| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Sevgiliye Doğum Günü Mektubu

sensizlik Sana bir şeyler yazayım istedim dün gece en sevdiğim yerde tek başıma otururken…Birkaç satırdan öteye gidemedi yazmayı denediğim şeyler…Şimdi devam ediyorum…O zaman yazdıklarım, Dün gece düşünmekte olduklarim, Ve şimdi yazacaklarım Öyle geçecekler ki birbirlerinin içine,Sen bile anlayamayacaksın.

Sana bir şeyler yazayım istedim dün gece en sevdiğim yerde tek başıma otururken…
Birkaç satırdan öteye gidemedi yazmayı denediğim şeyler…
Şimdi devam ediyorum…
O zaman yazdıklarım,
Dün gece düşünmekte olduklarım,
Ve şimdi yazacaklarım
Öyle geçecekler ki birbirlerinin içine,
Sen bile anlayamayacaksın,
Neyi, ne zaman düşündüğümü…
Neden böyle yazdım?
Bilmiyorum
Sadece dilimin ucuna öyle geldi, ve ben de öyle yazıyorum…

Bazen yalnızca seni izlerken,
Gözyaşlarım gelip perdeliyor göz bebeklerimi...
Bilmiyorum ozamanlar anlayabiliyor musun aklımdan geçenleri?...
Aslında ben hiçbir zaman beceremedim gözlerimle konuşmayı...
Ve gözbebeklerindeki çığlıklar dışında duyamadım,
Anlayamadım hiç kimseyi
Aklından ne geçtiğini,
Ne söylemek istediğini...
Ben,
Sözcüklere ihtiyaç duyarım kendimi anlatabilmek için,
Ve sözcüklerine ihtiyaç duyuyorum seni anlayabilmek için…

Dün gece sana sorduğum sorunun anlamsızlığını
Senin verdiğin yanıttaki ısrarcılığınla bile kavrayamadım…
“Sen bir insanın sonsuza kadar aynı insanı sevebileceğine inanmıyor musun?”
diye sordun bana…
Zihnimde bir yanıt arayıp durdum bana sorduğun soruya…
Ve birbirimize vermemizi istediğimiz söze…
Dakikalarca…
Yaşamımdaki bir çok şey gibi,
yanıt da aniden geldi!
Sanki kalbim ve beynim kucaklaştı!
Gerçekten, hissettiğim buydu…
Sen,
Her şeyinle,
Benim her zaman istediğim adam değil miydin?
Ben bunu daha önce dile getirmemiş miydim?!
Hem sen, yalnızca sevgilim de değilsin ki!
Sana söylemiştim “sana sarıldığımda, sadece sevgilime sarılmıyorum” diye…
Sen,
Hem sevgilimsin benim,
Hem en gerçek dostum,
En büyük sevgim,
Babam,
Kardeşim,
Küçük oğlum…
Her şeyi ama her şeyi birlikte yaşamak paylaşmak isteyeceğim tek kişi…

Bilinç tarlam!
Ben nereden öğrendim bu tamlamayı?
Benim oluşturmadığım kesin de, nereden duydum da senin için kullandım ilk?
bir sır vereyim sana:
Aslında, dün geceye kadar,
Bu iki sözcüğün altında yatan derin anlamın farkında değildim,
Yüzeysel bir şekilde anlamışım hatta…
Bunu fark etmemiş olmam olacak iş değil!
Sen,
Benim kendime ve çevreme yönelik bilincimi,
Sana olan hislerimin bütün parçalarını,
Bizden bağımsız olmayan,
Bizim yaratmış olduğumuz ilişkimizi
Ektiğim ve yetiştirdiğim tarlamsın!
Yaşamımda gördüğüm en verimli tarla hem de!
Her geçen gün daha çok büyüyorum, bilinçleniyorum…
Öyle bir tarla ki bu,
Çevresel etkenler onu etkilemiyor…
Yalnızca zamanın etkisi altında…
Yani geçen her dakika,
Daha da olgunlaşıyor, hem de başka hiçbir şeye benzemeden…
Her geçen saniye,
Hem kendimi
Hem de seni daha iyi anladığımı hissediyorum boydan boya…


Ve sevgilim bu satırların yazılış amacı en sona kaldı…
En sonunda vurgulanması daha mı iyi olacak ne?
İyi ki geldin bu dünyaya,
Ve iyi ki “sen” oldun
her şeyinle…
Aklının alabileceği her şeyim oldun benim…
Sen benim yarımsın…
Bu yüzden de, hem bugünüm hem de yarınımsın…
Meleğim,
Bu satırları okuduktan sonra sımsıkı sarılmak isterdim sana…
Ama varsayımlar üzerinde durmayayım,
Hem bak yalnızca “ben” varım bu satırlarda…
Daha sonra,
Bedenen de olacağım yanında…
Yirmi beş yaşın her şeyiyle mutluluk getirsin sana…
Bir yıl daha büyüdün; ama biliyorum
Geçen yıla göre daha küçük daha masum,tertemiz bir çocuksun bir yaş daha küçük…
Yalnızca biliyorum…
Yanında olamadığım için bağışla…
Seni seviyorum!

kaynak:yuksektopuklar.net Şule Tomkinson

İş Görüşmesine Giderken Nasıl Giyinmeliyim?

İş görüşmesine gitmeden önce, üzerinde en çok düşünülen konulardan biri nasıl giyinmek gerektiğidir. Kadınların sıkça söylediği "giyecek hiç birşeyim yok" cümlesi bu süreçte daha fazla duyulur. "İnsanlar önce görünüşlerine daha sonra da bilgilerine göre değerlendirilir" sözünü göz önünde bulundurup, kıyafetinize özen göstermelisiniz. "iç güzelliği önemlidir" sözü çok eski çağlarda kaldı.

İş görüşmesine giderken, öncelikle dikkat etmeniz gereken nokta, çağrıldığınız yerin özel bir kıyafet uygulamasının olup olmadığı. İş görüşmelerine giderken, çok spor giyinmemekte fayda var.

İşe kabul edildiniz. Şimdi de yeni sorun iş yerinde nasıl giyinmek gerektiğidir. Etrafınızdaki insanların giyim tarzını gözlemleyerek kafanızda bir tarz oluşturabilirsiniz. İş yerinde çalışan herkesin takım elbise giydiği bir ortamda jean ve tişörtle bulunursanız bütün gözler üzerinizde toplanır ve bu durum beğenilmek nedeniyle gerçekleşmemiştir.

Pantolon-ceket takımınız yoksa, kumaş pantolon üzerine bluz giyebilirsiniz. Eğer etek giymeyi tercih ediyorsanız, eteğinizin boyuna dikkat etmelisiniz. Kesinlikle mini etek giymekten kaçının. En önemlisi, kıyafetinizin ütülü, temiz olmasına dikkat edin. Ayakkabınız ise çok yüksek topuklu ve seksi olmamalı. Bunun yanı sıra çok spor olmamasına da özen gösterin. Makyajınız ve saçınız da abartılı olmamalı. Güzel kokmak düşüncesiyle, çok fazla parfüm kullanmayın. Şıklığınızı artırmak için şal ya da sadece takılar tercih edebilirsiniz.

Yeni sezon modasını iş görüşmesine giderken giydiğiniz kıyafetlerinize de uygulayabilirsiniz. Eğer işyeriniz takım elbise giymenizi gerektiriyorsa, trendy modelleri tercih edebilirsiniz. Bunu yaparken sezon modasını yansıtan renkleri ve kumaşları da kullanmaya özen gösterin. Ancak moda kurallarını uygularken, aşırıya kaçmayın. Gereğinden büyük aksesuarlar veya fazla bir dekolte işyerine uygun olmayabilir.

Her iş yerinin kendine özgü giyim kuralları olabilir. Bir reklam ajansında veya halkla ilişkiler firmasında çalışanlar, jean'le işe gidebilir. Ancak şu da bir gerçek ki, hiçbir işyeri için eşofman, sweat-shirt veya spor ayakkabı giymeye uygun değildir. Kıyafetiniz, insanların size karşı olan saygınlığını belirlemede bir ölçüdür.

Yine önemle dikkat etmeniz gereken nokta gece dışarı çıkarken giydiğiniz şifon veya dekolte elbiseleri, payetli bluzları işyerinde giymemelisiniz. Dekoltenizin seviyesini de iyi ayarlamanız gerekir. Gömlek giydiğiniz zaman kaç düğmenizin açık olması gerektiğine dikkat etmeniz gerekir.

Aynı şekilde belinizi açıkta bırakan bluzlar, düşük belli pantolonlar işyeri için uygun değil. Bacaklarınıza çok güveniyor olabilirsiniz ama mini eteğin de iş yerinde sınırı olmalı! Mini etek ve yüksek topukluları profesyonel iş ortamında değil, gece gezmesinde tercih etmelisiniz. Jean pantolona izin veren bir iş yerinde çalışıyorsanız, üzerine giyeceğiniz bluzun çok spor olmamasına dikkat edin.

İşyerindenizdeki kurallar nedeniyle sürekli aynı şeyleri giymek sıkıcı hale gelebilir. Bununla birlikte kıyafetlerinizi eğlenceli hale getirmek elinizde. Örneğin gri ve siyah renkli takımları, renkli bluzlarla hareketli hale getirebilirsiniz. Bunun yanı sıra canlı renkte bir eşarp, broş veya şal gibi aksesuarlar da kıyafetinizi canlandıracaktır. Ya da alışmış olduğunuz klasik takımların biraz dışına çıkarak, etek ve bluz giyebilirsiniz. Renk olarak illa ki siyah ya da gri giymenize gerek yok.

Parlak olmayan renkler de işyeri için çok uygun olabilir. Örneğin koyu mor, antrasit, asker yeşili gibi renkleri deneyebilirsiniz. Pantolon giymekten sıkıldıysanız, elbise alternatifini es geçmeyin. Böylece pantolon ya da eteğin üzerine ne giyeceğim diye düşünmekten kurtulmuş olursunuz. Kruvaze gelen diz boyundaki jarse elbiseler iş yeriniz için uygun olur. Sezonun modası trapez yani aşağıya doğru bollaşan elbiseler de satın alabilirsiniz. Ayrıca bu sezon farklı kesimde etekler çok moda. Örneğin diz altınde biten, dar kalem etekler beyaz gömleklerle çok şık duruyor. Ya da çan inen saten etekler de bluz ve trikolarla giymek için ideal. Üstelik hem çok moda hem de iş için çok rahat.

kaynak:yuksek.topuklar.net

Epilasyon yüzünü yaktı!

lazer epilasyon yaptıran kişi

Bir hastanede yüzündeki tüyleri lazerle aldıran genç kızın cildinde işte bu yanıklar oluştu.

Bir mağazada halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışan İpek Gülerli iddiasına göre, yüzündeki istemediği tüyleri lazerle aldırmak için 25 Ekim Cumartesi günü Fatih'teki Medical Park Hastanesi'ne gitti. Lazerle yüzündeki tüylerin yakıldığı sırada İpek Gülerli'nin yüzünde yanıklar oluştu. İpek Gülerli, kendisine operasyonu yapan Semiha Acar'a durumu anlattığında, bunun normal olduğunu ve 2 güne kadar geçeceği cevabını aldı. Ancak 2 gün geçmesine rağmen Gülerli'nin yüzündeki yanık izleri geçmedi. Bunun üzerine önceki gün Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne giden İpek Gülerli, sağlık raporu aldı. Bu rapor ile savcılığa suç duyurusunda bulunacağını belirten Gülerli yüzündeki izlerin en az 6 ay geçmeyeceğini öğrendiğinde yıkıldığını söyledi.

YÜZÜMDEKİ İZLER 6 AY KALACAK

Gülerli, "Ablamın düğünü için bunu yaptırmak istedim. Defalarca sormama rağmen bana, 'Yüzünüzde hiçbir sorun olmayacak. Yüzünüzde hiçbir şey kalmadan buradan çıkacaksınız' dediler. Buna rağmen bana operasyonu yapan Semiha Acar'ın doktor bile olmadığını öğrendim. Yüzüme lazer yapılırken cildimde yanıklar oluştu. Buz koymamı ve krem sürmem söylendi. Yanıkların 2 güne kadar geçeçeğini söyleyerek bir krem verdiler. Kremin faydası olmadı. Yüzümdeki izlerin 6 ay kalacağını ve estetik yaptırmak zorunda olduğumu öğrendim" dedi.

TAZMİNAT DAVASI AÇACAĞIM

Halkla İlişkiler uzmanı olarak çalıştığını söyleyen Gülerli şöyle konuştu: "Benim işim yüzüm. Yüzüm olmazsa işim olmaz. İşim olmazsa, onların da işi olmamalı. Bütün gün masada da oturan birisi olsam, bu acıyı çekmek zorunda değilim. Benim çok güzel bir cildim vardı. Paramla rezil oldum. Özellikle Semiha Acar'dan şikayetçiyim. Raporumla savcılığa gideceğim. Tazminat davası açacağım" diye konuştu. 

Erkekler bunları yapmayın!

Erkekler bunları yapmayın!Erkekler, kadınların hiç sevmediği 10 davranışı yapıyorsanız onu kaybedersiniz. İşte yapmamanız gerekenler...

Onu küçük düşürmeyin!
Erkek arkadaşının / eşinin yanında hangi kadın küçük düşmek ister? Tabii ki hiç kimse! Mesela sakın ona kalabalık bir arkadaş grubu ile birlikte yemeğe çıktığınızda "bu aralar çok kilo aldın, tatlı yemesen daha iyi edersin" tarzı bir cümle kurmayın, belki o anda size "haklısın sevgilim" diyecektir, ancak eve gittiğinizde söyleyeceklerini duymak dahi istemeyecek ve kulağınızı kapatacaksınız.

Size önerimiz onu asla başkalarının yanında "giyimi, makyajı, kilosu, saçı ve söyledikleri" ile ilgili olarak eleştirmemeniz, belki kılıbıklık olacak ama yapmanız gereken "başkalarının yanında onu yüceltmeniz"...

Ona çok para harcıyorsun demeyin!
Her ne kadar artık kadınlar kendi kazandıkları paraları harcıyor olsalar da, erkekler "alışverişe çok para harcıyorsun hayatım" cümlesini kurmaktan kendilerini alıkoyamazlar... Eğer böyle bir cümle kurmayı cesaret ediyorsanız, peşinden gelecek aşağıdaki cümlelere de hazırlıklı olun:

"Dilediğim gibi harcarım paramı, senden çok kazanıyorum ne de olsa!", "Senin gibi pintilik yapıp senede bir alışveriş yapıp her gün aynı kıyafetle gezmektense çok para harcayıp alışveriş yapmayı tercih ederim", "Sanki senin paranı harcıyorum, sana ne oluyor ki!"

              
Onu kıskandıracak hareketlerden kaçının!
Yan masanızdaki kadın çok alımlı ve tatlı olabilir, bu sizin ona kaçamak bakışlar fırlatmanıza, hatta abartıp "ne hoş kadınmış" demenize bir bahane asla olamaz! Unutmayın, kadınlar kıskançtır ve kendilerinden güzel olan kadınlara tahammülleri yoktur. Eğer onun yanında başka bir kadına bakıyorsanız, fotoğraftaki gibi başınızdan aşağı bir kadeh şarap dökme ihtimali var sevgilinizin...

Ona asla "kendine bak" demeyin!
Kadınlar her zaman bakımlı olacak diye bir kural olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Kadınlar bazı günlerde, özellikle de regl dönemlerinde, paspal gezmek isterler. Bırakın makyaj yapmayı, saçlarını taramayı dahi istemezler.

Böyle günlerde sakın ona "kendine bak biraz" demeyin, sizi hemen paralayabilir "sen beni beğenmiyor musun" diye... Unutmayın kadınlar her halleriyle güzel olduklarını duymak isterler!

Yanında oyun oynamayın!
Erkeklerin bilgisayar veya video oyunlarından ne kadar haz aldığı tartışmasız bir gerçek, ancak bir diğer gerçek de kadınların erkeklerin bu tutkusunu anlamamaları... Ona istediğiniz kadar "hayatım en heyecanlı yerinde" deyin, sizi anlamayacaktır ve oyunu kapatıp kendisiyle ilgilenmediğiniz için size fırça kayacaktır.

En iyisi o yanınızdayken oyun oynanamamanız, aksi takdirde "sen beni mi daha çok seviyorsun, yoksa oyun oynamayı mı" sorusuna cevap bulmak zorunda kalırsınız.

Onu hizmetçi gibi görmeyin
Anneniz her şeyinizi önünüze hazır olarak sunmuş olabilir, ev işleriyle uzaktan yakından ilginiz olmayabilir. Size hak veriyoruz bu konuda ama bu durum sevgilinizi / eşinizi hizmetçi gibi görmenize neden olmamalı, değil mi?

Ona sürekli iş vermeye kalkarsanız ve her şeyi ondan beklerseniz bir süre sonra "yeter artık" diyebilir ve şakayla karışık sizi evden kovabilir...

Onunla tartışmaya girmeyin!
Ne kadar haklı olursanız olun, kadınlar her zaman üste çıkarlar ve tartışmalarda kendilerini haklı bulurlar!

Eğer onun tırnakları arasında parçalanmak ve laflarını yemek istemiyorsanız uysal bir şekilde "haklısın sevgilim" deyip tartışmayı uzatmamanızı öneririz. Kadınların çok dırdırcı olduğunu unutmayın!

Kadınlar Ne İster?

 

Detoks İçin




Yapraklı Yeşil Sebzeler: Bu sebzeleri çiğ olarak da, haşlanmış olarak da yiyebilirsiniz. İçerdikleri klorofil, vücuttaki metal ve pestit gibi toksinleri dışarıya atmaya ve karaciğeri korumaya yarar.




Limonlar: Vücudunuzun içini temizlemek için akıcı sıvılara ihtiyacınız var. Taze bir limon bu iş için biçilmiş kaftandır. İçerdiği C Vitamini yakın zaman önce ‘’detoks vitamini’’ olarak ününe ün katmıştır. Bazı toksinleri suyla çözülebilecek bir şekilde ayrıştırır, bu bakımdan çok yararlıdır.




Yeşil Çay: Vücudunuzdaki kanı daha akışkan hale getiren yeşil çay, güçlü bir antioksidandır. Bunun yanında yeşil çayda bulunan kateçin maddesinin karaciğer fonksiyonlarını hızlandırdığı belirlenmiştir.




Sarımsak: Her şeye katın! Salatalar, soslar, yemekler…Kardiyovasküler hastalıkların risklerini azaltmaya yardımcı olmasının yanında, karaciğer enzimlerine yardım ederek zararlı toksinlerin vücuttan atılmasına destek olur.




Lahana: Karaciğerde bulunan enzimlere yapılan detoksifikasyon işlemi iki türlüdür. Bu sihirli sebze her iki yönden de detoks işlemlerine yardımcı olur. Lahana salatasına ne dersiniz?




Brokoli Filizleri: Kansere karşı savaşta en güçlü dostlarınızdan biri olan brokoli filizleri aynı zamanda enzimleri uyarıcı etkiye de sahiptir.




Tahin: Karaciğerde bulunan hücreleri, alkol ve diğer kimyasallardan korur. Lezzetli tadı ile tahin hem sağlık dostu hem de damak dostu bir yiyecektir.




Su Teresi: Su teresini salatalarınızda, çorbalarınızda ve sandviçlerinizde kullanabilirsiniz. Küçük yeşil yaprakları, vücutta biriken hücreler arası veya damar içi fazla sıvıyı atar ve idrar çıkışını arttırır.Ayrıca tereler, mineral bakımından çok zengindir.




Pire Otu: Mekanik laksatif etkili tohumları olan bu otsu bitki aynı zamanda kolestrolü düşürmeye de yarar. Az miktarda tüketilecek pire otu sayesinde bağırsaklarınızı da temizlemiş olursunuz.




Meyve, meyve ve yine meyve! Meyveler, neredeyse yukarıda saydıklarımızın tümünün toplam yararını size sunar. C Vitamini, gıda lifi ve tüm antioksidan çeşitlerini barındırırlar. Bunların hiçbirşeyin tadı, en sevdiğiniz taze meyvenin tadıyla kolay kolay boy ölçüşemez.

Mutluluğun Sırrı




Sizi gerçekten mutlu eden nedir? Her yıl üzerine eklenen yeni sorumluluklarınız ve mutlaka yapılması gereken işleriniz arttıkça bu soruyu düşünmeye bile fırsat bulamıyor olabilirsiniz. Unutmamanız gereken, küçük şeylerle mutlu olmak sadece ruh sağlığınızı değil, fiziksel sağlığınızı da etkiler. Mutlu olmaya özen gösterirseniz, onu daha kolay elde edersiniz. RealAge doktorlarına kulak verelim.Basit adımları takip ederek, hayatınızdaki coşku ve mutluluğu tekrar kazanabilir, böylelikle fiziksel sağlığınızı da korumuş olabilirsiniz.




Günlük Eğlencelerinizin Kıymetini Bilin: Eğer gün içerisinde yapılacakların bir listesini çıkarıyorsanız, sizi en çok eğlendirenleri de koymayı ihmal etmeyin. Yatağa uzanıp kitap okumayı, açık havada kahvaltı etmeyi, uzun bir yürüyüşe çıkmayı, oyun oynamayı, fotoğraf çekmeyi veya hiçbir şey yapmadan oturmayı seviyor musunuz? Aslında gün içerisinde bunlardan en az bir veya birkaçına ayırmak için vaktiniz var. Listenizi gözden geçirin, yapılması gerektiğini düşündüğünüz aslında kaç işi gerçekten yapmanız gerekiyor? Günlük aktivitelerinizi tekrar tartmalısınız. Belki aylardır yaptığınız bir şeyi artık yapmaya gerek yok, ancak alışkanlık yüzünden devam ediyor olabilirsiniz. Gereksiz aktiviteler çıkınca eminiz listeniz sizi daha mutlu edecektir. 




Güçlü ve Bağımsız Olun: Hepimizin kötü günleri olur. Bitkin hissettiğimiz ve canımızın hiçbir şey yapmak istemediği günler…Ancak öyle günlerde, sorunun tam üzerine gitmek inanın çok faydalı olacaktır. 10 dakika boyunca egzersiz yapın. Bir kere hareket etmeye başlayınca kolay kolay bırakmak istemeyeceksiniz. Bir egzersiz planı yapın ve ona sadık olun. En neşeli günde de, en kötü hissettiğiniz günde de 10 dakikalık bir egzersizi es geçmeyin. Bağışıklık sisteminiz, egzersiz planınızın düzenine göre gelişecek, ve bu sizin ruh halinizi olumlu yapacaktır. Egzersiz yapmak, sizi mutlu eder.Egzersiz sonrası bir kağıda neler hissettiğinizi yazın. Egzersiz planınıza göre ilerleyen günlerde, egzersiz biter bitmez neler hissettiğinizi kısa cümlerle not almaya devam edin. 




Stres Konusu: Hiçbir şeyin neşenizi almasını istemezsiniz. Fakat gün içerisinde bunu başarmak size ilk anda kolay gelmeyebilir. Gün içerisinde kısa nefes molaları verin. Evet çok basit; derin nefes alın! 3-4 tekrardan sonra kan akışınızına oksijen katmış olacak, daha sakin ve huzurlu hissedeceksiniz.Ek olarak eğer ki vakit bulabilirseniz, yoga veya masaj deneyin. Yapılan sayısız araştırma sonucunda görülüyor ki, sinirinizi hafifletir, stresi yok eder depresyon ve anksiyete duygularınızı minimuma indirir. 10 dakikalık bir yürüyüş ile, çok şekerli veya tuzlu bir atıştırmanın sizde yaratacağı rahatlama ve mutluluk hissi aynı olacaktır. Sizce hangisi daha sağlıklı? 




Elinizdekileri Kullanın: Hepimizin kendimize göre çeşitli becerileri ve ilgi alanları vardır. Gönüllü olarak yapabileceğiniz bir şeyler bulmak için, yakınlardaki okul, klup veya organizasyonları araştırın. Yeteneklerinizi başkalarının iyiliği için kullanmak, mutluluğu iki taraflı getirecektir. Yapabileceklerinizi gözden geçirin, sizin belki de umursamadığınız becerileriniz başkalarının mumla aradıkları olabilir. İnanın sizdeki yetenekleri arayan birçok kişi var. Herkesin yardıma ihtiyacı vardır, neden yardım eden siz olmayasınız? 




Etrafınızdakilere Saygı Duyun: Ailenizden veya arkadaşlarınızdan birkaçı ile sohbet etmek gerçekten kolay bulabileceğiniz bir aktivite olabilir. Sizi anlayan insanlarla konuşmak kolaydır. Bu kişi sevgiliniz de olabilir. Kendinizi açmanız ve vereceğiniz güven, günlük sıkıntılarınız ve endişelerinize yeni bir bakış açısıyla bakmanızı sağlayabilecek yorumlar getirebilir. Gülmek ve mutluluk arasındaki ilişki bilimseldir. Güldüğünüz zaman, kan basıncınız düşer ve mutluluk hormonu adı verilen endorfin hormonu artar. Son olarak, işyerinizdeki ilişkileri es geçmeyin. İş arkadaşlarınız sizi yakından tanıyor olabilirler. Birbirinize vereceğiniz destek, stresli zamanlarınız için çok değerli olabilir. Siz onları dinleyin, onlar da sizi dinlesin. İş arkadaşlarınızın sizin hakkında bildiklerini yadsımayın, sahi onları her gün görüyorsunuz öyle değil mi? 




Mutlu hissetmek, duygusal hayatın olduğu kadar fiziksel hayatınızın da çok önemli bir parçasıdır. Zamanınıza ve bağımsızlığınıza değer verin, kendi gücünüz ve yeteneklerinizi kullanabileceğiniz alanları seçerseniz, bu sizin hem ruhunuzu hem de vücudunuzu kendine getirecektir.  

Zevkli Cinsel Yaşam İçin Öneriler




20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.




Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir. Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.




1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.




2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.




3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.




4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur. 




5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.




6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır. 




7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır. 




8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.




9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

Ruh-Beden İlişkisinin Cildinize Etkileri

Cildinizin iç dünyasını daha sağlıklı hale getirmek için dışarıdan neler yapabileceğinizi merak ediyor musunuz?

Stres ile mücadelenin, yiyeceklerin ve çok çeşitli etkenlerin cildinizin sağlığına direkt etkili olduğunu belirmek isteriz. RealAge doktorlarından Amy Wechsler, siz üyelerimiz çok pratik öneriler hazırladı.

Dr. Amy, vücudumuz ve aklımızın birbiriyle etkileşimi hakkında önemli fikirlere sahip. Ona göre stres, vücudumuzu ve özellikle cildimizi sağlıksız etkiliyor. Sadece iyi hissederek ise cildimiz kendine yapabileceği en güzel bakımı yapmış oluyor. Bu önerileri uygulamaya başladıktan sonra, özellikle yüzünüzden başlamak üzere, cildinizdeki mucizevi değişimi kısa sürede görebileceksiniz.

Daha genç ve daha canlı gözükecek, stresi minimuma indireceksiniz.




1: Derin Nefes Egzersizleri

Vücudunuzdaki karbon dioksit ve oksijen dengesini sağlıklı ayarlamak için derin nefes egzersizlerine ihtiyaç vardır. Yavaş bir şekilde burnunuzdan aldığınız derin nefesi, yine yavaşça ağzınızdan dışarı verin. 5 defa tekrarlayacağınız bu egzersizi gün içerisinde en az 2 kere açık havada yapın.

İlginç bir nokta olarak da, yapılan araştırmalar sonucu, derin nefes alan insanların o anda başka hiçbirşeye odaklanmadıkları ortaya konmuştur. Ne işiniz, ne evdeki sorunlarınız ve de kafanızın içinde başka bir sorun yaşamıyorsunuz. Derin nefes sırasında unutulan sorunlar, egzersiz sonunda daha olumlu bakabileceğiniz bir şekilde aklınıza geliyor. Daha az stres yaşıyor ve kendinizi daha canlı hissediyorsunuz.




2: Hareketli Olun

İçinize sıkışmış olan anksiyete ve stresi dışarıya çıkarın. Günde sadece 30 dakika harcayarak yapacağınız egzersiz sayesinde ruhunuzu ve vücudunuzu birbirleriyle bütünleştirebilirsiniz.

Yürüyün, koşun, veya spor salonuna gidin. Ama bunların dışında da egzersizler var! Unutmayın, merdivenleri kullanmak bile bir egzersizdir. Gün içerisinde, işyerinde, okulda veya evinizde sadece merdivenleri kullanarak sıkı bir egzersiz yapmış olursunuz. Asansörü veya yürüyen merdivenleri hayatınızdan çıkarın. Göreceksiniz, ilk seferler yorulan vücudunuz günden güne daha dayanıklı olacak ve egzersiz, hayatınızın bir parçası haline gelecek. Hem de bir spor salonuna yazılmadan!

Vücudunuzun hareketi sayesinde cildimiz ve hücrelerine daha fazla besleyici madde hareketi sağlarız. Ciğer kapasitesiniz yükselir, böylece içinize daha fazla oksijen çekebilirsiniz. Daha fazla oksijen sayesinde stresiniz azalır ve cildiniz daha canlı bir hale gelir.




3: Onları Yemeyin, Yenin!

Elbette sizlere bugüne kadar nelerin yararlı ve nelerin zararlı olduğunu defalarca söyledik. Çok yağlı veya çok şekerli yiyeceklerden kaçının. Bunların yerine protein değeri daha yüksek olan yiyecekleri tercih edin. Yağsız et tercih edin, özellikle balık, tavuk eti, ve yararlı yağlar içeren badem tüketin.

Özellikle sabahları, protein değeri yüksek bir kahvaltı yapmayı unutmayın. Proteinler, enerji verir. Çok basittir. Vücudumuzun sağlıklı kan şekeri dengesini korur, insulin gibi bazı hormonları kontrol eder, sınırda tutar.




4: İyiye Odaklanın

Bazı dertlerin düşünmekle geçmeyeceğini biliyoruz. Fakat onları düşünerek de geçmiyorlar, üstelik zarar görüyoruz. Küçük bir defter alın, gün sonunda, o gün sizi iyi hissettiren olayları, düşünceleri madde madde yazın. Hem sonrasında bakmak için güzel bir kaynağınız olacak, hem de bunları yazarken kendinizi çok huzurlu hissederek rahat bir uykuya hazırlanacaksınız.

Stresiniz azalacak. Böylelikle daha canlı hissedeceksiniz. Bu sizin cildinize de yansıyacak, şaşırmayın!




5: Uyku, ücretsizdir.

Basit, doğal ve kozmetik ürünlerinden çok daha yararlı bir cilt koruyucusudur. Size yetecek uykuyu ise sadece siz anlayabilirsiniz. Bunu anlayabilmek için alkol almadan uykuya dalın. Hayatınızı sağlıklı bir düzene sokmaya başladıkça, size yetecek olan uyku süresi, kendiliğinden oluşacak, ve yatma saatleriniz değişse bile o uyku süresini aldığınız ölçüde kendinizi iyi hissedeceksiniz.




6: Biraz Mola

Birçoğumuz için hayat o kadar hızlı ilerle ve karmaşık bir takvime sahiptir ki, bazen gerçekten onca şey arasında aslında hiçbir şey yapmadığımızı sanırız.

Bazen ajandasız, beklentisiz ve plansız kaçışların çok güzel bir etkisi olabilir. Bu kimi zaman 20-30 dakikalık bir park kaçamağı, bazen ise 1 haftalık bir tatil olabilir. Tüm stres gider, beynin canlanması vücuda etki eder. Cildinizdeki değişimi hissedeceksiniz.

Doğru bilinen 7 seks yalanı

Gençlerin cinsellikle tanışırken öğrendikleri yanlış bilgiler, kulaktan kulağa yayılıyor. Psikiyatrist Sabri Yurdakul, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar hakkında açıklamalar yaptı...

Cinsellik hakkındaki yanlış inanışlar, özellikle ergenlik döneminde gençler arasında 'doğru' bilgiler gibi kulaktan kulağa yayılıyor. Psikiyatrist Sabri Yurdakul gençlerin en çok inandığı mitleri sıraladı ve bu mitlerin doğru açıklamalarını yaptı:

1- Fazla mastürbasyon, kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açar: Hayır, mastürbasyonun fazlası kısırlığa ya da zeka geriliğine yol açmaz. Ama cinsel organlarda tahrişe neden olacağı için mahsurlu sayılıyor. Ayrıca çocuk mastürbasyona fazla düşkün olduğunda; çevreden kopabilecek, arkadaşlarından uzaklaşacak, kendi içine kapanacak ve sadece cinsellikten oluşan bir dünyada yaşayacaktır. Böyle bir durumda karşı cinse olan bakışı değişecek ve onları sadece cinsel objeler olarak görecektir. Bu durum da, sosyal gelişimini engelleyecektir.

2- Bir kız çocuğu banyoda otururken, oraya daha önce bir erkek oturmuş ve erkeklik sıvısı oraya bulaşmışsa hamile kalır: Hayır, bir kız çocuğu daha önce oraya oturmuş bir erkeğin erkeklik sıvısı bulaştı diye hamile kalmaz. Hamile kalabilmesi için bu sıvının cinsel organının içine bulaşması gerekir. Bu da, normal bir oturuş pozisyonu ile pek fazla mümkün olmayacaktır.

3- Bir kız erkeklerin girdiği tuvalette, onların kullandığı musluğu kullanırsa, hamile kalır: Musluktan ya da havludan bulaşan erkeklik sıvısı ile hamile kalınmaz. Hamile kalınabilmesi için bu sıvının belirli bir miktarda kadın cinsel organından içeri girmesi gerekir. Erkeklerin kullandığı eşyaları kullanmakla hamile kalınmayacağı bilinmelidir.

4- Öpüşmek, bazen bir kızın hamile kalmasına yol açabilir: Öpüşme ile hamile kalınmaz. Hamile kalmak için kadın ve erkek cinsel organlarının biraraya gelmesi gerekir. Bu birliktelik olmadan, hamilelik de olmaz.

5- Hamile kalmak için illa cinsel ilişkiye girmek gerekmez: Hamile kalmak için cinsel ilişki gereklidir. Cinsel ilişki olmadan, hamile kalınamaz.

6- İlk cinsel ilişkide mutlaka kanama durumu ortaya çıkar: Hayır, cinsel ilişki sırasında kanama olmayabilir ya da çok hafif sızıntı şeklinde bir kanama görülebilir. Bu durum, cinsel ilişkinin gerçekleşmediği anlamına gelmez. Kızlık zarı cinsel organın hemen girişindedir. Ancak kimi kızlarda bu zarın yapısı cinsel ilişkiye müsaittir ve yırtılma olmadan da cinsel ilişki olabilmektedir. Cinsel ilişki sırasında kızlık zarında yırtılma olmadığı için kanama da ortaya çıkmayabilir.

7- Adet gören kız evli ise, hemen hamile kalır: Adet gören bir genç kız, cinsel ilişkiye girdiği gibi hemen hamile kalmayabilir. Hamilelikle ilgili yapılar biraz daha geç olgunlaşabilir ve hemen hamile kalınmayabilinir. Bu yüzden adet gören bir genç kızın cinsel ilişki ile hemen hamile kalabileceğini düşünmek son derece yanlış olacaktır.

Sevgi & Aşk