| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Yazılar arşiv 10.2008 Other entries in 2008-10 resimler , videolar

Göz makyajında püf noktalar

Makyajın en önemli adımı gözlerdir... İşte daha çekici gözlere sahip olmak için yapmanız gerekenler.

- Eyeliner ya da göz kalemi sürdükten sonra mutlaka ıslak pamukla, pamuklu çubukla yada bazı göz kalemlerinin arkalarında bulunan silgilerle biraz yumuşatmalısın.          

- Günlük hafif bir makyaj yapmak istiyorsan göz kalemini ince sürmeli ve açık renkli farlar kullanmalısın. Ayrıca kahverengi göz kalemi kullanarak daha doğal bir görünüm elde edebilirsin.

- Gözün altına da kalem çekmek yerine, kirpiklerin dibine azıcık koyu renk bir far sürmeyi deneyebilirsiniz.

- Rimel sürerken de bazı şeylere dikkat etmelisin. Kurumuş bir rimel (3 aydan sonra kurumaya başlar) istenilen etkiyi göstermez. Rimel sürmeden önce kirpikleriniz tarakla ya da kirpik kıvırıcısıyla düzelterek, karışmalarını ya da birbirlerine yapışmalarını engelleyebilirsiniz.

- Biraz ışıltılı ve farklı bir görünüm için siyah veya kahverengi sürdüğün rimelin üstüne sadece uçlarına mor ya da lacivert sürebilirsin.

- Kirpiklerinin daha uzun ve gür görünmelerini istiyorsan, rimelden önce biraz pudra sürüp, kuruduktan sonra da ikinci katı sürmen istediğin etkiyi yaratacaktır.
 

Sırt ve kas ağrılarına dikkat


Sırt ve kas ağrılarına dikkat
Yaygın kas iskelet sistemi ağrıları bu hastaların en önemli şikayetidir. İşte önlemler ve öneriler.

Yaygın kas iskelet sistemi ağrıları bu hastaların en önemli şikayetidir. Ağrı, genellikle hastanın bir bölgesinden baslar ve bütün vücuduna yayılır. Boyun, kürek kemikleri arası, bel, baldırlar, sırt ağrının en çok yerleştiği yerlerdir. Ağrı, yanıcı, kemirici ve sızlayıcı olarak tanımlanır. Ağrı günün saatleri içinde fiziksel aktivite, uyku ve stres durumuna göre değişir. Ağrı bazen çok şiddetli olabilir. Nemli hava, soğuk, yorgunluk ve uykusuzluk ağrıları artırır.

Yaygın kas ağrıları, yorgunluk, bitkinlik ve uyku bozukluğu ile seyreden kronik bir durumdur.  Toplumun büyük bir kısmında görülebilmektedir.  Hastalık kadınlarda erkeklere göre daha sik görülür. Çocukluk çağında bile görülebilmektedir.  Sık rastlanan ve sebebi bilinmeyen kronik bir ağrı sendromudur.

FMS' de röntgen filmleri, kan tahlilleri ve kas biyopsileri normaldir. Teşhis tamamen hastanın ifadesine ve doktorun muayenesine göre konulur. Bir hastaya FMS demek için ağrıların en az 3 ay sürmesi, sabah yorgunluğu ve vücutta belli sayıda hassas noktaların olması gerekir.

FMS' li hastaların büyük çoğunluğunda uyku sorunları  vardır. Bu hastalar derin uyku uyuyamazlar ve gece boyunca sık sık uyanırlar. Sabahları yorgun kalkarlar. Bazı hastalarda ise fazla uyku vardır. Fibromiyalji sendromlu hastalarda, uykunun süresinden çok dinlendirici olmaması önemlidir. Uykusuzluk ve yorgunluk, keyifsizlik, ilgisizlik, dayanıklılık azalması ve tükenmişliğe yol açar.

Hastaların çoğunda bir hüzün, bir yıkılmışlık vardır. Hastaların  belirgin bir kısmında depresyon bulunur. Ancak hastaların çoğunda depresyona ait belirtiler vardır. FMS' li hastalar ayni zamanda asabi ve tahammülsüz insanlarda olabilmektedirler. Bas ağrıları, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ağrıları, göğüs ağrıları, sik idrara çıkma ve acil idrar yapma isteği sik görülen şikayetlerdendir.

Fiziksel ve ruhsal travmalar, ekonomik sorunlar, enfeksiyon hastalıkları, hormonal bozukluklar, fibromiyalji sendromuna sebep olabilir. Ayrıca genetik faktörlerinetkili olduğu, soğuk ve nemli havanında  fibromiyalji sendromunda şikayetleri arttırdığı söylenebilir.

Fibromiyalji sendromu tedavisinde kullanılan ilaçlar daha çok, uykuyu düzenleme, depresyonu tedavi etme, yorgunluğu gidermek amacıyla ilgili doktorlar tarafından verilir.

Düzenli ve yeterli uyku FMS'de oldukça önemlidir.  Bu hastalar düzenli uyumalı, yatmadan önce uykuyu etkileyecek alkol, sigara, çay, kola, kahve gibi maddeler alınmamalıdır.

Fizyoterapistler tarafından tavsiye edilen egzersizler;  günlük aerobik egzersizler ve germe egzersizler oldukça önemlidir. Ancak  yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır. Egzersizler günün erken saatlerinde ve aksam yapılmalıdır.

Fiziksel ve ruhsal zorlanmalardan kaçınmalıdırlar. Stres ve aşırı çalışma FMS belirtilerinde artmaya yol açar. Ancak bu insanlar mutlaka günlük sorumluluklarını da yerine getirmelidirler. Bu konuda uzmanlardan yardım alınabilir.

Fibromiyalji remisyona girse (iyileşse) bile tekrarlama riski çok yüksektir. Bu sebeple bu hastalar hep olumlu bir ruh halinde olmalıı ve bu hastalığın günlük hayatlarını olumsuz olaraketlilemesine izin vermemelidir.

Fizik tedavi, kaplıca kürleri, çevre değişiklikleri, yumuşak doku enjeksiyonları iyileşmeye katkıda bulunabilir.

Türkiye Fizyoterapistler Derneği

En eğlenceli form trendi:Dans&Aerobik

Aerobik hareketleriyle dans ritimlerinin bir arada harmanlandığı eğlenceli mi eğlenceli 3 farklı stil... Hem form tut hem de yılbaşına hazırlan.

Tango aerobik    
 
1- Dansa başlamadan önce hazırlık için geriye doğru esneme hareketini yapmalısın. Tek bacağının üzerinde durarak diğer bacağını havaya ve geriye doğru kaldır. Eller ise önde ve alkışlama pozisyonunda olmalı.

2- Şimdi sıra dengede durmamızı sağlayan kaslarımızı çalıştırmaya geldi. Bunun için, karın, kalça ve bacak kaslarımızı sıkılaştırmalıyız. Tek bacağın önde ve bükük şekilde, diğer bacağın arkada ve gergin dursun. Kollarını iki yana açarak vücudunu dimdik tut ve ileriye bak.

3- Bacağını dizinden bükerek aşağı doğru eğil. Arkada olan bacağın esnek olmalı. Kollarını havaya kaldırıp ellerini birbirine değdir. Bu hareket sayesinde omuz ve göğüs kasların
esneyecek.

4- Son harekette ayakta dur ve bacaklarını aç. Tek elin belinde diğer elin havada olmalı. Şimdi kendini arkaya doğru yasla. Böylece bacak ve kalça kasların devreye girecek.


Latin aerobik    

 1- Dansa başlamadan önce esneme hareketini tekrarlamalısın. Bunun için
sağ bacağının üzerinde durarak sol bacağını havaya kaldır. Öne doğru eğik durarak ellerinle alkış yapmaya çalış. 5 kere alkış yaptıktan sonra ikinci harekete geçebilirsin.

2- Bu duruş, dansa başlama duruşumuz. Sol bacağın önde ve düz bir şekilde dururken, sağ ayağın geride olmalı. Kuvvetini de parmak uçlarına vermelisin. Sol elin sağ omzunda, sağ elin de belinde durmalı. Bu duruştan sonra yumuşak bir şekilde bir sonraki harekete geç.

3- Bir anlık bir hareketle bacaklarını şekildeki gibi önde ve arkada olmak üzere ayarla. Az önce omzunda duran elini yana doğru düz bir şekilde uzat. Sağ elin başının arkasında olmalı. Şimdi ellerini ve ayaklarını koordineli şekilde ters yöne 4 kez hareket ettir.

4- Bu hareket, basit bir samba figürü aslında.
Bir önceki hareketin devamı olan bu figürde yine vücudun dik bir şekildeyken sağ bacağını öne atarak dur. Ellerin, ileriye doğru açık olmalı. Vücudunu 4 kez bir sağa bir sola oynat ve dansı bitir.

 Flamenko aerobik   
 

1- Harekete, klasik tango adımlarıyla başlanıyor. Ancak form tutmak amacıyla hareketi olabildiğince hızlı yapmalısın. Sağ bacağın hafif geride olacak şekilde dik dur. Sol kolun havada, sağ kolun göğüs hizanda ve önde dursun.

2- Hareketin devamında sola dönerek sağ bacağını dizinden bükerek geriye doğru kaldır.
Bu harekette sabit durmalı,
pozisyonu bozmadan birkaç saniye bu şekilde kalmalısın. Şimdi sıra üçüncü figürde!

3- Pozisyonunu hiç bozmadan bacaklarını esnek ve düz, kollarını yanda ve havada sabit tut. Sağ bacağını öne doğru uzat. Sonra yeniden bir önceki hareketteki pozisyonu al. Bu hareketi 4 kez tekrarlayabilirsin.

4- Koreografinin son hareketinde yerde dizlerinin üzerinde durarak kendini arkaya doğru ger, ama vücudun dik
durmalı. Sağ elin havada, sol elin belindeyken bir süre bu şekilde bekle ve finale ulaştın bile!

Hey Girl Dergisi

Kalbinize özen gösterin

Uzun ve sağlıklı yaşam için kalp sağlığı çok önemli. Uzmanlara göre, 20'li yaşlardan itibaren düzenli beslenme alışkanlıkları, spor ve rutin kontrollerle kalp sağlığınızı korumanız mümkün.

Sağlıklı yaşama yeterince önem verilememesi, sigara, alkol, stres, hareketsizlik ve yanlış beslenme alışkanlıkları her yıl on binlerce kişinin kalp hastalıklarına yakalanmasına sebep oluyor. Bu etkenlerin yanısıra genetik mirasınız, yaşam tarzınız kalp sağlığınızı etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Dikkate alacağınız bir kaç öneriyle daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam geçirebilirsiniz.
Sağlıklı beslenmeden menopoza, düzenli spor alışkanlığından sınırlı alkol tüketimine kadar, kalp hastalıklarından korunma önerileri...

   
 Bel ölçünüze dikkat edin

Yağların karın çevresinde toplanmasının özellikle kalp damar hastalığı riskini arttırdığını ve bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimi geçmemesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Fazla kilolarınızdan kurtulmaya çalışın. Bunun için öğün aralarında atıştırmalara, hızlı yemek yemeğe son verin. Yavaş ve istikrarlı kilo vermenin daha sağlıklı ve kalıcı olduğunu unutmayın.

Sağlıklı beslenin

Kalp sağlığınız için sağlıklı yiyecekler tüketin. Kolesterolünüzü gerekli seviyeye düşürmek ve kalp hastalıklarından korunmak için zeytinyağı, ayçiçeği, mısırözü, soya gibi bitkisel yağları tercih edin. Kırmızı eti mümkün olduğunca yemeyin. Et tercihleriniz balık, hindi, tavuk olsun. Beslenmenizde, fasulye, mercimek, bezelye gibi kolesterolsüz protein kaynaklarına yer verin. Yağsız veya az yağlı, süt ve süt ürünleri tüketin. Düşük kalorili sebze ve meyveler kalp hastalıklarına karşı koruyucu maddeler içerirler. Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Beslenmenizde beyaz un yerine işlenmemiş buğday unu (kepekli) tercih edin.

Menopozu geciktirin

Östrojen hormonu kadınları damar sertliğine karşı koruyor. Ancak menopozla birlikte östrojen hormonu ortadan kalktığı için kadınlarda anormal bir damar sertliği süreci başlıyor. Bu nedenle menopozun geciktirilmesi için tedavi uygulanması gerekiyor.

Düzenli spor yapın, stresten uzak durun

Tembellik ve aşırı stresten uzak durun. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları ve kalp krizinden koruyor. Kalbinizi, kemiklerinizi ve kaslarınızı güçlendiriyor. Ancak 35 yaşından sonra yoğun efor gerektiren bir spora başlayacaksanız, gizli kalp hastalığı riskine karşı mutlaka iyi bir kalp kontrolünden geçin. Egzersizin en ideali uzun yürüyüşler. Kandaki kötü kolesterolünüzün yakılması için 5 kilometreyi 45 dakikada tempolu şekilde yürüyün.

Psikolojik destek alın

Hastalığınızı, aileniz veya çevrenizle ilgili sorunlarınızı bir Liyezon Psikiyatri uzmanı ile görüşün. Liyezon Psikiyatri uzmanı, organik bir hastalığın (kalp hastalığı gibi) psikolojiniz üzerinde yaptığı bozuklukları inceliyor.

Aceleci olmayın

Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle, dostlarınızla barışık olun. Çok çabuk karar veren, hızlı hızlı konuşan, merdivenleri bir kaç basamak birden çıkmaya çalışan, sabırsız biriyseniz (A tipi kişilik) yavaşlayın. A tipi kişilikte kandaki adrenalin seviyesi çok yükseliyor, bu da spazma neden oluyor. Riskinizi azaltmak için daha yumuşak, sakin hareket eden, huzurlu biri olmaya özen gösterin.

Alkolü sınırlandırın

Kalbiniz için ''alkol yararlıdır'' demiyoruz. Fakat eğer içki içecekseniz tercihiniz yararlı kolesterolü yükselttiği bilinen kırmızı şaraptan yana olsun (günde bir su bardağı). Fakat kırmızı şarap içmiyorsanız içinde kalbi koruyucu maddeler içeren üzümü çekirdekleriyle birlikte yiyebilirsiniz. Üzüm çekirdeği toz ve kapsül olarakda satılıyor.

Risk faktörleri, kalp hastalığının oluşumunu engelliyor. Kalp hastalıklarından korunmak için kişinin yaşam tarzını denetle yebilmesi önemli. İşte değiştirilebilen ve değiştirilemeyen faktörler...

Değiştirilemeyen risk faktörleri

Ailede erken yaşta kalp krizi geçiren bireylerin bulunması, erkek cinsiyet, ileri yaş, şeker hastalığı ve kişilik yapısı (stresli kişilik gibi) değiştirilemeyen esas faktörler.

Değiştirilebilen risk faktörleri

Günlük yaşantımızda yaptığımız bir çok hata, sağlığımız açısından geri dönüşü olmayacak sonuçlara yol açabiliyor. Oysaki alacağımız bazı önlemlerle bu riskleri ortadan kaldırmamız mümkün. Sigara içmemek, kolesterolü kontrol altında tutmak, stresten uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak bunlardan sadece birkaçı...

1 Sigara tüketimi
Kalp damar hastalıklarından ve bu hastalıkların yol açtığı ölümlerden korunmak için atılacak ilk adım sigara ve dumanından uzak durmak. Çünkü sigara tüketimi hastalık riskini iki kat arttırıyor.
2 Kolesterol
Kolesterol kontrolü sağlamak için beslenmede doymuş yağ oranının azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranının arttırılması, besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmesi, posa içeren yiyecekler ile meyve sebze tüketiminin arttırılması gerekiyor. Doğru rejimin az miktarda protein içermesi, u proteinin ise balık, kümes hayvanları ve soyadan alınması gerekiyor.
3 Yüksek tansiyon
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında alınan fazla kilolar geliyor. Öte yandan kilo kaybı, özellikle karın bölgesinden zayıflandığından kan basıncını hemen düşürerek kalbin yükünü azaltıyor. Tansiyon hafif şekilde yüksekse beslenmede tuzu kesmek, ilaç kullanmadan tansiyonu normale düşürmeye yardımcı olabiliyor.
4 Kontrolsüz şeker hastalığı
Şeker hastalarında damar sertliği, daha sık ve erken yaşta görülüyor. Bu hastalara sıklıkla şişmanlık ve hiper tansiyonda eşlik ediyor. Şeker hastalığı kontrolünde diyet ve egzersiz, ilaç tedavisinin yanın da önemli rol oynuyor.
5 Obezite (Şişmanlık)
Obezite tedavi edilmediğinde hiper tansiyon, kolesterol ve şeker hastalığı gibi kalp damar hastalığı riskini artırıyor.
6 Stresli yaşam
Yüksek stres vücut direncinin düşmesine sebep oluyor. Vücut strese adrenalin hormonu salınımını arttırarak yanıt veriyor. Bu da kalp ve solunum hızının artmasına ve tansiyonun yükselmesine sebep oluyor. Yağ asitleri ve kolesterol kana daha çok salınıyor ve kan kalınlaşmaya başlıyor. Stresle mücadelede düzenli egzersiz yapmanın etkili olduğu pek çok araştırmada gösteriliyor.

Hangi eti yemeliyiz?

Hücrelerin yenilenmesi için en önemli besin öğelerinden biri proteindir. Vücut protein depolamaz, bu nedenle her gün yeteri kadar protein almak gerekir.

Dilara Koçak

Etler, en iyi kalite protein kaynağıdır, ama yağlı et tüketiminden sakınmak gerekir.Genel olarak etler protein kaynağı olarak beslenmenin temelini oluşturur. Protein “yaşayan varlıklar için elzem azotlu bileşik” anlamına gelir. İnsan vücudunun yüzde 16’sı proteinden oluşmuştur. Vücudun en küçük parçası olan hücrenin yapısı ve metabolizmadaki tüm enzimlerin yapısı proteindir. Belirli hücreler bir araya gelerek, vücut dokularını ve organları oluşturur. Bu sebeple, büyüme yani hücrelerin çoğalması için en önemli besin öğelerinden biri proteindir. Hücrelerimiz değişir ve yenilenir. Bu süreklilik sonucu, vücudumuz her an proteine ihtiyaç duyar. Çünkü vücudumuzda proteinlerin deposu yoktur. Bu sebeple, her gün beslenmede yeteri kadar protein almak gerekir.

Hayvan etleri olarak düşündüğümüzde bizim toplumumuzda en çok tercih edilenler kırmızı et, tavuk, balık ve hindidir. Av etleri ve diğer bazı hayvan etleri fazla yer almaz. Genel olarak etler iyi kalite protein kaynağıdır. Ancak yağlı et tüketiminden sakınılmalıdır. 

Yağlı etin kolesterolü yüksektir
Proteinli besinler genelde yağ da içerirler. Vücuda fazla miktarda yağ alınması ise şişmanlık başta olmak üzere, şeker hastalığı (diyabet), kalp damar hastalıkları, karaciğer yağlanması gibi birçok hastalık için istenmeyen bir durumdur. Çünkü sağlıklı beslenme ilkeleri vücudumuza az miktarda doymuş yağ almayı önerir. Bu sebeple, hayvan etlerinin yağsız olanları tercih edilmelidir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksektir.
Hayvan etleri çeşitli hastalık etmenleri taşırlar. Kesim sırasında ve kesildikten sonra iyi bir denetim yapılmazsa, hayvandaki hastalık insana geçebilir. Bu sebeple, veteriner kontrolünden geçmiş, denetimli etlerin tüketimi, kullanılan yemlerden itibaren izlenilebilirlik sağlaması önemlidir.  Bugün ve cuma günü en çok tükettiğimiz hayvan etlerinin ayırıcı özelliklerine bakacağız.

KIRMIZI ET VE SAĞLIĞIMIZ
Beslenmeden kırmızı etin çıkarılması doğru değil
Kırmızı et konusunda bir çok kişi çok hassas, hayatından kırmızı eti tamamen çıkarmaya çalışanlar var ben bunu çok doğru bulmuyorum. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazlası zararlı. Oysa kırmızı et, protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır, ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B 12 vitamininin yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur. Kansızlığa karşı özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. 

Kolesterol problemi
Kırmızı et doymuş yağ miktarı daha fazla olduğu için dikkatli tüketilmelidir. Yağsız dana eti, görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada 2 kez tüketilebilir. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.  

Yanlış pişirmede kanser riski
Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek “serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidan-lardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır. 

Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları 
Dana eti 90-Karides 109 -Koyun eti 70 -Orta yağlı balık 78 -Sığır eti 70 -Yağlı balık 85 -Salam 79 -Yağsız balık 63 --1 yumurta 272 -Tavuk eti 60 -Hindi eti 58 
(mg/ 100 gr değerleri)



HİNDİ ETİ
Kolesterolü düşük proteini zengin kaynak

Hindi eti, besin değerinin yüksek olması, yağ ve kolesterol içeriğinin düşük olması, çeşitli ürünlere işlenebilmesi ve lezzeti ile dünyada birçok kişi tarafından tercih edilen bir kanatlı etidir. Hindi eti B1 ve B2 vitaminleri bakımından da zengindir. Yağ ve kolesterol değerlerinin de düşük olması nedeniyle kalp damar hastalığı olanlar için özellikle tüketimi önerilmektedir.

Yemek Saati İşkenceye Dönmesin


Öğün aralarında abur cubur tüketmek, öğün sırasında acelecilik veya duygusal bir sorun, yorgunluk, hastalık, sürekli ısrar, besinle ilgili bilinçaltlarında oluşmuş kötü anlar (daha önce kusma ya da o besin yendiği sırada çıkan bir aile tartışması gibi) ve ödüllendirmeye dayalı teşvik, çocuklarda açlığı önleyen faktörler arasında sayılabilir. Eğer iştahsızlık sorunumuz varsa, yapmamız gereken ilk şey, sakin ve güzel bir yemek ortamı sağlamaktır.

İştahsızlık sorununu nasıl çözebilirsiniz?

Sofrada çocuğunuza uygun araç-gereç kullanmak, besinleri iştah açıcı bir şekilde sunmaya özen göstermek, sevmediği besin üzerine yemek sırasında tartışmamak, yemek ortamının daha sakin ve güzel olmasını sağlayacaktır. Israr ve ödül vaat edilmesi kısa zamanda çözüm gibi görünse de uzun süreçte ve doğru yeme alışkanlığının kazandırılmasında durumu daha da kötüye götürecektir. Dengeli bir diyet hazırlayıp eğer 20 dakika içinde yemiyorsa önünden kaldırmak doğru bir hareket olacaktır.

Çocuğunuzun beslenmesinden bir kişi sorumlu olmalı, diğerlerinin o kişinin ilkeleriyle tutarla olması sağlanmalıdır. Ayrıca ısrarla reddedilen besinleri çeşitli ürünlerle karıştırarak lezzetini değiştirmek ve tekrar sunmak da etkili bir yöntemdir.

AKLINIZDA BULUNSUN

İştahın açılması bir süreç gerektirir.   Bu süreçte anne - babalar sabırlı olmalı, işe çocuğunun yemesini istediklerini daha küçük porsiyonlar halinde servis ederek başlamalı. Çocuk küçük miktarlara alıştıkça porsiyonlar büyütülebilir.

MS soğuk sever!

Nörolojik birçok hastalıkta görülebilen belirtilerle kendini gösteren Multipl Skleroz (MS) ancak belirtilerin sıklaşmasıyla nörologların yapacağı muayeneler sonunda ortaya çıkıyor.

VKV Amerikan Hastanesi Nöroloji Kliniği doktorları Türkiye’de yaklaşık 30.000 MS hastası olduğunu söylüyor.

Multipl Skleroz ve Ataklar

Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen Multipl Skleroz (MS); aslında, ‘bir hastalık’ değil, ‘hastalıklar grubu’dur. MS’in, gelişim süreci içerisinde çok farklı seyreden ya da hastadan hastaya büyük farkların görülebileceği değişik tipleri bulunmaktadır.

MS, hastaların bir bölümünde kısmi de olsa özüre neden olduğu için özellikle gençler arasında kazalar dışında nörolojik özüre en fazla sebep olan sinir sistemi hastalığı olarak kabul edilmektedir. Öldürücü bir hastalık olmayan MS, bulaşıcı da değildir. MS için kalıtsal bir hastalık demek doğru değildir.

MS’in nedeni veya seyrini etkileyen faktörler kesin olarak belli olmayıp; bugüne kadar virüsler, bakteriler ve toksik gibi bazı etkenler öne sürülmüş, ancak bu etkenlerin hiçbiri kanıtlanmamıştır.

Nörolojik belirtiler ile gelişen ve daha sonra duraklayıp; düzelme sürecine giren hastalık dönemlerine atak denilmektedir. MS’li hastaların çoğunda – yüzde 85, hatta yüzde 90’ında - hastalık; bu ataklar ile başlamaktadır. Hastaların yüzde 10-15 kadarında ise MS, başlangıçtan itibaren, uzun yıllar boyunca ilerleyerek seyretmektedir. MS’in ataklar ile seyrettiği durumlarda da hastalık aynı şekilde ilerleyici hale dönüşebilmektedir.

Hastalığın görülme sıklığı

Sıcak bölgelerde çok daha az rastlanılan MS, ekvator kuşağında neredeyse hiç görülmez. Buna karşılık hem kuzey, hem de güney yarım kürede; kutuplara yaklaştıkça hastalık oranının giderek arttığı görülmektedir. Örneğin Akdeniz Bölgesi’nde İtalya’da ve İspanya’da 100.000 kişi içerisinde 50 ilâ 60 kişide MS görünürken; bu oran Almanya’da 100.000’de 80’e, İngiltere ya da İskandinav ülkelerinde ise 100.000’de 100-120 gibi rakamlara yükselmektedir. ABD’nin kuzey kesimleri ile Kanada’nın bazı yerlerinde MS hastalığının görülme sıklığı 100.000’de 200’e kadar ulaşabilmektedir.

Coğrafi yerleşimden bağımsız olarak, bazı ırklarda -özellikle sarı ırktan olanlarda-, daha az MS’li vaka görülmektedir.

MS,
• Kadınlarda
• 20-40 yaşları arasındaki genç erişkinlerde
• Beyaz ırktan olanlarda
• Ilıman ve soğuk iklim kuşağında yaşayanlarda (Kuzey ülkelerinde daha sık görülür ve ekvator kuşağına yaklaştıkça azalır.)
• Ailesinde MS olanlarda
• Sosyo-kültürel ve ekonomik düzeyi yüksek olanlarda
daha sık görülmektedir.

“Genç yaşlarda MS ile tanışmak psikolojik desteği gerekli kılabilir!”

TEŞHİS

• MS nasıl ortaya çıkar?
Bağışıklık sisteminin bir şaşkınlığı sonucu oluşan ve merkezi sinir sistemini etkileyen MS hastalığında; beyin, beyincik ve omurilikte seyreden sinir lifleri ve onların etrafındaki kılıflar etkilenmektedir. Vücut kendinden olan dokuyu yabancı gibi algılayıp, ona karşı bir reaksiyon oluşturmakta ve söz konusu dokuda hasar ortaya çıkarmaktadır. Bu dokular sinir lifleri ve kılıfları oluşturduğu için kola, göze, bacağa giden iletilerde aksama meydana gelmektedir. Bu aksama sonucunda ise görme kaybı veya bulanıklık; kol, el ve bazen hem kol hem de bacakta güçsüzlük; yürüyüşte bozulmalar ve dengesizlik ile konuşmada ağırlaşma ve peltekleşme ortaya çıkabilmektedir. Bağışıklık sistemindeki şaşkınlık sonucu vücut kendi dokusuna bir zarar verdiği için MS’e ait belirtiler genellikle geçicidir. Çünkü vücut bir süre sonra bu yanlışlığı fark ederek, kendini düzeltilmeye çalışmakta ve sonuçta iyileşme sürecine girilmektedir.

• Hastalığın belirtileri
Hastalığın ilk belirtileri; gözde görme kaybı veya bulanıklığı, çift görme, konuşmada zorluk, kol ve/veya bacakta güçsüzlük ve uyuşukluk, ellerde titreme, yürüme güçlüğü veya dengesizlik, ince hareketlerde beceri kaybı şeklinde olabilmektedir. Ancak bu belirtilerin, tek başlarına MS hastalığına özgü olmayıp; nörolojik kökenli veya diğer birçok hastalıkta da görülebileceği unutulmamalıdır.

Sözü edilen belirtilerin hiçbiri aslında MS hastalığına özgü değildir. Bu belirtiler sık görülebilen ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilen belirtilerdir. Görme bozukluğunun ortaya çıkması göze ait bir neden yüzünden de, başka nörolojik bir neden yüzünden de olabilir. Aynı şekilde kol ve bacakta güçsüzlük, yürümede dengesizlik gibi belirtilerin hepsi çok çeşitli nörolojik hastalıklarda görülebilmektedir. Bu nedenle özellikle kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta nörolojik belirtiler ile karşılaşıldığı zaman, bu durum bir nörolog tarafından değerlendirilmelidir.

Bir nörolog MS’ten şüphelendiğinde genellikle ilk başvurduğu inceleme yöntemi Magnetik Rezonans Görüntüleme’dir (MRG). MRG incelemesi sonucunda; beyin veya omurilikteki değişikliklerin yüzde 95-100 oranında hastalıkla uyumlu olması durumunda, MS tanısı konulabilmektedir. Tanıyı doğrulamak, güçlendirmek ve hastalık ile ilgili bazı ayrıntılı bilgileri almak söz konusu olduğunda; belden su alma yoluna da gidilebilmektedir. ‘Uyarılmış potansiyeller’ denen elektrofizyolojik yöntemler ise hastalığın, sinir sistemindeki bazı yapıları ne denli etkilediğini göstermektedir.

“MS’in tedavisi bir ekip işi olarak algılanmalıdır!”

TEDAVİ

• Atak tedavisi
Tedavi yöntemlerinden biri olan atakların tedavisinde; yüksek doz kortizon (günde 1.000 mg methylprednisolone, 100 cc serum içinde) kullanılmaktadır. Ancak uygulama süresi ve doz miktarı sağlık merkezine göre 3-10 gün arasında değişiklik gösterebilmektedir. Serum tedavisinden sonra ağızdan kortizon uygulaması şart değildir. Serum ile verilen yüksek doz kortizon, sanılanın aksine genellikle ciddi bir yan etkiye yol açmaz. Ancak tedavi sırasında hastanın tuzsuz yemesine ve tatlı yememesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Bunun yanında bazen ‘ACTH’ içeren ve gene vücudun kortizon salgılamasını düzenleyen bir diğer tedavi seçeneği de uygulanabilmektedir.

Atak tedavisinde tüm MS ataklarının tedavi edilmesine gerek duyulmayabilir. Hafif geçirilen ataklar ya da başka bir deyişle kişinin günlük yaşam aktivitelerini engellemeyen, çok rahatsızlık vermeyen atakların tedavi edilmesi her zaman gerekmeyebilir. Bazı ataklar tedavi edilmeden kendiliğinden düzelme gösterebilir. Bununla birlikte kortizon tedavisi, atakların daha çabuk sürede düzelmesini sağlamaktadır. Çok ağır ve başka hiçbir tedaviye yanıt vermeyen nadir ataklarda ise plazmaferez denilen özel bir tedavi şekli uygulanabilmektedir.

• Semptomatik tedavi yöntemleri
Hastalığa bağlı olarak gelişen bazı belirtilere ve sekellere yönelik atak tedavisi dışında ‘semptomatik tedavi’ denilen yöntemler kullanılmaktadır. Örneğin, zaman zaman bacaklarda görülen kasılmalar ve sertlikler, ilaçlar ve özellikle fizyoterapi tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. ‘Fatigue’ olarak adlandırılan ve kolay yorulabilme veya halsizlik halleri belirtisi veren MS’li hastalarının bir kısmında yine birtakım ilaçlar kullanılabilmektedir. Rehabilitasyon uygulamaları MS ile ilgili bazı hareket kısıtlılıklarında çok yararlı sonuçlar verebilmektedir. Mesane fonksiyon bozuklukları ile diğer belirtilere yönelik başka ilaçlar ve yaklaşımlar da bulunmaktadır.

• Koruyucu tedaviler
Koruyucu (immunmodulatör-bağışıklık sistemini düzenleyen) ilaçların kullanımı, MS tedavisindeki en önemli gelişmelerden biridir. Günümüzde MS’in ilerlemesini yavaşlatmak ya da atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak için dört ilaç kullanılmaktadır. Bu ilaçların üçü ‘interferon beta’ grubu ilaçlar olup, bunlar ilacın özelliğine göre gün aşırı (cilt-altı) veya haftada bir (kas-içi) uygulama yapılmaktadır. Glatiremar asetat adını verilen diğer bir grup ilaç ise her gün (cilt-altı) uygulanmaktadır. Bu ilaçların her MS’lide aynı etkiyi göstereceği ya da her MS’liye verilmesi gerektiği söylenememekle birlikte; MS’li kişilerin bir kısmında hastalığı bu tedavilerle kontrol altına almak mümkün olmaktadır. Bu ilaçların yanında hastalığın yavaşlatılmasına veya durdurulmasına yönelik yeni ilaçlarla ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir. Koruyucu ilaçların son derece pahalı oldukları ve kullanımına başlama kararı verildikten sonra kullanımın yıllarca sürdürülmesi gerekeceği unutulmamalıdır.

• Diğer tedaviler
Hastalığın sık ataklı ve ilerleyici şekillerinde ‘immunsupressif’ denilen bağışıklık sistemini baskılayarak etki gösteren ilaçlar kullanılabilmektedir. Bu grup ilaçların bağışıklık sistemini düzenleyici etkileri de olduğu varsayılmaktadır.

Güzelliğin ipucu

Güzelliğin ipucu bulundu
Portakal kabuğu özü ve biberiyeden elde edilen bu karışım ciltteki sorunları yok ediyor.

Parlak, canlı ve güzel cilt için önemli olan, tabiata bilinçli yaklaşmak ve hangi bitkinin veya besinin neye yaradığını bilmek.. Örneğin bazı turunçgillerden elde edilen özler, doğadaki nimetlerden biri.  Biberiye de cildin dostlarından biri. Yapraklarından elde edilen bazı karışımlar, yaralar ve kesiklerin  giderilmesinde kullanılıyor.. Portakal özü derideki bazı sorunları gidermekle kalmıyor. Cildi kaldırarak, gerginleştirici etki de gösteriyor. Üçü bir araya gelince mükemmel bir cilde giden formülü oluşturuyorlar..

Herbalium adlı Doğal Bitki Merkezi'nin müdürü ve Doğal Ürün Uzmanı Volkan Kurt, lekelere, kırışıklıklara iyi gelen  bitkisel çözümlerde  bazı bitki ekstreleri ve aromatik ve saf yağlar kullanıldığını söylüyor. Bütün gün deriyi yumuşatması, aydınlık ve parlaklık vermesi için bitkisel ve aromatik yağlar içeren bitki, portakal  ve limon ağacı. Volkan Kurt  "Bu iki meyvenin kabuğundaki özler  neticesinde, deride çok yönlü   güzelleştirici etki yaratılıyor" diyor. Sorunları gideren, deriye  aydınlık ve parlaklık veren portakal ve limon özleri, biberiye gibi doğal başka bir yağ ile buluşturulduğunda  mükemmel bir cilde yol açıyor.

Kurt sözlerine şöyle devam etti:

"Güzelliğin ve gençliğin tabiattaki doğal bitkilerde aranmasının nedeni son yıllardaki eğilimle de ilgili. Çünkü bir çok kadın artık doğal olan kozmetiğe değer veriyor. Doğadaki güzelleştirici formüllere son yıllarda çok  önem veriliyor. Bunu derinin onarılmasını ve korunmasını sağlayan doğal kremlere olan ilgiden anlıyoruz. Hem bu ilgi sonucunda hem de gelen talepler doğrultusunda bu kremi üretmişler. Bu aslında tabiatın onun gücüne inananlara adeta bir hediyesi. Örneğin,  biberiye doğadaki nimetlerden biri.  Yapraklarından hazırlanan bazı karışımlar, yaralar ve kesiklerin  giderilmesinde kullanılıyor.. Portakal kabuğu özü,  bir çok faydanın yanı sıra  cildi kaldırarak,  gerginleştirici etki de gösteriyor. Aynı zamanda sivilce giderici etkisi de var. "

Portakal kabuğu özü ve biberiyeden elde edilen bu doğal krem, derideki kırışıklık ve izleri yok ediyor. Daha genç ve yumuşak bir görünüme sahip olmasını sağlıyor. Krem düzenli olarak  sabah ve akşam saf gülsuyu ile temizlenmiş cilde  uygulanıyor. (yüz ve boyun bölgesi) Dairesel hareketlerle emilmesi sağlanıyor. 12 haftadan sonra cildin daha sorunsuz, genç ve yumuşak bir görünüme kavuştuğu gözlemleniyor. Sadece Ataşehir'deki Herbalium'da bulunan bu doğal krem, Türkiye'nin her noktasına  gönderilebiliyor.

Türkçe Vardı Bir Zamanlar

turkcevardibirzamanlar1 

turkcevardibirzamanlar2 

turkcevardibirzamanlar3 

turkcevardibirzamanlar4 

turkcevardibirzamanlar5

 

turkcevardibirzamanlar6

Atatürk Hakkında Bunları Biliyormusunuz?

img263/1504/boyutluatatrkresmisk9ha1.jpg
Atatürk'ün dünyada`başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu.

Bir geometri kitabı yazdığı;

Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu,

Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.
atatürk çiçeği 
"Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını.

Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında, Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu.

''Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini.

Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üstteğmen Kara Fatma' nın 700 erkek,43 kadından oluşan bir müfrezenin reiseliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış olduğunu.

Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulduğunda "şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz" dediğini ve bunun üzerine BM yasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu.

1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye;"şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini.

1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde; "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" denildiğini.

1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" yazdığını.

2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında;"Milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" denildiğini.

2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisinin "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk' ü örnek alsın yeter" olduğunu.

2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini,

Biliyor musunuz?
Sevgi & Aşk