Bunca yorgunluğun üstüne biraz durup dinlenmek istiyor kalbim. Bir
omuza yaslayıp başımı, azıcık soluklanmak, hatta bir ömür boyunca güçlü
görünmek adına tuttuğum gözyaşlarımı kollarında serbest bırakmak.
İstediklerim aslında o kadar basit ki,
belki de bana öyle geliyor. Yaşadığım sıkıntıları üstüne atmak değil
derdim. Tam da tersi, bütün hepsini unutmak için sana koşmak istiyorum.
Yangın yerine dönen şu kalbimi, aşkınla söndürmem gerek.
Öyle uykusuzum ki gecelerdir, bilemezsin. Sensizliğin parçalayan
ağırlığından olsa gerek, sürekli uyandığım huzursuz uykulardan, bedenim
yorgun düşüyor. Sen gelsen, kafamı koyar koymaz dalıp gideceğim mutlu
bir gecenin özlemini çekiyorum.
Gittiğin her yerde izini sürerek, senin için delice, acınası bir
hasretle ardından koşarak, hep bekleyerek, hep özleyerek geçiyor vakit.
Ellerimizden kayıp giden şu zamanın geri dönüşü de yok üstelik,
bundandır kavuşma telaşım.
Hayatımı şöyle bir gözden geçiriyorum, ne kadar çok ertelediğim umut
var. Seni ertelenmişler listesine koymak istemiyorum. Ne varsa
yaşanılacak, tadını çıkarsak! Bir filmi izleyip gülsek mesela, patlamış
mısır kokusu eşliğinde. Aşkı kıskıvrak yakaladığımız geceleri çoğaltıp,
kendimizi sıyırsak bu dünyanın tüm gürültüsünden, olmaz mı?
Bazen aklının içine girmek istiyorum. Ne düşündüğünü bilmek,
yüreğinin içine sızarak, ne hissettiğini anlamak ve ne öğrendiysem
bugüne kadar, hepsini unutarak, seninle yeniden başlamak
ihtiyacındayım.
Aklım,
ruhum sende takılı kalmışken, gündelik hayata uyum sağlamak da zor
aslında. Dostların kahve sohbetleri, bir film karesi, el ele yürüyen
bir çift, gördüğüm her ne varsa, kaçışlarıma daha çok itiyor beni.
Gün olur da usanırsa kalbim, bu uzun ve hiç bitmeyecek
bekleyişlerden diye korkuyorum. Senden ayrılmak dert değil, kapatırız
bir gece yarısı telefonları, kendimizi bitiririz birbirimizde. Sonra ne
olur? Aklım ayrılığı kabullense de, başka bir ten tenime değdiğinde,
yüreğim yine ihanet sayar bir yabancının gözlerime bakan gözlerini.
Sana ait olmaktan vazgeçmem için, kalbimin bunu kabullenmesi gerekir,
yoksa mantığım bitti diye çığlık atsın, ne fayda? Senin adını söylersem
sevişirken, gittiğim yerde bir kitap görür ve seni aramak istersem ya
da en sevdiğim şarkı çaldığında aklıma yine sen gelirsen, gerçekten
senden ayrılmış sayılır mıyım?
Sevdiğim, serin bir yaz gecesinin ortasında gelsen, hiç
haberim olmadan, ansızın çalsan kapıyı, karşımda seni görünce gözlerim
ışıldasa, sessiz bir çığlık atsam içimden, dakikalar boyunca sarılıp
kalsak o kapının önünde. Balkonda bir güzel masa kursam, yanına da bir
küçük duble koysam hasrete yakışır diye; sonra sen anlatsan yokluğunda
neler yaptığını, ben gözlerinin içinde kaybolarak dinlesem. Ellerimiz
kenetlense birbirine, hatta vücudumuz, sabaha kadar sarmaş dolaş uyusak
yalnız rüyalara inat. Sen artık gelsen sevgili çünkü bu kalbin sana
ihtiyacı var...