| | Üretsiz Blog oluştur

Yuksek Topuklu Kadinlar

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Evde Konserve Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

domates-konservesi-300x240

Sağlık Bakanlığı’ndan yazılı açıklama var…

Sağlık Bakanlığı, evde yapılan konservelerin mutlaka basınçlı tencerelerde hazırlanması gerektiğini bildirerek, daha çok konserve besinlerle bulaşan ”clostridium botulinum” adlı bakteriye karşı vatandaşları uyardı. Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, konserve ve turşu hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konulara yer verildi.

Açıklamada, yaz mevsimi sonunda konserve ve turşu hazırlıklarının arttığı anımsatılarak, konserve ve turşuların hazırlanmasında kullanılan malzemelerin satın alınmasından tüketime kadar tüm aşamalarda hijyen koşullarına dikkat edilmemesi nedeniyle sağlığın tehlikeye girebildiği kaydedildi. Daha çok konserve besinlerle bulaşan ve ”clostridium botulinum” adlı bakterinin toksini ile oluşan, şiddetli gıda zehirlenmelerinin büyük çoğunluğunun uygun sürede ve sıcaklıkta pişirilmeden kapatılan, evde hazırlanmış konservelerden kaynaklandığı vurgulanan açıklamada, toksinin dünyada bilinen öne güçlü zehirlerden olduğu ve ölümle sonuçlanabilecek rahatsızlıklara yol açtığı belirtildi.

Toksinli besinin tüketilmesinden yaklaşık 12-36 saat sonra kusma ve bağırsak rahatsızlıkları ile zehirlenmenin kendisini gösterdiğine değinilen açıklamada, toksinin tipine, miktarına, kişinin direncine ve besine bağlı olarak bu sürenin değişebileceği kaydedildi. Açıklamada, ağız ve boğazda kuruma ve kızarma, ayrıca ağrı da hissedildiğinden, belirtilerin bazen farenjit belirtileriyle karıştırıldığına işaret edilerek, belirtiler görüldüğü anda hastanın en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği bildirildi.

Ev koşullarında yapılan konservelerde clostridium botulinum riskinin yok edilebilmesi için besinlerin türlerine göre belirli sürede uygun ısıl işleme tabii tutulması gerektiği belirtilen açıklamada, botulizm toksininin 80 derecede 10-30 dakika, 100 derecede 10 dakika kaynatmakla tahrip edilebilmesine rağmen, geliştirdikleri ısıya dayanıklı sporların ancak 116 derecede tahrip edilebildiği, uygun olmayan koşullarda saklanan besinlerde yeniden üreme gerçekleşebildiği vurgulandı. Açıklamada, ”Bu nedenle evde yapılan konservelerin mutlaka basınçlı tencerelerde hazırlanması gerekmektedir” ifadesine yer verildi.

BUNLARA DİKKAT

*Açıklamaya göre, konserve ve turşu gibi salamura besinlerin hazırlanması ve saklanmasında şu koşullara dikkat edilmesi gerekiyor:

-Asitliği düşük fasulye, bezelye gibi besinlerin konservesi hazırlanırken mutlaka basınçlı tencere kullanılmalıdır.

-Konserve yapımında ısıya dayanıklı cam kaplar kullanılmalıdır. Turşu yapımında plastik kap kullanılacaksa Tarım ve Köyişleri Bakanlığından izinli olan plastik malzemeden yapılmış kaplar tercih edilmeli ve turşu yapımında bu kaplar tekrar tekrar değil bir kez kullanılmalıdır.

-Kullanılmadan önce mutlaka cam kavanozlar ve kapakları 15-20 dakika kaynatılarak sterilize edilmelidir. Ayrıca, kavanoz kapaklarının paslı olmamasına özen gösterilmeli, kapaklar her konserve yapımında yenilenmelidir.

-Güvenli konserve yapımında uygulanacak ısıl işlemin derecesi ve uygulama süresi önemlidir. Isıtma süresi besinin asit miktarına bağlıdır. Meyveler ve domates gibi asidi yüksek besinler ortalama 20 dakika kaynatılmalıdır. Sebzeler, et ve süt gibi asidi düşük besinlerin kaynama sıcaklığında sterilize edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle 116 derecede basınç altında 20-25 dakika tutulmalıdır.

-Evde yapılan konserve besinler tüketilmeden önce mutlaka kontrol edilmelidir. Kavanoz kapağının şişmemesi, kenar kısımlardan sızıntı yapmaması, kapak açılırken fışkırmaması ve kendine has koku ve renkte olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca tüketmeden önce 10 dakika kadar kaynatma yapılması önemlidir.

-Hazır konserve satın alırken etiketinde üretim ve son kullanma tarihine, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni olmasına, kutuda kabarıklık, bombelik olmamasına, küflenmiş, paslanmış, ezik olmamasına dikkat edilmelidir.

-Turşu yapımında ve sonrasında salamuranın yüzeyinde zar oluşmaması için hava ile temasını en az düzeyde tutan temiz kaplar kullanılmalı ve yiyecekler hazırlanırken çok iyi yıkanmalıdır.

-Turşu oluşumu beklenirken, güneş görmeyen serin bir yerde muhafaza edilmelidir. Ayrıca salamuranın seviyesi sebzeleri örtecek miktarda olmalı ve tüketilene kadar bu şekilde saklanmalıdır.

-Hipertansif kişiler, kronik böbrek yetmezliği olanlar ve kalp damar hastalarının tuz içeriği yüksek turşu ve diğer salamura besinleri tüketmekten kaçınmaları sağlık açısından önemlidir.

AA

Diyetsiz Kilo Vermenin Yolları

bu-kirmiziya-dikkat

Siz de fit bir vücudun hayalini kuruyor, ancak diyetlerle bir türlü baş edemiyor musunuz?

Telaşlanmayın, çünkü ideal kilonuza kavuşmanız için ağır ve sıkıcı diyetlere ihtiyacınız olmayacak. Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; ‘yeterli’ ve ‘dengeli” beslenmek! Üstelik aç kalmadan, sıkıcı listelere bağlı yaşamadan!  Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, fazla kilolarınızdan kurtulmak için neler yapmanız ve nelerden kaçınmanız gerektiğini anlatıyor.

Besinleri yavaş çiğneyin

Zamanınız olmasa bile tabaktaki yemekleri hızlı yemekten vazgeçin. Ana öğünleriniz en az 15 – 20 dakika sürmeli. Çünkü beynin ‘tokum’ sinyalini vermesi için yaklaşık bu kadar süreye ihtiyacı var. Eğer besinleri hızla çiğnerseniz kontrolünüzü yitirerek bu süre içinde daha fazla yemek tüketme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Her öğünden önce su için

Her gün 1.5 – 2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Gün içinde düzenli olarak tüketeceğiniz su metabolizmanızı hızlandırmak gibi önemli bir işlev üstleniyor. Ancak bu özelliğinden faydalanmak için suyu gün içine yayarak içmeniz şart. Eğer akşam su içmediğinizi fark edip bolca tüketmeye kalkarsanız, sık sık tuvalete gitmek dışında hiçbir değişiklik sağlayamazsınız. Bu nedenle her öğün öncesinde bir bardak su içmelisiniz. Böylece hem açlık hissinizi azaltarak gereksiz atıştırmalardan korunmuş, hem de günde en az 6 bardak su içmeyi garantilemiş olursunuz. Yemek yerken su tüketiminden ise kaçının, aksi halde mide hacmini artırmış olursunuz ki bu da daha fazla besin tüketmeniz anlamına geliyor. Yemekten sonra su içmek için en az 1 – 1.5 saat geçmiş olmalı. Çünkü mide boş iken su, doğrudan bağırsaklara karışıyor ama besinle karıştığında mideyi genişletmekten başka bir işlev üstlenmiyor.

Sebzeye ağırlık verin

Ana öğünlerinizden birinin mutlaka sebze ağırlıklı olmasına dikkat edin. Böylelikle hem bağırsakların daha hızlı çalışmasını sağlar, hem de daha az kalorili bir menüye sahip olursunuz. Örneğin ana öğününüzde et ve makarna yerseniz sebzeden çok daha fazla enerji alabilirsiniz. Ancak sebzeler bir porsiyon ete göre neredeyse dörtte biri kadar enerjiye sahip olsalar da, hemen hemen aynı derecede tokluk sağlarlar. Örneğin etin sindirimi 3 – 4 saat sürüyorsa, sebzenin sindirimi 2 saat kadar sürer. Fakat sebzeyi bir dilim ekmekle desteklerseniz, etli menü kadar uzun süre tok kalabilirsiniz. Bu nedenle gün içinde minimum 2 -3 porsiyon sebze, yine aynı oranda meyve almayı alışkanlık haline getirin.

Porsiyonlarınızı küçültün

Meyvede bir porsiyon derken, aklınıza dolu bir tabak gelmesin. Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit bir porsiyonun 50 kalori olduğunu, bunu da yarım muz, büyük bir mandalina, küçük bir elma veya ayvanın dörtte biri ile alabileceğimizi belirtiyorlar. Sebzelerde de, 4 yemek kaşığı bir porsiyona karşılık geliyor.

Tatlılara ‘ambargo’ koyun!

Gün içinde yeteri kadar karbonhidrat tüketmediğimizde enerji ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Bunun sonucunda da beynimiz bize ‘tatlı’ yememizi emrediyor. Biz de ‘krizim tuttu’ diyerek tatlılara saldırmaya başlıyoruz. Oysa tatlı ihtiyacımızı önlemenin tek yolu düzenli beslenmek ve enerjiyi dengeli bir şekilde almaktan geçiyor! Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, şeker gibi basit karbonhidrat grubunda yer alan besinleri haftada 1, en fazla 2 kere tüketmenizi öneriyor. Çünkü tatlı yediğinizde 300 -350 gibi yüksek bir kalori alırsınız ama kan şekeriniz hızla yükselip tekrar düştüğü için yarım saat sonra tekrar acıkırsınız. Bunun aksine bol peynirli kepekli sandviç yerseniz neredeyse 3 saat boyunca tok kalabilirsiniz. Gün içinde 2 – 3 porsiyon meyve yediğinizde de tatlı krizinin önüne geçebilirsiniz. Eğer canınız tatlı çok çektiyse, baklava ve şekerpare gibi kalorisi bol tatlılar yerine, daha az kalori içeren sütlü tatlıları tercih edin.

Çeşitli beslenin!

Besinleri sadece kalori veren maddeler olarak düşünmeyin. Vücudumuzun iyi enerji harcaması, günlük işlerini yerine getirebilmesi ve aynı zamanda sağlıklı olarak hayatına devam edebilmesi için ihtiyacı olan besin öğelerini bize gıdalar verir. Tüm besin öğelerini içinde bulunduran tek bir besin olmadığı gibi aynı besin grubunda yer alan besinlerin de içeriği farklılık gösterir. Kilo vermeye de çalışsak, kilomuzu korumaya da çalışsak çeşitli beslenmeyi ihmal etmemeliyiz.

Yağları ‘yasak’ listesine almayın!

Kilo vermek uğruna yağdan vazgeçmeyin. Çünkü yağlar sindirimi en uzun süren grup oldukları için yemeklere ilave etmezseniz tokluk süreniz kısalır, siz de kendinizi yine sofra başında bulabilirsiniz. Fakat çok hareketli bir yaşantınız yoksa, et, peynir ve yoğurt tüketirken zaten vücudunuzun ihtiyacı kadar aldığınız için doymuş, yani katı yağlardan kaçının. Gün içinde yemeklere katacağınız sıvı yağ miktarı 4 – 5 tatlı kaşığını geçmemeli. Bunun için de 4 – 5 su bardağı ile yapacağınız çorbaya yarım yemek kaşığı, bir kiloluk sebze yemeğine de yarım çay bardağı, salatalara da 1 tatlı kaşığı kadar sıvı yağ eklemeniz yeterli gelecektir.

Karbonhidrattan vazgeçmeyin

Kilo vermeye karar verdiğimizde çoğumuzun yaptığı ilk şey, ‘karbonhidratlı besinleri sofradan kaldırmak oluyor. Oysa hem yeterli beslenmek hem de midemizin tok kalması için günlük enerji ihtiyacımızın yüzde 50 – 60’ını karbonhidrat kaynaklı besinlerden sağlamamız şart. Bu da günde 300 – 350 gr karbonhidrat anlamına geliyor. Diyelim ki et ve yanında da bolca salata yediniz. Karbonhidrat içeren besin tüketmezseniz vücudunuz ihtiyaç duyduğu ‘enerjiyi’ alamadığı için 1 – 1.5 saat sonra acıkmaya başlarsınız. Bunun aksine yanında karbonhidrat içeren bir besin tüketirseniz en az 2 – 2.5 saat tok kalır, bu sayede bir sonraki öğüne kadar gereksiz şeyler atıştırmazsınız. Dolayısıyla her öğünde karbonhidrat içeren besinlere mutlaka yer verin. Ancak seçiminiz kan şekerini hızla yükseltmedikleri için lif içerenlerden yana olmalı. Örneğin pilav ya da patates yerine, sindirimleri nispeten daha uzun süren, böylece kan şekerini hızla yükseltmeyen kepek ekmeğini, tam buğday makarnasını, kuru baklagilleri veya bulgur pilavını tercih etmenizde fayda var. Tabii her öğünde karbonhidrat içeren besinleri 3 – 4 yemek kaşığını geçmeyecek miktarda yemeniz gerektiğini de unutmayın!

Öğün atlamayın

Zayıflamanın öğün atlamaktan geçtiği yolundaki hatalı bilgilerle hareket etmeyin. Çünkü aç kaldığınızda vücudunuz bunu bir tehdit olarak algılıyor ve ihtiyaç duyulan enerjiyi yağ dokusundan almaya başlıyor. Fakat vücut uzun süre açlıktan sonra yağ deposundan sağlanan bu enerjiyi, öğün tüketilmesi ile beraber besinlerle gelen enerjiyi tekrar yağ dokusuna geri gönderiyor, hem de fazlasıyla. Bu da kilo verememenize, hatta kilo almanıza yol açıyor!

Dolayısıyla kahvaltıyı uyandıktan sonra en geç 1 saat içinde yapmalı ve sonraki öğünleri 2 – 4 saat sonra olacak şekilde planlamalısınız. Bunun için her gün 3’ü ana öğün olmak üzere günde en az 5 – 6 kez beslenin. İsterseniz, ara öğün sayısını 4’e bile çıkarabilirsiniz. Bu sayıyı kahvaltı saatinize göre belirleyebilirsiniz. Örneğin kahvaltınızı saat 7.00’de yapıyorsanız, ana öğünden önce mutlaka bir ara öğününüz olmalı. Ancak sofraya saat 10.00 gibi oturuyorsanız, bu durumda 2 – 3 saat sonra öğle yemeğine geçebilirsiniz.

Sofraya geç saatlerde oturmayın

Yoğun iş temposu nedeniyle bunu başarmak pek kolay olmasa da akşam yemeğini çok geç saatlere bırakmamaya çalışın. Akşam saat 19.00 gibi sofraya oturabiliyorsanız, çok şanslısınız. Ancak bu mümkün değilse ve diyelim ki saat 24.00’te yatağa gireceksiniz, hiç olmazsa yatmadan en az 4 saat önce akşam öğününü tamamlayın ki hareketsiz kaldığınız için kaloriler vücudunuzda depolanmasın. Akşam yemeğinde ağır yemekler yerine kalorisi az ve sindirimi kolay hafif yemekleri tercih edin! Eğer geç kalmışsanız, akşam yemeğini atlamayı bir çözüm olarak da görmeyin. Çünkü öğünü tamamen atlarsanız yetersiz beslenmiş olur ve vücudunuz uzun süre aç kalacağı için bazal metabolizmanızın hızının düşmesine yol açabilirsiniz.

Kızartmayın, haşlayın…

Fazla kilolarınızdan kurtulmak için besinlerinizi pişirme şekline de dikkat etmelisiniz. Kızartmaları ayda bir veya iki kez ile sınırlamalı, bunun yerine haşlama veya fırında pişirme şekillerini tercih etmelisiniz. Eğer patates kızartmasını çok veriyorsanız, baharatlandırarak fırında elma patates şeklinde hazırlayabilirsiniz.

Proteini abartmayın

Protein tüketiminde aşırıya kaçmayın. Çünkü bol protein almak aynı zamanda ‘yağlı’ beslenmek anlamına geliyor. Çok yağlı beslenmek de metabolizmanın hızlı çalışmasına engel oluyor. Bu nedenle günlük besin ihtiyacınızın sadece yüzde 18’inin proteinden oluşmasına özen gösterin. Fazla protein alımının böbrekleri yorduğunu da unutmayın.

Kadınlar Gittikçe Şişmanlıyor

balik-etli-kadin Sürekli şişmanlayan bir toplum olduk. Obezite Türk kadınları arasında yüzde 41 oranlarında, erkeklerde ise bu oran yüzde 21′lerde…

Sindirim sistemi ve karaciğer hastalıkları uzmanı hekimlerin mezuniyet sonrası en önemli toplantılardan biri olan Çapa Gatroenterohepatoloji günlerinin dokuzuncusu İstanbul’da gerçekleştirildi.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı tarafından düzenlenen toplantıda, sindirim sistemi ve karaciğer ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi ile ilgili bilgiler güncellenerek, son bir yıl içinde ortaya çıkan en yeni tanı ve tedaviler tartışıldı.

2 gündür devam eden oturumlarla ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Kaymakoğlu, Türk toplumun en büyük sorunlarından birisinin obezite olduğunu belirterek, “Maalesef sürekli şişmanlayan bir toplumuz. Obezite Türk kadınları arasında yüzde 41 oranlarında. Maalesef kadınlarımız şişman, erkeklerde ise bu oran yüzde 21′lerde. Bu konuda önlemler alınmalı. Artan fastfood mutfağı da bunun en önemli gerekçelerinden birisi. Dolayısıyla sağlıklı beslenme ile bu sorunlar azaltılabilir” dedi.

HEPATİT B ORANLARINDA DÜŞÜŞ VAR

Kaymakoğlu, Türkiye’de Hepatit B virüsünün taşıyıcılığının azaldığına dikkat çekerek, buna karşılık yağlı karaciğer hastalığının arttığını söyledi. 1980 ve 1990 yıllarında yapılan araştırmalarda Hepatit B virüsü taşıyıcılığının yüzde 6′lar civarında bulunduğunu belirten Kaymakoğlu, “Ancak son yapılan kapsamlı araştırmada bu rakamın 3,9 oranlarına gerilediğini gördük. Ancak bunun nedeni aşılar değil. Son yapılan araştırmada, Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu işbirliğinde Türkiye genelindeki 5 bin 465 erişkin taramadan geçirildi. Yani son yapılan araştırmanın sonuçları daha gerçekçi” dedi.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynel Mungan da, toplumda giderek artan mide rahatsızlıklarının birçoğunun dengesiz beslenme ve stres sonucu oluştuğuna dikkat çekerek, ağrı kesici ilaçların gereksiz kullanılmasının da birçok mide rahatsızlığına neden olduğunu söyledi. Mungan, “Ağrı kesici ilaçlar gereksiz yere kullanılmamalıdır. Bitkisel ilaçların birçoğunda içindeki etken maddesinin hangi miktarda olduğunu bilmiyoruz. Bu nedenle kullanılmasını sıklıkla önermiyoruz. Ancak belli bir madde belli oranlarda sanayide ortaya çıkmışsa kullanılabilir” dedi.

ÜLSER HASTASI AZALIYOR, REFLÜ HASTASI ARTIYOR

Toplantıda konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Filiz Akyüz ise son yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de ülser hastalığının azaldığının, buna karşılık reflü rahatsızlığının ise arttığını söyledi. Akyüz, “Türkiye genelinde son 20 yılda ülser hastalığının azaldığını görüyoruz. Bunun nedeni helikobakterinin azalması. Reflü hastalığı ise giderek artıyor. Bunda fastfood mutfağının giderek yaygınlaşmasının büyük önemi var” diye konuştu.

İHA

Zayıflayamamanın Asıl Nedeni

bu-kirmiziya-dikkat ABD’de Brigham Young Üniversitesi’nden nöroloji uzmanı Mark Allen ve ekibi, kadınlar arasındaki güzellik ve zayıflık rekabetini bilimsel olarak araştırdı. Buna göre insanların zayıflayamamasının ana nedeni, uzun bir çabayı göze alamamaları…

Mark Allen ve ekibi tarafından yapılan çalışmada, mayolu, şişman bir kadın görüntüsü kadın deneklere izletildi ve deneklerin kendilerini hemen ekrandaki görüntüyle kıyasladıkları, beyin faaliyetleri olarak tespit edildi. Aynı deney, erkeklere de yapıldı, ama hemcinslerini mayoyla gören erkeklerin beyninde böyle bir faaliyete rastlanmadı.

Kadınların görünüşlerine bu kadar kafayı takmalarının, zayıflama sektörünün giderek “şişmanlaması”na neden oluyor. 2009’da yayımlanan “Global Weight Loss and Diet Management Market” (Global Zayıflama ve Diyet Yönetimi) adlı rapora göre bugün global zayıflama pazarının büyüklüğü 363 mil yar dolar civarında. Bu rakamın 2014’te 586 mil yar dolara çıkacağı tahmin ediliyor.

Çok emek gerek

Ama asıl önemli olan, nasıl kilo verdiğiniz ve gerçekten bunun için gereken her şeyi yapıp yapmadığınız. Oysa insanlar, çoğu zaman gereken her şeyi yaptığını sanıyor. Değil kilo vermek, kilo kontrolü için bile aslında epey ter dökmek gerekiyor.

Zayıflama endüstrisinin albenili vaatleri çekici görünse de ne yazık ki gerçekleri yansıttığını söylemek zor. En azından Harvard Tıp Fakültesi araştırmacılarına göre. Orta yaşlı 34 bin 79 kadını 13 yıl boyunca izleyen Harvardlı araştırmacılar, çalışmanın sonunda kilo almayan katılımcıların ortak özelliklerini tespit etmişler; haftada 5 kez toplam 7 saat egzersiz ve diyet yapmak. Dahası, diyet yapmayan katılımcılar, bu kadar egzersize rağmen kilo veremeyip ancak mevcut kilolarını korumuşlar. Yani araştırma ya göre kilo kaybetmek için sadece fiziksel aktivite yeterli değil.

Araştırmada “Gün de 60 dakikalık egzersiz, ancak normal vücut kitle endeksini korumaya ve kilo almamaya yardımcı oluyor” deniyor. Dolayısıyla kilo vermek ve o kiloda kalmak için boğazınıza hakim olmak ve daha fazla egzersiz yapmanız gerekiyor; hem de sadece yazın değil hayatınız boyunca.

Diyet ürünleri ve mucize haplar gözünüzü boyamasın

Konuyla ilgili geçen haftalarda bir makale yazan Newsweek bilim editorü Sharon Begley, şu noktaya dikkat çekiyor:

“Spor yapmak şekerli içecek ihtiyacımızı artırıyor (bir şişe meşrubatı kafaya dikiyoruz), acıktırıyor (böylece daha fazla yiyoruz), bir ödül hak ettiğimize inandırıyor (yemeye devam ediyoruz) ve aldığımız kalorileri kolayca yakabileceğimiz hissi uyandırıyor (yemeye devam)…”

O halde daha da çok terlemek gerekiyor ya da açlığı bastırmak için sadece diyet ürünler tüketebilirsiniz. Ancak son yıllarda büyük bir pazara dönüşen diyet ürünlerin etiket bilgilerini iyi okumak gerek. Zira şeker yerine tatlandırıcı kullanılan bazı diyet ürünleri neredeyse diyet olmayan ürünler kadar yağ içerebiliyor.

Birçok kişi, zayıflama haplarının her şeye değer olduğunu düşünüyor. Oysa, bu tür hapların sinirlilik ve kaygı bozukluğundan vitamin eksikliğine kadar pek çok yan etkisinin olduğu ve aslında iddia edildiği kadar da etkili olmadığı yönünde onlarca araştırma var.

Bel İnceltme İpuçları

diyet Birçoğumuz kilolara kafamızı takarız ama aslında önemli olan bel ölçüsüdür. Çünkü, bel ölçünüz genel sağlığınız açısından en iyi ve tek göstergedir. Bel ölçüsü kontrolü programınızın işe yaraması için, ne kadar çok yediğinizi veya yemediğinizi asla düşünmeyeceğiniz pratik bir plana ihtiyacınız var.

Nasıl bir egzersiz programı olmalı?

Siz egzersizin bir parçası olan, son derece basit ama bir o kadar da etkili egzersizimi bir deneyin. ‘Görünmez sandalye’ adını verdiğim bu egzersizi herkes yapabilir. Basit ve çok etkilidir. Bütün bacağı güçlendirir. Sırtınızı bir duvara dayayarak sandalyeye oturur gibi havada oturun (sandalye olmadan!) ve avuçlarınızı dizlerinize dayayın.

İşiniz bittiğinde kolayca ayağa kalkabilmek için bu hareketi tutunabileceğiniz bir mobilyanın yanında yapın.

Topuklarınızı dizlerinizin tam altında, 90 derecelik açıyla tutun; omuzlarınız arkaya kıvrılmalı, başınız duvara dayanmalı. Bu şekilde olabildiğince uzun süre durun ve her seferinde süreyi 2 dakika artırmaya çalışın. Yüz kaslarınızı gevşetin ve yavaş nefes alıp verin.

Mehmet Öz’e göre birçoğumuz kilolara kafamızı takarız ama aslında önemli olan bel ölçüsüdür. Çünkü, bel ölçümüz genel sağlığınız açısından en iyi ve tek göstergedir. Bel ölçüsü kontrolü programının işe yaraması için, ne kadar yediğinizi veya yemediğinizi asla düşünmeyeceğiniz pratik bir plana ihtiyacınız var. Mehmet Öz, belinizi inceltecek sırları paylaşıyor:

Kalın belin zararları

Bel çevresi büyük olan insanlarda omentum yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, insülini bloke ederek şeker hastalığını ortaya çıkarır. Safra taşları yapar, bu taşlar da safra yolunu kapatır, safra inemez, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır.

Çalışanların uygulaması kolay tarif

Sağlıklı bir kilo için, yeme sisteminizi otomatikleştirirseniz kolay. İşte sizler için ailemle birlikte her sabah yediğimiz kahvaltının tarifi; özellikle damak zevkinize alternatif önerilerimizden biri olarak da kabul edebilirsiniz.

5 dakikada hazırlanabilen tipik bir tarif ki ben buna ’sihirli kahvaltı bombası’ adını veriyorum:

- 2 kişilik, kişi başına 136 kalori
- 1 kaşık (1/3 fincan) soya proteini
- 1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı
- 1/2 fincan çilek
- 1 büyük boy muz (veya hangi meyveyi seviyorsanız)
- 1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi veya bal
- 30 gram buzlu su ve eğer isterseniz, vitamin tozları

Neden çoğu diyet başarısızlıkla sonuçlanıyor?

Çoğu insan doğrusal bir zihin yapısına sahiptir. Şöyle düşünürler; eğer biraz iyiyse, daha fazla daha iyidir. Ama sağlıklı beden, genellikle doğrusal değildir. Günde 100 kalori daha az alırsanız, her ay yarım kilo verirsiniz ve bir etki görmezsiniz. Ama günde 100 kalori daha az alırsanız (daha fazlası daha iyi değil mi?) muhtemelen yoyo diyetine girersiniz ve verdiğiniz kiloları geri alırsınız. Bunun nedeni, açlığın metabolizmayı yavaşlatmasıdır. Aynı zamanda karbonhidrat metabolizmanız da yavaşlar. Dolayısıyla, sonunda elinize bir şeker çubuğu geçirdiğinizde, aldığınız kalori çabucak yağa dönüşür.

Stres şişmanlatıyor mu?

Göbek yağı (omentum) özellikle stresle artar ve stres hormon alıcıları vardır; dolayısıyla bel ölçünüz, bedensel stresiniz açısından en iyi göstergedir. Stresle ve bel ölçüsüyle başa çıkmak, büyük ölçüde vücudunuzdaki iltihaplanma seviyeleriyle başa çıkmak demektir. Omega-3 yağ asidi, karaciğerlerimizde iltihaplanmaları önleyen proteinleri (PPAR denir) harekete geçirir ve böylece biyolojimiz obezlikten kaynaklanan iltihaplanmaları gidermede daha etkili olur.

Bu, fazla kilolardan kaynaklanan hastalıklardan uzak durmamızı sağlar. Aynı sağlıklı yağlar, açlık hissi uyandıran ‘grelin’ hormonu saklar. Yapay yağlar tam aksi etki yapar ve ‘nfKB’yi (hücresel seviyede iltihaplanmalar için en önemli etken) uyarır ve çok zararlı bir etki yaratır.

Tartılmak yerine belinizi ölçün

Bazı insanlar, televizyon programlarının sadece akşamları yayınlandığı günlerden beri basküle çıkmamıştır. Bu sorun değil. Bizim için kilonuzu bilmeniz önemli değil… İhtiyacınız olan tek şey bir mezura. Göbek deliğinizin hizasından bel çevrenizi ölçün ve bulduğunuz rakamı yazın. İdeal sağlık göstergesi olarak, kadınlar için ideal bel ölçüsü 82 santimdir. Eğer 93 santimi geçerseniz, sağlık riskiniz artar. Erkekler için ideal ölçü ise 88.5 santimdir. 101 santimden yukarısı sağlık riski demektir.

Mehmet Öz bel egzersizini anlatıyor

Siz egzersiz’in bir parçası olan, son derece basit ama bir o kadar da etkili egzersizimi bir deneyin. ‘Görünmez sandalye’ adını verdiğim bu egzersizi herkes yapabilir. Basit ve çok etkilidir. Bütün bacağı güçlendirir. Sırtınızı bir duvara dayayarak sandalyeye oturur gibi havada oturun (sandalye olmadan!) ve avuçlarınızı dizlerinize dayayın. İşiniz bittiğinde kolayca ayağa kalkabilmek için bu hareketi tutunabileceğiniz bir mobilyanın yanında yapın.

Topuklarınızı dizlerinizin tam altında, 90 derecelik açıyla tutun; omuzlarınız arkaya kıvrılmalı, başınız duvara dayanmalı. Bu şekilde olabildiğince uzun süre durun ve her seferinde süreyi 2 dakika artırmaya çalışın. Yüz kaslarınızı gevşetin ve yavaş nefes alıp verin.

Aşkın İnadı...

ask

Cebimde, 'üstü kalsın' dediğin

bir aşkın bahşişini taşıyorum,

yalnızlık cüzdanımda.

Vücudum, son sevişmemizden

yadigar kalan

zevk çığlıklarının sarhoşluğunda.

Bir kentin duvarlarına asılmış

kayıp ilanlarındaki yüzlere benzeyen,

garip aşk suretindeki yokluk halindeyim, boşluğunda.

Suya hasret kalmış,

solmuş bir sonbahar yaprağının

bedenime düşen izdüşümsel yansımasında…

Aşk ibresi hep yokluğa bakan

bir pusulaya inat,

yollara düşmüş bir aşkın dervişiyim.

Yoklukla var olan,

Şarapla hayat bulan,

Aşktan meşk alan!

Ünlülerin Tatlı Krizi Çözümleri

Ruh halinize göre doğru beslenin Birçok kadının kâbusudur tatlı krizleri. Özellikle regl öncesi dönemde bir parça tatlı için tüm diyeti bozma cesaretini gösteren kadınlar arasında hepimizin çok yakından tanıdığı isimler de bulunuyor.

Ünlü olmaları onların da tatlı krizine giremeyecekleri anlamına gelmiyor. Ama onlar buna rağmen zayıf kalabiliyorlarsa, biz de onların yöntemlerini öğrenip kendimize uygulayabiliriz.

Sema Şimşek

Çocuk sahibi olmasına rağmen, eski fiziğine sahip olan başarılı manken Sema Şimşek, tatlı krizlerini nasıl yeniyor dersiniz? Tatlıyla arasının çok iyi olmadığını söyleyen Şimşek, eğer tatlı krizi gelirse evde yaptığı tavukgöğsünü yemeyi tercih ediyor. Bir diğer tatlı alternatifi de esmer şekerle evde yaptığı vişne ya da çilek reçelini bir dilim ekmeğe sürüp yemek!

Ahu Türkpençe

Ünlü oyuncu şanslı olanlardan; çünkü tatlı krizine girmediğini söylüyor. “Benim için fark etmiyor; çünkü tatlı çok yemem” diyen oyuncu formunu buna borçlu olmalı.

Dolunay Soysert

Başarılı oyuncu Dolunay Soysert, tatlı krizi geldiğinde sütlü tatlıları tercih eden ünlülerden. Sütlacı çok sevdiğini söyleyen Soysert, eskiden çok fazla tatlı krizine girdiğini, fakat yaşının ilerlemesiyle birlikte bu sorunu aştığını belirtiyor. “Bunun sebebinin ne olduğunu bilmiyorum” diyen Soysert, şanslı olan kişilerden biri olmalı.

Emel Acar

Her geçen yıl hem güzelliği hem de yaptığı işlerle adından söz ettirmeyi başaran Emel Acar, 35 yaşında ve 56 kilo. Eski manken şimdilerin modacısı Acar, tatlıyı çok fazla sevmediğini söylüyor. Fakat her kadın gibi onun da tatlı krizi gelebiliyor. Böyle bir durumda ilk yaptığı şey kayısı yemek oluyor. Üzerine bir bardak su içtiğini söyleyen güzel modacı, üzüm ve inciri de tatlı krizi zamanında tüketiyor. Düzenli olarak spor yapan Acar, tatlı yemesi gerektiğinde ise sütlü tatlıları tercih ediyor. Haftanın 3 günü pilates ve 2 günü de yürüyüş yapan iki çocuk annesi Emel Acar’ın vazgeçemediği şeyler arasında ise sabahları sıcak suyun içine kayısı koyarak içmek var. Limonla balı da karıştırarak içen Acar, formunu bu şekilde koruyor.

İpek Tuzcuoğlu

Tatlı krizini yenmekte güçlük çekenlerden biri de, güzel oyuncu İpek Tuzcuoğlu. Tatlı krizi geldiğinde kayısının içine saf kakao koyuyor ve bununla tatlı yeme isteğini bastırmaya çalışıyor. Bitter çikolataya dayanamayan ve çok sevdiğini söyleyen başarılı oyuncu, tatlıdan uzak kalmak istediği zaman yoğurdun üzerine pudra şekeri döküyor. Fakat bu yöntemlerle zorlandığını söyleyen oyuncu, “En sevdiğim şey tatlı” demekten de kendini alıkoyamıyor.

Nefise Karatay

Güzel manken Nefise Karatay, tatlıya düşkün olmadığını, fakat günde iki parça çikolata yediğini söylüyor. Vücudunun güzelliğini belki de buna borçlu olan Karatay, tatlı krizi geldiğinde ise genelde incir ve kuru meyve yiyor.

Tülin Şahin

Her zaman güzel fiziğiyle ön planda olan Tülin Şahin, tatlı yemekten vazgeçemediğini söylüyor. Düzenli olarak spor yaptığı için tatlı krizlerinin önüne geçmeye gerek duymayan güzel manken, en çok şekerpare, güllaç ve baklavayı seviyor. Fakat spor yapmayanların bu tatlılardan uzak durması gerektiğinin de altını çizen Şahin, kilo almamak için tatlı yerine elma, incir, kuru meyve yediğini belirtiyor.

Seren Serengil

“Tatlı krizlerine nasıl engel oluyorsunuz?” sorusuna “Çok zor” diyerek cevap veriyor. Bir tatlı fanatiği olan güzel yıldız, tatlı krizlerini geçiştirmeye çalıştığını, fakat bir türlü kendine engel olamadığını söylüyor. Özellikle regl döneminde gofret ve sütlü tatlıları tercih etse de, çoğu zaman tatlıya karşı koyamadığını da söylemeden geçemiyor.

Zeynep Mansur

Güzel fiziği ve sesiyle her zaman beğenilen Zeynep Mansur da tatlı hayranlarından biri. Tatlıyı çok sevdiğini ve yediğini, fakat kendini engellemek istediğinde sütlü tatlıları tercih ettiğini söylüyor. Beyaz çikolataya dayanamayan Mansur, tercihini tatlı yemekten yana kullanıyor.

Kaynak: e-kolay

GÜNÜN SÖZÜ

"Başarı, istediğini elde etmek, mutluluk ise, elde ettiğini sevmektir."
Brawn

Hünkar Beğendi

hunkar-begendi

Malzemeler:

1 kilo patlıcan
2 kaşık un
2 kaşık tereyağ
Süt
Kaşar peyniri

Üst Malzemeleri:

750 gram kuzu veya dana kuşbaşı et
2 adet orta boy kuru soğan
2 adet domates
2 adet yeşil biber
2 adet küçük kırmızı acı biber
Tuz, karabiber
1 kaşık tereyağ

Yapılışı:

Patlıcanlar közlenip soyulur, limonlu suda bekletilir. (Kararmaması için)
Un tereyağında kavrulur, patlıcanlar iyice ezilip kavrulan una katılır. İçine yavaş yavaş sütü eklenir. Kaşarpeyniri, karabiber ve tuz eklenip ateşten alınır.
Etler teflon tencereye konulur. Suyunu çekince tereyağ eklenip biraz kavrulur. Soğanlar yemeklik doğranır ve etlerle birlikte iyice kavrulur. Küçük doğradığımız biberler, domateslerde eklenip domatesler suyunu çekene kadar pişirilir. Etler pişmemişse çok az sıcak su eklenir suyunu çekince ateşten alınır.
Patlıcanlar servis yapacağımız geniş bir tabağa alınır üzerine hazırladığımız etler konulup sıcak servis yapılır.

Kara Kedi

kara-kedi

Sevgi & Aşk