Dönmeyecek Birini Bekleyenler!
04 Temmuz 2009 07:56 | İmge | 0 fav | 0 yorum
| etiket:
ayrılık
,
aşk
,
beklemek
,
erkek
,
iç çekmek
,
kabullenmek
,
kadın
,
kadın erkek ilişkileri
,
sağlık
,
sevgili
Derin bir iç çekti kadın, serin bir yaz akşamında, camın kenarından
uzaklara bakarken. Hiç dönmeyecek birini bekliyordu. Aynı anda başka
bir şehirde, beklendiğini unutmuş bir adam, sonsuz gibi duran karanlık
denizi seyrediyordu.
Şimdi aralarına büyük mesafeler girmiş bu
iki yürek, kısa zaman önce sadece birbirleri için çarpıyordu. Biraz
daha dayanabilseler, bugün üç yılı bitirmiş olacaklardı. Gözü hep
telefondaydı kadının, her arayanı sevdiği adam sanıyor, kalbi hızla
çarpıyordu. Vakit geçtikçe umudunu kaybetti. Bir gün daha dönmeyecek
birini bekleyerek sona ermişti ve kim bilir ne zaman geçecekti içindeki
bu yararsız umut?
Bu yazıyı
okuyan kaç çift göz, geçmişte bir yola saplanıp kalmıştır? Bir pencere
kenarından, gece demeden, gündüzü görmeden bekleyip durmuş kaç yürek
vardır? Ve hala kaçı beklemektedir? Bu yüzden caddeye bakan evleri
sevmem ben. O yoldan beklenen hariç herkes gelip geçer. Köşeyi dönen
bütün yabancılar, bir an için özlenen kişiye benzerler. Yüzleri
seçilmese de uzaktan, boyları, endamı, yürüyüşleri andırır. İnsanın
midesine kramplar girer o anda, bir tebessümlü heyecan yerleşir yüzüne,
sadece birkaç saniye, geldiğini zannedip sevinir bekleyen. Oysa ne
demiştir Yahya Kemal Beyatlı şiirinde: “ Birçok gidenin her biri memnun
ki yerinden, çok seneler geçti, dönen yok seferinden..”
Beklemek zaten zor eylemdir ama dönmeyecek birini beklemek nafile bir
çabadan öteye gidememiştir hiç. Sevdanın asaletine ne kadar yakışıyor
olsa da, bir yaşamı törpülemektir yararsız bekleyişler.
Beklemek, zarif bir ruha, büyük gönüllere yakışır elbette. Kendinden
vazgeçerek, soyunarak üstünlüğünden ve egosunu kırarak bekler insan.
Kim bilir kaç tohum filizlenir, serpilir, büyür, çiçek açar o zaman
aralığında? Uzun bekleyişlere sabrederken, kendisi bekleyiş olur bazen
kişinin. Gerçekten sadece bir ümit, bir kavuşmanın sarılma anına bağlı
hayallerle mi böylesine inatçı durabilir insanoğlu? Beklemek kadar
ısrar ve inatla yapılan başka kaç eylem vardır ki?
Bazen kabullenmek gerekir, dönmeyecek birini beklemek, bir çeşit
intihar gibidir. Giden, sevildiği kalbi terk etmeyi seçtiyse, geri
gelişi bekleyene daha büyük yaralar açacak demektir.
Her şeye rağmen, yaşamın içinden bir lezzettir beklemek, yüreği bükerek
eğiten, sabrı öğreten, ruhu geliştiren bir zaman yolculuğudur; eğer
bekleyişi hayatın kendisi haline getirmemişse insan…


