| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )

Bir Kadin Fenomeni

Kadinlara Dair Ne Varsa Hepsi Burada... Şiişşşttt Erkekler, Meraklisina...

Hiperaktivite Nedir, Yaramazlıkla Nasıl Ayırt Edilir?

cocuk Çocuğunuz yaramaz mı yoksa hiperaktif mi? Hiperaktivite bir yaramazlık biçimi değil, hastalıktır. Öğretmen, aile ve uzman işbirliği ile tedavi edilmesi gereken bu hastalıkla ilgili merak edilenleri Psikolog Pelin Kuzugüdenli anlatıyor…

Hiperaktivite nedir?

Hiperaktivite, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, dürtüsellik (ataklık) ve dikkat eksikliği belirtileri olan bir bozukluktur. Başlangıç yaşı 3-4 olarak gösterilse de belirtiler daha küçük yaşlarda da izlenebilir.

Bebeklerde görülebilecek hiperaktivite belirtilerini şöyle:

  • Huysuzluk
  • Huzursuzluk
  • Fazla uyuma
  • Sürekli ağlama


Okul çağı çocuklarına hiperaktivite tanısının konulabilmesi için 7 yaşından önce şu belirtilerin görülmesi gerekir:

  • Aşırı hareketlilik
  • Dürtüsellik (ataklık)
  • Dikkat eksikliği

Hiperaktivitenin erkeklerde görülme olasılığının kızlara oranla 3-4 kat fazla oluyor. Ayrıca, hiperaktivite ile yüksek zeka arasında herhangi bir bağlantı gözlenmiyor.

Hiperaktivite neden olur?

1- Kalıtım etkisi
Hiperaktivite belirtileri gösteren çocukların birinci derece akrabalarında hiperaktivite görülme olasılığı çok daha yüksektir.

2- Beyindeki bazı yapısal işlev bozuklukları
Dikkat eksikliğine, dikkatin yoğunlaştırılmasına ilişkin birtakım problemler yaratır.

3- Çevre etkisi
Doğrudan doğruya hiperaktiviteye yol açtığı söylenemez. Ancak genetik bir yatkınlık varsa tetikleyici çevresel etkenlerle hiperaktivite ortaya çıkabilir. Bu etkenler, ailenin tutumları, doğum öncesinde bazı doğum komplikasyonları, hamilelikte kullanılan ilaçlardır.

Şu anki yöntemlerle hiperaktivitenin doğum öncesinde tespit edilme olasılığı yoktur. Bu nedenle hamilelikte ilaç, madde, alkol, sigara kullanımını önleme dışında alınabilecek herhangi bir önlem bulunmuyor.

Kaç çeşit hiperaktivite vardır?

1- Bileşik tip
Hem hiperaktivite hem ataklık hem de dikkat eksikliği bir aradadır.

2- Hiperaktivite ve ataklığın önde olduğu tip
Bu tipte dikkat eksikliği daha az gözlenirken, aşırı hareketlilik söz konusudur. Bu çocukların ders başarıları kötü değildir, ancak hareketlilik nedeniyle uyum sorunu yaşayabilirler.

3- Dikkat eksikliğinin önde olduğu tip
Hareketlilik belirtileri çok fazla gözlenmez. Dikkat eksikliği nedeniyle okul başarıları çok iyi değildir.

Hiperaktivite çocuklarda çok yaygın bir hastalık mı?

Hiperaktivitenin dünyada ve Türkiye’de görülme sıklığının benzer oranlarda. Hiperaktivite, okula başlayan çocukların yüzde 2-3’ünde görülür. Ülkemizde aileler hiperaktivite konusunda daha bilinçli hale geldi, ancak yine de hiperaktivite belirtilerinin yaramazlık ve benzeri durumlarla karıştırıldığı oluyor.

Hiperaktif bir çocuk ile yaramaz bir çocuk arasında ne fark var?

Her yaramaz çocuk hiperaktif değildir. Yaramaz çocuk mizaç özelliklerin yanı sıra ailenin tutumu gibi çevresel etkenlerin altında bazı davranışlar gösterebilir. Bir çocuğa hiperaktif denebilmesi için gözlenmesi gereken davranışları şöyle:

  • Dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik belirtilerinin dış uyaranlara bağlı olmaksızın var olması gerekir.
  • Çocuk aşırı hareketlidir; elleri, ayakları kıpır kıpırdır. Sınıfta ya da oturması gereken diğer yerlerde oturmaz ya da otursa bile çok kısa bir süre sonra kalkar. Çoğu zaman çok konuşur, bağırır, başkalarını rahatsız eder ya da yaptıkları işten alıkoyar. Gereken eşyaları unutma da sık görülen özellikleri arasındadır.
  • Dürtüsellik hakimdir. Tehlikeyi kavrayamaz, birden atılır, soru bitirilmeden cevap verir, başkalarının yaptığı işlerin arasına ya da konuşmalarının arasına girer. Başladığı bir işi bitiremez.
  • Dikkat eksikliği görülür. Derslerinde önemli hatalar yaptığı için okul başarısızlığı yaşar.

Hiperaktif çocuğa nasıl davranmak gerekir?

Hiperaktivitede tedavinin ön koşulu okul, aile ve uzman işbirliğinin sağlanmasıdır.

Anne babanın çocuğun davranışlarının bir yaramazlık belirtisi olmadığını, rahatsızlığın sonucu olduğunu algılayabilmesi gerekir. Ancak aşırı hoşgörülü olmak, çocuğun her yaptığına izin vermek de doğru değil. Bazı kurallar koyulmalı ve bunlara kararlı bir şekilde uyulmalı. Çocuğun çabası desteklenmeli ve performansının her zaman için iyi olması beklenmemeli.

Hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar daha fazla ödüllendirilmeli. Olumlu davranışların ödüllendirilmesi tekrarlanma olasılığını artırır.

Öğretmenin yönlendirilmesi ile çocuğun sınıfta dikkat dağılmasını azaltmak için pencereden uzak, tahtaya yakın bir yere oturtulması gerekir. Çocuğun performansının değil, çabasının desteklenmesi önemlidir. Ödev yaparken çocuğun ihtiyaç duyduğu yerlerde ara vermesine izin verilmeli. Türkçe, matematik gibi dikkatin yoğun olarak kullanılması gereken derslerin art arda olmaması, araya beden eğitimi, müzik, resim gibi yardımcı derslerin konulması gerekir.

Hiperaktivite nasıl tedavi edilir?

Erken tanıyla birlikte başlayan erken eğitsel tedavi olumlu sonuçlar doğuruyor. Psikolog Kuzugüdenli, tedavi yöntemlerini şöyle sıralıyor:

  • Davranış değiştirme programları
  • Özel eğitim
  • İlaç tedavisi
  • Aile danışmanlığı

Psikolog Kuzugüdenli, “Tedavinin olumlu sonuçlar doğurduğu bir gerçektir, ancak tamamen iyileştirilmesi şu an için mümkün değildir” diyor.

Ergenlerde hiperaktivite olur mu?

Hiperaktiviteyle ilgili herhangi bir önlem alınmadığı takdirde sorunlar daha da büyüyerek devam eder. 10 yaşından sonra aşırı hareketlilik bir miktar azalsa da ataklık, topluma aykırı davranışlar, ergenlik ve yetişkinlik çağında da görülür. Ergenlikte hiperaktivite görülme sıklığı yüzde 1-2 olarak biliniyor.

Normal bir çocukluk döneminden sonra ergenlikte hiperaktivite görülmesi mümkün değildir. Hiperaktivite belirtileri 7 yaşından önce ortaya çıkar ve tanısı konulabilir.

Hiperaktivitenin ergenlikteki göstergeleri madde bağımlılığı, kaygı, depresyon gibi belirtiler olabildiği için tedavisi küçük çocuklara göre daha zordur.

4 tehlikeli erkek modeli

tehlikeli_erkek Kıskanç sevgili
Sevgiliniz sizi el üstünde tutuyor ve pamuklara sarmalayıp sarmak istiyorsa bu elbet çok keyifli bir histir. Ama dozu kaçtığında da dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. Çünkü bu erkek modeli, diğer erkeklerin sizi beğeneceğinden çok fazla endişe duymaktadır. Biriyle mesajlaştığınızda veya onsuz dışarı çıkıp bir arkadaşınızla buluştuğunuzda kıskançlıktan çılgına dönebilir.

Peki kıskanç sevgiliyle nasıl baş edilir? Öncelikle ona tamamen açık olmalısınız. Ondan bir şeyler saklamaya başladığınız anda, onun güvensizliğini haklı çıkarmış olursunuz. Saklamayıp anlattığınız bazı konular onu sinirlendirebilir. Ama bu konularda bir gerginlik çıkardığında öncelikle siz sakin olun ve ondan bir şey saklamak istemediğinizi ve bunu onu çok sevdiğiniz için yaptığınızı söyleyin. Bu şekilde ona kendi problemiyle yüzleşmesini sağlamış olursunuz.

İşkolik sevgili
Bir sevgilinizin olmasına rağmen; evinizde sürekli yalnız yemek yediğinizi, televizyon karşısında yalnız keyif yaptığınızı, dışarı her çıktığınızda yanınızda partnerinizin yoksun olduğunu mu fark ettiniz? Ve onu ne zaman arasanız işte, değil mi? O zaman eşiniz işkolik demektir. Haftaiçi görüşemediğiniz gibi, iş dışı zamanlarda da işten dolayı yorgun olacağı için görüşemeyebilirsiniz.

Peki işkolik sevgiliyle nasıl başa çıkmalı? Yapmanız gereken en önemli şey, onun bu iş meşgalesinin yerine bir başka uğraş bulmak… Onun karakterine uygun bir aktivite, bir hobiyi onunla tanıştırabilir ve işi unutup onlara bağlanmasını sağlayabilirsiniz. Kendinizi de bu aktivite veya hobiye katmayı unutmayın ki, birlikte bolca vakit geçirebilirin…

Bağlanmaktan korkan sevgili
“Seni çok seviyorum, ama bir ilişki istemiyorum”, “Seninle çok güzel vakit geçiriyorum, ama benden çok fazla bir beklentin olmasın”… Sevgili, daha doğrusu sevgili adayınızdan duyduğunuz sözler bu şekildeyse, onun gerçek anlamda bir bağlanma korkusu var demektir. Bunun altında yatan genelde önceki deneyimlerinden kaynaklamaktadır.

Bağlanmaktan korkan sevgiliyle nasıl baş edilir? Öncelikle sakin olun. Bunu ona en güzel şu şekilde ifade edebilirsiniz: “Sensiz de dışarı çıkabilirim, programlar yapabilir, arkadaşlarımla buluşabilirim; ama seninle olursam bu zamanın daha güzel geçeceğini düşünüyorum.” Beklentilerden bahsetmekten, birlikte gelecek planları yapmaktan ve onun fazla üzerine gitmekten kesinlikle kaçınmalısınız. Kendi hayatınızın onsuz da gittiğini görünce o zaten size dönecektir.

Çapkın sevgili
Onunla gittiğiniz her davet, yaptığınız her program tamamen stres dolu mu geçiyor? Çünkü ortamdaki her kadınla flört ediyor veya hemen her kadına fazla yakın davranıyor. Yakınlaştığı kadınların onu beğeniyor olması onu iyice havaya sokuyor. Bütün bu durumlar da haliyle sizi çileden çıkarıyor. Size acı çektiren çapkın sevgili, en tehlikeli erkek modelidir.

Peki çapkın sevgiliyle nasıl başa çıkılır? Ona bu çapkınlık özelliğini bir suçmuş gibi yansıtmayın. Sadece sınırların ne olması gerektiği konusunda onunla konuşun. Açık görüşlü olmanız ve bu durumdan rahatsız olduğunuzu; kadınlarla elbet konuşabileceğini ama flört durumuna geçmesinin ilişkinizi zedelediğini söylemeniz doğru olacaktır. Bu konuşmaya rağmen çapkınlıklarını sürdürüyorsa, karar size kalmıştır…

Evlilik başvurusu nasıl yapılır?

evlilik_basvuru Nikah başvurusu nasıl yapılır? Yıldırım nikah için ne yapılmalı? Nikah yerinizi nasıl seçersiniz? Kimler nikah şahidi seçilebilir? Nikahla ilgili merak ettiğiniz her şey burada…

Evlenmek için nasıl başvurulur?

Müstakbel eşinizle birlikte yaşadığınız yerdeki evlendirme dairesine başvurmanız gerekir. Ancak, ayrı illerde oturuyorsanız kendi illerinizdeki evlendirme dairelerine ayrı ayrı da başvurabilirsiniz. Dosyalar nikahın kıyılacağı dairede birleştirilerek işlemler tamamlanır.

Ayrı illerdeyseniz ve birlikte başvurma olanağınız yoksa, bu durumda evlendirme dairesine müracaat için noterden vekalet verilmesi gerekir. Bu vekaletnamede, vekaletnamenin evlilik için olduğu, vekaleti alanın, verenin ve evlenilecek kişinin kimliklerinin tam olarak yazılması zorunludur. Bu şartları taşımayan vekaletnameler geçersiz sayılır.

Hangi belgeler gerekir?

Evlendirme dairesine giderek evlendirme memuruna evleneceğinizi beyan etmeniz gerekir. Bu beyanınız ikişer adet olan evlendirme beyannamesine geçer. Kimlik bilgileri ile fotoğrafınızın olduğu beyannameleri imzalamanız ve evlendirme memuru tarafından beyannamelerin tasdik edilmesi gerekir. Evlendirme beyannamelerini onaylayan memur, sizden şu belgeleri ister:

  • 6 adet fotoğraf
  • Nüfus kayıt belgesi
  • Nüfus cüzdanı örneği
  • Sağlık raporu


Nikah dairesi seçimi

Müstakbel eşinizle birlikte müracaat ettiğiniz evlendirme dairesinde nikah kıydırmak isterseniz bir sorun çıkmaz. Ancak, başka bir yerde nikah kıydırmak isterseniz evlenme beyannamesinin bir örneğinin onaylanarak size verilmesi gerekir. Bu belgeyi aldığınız takdirde Türkiye’nin ve dünyanın her yerinde evlenme hakkına sahipsiniz demektir.

Evlendirme dairesi dışında resmi tatil günleri de dahil, özel salonlarda, izinli olmak kaydıyla hastanelerde veya cezaevlerinde nikah kıyılabilir. Nikah kıyılamayan tek yer, ibadethanelerdir. Nikahın kıyılacağı yer konusunda nikah memuru açısından bir sıkıntı yoksa nikah her yerde kıyılabilir. Ancak, nikah memurunun dışarıda ve resmi mesai saatleri dışında kıyılacak nikah için mecbur olma durumu yoktur.

Nikah şahidi kim olmalı?

Nikah şahidi olmak için aranan şartlar reşit olmak, mümeyyiz olmak (ayırt edici gücü olmak) ve tanıklık ettiği kişiyi tanımaktır. Bunun dışında başka hiçbir koşul aranmadığı gibi ikiden fazla nikah şahidi olmasında da bir engel yoktur.

Yıldırım nikahı diye bir şey var mı?

Bugün için yıldırım nikahı adına özel bir mevzuat bulunmuyor. Acil nikah için gereken evraklar diğer evraklardan farksızdır. Evraklarını tamamlayanlar, evlendirme memurluğunun programına göre birkaç gün ya da bir hafta içinde evlendirilebilir.

Eski Medeni Kanun’da evlendirme beyanı olmadığından, bağlı bulunan muhtarlığa başvurulduğunda, belgelerin orada askıda kalma süresi söz konusuydu. Acil evlenmek isteyenler, o sürenin kısaltılması için doktor raporu ve mahkeme kararıyla yıldırım nikahı kıydırırlardı. Ancak şimdi zaten evlenmeye engel bir durum yoksa, birkaç gün içinde nikahın kıyılması söz konusu oluyor.

Allık kullanmanın püf noktaları

allik Allığın rengi çok koyu veya yoğun kaçtıysa ten renginizden daha açık bir pudra ile yoğunluğu azaltabilirsiniz.

Kuru bir cilde sahipseniz krem allık kullanmaktan kaçınmalısınız. Çünkü krem allık, kuru ciltte eşit miktarda dağılmadığından lekelerin oluşmasına yol açar. Bunun yerine toz allık kullanın.

İşte profesyonellerin hileleri
Makyaj uzmanları, allığı nasıl kullanacaklarını çok iyi bilirler. Cilde tazelik kazandırmak, şekillendirmek veya ışığı yansıtan pigmentleri kullanarak çizgileri yumuşatmak için allığa başvururlar. Kullanacağınız allık ister pudra, ister krem veya sıvı şeklinde olsun, sürerken önce geniş bir alana hafifçe uygulayın. Arkasından ön plana çıkarmak istediğiniz kısımların bir kat daha üzerinden geçerek vurgulayın. Ön plana çıkaracağınız kısımlar, ayna karşısında gülümsediğinizde yüzünüzün en çıkıntılı duran bölgeleri olmalıdır. Bu bölgelerden başlayın ve allığı dışa doğru yayın.

Üçgen yüzlüyseniz allığı elmacık kemiklerinin en geniş yerinde kullanmalı ve saçın başladığı yöne doğru gölgelendirmelisiniz. Daha oval bir yüzünüz varsa allığı elmacık kemiklerinin altından yanlara doğru uyguladığınızda daha hoş bir görünüm elde edersiniz.

Allık fırçam nasıl olmalı?
Toz allıklar için orta kalınlıkta ve uzun saplı bir fırçayı tercih edin. Bu fırça hem elinize tam oturacak hem de pudrayı eşit miktarda dağıtacaktır. Genellikle allık kutusunun içindeki fırçalar küçüktür ve allığı iyi yayamazlar. Bu fırçalar daha çok makyajı tazelemek için idealdir. Eğer yeni bir allık fırçası almayı düşünüyorsanız tercihinizi kapaklı olanlardan yana yapın. Böylece işiniz bittikten sonra kapatıp çantanızda taşıyabilirsiniz.

Baş dönmesi neden olur?

bas_donmesi Baş dönmesi aslında bir hareket yanılsamasıdır. Kişi, var olmayan bir hareketi varmış gibi algılar ve kendisinin ya da çevresinin hareket ettiğini zanneder. Dengesizlik hissi ise kişinin çevresine göre dengesini sağlayamama durumudur. “Baş dönmesi ve denge bozukluğu, oldukça sık rastlanan yakınmalardandır ve acile başvuruların yaklaşık yüzde 25’ini oluşturur. Bu yakınmalar, özellikle orta ve ileri yaş grubunda daha sıktır. Çocukluk çağında oldukça seyrek görülmektedir” diyor Florence Nightingale Hastanesi uzmanları…

Hareket ederken dengemizi sağlayabilmek için oldukça çok sayıda vücut sisteminin birlikte uyum içinde çalışması gerekmektedir. Bu da göstermektedir ki, çok sayıda sistemi etkileyebilen çeşitli hastalıkların sonucunda baş dönmesi ve dengesizlik yakınması ortaya çıkabilir. Doğru teşhis koyma, baş dönmesi olan hastalarda daha kısa sürede tanı ve tedaviye olanak tanıyacaktır.

Baş dönmesi nedenleri

Kulağa bağlı nedenler: Gerçek baş dönmelerinin çok büyük bir kısmından sorumlu olan organdır. Pozisyona bağlı baş dönmesi, baş dönmesi ile ilgilenen kliniklerde en sık rastlanan nedendir. Hemen hemen bütün hastalarda, başın hareketleri ile artan baş dönmesi yakınması mevcuttur. Tanısı, iç kulaktaki yarım daire kanallarının, bazı manevralara verdiği yanıtlara bakılarak konulur. Tedavisi, yarım daire kanallarının içerisinde yer değiştirmiş olan kristallerin tekrar yerine oturtulmasına dayalı özel manevralardır. Meniere hastalığı; işitme kaybı, kulakta çınlama, dolgunluk hissi ve baş dönmesi atakları ile karakterizedir. İç kulaktaki sıvıların dengesizliğinden kaynaklanır. Kulağın akıntılı kronik hastalıkları, işitme kaybı ile giden kulak hastalıkları, viral bir enfeksiyon sonrası denge sinirinin etkilenmesine bağlı kulak hastalıkları, ileri derecede damar tıkanıklığı yaşayan insanlarda oluşan iç kulağa daha az kan gitme durumu, bazen hiç bir nedene bağlı olmaksızın iç kulakta ki zarların yırtılmasına bağlı baş dönmesi atakları oluşabilir.

Travmalar: Sıklıkla başa alınan sert darbelerle, kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında baş dönmesi ile beraber bulantı ve kusma oluşabilir. Bazen kafa travması sonrası, herhangi bir kafatası kırığı olmadan iç kulak yapılarında sarsıntı ya da iç kulak kristallerinde yer değiştirmeye bağlı olarak baş dönmesi oluşabilir. Bu durumun düzelmesi haftalar ve aylar sürebilir. Böyle bir durumda, yıllar sonra bile özellikle pozisyon değişikliklerinde oluşan birkaç saatlik baş dönmeleri kalabilir.

Nörolojik hastalıklar: Beyin, beyincik gibi organlardan oluşan merkezi sinir sistemindeki kanama veya kan damarlarındaki tıkanıklıklara bağlı beslenme bozuklukları, multipl skleroz (MS), sifiliz, çeşitli beyin tümörleri, parkinson hastalığı, migren v.b. hastalıklar dengenin bozulmasına neden olabilirler. Hastanın öyküsünü alırken denge bozukluğuna eklenmiş olan kol ve bacaklarda güçsüzlük, vücudun herhangi bir bölgesinde his kaybı, çift görme, baş ağrısı, bilinç kaybı, ağız çevresinde karıncalanma hissi, konuşma bozukluğu vb. yakınmalar sorgulanmalıdır.

Dahili hastalıklar: Kalp yetmezliği, kalp kapakçığı hastalığı, kalp krizi, diabet, tiroid bezi hastalıkları, kansızlık, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon, posture bağlı düşük tansiyon, ileri kalp ritim bozuklukları, ani ve şiddetli su kaybı(ishal, kusma)

Psikolojik denge bozuklukları: Panik atak, anksiyete(huzursuzluk), stres, depresyon,

Baş dönmesi nasıl tedavi edilir?

Baş dönmesi, kendisi bir hastalık olmayıp başka hastalıkların belirtisi olduğu için nedeni belirledikten sonra etkene yönelik tedavi sağlanır.

Dengesizlik ve baş dönmesi yakınmalarına, multidisipliner bakış açısı içinde yaklaşıldığında ön tanı ve tedaviye ulaşılması sürecinin kısalması mümkündür. Tedavi, nedene yöneliktir. Baş dönmesini yaratan sebep ortadan kaldırıldığında hastanın yakınmaları düzelecektir.

Meniere hastalığı, ilaç tedavisi ve yaşam tarzında bazı değişiklikler ile yüzde 90 kontrol altında tutulur. Fiziksel ya da ruhsal stresi az bir yaşam tarzının yanında düşük tuz diyeti (günlük 1.5 gr altında) ile beslenmelidirler. Hayvansal yağ içeriği az olan besinleri tüketmek, kafein, alkol ve sigara türü iç kulakta sıvı basıncını arttırdığı düşünülen içeceklerden uzak durmak gerekir. Doktorunuz, baş dönmesini azaltacak ve kulaktaki dolgunluğu giderecek ilaç tedavisi başlayacaktır. Bulantı ve kusma olduğunda, bu şikayetleri azaltacak ilaçların alınması yeterli olabilir. Meniere hastası olan kişilerin bir kısmı, atak gelmeden krizin geleceğini hissedebilir. Kriz öncesi alacağı bazı ilaçlarla nispeten kontrollü bir atak geçirir. Ancak geri kalan hasta grubunda baş dönmesi atağı ani geldiğinden, bu tür hastaların özellikle taşıt kullanmaları sakıncalıdır. Aksi taktirde kişi hem kendi, hem de diğerleri için tehlikeli ve hasar verici olabilir.

Pozisyonel baş dönmesi olan hastalarda, partiküllerin iç kulakta şikayet oluşturmayacakları bölgeye yönlendirilmelerini amaçlayan repozisyon yani yerine oturtma manevraları ile yaklaşık olarak yüzde 90 oranından başarı sağlanmaktadır. Aynı kulakta sürekli olan ya da sık yineleyen, tekrarlayan repozisyon manevralarına rağmen iyileşme sağlanamayan ve semptomların şiddetli olduğu olgularda cerrahi müdahaleler gerekebilir.

Denge bozukluğu veya baş dönmesi olan her hastanın mutlaka sistematik bir muayeneye (özellikle kardiyovasküler, kulak burun boğaz ve nörolojik muayeneye) tabi tutulması gerekir. Diğer baş dönmesi nedenleri, ilgili branş hekimlerince doğru tanı konulduktan sonra çeşitli yöntemlerle tedavi edilecektir.

Genç bir görünüm için makyaj tüyoları

makyaj-tuyoYaş ilerledikçe daha bilinçli ve dikkatli olmalıyız. Yoksa küçük hatalar bile yüzümüzün çizgilerini, yaşımızın ipuçlarını ele verir.

Her kadın güzelliği ile nefes kesmek ister. Makyaj, güzelliğin en önemli tamamlayıcısıdır. Öne çıkmasını istedğiniz bölgeleri vurgulamak veya tam tersi saklamak için en ideal yöntemdir. Sadece yaptığımız makyaja biraz dikkat etmek bile, daha genç görünmenizi sağlayacaktır. Özellikle sadeleştirilen soft makyajın genç görünümde etkisi yadsınamaz.


Göz çevresine fondöten asla sürmeyin
İşe ilk olarak cildimizi kapatarak başlayalım. Çok kalın dokulu pudra ve fondöten kullanmayın ki, çizilerin arasında birikmesin. Göz çevresine fondöten sürme hatasına sakın düşmeyin. Çünkü bütün kazayağı çizgileri ortaya çıkarır. Daha ince dokulu olduğu için tercihiniz göz çevresinde concealer’dan (kapatıcı) yana olsun. Fakat cilt makyajından önce mutlaka günlük nemlendiricinizi uygulayın. Kuru ve nemsiz bir cilt, bizi her zaman olduğumuzdan daha yaşlı gösterir.


Kalın kaşlar yüzü daha ince gösterir
Yüz ifademizde kaşların önemi o kadar önemlidir ki, kaşlarda ufak bir değişiklik bile yüz ifadenizin değişmesine yol açar. Çok ince kaşlar genelde yüze olgun bir ifade verir. Kaşlarınızı kalınlaştırmak gözünüzün ön plana çıkmasına neden olacaktır. Güçlü kaşlar yüzü her zaman daha ince gösterir. Kaşınızın üst hattını yumuşak uçlu kaş kalemleriyle belirginleştirin. Ardından kaş fırçasıyla tarayarak kalemin dağılmasını sağlayın, görünümü doğallaştırın. Eğer kaş fırçanız yoksa eski bir diş fırçasını kullanabilirsiniz. Ben açıkcası diş fırçası ile çok daha iyi sonuçlar alıyorum. Bu arada yüzünüz yuvarlak ise yuvarlak kaşlardan özellikle kaçınmalısınız.

Kaş altına mutlaka açık renk far sürün
Daha aydınlık ve etkileyici bakışlar için kaş ve göz arasındaki mesafeyi açmak gerekir. Bunun içinde en doğru yol, kaş altına açık renk far sürmektir. Çok koyu ve renkli farlar kullanmayın. Yumuşak tonlu renkler seçin. Fildişi, sütlü kahve, açık dore tonlu farlar tercihleriniz olsun. Soğuk tonlardan kaçının. Bu renkler gözünüzün altına yorgunluk izleri katar. Mesela mor, mavi ve gri tonları soğuk renklerdir. Kahverengi ve tonları göz makyajı için en ideal renklerdir çünkü gözdeki yorgunluğu, şişliği, kızarıklıkları kamufle eder. Kaş altına ve göz kapağının tamamına pastel renkler kullanın. Kahverengi bir farı kirpik diplerinize sürüp dağıtın bu hem kirpiklere hacim kazandırır hem de gözlerini vurgulanmasını sağlar. Eğer ki göz kapağınızda sarkma ve kırışıklıklar oluşmuşsa ışıltılı farlardan kaçının. Göz kapağının tüm kusurlarını sedefli ve ışıltılı farlar ön plana çıkarır. Mat tonlar tercihiniz olsun. Üst kirpiklerinize maskara sürün. Çok gerekmedikçe alt kirpiklere maskara kullanmayın.


Beyaz göz kalemi gözleri vurgular
Genelde göz makyajında gözün içine siyah kalem kullanılır. Siyahın gözlerimizi ön plana çıkardığını düşünürüz. Doğru ön plana çıkarır ama doğru uygulanırsa. Mesela küçük göz yapınız varsa, gözünüzü daha küçük göstereceği için bundan kaçınmalısınız. Bunun yerine beyaz göz kalemini deneyin. Sonuçtan çok memnun kalacaksınız. Gözleriniz daha iri, ışıltılı ve genç bir görünüme sahip olacağınızın garantisini veririm. Ben beyaz kalemi Hülya Avşar’ a kullanırdım ve sonuç çok başarılı olurdu. Gözlerinin mavisi çok daha belirginleşir ve yüzüne ışıltı katardı. Canlı bakışlar için bunu kesinlikle denemelisiniz.

Kiremit rengi allıklardan kaçının
Daha genç bir görünüm için makyajda allığın önemi çok fazladır. Özellikle kullanılan renkler çok önemlidir. Koyu renk bordolardan, kiremit renginden uzak durun. Kullanmak isterseniz bile yoğunluğunu azaltarak kullanın. Pembe ve kayısı tonlarında olsun allıklarınız. Fakat bu renklerde bile kahverengi alt tonu olmasına dikkat edin. Allığı elmacık kemiklerinizin altına sürmeyin. Yüzünüzü çökük ve yaşlı gösterecektir. Elmacıklarınızın üzerine sürülen pembe ve kayısı tonları yüzünüze taptaze bir görünüm verir. Bununda doğru sürmek için, gülümseyin ve yanaklarınızın en öne çıkan kısımlarına allığı sürün. Bu stille biraz güneşten kızarmış veya soğuktan al al olmuş havasını yüzünüzde elde edeceksiniz. Bu teknik tam açıklamasıyla “elma yanak” tabiri edilen makyajdır.


Ruju, aynı renk dudak kalemiyle birlikte kullanın
Yaşımız ilerledikçe dudaklarımız eski formunu kaybeder. İncelir ve çevresinde çizgiler oluşur. Kalem kullanmadan direk ruj uygulamak yanlış olur. Çünkü rujlar yumuşak dokuludur, dağılır ve çizgilerin arasına dolar. Yumuşak uçlu ve mat dudak kalemleri kullanmaya başlayın. Fakat kalemin rujla aynı renk olmasına dikkat edin. Farklı renklerde kalemler makyaja yapay bir görünüm kazandırır. Allıkta tercihimiz olan kahve, pembe ve şeftali tonlarını, ruj ve kalemde de tercih etmek doğru olacaktır. Eğer daha genç görünmek istiyorsak, aklımızda daima bulunması gereken tonlar bunlar olmalıdır. İlk aşamada rujunuzun daha dayanıklı olması için dudaklarınıza pudra sürün, ardından dudak kalemini uygulayın. Dudaklarınızı inceyse büyütmek için kalemi çok fazla dışa taşırmayın. En fazla bir kalem çizgisi kadar dudak hattının dışına taşın. Dediğim gibi her şeyin fazlası yapaylıktır. Rujunuzla dudağınızın içini boyayın ve en son aşamada kullanacağınız hafif bir parlatıcı ile dudaklarınıza ışıltı katın. Işık oyunları dudakları olduklarından daha dolgun gösterecektir.

Suna Tensi

Ortamına göre makyaj önerileri

makya Makyaj bulunduğunuz ortama göre yapıldığı ve doğal göründüğü zaman güzel olur. İş yerinde, gündüz ve gece makyajınız nasıl olmalı?

Makyaj yapmayı gerçekten bilen insanlar her durumda bakımlı olmayı başarabilirler. Pikniğe giderken, spor yaparken, bir akşam yemeğine veya partiye gideceğiniz zaman, her defasında farklı bir makyaj yapmak gerekir. İşe giderken veya zamanınız çok kısıtlı olduğunda da soluk görünmek zorunda değilsiniz.

Spor yaparken
Makyajınız kibar ve sade olmalıdır. Fondöten kullanmayın. Çünkü terlediğiniz zaman fondöten sorun olur. Suya dayanıklı bir rimel, parlatıcı ya da açık renkli bir ruj yeterlidir. Bu hafif makyaj spor yaparken bozulmaz ve size taze bir görünüm kazandırır.

İşe giderken
İşe bakımsız ve soluk bir yüzle gidemezsiniz. Ama makyaj yapmak için yataktan bir saat önce kalkmak da herkese uygun değildir. İnsan erken kalksa bile sokağa çıkmadan önce yapması gereken pek çok şey sırada bekler. Hem size vakit kaybettirmeyecek hem de gün boyunca bakımlı görünmenizi sağlayacak sade bir makyaj için:

-Önce yüzünüze fondöten veya renkli bir nemlendirici sürün.
- Fondötenin dayanıklılığını arttırmak ve gün içinde cildin parlamasını önlemek için toz pudra uygulayın.
-Pastel renkte bir allık seçin.
-Sonra uygun renkte bir toz far sürün.
-Kirpiklerinizi iyice rimelleyin.
-Dudak çevresini kalemle belirginleştirin.
- Rujunuzu sürün.
Kalıcı makyaj yaptırırsanız bu süreyi çok daha kısaltmış olursunuz. Ayrıca yazın plajda dahi makyajlı görünürsünüz.

Gece makyajı
Gece çıkacağınız zaman, suni ışıkları ve gölgeleri hesaba katarak, daha frapan bir makyaj yapabilirsiniz. Suni ışık, renkleri soluklaştırdığından daha kuvvetli tonlar ve parlak altın renkleri gece makyajında uygun olur. Bunun için:

- Yüzdeki ufak kusurları kapatıcıyla örtün.
- Omuz ve dekolteyi de içine alacak şekilde fondöten sürün.
- Makyaj konusunda bir az deneyiminiz varsa, açık ve koyu renkli fondöteni suni ışık ve gölgelerin etkisini azaltmak için birlikte kullanın.
- Yüzünüze ve dekoltenize altın yaldızlı bir toz pudra sürün.
- Yüz biçimini allık yardımıyla belirleyin.
- Göz kaleminizi veya eyelineri siyah veya kahverengi seçerseniz, yumuşak bir duman rengi elde edersiniz.
- Kaşlarınızın altına aydınlatıcı sürün.
- Dudaklarınıza kuvvetli tonlarda bir ruj kullanıp, üzerine parlatıcı uygulayın.

Sıkı göğüsler için yapılacak egzersizler

spor-gogus Dolgun, sıkı ve dik duran göğüsler hemen her kadının hayalidir. İşte bunu başarmak için yapılması gerekenler...

Duruş, doğru beslenme, spor göğüsleriN duruşunu etkiliyor. İşte sıkı göğüslere sahip olmak için dikkat edilmesi ve evde yapılabilecek egzersizler…

Dik duruş önemli
Göğüslerinizin en çekici şekilde ortaya çıkması için gerekli olan ilk şey dik durmaktır. Sırtınızı düz tutmayı ve omuzlarınızı arkaya doğru çekmeyi alışkanlık haline getirmeniz, göğüslerinizin güzel durmasındaki ilk adım olacaktır.

Hangi sporlar etkili?
Dik durmanızı ve göğüslerinizin güzel görünmesini sağlayacak sporlar neler derseniz; dans ve jimnastiği tavsiye ederiz. Çünkü bu sporlar omuz arkalarını ve kolları sıkı bir şekilde çalıştıracaktır. Göğsü sert bir şekilde çalıştıracak sporlardan da uzak durmanızı öneririz; aerobik, binicilik, yüksek atlama gibi…

Kilo verirken dikkatli olun
Göğüslerinizin dolgun ve diri olması için kilonuz oldukça önemli bir etkendir. Aşırı kilo almanız gögüslerinizin şeklini olumsuz etkileyeceği gibi, aşırı kilo verdiğinizde aynı yanaklarınızın çökmesi gibi göğüsleriniz de dolgunluğunu ve sıkılığını kaybedecektir.

Protein ve süt ürünlerini hayatınızdan çıkarmayın
Unutmayın, enerji veren katkıları azaltmak demek, nişastalı besinler ve proteini beslenme programınızdan çıkarmak anlamına gelmez. Öğlen ve akşam proteinli besinler tüketmek ve günde 3 defa süt ürünü mutlaka almak gerekir.

Egzersiz Yaparak Stresinizi Azaltın

egzersiz-stres Yapılan araştırmalara göre ev işleri dahil haftada yapılacak 20 dakika fiziksel aktivite zihin sağlığını kuvvetlendiriyor.

Her hafta düzenli olarak yapılacak 20 dakikalık fiziksel aktivite ruh halini olumlu yönde etkiliyor. Zihin sağlığı için hangi egzersizin ve hangi süreyle yapılması gerektiği konusunda bilim adamları arasında henüz fikir birliğine varıldığını söylemek zor. Ancak, İskoçya'da yapılan ve British Journal of Sports Medicine'de yayınlanan bir araştırma, ev işleri de dahil olmak üzere haftada 20 dakika yapılacak fiziksel aktivitenin zihin sağlığını kuvvetlendirmeye yeterli olduğunu gösteriyor.

Araştırma kapsamında, yaklaşık 20.000 kişiden, zihinsel durumları ve haftalık fiziksel aktivite miktarını belirlemek amacıyla bir anket doldurmaları istendi. Ankete katılanların sıkıntı-endişe seviyelerini belirlemek üzere standart bir skala kullanıldı. Yapılan değerlendirme sonucunda araştırmaya katılanlardan 3.000'den fazlasının stres ve anksiyete sorunu yaşadığı ortaya çıktı.

Araştırma, yaş, cinsiyet ve uzun vadeli sağlık durumları gibi unsurlar kontrol altına alındığında herhangi bir fiziksel aktivitenin bireyin stres ve anksiyete riskini düşürdüğünü ortaya koydu. Buna göre ev işleri, bahçeyle uğraşmak, yürümek ve spor yapmak kişide stres ve anksiyete riskini azaltan etkinliklerden. Özellikle spor yapmak stres ve anksiyeteyi yüzde 33 oranında azaltıyor.

Fiziksel aktivite, başta kalp hastalıkları, belli kanser türleri olmak üzere birçok sağlık sorununun ortaya çıkma olasılığını azaltıyor. Bunun yanı sıra, glukoz intoleransı ve diyabet gibi hastalıkların risk faktörlerini de düşürüyor.

Peki, bedeni hareket ettirmek nasıl oluyor da beyinde olumlu etki yaratabiliyor? Uzmanlar bunu şöyle açıklıyor:

  • Egzersiz yapmak, sinir hücrelerinin büyümesini teşvik eden beyin kimyasallarını uyarır.
  • Egzersiz yapmak ruh hali üzerinde olumlu etkisi olduğu kanıtlanan serotonin salgılanma sistemini etkiler.
  • Yakın geçmişte yapılan araştırmalar, kalp kaslarının ürettiği ve "ANP" olarak bilinen stres düşürücü hormonun egzersiz sırasında hızlanan kalp atışı nedeniyle daha fazla salgılandığını göstermektedir. Daha fazla ANP üretimi beynin stres ve anksiyeteye verdiği tepkileri daha rahat kontrol etmesine yardımcı olur.

Sağlıklı Saçlar İçin Önemli İpuçları

sac-sagligiGüzel bir portrenin en önemli öğelerinden biri olan saçlar, aynı zamanda kış aylarında soğuk hava, yağmur ve kar gibi dış etkenlerden de çok çabuk etkilenmektedir.

Uz.Dr.Tuğba Türe, “Saç sağlığının korunması için yapılması gerekenler” hakkında bilgi verdi.

Sağlıklı saçlar kadın erkek herkes için çok önemlidir. Saçtaki kırılmalar, matlaşma ve pullanmalar, çevresel faktörlere, beslenme alışkanlıklarına ve yanlış uygulamalara bağlı olarak gelişebilir. Saçlara gerekli özen gösterildiğinde sağlıklı saçlara kavuşmak mümkündür.

Sağlıklı beslenme sağlıklı saçların altın kuralıdır

Öncelikle saçların kökünden beslendiği unutulmamalıdır. Dışarıdan uygulanan ürünler saçlara sağlık getirmez. Saçlar için gerekli olan vitamin ve mineraller ancak kan yolu ile saç köklerini besleyebilir. Demir, çinko, vitamin B12, folik asit ve biotinden zengin beslenmek saç sağlığı için gereklidir.(Kırmızı et, yumurta beyazı, kurubaklagiller)

Dengeli ve düzenli beslenmek, antioksidan yiyecekleri( sebze, meyve vb..) gerektiği kadar tüketmek, düzenli uyku ve stresten uzak durmak saç sağlığı için önemlidir. Dermatoloji uzmanına danışmadan saç sağlığı için önerilen ilaçların kullanılması doğru değildir.

Saç boyası ve jöle saçların zayıflamasına, kırılmasına ve matlaşmasına neden olabilir

Saç boyası, renk açıcılar, jöle, köpük, sprey gibi kozmetik ürünlerin bilinçsiz kullanımı saçlara zarar verebilir. Saç şekillendirici ürünler sık kullanımda ve saçtan temizlenmediğinde saçta kalıntı oluşturarak saç tellerinde zayıflama ve kırılmalara neden olabilirler.

Her gün yıkamak saça zarar verir

Saçlar gün aşırı ve ılık su ile yıkanmalıdır. Ayrıca ikisi bir arada ürünler yerine şampuan ve saç kreminin ayrı ayrı uygulanması daha doğru olacaktır. Saç kreminin saç uçlarına sürülmesi yeterlidir.

Sıcak fön kullanmayın

Saçların kaba ve sert bir biçimde taranması saçları yıpratabilir. Eğer kuru ve zor taranan saçlara sahipseniz durulanmayan bakım ürünlerini kullanarak saçlarınızı koruyabilirsiniz. Ayrıca saçlar kurutulurken ve şekillendirirken çok sıcak uygulamalardan kaçınılmalıdır.

Saçınızı sıkı toplamayın

Özellikle alın bölgesinde bant şeklinde görülen saç dökülmelerinin en sık sebebi sıkı toplanmış saçlardır. Bu tarz uygulamalar, zaman içerisinde kıl köklerinin zarar görmesine ve saç kayıplarına neden olabilir.

Sevgi & Aşk