GİTMEK, GİTMEYİ ÖĞRENMEK
vedaları sevmem aslında...ağlayarak sarılışları...sevmem ayrılmayı, sevdiklerimden.... ama gitmek gerekse eğer; kalmanın bir anlamı yoktur...gitmelidir gitmesi gereken...vapuru, taksiyi ya da ne bilim gideceği her neyse onu kaçırmadan...gitmelidir...giderken güçlü görünmektir önemli olan..ah ulan ah! derdim inan erkek olsaydım... sövermiydim ya da severmiydim? ne bileyim işte.... ne söylemek gerekir vedalaşırken..daha önce hiç vedalaşmamıştım, alışmamıştım yabancılaşmaya, yabancı olmaya....helalleşmek gerekir bilirim...giderken helallik diledim...canım dediğim insan hakkını helal etmedi şimdi ben boynu bükük nereye gideceğim.?..''gitme bu kadar güçsüzmüsün'' dedi....güçsüzmüşüm be canneyim!... canım seni o kadar çok sevdim ki... n'olur helal et hakkını...dedim
etmedi,,,helalleşmedi...
gitmek gerekiyorsa gitmeli...gitmem gerekti... oysa bu düş ne kadar güzeldi...sevmiştim, sevilmiştim( ya da ben öyle sandım) gülümsemelerim, tebessümlerim daha bir canlıydı...inan ben hiç sahte olmadım...
kanayan kalbim olamaz ki...ben gerçekten hiç sevilmedim ...evet sonbaharları severim...sonbaharda sararır yapraklarım ve kimbilir belki ilkbaharda yeniden yeşeririm...susmayı sevmem aslında...beden dilimle konuşurum çoğu zaman...ama yazdığım da hep yanlıştır doğrularım....aslında doğru sandığım yalnışları yazışlarım var ya....işte bunlar bitirir beni...bitirdi tğketti cümlelerimi...serzenişlerim yok artık...veda anı...
öyle süslü bir veda busesi istemiyorum...ya da yalın bir hoşçakal...aslında gitmekten çok kalmayı istiyorum ama? sanırım kalmak kalbime zarar(?)
ya da ne bilim işte duygulandım yazmasamıydım gerçekleri, haykırmasamıydım...saçmasamıydım içimdeki gerçek olan incileri...size ne diyebilirm ki...hiç tanımadınız beni...belki böylesi daha iyi olmuştur...yani tanısaydık birbirimizi...ne ben gidebilirdim...ne de siz gönderirdiniz...kuru bir elveda ya da ne bilim bilmem işte ayrılıkları ne deniliyorsa onu?
çok severdiniz...gitme derdiniz belki? babaannemin dediği gibi ''pamuk prenses'' ayakkabılarını alıp gitmeli...SIR olmalı....ama yine yine aslı göstermeli...ve şimdi gidiyor, küçük kadın....artık küçük kadın değil aslında. çok büyüdü, büyüyecek...küçük kadın değil kim bilir adını ne koyacak yabancı eller...
tebessümlerini küçük kadında olsa, ellerin kadını da olsa yitirmeyecek...
bilseydin sen beni..
ne çok severdin ah beni
ben sen diye BENDEN geçtim,
ama görebilmekmiş büyü
sevilmeyi, sevmeyi
ne şiirler tükendi
ne şarkılar sustu
kimbilir hangi melek kanadını unuttu
bu şehir bana, bu şehir sana dargın
asla susmaktan vazgeçmedi
bu asi meleğin kalbi
sana solgun...
anlamak, anlatmak gerekmiş çareyi?
VE ÖĞRENMEK GEREKMİŞ VEDA ETMEYİ
VE HATTA ELVEDA DİYEBİLMEYİ
ÇOK ZOR, HATTA İMKANSIZ OLSADA....


.jpg)


