukları da görülüyor.

New Mexico Üniversitesinde Doçent olan Miller'a göre, zeka ve yaratıcılık çok 'seksi' özellikler. "Erkekler kısa dönemli ilişkilerinde seçici değildirler. Bu yüzden Penthouse dergisinde IQ sonuçlarına rastlamayız. Ama iş uzun dönemli ilişkilere geldiğinde, erkeklerin de 'partnerlerinin zeka özellikleri' hakkında kadınlar kadar seçici olduğuna dair yeterli kanıtlar var." diyor Dr. Miller.

Anlık izlenimlerin önemli olduğu 'hızlı eşleşme' bahsine dönülürse, HurryDate girişiminin sahibi Adele Testani, her iki cinsin de fiziksel çekicilik konusunda bu kadar seçici olmasını yadırgamadığını söylüyor. "Katılımcılar her seferinde birbirlerine birbirlerinin kariyerleri hakkında sorular sormasına rağmen, bütün sorun yüz yüze oluşan kimya, elektriklenme ve cazibe" diyor Testani. "Tabii ki o kişiyle evlenip evlenmeyeceğinize birkaç dakikada karar veremezsiniz."

Son sözü Norman P.Li'ye bırakmak uygun olacak:

"Neticede erkek olsun, kadın olsun herkes kendi özelliklerinin satın alabileceği en iyi partneri bulma eğilimindedirler. Aşık olmaksa, temel olarak, her iki tarafın da iyi bir alışveriş yapmış olduğunu hissettiklerinde yaşanan bir süreçtir."
guncel.net

Erkekler ve kadınlar arasındaki farklar

Erkekler ve kadınlar arasındaki farklar
Adem ve Havva'dan bu yana tartışılan erkekler ve kadınlar pek çok noktada farklılıklar gösteriyor.
İşte erkekler ve kadınlar arasındaki bazı farklar...

Kadın beyni hacim açısından erkek beyninden daha küçük olmasına rağmen, genel kültür ve bilgi birikimi konusunda kadınlar, erkeklerden %3 daha üstün. Bu yüzden çoğu kadının, erkeğini bozmamak için bilerek aptalı oynadığı söyleniyor.

Kadınlar birer 'ayaklı radar'dır. Bu yüzden erkekler onlara yalan söylerken çok zorlanır. Kadınlarda “vücut dilini, mimikleri, cümlelerin gizli anlamlarını algılayabilme” yeteneği erkektekinin 2 katı olarak belirlenmiş.

Erkekler bir kadına kur yaparken sesini alçaltırken, kadınlar yükseltiyor.

Kadınlar yüksek sesle konuşmayı ve sesli düşünmeyi seviyor, erkeklerse her ikisini de içinden yapmayı tercih ediyor. Bu yüzden kadınlar erkekleri 'duygusuz bencil yaratıklar' olarak görürken, erkekler de kadınları 'sürekli kafa ütüleyen başbelaları' olarak görüyor.

Kadın problemlerini birlikte olduğu erkeğe açınca kendini daha rahatlamış hissediyor. Erkek ise, kadından duymak istediği şeyi duyamayacağını biliyorsa konuya bile girmiyor.

Konuşmak ve kelimeleri özenle seçmek, erkek beyninde özel bir yetenek değil. Bu yüzden kendilerini sözcüklerle ifade etmekte çoğu zorlanır.

Çoğu kadının erkeğini terketme nedeni ondan somut anlamda fazla şey alamaması değil, erkeğin onun duygularını anlayamadığını düşünmesi.

Kadınlar iletişim kurmak için günde 20 bin kelime, mimik ve jest kullanırken bu sayı erkeklerde sadece 7 bin.

Erkek derisi kadın derisinden daha ince. Bu yüzden kadınların kırışıkları erkeklerden fazla oluyor. Erkekler dokunma duyusunun hassaslığını daha ergenlik çağında kaybediyor.

Bir kadın, ilişkisi iyi gitmiyorsa işine konsantre olamıyor. Bir erkek ise işi iyi gitmiyorsa ilişkisine konsantre olamıyor.

Yatış şekliniz: Kişiliğiniz

Yatış şekliniz: kişiliğinizUyku üzerine bir çok araştırma ve analizler yapan uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu belirlemişler ve farklı kişiliklerle ilişkili olduğunu ortaya çıkartmışlar.Yatış pozisyonu uykuya dalma ve sağlıklı uyku üzerinde oldukça etkili..

 İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları..    

Fetus / cenin yatışı..                         

Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar. Araştırmalarda 1000 kişiden % 41'i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..

Kollar yanda dik yatış..               

Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır.. Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler..

Yaşlı duruşunda yatış..

Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri zor veya yavaş değişir. Bir karar aldıklarında, bunu değiştirmekten hiç çok hoşlanmazlar.

Asker yatışı..

Kollar vücudun yanlarında rahat bırakılmış yüz yukarı şekilde, sadece baş sağa sola dönecek şekilde yatanlar, sakin, sessiz, vakur, ağzı sıkı kişilerdir. Gereksiz yere konuşanlardan, ortalığı velveleye veren insanlardan hoşlanmazlar. Kendilerini diğer kişilerden yüksek olarak konumlandırırlar.

Yüzü koyun (serbest düşüş) yatış..

Yüzü koyun yani bacaklarınız aralık ve düz, kollar baş hizasında yastığın üzerinde olacak şekilde, başını sağa-sola çevirerek yatanlar, topluluk, sürü halinde yaşamayı sever. Başkalarından çok kendilerini önemserler.. Bunun yanında sinirli, huzursuz ve içli, kolay incinen kişilerdir. Eleştirilmeyi veya uç durumları sevmezler.

Deniz yıldızı yatışı..

Yüz yukarı, kollar başın her iki yanına yastığa konulmuş açık, bacakları sağa ve sola açık biçimde yatanlar iyi arkadaş olurlar. Bu tür kişiler her zaman başkalarını dinlemeye hazırdır ve yardım istediğinizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.

Hangi pozisyon sağlıklı?

Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır. Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır. Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi yku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece % 5'i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.

Kaynak:trendy

GÜNÜN SÖZÜ

"Dünyanın her yerinden herkesin yenileceği bir yer vardır. Kimilerini yenilgi yıkar, kimileriyse zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar."

John Steinbeck

Aşık el altında değil, ancak yürekte yaşar...


Aşk avuca değil, ancak yüreğe sığar..!

Geçmiş kalabalık ve anılara boğulmuş
Her yanda bir yara, bere
İzleri örtmeye çalışırken
Yeni yaralardan sakınırken
Çevreyi dağıtıp dökmek niye

Duygular şekilsizlikten yana
Akıl ise şekil vermekten
Çarpışmadan kim galip çıkar bilinmez ama
Gönlü yıpratmanın ve
duyguları azaltmanın manası ne

Yaşanan anın kıymetini bilmek
Elden kaçmadan sevdaya sarılmak
Tutulan eli bırakmamacasına yakalamak
Ve seven kalbi incitmemek varken
Acılara boğmanın manası ne

Alışkanlıklara dahil etmenin hazzını
Paylaşmanın doyumsuzluğunu
Tam teslimiyetin vereceği huzuru
Ve seven kalbe yerleşmenin vereceği güveni hissetmek varken
Aşkını elinde sanıp aldanmak niye
Aşk avuca değil, ancak yüreğe sığar..!
Aşık el altında değil, ancak yürekte yaşar..!

Sevgi & Aşk