Erkekler Daha Sık Kadınlar Daha Büyük Yalan Söylüyor
Yalan söylemeyi nasıl
öğreniyoruz? Yalan söylemek bir hastalık olabilir mi? İşte uzmanımızın
ağzından yalanla ilgili şaşırtıcı gerçekler...
Neden yalan söylüyoruz, kimler en çok yalan söylüyor, yalan söylemek ne zaman tehlikeli boyutlara varabilir? Yalanla ilgili tüm bu soruları Acıbadem Maslak Hastanesi'nden Klinik Psikolog Esra Başöz'e yanıtladı...
Çok küçük çocuklar bile masum yalancıklar söyleyebiliyor. Yalan söylemeyi nasıl öğreniyoruz?
Yalan
söylemeyi hepimiz çocukken öğrenmeye başlıyoruz. Çocuklar, çok küçük
yaşlardan itibaren yalan söylemeye başlayabiliyorlar. Zihinsel olarak
yaşıtlarına göre daha ileride olan çocuklarda, bu yaş 2-3'e bile
inebiliyor. Birçok ebeveynin düşündüğünün aksine, çocuklar çevrelerinde
olan her şeyi takip etmekte, anlamakta ve analiz edip kendi içlerinde
belli sonuçlara varmaktadırlar. Özellikle toplulukçu bir kültür olan Türkiye'de,
insanların sürekli olarak birbirlerine 'Aman ayıp olmasın, birbirimizi
kırmayalım' diye yalan söylediklerini görüyoruz. Çocuklar
anne-babalarından öğrenmeseler de çevrelerindeki diğer insanları
gözlemleyerek yalan söylemeyi kolayca öğrenebiliyorlar. Hatta çocuklar
yalan söylemeye anne-babaları tarafından teşvik ediliyorlar. 'Teyzen
beni özledin mi diye sorarsa evet de', 'Deden dün niye bize gelmediniz
diye sorarsa, hastaydım de...' gibi yönlendirmelerle çocuklar, yalan
söylemenin sosyal olarak ilişkileri olumlu yönde ilerleten bir faktör
olduğunu öğreniyorlar.
Cezadan kaçmak için yalan
Çocukların
yalan söylemeye başlamalarının başka bir önemli nedeni de cezadan
kaçınmaktır. Özellikle bir kabahat işlediklerinde ağır bir şekilde
cezalandırılan çocuklar, yalan söylemenin onları ceza almaktan
kurtardığını fark edip, her durumda yalana başvurabiliyorlar. Okul
çağındaki çocuklarda, yalan söylemenin, çocuğun gücünü ve kontrol
hissini de arttırdığı görülmüştür. Çocuk yalan söyleyerek arkadaşlarım
kandırabilmekte olduğunu görüp, bununla çeşitli muziplikler yaparak
eğlenebilmektedir. Ailesine yalan söyleyen bir çocuk da yetişkin
bireyleri kandırabildiğini görüp, kendini güçlü hissetmektedir.
Kimileri
gayet kolay yalan söyleyip, üstelik hikâyeler yazabilirken, bazı
kişiler en masum yalanlan bile söylemekte zorlanırlar. Bu iki insan
tipinin arasındaki farkı bir psikolog olarak nasıl yorumluyorsunuz?
Kolay
yalan söyleyebilmek ve bu yalarım üzerine hikâyeler yazmak,
erişkinlerde psikolojik bir bozukluğun işareti olabilir. Bazı
araştırmacılar erişkinlikte yalan söylemenin her koşulda patolojik
olduğunu söylüyor. Masum yalanları bile söylemekte zorlanan kişilerin
ise bu davranışlarının arkasında pek çok şey yatıyor olabilir. Örneğin,
bu kişi dürüstlüğe çok önem veren bir aileden geliyor olabileceği gibi,
söylediği yalanın ortaya çıkma olasılığından çok korkuyor da olabilir.
Bu iki insan tipi arasındaki farkın çok farklı nedenleri olabilir, bunu
daha net bir şekilde söyleyebilmek için kişilerin psikolojik
durumlarının değerlendirilmesi gerekir.
'Yalancı' bir insandan bahsetmek mümkün mü, yoksa herkes şu ya da bu şekilde yalan mı söylüyor?
Günlük
hayatta her insan çok farklı nedenlerle yalan söylüyor ya da söylemek
zorunda kalıyor. Bu neden bazen hasta bir insanın üzülmesini engellemek
olabileceği gibi, bazen de iş yerindeki bir sıkıntıyı gidermek
olabilir. Bazı insanların ise yerli-yersiz, gerekli-gereksiz
koşullarda, sürekli olarak yalan söyleyebildiğini görüyoruz. Bu kişiler
ister istemez toplumda 'yalancı' olarak adlandırılabiliyorlar. Kim
'yalancı'dır derseniz bunu söylemek zor; çünkü bu çok göreceli bir
kavram. Bazı durumlarda, bazı kişilere göre bir yalan söylemek bile
'yalancı' sıfatını vermeye yeterliyken, başka bir ortamda yalan
söylemek çok kabul gören ve takdir edilen bir durum olabilir ve bu
kişiler 'yalancı' olarak adlandırılmadıkları gibi, bu kadar kolay bir
şekilde yalan söyleyebildikleri ve tehlike oluşturan durumdan kolayca
kaçabildikleri için takdir görüyor da olabilirler.
Borderlıne ya da antisosyal kişilik bozukluğu olabilir
Peki, yalan ne zaman patolojik bir durumdur? Tedavi edilmesi gerekir?
Stres
yaratan bir durumla karşılaştığımızda, bir şekilde suçlandığımızda
cezadan kaçınmak için zaman zaman hepimiz yalan söyleyebiliyoruz; fakat
bir kişi çok fazla yalan söylüyorsa, orada durup düşünmek gerekiyor.
Daha önce belirttiğim gibi birçok uzmana göre, erişkinlerin yalan
söylemesi her koşulda patolojik bir durum.
Kişinin kendisi ve kendisiyle ilişkili şeyleri olduğundan farklı bir şekilde göstermek amacıyla söylediği "Kişi yalanla gerçeğin ayrımını yapmakta zorlanır, gerçekleri abartır, değiştirir. Bu yalanlar, başka kişileri dolandırma, kandırma ve onlardan belli bir çıkar sağlamak için kullanılabileceği gibi hiçbir kişisel çıkar ya da yarar beklentisi olmadan da söylenebilir."
yalanlara düşlemsel yalan denir. Örneğin bir kişi mesleğini, eğitimini, maddi durumunu başka bir kişiye tamamen yalan söyleyerek, olduğundan çok daha farklı bir şekilde aktarabilir. Bu türde yalan söyleyen kişilerin benlik saygısı artar. Bazı kişilerde düşlemsel yalan söyleme o kadar artar ki, kişi söylediği yalanlara inanmaya başlar ve yalan bir dünyanın içinde kendine bir yaşam kurar. Kişi yalanla gerçeğin ayrımını yapmakta zorlanır, gerçekleri abartır, değiştirir. Bu yalanlar başka kişileri dolandırma, kandırma ve onlardan belli bir çıkar sağlamak için kullanılabileceği gibi hiçbir kişisel çıkar ya da yarar beklentisi olmadan da söylenebilir. Nedeni ne olursa olsun, sürekli düşlemsel yalanlar söyleyen kişilerin tedavi edilmeleri gerekir; çünkü bu kişiler yalan söyleyerek çevrelerindeki insanların gözünde olduklarından farklı bir kişi gibi gözükebilirler, onlara tutmayacakları sözler verebilirler ve dolayısıyla kendilerine ve diğer insanlara psikolojik olarak zarar verebilirler. Buna ek olarak, düşlemsel yalan söylemek, yetişkinlerde borderline ve antisosyal kişilik bozukluklarının bir belirtisi sayılmaktadır. Düşlemsel yalan söylemek, dönemsel olarak gelip geçen bir şey değil, bir kişilik özelliğidir. Bu kişilik bozukluklarının kişide olup olmadığının değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi çok önemlidir.
Yalanın
çoğunlukla bir nedeni vardır. Aldatılan eşe karşı, patrona karşı ya da
anne babaya karşı söylenen yalanlar gibi. Peki, hiçbir nedeni olmadan
yalan söyleyenler! Nedensiz yalan söyleyenleri nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Aslında hiçbir nedeni olmadan
yalan söyleyen kişilerden bahsetmek biraz zor. Çünkü aslında dışarıdan
görülse de, görülmese de her yalanın kendi içinde bir söylenme nedeni
vardır. Bu neden, kişinin kendine güvenini sağlamaya çalışması
olabileceği gibi yaşamındaki güçlükleri kabullenememesi, onları inkâr
etmeye çalışması da olabilir. Kişi bir psikolojik bozukluğun etkisiyle
de yalan söylüyor olabilir. Bu türden yalanlar, nedenleri yok gibi
görünseler de, kişinin sahip olduğu psikolojik bozukluk, bu yalanların
söylenmesinin nedenidir.
En çok gençler yalan söylüyor
Genelde
gençler mi, yoksa orta yaşta bulunan bireyler mi daha çok yalan
söylüyor? Bu iki yaş kategorisinin başvurduğu tipik yalanlar var mı?
Sıklıkla hangi tip yalanlara başvuruyorlar?
Gençler
orta yaştaki bireylere göre daha çok yalana başvuruyorlar. Dr. Nancy
Darling'in Pennsylvania'da yaptığı bir araştırma 21 yaşın altındaki
ergenlerin yüzde 98'inin ebeveynlerine yalan söylediğini gösteriyor.
İnsanların söylediği yalanların sayısı yıllar geçtikçe azalıyor; çünkü
insanlar, yalan söylemenin ahlaki olarak istenmeyen, olumsuz bir
özellik olduğunu sosyal ilişkilerinde deneyimleyerek ve çevrelerini
gözlemleyerek öğreniyorlar. Ergenler ebeveynlerine, en çok
ebeveynlerinin hoşlanmayacağı ya da onları cezalandıracağı konularda
yalana başvuruyorlar. Örneğin, sevgilileri, eve geliş saatleri ya da
dışarıya çıktıkları arkadaşları konularında... Orta yaştaki bireyler
ise daha çok günlük yaşamlarının sorunsuz bir şekilde sürdürmelerini
sağlayacak konulardaki yalanlara başvuruyorlar. Tabii bu durumlar da
yetişkinlerin alabilecekleri bir cezadan kaçınmalarını sağlıyor.
Örneğin; işe geç kaldıklarında, eşlerini kızdıracak bir şey
yaptıklarında, ya da bir işi zamanında yetiştiremediklerinde...
Erkekler ve kadınlar söz konusu olduğunda, yalanın yoğunluğu ve yalan söylenen konular nasıl?
Yapılan
araştırmalarda, erkeklerin, kadınlara göre daha sık yalan söyledikleri,
fakat kadınların erkeklere göre daha büyük yalanlar söyleyebildikleri
görülmüş. Düşlemsel yalanların söylenme oranının ise kadın ve
erkeklerde eşit yoğunlukta olduğu bulunmuş. Yalan söylenen konular
yaşanılan sosyo-ekonomik düzeye, eğitime, kültüre göre değişiklik
göstermekle birlikte, en çok yalan söylenilen konuların ilişkiler,
cinsel konular, karşı taraf hakkındaki negatif düşünceler, negatif
davranışlar (sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı, kumar oynama vb.), kişisel görüş farklılıkları ve finansal konular olduğu saptanmış.
Kadın erkek ilişkilerinde bir tarafın sık sık yalana başvurduğunu gözlemleyen partner nasıl bir tavır almalı?
İlişkide
bir taraf, karşı tarafın kendisine sık sık yalan söylediğini fark
ettiğinde sessiz kalmayarak, bu konuyu ve bu konuda duyduğu
rahatsızlığı karşı tarafla paylaşabilir. Bu konuyu paylaşırken kişi,
karşı tarafı suçlayıcı bir tarzda değil, uzlaşmacı bir yaklaşım
sergilemeyi deneyebilir. Kişinin karşı tarafa, yaptığı davranışın hiç
hoş olmadığım vs. söylemesi yerine, bu davranışın kendisinde yaptığı
etkiden, bu konudaki hislerinden bahsetmesi daha uygundur. Kişi bir
suçlama ve saldırı ile karşı tarafa yaklaşırsa, karşı taraf da savunmaya geçer ve durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir.
Formsante


