Kaktüs Çiçeği ve Bakımı
Kaktüsgiller (Cactaceae),
gövdeleri etli ve yaprakları diken şeklini almış bir çiçekli bitkiler
familyasıdır.
Kaktüs, cins adı olmamasına rağmen, kaktüsgiller familyasını oluşturan
gövdeleri etli, yassılaşmış ve sulu olan, yaprakları diken şeklini
almış bütün çiçekli bitkilere verilen ortak addır.
Genellikle çöllerde ve tropiklerde yaygınlardır. Sukkulent gövdeleri
aynı zamanda özümleme görevini de yapar.
Çölde yetişen Saguaro, en büyük kaktüslerden biridir. Yetişkinleri
genellikle 12 metre boya ulaşır, nadiren de 15 metreyı aşanları
bulunur.
Kaktüsler çok yağış ve su istemeyen bitkilerdir. Genellikle çöllerde ve
sıcak iklimlerde yetişirler. Kökleri çok uzun ve kalındır. Bu
özellikleri ve yapraklarının diken şeklinde olmaları, onları diğer bitkilerden ayırır. Kaktüslerin eni ve boyu iyi beslendiği
takdirde oldukça uzun ve kalındır. Bazı kaktüslerin dikenleri zehirli
olabileceği gibi, her şekilde deriye battığında ince dikenleri yüzünden çok can
acıtırlar ve çıkarılmaları zordur.
Kaktüs Bakımı:
Sulama
Ne zaman sulamalı?
Hiç şüphe yok ki, sulamadan kaynaklanan kaktüs ölümlerinin büyük bir yüzdesi az
değil çok sulamaktandır. Aşırı su kaktüs köklerinin çürümesine neden olur.
Bildiğimiz gibi, kaktüs ve diğer sukkulentlerin tamamı, uzun süreli susuzluğa
dayanabilecek şekilde evrimleşmişlerdir, o nedenle eğer tereddüdünüz varsa,
sulamamak daha doğru bir tercihtir. Genel olarak kaktüslerin suya ihtiyaç
duydukları dönem, aktif olarak büyümekte oldukları dönem, yani ilkbahar yaz
dönemidir. Bu dönemde serbestce sulanabilirler, ama diğer mevsimlerde mutlaka
dikkatli olunmalıdır. Kış döneminde ya hiç sulanmamalı, ya da çok az su
verilmelidir.
Kaktüsler, ülkemizde mart ayı sonlarında hafif sprey şeklinde sulanmaya
başlanır. Nisandan Mayıs ortalarına kadar 15-20 gün arayla devam edilir. Eylül
başına kadar 1-2 haftada bir sulanır. Tekrar azaltılarak ekim başlarında sulama
kesilir. Çok spesifik birkaç tür dışında kışın sulama yapılmaz.
Kaktüslere su verilirken tek şart iki sulama arasında toprağın tamamen kurumuş
olmasıdır.
Epifitik kaktüs türleri ve diğer diğer sukkulentlerde sulama biraz daha
farklıdır.
Susuz yaşamak
Uygun olmayan ışık ve ısı koşulları kaktüslerde kalıcı hasara neden olabilir, ama susuzluk böyle bir sonuç doğurmayacaktır. Susuz kalmış bir kaktüs, sadece uykuya geçecektir. Su kaybı nedeniyle bir miktar buruşacaktır ama yeniden sulandığı zaman da çabucak eski sağlıklı haline geri dönecektir. Burada kural, uyku döneminin iyi ayarlanabilmesi amacıyla doğru zamanda suyun kesilmesidir. Sonbaharda havaların serinlemeye başlamasıyla birlikte bitki daha az suya gereksinim duymaya başlar. Bu dönemle birlikte su yavaş yavaş azaltılmalı ve havaların iyice soğumaya başladığı zamanda da tamamen kesilmelidir. (Burada kaktüslerle diğer sukkulentlerin beklentileri farklı olabilir buna dikkat etmekte yarar vardır.) Diğer sukkulentler biraz daha fazla suya gereksinirler, ya da mesela Schlumbergera gibi kış döneminde aktif olan bazı türlerin özel durumları göz önüne alınmalıdır, bunun dışında, kaktüsler, genel olarak kış döneminde az sulanarak ya da hiç sulanmayarak, rutubetsiz bir ortamda dinlenmeye bırakılmalıdırlar. İlkbahar başlangıcında, önceleri haftada bir sprey ile uygulanan su, büyümenin görülmeye başlamasıyla birlikte artırılmalı, havaların ısınmasıyla birlikte de daha serbest bir sulama rejimine geçilmelidir. Yaz döneminde haftada bir ya da iki haftada bir sulama uygun ve yeterlidir. Yaz döneminde de daha sık yapılacak sulama sorunlara neden olabilir. Belirttiğimiz gibi, haftada ya da iki haftada bir yeterli ve emniyetlidir.
Günün hangi vaktinde sulamalı?
Sulamanın yapılacağı en iyi vakit sabah erken saat ya da akşamüstüdür,
böylelikle bitkiler gerek üzerlerine gelmiş olan suyu ve gerekse topraktaki suyu
bünyelerine alacak zamanı bulurlar. Parlak güneşin olduğu bir anda sulamak,
bitkileri yakabilir.
Çok sıcak yaz günleri dışında akşamüstü suyu pek iyi değildir. Kuruma süresi bir
gece artmış olur. Hedefimiz verilen suyun olabilecek en kısa sürede kurumasıdır!
Yani az su verilecek, bu su drenaj deliklerinden anında akacak ve toprak çabucak
kuruyacak. Kural budur.
Pek çok kaktüs kuru bir atmosferi tercih ederler, ancak epifitikler olarak
adlandırılan tropik kaktüsler sıcak ve rutubetli ortamları severler. İç
mekanlarda bunu sağlayabilmek için, ısı 21-32 derece arasında olmalıdır.
Rutubeti sağlamak için de, bir el spreyi kullanarak çevredeki rutubeti artırmak
gereklidir. Sulamayla birlikte, düzenli olarak sprey kullanmak yararlı
olacaktır. Diğer kaktüsler gibi bu bitkilerin de kuraklığa dayanıklı olduklarını
hatırlatalım.
Gövde çürüğüyle mücadele
Aşırı soğuk ve rutubetli ortamlarda tutulan, ya da zayıf kökleri olan kaktüslerde çürüme olabilir. Kök mantarı bitkinin derisinde gelişir ve bu bölgeyi yumuşak, gevşek bir duruma getirir. Zaman içinde bu bölge kararır. Eğer bu tür bir mantar sorunu olacak olursa, sağlıklı bölge kesilerek ayrılıp yeniden dikilebilir. Geri kalan kısım atılmalıdır. Tabii dikilmiş olan bitkinin başına da aynı şeyin gelmemesi için olumsuz koşullar değiştirilmelidir. (ısı artırılmalı ya da rutubet azaltılmalı, kuru bir ortam sağlanmalıdır.) Dış ortamlarda toprağa dikili olan bitkilerde benzer bir sorun yaşanması halinde bakır sülfat uygulanabilir.
Işık
Hemen tüm kaktüsler, sağlıklı olabilmek için, büyüme dönemlerinde güneş görmek
zorundadırlar. Kış döneminde nispeten az ışık seviyelerini tolere edebilirler (çünki
bu dönemde uykuya geçmişlerdir, ama kış dönemde bile aslında ışık isterler) Eğer
kaktüslerinize evde bakıyorsanız, yapılacak en iyi şey, bitkileri cam kenarında
tutmaktır. Işığın yetersiz olduğu koşullarda, suni ışık takviyesi
yapabilirsiniz. Işık yetersizse, bitki sağlıksız bir biçimde uzamaya başlar.
Gövde rengi solgunlaşır. Böyle bir durumda, yapılacak en iyi iş, etkilenmiş
bölümleri kesmek, bitkiyi bol ışık alan bir yere taşımaktır.
Işığa duyarlı bitkiler
Bazı kaktüsler ve sukkulent bitkiler ışığa duyarlıdır. Bunların çiçek açabilmesi için günde 12 saatten az ışık alması gerekir. Doğal olmayan bir ışık kaynağı bile işi bozabilir. Örneğin Schlumbergera bu cins bir bitkidir. Kışın, çiçek açabilmesi için az ışık alması gerekir, bu nedenle eğer bulunduğu yer gece kullanılan bir odaysa ve bu odada lamba yakılmaktaysa, büyük olasılıkla çiçek açamayacaktır. Böyle bir durumda bitkiyi az kullanılan bir odaya taşımak doğru olur.
Güneş sevenler
Çöl koşullarında yaşamaya göre evrimleşmiş olan kaktüsler direkt güneş ışığı
görmeyi tercih ederler. Ilıman bölgelerde toprağa dikilmiş olan bitkiler
dışarıda en güzel şekilde yetiştirilebilirler. Ama dışarıya dikmek için ısının
16 derecenin altına düşmemesi gerekir. Aksi halde en uygun olan, bu bitkilere
evin içinde bir pencere kenarında bakmaktır.
Güneş seven türler bile yaz döneminde bir miktar korumaya ihtiyaç duyabilirler.
Özellikle genç bitkiler, birden bire güneşe çıkartılmamalıdır. Öncelikle yarı
gölge bir yerde bir süre tutulup dış ortama alıştırılmalı daha sonra güneşe
alınmalıdır. Güneşin çok parlak ve kavurucu olduğu Temmuz-Ağustos aylarında bir
miktar gölgeleme yapmak yaralı olacaktır. Böylelikle kavurucu güneşin gövde ya
da yaprakları yakması engellenmiş olur.
Kuru gölge sevenler
Bunlar, aslında çöl bitkileridir, ancak gelişebilmek için direkt ışık yerine
süzülmüş, yarı gölge bir ortamı tercih ederler. Bazıları rutubetli ortamda
çürüyebilir, ve uzun süre direkt güneş ışığına maruz kalırsa yaprakları yanar.
Islak gölge sevenler
Tüm kaktüsler direkt ışık ve kuru ortam severler diye bir genelleme de
yapılamaz. Bazıları, epifitik olarak bilinenler, rutubet ve gıdayı atmosferden
alırlar. Bu nedenle de bu tür bitkiler ışığın süzülerek geldiği, rutubetin
yüksek olduğu bir ortamda daha iyi gelişirler. Doğal ortamları, tropik
ormanlarda ağaç tepeleridir. Süzülerek gelen ışığı yakalayabilmek için uzun ve
geniş yaprakları vardır. Zaman zaman su püskürtmekten yarar göreceklerdir.
Isı
Kaktüs ve sukkulentlerin çoğu yazın büyürler ve kış döneminde uyku moduna
geçerler. Yine de şunu akılda bulundurmak gerekir ki, sıcak ya da soğuk
anlamında, aşırı şartlar oluşacak olursa, doğacak olan şok nedeniyle mevsimden
bağımsız olarak bitki yine uyku fazına geçer. Büyüyebilmek için kaktüsler
genelde 16 derecelik bir ısıya gereksinim duyarlar. Tropikal olanlar daha da
yüksek ısılarda gelişirler (21-32 derece) Bazı kaktüsler sıfır dereceye kadar
düşen sıcaklara kısa bir süre için dayanabilirler. Ancak böyle bir soğuğa uzun
süre maruz kalan bir bitkinin yumuşak dokuları (özellikle yeni büyümüş olan
bölümleri) hasar görebilir. Önce gövdede yaralar oluşur, sonra da toptan çöker.
Soğuk vurmuş olan bitkileri yaşatabilmek için ısıyı artırın, böylelikle yara
oluşmuş bölümü kurutmak ve küflenmeyi engellemek mümkün olabilecektir. Mümkünse
bu bölgeyi kesmek de düşünülebilir.
Sera şartlarında yazın güneşli günlerde ısı 40 derece C'e kadar ulaşabilir. Bu
durumda havalandırma yapmak, hatta olanak varsa fan kullanmak çok önemlidir.
Ülkemizde güney sahilleri dışında kışlar genellikle serttir. Bu nedenle serayı
az da olsa ısıtmak gerekir. Çoğu kaktüs türü için 5-8 derece minimum yeterlidir.
Diğer sukkulentlerde ise genelde 10 derece üstü minimum sıcaklık gerekir.
Eğer bitkilerimiz cam kenarında veya balkonda yaşıyorsa, kışın içeri alınması
zorunludur.
Havalandırma
Eğer bitkilerinize bir serada bakıyorsanız, hem yaz hem kış döneminde, cereyan
yapmayacak şekilde bir havalandırma yapmanız gerekir. Sera içindeki havanın
aşırı rutubetlenip kaktüslerde çürümeye neden olması önlenir. Ev içinde cam
kenarında baktığınız bitkiler de, yaz döneminde dışarıda, havadar bir yerde
durmayı tercih edeceklerdir. Ev bakımında sorun, pencere kenarlarının yine de
arzu edilenden sıcak olması ihtimalidir. Genellikle kalorifer petekleri pencere
altında olduğundan, saksının durduğu ortam sıcak olabilir. Aslında en iyisi,
bitkileri kış döneminde ev dışında bir balkon serasında tutmaktır. Burada da
ısının sıfırın altına düşmemesini sağlamak gerekir. Güney cephesindeki bir
balkon en doğru seçimdir. Ayrıca sera içine konacak olan bir maxima-minima
termometresi durumu izlemenizi ve kontrol altında tutmanızı sağlar.
Dondan koruma
Eğer dış ortam harareti 5 derecenin altına düşmüyorsa, kaktüsler dışarıda
gelişebilirler. Ancak, bu durumda saksı ve çevre ortamın kesinlikle kuru olması
gerekir. Yağmurdan korumak için önlemler alınmalıdır.
Normalde don olmayan bir bölgede, ara sıra oluşabilecek dondan korumak amacıyla
bitkinin üzeri kağıt, balonlu naylon ya da çuvalla sarılabilir.
Sıcak bölgeler için tavsiyeler
Bu bölümde bakacak olduğumuz türler soğuğa dayanıksız olup, tüm yıl boyunca
ısının 16 derecenin altına düşmediği ortamlarda gelişebilecek olanlardır.
Ülkemizde bu tür bir iklim olmadığını hesaba katacak olursak, genellikle ev ya
da sıcak sera içinde bakılmaları gerektiği gerçeğini göz önüne almak gerekir.
Sadece yaz döneminde dışarı alınmalılardır. Soğuk havalar başlamadan önce de
içeri alınmaları gerekir.
Ilıman iklim kaktüsleri
Her ne kadar bu kategorideki bitkiler dış ortamda, sıfıra yakın sıcaklıklara
kısa süreli olarak dayanabilirlerse de, en iyi büyümeyi 5 derecenin altına
düşmeyen ortamlarda gösterirler. Her kış, sıfırın altına düşen yerlerde
bitkilerin kış döneminde içeri alınması veya bir koruma örtüsü altında, ya da
bir balkon serasında tutulması uygundur.
Soğuk bölge kaktüsleri
Eksi 15 derece kadar düşük sıcaklıklara dayanabilen pek az kaktüs türü vardır.
Bunlar da ancak kuruysa ve kendilerini ayazdan koruyabilecek bir kar örtüsü
altındalarsa bunu başarabilirler. Bunların çoğu küçük bitkilerdir, yer örtücü
görünümündedirler. Sedum ailesinin hemen tüm üyeleri bu yeteneğe sahiptirler.
Bakım
Evde, bir pencere kenarında bakmakta olduğunuz dikensiz bir tür, bir iki sene içinde yavaş yavaş tozlanmaya başlar. Toz birikimi zaman içinde kaktüsün ışık alışını engeller, temizlenmelidir. Dikensiz türlerde bu işi bir fırça yardımıyla halledebilirsiniz, ama eğer dikenliyse, bu durumda bir saç kurutma makinesini 15 cm kadar uzaktan, (soğuğa ayarlı olarak) üfleterek tozu uzaklaştırabilirsiniz. Yaz döneminde hortumla yıkamak da düşünülebilir, ama bu işi sabah saatlerinde, güneş şiddetlenmemişken yapmak ve bitki kuruyana kadar gölgede tutmak gerekir. Aksi halde gövdede kalan su damlaları yanmaya neden olabilir. Yıkadığınız suyun kireçli olması halinde gövde üstünde beyaz lekeler oluşabilir. . Kaktüslerin büyüme sürecü yavaş olduğundan saksıları3-4 yılda birkez, ancak hızlı yetişen türler için 2-3 yılda bir kere saksı değiştirilmesi yapılmalıdır. Çok küçük saksılarda yetişen kaktüsler ise, her yıl yapılmak üzere saksı değiştirmesi yapılmaktadır. Saksı ve toprak değiştirme genellikle ilkbaharda Mart-Nisan ayları arasında yapılmalıdır. Saksısı değiştirilecek kaktüsler, köklerin zedelenmeden saksı duvarından ayrılmasını kolaylaştırmak için bir iki gün önceden hafifçe sulanır. Kılcal kökler hafifçe zedelendiği için, saksı değişiminden sonra bir hafta su verilmemelidir. Su kaybını azaltmak için bitki gölge bir yerde bulundurulur. Arasıra üzerine su püskürtmesi yapılır. Yeni saksı eskisinin büyüklüğünde veya ondan bir boy büyük saksı alınır. Daha büyük saksı kullanıldığı zaman, bitkinin sürgün gelişimi iyi olur, fakat bitki açmaz. Kaktüslerin seramik saksılara dikilmesi daha hoş bir görünüm kazandırır. Fakat bu seramik saksıların çoğunluğunun taban kısmında fazla su akışı için delik yoktur. Böyle durumlarda saksı dip kısmına küçük çakıllar yerleştirerek bir drenaj tabakası oluşturulur ve seramik saksılara ilke olarak daha seyrek su verilmelidir.Nem ve hava alması bakımından tecih edilmemesi çok daha iyi bir seçim olacaktır.
Kaktüsler çok sıcak olan yerlerde yetiştirildiklerinde sık sık havalandırılması
gerekir. Böylece hastalık ve zararlıların olumsuz etkileri önlenebilir. Öte
yandan, bitkilerin kirlenen kısımlarını sıvı sabun damlatılmış su ile temizlemek
iyi bir yöntemdir.
Gübreleme
Kaktüslerde diğer iç mekan bitkilerinde kullanılan N: P2O5: K2O oranı 6:4:6 olan
gübre karışımları verilirse, gevşek ve sağlıksız olarak büyürler. Bu nedenle
kaktüsler için kullanılan en uygun oran 4:7:9 şeklinde kullanılan N: P2O5: K2O
oranı kullanılır.
Kaktüslerin gelişme dönemine rastlayan İlkbahardan Sonbahara kadar (genellikle
Mart-Ağustos aylarında) haftada veya 2 haftada bir kez 1-2 g gübre 1lt su
içerisinde eritilerek verilebilir. Dinlenme dönemlerinde bitkilere gübre
verilmemelidir. Bu konu ile ilgili olan daha geniş açıklamaları ilgili dosyada
bulabilirsiniz.
Sulama
Kaktüslere su vermeye dinlenme döneminin bittiği Şubat-Mart ayları arasında
seyrek olarak yani yaklaşık 15 günde bir kez vermeye başlanır.
Ancak çiçeklenecek bitkilere tomurcuklar iyice irileşinceye kadar su
verilmemelidir. Yazın bitkiler 4-5 günde bir bolca sulanarak saksı toprağının
suya iyice dolması sağlanır.
Sıcak havalarda üzerlerine su püskürtülmesi gerekir. Sonbaharda normalde verilen
su miktarı yeniden azaltılmalı, kışın dinlenme ve tomurcuk oluşumu döneminde
özellikle soğuk yerlerde bulundurulan kaktüslere hiç su verilmemelidir. Çünkü,
bitkiler o dönemde su gereksinimlerini, gövdelerinde depoladıkları kendi öz
sularından karşılarlar. Ancak, sıcaklığın Kasım-Şubat ayları arasında 100 C’den
daha yüksek olan yerlerde su miktarı daha az verilir ve ayda bir kere su
püskürtülmesinin yapılması en uygunudur.
En uygun sulama suyunun pH derecesi 4.5-6.5 olan yağmur suyudur. Yağmur suyu
sağlanamazsa, çeşme veya kuyu suları en az 24 saat dinlendirildikten sonra
kullanılabilir Kuruyan ve çürüyen yaprakların temizlenmesi önemlidir.
Hastalık ve Zararlıları
Kaktüslerin önemli hastalıkları: Kök ve Gövde Çürüklüğü Hastalığı, Fusarium
Solgunluğu Hastalığı, Kurşuni Küf ve Yaş Çürüklük’tür. Zararlıları ise, Kırmızı
örümcekler, Yaprak bitleri, Kabuklu ve Unlu Bitler’dir.
Kök ve Gövde Çürüklükleri, düşük sıcaklık ve aşırı nemden dolayı meydana gelen
bir hastalıktır. Bunun önlenmesi için, saksı toprağının patojen ile bulaşık
olmamasına dikkat edilmeli, bitki için uygun sıcaklık ve nemin sağlanması
gerekir.
Fusarium Solgunluğu Hastalığı’nın belirtileri, genellikle hasatlık etmenlerinin
oluşturduğu belirtiler aşağı yukarı birbirine benzer. Hepsi bitkide
trachaemycose yapar, yani ksilem (odun) borularını tıkamak, işlevini bozmak
suretiyle sürekli solgunluğa neden olur.
Bitkinin aşağıdan yukarıya su iletimi dengesi bozulur. Solgunluk önce yaşlı
yapraklarda başlar.Daha sonra bitkinin tamamına yayılır.
Hastalıklar, Fusarium ssp. Verticillium dahliae Verticillum albo-atrum şeklinde
üç çeşittir.
Mücadelesi
Konukçu bitkilerin çoğaltılmasında enfekte olmuş bitkilerden çelik
alınmamalıdır. Toprak pH’ sının yüksekliği ve yapısının bozukluğu özellikle
Verticillum solgunluğunu teşvik etmektedir. Genel olarak Fusarium türleri
yüksek, Verticillium türleri ise daha düşük sıcaklıklarda yayılmaktadır. Bu
yüzden bitkinin istediği düzeyde olan optimum sıcaklıkların korunması
gerekmektedir.
Kurşuni küf
Yaprak, gövde ve çiçeklerde etkilidir. Fazla nemli ortamlarda bu bitki
kısımlarının üstlerini gri küf tabakası kaplar. Bulaşmalar çiçeklerde küçük koyu
renkli lekeler halinde görülür. Uzun süre devam eden %85’in üzerindeki orantılı
nem ve özellikle 15-25 C sıcaklıklarda hastalığın yayılması için en uygun
ortamdır.
Mücadelesi ve alınacak önlemler
Yayılma koşulları olan sıcaklık ve nem oranlarını uygun düzeyde tutmak,
Hastalık parazit olduğu için bitkiyi yaralayan ve zarar veren her türlü
faktörden kaçınılmalı,
Captan 50 , su ile karışabilen toz halindeki ilaç yani formülasyonu w.p. olarak,
10lt ‘ye 1lt suya doz uygulanarak 15 gr uygulanmaktadır.
Dichlofluanid 50, w.p. 10/1 dozda 20g preparat uygulanır.
Vinclozolin 50, w.p. 10/1 dozda 7.5g preparat uygulanır.
Yaş Çürüklüğü (Botrytis cinerea), bitkinin fazla sulanması ve fazla nem altında
kalmasından dolayı meydana gelen hastalıktır. Bitkinin fazla su alması bitkinin
köklerinin ve kendisinin çürümesine neden olur.
Kırmızı Örümcekler, Akar adı ile tanınırlar. Çıplak gözle zor fark edilirler.
Vücutları oval yumuşak ve yapılı, üzerlerinde seyrek uzun kıllar bulunur.
Kırmızı Örümcek (Akarlar)
Bitkilerin yapraklarının özellikle alt kısmını sokup bitki öz suyunu emerler.
Ayrıca emme sırasında salgıladıkları zehirli maddelerden dolayı yapraklarda
beyaz, sarı ve kahverengimsi lekeler oluşur. Bitkinin yapraklarının tümünü
kurutabilir.
Mücadelesi, akarları öldüren Propargite 73 E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50
arasında etkili madde içeren) 8-10 cc’lik 10/1 suya preparat veya Dicofol 20
E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50 arasında etkili madde içeren) 15 cc’lik 10/1
suya preparat hazırlanarak uygun bir pülverizatör ile bitkiye püskürtülmelidir.
İlaçlama sırasında özellikle yaprakların alt kısmına ilaçlanmasına dikkat
edilmelidir.
Yaprak bitleri:
Püseron, ballık adları ile tanınırlar. Vücutları yumuşak bazen hafif tozlu veya
bir mum salgısı ile örtülü olabilirler. Renkleri yeşil, siyah, sarı, kırmızı,
beyaz ve kahverengimsidir.Doğada bunlar ile beslenen pradatorlar vardır.
Yaprak bitleri bitkileri sokup bitki öz suyunu emerek yaşar. Emme sırasında
salgıladıkları toksik ve tahriş edici maddelerle yaprak kıvrılması veya
şişkinlik gibi anormal oluşumlara neden olurlar. Yaprak sararır ve kurur. Virus
hastalıklarını taşıyarak önemli zararlara yol açarlar.
Mücadelesi:
Parathion-methyl 35 E.C. ( sıvı görünümünde % 20-50 arasında etkili madde
içeren) 10 cc’lik 10/1 suya preparat veya Malathon 20 E.C. ( sıvı görünümünde %
20-50 arasında etkili madde içeren) 25 cc’lik 10/1 suya preparat kullanılabilir.
Kabuklu ve Unlu Bitler
Kabuklu bitler; koşnil adı da verilmektedir. Vücutları çıplak ya da mumsu bir
tabaka ile kaplı olabilmektedir. Oldukça kalın kabuklu veya örtülü
olabilir.Renkleri sarımsı, kahverengi, beyaz, gri, donuk kırmızı ve siyah
olabilir.
İnce uzun hortumuyla bitkinin yaprak ve saplarını sokarak bitki öz suyunu emerek
beslenir. Salgıladıkları tatlı madde sayesinde fumajin mantarlarının çoğalmasına
neden olur. Yapraklar sararır, kurur ve dökülür.
Mücadelesi
Azinphos-methyl 25, W.P.(Su ile karışabilen toz halinde), 10/1 doz 20 g preparat
Methidathion 40, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili
madde içeren), 10/1 dozda 7.5 cc preparat,
Chlorprifos-ethyl 48, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili
madde içeren), 10/1 dozda 10 cc preparat,
Ethion 48, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde
içeren), 10/1 dozda 15 cc preparat, şeklinde etkili olan ilaçların uygulaması
yapılmalıdır.
Unlu bitler; kabuklu bitlerle akraba olmalarına rağmen süs bitkilerindeki
önemleri dolayısıyla farklılık göstermektedir. Sarımsı renkte olan vücudun üzeri
una benzer mumlu maddelerden oluşmuş bir örtü tabakasıyla kaplı olduğundan beyaz
renkte görünür.
Kabuklu bitlerle bitkilerde benzer zararlar göstermeleriyle birlikte ilaçlarla
mücadelesi şu şekilde yapılmaktadır;
Azinphos-methyl 35, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili
madde içeren), 10/1 dozda 10 cc preparat,
Dichlorvos 50, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde
içeren), 10/1 dozda 20 cc preparat,
Diazinon 20, E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde
içeren), 10/1 dozda 20 cc preparat,
Malathion 50, , E.C. (Sıvı görünümünde, genellikle % 20-50 arasında etkili madde
içeren), 10/1 dozda 20 cc preparat seklinde hazırlanıp bitkiye verilir.
Bu konu ile ilgili olan daha geniş açıklamaları ilgili dosyada bulabilirsiniz.
Kaktüsgillere ait önemli bazı cinsler şöyledir:
| Acanthocereus Acharagma Armatocereus Arrojadoa Arthrocereus Astrophytum Austrocactus Austrocylindropuntia Aztekium Bergerocactus Blossfeldia Brachycereus Brasilicereus Brasiliopuntia Browningia Calymmanthium Carnegiea Cephalocereus Cephalocleistocactus Cereus Cintia Cipocereus Cleistocactus Cochemiea Coleocephalocereus Consolea Copiapoa Corryocactus Coryphantha Cumulopuntia Cylindropuntia Dendrocereus Denmoza Discocactus Disocactus Echinocactus Echinocereus Echinomastus Echinopsis Epiphyllum |
Epithelantha Eriosyce Escobaria Escontria Espostoa Espostoopsis Eulychnia Facheiroa Ferocactus Frailea Geohintonia Grusonia Gymnocalycium Haageocereus Harrisia Hatiora Hylocereus Isolatocereus Jasminocereus Lasiocereus Leocereus Lepismium Leptocereus Leuchtenbergia Lophophora Maihuenia Maihueniopsis Mammillaria Mammilloydia Matucana Melocactus Micranthocereus Mila Miqueliopuntia Myrtillocactus Neobuxbaumia Neolloydia Neoraimondia Neowerdermannia Obregonia |
Opuntia Oreocereus Oroya Ortegocactus Pachycereus Parodia Pediocactus Pelecyphora Peniocereus Pereskia Pereskiopsis Pilosocereus Polaskia Praecereus Pseudoacanthocereus Pseudorhipsalis Pterocactus Pygmaeocereus Quiabentia Rauhocereus Rebutia Rhipsalis Samaipaticereus Schlumbergera Sclerocactus Selenicereus Stenocactus Stenocereus Stephanocereus Stetsonia Strombocactus Tacinga Tephrocactus Thelocactus Tunilla Turbinicarpus Uebelmannia Weberbauerocereus Weberocereus Yungasocereus |


