| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

GÜNÜN SÖZÜ

"Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz."

Shakespeare

Tarzan

Tarzan

Erkeklerin Hoşlanma Belirtileri

Kadın Erkek İlişkileriBir erkeğin sizden hoşlanıp hoşlanmağını anlamak için nelere dikkat etmelisiniz?

Erkekler, bir kadından hoşlandıklarında ne yapar, ne yapmaz, nasıl sinyal verirler?

Bakamayan erkek
Erkeklerin gözleri söz konusu olduğunda kadınlar için durum biraz daha zor gibi. Zira kadınlarla fazla sıkı fıkı olan, belki ‘çapkın’ diyebileceğimiz erkek tipinin bakışlarındaki gerçekliği ölçmek epey güç.

Dikkat! Kadınları nasıl etkileyeceğini çok iyi bildiğini düşünen bu erkek tipinin tuzağına düşmemenizi tavsiye ederiz. Bu erkek tipi bariz uzun bakışlarını gözlerinize sabitler, üstüne bir de jest ve mimikleriyle romantik erkek rolü oynar.

Oysa gerçekten hoşlanan erkek, çekingen bakışlar fırlatan erkektir. Bakışlarınızı uzun süre gözlerine dikin ve test edin, ne kadar sürede çekiyor gözlerini sizden? Eğer karşılıklı olarak bir şey konuşmadığınız anlarda beş saniyeden daha uzun süre gözlerinizin içine bakamıyor, bakışlarını nereye çevireceği konusunda tereddüt yaşıyorsa, bilin ki sizden hoşlanıyor!

Konuşurken
Sizinle konuşurken işinizle, ailenizle, arkadaşlarınızla, gittiğiniz yerlerle, sevdiğiniz filmlerle ilgili sorular soruyorsa sizin hakkınızda bir şeyler öğrenmek istediği apaçıktır.

İltifat ederler
Hoşlanan erkek, karşısındaki kadını sözleriyle, anlattıklarıyla etkilemeye çalışır. Espri yeteneği olan erkekler bu konuda daha şanslılar. Çünkü kadınlar gerçekten de hoş sohbet ve esprili hikayeler anlatabilen erkeklerden hoşlanırlar.

Dışa dönük erkekler sözlerinin arasına iltifat cümleleri sıkıştırmayı ihmal etmezler. Ancak içe dönük yapılı olanlar kolay kolay iltifat edemez, sadece sözlerinin içine sizi sahiplendikleri fikrini veren imalar yerleştirirler. Keyfinizin yerinde olmasını önemserler. Kalabalık ortamlarda canınızı sıkan bir durum olduğunu fark ettiklerinde sizden önce söze girerek birilerini uyarmayı görev bilirler.

Jest ve mimikler
Hoşlanan erkek, sözleriyle olduğu kadar jest ve mimikleriyle de kibar görünmeye çabalar. Fiziksel olarak kadına yakın durmaya çalışır.

"Tesadüfen" sık sık hoşlandığı kadının karşısına çıkar. Muhtemelen arkadaş çevresi sayesinde sizin nerede olacağınızı öğrenip tatlı tesadüfler yaratır. Yüzünde, size karşı hakim olamadığı gülümseme ifadesi, konuşurken hata yapmamaya çalışması, en bildik hoşlanma belirtileridir.

Enstrüman çalma yeteneği olan bir erkekse, size bir gün enstrüman çalmak istediğini söylemesi ya da ilginizi çekeceğini düşündüğü bir etkinliğe özel olarak sizi davet etmesi de kolay anlaşılır belirtilerdendir.

İçe dönük erkekler, diğer arkadaşlarıyla gayet iyi sohbet edebilirken siz geldiğinizde süt dökmüş kediye dönebilirler. Eğer arkadaşlarından, onun içe dönük, utangaç bir kişi olduğunu öğrendiyseniz, bu davranışı sizin için bir mesajdır.

Ardı ardına SMS
Cep telefonlarının bu kadar popülerleşmesi, flört şekillerini de ciddi oranda etkiledi şüphesiz. Birinin yüzüne bakarak bir şey söylemektense, mesaj yazmak çok daha kolay geliyor tabi insanlara… Eğer sizin de telefonunuz ondan gelen mesajlardan susmak bilmiyorsa, emin olun yakında bir itiraf gelecek demektir!

Çiçek geldiyse dikkat
Kadınların çiçekten hoşlandığını erkekler de bilir... Eğer bir erkekten durup dururken çiçek geldiyse sizden hoşlandığı ve sizi etkilemeye çalıştığı kesindir.

Kadınların Hoşlanma Belirtileri

Kadın Erkek İlişkileriBir kadının benden hoşlanıp hoşlanmadığını nasıl anlarım diyorsanız tespitlerimize bir göz atın…

Gözler ruhun aynasıdır
Evet, klişe deyip burun kıvırabilirsiniz, ama bunun gerçek olduğunu söylemekte fayda var. Bir kadının gözlerindeki anlamı okumayı bildiğinizde gerçek duygularını çözersiniz.

Hoşlanan kadının bakışları, aslında erkeğin üzerinde asılı kalan bakışlardır. Bazen göz göze gelme biçiminde olsa da daha çok erkeğin bakmadığı anlarda inceleyen bakışlar atan kadın, karşısındaki erkeğe ilgi duyuyor demektir. Bu bakışları kaçırmamak önemli… O kaçamak inceleme bakışlarını göz göze gelme anına çevirebilirseniz, birbirinize açılma konusunda ilk adımı atmayı kolaylaştırırsınız.

Vücut dili
Konuşmak bir insanın kendini ifade etme yoludur. Fakat bazen söylenenlerden ziyade beden dili, akıldan geçenleri anlamada daha doğru sonuçlar verir. Dikkat edin oturmuş sohbet ederken dizleri size dönükse, konuşurken size doğru eğiliyorsa, gözlerinizin içine bakıyorsa ve her ufak fırsatta bile sizinle temas etmeye çalışıyorsa sizden etkileniyor demektir…

Kadınlar dinler ve soru sorarlar
Bir kadının karşısındaki erkekten hoşlandığı, sarf ettiği sözlerle de anlaşılabilir. Hoşlanan kadın genelde erkeğin anlattığı her söze ilgi duyar ya da ilgi duyarmış gibi görünür. Arada “gerçekten mi?”, “çok ilginç!” gibi karşısındaki erkeği anlatmaya devam etmesi konusunda kamçılayıcı sözler sarf ederek aslında mesaj verir. Ortamda başka kadınlar da varsa ve onlar bu anlatılanlarla ilgilenmezken aralarından biri “ee sonra?” diye ilgi duyduğunu belli ederse, bilin ki bir şeyler hissediyordur.

Hoşlanan kadın, kendisi de bir şeyler anlatmaya başladığında, normalde olduğundan daha fazla güler. Genelde erkeğin daha önceki görüşmelerde anlattığı şeyleri unutmaz ve yeri geldiğinde bunlardan bahseder. Bu da o erkeği görüşmediği zamanlarda da aklından geçirdiği anlamına gelir.

Kadınlar, hoşlandıkları erkeğe, onun hakkında daha fazla şey öğrenmek için soru sorarlar. Belki çocukluğuyla ilgili bir ayrıntı belki de ailesiyle, arkadaşlarıyla ilgili bilgiler…


Sürekli karşılaşmalar
Sizden hoşlandığını düşündüğünüz kişi sürekli bir şekilde karşınıza çıkıyorsa; siz kahve almaya gittiğinizde o da gidiyorsa veya öğle yemeğini aynı saate denk getirip ‘nedense’ sizinle aynı mekana gidiyorsa bu sizi daha fazla görmek ve yakınlaşmak istediği içindir.

Fiziksel temas
Kadınlar hoşlandıkları erkeğin karşısında gülümseyen bir yüz ifadesi takınmayı tercih ederler. Tercih ederler dediğimize bakmayın, bu ifade kendiliğinden yapışıp kalır zaten yüzlerinde. En bariz hoşlanma belirtisi de konuşma esnasında temas kurmalarıdır. Erkeğin omzuna, koluna dokunurlar. Ama bu dokunuşlar, dostça değil ürkekçedir.

Kadınlar hoşlandıkları erkekle daha fazla vakit geçirmeyi sever ve isterler. Örneğin kalabalık bir arkadaş topluluğu uzun saatler boyu birlikte oturduktan sonra artık eve gitme zamanının geldiğini söylese de, hoşlanan kadın çeşitli bahaneler bularak biraz daha kalabileceğini ifade eder erkeğe. Bunun üzerine biraz daha zaman geçirdikten sonra kendisini evine bırakacağını söyleyen erkek kazançlı çıkar!

Düzenli Seksin Faydaları…

CinsellikDüzenli seks hayatı sağlığımızı olumlu etkiliyor. İşte, seksin sağlığa kattığı 10 sürpriz yarar!

Düzenli bir cinsel yaşam ve seks hayatıyla stresten kurtulabileceğinizi, genç ve güzel kalabileceğinizi, bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğinizi, samimiyeti ve kendine güveni geliştirebileceğinizi biliyor musunuz? İşte seksin bilinen ve bilinmeyen yararları…

Stresi yenmenizi sağlıyor
Uzmanlar, stres testleri yaparak daha iyi ve düzenli seks hayatı olanların stresle baş etme güçlerinin daha fazla olduğu tespit etti. Bir başka araştırmaya göre de çiftlerin birbirine sarılıp kucaklaşmayı başarabilmeleriyle, özellikle kadınların daha sakin ve dingin olmaları arasında bağlantı olduğu tespit edildi. Nihayetinde sevişme stresi yendi!

Bağışıklığı güçlendiriyor
İyi bir seks hayatı, bedenen sağlıklı olmak anlamına geliyor. Haftada bir ya da iki kez düzenli seks yapmak, vücudu soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan koruyan antibiyotik kadar güçlü bir etki bırakıyor bedende. İşte bu yüzden özellikle bu soğuk günlerde haftada bir ya da iki kez şeklindeki seks düzeninizi korumaya çalışın.

Samimiyeti geliştiriyor

Seks yapmak ve orgazma ulaşmak, bağ ve güven duygusuna hizmet eden ve “aşk hormonu” olarak da adlandırılan oksitosinin artmasına neden oluyor. Eşleriyle seks öncesinde ve sonrasında sarılabilen, birbirleriyle iletişim kurabilen çiftlerde aşk hormonu seviyesi daha yüksek oluyor. Bağ kurmaya teşvik eden oksitosinin yükselmesi, aynı zamanda fedakarlık duygusunun artmasına da neden oluyor. Yani kendinizi partnerinize karşı aniden çok cömert ve fedakarlık yapmaya hazır hissediyorsanız bilin ki aşk hormonunuz hormonunuz yükselmiştir!

Kalori yaktırıyor
30 dakikalık seks 85 kaloriden daha fazlasını yakmak demek! Tabii her bir sevişmenin süresini uzatmak elinizde... Seksin mükemmel bir egzersiz şekli olduğunun aksini kim iddia edebilir ki!

Kalp sağlığını koruyor
İngiliz araştırmacılar, haftada iki ya da daha fazla sayıda sevişen çiftlerde, özellikle erkeklerin, ayda birden daha az sıklıkla seks yapanlara oranla kalp krizi geçirme risklerinin yarı yarıya daha az olduğunu ortaya koydular. Kalbinizi korumak için de düzenli bir cinsel yaşam şart!

Kendine güveni güçlendiriyor
Teksas Üniversitesi’nde 237 kişi üzerinde yapılan araştırmada, kendine güveni olan kişiler seksle birlikte bu güven duygusunu daha da arttırdıklarını söylediler. Bazıları ise kendilerini iyi hissetmek için seks yapıyor ve bu, işe yarıyor. Sonuç olarak mükemmel seks, kendine güvenle başlıyor ve bu güven seksle birlikte artıyor. Sevgi, bağlılık ya da daha fazla ne bekliyorsanız partnerinizden, seks bunların artmasına da neden oluyor.

Prostat kanseri riskini azaltıyor
Son yıllarda yapılan araştırmalar, erkeklerin 20 yaşından sonra prostat kanseri riski içine girdiklerini belirtiyor. Düzenli bir cinsel yaşamı olan ve seks yapan erkeklerde prostat kanseri riskinin, cinsel yaşamı durgun erkeklerle karşılaştırıldığında daha az olduğunu ortaya koyuyor.

Pelvis kaslarını güçlendiriyor
Pelvis (leğen kemiği hizası) kaslarının güçlenmesi için Kegel gibi birkaç pelvik egzersizi yapmanın yararlı olduğunu söylüyor doktorlar. (Kegel egzersizi yapmak için pelvis tabanı kaslarınızı 5 saniye süreyle kasıp sonra 5 saniye rahat bırakın ve bunu 10 kez tekrarlayın).

Kegel egzersizleri, seksten daha çok zevk almanızı sağlar, pelvis bölgenizi güçlendirir, hayatınızın ileriki aşamasında idrarınızı tutamama sorunuyla karşılaşma riskini minimum seviyeye indirir. Tabii haftada üç ya da daha fazla kez seks yaptığınızda da pelvis kaslarınız en az Kegel egzersizindeki kadar güçleniyor.

Daha iyi uyumanızı sağlıyor

Araştırmalara göre aşk hormonu orgazm süresince artıyor ve uykuya geçişi kolaylaştırıyor. Yeterli sağlıklı uyku uyumak da aşırı kilo problemi ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarını önlüyor. Seksten hemen sonra uykuya geçip, rahatlamamızın sırrı da bu hormonda yatıyor…

Güzelleştiriyor
Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması, kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında. Araştırmalar, haftada üç defa seks yapan kadınların, en az 10 yaş daha genç ve güzel göründüklerini ortaya koyuyor.

Neden Aşırı Yemek Yiyoruz?

DiyetKızgınlık, yalnızlık, üzüntü, yorgunluk, korku ve stres gibi olumsuz duygular yemek düşkünü yapıyor.

Hepimiz zaman zaman aşırı yemek yeriz. Kimileri kızgınlık, sıkıntı, yalnızlık, üzüntü, hayal kırıklığı, yorgunluk, korku ve stres gibi olumsuz duygular yaşarken, kimileri de mutlu, sakin ve huzurlu olduklarında aşırı yeme ihtiyacı duyar. Duygularımızın yemek yeme alışkanlıklarımıza etkisini anlamak için ‘duygusal beslenmeyi’ anlamak önemli.

Aç olan zihniniz yoksa mideniz mi?
Duygusal beslenme konusunda uzman Doktor Roger Gould, www.shrink yourself.com adlı web sitesinde duygusal nedenlerle aşırı beslenme konusunda önemli bilgilere yer veriyor. Dr. Gould’a göre aşağıdaki tespitlerden birine ‘Evet’ diyorsanız duygusal besleniyorsunuz demektir.

  • Açlığım aniden ortaya çıkıyor.
  • Sadece belirli bir çeşit yemeğe karşı iştahlanıyorum.
  • Bu yemeği elde etmek için her şeyi yapabilirim.
  • Sürekli olarak bir yemeğin tadını alıyorum ve onu düşünmeden edemiyorum.
  • Eğer onu yersem kendimden geçebilirim.
  • Bittiğinde, kendimi suçlu veya pişman hissediyorum.

Neden yiyorsunuz?
Duygusal nedenlerden dolayı oluşan yeme krizine erken müdahale edip, durdurmak için yapılabilecek en önemli şey, buna neden olan duyguyu bulmak ve onun üstüne gitmektir. Unutmayın, genelde sorunun çıkış noktası o gün olan olaylardır. İşte size birkaç ipucu:
Kendimi susturmak için yiyorum. Kimi insan olaylarla ve insanlarla yüzleşmemek için yer. Can sıkıcı bir konuşma, kendimizi ifade edememek, aşağılanmış veya anlaşılmamış hissetmek kendimizi yemeye vermemize yol açar.
Ne yemem gerektiği söylenmemeli. Ne zaman diyete başlasak, diyet kuralları, ne yememiz gerektiğini söylenmesi bizi rahatsız eder. İsyankar ve inatçı arzular diyete başladığımız birkaç gün içinde ortaya çıkar. Yenmesi yasak şeyleri yerken buluruz kendimizi. Bu durumda en iyisi hiçbir şeyin yasak olmadığını kendi kendimize söylemek ve diyette olmayan yiyeceklerden tadımlık tüketmek diyete isyan duygusunu bastıracaktır.
Sevgiye sahip değilim ama yiyeceğe olabilirim. Yakın ilişkilerde yaşanan sorunlar ve sevgi boşluğunu bizi yemeye yönelten bir başka nedendir. Bu durumun farkında olmak, sorunların geçici olduğunu düşünmek ve bize pozitif enerji ve sevgi sunan insanlarla yakın olmak yemeyi kontrol altına almamızı sağlayabilir.

Sizi mutlu eden yemek değil

Duygusal beslenen biriyseniz, sizi mutlu eden yemek yemek değil. Bir anda acıktığınızda aşağıdaki önerileri uygulayarak yeme duygusunun arkasındaki nedeni bulabilir ve üstesinden gelebilirsiniz.
  • Kendinize “Gerçekten açlık hissediyor muyum?” sorusunu sorun.
  • Gününüzü tekrar gözden geçirin ve sizi acıktıranın ne olduğunu bulun.
  • Bu duyguyu yok etmeye yardımcı olacak bir şey yapın. Kısa bir yürüyüş veya bir arkadaşınızla buluşmak gibi…
  • Sorunları konuşmak iyi gelecektir. Yalnız olmadığınızda daha az acıktığınızı fark edeceksiniz.
  • Düzenli olarak sevdiğiniz şeyleri yapın ve kendinizi yemeye adamayın.

Fazla düşünmeyin
Bir konuyu fazla düşünmek hissettiğimiz duyguların yoğunluğunu artırır ve insanlar genelde yoğun duygular içinde olduklarında yemeye yönelirler. Eğer, yaptığınız işe odaklanırsanız aşırı düşünmeyi durdurabilirsiniz. Bulmaca çözmek gibi zihninizi meşgul edecek uğraşlar, derin nefes alıp vererek nefes egzersizi yapmak gibi zihninizi açacak egzersizler sizi düşündüren şeyi unutmanıza yardımcı olacaktır.

Duygusal beslenmenin yan etkileri
  • İlişkilerinize zarar verir. Biriyle bir tartışma ve gerginlik yaşadığınızda yiyeceği en büyük sığınak olarak görürsünüz. O kişiyle konuşarak sorunları çözmek yerine yemeğe sığınmak ilişkilere zara verir.
  • Hedeflerinizi ihmal edersiniz. Çünkü duygusal beslenmenin sebeplerinden biri de hayal kırıklıklarını bastırmaktır. Kendinizi her yetersiz hissettiğinizde yemek yerseniz, hiçbir planınızı gerçekleştiremezsiniz.
  • Korkularınızı büyütürsünüz. Korkularınıza çözüm bulmak yerine sürekli yerseniz, korkularınız daha da büyür. Bir kısırdöngü içerisinde yemek yemek de daha çekici hale gelir.
  • Kendinizi sevmenizi zorlaştırır. Kendinizi bir konuda yetersiz ve başarısız hissettiğinizde bir şeyler yersiniz. Bu da kendinizi daha da başarısız hissetmenize yol açar.

Yediklerinizi Değiştirin
Duygusal nedenlerden dolayı yemek yiyor, abur cuburla mutlu oluyorsanız yediklerinizi değiştirerek sağlıklı beslenebilirsiniz:
Çikolata: Kendimizi yalnız, terk edilmiş hissediyorsak elimiz hemen çikolataya gider. Çünkü çikolatanın artırdığı mutluluk hormonu salgısı hepimize iyi gelir. Çikolata yerine muz yemeyi deneyebilirsiniz. Çünkü muz en çok mutluluk hormonu salgılatan meyvedir. Aynı zamanda da magnezyum ve kalsiyum içerir.
Puding: Yalnız ve mutsuz hissettiğimizde yemek istediklerimizden biri pudingdir. Onun yerine bir tabak sossuz makarna da sizi mutlu edecek, üstelik daha az kalori almanızı sağlayacaktır.
Tuzlu gıdalar: Stresliyken canımız tuzlu şeyler ister. Baskı altında olduğumuzun bir işareti de canımızın tuzlu besin istemesidir. Sakinleşmek ve tuz ihtiyacınızı karşılamak için fıstık atıştırabilirsiniz. Fıstık yiyerek ihtiyacımız olan omega yağlarından da almış oluruz.
Patates Cipsi: Sert, gevrek ve ısırdığımızda gürültü çıkaran her türlü yiyecek öfkenin üstesinden gelmemizi sağlıyormuş! Öyleyse, cips yemek yerine salatalık, kereviz, havuç yemek hem sağlıklı beslenmemizi sağlayacak hem de öfkemizi yatıştıracaktır.

Sizin Beslenme Tarzınız Hangisi?

BeslenmeBeslenme tarzınızın duygu, düşünce ve kişiliğinizle oldukça yakından ilgili olduğunu biliyor muydunuz?

Duyarlı insanlar nasıl beslenir? Fazla araştıranlar veya fazla duygusallar yiyeceklerini neye göre seçer? Yararcı kişilikler sadece doymak için mi yer? İşte karaktere göre beslenme analizi...

Duyarlı insanlar nasıl beslenir?
Fazla araştıranlar veya fazla duygusallar yiyeceklerini neye göre seçer? Yararcı kişilikler sadece doymak için mi yer? Bana beslenmeni söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim... Duyarlılar zevk için yerler. Duyarlı kişilikler için yiyeceklerin çekici yanları ya kokuları, ya tatları ya da sunumlarıdır. Yani yemekler duyularına hitap ettiği için onları severler. Yemeklere bir gurme edasıyla yaklaşırlar ve yemek yemek onlar için bir zevk meselesidir. Dolayısıyla duyarlı insanlar yemek konusunda yeniliklere çok açıktırlar; her çeşit yemeği denedikleri için de vücutları gerekli olan çeşit çeşit vitaminleri almaktadır. Ayrıca yemekten zevk aldıkları için fiziksel ve ruhsal açıdan faydalarını görürler. Duyarlı kişiliklerin tek dikkat etmesi gereken konu nerede duracaklarını bilmektir. Çünkü çok çeşit denedikleri ve zevk alarak yedikleri için kilo almaya da çok yatkındırlar. Eğer duyarlı olduğunuzu düşünüyor ve yemeklere bu şekilde yaklaşıyorsanız şunu unutmayın: Durmanız gereken zaman yediğiniz şeyin ağzınızda artık ilk anki gibi bir hoş bir tat bırakmadığı andır. Siz duyarlı bir insan olarak bu anı çok kolay anlayabilir ve orada kendinize dur emrini verebilirsiniz.

Entelektüeller içeriklere göre beslenirler
Entelektüel kişiliğe sahip olanlar içinde katkı maddesi olan yiyecekleri yemekten hoşlanmazlar. O kadar çok bilgi sahibidirler ki, her yemeğin besin değerlerini ölçmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Eğer yemeklere bu şekilde yaklaşıyor ve aldığınız her yiyecek paketinin arkasını tek tek okuyorsanız entelektüel beslenenlerdensiniz demektir. Tabi bu durumun oldukça fazla iyi yanı var. Bilgileriniz sayesinde zararlı yiyeceklerden, doymuş yağlardan, katkı maddelerinden her zaman uzak durursunuz. Fakat bazı yiyecekleri de hayatınızdan tamamen çıkarmanız, ihtiyacınız olan bazı besin değerlerini vücudunuza hiç almamanıza da neden olur. Dolayısıyla bu dengeyi iyi korumak gerekir. Bu durumu önlemek için yiyeceklerin ne içermediklerine değil, size ne gibi faydaları olabileceklerine bakın. Yemeğin içerikleri yüzünden yiyeceklerden zevk almamayı bırakın. Şunu unutmayın: İyi veya kötü yiyecek yoktur, önemli olan neyi ne kadar yediğinizdir.

Duygusalların mideleri hislerine göre dolar
Moraliniz bozuksa, o gününüz çok stresli geçtiyse eliniz hemen bir çikolata paketine veya bir bisküvi kutusuna mı gidiyor? O zaman siz duygusal bir kişiliğe ve beslenme tarzına sahipsiniz demektir. Evet, çok çeşit yemek zaman zaman iyi olabilir. Mutluluk hormonu salgılatacak besinlerden almanız geçici de olsa moralinizi düzeltecektir. Ama farkındaysanız bu besinler genelde karbonhidratlı ve yağlı yiyeceklerdir. Dolayısıyla moralinizi başka şeylerle düzeltmeye çalışmanız sağlığınız ve kilonuz açısından daha faydalı olacaktır. İlla ki yemek yiyecekseniz de balık, kabak çekirdeği, fındık gibi Omega 3 yağı açısından zengin yiyeceklerin de moralinizi yükselteceğini unutmayın. Ayrıca dikkatinizi ve kendinize olan güveninizi artırmak için protein açısından yüksek yiyeceklere yönelebilirsiniz. Sinir sisteminizi kuvvetlendirmek için de bol sıvı tüketin.

Yararcı kişilikler ihtiyaçlarına göre yerler
Yararcı kişilikler için yemek sadece yaşamın bir parçasıdır; gerekli olduğu için yemek yenilir. Onlar sadece ihtiyaçları olduğu zaman beslenirler ve yemekten çok da fazla zevk almazlar. Örneğin sadece acıktıklarında yemeğe yönelirler ve o sırada kolayda ne varsa onu ağızlarına atarlar. Kilo almamak açısından kulağa hoş gelse de yararcı kişiliklerin beslenmesinde de kötü yönler ağır basmaktadır. Yemek yemeyi unuttukları bile olur. Sadece açlıklarını bastırmak için düşünmeden ve istemeden yemek yedikleri için, yediklerinin sağlıklı veya sağlıksız olduğunun farkına varmazlar. Yapılan araştırmalarda yararcı beslenenlerin çoğunun günlük hayatlarının diğer alanlarında daha disiplinli oldukları ortaya çıkmış. Eğer beslenme tarzınızın bu şekilde olduğunu düşünüyorsanız yapacağınız en mantıklı şey, hızlı ama sağlıklı yiyeceklere yönelmenizdir. Hazır salatalar, taze makarnalar, bol yeşillikli sandviçler, kahvaltılık tahıllar, kuruyemişler gibi pratik ama bir yandan da sağlıklı yiyecekler yardımınıza koşacaktır.

Mutlu İnsan Bilge İnsandır

Bilgelik''Mutlu olmak için uğraş vermelisiniz. Mutluluğa, iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz arasındaki bir meseledir.''

"Mutluluk bilinci insanın en önemli bilgelerinden biridir.

Aslında bilgelik insanın mutlu olabilme sanatıdır.

Öyleyse mutlu insan bilge insandır."

Mutluluk söyle bana sen neredesin?

İnsan mutluluğun şartlara bağlı olduğunu zanneder. Ve bu şartlara her geçen gün bir yenisini ekler. Şartlar ailevi, maddi, manevi veya farklı sebeplere bağlanmış olabilir. Şartların ne olduğunun da önemi yoktur zaten, mutluluk önyargıları göre kolay elde edilmiyordur. Mutlaka önce bir şeylerin olması gerekir. Ya da biz öyle düşünürüz.

Bu örnekler size yabancı gelmiyordur, sanırım.
-Annem bana börek yaparsa çok mutlu olacağım.
-Bu işten …. TL kazanırsam, ooo keyfimden geçilmez.
-Şu terfiyi aldım mı, mutluluktan havalara uçacağım.
-Bana beni sevdiğini söylerse dünyanın en mutlu insanı ben olurum.
-………

İnsanlar sevindirici her şeye mutluluk olarak adlandırmışlar, bunun maddi ve manevi değerlerle sınırlamışlardır. Oysaki mutluluk farklıdır. Mutluluğu bilmek ise çok daha farklıdır.

Alalade Bilinç Nedir?

İnsanın olanın farkında oluşuna realite, bilinç denir. Alalade insan toplum şuuru (bilinci) içinde yaşar. Bu yaygın olan bilince “Alalade Bilinç “ denir.
Ve kişinin bu bilinçle mutlu olabilmesi mümkün değildir.

Alalade Bilinç’te sürekli toplum tarafından belirlenen değerlerin, şartların yerine getirilmesi gereklidir. Bunlar gerçekleşmeden kişi için mutluluk başlayamaz. Alalade Bilinç’te egolar çalıştığı için de dur durak yoktur. Sürekli belirlenen yeni şartlar olduğundan hep daha iyi ve daha ötesi için çalışılır. Mutluluk hep ertelenir. Kişi mutluluktan çok mutsuzluğa, depresyona yaklaşır. Onu deneyimler.

Depresyon Ne Zaman Başlar?

Bakın Maslow Teorisi’ne göre insan belli ihtiyaçlarını gerçekleştirdiğinde, bu sefer bir üst düzeydeki ihtiyaçlarını tatmin etme arayışına girer. Birey bir katagorideki ihtiyaçlarını gerçekleştirmeden bir üst düzeydeki ihtiyaç katagorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.

1. Fizyolojik gereksinimler
2. Güvenlik gereksinimi
3. Ait olma gereksinimi
4. Sevgi, sevecenlik gereksinimi
5. Saygınlık gereksinimi
6. Kendini gerçekleştirme gereksinimi

İhtiyaçları karşılanamadığı takdirde de kişi mutsuz ve depresif bir hal alır. Alalade Bilinç boyutunda kalındığı sürece gerçek mutluluk hep bir adım ötede olur.

Gerçek mutluluk ne zaman başlar?


Gerçek mutluluk gönül çakramızın açılması ile başlar.
İşte bu noktada maddesel aitlik duygusundan çıkarız. Artık isteklerimizin bizim olup olmamasının bir anlamı kalmamıştır. Sadece onların var olması, iyi olması bizim için yeterli olur. Bu noktada biz koşulsuz sevgiyi hissetmeye ve şartsız sevmeye başlarız. Tabii bu noktaya gelene kadar sevgimiz de belli basamakları çıkar, olgunlaşır. Şartlılık halinden, şartsızlığa, sınırsızlığa yaklaşırız.

Gerçek mutluluğu bulmamız aynı zamanda sevmeyi öğrenmemizle de paralel olarak gelişir.

Sevginin basamakları nedir?


1. Eğer benim istediklerimi yaparsan seni severim
2. Eğer benim için bunlardan vazgeçersen seni severim.
3. Eğer benim için şu özelliğini değiştirirsen seni severim.
4. Eğer sen de beni seversen seni severim.
5. Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var.
6. Seninle olmaktan hoşlanıyorum, sadece benimle ol; seni seviyorum.
7. Sen beni ister sev, ister sevme, ister gel, ister gelme, ister benimle ol, istersen olma, özgürsün… Ben seni seviyorum.

Unutmayın ki; sevindirici olaylar gelip geçicidir. Asıl mutluluk dışarıda bizi etkileyen şartlar ne olursa olsun, bütün şartlardan bağımsız olabilmek, olanın bir adım yukarısından yürüyebilmektir. Bir adım yukarıdan yürüyebilmek için de olanın farkında olmamız gerekir. Bu sebeple insanın mutluluğunu belirleyen onun farkındalık ölçüsüdür diyebiliriz.

“Mutlu olmak için uğraş vermelisiniz. Mutluluğa, iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz arasındaki bir meseledir.”
Rufus Wainwright

Bilgelik insanın çok mutlu olabilme sanatıdır. Öyleyse, gerçek mutluluğu deneyimleyebilmeniz için bir an önce içinizdeki bilge ile iletişime geçebilmeniz dileğiyle,

Saba Deniz
Yaşam Koçu

Hamilelikte Bilgisayar Kullanımı

HamilelikBilgisayar ekranı karşısında durmak veya çalışmak bebeğinize ya da size zarar verir mi?

1970'lerin 2. yarısından itibaren ‘video display terminal’ adı verilen monitörler yaygın olarak kullanılmaya başlandı. İnternet ve bilgisayarların kullanımındaki son 5 yıldaki inanılması güç artış bu teknolojik cihazları neredeyse yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline soktu. Şu anda sedece A.B.D'de 50 milyon bilgisayar kullanıcısı olduğu ve bunların en az yarısının üreme çağındaki kadınlardan oluştuğu tahmin ediliyor.

1980'lerin başlarında yapılan çalışmalarda VDT'lerin ölçülebilir miktarlarda X-ışını yaymadığı tespit edildi. Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü’nden Dr. Alper Mumcu, VDT’lerin X-ışını üretse bile bu ışının doğumsal defek yaratacak kadar yüksek olmadığı ve ışının terminal tarafından absorbe edildiğinin fark edildiğini söylüyor.

Daha sonraları gebelikleri esnasında VDT kullanan kadınlarda düşük ve doğum defekleri bildirilmesi üzerine, bu terminallerin bazı eski televizyon cihazları gibi zararlı olabilecek ışınlar yaydığı iddiaları ortalığı karıştırdı.

Günümüzde bu tartışma hala daha devam etmektedir. Geçen yıllar içerisinde teknoloji ve bilgilerdeki değişiklikler radyasyonun yanısıra elektromanyetik alan (EMA) kavramını literatüre kazandırmıştır. Elektrik kabloları ve elektrikli cihazlar EMA yaratırlar. Radyasyondan farklı olarak EMA hücrelerde ölüme yol açmaz, genlere hasar vermez ve uzunca bir süredir güvenli olarak kabul edilirler.

VDT ve düşük
1991 yılında A.B.D. Ulusal Meslek Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü tarafından yapılan oldukça geniş kapsamlı bir çalışma tüm gün boyunca VDT ile çalışan kadınların, VDT ile temas etmeyen kadınlara göre düşük risklerinin daha yüksek olmadığını ortaya koymuştur. Bu konuda yapılan diğer çalışmaların çoğuda benzer sonuçlar vermiştir.

Yine bu çalışma VDT kullanıcıların evlerdekinden daha fazla elektromanyetik enerjiye maruz kalmadıkları sonucunu çıkarmıştır. Şu an elimizde olan veriler gebelikte bilgisayar monitörü kullanımının düşük riskini arttırmadığı ve güvenli olduğu yönündedir.

VDT'e bağlı risk artışı olmamasına rağmen, bilgisayar kullanıcılarının çoğunda ense, bilek, el ve omuz ağrıları mevcuttur. Yine bu kişilerde gözlerde problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu durum çoğu kişide stres yaratmaktadır ve stres gebelik üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.

Önlemler
VDT'lerin olumsuz etkileri saptanmamış olmakla birlikte, konunun spekülatif olması önlem almayı uygun kılmaktadır. Bilgisayar kullanan gebe kadınların hem x-ışınlarından hem de EMA'dan korunmak için ekrandan en az bir kol boyu uzaklıkta çalışmaları önerilmektedir. Bu mesafe yaklaşık 50 santimetre kadardır ve EMF ile radyasyonun gücü 50 santimden sonra kaybolmaktadır.

Bilgisayar ile çalışmaya bağlı psikolojik ve fizyolojik stres uygun şekilde ayarlanan çalışma saatleri ve molalar ile azaltılabilir. Yine çalışma ortamı ve masasının dizaynı stres azaltmakta etkilidir. Rahat koltuklar ve masalar, belden destekleyici yastıklar yaararlı olur.Uzun süre mola vermeden çalışmak kaslarda gerginlik, tendonlarda ve bağlarda inflamasyon ve dolaşımda bozukluğa yol açar. Bütün bunlar gebe kadında huzursuzluk yaratır. Uygun zamanlada mola vermek şarttır. Bunun için 2 saatte bir 15 dakika ara vermek yeterlidir. Ayağa kalkıp biraz dolaşmak ve gerinmek çoğu gebeye iyi gelir. Bu amaçla yapılan baş ve boyun hareketleri ile omuzlar ve ayakları çevirmek dolaşımı destekler.

Sonuç olarak bütün bu bilimsel verilerin ışığında, meslekleri gereği bilgisayar kullanmak zorunda olan kadınların yukarıdaki önlemleri almak kaydı ile gebelikleri süresince güvenle monitör karşısında çalışabileceklerini ve bununla ilgili endişe duymalarının gereksiz olduğunu söyleyebiliriz.

Kilo Vermek İçin Ne Yapmalıyız?

SporKilo vermek ve formunuzu korumak için her gün kaç dakika yürümeli, kaç gram yağ tüketmeli, kaç kalori daha az almalıyız?

Televizyon karşısında maksimum 2 saat vakit geçirerek, günde 3 ana 2 ara öğün tüketerek, her gün 60 dakika yürüyerek, en fazla 70 gram yağ tüketerek, bel çevrenizi 90 santimetrede tutmaya özen göstererek ve her gün 100 kalori daha az alarak kilolarınızdan kurtulup formunuzu koruyabileceğinizi biliyor muydunuz? İşte rakamlar ve altında yatanlar…

2
Televizyon karşısında geçireceğiniz maksimum saat süresi


68 bin kadın üzerinde yapılan bir deney 2 saatten fazla televizyon izleyen kadınların obez olma ihtimalinin yüzde 23, diyabet hastalığına yakalanma ihtimalininse yüzde 14 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmış. Televizyon karşısında sürekli oturma, hareketsizlik ve atıştırma gibi etkenler kilo almamıza neden oluyor. Dolayısıyla televizyon karşısında geçirilecek vakti minimumda tutmak, illa atıştırılacaksa meyvelerin tercih edilmesi sağlıklı olacaktır.

5
Bir günde tüketilmesi gereken öğün adedi


Uzmanlar günde 3 ana öğün ve en az 2 ara öğün tüketilmesi gerektiğinin altını sürekli çiziyorlar. "Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm" kesinlikle yanlış bir inanıştır. Bunu düşünerek, öğle veya akşam fark etmez; herhangi bir öğün atlanırsa, bu diyet kilo verememekten ziyade kilo almaya bile dönüşür. Unutmayın atlanan öğün, insanı kan şekerinde düzensizliğe ve çabuk acıkmasına neden olur. Böylece bir sonraki öğünde daha çok besin tüketilir ve kilo alımı burada devreye girmeye başlar.

60
Bir günde yapmanız gereken yürüyüş dakikası


Uzmanlar en az yarım saatlik bir yürüyüşün genel sağlık açısından oldukça faydalı olduğunu söylüyor. Fakat kilo vermek istiyorsanız tüm diyetlerin yanında yapmanız gereken bir şey varsa, o da en az 1 saatlik tempolu yürüyüşlerdir. Amerika'da bu konuyla ilgili yapılmış bir araştırma her gün düzenli olarak bir saat tempolu yürüyüş yapan kadınların obez olma ihtimallerinin yüzde 24, diyabet hastalığına yakalanma ihtimallerinin ise yüzde 34 azaldığını ortaya çıkarmış. Dikkat etmeniz gereken konu ise ağır yemeğin hemen ardından yürümemek ve yanınızda daima su bulundurmak.

70
Günde alınması gereken maksimum yağ gramı


Aldığınız yağı kontrol altına almak artık çok kolay. Çünkü raftan aldığınız her ambalajın arkasına baktığınızda içeriğini oranlarıyla görebilmeniz mümkün. Bu şekilde bilinçli yağ tüketimine özen göstermeniz formunuzu korumanız açısından oldukça faydalı. Eğer ortalama kilo ve boyda bir insansanız 70 gram bir günde almanız gereken maksimum gram miktarıdır. Eğer kilo verme aşamasındaysanız tüketeceğiniz yağ miktarı maksimum 50 gram olmalı.

90
Bel çevrenizin santimetre olarak maksimum ölçüsü


Bel çevrenizin kalınlığının nelere yol açtığını biliyor muydunuz? Bölgedeki yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, şeker hastalığını ortaya çıkarır, safra taşları yapar, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır. Görüldüğü üzere bel çevresinin ölçüsü sağlık açısından oldukça önemli bir konu. Hatta doktor Mehmet Öz, tartılmak yerine belimiz ölçmenin daha önemli olduğunu söylüyor ve kadınların 93, erkeklerin 101 santimetreyi geçmeleri durumunda sağlık riskinin arttığını belirtiyor.

100
Her gün eksik almanız gereken kalori miktarı


Fazladan 3.500 kalorinin 450 gr almak anlamına geldiğini hatırlatalım. Bu da yılda 35 bin kalori, yani 4.5 kilo anlamına geliyor. Bunu her gün 100 kalori daha az alarak önleyebilirsiniz. Nasıl mı? Bir dilim ekmek daha az alarak, iki ızgara sosis yerine bir haşlanmış sosis yiyerek, iki bardak portakal suyu yerine iki portakal tüketerek, iki yağlı yoğurt yerine iki az yağlı yoğurt seçerek veya mayonez yerine az yağlı salata soslarında tercih ederek...

Sevgi & Aşk